onecikan-yargitay

ÖZET: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kadastro tespitine itiraz davasında, davacıların mera niteliğindeki 771 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki zilyetlik iddialarını değerlendirmiştir. Davacılar, uzun yıllardır kullandıkları alanların tescilini talep ederken, Hazine ve asli müdahiller ise bu alanların mera olarak kalması gerektiğini savunmuştur. Mahkeme, davacıların zilyetlik koşullarının oluştuğunu belirlemesine rağmen, taşınmazın mera niteliği ve kamu yararı açısından özel mülkiyete konu olamayacağına hükmetmiştir.

Yargıtay, meraların kamuya ait olduğunu ve zilyetlikle edinilemeyeceğini vurgulayarak, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Mahkeme, mera vasfındaki taşınmazların özel mülkiyete geçirilmesinin, kamu yararına aykırı olacağını belirterek, bu alanların mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davanın reddine ve taşınmazların mera vasfıyla sınırlandırılmasına karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

8. Hukuk Dairesi         2022/5541 E.  ,  2024/7951 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2011/6 E., 2018/5 K.
    KARAR : Davacılar İshak ve arkadaşlarının davalarının kabulüne, asli müdahil … ve arkadaşlarının davaları yönünden Mahkemenin görevsizliğine

    Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz  davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacılar İshak ve arkadaşlarının davalarının kabulüne, asli müdahil … ve arkadaşlarının davaları yönünden Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, asli müdahil … vekili ile davacılar … ve arkadaşları vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; duruşma talebinin masraf yokluğundan reddine karar verilerek, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R

    Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi Sarıl Mahallesi çalışma alanında bulunan 771 parsel sayılı 264.937,50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kadimden beri köy merası olarak kullanıldığından bahisle mera niteliği ile sınırlandırılmak sureti ile tespit edilmiştir.

    Davacılar …, …, …, dava konusu 771 parsel sayılı taşınmazın mera olarak tespit edildiğini ancak dava konusu yerin 40-50 seneyi aşkın zamandan beri murisleri ve kendileri tarafından kullanıldığını belirterek, 21.750 m2 lik yerin tespitinin iptali ile 1/3 er pay oranında adlarına tescil kararı verilmesini talep etmişler, 26.02.1992 tarihli duruşmada, …, davadaki hakkını …’a devrettiğini beyan etmiştir.

    Davacı … ve …, vergi kaydına, miras yolu ile gelen hakka, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine,…. ve … ile … taşınmazın belirli bölümleri için kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır.

    Asli müdahiller …, …, …, …, dava konusu taşınmaz bölümlerini satın aldıklarını belirterek davaya müdahale talebinde bulunmuşlardır.

