T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/9587-S.22.14742
BAŞVURU NO : 2022/2532
KARAR TARİHİ : 01/08/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca Hazine adına tescil edilen taşınmazın 313 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği kapsamında tarafına satışının yapılması talebine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 17/02/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza 17.02.2022 tarihinde e-başvuru yoluyla tarafından yapılan
başvuruda başvuran özetle; ada parselin 1993 yılından önce ada parsel ile birleşik ve adlarına kayıtlı iken 1993-1994 yıllarında Tapu Kadastro çalışmalarında üzerinde bina olmasına rağmen mera olarak kaydı yapıldığını, ada parsel üzerinde bulunan ikamet ettikleri binanın 1985 yılında yapıldığını, 1990 yılında su ve elektrik aboneliği alınarak gerekli emlak vergileri ödendiğini ve ödenmeye de devam edildiğini, ayrıca 2016 yılında adanın Daday
Belediyesi tarafından imara açılarak hem kamu kurumu hem de özel nitelikte çok sayıda bina yapıldığını, bu kapsamda 50 yılı aşkın süredir kullanmakta oldukları ve üzerinde 2 katlı evleri bulunan ada parselin ( m2) Mera Kanunu Geçici 3. maddesi kapsamında babası ( )
adına satışı yapılmak üzere hazine arazisine çevrilme talebinde bulunduklarını, söz konusu talebin kabul edildiğini ve taşınmazın hazine arazisine çevrildiğini, ardından 313 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği XV.
Son Hükümler başlıklı kısmında bulunan: “tapu kayıtlarında şerh veya plan notlarında kısıtlayıcı bilgi bulunmaması halinde satış işlemi, görüş sorulmadan en kısa sürede sonuçlandırılacaktır.” hükmü mucibince, bahse konu taşınmazın satışının yapılmasını talep ettiklerini, ancak Daday ve Kastamonu Milli
Emlak Müdürlüğü tarafından tapu kayıtlarında şerh olmamasına ve Belediye plan notlarında kısıtlayıcı bilgi bulunmamasına rağmen ve hatta bu hususta ilgili belediyeye (Daday Belediyesi) yazı ile görüş
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
sorulmaksızın, Kastamonu DSİ 23. Bölge Müdürlüğü’ne yazı yazmak suretiyle ilgili parselin satışının uygun olup olmadığına dair görüş sorulduğunu, DSİ 23. Bölge Müdürlüğü tarafından taşınmazın 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Koruma Kanunu kapsamında yer aldığından bahisle satış talebinin karşılanamayacağına yönelik olumsuz cevap gelmesi neticesinde de ilgili parselin satışının yapılamayacağının bildirildiğini, öte yandan Daday Milli Emlak Şefliği’nde ilgili ada parselin satışının yapılması adına 2 defa Bedel Tespit Komisyonu toplanarak bedel belirlendiğini ancak satışın yapılmadığını, babası tarafından konuyla ilgili Kurumumuza 2020/ başvuru nolu dosya kapsamında yapmış olduğu başvuru neticesinde Kastamonu Milli Emlak Müdürlüğü tarafından Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nden görüş istendiğini, Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nden gelen cevabın da olumsuz olması üzerine babası tarafından 20.09.2021 tarihinde konuyu açıklayan bir itiraz dilekçesi ile Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne başvurulduğunu, anılan dilekçeden 4 gün sonra 24.09.2021 tarihinde ise babasının vefat ettiğini, geçen süre zarfında ilgili kurumdan cevap alamayınca babasının dilekçesini de ek yaparak 28.12.2021 tarihinde Milli
Emlak Genel Müdürlüğü’ne bizzat dilekçe ile başvurduğunu, ancak kendisine herhangi bir cevap verilmediğini, bu durumun mağduriyetlerine sebep olduğunu ifade etmekte ve anılan taşınmazın Mera
Kanunu’nun geçici 3. maddesi ve ilgili 313 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği kapsamında tarafına satışının yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 18.02.2022 tarihli ve sayılı bilgi-belge talep yazısına cevaben Çevre,
Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı’nın 02.03.2022 tarihli ve sayılı yazısı ekinde ilgili bilgi-belgeler gönderilmiş olup yapılan açıklamada;
2.1) Mülkiyeti Hazineye ait taşınmazların satış işlemlerinin mevzuatta düzenlendiği,
2.2) Bu kapsamda başvuranın tarafına satışını talep ettiği, 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca tahsis
amacı değiştirilerek Hazine adına tescil edilen ada parsel nolu taşınmazın satışının uygun olup olmadığına ilişkin 313 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği uyarınca ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş soruluğu,
2.3) Anılan görüş yazısı üzerine DSİ 23. Bölge Müdürlüğü tarafından taşınmazın 4373 sayılı Taşkın
Sulara ve Su Baskınlarına Koruma Kanunu kapsamında kaldığından bahisle satışının uygun olmadığının bildirildiği,
2.4) Ayrıca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından da anılan taşınmazın 4373 sayılı Kanuna
istinaden 29.11.1969 tarih ve 13364 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6/8920 sayılı Karar ile “Devres
Çayı ve Gökırmak’ın menbalarından Kızılırmak’a, Kelkit Çayının menbasından Yeşilırmak’a kavuştukları yerlere kadar olan yatak mihverinden 200’er metre sağa ve sola olmak üzere toplam 400 metre genişlikteki sahanın, suların taşması ile su altında” olarak tespit ve ilan edilen alan içerisinde kaldığı ve hâlihazırda taşkınlardan etkilendiği, ayrıca 4373 sayılı Kanunun 3. maddesinde yer alan “… tespit ve ilan edilmiş olan
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
sınırlar içinde tesisat, inşaat veya tadilat yapmak, fidan ve ağaç dikmek yasaktır…” hükmü de dikkate alınarak anılan taşınmazın satışının uygun olmadığının bildirildiği,
2.5) Bu nedenle de başvuranın taşınmazın tarafına satışına ilişkin talebinin yerine getirilemediği
ifade edilmiştir.
3) Kurumumuzun 29.03.2022 tarihli ve sayılı bilgi-belge talep yazısına cevaben Tarım
ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 23. Bölge Müdürlüğü’nün 13.04.2022 tarihli ve sayılı yazısında;
3.1) Başvuranın satışını talep ettiği taşınmazın 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı
Koruma Kanunu kapsamında ilan edilen taşkın risk alanında kaldığı,
3.2) Ayrıca taşınmazın Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Kızılırmak Havzası Taşkın
Yönetim Planı işi kapsamında çalışılan Daday İlçe Merkezi 500 yıl tekerrürlü taşkın haritalarında taşkın alanında bulunduğu,
3.3) Bu nedenle de taşınmazın satışının uygun bulunmadığı
4) Kurumumuzun 29.06.2022 tarihli ve sayılı bilgi-belge talep yazısına cevaben
Kastamonu Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 01.07.2022 tarihli ve sayılı yazısında yapılan açıklamada;
4.1) Başvuru konusu taşınmazın aktif dere yatağında olup olmadığının tespiti amacıyla Kurumlarınca
yapılmış/yaptırılmış olan bilirkişi incelemesi veya herhangi bir araştırma inceleme raporunun mevcut olmadığı,
4.2) Başvuranın taşınmazının bulunduğu adaya ilişkin 2015 yılında dere ıslah çalışması yapılarak
dere yatağının düzeltildiği ve etrafının 5 metrelik kalın duvarlarla çevrildiği iddiasına ilişkin herhangi bir tespitlerinin bulunmadığı,
4.3) Başvuranın taşınmazının bulunduğu adanın Daday Belediyesi tarafından 2016 yılında imara
açılarak hem kamu kurumu hem de özel nitelikte çok sayıda bina yapıldığı iddiasına ilişkin herhangi bir tespitlerinin bulunmadığı,
ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma
hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
6) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
7) 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Tarihi ve bedii değeri olmayan taşınmaz mallarla ilgili
işlemler” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Tarihi ve bedii değeri olanlar hariç Hazinenin özel mülkiyetindeki yerlerin satışı, kiraya verilmesi, trampası ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiraya verilmesi, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi esasları Maliye
Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirlenir.”
