|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, maluliyet aylığına hak kazanma ve yersiz ödemelerin iadesi konusundaki hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, maluliyetinin devam ettiğini ve bu nedenle aylıklarının yeniden bağlanması gerektiğini iddia ederken, davalı Kurum, maluliyetinin sona erdiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davacının maluliyetinin 10.01.2013 tarihinden itibaren devam ettiğine dair ATK raporlarını dikkate alarak davanın kabulüne karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını onaylayarak, davacının maluliyetinin devam ettiğini ve yersiz ödemelerin iadesi gerektiğini belirtmiştir. Davalı Kurum vekilinin temyiz başvurusu ise, işlemlerin mevzuata uygun olduğu ve raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediği iddialarına dayanmakta, ancak Yargıtay, kararın usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek temyiz talebini reddetmiştir. Bu durum, maluliyetin tespiti ve aylıkların ödenmesi konusundaki hukuki değerlendirmelerin önemini vurgulamaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/11427 E. , 2024/13682 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1049 E., 2024/1239 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gönen (Balıkesir) 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/891 E., 2022/973 K.
Taraflar arasındaki maluliyet aylığına hak kazandığının ve aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurum tarafından 30.01.2018 tarihinde Mahkemenin 2018/106 Esas 2021/88 Karar sayılı dosyasında davacının 29.12.2016 tarihi itibariyle maluliyetinin kaldırıldığı ve bu maluliyetinin kaldırılmasından sonra 21.01.2017, 21.02.2017 ve 21.03.2017 tarihinde yersiz yere aylık ödendiğinden bahisle istirdat davası açıldığı ve anılan davanın reddine karar verildiği, anılan karar bedel itibari ile kesinlik sınırında bulunmasına rağmen sehven istinaf yolu açık olmak üzere verildiği, Mahkemece verilen karar dosyasının Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2021/1288 Esas 2021/1281 Karar sayılı dosyasında ele alındığı ve Mahkemenin kararının kesinlik sınırının altında kaldığından bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, anılan dava dosyasının gerekçesi ile Kurumun davacının maluliyetinin kaldırıldığı tarihte maluliyetinin devam etmesine dayandığı, dosyada iki adet ATK raporu alındığı, alınan raporlarda davacının maluliyetinin 10.01.2013 tarihinden itibaren başladığı, yersiz ödeme yapıldığı iddia edilen tarihlerde malul sayılması gerektiğinin mütalaa edildiği, davacının hiçbir zaman maluliyetini kaybetmediği, ancak buna rağmen davalı Kurum tarafından bu hususlar göz ardı edilerek davacının mağdur edildiği, dosyada alınan ATK raporları doğrultusunda emekli maaşının yeniden bağlanması ve geriye dönük maaşlarının ödenmesini talep ettikleri, ancak davalı Kurum tarafından herhangi bir yanıt verilmediği, davalı Kurum tarafından davacıya ATK raporlarının kendilerini bağlamadığı, bu talepleri doğrultusunda herhangi bir işlem yapılamayacağının belirtildiği, davacının maluliyeti nedeniyle çalışarak para kazanabilecek durumda olmadığı, sigorta mevzuatının vermiş olduğu haklardan faydalanabilmek için yıllarca çalışarak primlerini ödediği, üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiği, tam emeklerinin karşılığını alacağı dönemde davalı Kurum tarafından mağdur edildiği, davacının geçimini sağlayacak hiçbir gelirinin bulunmadığı, davacının maluliyeti sebebiyle ilaç satın almak zorunda ve kullanmak zorunda olduğu, 2017 yılından bu yana alması gereken maaşlarını alamadığı, bu nedenle anılan dosyada alınan ATK raporları da dikkate alınarak tensiple birlikte ihtiyati tedbir kararı verilerek dava tarihinden itibaren davacıya maluliyetten … emeklilik aylığının ödenmesi gerektiğine dair tedbir kararı verilmesini talep ettikleri iddiasıyla davalı Kurum işleminin iptali ile davacının ödenmeyen emekli maaşlarının gerekli tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte geriye dönük olarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacıya maluliyetten … emekli maaşının bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumun … TC kimlik ve … sigorta sicil numaralı sigortalısı olan davacının 02.01.2013 tarihinde malullük başvurusunda bulunduğu, davacının müracaatı üzerine gerekli tetkiklerin yapıldığı, 20.03.2013 tarih ve 2300 sayılı karar ile 10.01.2013 tarih ve 366 sayılı Haseki Eğitim Araştırma Hastanesinin Sağlık Kurulu Raporuna istinaden davacının çalışma gücünün en az %60’ını kaybettiğine, yardıma muhtaç durumda bulunmadığı, Ocak 2015 tarihinde kontrol muayenesine karar verildiği, bunun üzerine 09.04.2013 tarihi itibari ile davacıya malullük aylığı bağlandığı, davacının günü geldiğinde kontrol muayenesinin yapıldığı, 26.02.2015 tarih ve 20153401078 sayılı kurul kararı ile 24.12.2014 tarihli Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 24.12.2014 tarih ve 11053 sayılı raporuna istinaden çalışma gücünün en az %60’ını kaybettiğine, yardıma muhtaç durumda bulunmadığına, 20.01.2017 tarihinde kontrol muayenesine karar verildiği, davacının 2017 tarihli kontrol muayenesi sonucunda 22.03.2017 tarih ve 20143403795 sayılı kurul kararı ile 29.12.2016 tarihli ve 4 sayılı Uludağ Üniversitesi Raporuna istinaden çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmediğine karar verildiği, kontrol muayenesi sonucu davacının çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmediğinin tespit edilmiş olması sebebiyle 31.03.2017 tarihinde davacının maaşının durdurulduğu, 21.01.2017, 21.02.2017, 21.03.2017 tarihlerindeki yersiz ödemeler sebebiyle davacıya borç çıkartıldığı, davacının 06.03.2017 tarihinde Kurum nezdinde itirazda bulunduğu, itiraz hakkında değerlendirme yapmak üzere davacının dosyasının Sosyal Sigorta İşleri Yüksek Sağlık Kuruluna gönderildiği, Yüksek Sağlık Kurulunca yapılan inceleme sonucu verilen 30.05.2017 tarih ve 43/7533 sayılı kararda davacının çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmemiş olduğundan malul sayılamayacağına karar verildiği, bunun üzerine davacının 08.08.2017 tarihinde yeniden malullük başvurusunda bulunduğu, 22.11.2017 tarih ve 20173412080 sayılı kurul kararı ile Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 22.08.2017 tarih ve 2716 sayılı raporuna istinaden çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmediğine karar verildiği, talebine ilişkin olarak 16.05.2017 tarihinde davacının adresine ret yazısı gönderildiği, yapılan yersiz ödemelerin tahsili için Kurum tarafından dava açıldığı, bu davaya dair Gönen Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/106 Esas 2021/88 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, söz konusu davanın kesinlik sınırının altında kalmış olması nedeniyle istinaf incelemesinden geçmediği, işbu kararın kesin hüküm veya kesin delil sayılmasının hukuken mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının çalışma gücünün %60’ını kaybetmediğine yönelik tespiti ile davalı Kurum tarafından emekli aylığının durdurulmasına karar verilmiş ise de eldeki dosyada alınan rapor dikkate alındığında, davacının 10.01.2013 tarihinden itibaren ve iptali istenen işlem tarihinden öncesinde ve sonrasında çalışma gücünün en az %60 oranında kaybetmiş olduğu ve malul sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul SGK İl Müdürlüğünün 22.03.2017 tarihli ve 20173403795 sayılı, davacının maaşının 29.12.2016 tarihinden itibaren durdurulmasına yönelik işleminin iptaline, davacının ayrıca aldığı aylığın kesildiği tarih olan 29.12.2016 tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, ödenmeyen aylıkların kesildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 02.01.2013 tarihli tahsis talebine istinaden davacıya 01.02.2013 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi uyarınca malullük aylığı bağlandığı, kontrol muayenesi sonrası malullük halinin devam etmediği gerekçesiyle aylığının 29.12.2016 tarihi itibariyle durdurulduğu, ATK İkinci Üst Kurulunun 08.09.2022 tarih ve 2329 sayılı raporunda davacının mevcut psöriatik artrit hastalığı nedeniyle Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği kapsamında J-3 Ağır Maddesi gereğince çalışma gücünü en az %60 oranında kaybetmiş olduğunun, malul sayılması gerektiğinin, maluliyetinin 10.01.2013 tarihinden başladığının, 21.01.2017, 21.02.2017, 21.03.2017 tarihlerinde de çalışma gücünü en az %60 oranında kaybetmiş olduğunun ve malul sayılması gerektiğinin bildirildiği, yukarıda anılan yasal prosedüre uygun olarak inceleme yapılması, ATK İkinci Üst Kurulunun bu konuda son merci durumunda bulunması ve mütalaasının bağlayıcı nitelikte olması, davacı sigortalının; malullük aylığı bağlandığı tarihten itibaren malullük halini kaybetmediğinin anlaşılması, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde verilen kararda isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediği, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, maluliyet aylığına hak kazandığının ve aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.