|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın, 1416 sayılı Kanun kapsamında Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından verilen bursla Amerika Birleşik Devletleri’nde lisansüstü eğitim gördüğü ve University of South Florida (USF) üniversitesinde doktora kabulü aldığı, ancak bu üniversitenin MEB tarafından öğrenim görülmesine izin verilmeyen kurumlar listesine eklenmesi nedeniyle doktora öğrenimine devam edemediği belirtilmiştir. Başvuran, bu durumun hukuki güvenlik, belirlilik ve iyi yönetişim ilkelerine aykırı olduğunu savunarak, MEB’in kararının iptal edilmesini talep etmiştir.
İdarenin, USF’nin yasaklı üniversiteler listesine alınmasının gerekçeleri arasında mali sorunlar ve Türk öğrenci yoğunluğu gibi sebepler yer alırken, başvuranın doktora kabul sürecinin, yasaklılık kararı alınmadan önce gerçekleştiği ve başvuranın bu süreçte haklı bir beklenti içinde olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın USF’de doktora öğrenimine devam edebilmesi için izin verilmesi gerektiği yönünde tavsiye kararı verilmiştir. Bu karar, hukuki belirlilik ve istikrar ilkeleri çerçevesinde başvuranın haklı beklentisinin korunması gerektiğini ortaya koymaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/9144-S.21.14804
BAŞVURU NO : 2021/1802
KARAR TARİHİ : 22/06/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Yurtdışında burslu eğitim almakta olan başvuranın, doktoraya kabul aldığı üniversitenin liste dışı bırakılmasına ilişkin tedbir kararının kendisine uygulanmaması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 26/01/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza 26.01.2021 tarihinde yapılan başvuruda 1416 sayılı
Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun kapsamında Millî Eğitim Bakanlığı (MEB)
tarafından verilen bursla Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) lisansüstü öğrenim görmekte olduğunu, University of South Florida (USF)’da gördüğü yüksek lisans öğrenimini 6 Ağustos 2020 tarihinde tamamladığını, Sonbahar 2020 döneminde öğrenime başlamak üzere 10 Şubat 2020 tarihinde USF’den aldığı doktora kabulünü MEB’in onayına sunduğunda USF’nin “Türk öğrenci yoğunluğu ve akademik hususlar” gibi gerekçelerle öğrenci gönderilen üniversiteler listesinden çıkarıldığı için bu üniversitede doktora öğrenimi görmesine izin verilmediğini ifade etmekte ve USF’ye ilişkin kararın doktora kabulü hakkında uygulanmasının “hukuki güvenlik”, “belirlilik” ve “iyi yönetişim” ilkelerine aykırı olduğu iddiasıyla “müktesep hak ve geçiş süreci” gibi temel hukuki ilkeler çerçevesinde gereğin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 04.02.2021 tarihli ve sayılı bilgi-belge talep yazısına istinaden Millî
Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğünün 04.03.2021 tarihli ve sayılı yazısında;
2.1) 1416 sayılı Kanun uyarınca Bakanlıkça verilen bursla mecburi hizmete dayalı olarak yurt dışında
lisansüstü öğrenim görmek amacıyla burslu öğrenci gönderilmekte olduğu, 1416 sayılı Kanun uyarınca uygulanan burs programının uygulanmasında temel amacın, öğrencilerin dünyanın sayılı yükseköğretim
kurumlarında planlanan lisansüstü öğrenimlerini verimli ve başarılı bir şekilde tamamlayarak yurdumuzda yapacağı mecburi hizmetle ülkemizin uluslararası arenada bilim, teknoloji ve diğer alanlarda rekabet gücünü artırmak olduğu, bu bağlamda Yükseköğretim Kurumu ile birlikte öğrenim görülmesine izin verilen yurt dışındaki üniversitelerin kriterlerinin belirlendiği, her ne kadar belirlenen kriterleri karşılasalar da yurt dışındaki bazı yükseköğretim kurumlarının, özellikle Bakanlıkça finanse edilen öğrencilere mali konularda farklı uygulamalarda bulunabilmekte oldukları, örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan
University of Nebraska’nın daha önce istenmediği halde bir öğrenciden burslu olduğunu belirterek laboratuvar masraflarının Bakanlıkça karşılanmasını istediklerini belirttiği, yine Amerika’daki bazı başka
Üniversitelerin İngilizce dil yeterliğini belgeleyen burslu öğrencilerden “pathway” adı altında gereksiz bir şekilde fazladan dil dersleri vermek suretiyle yüksek miktarda düzenlenen okul faturaları ile Bakanlığı fazla harcama yapmaya zorlamakta oldukları, bu uygulamayı yapan yükseköğretim kurumlarından birinin de