8) 4342 sayılı Mera Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinde; “Belediye ve mücavir alan sınırları
içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar plânları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir.
Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.”
9) 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu’nun 3 üncü
maddesinde; “Birinci madde hükümleri dairesinde tesbit ve ilan edilmiş olan sınırlar içinde tesisat, inşaat veya tadilat yapmak, fidan veya ağaç dikmek yasaktır. Müsaade verilmesi, Su İşleri Müdürünün, bulunmayan yerlerde Nafıa Müdürünün fenni mahzur olmadığı hakkında rapor vermiş olmasına bağlıdır.”
10) 19.06.2007 tarihli ve 26557 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hazine
Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin,
10.1) “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; Hazinenin özel mülkiyetindeki
taşınmazların satışı, trampası, arsa veya kat karşılığı inşaat yaptırılması, kiraya verilmesi, ön izin verilmesi ve üzerlerinde irtifak hakkı kurulması, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiraya verilmesi, ön izin ve kullanma izni verilmesi ile ecrimisil ve tahliye işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”
10.2) “Satışı yapılamayacak taşınmazlar” başlıklı 59 uncu maddesinde; Özel mevzuatı gereğince
satışı mümkün olmayan taşınmazlar ile satışı izne tabi olup ilgili kamu idaresince satışına izin verilmeyen taşınmazlar satılamaz.”
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
11) 29.08.2007 tarihli ve 26628 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 313 sayılı
Milli Emlak Genel Tebliği’nin “Son hükümler” başlıklı maddesinde; “(1) Satış işlemlerinde, ayrıca aşağıda belirtilen hususlara da uyulması gerekmektedir.
a) 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının yapılması sırasında, planlamaya konu taşınmazlara ilişkin olarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından görüşler alınmakta, plan notlarında açıklayıcı bilgiler ile tapu kayıtlarında şerhler yer almaktadır. Hazineye ait taşınmazların satış işlemlerinin daha kısa sürede sonuçlandırılabilmesi için, 1/1000 ölçekli uygulama imar planları yapılmış olan taşınmazlara ilişkin plan notları ile tapu kaydında bulunan kayıt ve şerhler doğrultusunda; gerekiyorsa ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş sorulacak, tapu kayıtlarında şerh veya plan notlarında kısıtlayıcı bilgi bulunmaması halinde satış işlemi, görüş sorulmadan en kısa sürede sonuçlandırılacaktır.”
12) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü Taşra Birimleri Kuruluş ve
Görev Yönergesinin 3. Kısım Satış İşlemleri Başlıklı 51 inci maddesinin Satılamayacak
Taşınmazların Belirlenmesi kısmında; “ö)… taşınmazların başka bir özel mevzuat gereğince satışının mümkün olup olmadığı araştırılır. p) Özel mevzuatı gereğince satışı herhangi bir kamu idaresinin iznine tabi olan taşınmazların satışına izin verilip verilemeyeceği ilgili kamu idaresinden sorulur.”
13) 09.09.2006 tarih ve 26284 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2006/27 nolu Dere Yatakları ve
Taşkınlar konulu Genelgede; “ 1 – İl, ilçe ve belde gibi büyük ve orta ölçekteki planlı yerleşim yerleri ile mevzii planlara göre yapılan küçük ölçekteki her türlü yerleşim birimlerine ait imar planlarının düzenlenmesi esnasında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DSİ) tedbir ve tavsiyelerine titizlikle uyulacaktır.
13 – 4373 sayılı “Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu” içinde lüzumlu görülen
tedbirler alınacak ve yasaklanan faaliyetlerin önlenmesi takip edilecektir.
14 – Kadastro çalışmaları sırasında, dere yataklarında tabii akışa imkân verecek ve kendiliğinden oluşmuş
dere yatağı kesiti tescil dışı bırakılarak, derenin tabii akışına tahsis edilecektir. Dere yatak genişliğinin tespitinde DSİ’nin bilgisi ve görüşü doğrultusunda uygulama gerçekleştirilecektir. Kadastro çalışması tamamlanmış olan sahalarda münferit tescil müracaatları halinde de aynı usul ve esaslar uygulanacaktır.”
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
14) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; başvuranın, Kastamonu
İli Daday İlçesi Kelebek Mahallesi ada parsel sayılı taşınmazın Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesi ve ilgili 313 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği uyarınca tarafına satışının yapılması talebi kapsamında
“taşınmazın aktif dere yatağı veya taşkın alanında yer alıp almadığı hususu ve mevcut yapılaşma durumu yerinde inceleme suretiyle tespit edildikten sonra satış talebinin yeniden değerlendirilmesine” ilişkin
Tavsiye Kararı verilmesi yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
15) Başvuran, 1 no.lu paragrafta yer verildiği üzere,
ada parsel sayılı taşınmazın Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesi ve ilgili 313 sayılı Milli Emlak Genel
Tebliği kapsamında tarafına satışının yapılmasını talep etmektedir.
16) Dosya kapsamında yapılan incelemede;
16.1) Başvuranın tarafına satışını talep ettiği taşınmazın, öncelikle Mera Kanunu’nun Geçici 3. maddesi
kapsamında tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescil edildiği,
16.2) Ardından 313 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği XV. Son Hükümler başlıklı kısmında bulunan: “tapu
kayıtlarında şerh veya plan notlarında kısıtlayıcı bilgi bulunmaması halinde satış işlemi, görüş sorulmadan en kısa sürede sonuçlandırılacaktır.” hükmü mucibince, bahse konu taşınmazın satışının yapılmasının talep edildiği,
16.3) Satış talebine istinaden görüşü sorulması üzerine DSİ 23. Bölge Müdürlüğü tarafından taşınmazın
4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Koruma Kanunu kapsamında yer aldığından bahisle satış
talebinin uygun olmadığının bildirildiği ve idare tarafından da anılan olumsuz görüş yazısı gerekçe gösterilerek satışın yapılmadığı,
16.4) Bunun üzerine öncelikle başvuranın babası tarafından ve daha sonra 24.09.2021 tarihinde babasının
vefatı üzerine başvuran tarafından konuyla ilgili çok sayıda başvuru yapıldığı,
16.5) Yapılan başvurularda özetle taşınmazın tapu kaydında herhangi bir şerh ve plan notlarında
kısıtlayıcı bilgi bulunmadığı halde DSİ’ye görüş sorulmasının mevzuata aykırı olduğunun, bu noktada ilgili idarenin bir usul hatası ile satış talebini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunun, 313 sayılı Milli Emlak
Genel Tebliği uyarınca görüş sorulmaksızın satış işlemlerinin yapılması gerektiğinin iddia edildiği,
16.6) İdare tarafından verilen cevaplarda ise Hazineye ait taşınmazların satışının belli usullere tabi
olduğunun ve bu kapsamda DSİ’ye görüş sorulmasının mevzuata aykırılık teşkil etmediğinin, DSİ’nin satışın uygun olmadığına ilişkin görüşünün mevcudiyeti karşısında başvuranın satış talebinin karşılanmasının mümkün olmadığının bildirildiği,
16.7) Taşınmaza ilişkin 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planı notlarında 09.09.2006 tarih ve
26284 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2006/27 nolu Dere Yatakları ve Taşkınlar konulu Genelgesinde
belirtilen hususlara uyulmasının gerekli olduğunun, dere yatakları ve taşkına maruz bölgelerde DSİ’nin
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
görüşü alınmadan uygulama yapılamayacağının, ayrıca DSİ 23. Bölge Müdürlüğü’nün 14.02.2017 tarih ve sayılı yazısında belirtilen esaslara uyulacağının yer aldığı,
16.8) Taşınmaza ilişkin 1/1500 ölçekli revizyon nazım imar planı notlarında da taşkın alanlarında ilgili
kurum görüşü alınmadan uygulama yapılamayacağının yer aldığı
anlaşılmıştır.
17) Konuyla ilgili 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 no.lu paragraflarda yer verilmiş olan mevzuata bakıldığında;
4342 sayılı Mera Kanunu’nun Geçici 3. maddesi uyarınca mera olarak kayıtlı olan taşınmazların 1.1.2003
tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilmesi ve mera olarak kullanımının mümkün olmaması şartıyla tahsis amacının değiştirilerek Hazine adına tescil edilebileceği, bu şekilde Hazine adına tescil edilen taşınmazların tescil işlemini müteakip taşınmazı yerleşim yeri olarak kullanan ilgililere satışının mümkün olduğu, ancak söz konusu satışın da yine çeşitli mevzuatlarda birtakım usullere tabi kılındığı anlaşılmıştır.
18) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 124. maddesi uyarınca, yasa koyucunun genel prensipleri
belirlemesi koşuluyla düzenlenecek konunun uygulanmasını ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların belirlenmesini yürütmeye, bir başka ifadeyle idarelere bırakmasının mümkün olduğu görülmektedir. Ayrıca idareler, görev alanlarına ilişkin olarak tüzük ve yönetmelik dışında yönerge, tebliğ, genelge gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabilmektedirler. Ancak bu düzenlemeler arasında “normlar hiyerarşisi” olarak adlandırılan bir ilişki bulunmaktadır. Normlar hiyerarşisi kuramına göre hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu nitelikleri gereği dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmeleri mümkün değildir.
19) Nitekim bu husus Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 04.02.2010 tarih ve 2009/921 Esas
1 sayılı kararında da;
“Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar yürürlüğünü Anayasadan, tüzükler yürürlüğünü kanundan, yönetmelikler ise yürürlüğünü kanun ve tüzükten almaktadırlar. Bir normun kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün değildir.”
ifadeleri ile hükme bağlanmıştır.
1
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 04.02.2010 tarih ve 2009/921Esas sayılı kararı için bkz.
https://www.corpus.com.tr/#!/Danistay Erişim tarihi ve saati: 19.04.2022, 12.19.
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
20) Ayrıca idareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde kamu hizmetlerini yerine getirmede
etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda düzenleyici işlemler yapma yetkisine sahip olduklarından, kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığından, gelişen durumlara göre ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla yönetmeliklerle ve daha alt düzenleyici işlemler olan tebliğ ve genelgelerle düzenleme yapmak hususunda takdir yetkisine sahip bulunmaktadırlar. İdarelerin yönetmelik ve daha alt düzenleyici işlemler ile düzenleme yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere, kanun gibi üst hukuk normlarına aykırı olmamak şartına bağlı olarak gerçekleşebilir.
21) Bu itibarla idarenin cevabi yazısında ayrıntıları ile açıklandığı üzere; özel mevzuatı uyarınca satışı
izne tabi olan taşınmazların satışının uygun olup olmadığına ilişkin ilgili idarelerden görüş sorulmasının normlar hiyerarşisi ilkesine uygun olduğu, zira Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazların satışında ilgili idarelerden görüş alınacağı ve uygun görüş verilmeyen taşınmazların satılamayacağı hususunun çeşitli kanun ve yönetmelik hükümlerinde de yer aldığı, dolayısıyla başvuranın 313 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin “Son hükümler” başlıklı maddesi uyarınca taşınmazın tapu kaydında herhangi bir şerh ve plan notlarında kısıtlayıcı bilgi bulunmadığı halde
DSİ’ye görüş sorulmasının usule aykırı olduğuna ilişkin iddialarının yasal dayanağı bulunmadığı ve söz konusu iddianın normlar hiyerarşisi kuralına da aykırı olduğu, ayrıca her ne kadar başvuran tarafından taşınmazın tapu kaydında herhangi bir şerh ve plan notlarında kısıtlayıcı bilgi bulunmadığı iddia edilmekte ise de taşınmazın plan notlarında DSİ’nin görüşü alınmadan uygulama yapılamayacağının açıkça ifade edildiği, dolayısıyla idare tarafından da çeşitli mevzuatlarda yer alan görüş isteme hükümleri ve imar plan notlarında yer alan düzenlemeler uyarınca DSİ’den taşınmazın satışı için görüş istemesinin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir.
