ÖZET: Başvuran, annesinin malulen emeklilik talebinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından reddedilmesi üzerine yasal süreç başlatmış ve mahkeme, annesine malulen emeklilik aylığı bağlanmasına karar vermiştir. Ancak, ölüm aylığının hesaplanmasında yapılan değişiklikler ve kesintiler nedeniyle başvuran, toplam 86.938,14 TL’lik alacaklarının bir kısmının yanlış hesaplandığını iddia etmektedir. Özellikle, ölüm aylığının oranının %75’ten %50’ye düşürülmesi ve birikmiş aylıkların faiziyle ödenmesi talebi, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından reddedilmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın taleplerine ilişkin olarak, 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddelerine atıfta bulunarak, ölüm aylığının hesaplanmasında herhangi bir hata yapılmadığını belirtmiştir. Ayrıca, mahkeme kararında malullük aylığının faiziyle ödenmesine dair bir hüküm bulunmadığı için, başvuranın faiz talebinin reddedildiği ifade edilmiştir. Ancak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın malulen emeklilik aylıklarının güncel değerleri dikkate alınarak ödenmesi yönünde bir tavsiyede bulunmuştur.

Sonuç olarak, başvuranın ölüm aylığının eski haline getirilmesi ve mahsup edilen tutarın faiziyle ödenmesi talepleri reddedilmiş, ancak malulen emeklilik aylıklarının güncel değerleri üzerinden ödenmesi hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, başvuranın hak arama özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmeye devam edecektir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/8371-S.12791

BAŞVURU NO : 2019/6522

KARAR TARİHİ : 16/09/2019

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın ölüm aylığının hesabına itirazı ve birikmiş malullük aylıklarının faiziyle ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 25/03/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza, … T.C. Kimlik Numaralı … … vekili … … tarafından yapılmış olan başvuruda, başvuran özetle; annesi … …’in malulen emeklilik için 22/12/2010 tarihinde Sosyal

Güvenlik Kurumu’na başvurduğunu ve bu başvuru neticesinde hastaneye sevk edildiğini, hastaneden %80 oranında maluliyet oranı belirlendiğini, ancak Sağlık Kurulu Raporu’na istinaden yapılan başvuruya Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ret cevabı verdiğini, 20/09/2011 tarihinde İş Mahkemesinde dava açtıklarını, dava devam ederken 02/06/2013 tarihinde 4/b emeklisi … … eşi .. …’in vefat ettiğini, annesi … …’e ölüm aylığı bağlandığını, 2018 yılının

Temmuz ayında açılan davanın sonuçlandığını, mahkemenin 07/02/2011 tarihli Sağlık Kurulu

Raporu’na istinaden bu tarihi takip eden aybaşından itibaren malulen emekli aylığının bağlanması yönünde karar verdiğini, 30/11/2018 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu İl

Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduklarını, toplu aylık alacağının 86.938,14 TL olduğunu, 30.195,20 TL’lik kısmın kesinti ve kalan 55.938,94 TL’lik kısmın kurumdan alacakları miktar olduğunu öğrendiğini, kurumdan yapılacak olan ödemenin faiziyle birlikte ödenmesini talep ettiğini ancak mahkeme kararında böyle bir hüküm olmadığından bahisle bu talebinin reddedildiğini; öte yandan alınan ölüm aylığının 2018 Aralık ayında 1.257,99 TL iken 2019

Ocak ayında 760,25 TL’ye düşürüldüğünü, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bunun nedeni sorulduğunda … …’in emekli aylığına hak kazanması nedeniyle aldığı ölüm aylığı oranının

%75’den %50’ye düşürüldüğünü, mahsup edilen tutarın da çakışan emekli maaşlarındaki bu oran farklılığından kaynaklandığı cevabını aldıklarını, ancak oranın değişmesi durumunda emekli maaşının yine de ödenen tutardan daha fazla olması gerektiğini, Kurumun işlemlerinin hatalı olduğunu belirterek 07/02/2011 tarihi itibariyle ödenecek olan emekli aylığının, mahsup edilen 30.195,20 TL’nin, ölüm aylığındaki yanlış hesaplamadan kaynaklanan farkın faiziyle birlikte ödenmesini ve ölüm aylığının eski haline getirilmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 19/04/2019 tarihli ve … sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından

gönderilen 21/05/2019 tarihli ve … sayılı yazı ve eklerinde özetle:

2.1. 5510 sayılı Kanunun “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34 üncü maddesinde, ölen sigortalının Kanunun 33 üncü maddesine göre hesaplanacak aylığının dul eşine %50 oranında, Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde %75 oranında aylık bağlanacağının hüküm altına alındığı, 2.2. 08/01/2003 tarih ve 4784 sayılı “Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal

Sigortalar Kanunu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar

Kurumu Kanunu ile Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa

Göre Gelir veya Aylık Almakta Olanlara Sosyal Destek Ödemesi Yapılması Hakkındaki

Kanun” ile Kurum nezdinde emekli, dul ve yetimlerine genel bütçeden karşılanmak üzere 2003 yılında ödenecek olan aylık ve gelirlere ilave olarak sosyal destek ödemesi (SDÖ) yapılmasının hüküm altına alındığı sosyal destek ödemesinin miktarı ile usul ve esaslarını belirlemeye ve bu ödemeleri ilgili kanunlar uyarınca aylık ve gelir tutarlarına göre aylar itibariyle farklılaştırmaya

Bakanlar Kurulunun yetkili kılındığı, 2.3. Kurumca ödenen gelir ve aylıklara ilave edilecek sosyal destek ödeme miktarları ile ödemenin usul ve esaslarını belirleyen 2003/5145 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 3 üncü maddesinde 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre iki aylığı birlikte alanlara bu aylıklardan birisi için sosyal destek ödemesi yapılacağı, ölüm aylığı alanlara yapılacak ödemenin hesabında ödemenin tamamı yapılacak şekilde aylık oranlarının dikkate alınacağının öngörüldüğü, 2.4. Bu kapsamda … …’e 07/11/2018 tarihinde kesinleşen … 4. İş Mahkemesinin 27/03/2018 tarih ve … sayılı kararına istinaden 2019/Ocak ödeme döneminde … sicil ve …

tahsis numarasıyla 4/1-(b) kapsamında 01/03/2011 tarihinden itibaren malullük aylığı bağlanarak, birikmiş aylıklarının da hesaplandığı, diğer taraftan eşinden dolayı … sicil numarasıyla 01/07/2013 tarihinden itibaren bağlanan ölüm aylığındaki hissesinin %75 iken

%50 olarak düzeltildiği, ayrıca iki dosyadan da aylığa hak kazanan sigortalının sadece malullük dosyasından sosyal destek ödemesi yapılması gerektiği tespit edildiğinden aylıklarında gerekli düzeltme işlemi yapıldığı, buna bağlı olarak tarafına yersiz ödeme borç kaydı oluşturulduğu, 2.5. … 4. İş Mahkemesinin anılan kararında, başvurana bağlanacak malullük aylığının faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmaması nedeniyle birikmiş aylıklarının herhangi bir faiz hesabı yapılmaksızın Ziraat Bankası … Şubesine gönderildiği, 2.6. Konu hakkında sigortalı ile kurum arasında yürümekte olan herhangi bir dava ya da verilmiş bir yargı kararı bulunmadığı, 2.7. Aylık bağlama işleminde herhangi bir hata yapılmadığı, Hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 4784 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa Göre Gelir veya Aylık Almakta Olanlara Sosyal Destek Ödemesi Yapılması Hakkında Kanun’un 1 inci maddesinde; “ 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal

Sigortalar Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal

Sigortalar Kurumu Kanunu ile 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar

Sosyal Sigortalar Kanununa göre gelir veya aylık almakta olanlara 01/01/2003 – 31/12/2003 tarihleri arasında, genel bütçeden karşılanmak üzere, almakta oldukları aylık veya gelirlerine ilave olarak sosyal destek ödemesi yapılır. Sosyal destek ödemesinin miktarı ile usul ve esaslarını belirlemeye ve bu ödemeleri yukarıda sayılan kanunlar uyarınca aylık ve gelir tutarlarına göre aylar itibarıyla farklılaştırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Sosyal destek ödemeleri gelir ve aylık ödeme tarihlerinde herhangi bir kesintiye tabi tutulmaksızın net olarak ödenir.” 6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” kenar başlıklı 34 üncü maddesinde; “Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının; a) (Değişik bend: 17.04.2008 – 5754 S.K/Madde 21) Dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i, …

oranında aylık bağlanır…” 7. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Yersiz

Ödemelerin Geri Alınması” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, İtibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanuni faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanuni faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 8. 2003/515 sayılı 17/01/2003 tarihli ve 24996 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan

Bakanlar Kurulu Kararının 3 üncü maddesinde; “1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre iki aylığı birlikte alanlara bu aylıklardan birisi için sosyal destek ödemesi yapılır. Ölüm aylığı alanlara yapılacak ödemenin hesabında, ödemenin tamamı yapılacak şekilde aylık oranları dikkate alınır.”

IV. KAMU DENETÇİSİ AVUKAT HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU

BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın, yapılan toplu ödemeden mahsup edilen kısmın faizi ile ödenmesi, vefat eden eş dolayısıyla alınan ölüm aylığının yeniden hesaplanması ve ölüm aylığının eski haline getirilmesi talebinin reddi; 01/03/2011 – 26/01/2019 dönemlerine ait malulen emeklilik aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi yönündeki talebinin kabulü yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran vekili özetle; annesi … …’in malulen emeklilik için Sosyal Güvenlik

Kurumu’na başvurduğunu, %80 oranında maluliyet oranı belirlendiğini, ancak Sosyal

Güvenlik Kurumu’nun ret cevabı verdiğini, İş Mahkemesinde dava açtıklarını, dava devam ederken babası … …’in vefat ettiğini, annesi … …’e ölüm aylığı bağlandığını, 2018 yılında davanın sonuçlandığını, mahkemenin lehine karar verdiğini, toplu aylık alacağının 86.938,14

TL olduğunu, 30.195,20 TL’lik kısmın kesinti ve kalan 55.938,94 TL’lik kısmın kurumdan alacakları miktar olduğunu öğrendiğini, kurumdan yapılacak olan ödemenin faiziyle birlikte ödenmesini talep ettiğini, ölüm aylığı oranının %75’den %50’ye düşürüldüğünü, ancak oranın değişmesi durumunda emekli maaşının yine de ödenen tutardan daha fazla olması gerektiğini, Kurumun işlemlerinin hatalı olduğunu belirterek 07/02/2011 tarihi itibariyle ödenecek olan emekli aylığının, mahsup edilen 30.195,20 TL’nin, ölüm aylığındaki yanlış hesaplamadan kaynaklanan farkın faiziyle birlikte ödenmesini ve ölüm aylığının eski haline getirilmesini talep etmiştir.

11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde, ölen sigortalının Kanunun 33 üncü maddesine göre hesaplanacak aylığının dul eşine %50 oranında, Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde %75 oranında aylık bağlanacağının hüküm altına alındığı, 08/01/2003 tarih ve 4784 sayılı Kanun ile Kurum nezdinde emekli, dul ve yetimlerine genel bütçeden karşılanmak üzere 2003 yılında ödenecek olan aylık ve gelirlere ilave olarak sosyal destek ödemesi (SDÖ) yapılmasının hüküm altına alındığı, ilgili Bakanlar

Kurulu Kararı’nın 3 üncü maddesinde 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre iki aylığı birlikte alanlara bu aylıklardan birisi için sosyal destek ödemesi yapılacağı, … …’e 01/03/2011 tarihinden itibaren malullük aylığı bağlanarak, birikmiş aylıklarının da hesaplandığı, diğer taraftan eşinden dolayı bağlanan ölüm aylığındaki hissesinin %75 iken %50 olarak düzeltildiği, ayrıca iki dosyadan da aylığa hak kazanan sigortalının sadece malullük dosyasından sosyal destek ödemesi yapılması gerektiği tespit edildiğinden aylıklarında gerekli düzeltme işlemi yapıldığı, buna bağlı olarak tarafına yersiz ödeme borç kaydı oluşturulduğu, mahkemenin kararında, başvurana bağlanacak malullük aylığının faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmaması nedeniyle birikmiş aylıklarının herhangi bir faiz hesabı yapılmaksızın yatırıldığı, aylık bağlama işleminde herhangi bir hata yapılmadığı belirtilmiştir.

12. Bu çerçevede uyuşmazlığın, başvuranın malulen emeklilik isteği üzerine Kurumca verilen ret kararı neticesinde mahkemeye başvurulması ve başvuran lehine karar verilmesi sonucu yapılacak olan toplu ödemenin hesaplanması, ölüm aylığı ile malulen emeklilik aylığının çakışan sürelerindeki yersiz ödemelerin iadesi ile malulen emeklilik sonrası ölüm aylığının yeniden hesaplanması konularında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

13. Başvuranın, tarafına yapılan toplu ödemeden mahsup edilen 30.195,20 TL’nin faizi ile iadesi, 02/06/2013 tarihinde vefat eden eşinden olan ölüm aylığının yeniden hesaplanmasında yanlışlık olduğu, ölüm aylığının eski haline döndürülmesi yönündeki taleplerine ilişkin olarak; 14. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” kenar başlıklı 34 üncü maddesinde ölen sigortalının hesaplanacak aylığının; dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i oranında aylık bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.

14.1. Başvuranın ölüm aylığı almaya hak kazandığı 01/07/2013 tarihinden itibaren ödenen ölüm aylığının, bahse konu kanun maddesi çerçevesinde, ölen sigortalının hesaplanan aylığının

%75’i olarak belirlendiği görülmektedir.

14.2. … 4. İş Mahkemesinin 27/03/2018 tarih ve … sayılı kararına istinaden başvurana 01/03/2011 tarihinden itibaren malullük aylığı bağlanmıştır. Başvuranın ölüm aylığına ise 01/07/2013 tarihinden itibaren hak kazandığı görülmektedir. Dolayısıyla başvuranın 01/07/2013 tarihinden itibaren hem malulen emeklilik aylığına hem de ölüm aylığına hak kazandığı görülmektedir. Dolayısıyla ilgili yasa gereği başvurana 01/07/2013 tarihinden itibaren ölüm aylığının %50 si olarak belirlenen tutar üzerinden ödeme yapılması gerektiği hususu açıktır.

15. Bunun yanında, 4784 sayılı Kanunla emekli, dul ve yetimlere, Sosyal Güvenlik

Kurumunca ödenecek olan aylık ve gelirlere ilave olarak, genel bütçeden karşılanmak üzere sosyal destek ödemesi yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu kanun çerçevesinde, başvuranın vefat eden eşine bahse konu sosyal destek ödemesi de eklenmek suretiyle emekli aylığı ödendiği gibi eşinin vefatından sonra başvurana ödenen ölüm aylığı da sosyal destek ödemesi dahil edilmiş tutarın %75’i üzerinden hesaplanmıştır.

15.1. Diğer taraftan, 4784 sayılı Kanuna göre aylık ve gelirlere ek olarak ödenen sosyal destek ödemesinin usul ve esaslarını belirleyen 2003/5145 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 3 üncü maddesinde, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre iki aylığı birlikte alanlara bu aylıklardan birisi için sosyal destek ödemesi yapılacağı hususu düzenlenmiştir.

15.2. Buna göre, hâlihazırda 2013 yılından itibaren eşinden dolayı ölüm aylığı almakta olan başvurana, mahkeme kararı gereği 2011 yılından itibaren maluliyet aylığı bağlanması nedeniyle, 2013 yılından itibaren ödenen aylıklarından yalnızca birisi kapsamında sosyal destek ödemesi yapılması gerekmektedir. Nitekim bu çerçevede Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, başvuranın 2011 yılından itibaren başlatılan maluliyet aylığının hesabında sosyal destek ödemesi unsurunun dikkate alındığı, 2013 yılında hak kazandığı ölüm aylığının hesabından ise çıkarıldığı görülmektedir. Buna göre, başvuranın ölüm aylığı belirlenirken önce aylık tutarından sosyal destek ödemesi unsurunun çıkarılıp sonrasında da başvuranın hissesi % 75’ten % 50’ye indirildiğinden, başvurana ödenen aylık tutarındaki değişim oranının hisse değişim oranından daha fazla olduğu görülmektedir. Bu durumda, 2013 yılından 2018 yılı sonuna kadar sosyal destek ödemesi dâhil edilerek % 75 hisse üzerinden ödenen ölüm aylıkları ile sosyal destek ödemesi dikkate alınmaksızın % 50 hisse üzerinden ödenmesi gereken aylıklar arasındaki toplam 30.195,20 TL olarak hesaplanan farkın başvurana yersiz ödemeye dönüştüğü anlaşılmaktadır.

16. 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinde; Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemelerde, kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır, hükmü düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile Kurumun, yapmış olduğu yersiz ödemeleri ilgilinin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edebileceği hususu açıkça düzenlenmiştir. Nitekim Sosyal Güvenlik Kurumunun da ilgili kanun maddesine uygun olarak işlem tesis etmek suretiyle yersiz ödemeye dönüşmüş tutarı başvuranın alacağından mahsup ettiği görülmektedir.

16.1. Bu çerçevede, başvuranın ölüm aylığı hissesinin, mahkeme kararı gereği tarafına geçmişe dönük olarak maluliyet aylığı da bağlanması nedeniyle % 75’ten % 50’ye düştüğü, bunun yanında sosyal destek ödemesinin yalnızca bir aylığa yansıtılması nedeniyle ölüm aylığındaki düşüşün hisse değişim oranından daha fazla olduğu, söz konusu değişiklikler neticesinde başvuranın almış olduğu 30.195,20 TL’lik ödemenin Kurum nezdinde yersiz ödeme durumuna düştüğü anlaşıldığından, başvuranın ölüm aylığının düzeltilmesi ve alacağından mahsup edilen 30.195,20 TL’nin faiziyle birlikte tarafına iadesi taleplerine ilişkin olarak idarece tesis edilen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir husus bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

17. 01/03/2011 – 26/01/2019 dönemi için ödenen malulen emeklilik aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebine ilişkin olarak; 18. Başvuran vekili Kuruma başvurusunda … 4. İş Mahkemesinin 27/03/2018 tarih ve …

sayılı kararına istinaden başvurana 01/03/2011 tarihinden itibaren malullük aylığı bağlanması nedeniyle yapılacak ödemenin yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinde bulunmuştur. Anılan talep üzerine Sosyal Güvenlik Kurumunun 07/12/2018 tarihli yazısı ile başvurana, mahkeme kararında malullük aylığının faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmaması nedeniyle faiz hesabı yapılmaksızın ödeme yapıldığı cevabı verildiği görülmüştür.

18.1. Sosyal Güvenlik Kurumunca öncelikle ilgili mahkeme kararında faiz ödemesi yapılması yönünde bir hüküm olmaması nedeniyle başvuranın faize ilişkin talebini reddettiği anlaşılmaktadır. … 4. İş Mahkemesinin 27/03/2018 tarih ve … numaralı dosyasında yer alan karar incelendiğinde görülen davanın türünün “tespit davası” olduğu anlaşılmaktadır.

18.2. Tespit davası; Hukuk Muhakemeleri Kanununun 106 ncı maddesinde düzenlenmiş ve davacının bir hukuki ilişkinin varlığı, yokluğu veya içeriğinin belirlenmesi hakkında tespit hükmü elde etmek için açmış olduğu dava olarak tanımlanmıştır. Tespit davası ile sadece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu ya da tereddütlü olan içeriği tespit edilir. Eda davaları ve inşai davalardan farklı olarak tespit davasıyla davalı bir şeyi yapmaya veya bir şeyden kaçınmaya mahkum edilmez. Somut olayımızda da verilmiş olan karara baktığımızda mahkemenin yalnızca malulen emeklilik aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verdiği görülmektedir. Nitekim mahkeme yalnızca bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı ya da yokluğunun tespiti ile sınırlı olarak hüküm kurmak zorundadır.

19. Öte yandan sosyal güvenlik ödemelerinin değerlendirilmesi ve bu ödemelere faiz uygulanması noktasında Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıldığında; Anayasa’nın ve

Sözleşmenin ortak koruma kapsamında yer alan mülkiyet hakkının, sosyal güvenlik ödemesi hakkını içermediğinin belirtildiği ancak, yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak, sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise, yargısal içtihatlara paralel olarak, ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğunun kabul edildiği görülmektedir (Hüseyin Remzi Polge, § 36; Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz.

Stec ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 65731/01 ve 65900/01, 12/4/2006, § 53-55; Andrejeva-Letonya [BD], B. No: 55707/00, 18/2/2009, § 77).

19.1. Yine Mahkemeye göre, kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu haline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmaları mülkiyet hakkına müdahale oluşturmaktadır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013; Akel Gıda San. Ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015; Ferda Yeşiltepe , §§ 63-76; Abdulkerim TANIŞ vd., B. No: 2014/17621, 9/1/2018, § 33 ).

19.2. Anayasa Mahkemesi, kamu kurum ve kuruluşlarından olan çeşitli para alacaklarının değer kaybına uğratılarak ödenmesine ilişkin şikayetleri incelerken idare hukuku çerçevesinde hangi alacaklara faiz işletileceği, faiz oranının ne olacağı, faizin işletilme tarihinin belirlenmesi gibi hususların görevine girmediğini, bununla birlikte daha önceki içtihadında (kamulaştırma bedeli yönünden bkz. Mehmet Akdogan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013; Ali Simşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073, 6/7/2017; bir sosyal güvenlik ödemesi yönünden bkz. Ferda

Yeşiltepe; ihale alacağı yönünden bkz. Ano İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.; vergi iadesi alacağı yönünden bkz. Akel Gıda San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015; deprem nedeniyle tazminat yönünden bkz. Abdulhalim Bozboğa, B. No: 2013/6880, 23/3/2016) değinildiği üzere mülkiyet hakkı kapsamında görülen bir alacağın kamu makamlarınca haklı olmayan bir gerekçeyle geç ödenmesi durumunda bu alacağın enflasyon karşısında makul olmayacak bir oranda değer kaybına uğratılmasının mülk sahibine şahsi olarak orantısız bir külfet yüklediğini ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirtmektedir (Vildan Utku ATALAY, B. No: 2015/4812, 7/2/2019, § 36-37).

20. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı bağlamında faizin niteliği ile enflasyon karşısında değer kaybeden alacağın güncel değer üzerinden ödenmesinin tartışıldığı bir kararında; yargı kararı üzerine hak kazanılan alacağın hak kazanılan tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar faiz uygulanmaksızın ödenmesinin, söz konusu alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Anwar

Mohammed Tareef Zaıd B.No: 2016/78974, 3/7/2019).

20.1. Karara konu olayda; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 13/4/2012 tarihinde başvurucuya yurt dışına bildirimsiz döviz çıkarmaya teşebbüs kabahatinden dolayı idari para cezası verilmesine karar verilmiş, başvurucunun itirazı üzerine devam eden süreçte bahse konu yaptırımın kaldırılmasına karar verilmiş, karar bu şekilde kesinleşmiş ve 27/1/2014 tarihinde başvurucunun ödediği para kendisine iade edilmiştir. Başvurucu iade edilen paranın kanuni faizi ile dövizin uğradığı değer kaybının ödenmesi talebiyle 10/2/2014 tarihinde Maliye

Bakanlığına başvurmuştur. Talebinin reddi üzerine başvurucu iptal davası açmış, Mahkeme davanın reddine karar vermiş, kararın gerekçesinde, kanunda idari para cezalarının kesinleşmeden icra yoluyla tahsil edileceğine ilişkin veya peşin ödeme indiriminden yararlanılarak ödenen idari para cezasının iadesi hâlinde kanuni faiz ve kur farkı ödeneceğine ilişkin bir düzenlemenin yer almadığına vurgu yapılmıştır. Başvurucu istinaf talebinde bulunmuş ancak ilk derece mahkemesinin hükmü onanmış ve kararın gerekçesinde, başvurucunun talebine konu ödemenin bir yargılama sürecine bağlı olarak gerçekleştiği belirtilerek bu kaybı karşılama yükümlülüğünün davalı idareye ait olduğu sonucuna varılmasının hukuken mümkün olmadığı açıklanmıştır. Bu süreç üzerine Anayasa Mahkemesi 51. paragrafta; “Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında -kural olarak- faiz işletilip işletilmemesi, faiz oranları veya faizin işletilme tarihleri ya da dönemleriyle ilgili hukuk kurallarını yorumlama görevi bulunmamaktadır. Bu görev esas itibarıyla derece mahkemelerine düşmektedir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi derece mahkemelerinin söz konusu hukuk kurallarının yorumunun mülkiyet hakkı bağlamında sonuçlarını incelemek durumundadır.” şeklinde değerlendirmede bulunmuş ve konuyu mülkiyet hakkı bağlamında ele almıştır.

20.2. Kararın 52 ila 54. paragraflarında “Ödenen tutarların enflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani alacağa hak kazanıldığı tarih ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faiz uygulanması, mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağın enflasyon karşısında değer kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 42). Faiz ekonomik açıdan paranın fiyatıdır. Herhangi bir kimse kendisine ait olmayan bir parayı -hangi isim altında olursa olsun- belli bir süre kullandığında paranın asıl sahibine faiz ödemek zorundadır.

Çünkü paranın likidite özelliği onun her an, her türlü üretim faktörünü, mal ve hizmeti satın alabilmesine olanak verir. Daha açık bir deyişle parayı nakit olarak elinde bulunduran kimse bugünkü ihtiyaçlarını karşılayabildiği gibi piyasanın yarına dönük olanaklarından da yararlanabilir. Elindeki parayı başkasına veren veya kendine belli tarihte ödenmesi gereken bir miktar para olduğu hâlde bu parası ödenmeyen kimse ise bu imkânlardan yararlanamaz.

Bu nedenle parayı kullanan kimsenin parayı kullanmaktan vazgeçen kimseye bu kaybını ödemesi gerekir. İşte faizi doğuran temel neden budur (AYM, E.1988/7, K.1988/27, 27/9/1988).

Bu temel neden, paranın değerini sürekli olarak kaybettiği enflasyon dönemlerinde ayrı bir önem kazanır. Dönem başında kullanmaktan vazgeçilen ya da hak edildiği hâlde alınamayan bir miktar paranın satınalma gücü, dönem sonunda enflasyon oranında azalmış olacaktır. Bu durumda dönem sonunda paranın asıl sahibine ödenmesi gereken faiz, sadece belli bir dönem için yapılan fedakârlığın karşılığından ibaret olmayacak; aynı zamanda söz konusu dönemde paranın satın alma gücündeki kaybı da karşılayacak miktarda olacaktır. Teknik deyişle hem para sahibinin tasarrufta bulunmasının bedeli ödenecek hem de paranın satın alma gücü korunacaktır (AYM, E.1988/7, K.1988/27, 27/9/1988).” açıklamalarına yer verilmiştir.

20.3. Anayasa Mahkemesince yukarıdaki açıklamalardan sonra yapılan değerlendirme neticesinde; derece mahkemelerinin yorumları sonucu faiz ödenmemesiyle başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığı, başvurucunun alacağına hak kazandığı tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre yönünden faiz ödenmemesi suretiyle mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacağın değer kaybına uğratılarak ödendiği belirterek bu durumda müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiğinden söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu sonucuna varılmıştır.

21. Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin mevcut değerlendirmesinin yanında mevzuatta açık bir hüküm bulunmasa dahi idare tarafından süresi içinde yapmadığı ödemelere faiz uygulanması gerektiğine yönelik olarak verilmiş yüksek yargı kararları bulunmaktadır. Bu kararlardan; 21.1. Danıştay 11. Dairesinin 19/10/2009 tarihli ve E:2007/9382, K: 2009/8555 sayılı kararında idarenin kendi hatasından kaynaklanan sebeplerle sosyal güvenlik aylıklarının geç bağlanması durumunda Anayasanın 125 inci maddesi uyarınca kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olan idare tarafından, davacıların uğradığı parasal kaybın faizi ile birlikte ödeneceğinin tabii olduğu belirtilmiştir.

21.2. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/3/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararında, görevinden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından 1/3 oranında yapılan kesintilerin, mevzuatta faiz ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığından, görevine dönen davacıya faiz uygulanmaksızın ödenmesi üzerine yapılan yargılamada idare mahkemesince Danıştay 5. Dairesinin bozma kararına uyulmayarak; faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125 inci maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı gerekçesinin de eklenmesi suretiyle ısrar edilmiş ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca da bu ısrar kararı onanmıştır.

22. Bunların yanında Kurumumuzca incelenen benzer nitelikte başvurularda da yukarıda yer verilen hususlara vurgu yapılarak; mülkiyet hakkı kapsamına giren ve zamanında ödenmeyen bir alacağın, faiz ya da başka bir ad altında herhangi bir güncellemeye tutulmaksızın ödenmesinin, alacağın değer kaybına uğramasına neden olması nedeniyle mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı sonuç ve kanaatine varıldığından idarelere bu yönde tavsiyelerde bulunulmuştur (16/08/2018 tarihli 2018/2533 sayılı karar, 07/01/2019 tarih ve 2018/9056 sayılı karar, 28/05/2019 tarihli 2018/16382 sayılı karar).

23. Somut olayda başvuranın 07/02/2011 tarihinden itibaren malul sayılmasına ve bu tarihi takip eden aybaşından itibaren malulen emeklilik aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine mahkemece karar verilmesi üzerine başvurana 01/03/2011 tarihinden itibaren malulen emeklilik aylığı bağlandığı, başvuranın 01/03/2011-26/01/2018 dönemine ilişkin birikmiş aylıklarının 27/01/2019 tarihinde ödenmek üzere başvuranın hesabına gönderildiği, söz konusu aylıkların ilgili dönemlerdeki esas ve unsurlar üzerinden belirlendiği, aylıklardan yoksun kaldığı dönem için başvurana herhangi bir faiz ödemesi yapılmadığı, dolayısıyla başvuranın alacağına hak kazandığı tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre yönünden faiz ödenmemesi suretiyle mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır 24. Yukarıda yer verilen ilkeler ve yapılan açıklamalar çerçevesinde Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana geçmişe dönük olarak bağlanan aylıkların, mahkeme kararında bu yönde bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle herhangi bir güncellemeye tutulmaksızın ödenmesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu ve ölçüsüz kıldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin

Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun

Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede … İş Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜNE- KISMEN REDDİNE;

Başvuranın; ölüm aylığının eski haline döndürülmesi, yanlış hesaplandığından bahisle oluşan aylık farkları ile toplu alacağından mahsup edilen 30.195,20 TL’nin faiziyle birlikte tarafına ödenmesi taleplerinin REDDİNE, Başvuranın 01/03/2011 – 26/01/2019 dönemine ilişkin malulen emeklilik aylıklarının güncel değerleri dikkate alınarak ödenmesi yönünde işlem tesis edilmesi hususunda SOSYAL

GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA

TEBLİĞİNE;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi