onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının malullüğünün tespiti ve malullük aylığı bağlanması talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacının maluliyet durumunun, 5510 sayılı Kanun’un 25. maddesi gereği gerekli şartları sağlamadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir. Davacının, 2010 yılında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmaya başladığı, ancak maluliyet için gereken 10 yıllık sigortalılık süresinin 2020 yılında dolacağı tespit edilmiştir. Bu nedenle, davacının maluliyet talebinin reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının istinaf başvurusunu değerlendirirken, davacının maluliyet durumunun önceki raporlarla çeliştiğini ve sonrasında sınıf değişikliği yaparak maluliyet hükümlerinden faydalanamayacağını belirtmiştir. Mahkeme, davacının talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını ve ilk derece mahkemesinin kararının yerinde olduğunu vurgulamıştır.

Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını onayarak, davacının malullük aylığına ilişkin talebinin hukuka uygun olmadığını belirlemiştir. Bu karar, maluliyetin tespiti için gerekli şartların yerine getirilmediği durumlarda, talebin reddedileceğini ortaya koymaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/8949 E.  ,  2024/11314 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/270 E., 2024/1349 K.
    KARAR : Esastan red
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 41. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2021/120 E., 2022/387 K.

    Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının emekli aylığı ve emekli ikramiyesine hak kazandığının tespiti ile ödenmemiş olan emekli aylıkları ve emekli ikramiyesinin ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacının adi malul olduğuna karar verilmiş ise de sınıf değiştirerek görevine devam eden daha sonra 7145 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesiyle 375 sayılı KHK ye eklenen geçici 35 inci maddesinin B fıkrasının 1. bendi gereği 13.03.2019 tarihinde kamu görevinden çıkartılmak suretiyle göreviyle ilişiği kesilen ve Kurumunca hakkında adi malul olarak emekliye sevk edildiğine dair emekliye sevk onayı alınmayan davacının bu tarihten önce adi malul kapsamına alınmış olmasının tarafına adi malul olarak emeklilik yönüyle kazanılmış hak sağlamadığını Kurum işlemlerinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığını beyanla, davanın reddini istemiştir.

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ilk defa 14.09.2005 de tescil edildiği ancak 14.09.2005-09.06.2006 arası 1020049.78 sicil sayılı Yenice Çok Programlı Lisesi Müdürlüğü işyerinden bildirilen hizmetin 7 belge kodu ile 3308 sayılı Kanun’da belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrencilerden bakmakla yükümlü olunanlar olarak bildirilmiş hizmet olup, kısa vadeli sigorta primi ödendiği, malullük sigortası gibi uzun vadeli sigorta prim ödemesi bu dönemde olmadığı, davacının uzun vadeli sigorta kollarına tabi ilk çalışmasının 07.05.2010 tarihinde 4/-c kapsamında tescil ile gerçekleştiği, davacı Türk Silahlı Kuvvetleri Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde piyade astsubay üstçavuş olarak görevini sürdürmekte iken Kırklareli Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 29.11.2017 gün 11522 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Kara Kuvvetleri Komutanlığı General Subay ve Astsubayların hastalıklarına Göre Görevlendirilecekleri Sınıfları Gösteren 1 Numaralı Sınıflandırma Çizelgesi Mad 17/B F.1 e göne sınıf görevini yapamayacağı, 1 ve 2 nolu sınıflandırma çizelgelerine göre yeniden sınıflandırılmasının uygun görüldüğü, 30.04.2018 günlü Kara Kuvvetleri Komutanlığı yazısı ile davalı Kurumdan maluliyet durumunun incelenmesi istendiği, Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 25.05.2018 günlü Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığına gönderdiği iç yazışmada davacının çalışma gücünün en az %60‘ını kaybedip kaybetmediğinin ve 94 üncü madde gereği kontrol muayenesine tabi olup olmadığının bildirilmesinin istendiği, Maluliyeti ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığı Kurum Sağlık Kurulu’nun 06.06.2018 gün 4258 sayılı kararından davacının 29.11.2017 günlü Kırklareli Devlet Hastanesi raporu esas alınarak malul olduğuna, kontrol muayenesi gerekmediğini karar verilmiş olduğu, davacının sınıfının 07.06.2018 tarihli Kara Kuvvetleri Komutanlığı yazısı ekinde yer alan listeye göre İkmal sınıfı olarak düzenlendiği, davacının 20.12.2018 tarihinde açığa alındığı, 13.03.2019 günlü Milli Savunma Bakanlığı oluru ile 375 sayılı KHK Geçici 35/B hükmü gereği kamu görevinden (silahlı Kuvvetler) çıkarılmasına karar verildiği ve bu şekilde 4/1-c kapsamında hizmetinin 13.03.2019 itibariyle sonlandığı, davacının 09.05.2019 günlü olan ancak 13.05.2019 da Kuruma ulaşan dilekçe ile emekli aylığının bağlanması veya bu konuda yapması gereken işleklerin tarafına bildirilmesini talep ettiği, Kurumun 28.05.2019 günlü yazı ile 06.06.2018 günlü karar ile maluliyetine karar verildiği, bu tarihten sonra 13.03.2019 da görevine son verildiği, dolayısıyla önceki raporun malulen emeklilik yönünden kazanılmış hak sağlamadığı, gerekli işlemin yapılabilmesi için tam teşekküllü devlet ve ya resmi üniversitesi hastasından alacağı durum bildirir dilekte olan yeni tarihli sağlık kurulu raporunun gönderilmesi gerektiğinin belirtildiği, 01.03.2021 tarihli dilekçe ile davacının önceki 09.05.2019 günlü dilekçe ve talebi yenilediği, Kurumun 28.05.2019 da cevap verildiği şeklinde 12.03.2021 de davacıya cevap verdiği, davacının hizmet cetvelinin incelenmesinde 10.09.2019 dan itibaren 4/1-a kapsamında hizmetinin olduğu, davacının talebi vazife malullüğü olmayıp, adi malullük olarak tanımlanan husus 5510 sayılı Kanun’un 25 inci maddesi ve devamında yer alan malullük aylığı olup, kanunda bu şartlar; malul sayılmak 25 inci madde gereği (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetmek, 10 yıldan bu yana sigortalı olmak, en az 1800 prim ödeme gün sayısına sahip olmak şeklindedir. Somut olayda davacının toplam prim ödeme gün sayısı fiili hizmet süre zammı ile birlikte sadece 4/1-c kapsamında 3942 gündür. Buna göre 1800 gün şartı yerine gelmektedir. Ancak 10 yıl sigortalılık süresi yönünden bu ifade kişilerin ilk sigortalılık başlangıcından itibaren (uzun vadeli sigorta kollarına tabi) aradan gecen takvim yılı hesabıdır. Davacının ilk uzun vadeli sigorta kollarına tabi hizmeti 07.05.2010 da başlamaktadır. Davacının 2 yıl 1 ay 7 gün fiili hizmet süre zammı mevcut ise de 5510 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesi gereği fiili hizmet süre zammı sigortalılık süresini öne çekmemekte, prim ödeme gün sayısına ilave olmaktadır. Bu sebeple davacının esasında 10 yılı tamamladığı tarih 07.05.2020 tarihidir. 07.05.2020 tarihi itibariyle davacının 4/1-c kapsamında bir hizmeti olmayıp, 4/1-a kapsamında hizmeti bulunduğu tespit edilmekle davanın reddine karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

    B.İstinaf Sebepleri:
    Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın kaldırılmasına ve talep doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

    C.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının Mayıs/2010 tarihinde astsubay olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine katıldığı, Mayıs/2010-Mart/2019 tarihleri arası 4/c sigortalılığı kapsamında, Eylül/2019 tarihinden itibaren de 4/a sigortalılığı kapsamında bildirimlerinin bulunduğu, davacının Ağustos/2017 tarihli maluliyet daire başkanlığı kararında malul olduğuna karar verildiği, ancak davacının Temmuz/2018 tarihinde sınıf değişikliği yapılarak başka bir sınıfta görevlendirildiği, Mart/2019 tarihinde ise 7145 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesiyle 375 sayılı KHK eklenen 35 inci madde uyarınca görevine son verildiği, davacının adi maluliyet hükümlerinin uygulanması için Kuruma başvuru yaptığı, Kurum tarafından davacının Kasım/2017 tarihli raporda malul olduğu belirtilmesine rağmen sonradan sınıf değişikliği yapması nedeniyle maluliyet hükümlerinden faydalanamayacağı belirtilerek talebin reddedildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının rahatsızlığı nedeniyle Kasım/2017 tarihli raporda malul olduğu belirtilmiş ise de, sonradan (Temmuz 2018 tarihinde) davacının sınıf değişikliği yapılarak personel sınıfında askerlik görevine devam ederken 375 sayılı KHK ile görevine son verildiği, personel sınıfında görevine devam ederken askerlikle ilişkisinin kesilme nedeninin mevcut rahatsızlığının olmadığı, dolayısıyla adi malullük hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından davanın reddine dair Mahkeme kararı yerinde olduğu anlaşıldığından; davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.

    C.Gerekçe
    1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava; davacının malullüğün tespiti ile malullük aylığı bağlanması istemine ilişkindir.

    2.İlgili Hukuk
    1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

    2-5510 sayılı Kanun’un 25, 40 ve 7145 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesiyle 375 sayılı KHK eklenen 35 inci maddesi ile mülga 5434 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi hükümleridir.

    3. Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle,
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.