22) Ancak her ne kadar idare tarafından DSİ’den taşınmazın satışına ilişkin görüş istenmesi mevzuata
uygun ise de bu noktada DSİ’nin taşınmazın satışının uygun olmadığı yönündeki görüşünün de somut verilere dayalı olması gerektiği aşikârdır. Bu kapsamda dosyada mübrez belgelerin incelenmesinden DSİ 23. Bölge Müdürlüğü tarafından taşınmazın 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Koruma Kanunu kapsamında kaldığından bahisle satışının uygun olmadığı, DSİ Genel Müdürlüğü tarafından da anılan taşınmazın 4373 sayılı Kanuna istinaden 29.11.1969 tarih ve 13364 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6/8920 sayılı Karar ile “Devres Çayı ve Gökırmak’ın menbalarından Kızılırmak’a, Kelkit Çayının menbasından Yeşilırmak’a kavuştukları yerlere kadar olan yatak mihverinden 200’er metre sağa ve sola olmak üzere toplam 400 metre genişlikteki sahanın, suların taşması ile su altında” olarak tespit ve ilan edilen alan içerisinde kaldığı ve hâlihazırda taşkınlardan etkilendiği, ayrıca 4373 sayılı Kanunun 3.
maddesinde yer alan “… tespit ve ilan edilmiş olan sınırlar içinde tesisat, inşaat veya tadilat yapmak, fidan ve ağaç dikmek yasaktır…” hükmü de dikkate alınarak anılan taşınmazın satışının uygun olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
23) Bununla birlikte başvuran tarafından da anılan taşınmazın üzerinde bulunan ve hâlihazırda ikamet
ettikleri binanın 1985 yılında yapıldığı, 1990 yılında su ve elektrik aboneliği alınarak gerekli emlak vergileri ödendiği ve ödenmeye de devam edildiği, ayrıca taşınmazın bulunduğu mahallede 2015 yılında
DSİ Müdürlüğü ve İller Bankası tarafından dere ıslah çalışması yapılarak dere yatağının düzeltildiği ve
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
etrafının 5 metrelik kalın duvarlarla çevrildiği, 2016 yılında da adanın Daday Belediyesi tarafından imara açılarak hem kamu kurumu hem de özel nitelikte çok sayıda bina yapıldığı, hâlihazırda adada
Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ait spor tesisleri, şahıslara ait otel ve özel konutlar, apartman daireleri, eğitim alanları gibi çok sayıda konut ve tesis bulunduğu, bu kapsamda 50 yılı aşkın süredir kullanmakta oldukları ve üzerinde 2 katlı evleri bulunan taşınmazın dere yatağında yer aldığından bahisle satışının uygun görülmemesinin gerçeği yansıtmadığı iddia edilmektedir. İdare tarafından dosyaya sunulan evrakların incelenmesinde, başvuranın anılan iddialarına cevap verecek şekilde somut verilere dayalı olan bir tespite dayanıldığına ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmamıştır. Dolayısıyla Kurumumuzca başvuranın söz konusu iddialarına ilişkin kesin bir değerlendirme yapılması da mümkün gözükmemektedir.
24) Başvuru konusu uyuşmazlıkla benzer nitelikte olan ve yargıya konu olmuş bir uyuşmazlıkta; Hazine
tarafından aktif taşkın kotunda yer almasına rağmen özel kişi adına tapuda kayıtlı olan bir taşınmazın, yüksek sarfiyatlı taşkın riski bulunduğu, Başbakanlık Genelgeleri ve diğer mevzuatlar çerçevesinde dere yataklarının tespitinde DSİ’nin görüşünün alındığı ve DSİ’nin görüşünde anılan taşınmazın dere yatağında ve taşkın alanda olduğunun bildirildiği gerekçesiyle taşınmazın özel kişi adına olan tapusunun iptali ile terkinine karar verilmesi talebiyle açılan davada ilk derece mahkemesi tarafından 4373 sayılı Kanunun mülkiyet hakkını sınırlamadığı, bahsi geçen Kanunun 2. maddesinde taşkın alanda yer alan taşınmazların üzerinde bulunabilecek muhdesatlar için düzenleme getirildiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde
4373 sayılı Kanun gereğince yapılması gerekli olan ilanların yapılmadığı ve taşkın sularla ilgili bir tehlike
oluştuğunda idare tarafından önlemler alınabileceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. Söz konusu davanın reddi kararına karşı Hazine tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 8.
2
Hukuk Dairesi’nin Esas, Karar sayılı ve 29.01.2015 tarihli kararında ;
“Bilindiği üzere; aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerdir. Ancak, aktif dere yatağında ve etki alanında kalmayan ve dolgu yapılmayan bir yerin koşulları mevcut olduğu takdirde özel mülkiyete konu olması olanaklıdır. Hal böyle olunca, uzman jeolog bilirkişi dinlenilmek suretiyle dava konusu taşınmazın A harfi ile belirtilen bölümünün aktif dere yatağı veya derenin etkisi altında bulunup bulunmadığının, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Tüm bu yönler göz önünde tutularak, yerinde yeniden keşif yapılması, taşınmazın aktif dere yatağı veya derenin etkisi altında bulunup bulunmadığının jeolog bilirkişi aracılığı ile tam olarak belirlenmesi, jeolog bilirkişiden taşınmazın önceki ve şu anki niteliğini kesin olarak belirleyen gerekçeli, karşılaştırmalı ve Yargıtay denetimine açık bilimsel içerikli rapor alınması, ondan sonra karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan bu hususlar yerine getirilmeden, fen bilirkişi raporunda A harfi ile belirtilen kısma ilişkin eksik araştırma ile yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.”
şeklindeki gerekçe ile aktif dere yatağında veya taşkın alanında bulunmayan taşınmazların özel mülkiyete konu olabileceği, ancak taşınmazın niteliğinin denetime elverişli bilirkişi raporu ile tespit edilmesi ve sonuca göre özel mülkiyete konu olup olamayacağının değerlendirilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
2
Aynı yönde karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2014/5529 Esas, 2015/1852 Karar sayılı ve 29.01.2015 tarihli kararı için bkz. https://www.corpus.com.tr Erişim tarihi ve saati: 19.04.2022, 13.37.
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
25) Tüm bu açıklamalar çerçevesinde; her ne kadar başvuranın iddialarının aksine idare tarafından
taşınmazın satışının uygun olup olmadığına ilişkin olarak DSİ’den görüş sorulması normlar hiyerarşisi kurallarına uygun olsa da DSİ’nin taşınmazın satışının uygun olmadığına ilişkin görüşünün somut verilere dayanmadığı, nitekim yargı kararlarına konu olan benzer uyuşmazlıklarda Yargıtay tarafından da satışı talep edilen taşınmazların aktif dere yatağında veya taşkın alanında bulunup bulunmadığının denetime elverişli bilirkişi raporu ile tespit edilmesi ve sonuca göre özel mülkiyete konu olup olamayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin hükme bağlandığı, hal böyle olunca hakkaniyet ilkesi de göz önünce bulundurularak başvuranın tarafına satışını talep ettiği taşınmazının 50 yılı aşkın süredir kullanılmakta olduğu iddiaları çerçevesinde hâlihazırda dere yatağı ve taşkın alanında olup olmadığının incelenmesi, yapılacak yerinde inceleme neticesinde başvuranın talebinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
26) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın, Kastamonu İli
ada parsel sayılı taşınmazın Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesi ve ilgili 313 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği uyarınca tarafına satışının yapılması talebi kapsamında “taşınmazın aktif dere yatağı veya taşkın alanında yer alıp almadığı hususu ve mevcut yapılaşma durumu yerinde inceleme suretiyle tespit edildikten sonra satış talebinin yeniden değerlendirilmesine” ilişkin Tavsiye Kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
27) İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
28) 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu Kararın idareye tebliğ tarihinden
itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Kastamonu
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile;
Başvuranın, Kastamonu İli ada parsel sayılı taşınmazın Mera
Kanunu’nun geçici 3. maddesi ve ilgili 313 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği uyarınca tarafına
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
satışının yapılması talebi kapsamında “taşınmazın aktif dere yatağı veya taşkın alanında yer alıp almadığı hususu ve mevcut yapılaşma durumu yerinde inceleme suretiyle tespit edildikten sonra satış talebinin yeniden değerlendirilmesine” ilişkin ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Çevre,
Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
BAKANLIĞI’NA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr