onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescil davasında, taşınmazların mera niteliği ile ilgili hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, dava konusu taşınmazların mera olarak tescil edilmesi gerektiğini, ancak davalı adına yolsuz bir şekilde tescil edildiğini iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazların imar planı kapsamında olduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazların 4342 sayılı Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesi gereğince mera niteliğini yitirmediğine ve yapılaşma koşulunun gerçekleşmediğine karar vererek davayı kabul etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazların yerleşim alanı içerisinde olmasının, mera niteliğini ortadan kaldırmadığını vurgulamış ve bu nedenle tapu kayıtlarının iptaline, taşınmazların mera vasfıyla davacı adına tesciline hükmetmiştir. Temyiz aşamasında, davalı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu savunsa da, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu belirterek onanmasına karar vermiştir. Bu durum, mera niteliğinin korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

7. Hukuk Dairesi         2024/294 E.  ,  2024/5534 K.

    “İçtihat Metni”


    MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/75 E., 2023/184 K.
    DAVA TARİHİ : 30.05.2019
    KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması, davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mera vasfı ile davacı … Hazinesi adına tescili
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2019/244 E., 2020/497 K.

    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile taşınmazın “mera” niteliği ile özel sicile yazılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mera vasfı ile davacı … Hazinesi adına tescillerine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 8625 ada 25 parsel ile 11611 ada 26 parsel sayılı taşınmazların mera vasfında olmasına rağmen davalı adına tescil edildiğini ve 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca tescilin yolsuz olduğunu belirterek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılarak kamu orta malı siciline kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların mera vasfı ile davalının özel mülkiyetinde olduğunu, 4342 sayılı Mera Kanunun özel mülkiye konu meraları kapsamadığını ve taşınmazların imar planı kapsamında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile özetle;
    1.Dava konusu taşınmazların 15.11.1965 tarihli kadastro tespit tutanağıyla davalı adına mera vasfı ile tespit gördüğü ve tespitin 19.11.1966 tarihinde kesinleştiği,

    2. Niza konusu yerlerin bir kısmı üzerinde imar yolunun mevcut olup yerleşim alanı içerisinde kaldıkları,

    3. Mera olarak kullanımlarının mümkün olmadığı ve davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

    B. İstinaf Nedenleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazların evveliyatından beri mer’a vasfında bulunduğunu, bilirkişi raporuna aykırı karar verildiğini ve aleyhe maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…dava konusu taşınmazlar 01.01.2003 tarihinden önce 14.09.1988 tarihinde onaylanarak kesinleşen 1/5000 ölçekli nazım imar planında ve halen şehir yerleşim alanı içerisinde kalmakta ise de, taşınmazların yalnızca bir kısmından şehir yolu geçmekte olup geri kalan kısımlarının boş olduğu, 4342 sayılı Kanunun geçici 3 inci maddesinde “yerleşim yeri” olarak tanımlanan konut, konaklama, turizm, sanayi, askeri v.b. amaçlar için kullanılmak üzere planlanarak yapılaşma veya eskiden beri bu amaçlarla kullanılan şehir, kasaba ve beldelerin üzerinde yapılaşma bulunan yerleşim alanı olarak kullanılmalarının, dolaysıyla taşınmazların 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak işgal edilerek kullanılmasının söz konusu olmadığı, bu itibarla 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3 inci maddesi hükmünde öngörülen koşullardan yapılaşma koşulunun gerçekleşmediği…” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mera vasfı ile davacı … Hazinesi adına tescillerine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
    1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,

    2. 4342 sayılı Mera Kanununun 3 üncü maddesi uyarınca imar planı içinde kalan meraların planın onayıyla mera niteliğini yitireceğini,

    3.Bu yerlerin belediye veya özel idareye bedelsiz terkini gerektiğini,

    4. Yargıtay kararları ile mera vasıflı taşınmazların mülkiyetinin hangi hallerde belediye ve diğer kamu kuruluşlarına bırakılabileceğinin açıklandığını,

    5. Dava konusu taşınmazların 14.09.1988 onay tarihli ve 19-20-JK No.lu 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planında yerleşim alanı olarak belirlendiğinin, 2003 yılından önce yerleşim yeri olarak işgal edildiğinin ve mera olarak kullanılmasının teknik olarak mümkün olmadığının tespit edildiğini,

    6. Uydu görüntülerinden de anlaşılacağı üzere niza konusu parseller üzerinde yollar ve hatta sitelerin yer aldığını,

    7. Bu hali ile yapılaşma şartının gerçekleştiğini,

    8. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı kabul edilse bile 11611 ada 26 parselin tamamen yol ve siteler ile kaplı olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, tapu iptali ve tescil ile taşınmazın “mera” niteliği ile özel sicile yazılması istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeple;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    09.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.