Kamu personel mevzuatının karmaşık olması ve memurlara yapılan ödemelerin birden fazla mevzuat hükmünden beslenmesi, maaş ya da ücret ödemelerinde çeşitli hataların yapılmasına sebebiyet verebilmektedir.
Memurlara ya da diğer personele (sözleşmeli personel ve işçiler) yapılan bu fazla ödemeler çoğu zaman maaşlardan kesinti suretiyle tahsil edilmekte ya da kişi borçları dosyası açılarak takibata konu edilmektedir. Her iki işlem de idari işlem olduğundan, ilgili personel tarafından iptal davasına konu edilebilmektedir.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun meşhur, 22.12.1973 tarihli, E:1968/8, K:1973/14 sayılı Kararında yer aldığı üzere bu konuda gerçekleştirilecek idari işlemlerde istisnalar hariç doksan gün sınırı bulunmaktadır. İstisna durumlarında 90 gün kısıtı bulunmaksızın yapılan fazla ödemeler geri alınabilmektedir.
Şimdi bu istisna durumlarını, yani 90 gün sınırı olmaksızın yapılan fazla ödemelerin idarece geri alınabileceği durumları inceleyelim.
İlgili Danıştay Kararında; “İdarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceğine” ifadeleri kullanılmıştır.
Öncelikle belirtelim ki, Kararda her ne kadar terfi ve intibaka dayanan ifadeleri kullanılsa da, Danıştay kararlarında bu içtihat hemen hemen tüm personel ödeme türleri için uygulanmaktadır.
Memurun gerçek dışı beyanı ya da hilesi halleri durumlarının açıklanacak çok tarafı olmadığı kanaatindeyiz. Bu nedenle bu durumu bir örnekle geçelim. Eşi çalıştığı halde, çalışmadığı yönde beyan vererek aile yardımı alan memur örneğinde olduğu gibi, gerçek dışı beyana dayalı bu fazla ödemeler, ödemenin yapıldığı günden itibaren 90 gün geçmiş olsa da, süre sınırı olmaksızın idare tarafından geri alınabilecektir.
Üzerinde esas durulması gerek hususlar, yokluk ve açık hata kavramlarının ne anlama geldiğidir.
Yokluk, yani idari işlemin yok hükmünde olması durumunu, yine bir Danıştay Kararı kesiti ile açıklayalım.
Danıştay 10. Dairesinin 20.05.1997tarihli, E:1995/397, K: 1997/1911 sayılı Kararında yok hükmündeki idari işlemlerin açıklanması için şu ifadeler kullanılmıştır:
“Bazı idari işlemler vardır ki, idare hukukunda yok hükmünde olan idari işlemler denilen, sakatlıkları çok ağır olan ve hukuk dünyasında hiç doğmamış kabul edilen batıl işlemlerdir. Bu tür batıl işlemler, ilgililer hakkında hüküm ifade etmezler, hukuksal durumda değişiklik yaratmazlar, çünkü hiç var olmamış sayılırlar.
Bir idari işlem, açıkça yasaya aykırı veya idarenin hiç yapamayacağı işlemlerden ise, yok hükmünde bir idari işlemden söz ediliyor demektir. Yok hükmünde olan bir idari işlemin iptali için idari yargıda dava açmaya esasen gerek bulunmamaktadır. Fakat, idarenin işlemini yok hükmünde saymayıp yürütmeye devam etmesi, ilgiyi bu işlemin iptali için dava açmaya zorunlu bırakabilir. Bu gibi durumlarda, idari yargı yerinin, dava konusu işlemin yok hükmünde olduğunu saptayıp uyuşmazlığı çözmesi, idarenin her türlü eylem ve işleminin yargısal denetime bağlı tutulmasını gerektiren Hukuk Devleti ilkesine de uygun düşecektir.”
Hükümde yer alan ifadelerden anlaşılacağı üzere Kanuna aykırı her işlem yok hükmünde olmayıp, bu aykırılığın açık olması gerekmektedir. Öyle ki bu durumun tespitinin herhangi bir yargılamaya gerek duymaksızın açık ve net anlaşılabilir olması gerekir. Tabi bu açıklık anlaşılabilir olsa dahi kimi zaman yokluğun tespiti konusunda yargı kararına ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin yasadaki limitlere aykırı olarak sosyal denge tazminatı ödemesi yapılması, kanuna aykırı olmakla birlikte, buradaki aykırılık açık aykırılık niteliğinde değildir. Ancak veznede görevli personelin bir başka personele sosyal denge tazminatı adı altında harcama süreci dışı bir ödeme yapması, kanuna açık aykırılık teşkil edecek ve işlem baştan itibaren yok sayılacak ve hiç doğmamış olacaktır. Bu ödemenin geri alınması 90 gün sınırlaması ile bağlı olunmaksızın gerçekleştirilebilecektir.
Açık hata ise yokluk haline benzer olarak, mevzuata aykırılığın yoruma ihtiyaç duymaksızın anlaşılabildiği durumları ifade etmektedir. Örneğin bekâr ve çocuğu olmayan personele, bu yönde bir beyan bulunmamasına rağmen aile yardımı ödemesinde bulunulması. Bu gibi açık hatalarda idare yine 90 gün kısıtı ile sınırlı kalmaksızın fazla ya da yersiz ödenen tutarın iadesine dönük işlem tesis edebilecektir.
Yersiz ödenen tutarların geri iadesine ilişkin işlemlerin arkasında yatan bir başka idari işlem mevcuttur ki o da ilk işlemin yani ödemenin yapıldığı işlemin tamamen ya da kısmen geri alınmasıdır.
Dolayısıyla yokluk, açık hata, hile ya da gerçeğe aykırı beyan olsun ya da olmasın idare her durumda fazla ya da yersiz ödemelerin iadesine ilişkin işlem tesis edebilecektir. Hatta 90 günlük zaman dilimi geçmiş olsa dahi iade yönünde işlem yapılabilecektir. Ancak dikkat edilecek husus işlemin içtihatlar doğrultusunda iptal edilebileceği hususunun göz önünde bulundurulması ve buna göre işlem tesis edilmesidir.
Malimevzuat.com
| ÖZET: Kamu personel mevzuatının karmaşıklığı, memurların maaş ödemelerinde hatalara yol açabilmektedir. Fazla ödemeler, genellikle maaşlardan kesinti veya borç dosyası açılarak tahsil edilmektedir. Danıştay kararlarına göre, yokluk, açık hata veya memurun gerçek dışı beyanı gibi durumlarda, fazla ödemeler 90 gün kısıtlaması olmaksızın geri alınabilir. Yok hükmünde olan idari işlemler, hukuken geçersiz sayılmakta ve bu tür işlemlerin iptali için yargı yoluna gidilmesine gerek bulunmamaktadır. Açık hatalar da benzer şekilde, idarenin 90 gün sınırı olmaksızın geri alma işlemi yapmasına olanak tanımaktadır. |