    Mahkemece, 23.11.2005 tarihli ve 1980/376 Esas, 2005/310 Karar sayılı ilk hüküm ile ….ve mirasçılarının davalarının vazgeçme nedeni ile reddine, diğer davacı ve katılanların davalarının kabulüne, kalan kısımların mera niteliği ile tesciline karar verilmiş, hükme karşı davacılar, bir kısım … mirasçıları, davalılar Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 24.01.2008 tarihli ve 2007/3452 Esas, 2008/79 Karar sayılı ilamı ile, … mirasçılarının temyizi yönünden feragat beyanının geçerli olması nedeni ile temyiz istemleri reddedilirken, davalı Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğinin temyiz itirazları kabul edilerek, eksik araştırma ve inceleme nedeni ile karar bozulmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde, Kahramanmaraş Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün; Pazarcık Sarıl Mahallesinde 29.11.1999 tarihinde tespit çalışmalarının başlatıldığını; dava konusu olan 771 parselin davalı olması sebebiyle 4342 sayılı Kanun’un 5-a maddesine göre tespit ve tahditi yapılan parselin tahsis işlemlerinin yapılması için davanın sonuçlanmasının beklenilmesini kararlaştırdıklarını bildirilmesi, davacıların dava konusu 771 parselin içerisinde kullandıkları kısımlar yönünden mahalli bilirkişi beyanları, ziraat bilirkişisi raporunda, davacıların iddia ettikleri kısımlara yönelik zilyetlik koşullarının oluştuğunun, bu kısımlarda uzun yıllardır ziraat yapıldığının, harita mühendisi … tarafından incelenen dava konusu parsele ait eski tarihli hava fotoğraflarında, uzun yıllardır davacıların iddia ettikleri kısımlarda zilyetliklerinin bulunduğunun ve kullanım olduğunun belirtilmesi, davacılar ve ölen davacıların mirasçıları yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesine göre aynı çalışma alanında belgesizden ve senetsizden herhangi bir kazanımları olmadığına yönelik tapu müdürlüğünün, bu kişiler yönünden aynı çalışma alanında belgesizden ve senetsizden açılmış herhangi bir davalarının bulunmadığına ilişkin hukuk mahkemeleri tevzi bürosu cevabı bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıların iddia ettikleri kısımlara yönelik davalarının kabul edilmesi, geri kalan kısımların tespit gibi mera vasfı ile sınırlandırılmasına karar verilmesi gerektiği, asli müdahil … yönünden ise; 1980/376 Esas sayılı dosyada … kendisine kalan yer ile ilgili feragat beyanında bulunduğundan; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.01.2008 tarihli ve 2007/3452 Esas, 2008/79 Karar sayılı kararında …’in feragatinin usulün yöntemine uygun şekilde belgelendirildiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, kural olarak feragatın kabul gibi irade beyanları ile usulün 237 nci maddesi hükmünce belirlenen kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı, öte yandan feragatten dönmeyi haklı gösterecek herhangi bir hukuksal nedenin ileri sürülmediği, davacı … mirasçılarının yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilerek aleyhlerindeki hükmün onandığı, bu sebeple; müdahil …’in ileri sürdüğü yer …’in feragat beyanında bulunduğu kısma yönelik olduğundan bu kısım yönünden verilen karar kesinleştiğinden …’in davasının reddedilmesi gerektiği ayrıca …’in; dedesi olan …’ten kalan yerle ilgili 1980/376 Esas sayılı dosyadaki keşifte dedesinin yerlerinin teyzesi olan …’ye ve dayısı …’e kaldığı, diğer mirasçıların ise burada herhangi bir haklarının olmadığını beyan ettiği, 2011/6 Esas sayılı dosyada ise iddia ettiği yerin …’ten kardeşler arasındaki anlaşmaya göre annesine kaldığını beyan ettiği, ancak … bu kısma yönelik feragat beyanında bulunduğundan onun yönünden kesinleşmiş hüküm sebebiyle müdahil …’in davası reddedilmesi gerektiği, müdahiller …, …, …’nin ise dava konusu parselin içerisindeki iddia ettikleri kısımları davacılardan aldıklarını beyan ettikleri, satışların tespit sonrasında gerçekleşmiş olması sebebiyle Kadastro Kanunu’nun 26. maddesine göre kadastro tespitinden sonra gerçekleşen işlemler ile ilgili mahkemenin görevli olmadığı gerekçeleri ile, davacı … oğlu … …oğlu …, … kızı …, … oğlu …, … oğlu …, … oğlu …, … kızı …’nin davalarının kabulüne, müdahil … … ve …’nin talepleri hakkında mahkemenin görevsizliğine, müdahil …’in davasının reddine, Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi Sarıl Mahallesi 771 parsel sayılı taşınmazın 27.12.2017 havale tarihli fen bilirkişisi …’nın raporunda (F) ile gösterilen 25.802,46 m2 lik bölümün hüküm yerinde gösterilen payları oranında … oğlu … mirasçıları adına, (G) ile gösterilen 10.311,36 m2 lik bölümün… oğlu … adına, (H) ile gösterilen 11.378,07 m2 lik bölümün … Kızı … adına, (D) ile gösterilen 31.228,60 m2 lik bölümün … Kızı … adına, E ile gösterilen 16.109,40 m2 lik bölümün hüküm yerinde gösterilen payları oranında … oğlu … Başkahraman mirasçıları adına, I ile gösterilen 11.801,94 m2 lik bölümün hüküm yerinde gösterilen payları oranında …oğlu … mirasçıları adına, (İ) ile gösterilen 12.297,34 m2 lik bölümün hüküm yerinde gösterilen payları oranında …oğlu … mirasçıları adına, adanın son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, 771 parselin yü ölçümü olan 264.937,50 m2 den geriye kalan bakiye kısmın ise 771 parsel olarak mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili asli müdahil … vekili ve davacılar … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    1) Asli müdahil … vekili ile davacılar … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil vekili ile davacılar … ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    2) Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    Mahkemece her ne kadar, mahalli bilirkişi beyanlarına, ziraat bilirkişisi raporuna ve hava fotoğraflarına göre, davacılar yönünden zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesi ile 771 parsel sayılı taşınmazın bir kısım bölümleri hakkında kabul kararı verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; fen bilirkişi raporuna ekli kroki incelendiğinde, dava konusu taşınmazın etrafının mera parselleri ile çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Yine; gerek ziraat bilirkişi raporunda gerekse mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler de, taşınmazın çevresinin mera parselleri olduğunu doğrulamışlardır. Ayrıca, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, 771 parsel sayılı taşınmazın tespit sırasında mera olduğunu tespitten sonra temizlendiğini belirtmiş, mahkemece yapılan gözlemde de, taşınmazın çevre parsellerinin bor durumda olduğu, taşlık ve çalılıkların bulunduğu iç kısımda taşların temizlendiği tespit edilmiştir. Buna göre, dava konusu taşınmaz bölümlerinin konumları itibariyle kadim meradan açılmak suretiyle elde edilen yerlerden olduğunun kabulü gerekir. 771 parsel sayılı taşınmaz içerisindeki bir kısım yerlerin özel mülkiyete konu yapılması halinde kadim mera niteliğinde bulunan ve onunla bir bütünlük oluşturan 771 parselin mera bütünlüğünün bozulacağı açıktır.

    Meralar, kamunun yararlanmasına ayrılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu mallarıdır. Gerek kamunun ortak yararlanmasına tahsis edilen yerlerden olmaları ve gerekse doğal yapıları gereği diğer kamu mallarında olduğu gibi meralar olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği gibi özel mülkiyet şeklinde tapu siciline kaydedilmeleri de mümkün değildir. Hal böyle olunca; Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin mera vasfında oldukları ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi neye ulaşırsa ulaşsın zilyetlikle edinilmelerinin mümkün bulunmadığı gözetilerek, davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmalarına karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.

    S O N U Ç : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan açıklanan nedenlerle, asli müdahil … vekili ile davacılar … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,

    Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

    35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 391,70 TL’nin temyiz eden … vd. alınmasına,

    427,60 TL onama harcının temyiz eden …’dan alınmasına,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.