ÖZET: Başvuru, malvarlığına konulan tedbirin kaldırılması talebine ilişkindir. Şikayetçi, 2016 yılında gözaltına alındıktan sonra tutuklanmış ve o tarihten bu yana cezaevinde bulunmaktadır. İdari olarak OHAL kapsamında devlet memurluğundan ihraç edilen başvuran, malvarlığına yönelik tedbirlerin kaldırılması için çeşitli yasal süreçler başlatmış, ancak bu süreçler sonuçsuz kalmıştır. Şikayetçi, Asya Katılım Bankası’ndaki hesaplarının Vakıf Katılım Bankası’na devredildiğini, ancak bu hesaplar üzerindeki işlemlerin yapılamadığını belirtmiştir. Ailesinin maddi durumu da kötüleşmiş, sağlık sigortası gibi temel ihtiyaçları karşılamakta zorluk çekmektedir.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), başvurunun incelenmesi sonucunda, Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırılması ve hesaplar üzerindeki blokelerin gerekçelerini açıklamıştır. TMSF, şikayetçinin hesaplarındaki blokelerin FETÖ/PDY ile bağlantılı şüpheler nedeniyle konulduğunu ve bu blokelerin kaldırılması için gerekli şartların sağlanması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, mahkeme kararlarının ilgili idareye tebliğ edilmemesi durumunda bile, idarenin konudan haberdar olduğu ve gerekli işlemleri yapması gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde karar verilmiştir. TMSF’nin, şikayetçinin hesabı üzerindeki idari tedbirin kaldırılması için gerekli işlemleri makul bir süre içinde yapması tavsiye edilmiştir. Bu karar, başvurana ve TMSF’ye tebliğ edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/87634-S.20.95423

BAŞVURU NO : 2020/44620

KARAR TARİHİ : 12/11/2020

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU

BAŞKANLIĞI

Malvarlığı üzerine konan tedbirin kaldırılması kararının

BAŞVURUNUN KONUSU :

uygulanması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 15/05/2020

I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuruda bulunan şikâyetçi, 20.07.2016 tarihinde göz altına alındığını ve 24.07.2016 tarihinde tutuklandığını, o günden beri -46 aydır- tutuklu bulunduğunu, ceza yargılamasında dosyasının Yargıtay’da olduğunu, idari yönden 672 sayılı OHAL KHK’sı ile devlet memurluğundan ihraç edildiği için OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurduğunu, buradan aldığı ret cevabı nedeniyle idare mahkemesinde dava açtığını, davanın halen devam ettiğini, tutuklu olduğu süre zarfında Ankara 8. Sulh Ceza

Hakimliği’nin 02.09.2016 tarihli kararı ile malvarlığına tedbir konulduğunu, söz konusu tedbirin Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin 08.02.2017 tarihli kararıyla kaldırıldığını, bu karar sayesinde malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabildiğini ancak TMSF’ye devredilen

Asya Katılım Bankasındaki hesapları üzerinde işlem yapamadığını, Asya Katılım Bankası menkul ve gayrimenkullerinin Vakıf Katılım Bankası’na devredilmiş olduğundan Asya

Katım Bankasındaki 17.623,43 TL tutarındaki mevduatının Vakıf Katılım Bankasına geçmiş olduğunu, zorunlu ihtiyaçların giderilmesi için otomobilinin satıldığını, eşinin ev hanımı olduğunu çalışmadığını, çocuklarının okuduğunu, kendisi FETÖ dolayısıyla tutuklu olduğu için çocuklarının da yardım alamadığını, eşi ve çocuklarına verilen yeşil kartın iptal edilmesi nedeniyle genel sağlık sigortası primi ödemek zorunda kaldıklarını, devlet memurluğundan çıkarılmış olduğu için geliri olmadığını, malvarlığı listesindeki Ankara

Sincan’da bulunan evinde ailesinin ikamet ettiğini, kendisinin ve ailesinin zor durumda olduğunu, eşi elinde Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin 08.02.2017 tarihli tedbirin kaldırıldığına dair kararıyla birlikte bankaya gittiğinde kendisine tedbir olduğu için ödeme yapılamadığı cevabının verildiğini, banka yetkililerinin problemin kendilerinden kaynaklanmadığını, TMSF’ye müracaat edilmesi gerektiğini belirttiklerini, bunun üzerine eşinin dilekçe ile TMSF’ye müracaat ettiğini, dilekçeye cevap gelmediğini, bunun üzerine eşi ve oğlunun TMSF’nin İstanbul’daki merkezine gittiklerini, orada da talebin işleme alındığını ancak cevap verilmemiş olduğunu ifade ederek, yaklaşık dört yıldır devam eden mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.

I. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden Tasarruf Mevduatı

Sigorta Fonu Başkanlığı’ndan alınan 04/09/2020 tarih ve 04/09/2020 tarih ve sayılı cevabi yazının tetkikinden özetle;

2.1. “İlgide kayıtlı yazınızda, ‘un (TCKN: Kurumunuza yaptığı 13.05.2020 tarihli başvurusunda Ankara 8. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimliği tarafından malvarlığına konulan tedbirin Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin 08.02.2017 tarihli kararıyla kaldırıldığından bahisle, Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya)

nezdinde adına açılan hesapta bulunan ve Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye (Vakıf Katılım)

aktarılan katılım fonu tutan üzerinde tesis edilen blokenin kaldırılmasının talep edildiği belirtilerek, şikayetçiye verilecek cevaba esas teşkil etmek üzere konu hakkında işbu yazınızda belirtilen hususlarda tarafınıza bilgi verilmesi istenilmektedir.

Bilindiği üzere; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) 22.07.2016 tarihli ve 6947 sayılı kararıyla, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun (Kanun) 107’nci maddesinin son fıkrası çerçevesinde, Bank Asya’nın faaliyet izni kaldırılmış ve Kanun gereğince 106’ncı madde kapsamındaki işlemleri tesis etmeye Kurumumuz yetkili ve yükümlü kılınmıştır.

Bu kapsamda, Kurumumuzun en temel görevlerinden birisi de faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi Kurumumuza intikal eden Türkiye’de faaliyet gösteren bir kredi kuruluşunda bulunan sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarının tespit edilerek hak sahiplerine ödemelerin gerçekleştirilmesidir. Bu itibarla, Kanunun 63’üncü maddesi ile 23/02/2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, “Faaliyet İzni Kaldırılan

Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların

İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te (Tasfiye Yönetmeliği) yer alan 10’uncu madde gereğince, sigortalı mevduat ve katılım fonu tutan tespitinde

“‘doğruluğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması” amir ölçütü kapsamında hareket etmek gerekmektedir.

Bu doğrultuda, Bank Asya nezdindeki sigortalı katılım fonu tutarlarının tespiti için

Kurumumuz nezdinde bir Komisyon kurulmuş ve gerek söz konuşu Komisyonun çalışmaları gerekse de Bank Asya Teftiş Kurulu ve TMSF tarafından yürütülen incelemeler neticesinde düzenlenen muhtelif raporlarda yer alan tespitler çerçevesinde, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı katılım fonu tutarları Kurumumuz tarafından ödenmek üzere 02.12.2016 tarihinde Vakıf Katılıma aktarılmış ve 05.12.2016 tarihinde fiilen ödemelere başlanmıştır.

Ancak, da aralarında bulunduğu bazı şahıslar adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda bulunan katılım fonu tutarı, Kanunun 63 ‘üncü maddesi ile

Tasfiye Yönetmeliğinin 10’uncu maddesi hükümleri çerçevesinde ve Bank Asya Teftiş Kurulu

Başkanlığınca düzenlenen raporlar doğrultusunda, üzerine TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edilerek blokeli halde Vakıf Katılıma aktarılmış bulunmaktadır

Bununla birlikte, bloke konulduktan sonra, tedbir amaçlı bloke tesis edilmesini gerektiren koşulların devam edip etmediğine yönelik güncelleme çalışmalarına Kurumumuz tarafından belirli aralıklarla devam edilmekte ve ilave inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, idari nitelikteki blokeler tarafımızdan kaldırılmaktadır. Konuya ilişkin son olarak, TMSF Kurulunun 14.11.2019 tarih / sayılı kararıyla ‘Takip eden dönemde karşılaşılması muhtemel benzer durumlara ilişkin olarak, haklarında FETÖ/PDY Terör

Örgütü kapsamında devam eden başkaca bir ceza davası veya savcılık soruşturması olmaması kaydıyla, şahsıyla alakalı yürütülen FETÖ/PDY yargılamaları, -takipsizlik, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hüküm verilmesine yer olmadığı- kararlarından (kesinleşme aranmaksızın) herhangi biri ile neticelenen mudilere veya haklarındaki yargılama devam etse bile sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilmiş olan mahkeme/savcılık tedbirleri sonradan yine yargı mercilerince kaldırılan mudilere ait sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilen “TMSF Blokesi-Teftiş” başlıklı blokelerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda, TMSF Kurulu kararı ile tesis edilen söz konusu blokelerden bugüne kadar önemli bir bölümü, süreç içerisinde yapılan ilave incelemeler ve tespitler doğrultusunda Kurumumuz tarafından kaldırılmış olup konuya ilişkin çalışmalar hali hazırda / sayılı TMSF Kurulu kararında belirtilen kriterler çerçevesinde yürütülmektedir.

Kurumumuz kayıtlarının tetkiki neticesinde söz konusu dilekçesinde belirtilen tedbir kaldırma kararının ilgili Makamlarca tarafımıza tebliğ edildiğine dair herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Ancak, / sayılı TMSF Kurulu kararı içeriğinde belirtilen kriterler kapsamında, söz konusu tedbir kaldırma kararının İlgili Makam tarafından doğrudan Kurumumuza gönderilmesini müteakip, konu hakkında tekrar değerlendirme yapılabilecektir”.

açıklamalarına yer verilmiştir.

2.2. Ayrıca ilgili idare söz konusu cevabi yazı ekinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından tedbirin kaldırılmasına dair kararını BDDK’ya bildirdiği 13.02.2017 tarih ve / sayılı yazıyı, cevabi yazı eklerinde tarafımıza iletmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,

3.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,

3.3. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmü

4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5. 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Mevduatın ve katılım fonunun sigortalanması” başlıklı 63 üncü maddesinin son fıkrasında, “Faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşları nezdinde bulunan ve doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanan mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmı, Fon kaynaklarından ödenir.”,

5.1. “Faaliyet izninin kaldırılması” başlıklı 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Bir bankanın bu Kanun hükümlerine göre faaliyet izninin kaldırılması hâlinde yönetim ve denetimi Fona intikal eder.”; üçüncü fıkrasında, “Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki sigortalı mevduatı ve sigortalı katılım fonunu doğrudan veya ilân edeceği başka bir banka aracılığı ile ödeyerek, mevduat ve katılım fonu sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını ister. Bu görev ve yetki münhasıran Fona aittir. Bu şekilde yapılacak iflas isteminde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 178 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 179 uncu maddesinin iflasın ertelenmesine ilişkin hükümleri uygulanmaz.”,

5.2. “Fona devredilen bankalar ile ilgili hükümler” başlıklı 107 nci maddesinin son fıkrasında, “71 inci madde kapsamında temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankaların, malî bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi ve satışı ile ilgili süreç devrin yapıldığı tarihten itibaren en geç dokuz aylık bir süre içerisinde tamamlanır. Fon Kurulu kararı ile bu süre üç ayı geçmemek üzere uzatılabilir. Bu süre içinde devir, birleşme veya satışın tamamlanamamış olması hâlinde Fonun talebi üzerine Kurul bankanın faaliyet iznini kaldırır.”,

6. 23/02/2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Faaliyet İzni Kaldırılan

Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu

Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı, faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 106 ncı maddesine göre Fona intikal eden banka nezdinde bulunan sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonunun tespiti ve hak sahiplerine ödenmesi ile bu bankaların iflas ve tasfiyesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”,

6.1. “Sigortalı mevduat ve katılım fonunun tespiti ve ödenme süresi” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, “Faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi Fona intikal eden banka nezdinde bulunan ve 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi kapsamındaki sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonlarının doğruluğu, Bankacılık Düzenleme ve

Denetleme Kurumu ile adli ve idari mercilerin tespitleri ve alınan kararları, hesap sahipleri tarafından ibraz edilen belgeler, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı nezdinde tutulan kayıtlar ile banka kayıtları ve ilgili diğer belgeler esas alınarak, Tasfiye Daire Başkanlığının koordinasyonunda Hukuk İşleri Daire Başkanlığı, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı ve Denetim Daire Başkanlığı personelinden oluşacak bir komisyon tarafından incelenmek suretiyle tespit edilir.”; üçüncü fıkrasında, “Doğruluğu hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilen mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmının tespiti ve ödeme süresi, bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aydır. Gerektiğinde bu süre üç ay uzatılabilir. Zorunlu nedenlerle üç aylık uzatma süresinin yetersiz kalması halinde bu süre Fon Kurulunca her biri üç ayı geçmemek üzere iki kez daha uzatılabilir.

Ödemeler, Fon Kurulu kararı ile doğrudan veya Fon tarafından ilan edilecek bir banka aracılığıyla gerçekleştirilir.”; onuncu fıkrasında ise, “Ödeme talebinde bulunan hak sahibi ile ilgili olarak, Fona veya faaliyet izni kaldırılan bankaya, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Kara paranın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun nedeni ile soruşturma başlatıldığının resmi merciler tarafından bildirilmesi halinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar herhangi bir ödeme yapılmaz. Bu fıkra kapsamındaki tasarruf mevduatı ve katılım fonu yargılama sonuçlanıncaya kadar bloke hesapta tutulur.”

7. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tebligat ve yazışma usulü” başlıklı 36.

Maddesinde “(1)Mahkeme başkanı veya hâkim, her türlü tebligatı, tüm gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları yapar. (2) İnfaz edilecek kararlar, Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.”

8. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma” başlıklı 128. Maddesinde “(1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait; a) Taşınmazlara, b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına, c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba, d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, e) Kıymetli evraka, f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, g) Kiralık kasa mevcutlarına, h) Diğer malvarlığı değerlerine, El konulabilir… (2) Birinci fıkra hükmü;… Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316)… Hakkında uygulanır., (3) Taşınmaza el konulması kararı, tapu kütüğüne şerh verilmek suretiyle icra edilir. (4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. (5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba el konulması kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. El koyma kararı alındıktan sonra, hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir. (6) Şirketteki ortaklık paylarına el koyma kararı, ilgili şirket yönetimine ve şirketin kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğüne teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili şirkete ve ticaret sicili müdürlüğüne ayrıca tebliğ edilir. (7) Hak ve alacaklara el koyma kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili gerçek veya tüzel kişiye ayrıca tebliğ edilir.”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV.KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından, şikayetçinin TMSF tarafından konulan idari nitelikteki blokenin kaldırılması talebinin ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirmesinin TMSF tarafından yapılacağından reddi, şikayetçinin hesabı üzerindeki idari nitelikteki blokelerin kaldırılmasının uygun görülmesi halinde ise, hesap üzerindeki malvarlığına el konulması yönündeki adli tedbirin kaldırılması konusunda gerekli işlemin yapılması hususunda ilgili idareye tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan öneri Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10. Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.

nezdinde bulunan hesabına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından FETÖ/PDY soruşturmaları ve bu kapsamda düzenlenen teftiş raporlarına istinaden bloke konulduğunu, söz konusu blokenin kaldırılarak hesabındaki tutarların iade edilmesini talep etmiştir.

11. Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya)’nın 29/05/2015 tarihinde Fona devredildiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 22/07/2016 tarihli ve

6947 sayılı kararıyla, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun (Kanun) 107 nci maddesinin

son fıkrası çerçevesinde, faaliyet izninin kaldırıldığı ve Kanun gereğince 106 ncı madde kapsamındaki işlemleri tesis etmeye TMSF’nin yetkili ve yükümlü kılındığı, bu kapsamda Bank Asya nezdinde bulunan katılım fonlarından sigorta kapsamında bulunan hesaplar üzerinde FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü desteklemek amacına yönelik olup olmadığı hususunda inceleme yapmak üzere bir komisyon kurulduğu, sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarlarının tespitinde “doğruluğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması” ölçütünün esas alındığı, kurulan komisyon tarafından 2013 yılı sonundan itibaren bankadan yoğun bir para çıkışı yaşanmasına rağmen aynı dönemde hayatın olağan akışına aykırı ve ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak şekilde, FETÖ/PDY’yi desteklemek amacına matuf olduğu intibaı uyandıracak mahiyette yeni hesaplar açan ya da mevcut hesapların bakiyelerini artıranlardan yaşı, mesleği, daha önceki dönemde Banka nezdinde gerçekleştirmiş olduğu işlemler ile belirtilen dönemde gerçekleştirilenlerin uyumu gibi kriterler dikkate alınarak bir kısım hesapların şüpheli olarak değerlendirildiği, 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi ile Tasfiye Yönetmeliğinin 10 uncu maddesi uyarınca tedbiren bloke tesis edildiği tespit edilmiştir.

12. TMSF nezdinde kurulan komisyonun çalışmaları ve Bank Asya Teftiş Kurulu ve

TMSF tarafından yürütülen incelemeler neticesinde düzenlenen muhtelif raporlarda yer alan tespitler çerçevesinde, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı katılım fonu tutarlarının TMSF tarafından ödenmek üzere 02/12/2016 tarihinde Vakıf Katılım

Bankası A.Ş.’ye aktarıldığı ve 05/12/2016 tarihinde fiilen ödemelere başlandığı, ancak

TMSF Kurulu kararıyla duyulan şüpheye binaen bazı hesapların blokeli halde Vakıf

Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarıldığı anlaşılmıştır.

13. İnceleme konusu dosya kapsamında, şikâyetçi adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda bulunan ve sigortalı katılım fonu ödemesi kapsamında Vakıf

Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarılan katılım fonu tutarı üzerine, TMSF ve Bank Asya denetim birimlerince yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları ve bu kapsamda düzenlenen

Teftiş Raporlarına istinaden TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edildiği anlaşılmıştır.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22/07/2016 tarihli kararıyla Bank

Asya’nın faaliyet izninin kaldırılmasının ardından anılan banka nezdinde bulunan hesapların FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü destekleme amacına hizmet edip etmediği yönünden incelemeye tabi tutulduğu ve denetim birimlerinde yürütülen

FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında bloke tesis edildiği dikkate alındığında yapılan müdahalenin kamu yararı amacına hizmet ettiği; son olarak alınan tedbirin ‘elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık’ alt ilkelerinden oluşan ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir.

14. Şikâyet konusu açısından, tedbir mahiyetinde tesis edilen bloke işleminin hukuka uygun olabilmesi için, Anayasada öngörülen temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması şartlarına uygun olması gerekmektedir. Anayasanın 13 üncü maddesinde belirtilen sınırlama şartları ise şunlardır; sınırlama kanuna dayanmalı, Anayasanın ilgili maddesinde belirtilen sebeplere dayanmalı, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamalıdır. Bu kapsamda yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, Bank Asya nezdindeki sigortalı katılım fonlarının ödenebilmesi için 5411 sayılı Bankacılık

Kanununun 63 üncü maddesi uyarınca ‘doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek’ şekilde kanıtlanmış olması gerektiği, şüpheli olarak değerlendirilen hesaplara bloke tesis edilebileceği ve şüpheler giderilinceye kadar blokenin devam edebileceği, dolayısıyla bloke işleminin Bankacılık Kanunundan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Ayrıca