University of South Florida olduğu, hem yukarıda bahsedilen mali konularla ilgili olarak hem de Türk öğrenci yoğunluğu nedeniyle 29 Temmuz 2020 tarihinde yapılan duyuruyla University of South
Florida’nın, öğrenim görülmesine izin verilmeyen yükseköğretim kurumları listesine eklendiği, benzer nedenlerden dolayı Bakanlıkça alınan tedbirler kapsamında öğrenim görülmesine izin verilemeyen beşi
Birleşik Krallık’ta, üç tanesi Amerika Birleşik Devletleri’nde olmak üzere toplam sekiz yükseköğretim kurumu bulunduğu;
2.2) 1416 Sayılı Kanun uyarınca Bakanlıkça verilen bursla “Bilim Tarihi” alanında İngiltere’de doktora
öğrenimi görmesi planlanan başvuranın, İngiltere’de almış olduğu dil eğitimini 14.10.2016 tarihinde tamamladıktan sonra kendisine doktora öğrenimi görmek amacıyla kabul belgesi temin etmek için izin verildiği, başvuranın gerekli doktora kabul belgesini temin ettikten sonra yaptığı vize görüşmesi neticesinde vize talebinin reddedildiğini Bakanlığa bildirerek öğrenim göreceği ülkenin Amerika Birleşik Devletleri olarak değiştirilmesini ve öğrenim seviyesinin ise yüksek lisans olarak değiştirilmesini 28.11.2017 tarihli dilekçesiyle talep ettiği, Bakanlığın talebi incelediği ve 14.12.2017 tarih ve sayılı onay ile öğrenim göreceği ülkenin Amerika Birleşik Devletleri, öğrenim seviyesinin ise yüksek lisans olarak değiştirilmesini kararlaştırdığı, başvuranın Amerika Birleşik Devletleri’nde 28.08.2018 tarihinde başladığı yüksek lisans öğrenimini 08.08.2020 tarihinde tamamladığı, yüksek lisans öğrenimini tamamlayan başvuranın, 10.09.2020 tarihinde doktora öğrenimi için almış olduğu kabul belgesini Resmi Burslu Öğrenci
Sistemi (REBUS) üzerinden Bakanlığa gönderdiği, yapılan inceleme neticesinde kabul alınan üniversitenin
29.07.2020 tarihli duyuruda açıklandığı üzere Bakanlıkça öğrenim görülmesine izin verilmeyen University
of South Florida olduğu tespit edildiğinden bahisle kendisine bu yükseköğretim kurumunda doktora öğrenimi için izin verilmeyeceğinin bildirildiği, New York Eğitim Ataşeliği’nce alınan dilekçede başvuranın Bakanlıkça alınan tedbir kararının kendisine uygulanmamasını ve University of South
Florida’da öğrenim görmesine izin verilmesini talep ettiği, başvuranın dilekçesinde özetle 10.02.2020 tarihinde doktora kabulü temin ettiğini, 06.08.2020 tarihinde yüksek lisans öğrenimini tamamladığını,
24.08.2020 tarihinde doktora öğrenimine başladığını, 10 Eylül 2020 tarihinde kabul belgesini REBUS’a
yüklediğini ifade ettiği, New York Eğitim Ataşeliği’ne gönderilen yazılarında başvuranın dilekçesinin titizlikle incelendiği, University of South Florida’nın Bakanlıkça yasaklanan yükseköğretim kurumları arasında olduğunun belirtildiği, Bakanlığın uyguladığı burs programında herhangi bir öğrenim seviyesini tamamlayan bir öğrenciye bir üst seviyede öğrenime devam edebilmesi için uzatım süreleri dâhil bir buçuk yıl izin verilebilmekte olduğu, başvuranla gerek telefon gerekse elektronik haberleşme araçları ile yapılan görüşmelerde kendisine University of South Florida ile ilgili alınan tedbir kararının 29.07.2020 tarihinde tüm öğrencilere duyurulduğunun belirtildiği, dolayısıyla başvuranın yüksek lisans öğrenimi devam ederken duyurunun yapıldığı ve öğrencilerin bu duyuruya göre hareket etmesi gerektiğinin hatırlatıldığı, kendisine verilen izin süresinin 2021 yılının sonuna kadar devam ettiği ve başka bir yükseköğretim kurumunda doktora öğrenimi görebileceğinin ifade edildiği, ancak Bakanlığın bilgisi, izni ve onayı olmadan
başvuranın, 28.08.2020 tarihinde doktora öğrenimine başladığını belirterek kendisine izin verilmesi için fiili durum oluşturmak istediği;
2.3) Bakanlık olarak her zaman öğrencilerin öğrenimlerini başarıyla tamamlayarak ülkemize hizmet
etmelerini sağlamak için var güçle çalıştıkları, bu yaklaşımın başvuran için gösterildiği, zira başvuranın burs programına kabul edilirken İngiltere’de sadece doktora yapması planlandığı, ancak başvuranın vize problemleri yaşamış olması nedeniyle öğrenim göreceği ülkenin Amerika Birleşik Devletleri olarak değiştirildiği, Bakanlığın başvurana verdiği desteğin sadece bununla da sınırlı kalmadığı, başvuranın
