|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacı tarafından yapılan marka tescil başvurusunun, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5. maddesinin (c) bendi uyarınca reddedilmesi üzerine açılan iptal davasına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, başvuru markasının belirli hizmetler açısından ayırt edici olduğunu kabul ederken, çevresel etiket programı kapsamında değerlendirilen “…” ibaresinin tanımlayıcı nitelikte olduğunu belirterek tescil engeli bulunduğuna hükmetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, ilk mahkemenin kararını onaylayarak, başvuru markasının tanımlayıcı özellikte olduğunu ve bu nedenle tescil edilemeyeceğini vurgulamıştır. Davacı tarafından sunulan delillerin, markanın tüketicilerce ticari kaynak gösteren bir ibare olarak algılandığını ispatlamaya yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, davacının marka başvurusunun kısmen kabulü ile birlikte, belirli hizmetler yönünden tescil engeli bulunduğuna dair YİDK kararının iptali talebi reddedilmiştir. Bu durum, marka hukukunda tanımlayıcı ibarelerin tescil edilemeyeceği ilkesini pekiştirmektedir. |
11. Hukuk Dairesi 2022/6429 E. , 2024/2752 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1396 Esas, 2022/900 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/359 E., 2020/152 K.
Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kuablüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 41 ve 42. Sınıflarda 2018/96207 sayılı “e … ….” ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, başvurularının YİDK tarafından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca kısmen reddedildiğini, oysa müvekkili firmanın belgelendirme çalışmaları, eğitim hizmetleri ile muayene ve test çalışmaları alanlarında başarılı çalışmalarıyla maruf bir firma olduğunu, “…” ve benzeri ibareleri yıllardır markasal olarak kullandığını, müvekkilinin davalı Kurum nezdinde “e …” esas ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, yine müvekkili firmanın dava konusu www…..com alan adını da 2004 yılında kendi adına tescil ettirdiğini ve bu tarihten itibaren aktif olarak kullandığını, dava konusu YİDK kararının iptalinin gerektiğini, dava konusu markanın tescil işlemlerinin 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gerekçesiyle durdurulması kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkile ait ibareli tüm markaların 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde başvuruya konu mal ve hizmetler yönünden kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek 2019-M-3132 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; “…” ibaresinin davacının markalarında iddia ettiği gibi esas unsur değil çatı marka olarak yer aldığını, marka hukukunda markanın bütünüyle değerlendirilmesi gerektiğini, … (…) ibaresinin “bir ürün veya servisin yaşam döngüsü boyunca hammadde temininden, üretim ve kullanım süresince çevresel etkilerinin belirli sınır altında azaltıldığını gösteren Avrupa ve küresel kapsamda kabul edilen ve güvenilen etiket olduğunu, söz konusu ibarenin belli özellik veya kalitedeki ürünler bakımından kullanılan bir çeşit sertifika olduğunun tespit edildiğini, davacının kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerinin test edilmesi konusunda marka tescil ettirmesinde sakınca bulunmadığını, ancak, seçilen markanın bu hizmeti çağrıştırmaması özellik bildiren bir ibareden oluşmaması gerektiğini, tescil edileceği sınıfta ayırt edici olmayan ve tanımlayıcı nitelikte yer alan ibarenin tescil edilemeyeceğinin açık olduğunu, davacının markayı kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığına ilişkin iddiasının mesnetsiz bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, “e … ….” bütün hali ile sektöründeki bilinçli tüketici nezdinde bir asli unsurlar ön planda olarak markanın logosu ayırt edicilik sağlayacak şekilde olduğundan kendi sektöründeki diğer markalardan farklı hale gelebileceği, dolayısıyla, somut olayda başvuru işaretinin bir teşebbüsün mal ve hizmetini bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, 6769 sayılı Kanun anlamında ayırt edici niteliğe sahip olduğu, dava konusu markanın başvuru aşamasında koruma talep ettiği 41. ve 42. sınıfta yer alan hizmetlerin tüketici algısı dikkate alınarak incelendiğinde, talep edilen ürünün ortalama tüketicisi ‘aceleci’ değil, üst düzeyde bilgili, üst düzeyde özen ve dikkate sahip olan kişiler olduğu, bu kapsamdaki bazı hizmetler için 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında reddi koşullarının oluşmadığı, “e … ….l” marka logosu ve ibaresinin davacı adına tescilli diğer seri markaları da dikkate alındığında, 41. Sınıf “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.” ile 42. Sınıf “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç).Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri” açısından işaret ile hizmetlerin birbirine gönderme/ hatırlatma / çağrıştırma yapma yeteneğinin bulunmadığı ve dava konusu markanın 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında reddi koşullarının oluşmadığı, ancak başvuru markasında tescil edilmek istenen “…” ibaresinin EU … (AB Ecoetiket), üreticiler, ithalatçılar ve perakendecilerin ürünleri için belirli kriterlere uygunluk sonucu hak kazanabileceği gönüllü bir çevresel etiket programı olduğu, piyasadaki yaklaşık 37.000 ürün ve hizmetle EU …, Avrupa çapında tanınan ve güvenilen bir çevresel etiket sistemi olduğu, bu pazara giriş yapmak ve ürünlerinin çevresel etkilerini ölçülebilir hale getirmek isteyen üreticiler için EU … kriterlerinin doğru bir seçim olduğu değerlendirildiğinde, tescili istenen “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi.” hizmetleri yönünden tescilinin tanımlayıcı olması nedeniyle 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında tescil engeli teşkil edeceği ve tescili koşullarının oluşmadığı, davacının kullanım sonucu ayırt ediciliği ispata yönelik dava dosyasına sunduğu delillerin dava konusu markanın tüketicilerce ticari kaynak gösteren bir ibare olarak algılandığı sonucuna varılmasını sağlamadığı ve kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı iddiası için yeterli olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK’nın 2019-M-3132 sayılı kararının 41. sınıf “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.” ile 42. sınıf “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri.).” yönünden kısmen iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilinin, ülkemizde özellikle belgelendirme sektöründe faaliyet göstermekte olan lider firmalarından birisi olup, başarılı çalışmalarıyla yurt içinde ve yurt dışında maruf bir firma haline geldiğini, başta … ibaresi olmak üzere e-yaprak şekli üzerinde 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının kapsamında kullanım sonucu ayırt edicilik hak sahipliğine ulaştığını, ancak dosya kapsamına sunulan delillerin incelenmediğini, “…” ibaresinin bir sertifika olmadığını, dünyada özellikle “eu …” ve “nordic …” başlıca 2 tür sertifikanın bulunduğunu “…” ibaresinin burada yalnızca “ekolojik etiket” anlamında olduğunu, bu çerçevede müvekkilinin markasında “…” olarak tali unsur niteliğini haiz ibarenin herkes tarafından kullanılabilecek bir ibare olduğunu, nitekim dava konusu markada yer alan “yaprak-e …” ibaresinin gerek yukarıdaki resmi sertifikalarla bir ilgisinin bulunmaması gerekse de müvekkilin seri markalarının bir parçasını teşkil eden esas unsur niteliğini haiz olması nedeniyle YİDK kararındaki tespitlerin ne denli eksik ve yanlış olduğunu, Türkçe dahi olmayan ve müvekkile ait dava konusu 2018/96207 sayılı markada tali unsur niteliğinde kullanılan “…” ibaresinin 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında özellik ve amaç belirttiğine ilişkin tespitler barındıran davalı YİDK kararının iptal edilmesi ve dava konusu markanın, tıpkı müvekkile ait diğer markalar gibi, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın tümünün kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı … vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinin koşulların oluştuğunu, ibarenin bu maddeler uyarınca tescil edilemeyeceğini, YİDK kararında iptal edilen tüm hizmetler açısından kullanılan bir çeşit sertifika anlamına gelen ve dolayısı ile vasıf bildiren dava konusu ibarenin kullanılmasının ayırt edici olmadığını ve tanımlayıcı olduğunu gösterdiğini, YİDK kararının yerinde olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın tümünün reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı Şirketin başvuru konusu yaptığı markasındaki “…” ibaresinin, üreticiler, ithalatçılar ve perakendecilerin ürünleri için belirli kriterlere uygunluk sonucu hak kazanabileceği gönüllü bir çevresel etiket programı olduğu, ürünlerinin çevresel etkilerini ölçülebilir hale getirmek isteyen üreticilerin bu kriterleri kullanacağı değerlendirildiğinde, tescili istenen “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi.” hizmetleri yönünden marka başvurusunun tanımlayıcı olduğu, 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında tescil engeli bulunduğu, başvuru kapsamında bulunan diğer hizmetler yönünden ise 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında tescil engeli oluşmayacağı, davacının kullanım sonucu ayırt ediciliği ispata yönelik dava dosyasına sunduğu delillerin dava konusu markanın tüketicilerce ticari kaynak gösteren bir ibare olarak algılandığı sonucuna varılmasını sağlamadığı ve kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı iddiası için yeterli olmadığı anlaşılmakla, davacı … davalı … vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri gerekçe göstermiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin koşulların oluştuğunu, ibarenin bu madde uyarınca tescil edilemeyeceğini, tanımlayıcı markaların tescil edilmemesinin nedeni mal ve hizmetlerin karakteristik özelliklerini belirten terimlerin herkes tarafından kullanımının amaçlandığını, YİDK kararında iptal edilen tüm hizmetler açısından kullanılan bir çeşit sertifika anlamına gelen ve dolayısı ile vasıf bildiren dava konusu ibarenin kullanılmasının ayırt edici olmadığını ve tanımlayıcı olduğunu gösterdiğini, YİDK kararının yerinde olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın tümünün reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.