onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının maluliyetinin tespiti ve maluliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Davacı, böbrek nakli sonrası maluliyet aylığının haksız yere kesildiğini iddia ederek, 17.019,91 TL’lik borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Mahkeme, Adli Tıp Genel Kurulu raporuna dayanarak, davacının çalışma gücünün %60’ını kaybettiğini ve maluliyetinin 01.05.1997 tarihinden itibaren devam ettiğini belirlemiştir.

Mahkeme, ayrıca, davalı Kurumun 01.03.2008 – 01.07.2010 tarihleri arasında yaptığı ödemelerin yersiz olmadığını ve davacının Kuruma borçlu olmadığını tespit etmiştir. Sonuç olarak, davacının aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına ve birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir. Bu karar, maluliyet tespitinde yürürlükteki yönetmeliklerin uygulanması gerekliliği ve davacının haklarının korunması açısından önem taşımaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/11526 E.  ,  2024/12854 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/672 E., 2024/552 K.

    Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya 1997 yılında kronik böbrek yetmezliği teşhisi konularak 01.05.1998 yılında Bağ-Kur’dan malulen emekli olduğunu, daha sonra kardeşinin böbrek vermesi neticesi böbrek nakli yapılarak hayatını devam ettirdiğinden davalı Kurum tarafından bağlanan aylığın haksız olarak kesildiğini, davacıya Kurum tarafından ödeme emri çıkarıldığını bildirerek davacının çalışarak hayatını devam ettiremeyecek durumda olduğunun tespiti ile davacıya çıkarılan 17.019,91 TL’den borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının kontrol muayenesi sonucu raporlarının sağlık kurulunca değerlendirildiğini, 15.09.2010 tarihli Kurum kararı ile davacının çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmediğine karar verildiğini, bu nedenle Kurumca yapılan işlemin yerinde olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
    III. MAHKEME KARARI
    Mahkemenin 31.12.2013 tarihli kararı ile davanın kabulü ile
    1-Davacının iş göremezlik oranının %60 olduğunun tespiti ile davacıya çıkarılan 17.019,91 TL’den borçlu olmadığının tespitine,
    2-Kesilen aylıkların yeniden bağlanmasına karar verilmiştir.
    IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. İlk Bozma Kararı
    Mahkemenin 31.12.2013 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; “…Dosya kapsamına göre davacıya 01.01.1998 tarihinden itibaren malullük aylığı bağlandığı, 2010 tarihli kontrol muayenesi sonucu, Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığınca çalışma gücünün % 60’ını kaybetmediğinden bahisle aylığının kesilerek, 17.119,93 TL yersiz aylık tahakkuk ettirildiği, Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmadığı, Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 16.09.2013 tarihli raporda ise davacının çalışma gücünün % 60’ını kaybettiği, 01.05.1997 tarihinden itibaren malul sayılması gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Somut olayda, davacıya 22.01.2008 tarihinde böbrek transplantasyonu yapıldığı anlaşılmakta olup, bu tarihten önce malul olduğuna ilişkin tereddüt bulunmamaktadır.
    Bu veriler ışığında, Mahkemece, verilen hükmün eksik ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
    Öncelikle, tahsis dosyası celbedilerek, tahakkuk ettirilen yersiz aylığın hangi tarihleri kapsadığı, aylığın hangi tarih itibarıyla kesildiği hususları açıklığa kavuşturulmalıdır.
    Sosyal güvenlik hukukunun kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle, sigortalı veya hak sahipleri lehine getirilen yasal düzenlemelerin derdest davalara da uygulanması gerekeceği tartışmasızdır.
    Somut olayda, Mahkemece, öncelikle, Yüksek Sağlık Kurulundan yeniden rapor alınmak suretiyle, davacının, hangi oranda çalışma gücünü kaybedip kaybetmediğinin belirlenmesinin istenmesi, çelişki halinde Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınmak suretiyle %60 veya daha yüksek bir oranda çalışma gücü kaybının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, bu çerçevede; davacının, maluliyetinin başlangıcının, oranının, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısının belirlenip, maluliyet aylığı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği; gerek, 1479 sayılı Kanun’un 28 ve 29. maddeleri ve gerek 5510 sayılı Yasanın 25 ve 26. maddeleri kapsamında irdelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Kuşkusuz, 5510 sayılı Kanun kapsamında maluliyet aylığı tahsis koşullarının varlığının saptanması halinde ise, aylık başlangıç tarihinin 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihini takip eden aybaşı tarihi olacağının gözden uzak tutulmaması gerekir.
    Diğer taraftan, davacının 22.01.2008 tarihinden önce malul bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, bu tarihten önce ödenen aylıkların kendisinden talep edilemeyeceği hususu gözönünde tutulmalıdır…” gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
    Mahkemenin 26.12.2017 tarihli kararı ile davanın kabulüne,
    1- 20.04.2017 tarihli Adli Tıp Genel Kurulu raporu esas alınarak 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin Ek -1 bölüm M1B maddesine göre davacının beden çalışma gücünün en az %60 ını kaybetmiş olduğunun tespiti ile maluliyetinin hiç kalkmadığı 01.05.1997 tarihinden itibaren malul sayılması gerektiğinin tespitine,
    2- Davalı Kurumca davacıya 01.03.2008 – 01.07.2010 tarihleri arasında yapılan ödemelerin yersiz olmadığının ve bu ödemelerle ilgili davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine,
    3- Davacıya aylığın kesildiği tarih olan 01.07.2010 tarihinden itibaren yeniden maluliyet aylığının bağlanmasına, birikmiş aylıkların Kurumca hesap edilerek ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile toplu olarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
    C. İkinci Bozma Kararı
    Mahkemenin 26.12.2017 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; “…Yukarıda belirtilen maddeler gereği maluliyet tahsisi taleplerine ilişkin olmak üzere, aylık bağlanması için Kurumca yapılacak işlemler ve gerekli prosedürün belirlenmesi hususunda davalı Kurumca 01.10.2008 tarihinde 5510 sayılı Kanunun maluliyet sigortası ile ilgili hükümlerinin de yürürlüğe girmesiyle birlikte 11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kabul edilmiş iken, maluliyet tespit işlemleri yönetmeliği 28727 sayılı ve 03.08.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 01.09.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
    01.09.2013 tarihinde yürürlüğe giren Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin 22. maddesinde, 11.10.2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malûllüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti hükümlerine yapılan atıfların bu Yönetmelik hükümlerine yapılmış sayılacağı; 23. maddesinde, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malûllüğü, harp malûllüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümlerinin yürürlükten kaldırıldığı; geçici 1. maddesinde, Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı, vazife malûllüğü, harp malûllüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti talebinde bulunan sigortalılar ile bunların hak sahibi veya bakmakla yükümlü olduğu çocukları için, yürürlükten kaldırılan ilgili sosyal güvenlik mevzuatının Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
    Belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, eldeki davada, 01.09.2013 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin böbrek transplantasyonuna dair lehe hükümleri, yönetmeliğin yürürlük tarihi sonrasına ilişkin olarak uygulanması gerekeceğinden, geçmişe yönelik uygulama yapan mahkeme yaklaşımı yerinde görülmemiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    D. Direnme Kararı
    Mahkemenin 13.11.2018 tarihli kararı ile davanın kabulüne, Mahkemenin 26.12.2017 tarihli kararında direnilmesine,
    1- 20.04.2017 tarihli Adli Tıp Genel Kurulu raporu esas alınarak 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin Ek -1 bölüm M1B maddesine göre davacının beden çalışma gücünün en az %60 ını kaybetmiş olduğunun tespiti ile maluliyetinin hiç kalkmadığı 01.05.1997 tarihinden itibaren malul sayılması gerektiğinin tespitine,
    2- Davalı Kurumca davacıya 01.03.2008 – 01.07.2010 tarihleri arasında yapılan ödemelerin yersiz olmadığının ve bu ödemelerle ilgili davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine,
    3- Davacıya aylığın kesildiği tarih olan 01.07.2010 tarihinden itibaren yeniden maluliyet aylığının bağlanmasına, birikmiş aylıkların Kurumca hesap edilerek ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile toplu olarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
    E. Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı
    Mahkemenin 13.11.2018 tarihli direnme kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca; “…Somut olayda; Mahkemece 13.11.2018 tarihli duruşmada verilen ara kararda usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmasına karar verildiğinin yazıldığı ancak daha sonra direnme kararının gerekçesinde son duruşma tutanağında bozma ilamına uyulmasına karar verildi, açık yargılamaya devam olundu ibaresinin kopyala yapıştır sistemiyle tutanakta kaldığı, mahkemenin iradesinin direnme yönünde olduğundan bu hususun sehven çıkartılmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
    Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Özel Dairenin bozma kararına uyulması ile davalı Kurum lehine usulî kazanılmış hak oluşmuştur. Usulî kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre artık duruşma zaptında yer alan ve “Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmasına karar verildi. Açık yargılamaya devam olundu..” ifadesi ile bozmaya uyulmasına karar verildikten sonra tarafların da bozma ilamına uyulduğu kanaatiyle beyanı alınmak suretiyle yargılamaya devam edilerek önceki kararda direnilmesi usulen mümkün değildir. Başka bir anlatımla bir defa bozmaya uyulmasına karar verildikten sonra uyma kararından dönülmesinin davaya bir etkisi bulunmamaktadır. Usulî kazanılmış hak ilkesi kamu düzeni ile ilgili olup temyiz aşamasında da kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
    Açıklanan nedenlerle mahkemece bozmaya uyulmakla gerçekleşen usulî kazanılmış hak nazara alınarak hükmüne uyulan bozma kararı gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken uyma kararından dönülüp direnme kararı verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.” gerekçeleriyle Mahkemenin direnme kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir.
    F. Mahkemece Verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul karar sonrası kararı
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği Eki Bölüm kapsamında böbrek naklinin yapıldığı 22.01.2008 tarihinden itibaren çalışma gücünün en az % 60’ını kaybetmediğinin tespit edildiği, bu hali ile davalı Kurum Yüksek Sağlık Kurulunun raporu doğrultusunda davacının böbrek naklinin yapıldığı 22.01.2008 tarihinden daha sonraki döneme ilişkin olmak üzere davacının aylığının kesilmesi, 01.03.2008 – 01.07.2010 dönemine ilişkin olarak ödenen aylıkların yersiz olduğu kanaati sonucunda davalı tarafından davacıdan ödeme iadesinin talep edilmesi işleminin yerinde olduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde; en son yürürlüğe giren yönetmeliğe göre davacının her halükarda çalışma gücünün en az 2/3’sini kaybetmiş olduğunun, maluliyet başlangıç tarihinin ise 01.05.1997 tarihi olduğunun belirtildiğini, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.06.2014 tarih ve 2014/4021 E. – 2014/14481 K. sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere sigortalı ya da hak sahipleri lehine getirilen yasal düzenlemelerin derdest davalara da uygulanması gerekeceği tartışmasız olduğundan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının malûliyetinin tespiti ile malûliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
    İnceleme konusu eldeki davada, davacıya 01.01.1998 tarihinden itibaren malullük aylığı bağlandığı ve kontrol muayenesine tabi tutulduğu, 2010 tarihli kontrol muayenesi sonucu, Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığınca çalışma gücünün % 60’ını kaybetmediğinden bahisle aylığının kesilerek, kendisine 17.119,93 TL yersiz aylık tahakkuk ettirildiği, Dairenin ilk bozma kararı üzerine Yüksek Sağlık Kurulundan alınan rapor ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücünün Kayıp Oranının Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacının çalışma gücünün % 60’ını kaybetmemiş olduğundan malul sayılamayacağına karar verildiği, daha sonra Adli Tıp Genel Kurulundan alınan 20.04.2017 tarihli rapora göre davacının 31.05.1985 tarih 85/9529 karar sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan SSK Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre çalışma gücünün en az 2/3 ünü kaybetmiş olduğunu, malul sayılması gerektiği, maluliyet başlangıç tarihinin kişinin diyalize girmeye başladığı 01.05.1997 tarihi olduğu, ancak böbrek nakli yapıldığı 22.01.2008 tarihinden itibaren 2/3 ünü kaybetmediği, yine 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücünün Kayıp Oranının Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre böbrek naklinin yapıldığı 22.01.2008 tarihinden itibaren çalışma gücünün en az %60 ını kaybetmediği, son olarak 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin Ek – 1 bölüm M 1B maddesine göre beden çalışma gücünün en az %60 ının kaybetmiş olduğuna dair değerlendirme yapıldığı, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan alınan rapor gereğince Mahkemece böbrek naklinin yapıldığı 22.01.2008 tarihinden daha sonraki döneme ilişkin olmak üzere davacının aylığının kesilmesi, 01.03.2008 – 01.07.2010 dönemine ilişkin olarak ödenen aylıkların yersiz olduğu değerlendirilerek davanın reddine dair karar verilmiş ise de; verilen hükmün eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
    Somut uyuşmazlıkta, dava devam ederken yürürlüğe giren 03.08.2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği tarihe göre değerlendirme yapılması gerekmekte olup, Adli Tıp Genel Kurulunun 20.04.2017 tarihli raporu ile 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin Ek – 1 bölüm M 1B maddesine göre davacının beden çalışma gücünün en az %60′ ını kaybetmiş olduğuna dair tespitte bulunulduğunun anlaşılması karşısında; davacının dava dilekçesinde kesilen maluliyet aylığının yeniden bağlanmasına yönelik talebi de değerlendirilerek maluliyet başlangıcın, yönetmeliğin yürürlük tarihi olduğu gözetilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmemesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
    Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
    Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
    11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.