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki yükseköğretim kurumlarından doğrudan doktora kabulü alamayacağını o nedenle seviyesinin yüksek lisans olarak değiştirilmesini talep ettiğinde başvuranın bu talebinin de kabul edildiği, hatta başvuranın almış olduğu yüksek lisans kabulünün şartlı olmasına rağmen (şartlar arasında birinci dönemde altı kredi İngilizce dil dersi, ikinci dönemde altı kredi İngilizce dil dersi) Bakanlığın yüksek lisans öğrenim görmesine izin verdiği, bu itibarla, başvuranın yüksek lisans öğrenimi devam ederken
Bakanlıkça alınan tedbirler neticesinde öğrenim görülmesine izin verilmeyen yükseköğretim kurumları listesine eklenen University of South Florida’da doktora öğrenimi görme talebinin Bakanlıkça kabul edilmediği;
Hususlarının açıklandığı görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve
kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
4) 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi”
başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun’un 9 uncu maddesinde;
“Elyevm tahsilde bulunan ve bundan böyle gönderilecek olan her talebeye Maarif Vekaletince tahsil şartlarını gösteren etraflı birer plan verilir. Lüzum ve zaruret takdirinde bu planlar (2) nci madde hükmü nazarı dikkate alınarak Maarif Vekaleti tarafından tadil edilebilir.”
6) 01.03.2020 tarihli ve 31055 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Öğrencilerin Yabancı
Ülkelerde Öğrenimleri Hakkında Yönetmelik’in;
6.1) “Koordinatörlük kurulması, koordinatör ve yurt içi akademik danışman atanması” başlıklı
11 inci maddesinin birinci, beşinci ve altıncı fıkralarında; “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki iş ve
işlemleri yürütmek ve Bakanlık ile koordinasyonu sağlamak üzere adına öğrenim görülen kurum veya kuruluşlar tarafından “YLSY Burs Programı Koordinatörlüğü” ismiyle koordinatörlük birimi kurulur.
Kurum adına yurt dışına gönderilmeye hak kazanan öğrencilere ilişkin iş ve işlemlerin kurum genelinde Bakanlık ve kurumun hedefleri doğrultusunda yürütülmesine ilişkin akademik ve idari faaliyetlerden koordinatörlük sorumludur. Koordinatörlük tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinde bulunarak burs programının etkinliğini artırmaya çalışır, kurum adına öğrenim gören öğrenciler
için oryantasyon faaliyetleri düzenler, yurt içi akademik danışmanlarla koordinasyonu sağlar ve öğrencilerin kurum aidiyetinin güçlendirilmesi için gerekli tedbirleri alır… (5) Yükseköğretim kurumları adına öğrenim görmeye hak kazanan öğrenciler için zorunlu hâllerde Bakanlık ve/veya
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından diğer yükseköğretim kurumlarından en az doktora derecesine sahip bir öğretim elemanı yurt içi akademik danışman olarak görevlendirilebilir. (6) Yurt içi akademik danışmanın görevleri şunlardır: … ç) Yurt dışındaki üniversitelerden kabul alma sürecinde kurumun ihtiyaçları doğrultusunda öğrencilere rehberlik yapmak. d) Öğrencilerin yurt dışı öğrenime başlama sürecinde görüş bildirmek. e) Öğrencilerin yurt dışındaki öğrenim aşamalarını ve alacağı dersleri gösteren öğrenim planları hakkında görüş bildirmek.”;
6.2) “Öğrenim planı” başlıklı 12 nci maddesinde; “(1) Esas öğrenimine başlayan öğrencilerin aldığı
ders ve krediler hakkında bilgiler ihtiva eden ve Bakanlıkça hazırlanan forma uygun olarak düzenlenen öğrenim planı en geç iki ay içinde Bakanlığa ve adına öğrenim görülen kurum veya kuruluşa gönderilir. (2) Öğrenim planı öğrenim süresi bakımından eğitim müşavirlikleri/ataşelikleri, ders içeriği bakımından ise yurt içi akademik danışman veya zorunlu hâllerde koordinatör tarafından incelenerek
Bakanlığa ya da adına öğrenim görülen kurum veya kuruluşa görüş bildirilir. Bakanlık ya da adına öğrenim görülen kurum veya kuruluş öğrenim planını onaylayabilir, reddedebilir veya öğrencilerden düzeltme isteyebilir. Öğrenciler, Bakanlık ya da adına öğrenim görülen kurum veya kuruluş tarafından onaylanan öğrenim planına dayalı olarak öğrenimlerine devam ederler. (3) Öğrenim planları Bakanlık ya da adına öğrenim görülen kurum veya kuruluşun izniyle değiştirilebilir.”
6.3) “Üst öğrenim izni” başlıklı 14 üncü maddesinde; “(1) Yüksek lisans öğrenimlerini
tamamlayarak yurt dışındaki öğrenimlerine bir üst seviyede devam etmek isteyen öğrencilerden; a)
Altı aydan fazla süre uzatımı almamış olanlara resmî burslu, kısmi resmî burslu veya resmî burssuz statüde, b) Altı aydan fazla süre uzatımı almış olanlara ise öğrenim gördüğü yükseköğretim kurumundan veya bu kurum aracılığıyla tüm öğrenim ve yaşam giderlerini karşılayacak miktarda karşılıksız burs, asistanlık ücreti gibi maddi kaynak sağlamış olmak kaydıyla yalnızca resmî burssuz statüde Bakanlıkça ya da adına öğrenim görülen kurum veya kuruluşça üst öğrenime devam etme izni verilebilir. Gerekli görülmesi hâlinde eğitim müşavirlikleri/ataşeliklerinin görüşü de alınabilir.
Öğrenim sürelerinin değerlendirilmesinde 8 inci maddede belirtilen süreler esas alınır.”
6.4) “Öğrenim seviyesi değişikliği” başlıklı 15 inci maddesinde; “(1) Öğrencilerin esas öğrenim
seviyelerinin değiştirilmesini gerektiren zorunlu hâllerde Bakanlık ya da adına öğrenim görülen kurum veya kuruluşun izni alınır.(2) Öğrencilerin yüksek lisans veya doktora derecesi ile tamamlayamadıkları öğrenim seviyesinde kullandıkları süreler, devam edecekleri yeni öğrenim seviyesinde kullanılmış sayılarak süre hesabında dikkate alınır.”
6.5) “Alan, yükseköğretim kurumu ve ülke değişikliği” başlıklı 17 nci maddesinde; “(1)
Öğrencilerin öğrenim gördükleri alan, yükseköğretim kurumu veya ülkenin değiştirilmesi konularında
Bakanlığın ya da adına öğrenim görülen kurum veya kuruluşun izni alınır. Bu değişikliklerde dönem kaybı olmaması esastır. Ancak değişikliğin zorunlu görüldüğü hâllerde, en fazla iki dönemlik kayba izin verilebilir. (2) Değişiklik talebi uygun görülen öğrenciler, öğrenimlerine ara verdikleri sürelerde burssuz izinli sayılırlar.”
6.6) “İzin ve öğrenim yerinden ayrılış ve dönüş” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrasında; “(1)
Öğrencilere yurt dışında göreceği öğrenime ilişkin kabul alma sürecinde en fazla altı aya kadar bekleme süresi verilebilir. Zorunlu hâllerde bu süre altı ay daha Bakanlıkça ya da adına öğrenim görülen kurum veya kuruluşça uzatılabilir. Bu süreler içinde kabul alamayanlar ile en geç bekleme süresini takip eden eğitim/
öğretim yılı içinde öğrenime başlamayanların bursluluk hakları iptal edilir. Bekleme sürelerinin başlangıcında bursluluğa hak kazanma, bir önceki öğrenimi tamamlama ya da bu öğrenimden ayrılma tarihi esas alınır. Bekleme sürelerinde öğrenciler burssuz izinli sayılır.”
Şeklinde düzenlemeler olduğu görülmüştür.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, ilgili doktrin, emsal yargı
kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvurunun kabulü ile MEB Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğünün 25.12.2020 tarihli ve sayılı ret işleminin iptali ile başvurana University of South Florida’da doktora öğrenime devam edebilmesi için izin verilmesi hususunda Milli Eğitim Bakanlığına tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi”
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8) Kurumumuza yapılan başvuruda; 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında
Kanun kapsamında MEB tarafından verilen bursla ABD’de lisansüstü öğrenim görmekte olan başvuranın, USF’deki yüksek lisans öğrenimini 6 Ağustos 2020 tarihinde tamamladığını, Sonbahar 2020 döneminde öğrenime başlamak üzere 10 Şubat 2020 tarihinde USF’den aldığı doktora kabulünü MEB’in onayına sunduğunda USF’nin öğrenci gönderilen üniversiteler listesinden çıkarıldığı için bu üniversitede doktora öğrenimi görmesine izin verilmediğini ifade ettiği ve USF’ye ilişkin kararın doktora kabulü hakkında uygulanmasının “hukuki güvenlik”, “belirlilik” ve “iyi yönetişim” ilkelerine aykırı olduğu iddiasıyla
“müktesep hak ve geçiş süreci” gibi temel hukuki ilkeler çerçevesinde gereğin yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
9) Somut olaya bakıldığında;
9.1) Başvuranın USF’de 28.08.2018 tarihinde başladığı yüksek lisans öğrenimini 08.08.2020 tarihinde
tamamladığı;
9.2) Sonbahar 2020 döneminde öğrenime başlamak üzere 10 Şubat 2020 tarihinde USF’den doktora
programına kabul aldığı ve 24.08.2020 tarihinde doktora öğrenimine başladığı;
9.3) Hem mali konularla hem de Türk öğrenci yoğunluğu nedeniyle 29 Temmuz 2020 tarihinde yapılan
duyuruyla University of South Florida’nın, öğrenim görülmesine izin verilmeyen yükseköğretim kurumları listesine eklendiği;
9.4) Başvuranın 17.08.2020 tarihli dilekçesi ile doktora kabul sürecini Türkiye’den takip etmek istediğini
talep ettiği ve buna karşılık 15.09.2020 tarihli ve sayılı Bakanlık Olur’u ile başvurana
09.08.2020 tarihinden 08.08.2021 tarihine kadar 1 yıl (2 dönem) bekleme izni verildiği ve ayrıca
Yönetmeliğin 14 üncü maddesi gereğince alanında resmi burslu statüde doktora öğrenimi görmesine izin verildiği;
9.5) Başvuranın doktora öğrenimi için almış olduğu kabul belgesini Resmi Burslu Öğrenci Sistemi
(REBUS) üzerinden 10.09.2020 tarihinde Bakanlığa gönderdiği ve Öğrenime Başlama İzin Formunun
10.09.2020 tarihinde yurtiçi danışmanının olumlu görüşünü içerecek şekilde doldurulduğu;
9.6) Başvuranın kabul aldığı üniversitenin Bakanlıkça öğrenim görülmesine izin verilmeyen University of
South Florida olduğu tespit edildiğinden bu yükseköğretim kurumunda doktora öğrenimi için izin verilmeyeceğinin 15.09.2020 tarihinde e-postayla başvurana bildirildiği;
9.7) Başvuranın, New York Eğitim Ataşeliği aracılığıyla yaptığı 08.10.2020 tarihli başvuruyla Bakanlıkça
alınan tedbir kararının kendisine uygulanmamasını ve USF’de öğrenim görmesine izin verilmesini talep ettiği;
9.8) MEB Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğünün 25.12.2020 tarihli ve
sayılı yazısıyla New York Eğitim Ataşeliğine gönderilen cevapta; University of South Florida’nın, Türk öğrenci yoğunluğu ve akademik gerekçeler nedeniyle öğrenim görülmesine izin verilmeyen okullar arasında yer aldığından başvuranın talebinin Bakanlıkça uygun görülmediğinin ve konunun başvurana duyurulmasının istenildiği;
9.9) Başvuranın 26.01.2021 tarihinde Kurumumuza başvurduğu;
Tespit edilmiştir.
10) Yapılan değerlendirmede;
10.1) Başvuranın, doktora programına kabul aldığı USF’nin listeden çıkartılması kararının ne zaman
alındığının ve duyurulduğunun tarafına iletilmediği gibi 7 Ağustos-14 Eylül arasında Bakanlıkla yaptığı yazışmalarda da söz konusu kararla ilgili herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, bu nedenlerle doktora öğrenimine başladığını, aksi takdirde doktoraya başlamayıp bölümden erteleme talep edecek olduğunu, diğer yandan ABD’de doktora başvurularının 1 yıl veya 1 dönem öncesinden kapandığını, kabul aldığı
USF’deki doktora programına başvuruların Güz döneminde başlamak için 1 Aralık’ta tamamlandığını,
2020 yılı ilk yarısında cari olan duruma göre başvuru yaptığını, ayrıca kira sözleşmesini yenilediği ve kabul
aldığı programda yürütülen projeye dâhil olduğunu, okul tarafından da Bakanlık adına okul ücreti ve sağlık sigortası nedeniyle borç çıkartıldığını ifade ettiği;
10.2) İdarenin ise USF’nin yasaklanan yükseköğretim kurumları arasına alındığını, Bakanlığın uyguladığı
burs programında herhangi bir öğrenim seviyesini tamamlayan bir öğrenciye bir üst seviyede öğrenime devam edebilmesi için uzatım süreleri dâhil bir buçuk yıl izin verilebilmekte olduğunu, USF ile ilgili alınan tedbir kararının 29.07.2020 tarihinde tüm öğrencilere duyurulduğunu, dolayısıyla başvuranın yüksek lisans öğrenimi devam ederken duyurunun yapıldığını ve bu duyuruya göre hareket edilmesi gerektiğini, Bakanlığın bilgisi, izni ve onayı olmadan başvuranın, 28.08.2020 tarihinde doktora öğrenimine başladığından kendisine izin verilmesi için fiili durum oluşturmak istediğini açıkladığı;
Görülmüştür.
11) Konuyla ilgili mevzuata bakıldığında; yüksek lisans öğrenimlerini tamamlayarak yurt dışındaki
öğrenimlerine bir üst seviyede devam etmek isteyen öğrencilerden başvuran gibi altı aydan fazla süre uzatımı almamış olanlara resmî burslu, kısmi resmî burslu veya resmî burssuz statüde Bakanlıkça ya da adına öğrenim görülen kurum veya kuruluşça üst öğrenime devam etme izni verilebileceği, gerekli
görülmesi hâlinde eğitim müşavirlikleri/ataşeliklerinin görüşünün de alınabileceği, ayrıca öğrencilere yurt dışında göreceği öğrenime ilişkin kabul alma sürecinde en fazla altı aya kadar bekleme süresi verilebileceği, zorunlu hâllerde bu sürenin altı ay daha Bakanlıkça ya da adına öğrenim görülen kurum veya kuruluşça uzatılabileceği, bu süreler içinde kabul alamayanlar ile en geç bekleme süresini takip eden eğitim-öğretim yılı içinde öğrenime başlamayanların bursluluk haklarının iptal edileceği, bekleme sürelerinin başlangıcında bursluluğa hak kazanma, bir önceki öğrenimi tamamlama ya da bu öğrenimden ayrılma tarihinin esas alındığı, bekleme sürelerinde öğrencilerin burssuz izinli sayıldığı hususlarının kurala bağlandığı görülmüştür.
12) Konuyla ilgili olarak başvuranın da korunması gerektiğini iddia ettiği “kazanılmış hak
(müktesep hak)” kavramına bakıldığında;
12.1) Kazanılmış hakkın, herhangi bir idari işlemin geri alınması veya kaldırılması veya değiştirilmesi
hallerinde önceki idari işlemden doğmuş olan hakların hangi durumlarda ne kadar korunacağı veya korunmayacağı açısından yol gösterici olduğu, ancak kazanılmış hak kavramının kesin sınırlarının çizilemediği ve her olaya göre değişken olduğu dikkate alınarak konunun özelliğine göre değerlendirme yapılması yoluna gidildiği ve bazı koşulların var olup olmadığına bakılarak değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Mesela idari işlemden doğan bir hakkın, kazanılmış hak olarak kabul edilip korunabilmesi için öncelikle üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerektiği; birincisinin hakkın bireysel idari işlemden doğmuş olması, ikincisinin, bireysel idari işlemin tesis edildiği anda geçerli hukuk kurallarına aykırı olmaması ve üçüncüsünün de, hakkın kişi açısından kesinleşmiş olması koşulları olduğu; bu koşulların her üçünün birlikte gerçekleşmesi halinde, hakkın geçmişe ilişkin boyutunun her zaman korunacağı, iki koşulun gerçekleşmesi halinde, hakkın geleceğe ilişkin boyutunun prensip olarak korunmakla birlikte, korunmayacağı istisnai durumların da olabileceği, hakkın geleceğe ilişkin kullanımının aynı zamanda kamu düzenini bozucu veya kamu hizmetini aksatıcı ve hatta kamu hizmetinin daha iyi yürütülmesini engelleyici sonuç doğuracaksa, bu hakkın geleceğe ilişkin boyutunun (etkisinin) korunamayacağı, bu halde idarenin, yapacağı kaldırma veya değiştirme işlemi ile söz konusu hakkın geleceğe ilişkin etkisine son vermek zorunda olduğu belirtilmektedir. Görüldüğü üzere kazanılmış hakkın var olup olmadığı kararında belli koşulların belirlenmesi bile yeterli olamamakta, özellikle “kişi açısından kesinleşme”den ne anlamamız gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu noktada genel hukuki durumun kişiselleşmesinin, çoğunlukla objektif hukuk kuralının bireysel işlemin tesis edilmesiyle uygulanması ve/veya hakkın tekemmül etmesi şeklinde ifade edilirken, az da olsa objektif hukuk kuralının kendiliğinden uygulanacak hale gelmesiyle oluştuğu kabul edilmektedir. Bunu biraz daha açarsak yararlandırıcı nitelikte hüküm içeren bir düzenleyici işlemde, bir hakkın elde edilmesi belirli koşulların gerçekleşmesi şartlarına bağlanmış ise, şartların gerçekleşmesinin, objektif hukuk kuralını, yararlandırıcı hüküm içermesi nedeniyle ilgili kişi hakkında kendiliğinden uygulanacak hale getirdiği, idare tarafından henüz bir idari işlem tesis edilmemiş ve hak bu şekilde kişiselleşmemiş olsa bile, hakkın doğumunun bağlandığı olayın gerçekleşmesiyle hakkın, görünüşte olmasa bile aslında kişiselleşerek doğmuş olduğu ve idarenin bunun gereğini yerine getirmekle yükümlü hale geldiği kabul edilmektedir.
12.2) Hatta bu kabul bizi haklı beklenti kavramına da yaklaştırmaktadır. Şöyle ki bir düzenleyici işlemde
yararlandırıcı nitelikte bir hüküm öngörülmüş ve bu hükmün sonuçlarının doğması bir süreci veya zamanı gerektiriyorsa, böyle bir kapsama giren durum ve kişilerin düzenleyici işlemin kendilerine yönelik etkilerinden yararlanma haklarının korunması gerektiği, bu durumda ise, kazanılmış haktan çok, “haklı beklenti” kavramının söz konusu olduğu, idarenin yaptığı işlemlerle veya istikrar kazanmış uygulamalarıyla ya da en azından kamu politikalarındaki değişiklik karşısında ilgilileri haklı beklenti içine sokması halinde hukuki belirlilik, istikrar ve güvenlik ilkesi gereğince bu durumu öngörebilmeleri adına ilgililerin muhtemel kazanımlarının güvenceye kavuşturulması ve korunması gerektiği belirtilmektedir. (Bkz. Ali Ulusoy, Yeni
Türk İdare Hukuku, Ankara: Yetkin Yayınları, 2019; Yahya ŞAHİN “Yasa ve Düzenleyici İdari İşlemlerin
Değişmesinin Kazanılmış Haklar Yönünden İncelenmesi”, Danıştay Dergisi, Sayı 120, 2009/https://www.danistay.gov.tr/upload/yayinlar/20_05_2019_042753.pdf, Engin Saygın, “Haklı
Beklentilerin Korunması İlkesine Yönelik Türk ve İngiliz İdare Hukuku Yaklaşımı Üzerine Karşılaştırmalı
Bir Analiz”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Cilt 126, 2016/ http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2016-1261602)
12.3) Yargı kararlarına bakıldığında; Anayasa Mahkemesince hukuk güvenlik ilkesinin bir uzantısı olan
haklı beklentinin, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklenti olarak tanımlandığı, temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya savunulabilir bir iddianın varlığının haklı beklentinin kabulü için yeterli olmadığı belirlenmiştir. (mesela Anayasa Mahkemesi’nin 01/07/2015 tarihli ve E:2015/39; K:2015/62 sayılı kararı) Yine Danıştay tarafından haklı beklentinin, yönetimin ister bir taahhüt isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleri anlamına geldiği, kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin korunmasının, ancak kişisel kararlarda, yönetimin takdir yetkisinin kullanma alanlarında söz konusu olduğundan, baskın kamu yararı olmadığı durumlarda, kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin zedelenmemesi gerektiği şeklinde kararlar verildiği görülmüştür. (Mesela Danıştay 5. Dairesinin 14/03/2006 tarihli ve E: 2003/3647, K: 2006/1140 sayılı kararı)
12.4) Sonuç olarak; idarelerin, düzenleme yapma konusundaki takdir yetkilerini kullanırken, hukuk
güvenliği ilkesinin bir gereği olarak önceki düzenlemeler kapsamında kişilerin haklı beklentilerini korumak zorunda oldukları (Danıştay 10. Dairesinin 14/6/2011 tarihli ve E. 2007/5427, K. 2011/2289 sayılı kararı); hukuk güvenliğinin, yalnızca hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde, bütün Devlet davranışlarının az çok önceden öngörülebilir olması anlamını taşıdığı, hukuki güvenliğin sadece bireylerin devlet faaliyetlerine duyduğu güveni değil, aynı zamanda yürürlükteki mevzuatın süreceğine duyulan güveni de içerdiği, yani yapılan düzenlemelerde istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri göz önünde bulundurularak hukuki güvenliğin sağlanacağı, hukukun üstün olduğu ve böylece belirlilik, öngörülebilirlik ve istikrar ilkeleri ile hukuk güvenliğinin sağlandığı bir ülkede bireylerin, haklı beklenti ile yönetimin bir düzenleyici işlemine veya bir taahhüdüne veya uzun süren bir uygulamasına güvenerek kendi çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit edebilecekleri açıktır.
13) Bu çerçevede, başvuranın durumuna bakıldığında;
13.1) Başvuranın henüz yüksek lisans eğitimi devam ederken 2019 yılı sonunda USF’deki doktora
programına başvuruda bulunduğu ve Şubat 2020 itibariyle doktora programına kabul aldığı anlaşılmış olup
2020 yılı Güz döneminde söz konusu doktora programına başlayabilmek için başvuranın yüksek lisans
eğitimi tamamlanmadan başvuru yapmasının, ABD’deki lisansüstü programlara kabul süreçleri dikkate alındığında, makul olduğu, ayrıca bu süreçte başvuruya konu üniversite olan USF’in yasaklanan yükseköğretim kurumları arasında olmadığı görülmüştür.
13.2) Diğer yandan, idarenin mali ve öğrenci yoğunluğu gibi gerekçelerle söz konusu üniversiteye ilişkin
tedbir kararı alması da makul karşılanmış, ancak bununla birlikte başvurudaki uyuşmazlığın, bu kararın başvurana uygulanıp uygulanmayacağı noktasında düğümlendiği değerlendirilmiştir. Her ne kadar idarenin
USF’e ilişkin alınan tedbir kararının 29.07.2020 tarihinde duyurulduğunu ve bu tarihte başvuranın yüksek lisans eğitimi hala devam ettiğinden bu kararı dikkate alarak başvuru yapması gerektiğini belirttiği görülse de burada lisansüstü programlara kabul süreçlerinin göz önünde bulundurulması gerektiği, yine her ne kadar
idarenin öğrencilere bir üst öğrenime geçişte başta 6 ay ve gerekirse bir 6 ay daha olmak üzere izin verebildiği ve başvurana da 1 yıllık izin verildiği görülse de başvuran açısından söz konusu doktora programına başvuru ve kabul sürecinde USF’in yasaklı olmadığı, her ne kadar başvuranın bu süreçte yüksek lisans eğitiminin devam ettiği dikkate alındığında doktora programına kabul edilmiş olsa da sürecin tam anlamıyla kesinleşmemiş olduğu görüldüğünden kazanılmış haktan bahsedilemese de başvuranın mevcut uygulamaya güvenerek hareket ettiği anlaşıldığından en azından haklı beklentisinin korunması gerektiği, bunun hukuki belirlilik, istikrar ve güvenlik ilkelerinin de gereği olduğu değerlendirilmiştir.
14) Başvuranın iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat, ilgili doktrin ve emsal yargı kararları
çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde; idarenin USF hakkında almış olduğu gerekçeli karar makul karşılanmakla birlikte lisansüstü programlara kabul için gerekli çok da kısa olmayan zaman dilimi dikkate alındığında bu kararın hemen uygulanmasından ziyade lisansüstü programlara kabul süreçlerinin hesaba katılmasıyla uygulanma tarihinin belirlenmesinin öğrencilerin haklı beklentilerinin korunmasını sağlayacağı ve böylelikle hukuki belirlilik, istikrar ve güvenlik ilkelerinin de zedelenmemiş olacağı değerlendirilmiş ve somut olayda USF hakkında alınan ve 29.07.2020 tarihinde duyurulan tedbir kararının, bu üniversiteden 10.02.2020 tarihinde doktoraya kabul alan ve yüksek lisans eğitiminin hemen akabinde
28.08.2020 tarihinde eğitimine başlayan başvurana uygulanarak burada öğrenim görmesine izin
verilmemesi üzerine başvuranın, bu tedbir kararının kendisine uygulanmaması ve USF’de öğrenim görmesine izin verilmesi taleplerinin reddedildiği MEB Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel
Müdürlüğünün 25.12.2020 tarihli ve sayılı işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
15) 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri
süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak başvurana verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
16) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde
herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarelerin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; Başvurunun KABULÜ ile, MEB Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğünün 25.12.2020 tarihli ve E.18484450 sayılı ret işleminin iptali ile başvurana University of South Florida’da doktora öğrenime devam edebilmesi için izin verilmesi hususunda MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca MİLLİ
EĞİTİM BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/