Anayasanın 35 inci maddesine göre mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilmektedir. Bilindiği üzere FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz 2016 tarihindeki

Darbe Girişiminin ardından demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine, milli güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terör örgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbir alınması amacıyla 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı

Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmiştir. Bankacılık

Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22/07/2006 tarihli kararıyla Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırılmasının ardından anılan banka nezdinde bulunan hesapların FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü destekleme amacına hizmet edip etmediği yönünden incelemeye tabi tutulduğu ve denetim birimlerinde yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında bloke tesis edildiği dikkate alındığında yapılan müdahalenin kamu yararı amacına hizmet ettiği; son olarak alınan tedbirin ‘elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık’ alt ilkelerinden oluşan ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir.

15. Bununla birlikte tedbir niteliğinde tesis edilen bloke işleminin, TMSF tarafından süreç içerisinde yapılan ilave incelemeler neticesinde, hesapların doğruluğu konusunda şüphelerin giderilmesi durumunda kaldırıldığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan, konuya ilişkin idare mahkemeleri nezdinde açılan iptal davalarının, “incelemeler sonuçlandırılıncaya ve hesapların doğruluğu konusunda oluşan şüpheler giderilinceye kadar tesis edilen bloke işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı” sonucuna varılarak reddedildiği tespit edilmiştir. (Bknz. İstanbul 11. İdare Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve E.2017/772, K.2017/1567 sayılı kararı.) Bu kapsamda teftiş kurulu raporlarına dayanan incelemeler sonuçlandırılıncaya kadar bloke işleminin devam edebileceği anlaşıldığından söz konusu tedbirin hukuka aykırı olmadığı tespit edilmiştir.

16. Öte yandan konuya ilişkin son olarak, TMSF Kurulunun 14.11.2019 tarih / sayılı kararıyla ‘Takip eden dönemde karşılaşılması muhtemel benzer durumlara ilişkin olarak, haklarında FETÖ/PDY Terör Örgütü kapsamında devam eden başkaca bir ceza davası veya savcılık soruşturması olmaması kaydıyla, şahsıyla alakalı yürütülen

FETÖ/PDY yargılamaları, -takipsizlik, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hüküm verilmesine yer olmadığı- kararlarından (kesinleşme aranmaksızın) herhangi biri ile neticelenen mudilere veya haklarındaki yargılama devam etse bile sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilmiş olan mahkeme/savcılık tedbirleri sonradan yine yargı mercilerince kaldırılan mudilere ait sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilen

“TMSF Blokesi-Teftiş” başlıklı blokelerin kaldırılmasına karar verilmiş olduğu, bu doğrultuda, TMSF Kurulu kararı ile tesis edilen söz konusu blokelerden bugüne kadar önemli bir bölümü, süreç içerisinde yapılan ilave incelemeler ve tespitler doğrultusunda

Kurum tarafından kaldırılmış olduğu, konuya ilişkin çalışmaların anılan 2019/543 sayılı

TMSF Kurulu kararında belirtilen kriterler çerçevesinde yürütülmekte olduğu, Kurum kayıtlarının tetkiki neticesinde söz konusu dilekçesinde belirtilen tedbir kaldırma kararının ilgili Makamlarca taraflarına tebliğ edildiğine dair herhangi bir kayda rastlanmamış olduğu, 2019/543 sayılı TMSF Kurulu kararı içeriğinde belirtilen kriterler kapsamında, söz konusu tedbir kaldırma kararının İlgili Makam tarafından doğrudan Kurumumuza gönderilmesini müteakip, konu hakkında tekrar değerlendirme yapılabileceği ifade edilmiştir.

17. Somut olayda şikayetçinin, mal varlığı üzerindeki el koyma tedbiri kararının kaldırılmasına dair Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin 08.02.2017 tarihli kararının uygulanması için TMSF’ye başvurduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasal

Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından tedbirin kaldırılmasına dair kararın 13.02.2017 tarih ve / sayılı yazı ile BDDK’ya bildirildiği, işbu yazının

TMSF’ye iletilmiş olduğu, Kurumumuzca yapılan bilgi ve belge talebi yazısına cevaben, anılan mahkeme ara kararının doğrudan doğruya ilgili kuruma (TMSF) tebliğinin yapılması halinde değerlendirme yapılacağının ifade edildiği, şikayetçinin ailesinin başka bir geliri olmadığı, maddi ve manevi olarak zor duruma düştükleri, ilgili kurumun gerek vatandaş, gerek BDDK’dan iletilen yazı dolayısıyla konudan haberdar olduğu anlaşılmaktadır.

18. T.C. Anayasası’nın Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” denilmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun “Tebligat ve yazışma usulü” başlıklı 36. Maddesinde “(1)Mahkeme başkanı veya hâkim, her türlü tebligatı, tüm gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları yapar. (2) İnfaz edilecek kararlar, Cumhuriyet

Başsavcılığına verilir.” Denilmektedir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararlarının doğrudan doğruya ilgili kamu kurumuna tebliği halinde uygulanmasının zorunlu olduğu açıkça anlaşılmaktadır ve fakat, doğrudan doğruya ilgili idareye tebligat yapılmaması halinde mahkeme kararlarının uygulanması zorunluluğunun ortadan kalkmadığı açıktır. Devlet işleyişi ve kurumlarıyla bir bütünlük arz eder.

Yasama yürütme ve yargı erklerinin birbirleri ile ahenk içerisinde olması, anayasal düzenin korunmasının ve hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Her ne kadar anılan mahkeme kararı doğrudan doğruya ilgili idareye tebliğ edilmemiş olsa da, ilgili idare gerek vatandaşın başvurusu, gerekse BDDK tarafından gönderilen Cumhuriyet Savcılığı’nın

13.02.2017 tarih ve / sayılı yazısı ile konudan haberdar olmuştur. Dolayısıyla,

2019/543 sayılı TMSF Kurulu kararı içeriğinde belirtilen kriterler kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde şikayetçinin hesabı üzerindeki blokenin kaldırılabileceği neticesine varılabiliyorsa, doğrudan doğruya tebligat yapılmasını aramaksızın, T.C.

Anayasası’nın 138. Maddesi gereğince ilgilinin hesabı üzerindeki blokenin kaldırılması gerekmektedir.

19. Başvuranın iddiaları, İdarelerin açıklamaları, konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; TMSF’nin başvuruya konu edilen işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir tespit yapılamamıştır. Öte yandan, bir önceki paragrafta değinildiği üzere; / sayılı TMSF Kurulu kararında belirtilen kriterler çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde başvuran hakkında idari nitelikteki blokelerin kaldırılabileceği sonucuna varılması halinde, mahkeme kararının doğrudan doğruya tebliği aranmaksızın hesap üzerindeki blokenin kaldırılması gerektiği değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve

Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, ancak

İdarece başvurana verilen cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir. Ek olarak 23/02/2007 tarihli ve 26443 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım

Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmelik’in 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, İdarenin dikkatlerine sunulmaktadır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜNE KISMEN

REDDİNE,

Şikayetçinin TMSF tarafından konulan idari nitelikteki blokenin kaldırılması talebinin ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirmesinin TMSF tarafından yapılacağından REDDİ,

Şikayetçinin hesabı üzerindeki idari nitelikteki blokelerin kaldırılmasının uygun görülmesi halinde, 17 ve 18 no.lu paragraflarda yer alan tespit ve değerlendirmelerimiz de dikkate alınarak, hesap üzerindeki malvarlığına el konulması yönündeki adli tedbirin kaldırılması konusunda gerekli iş ve işlemleri makul sürede yapması hususunda TASARRUF

MEVDUATI SİGORTA FONU BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYE’DE

BULUNULMASINA

Kararın BAŞVURANA ve TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU

BAŞKANLIĞI’NA tebliğine;

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi