onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, tapu iptali ve mera olarak sınıflandırılarak özel siciline tescil talebine ilişkindir. Davacı, 664 No.lu mera parselinin Hazine adına tescil edilmesi ve sonrasında yapılan satışların hukuka aykırı olduğunu iddia ederek tapu kaydının iptalini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, davalıların istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, Mera Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca tahsis amacı değiştirilen meraların Hazine adına tescil edileceğini ve bu yerlerin satışının mümkün olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, davalıların taşınmazın mera geçmişini bildiği için iyiniyetli olmadıklarını vurgulamıştır. Temyiz aşamasında, davalılar vekili, tapu kaydının yolsuz olduğunu ve iktisaplarının korunması gerektiğini savunmuştur.

Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını onayarak, davalıların iktisabının yolsuz olduğuna dair iddiaların yeterli bulunmadığını ve bu nedenle davalıların haklarının korunması gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, tapu iptali ve mera vasfı değişikliği konularında önemli bir içtihat oluşturmuştur.

7. Hukuk Dairesi         2023/4115 E.  ,  2024/3910 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
    KARAR : Davanın kabulü
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Malazgirt Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki tapu iptali ile mera olarak sınıflandırılarak özel siciline tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde;
    1. Muş ili, Malazgirt ilçesi, … köyü sınırları içerisinde bulunan 368,2 dekar alana sahip 664 No.lu mera parselinin 50 dekarlık kısmının Mera Komisyonunun 02.04.2010 tarih, 2010/3 sayılı kararı ile 4342 sayılı Mera Kanununun 14. maddesinin (e) bendi kapsamında köy halkı tarafından ahır yapılmak amacıyla … köyü Tüzel Kişiğine verilmek üzere mera vasfının değiştirilerek 669 parsel numarasıyla ham toprak vasfı ile Hazine adına tescil edildiği,
    2. Dava konusu 21.06.2010 tarihinde usul ve yasaya aykırı şekilde … Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifine satıldığını,
    3. 16.01.2014 tarihinde ise davalı …’a, 06.05.2015 tarihinde ise davalı … İnşaat Petrol Limited Şirketine devredildiğini ileri sürerek dava konusu 669 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile mera özel siciline kayıt edilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalılar vekili istinaf dilekçesinde;
    1. Davalı tapu malikinin 3. kişi olması nedeniyle tapu kaydına güven ilkesi gereği davalı kazanımının korunması gerektiğini,

    2. Dava konusu taşınmazın yasal hükümlere göre verilen idari kararlarla mera vasfı kaldırılarak Hazine adına tescil edildiğini, satış ihalesi sonucu dava dışı kooperatif adına tescil edildiği, kooperatif tarafından da 15 yıllığına kendilerine satıldığını, idari karar tarihleri itibariyle mevcut kanuni düzenlenmelere uygun olarak işlem yapıldığını,

    3. Tescil dayanağı idari karar idari yargı yerinde iptal edilmedikçe tapu iptal ve tescil davası açılamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
    1. Tahsis amacı değiştirilen meraların Hazine adına tescil edileceği ve kendisine tahsis yapılan kurumların ve işletmecilerin tahsis süresince bu yerleri tahsis amaç değişikliğine uygun kullanmakla ve tahsis süresinin bitiminde ise meraları eski vasfına getirmekle yükümlü oldukları,

    2. Mera Kanunun 14. maddesi uyarınca tahsis süresi sonunda bu yerlerin özel siciline tekrar kaydedileceği açıkça düzenlendiğinden bu yerlerin Hazine adına kaydedildikten sonra satışı mümkün olmadığı, bu açık hükme rağmen yapılan taşınmaz temlikinin Türk Medeni Kanununun 1025. maddesi uyarınca yolsuz tescil niteliği taşıyacağı,
    3. Dosya içindeki bilgi ve belge ve özellikle davalıların dava konusu taşınmazın öncesinin mera olduğu ve tahsis amacı değişikliği sureti ile Hazine adına kaydedildiğini bildikleri için iyiniyetli olduklarının söylenemeyeceği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalılar vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde nedenleri tekrar ederek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, tapu iptali ile mera olarak sınırlandırılarak özel siciline tescili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 14 üncü ve devamı maddeleri.

    3. Değerlendirme
    1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeple;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    18.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
    KARŞI OY
    Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 669 No.lu parselin davalı … adına olan tapu kaydının iptaline ve mera özel siciline kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiş, yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne karar verilmekle yetinilmiş, ancak, Mera Komisyonu’nun 02/04/2010 tarih 2010/03 sayılı kararı ile taşınmazın mera vasfı değiştirilerek Hazine adına tesciline karar verildiğinden bahisle, idari işlemin iptalini doğuracak şekilde taşınmazın mera özel siciline kaydedilmesine karar verilmemiş, yani davacının bu ikinci talebi reddedilmiştir. Dosya içerisinde yer alan tapu kaydında göre taşınmazın vasfı “tarla” dır. Taşınmaz Hazine tarafından önce … Tarımsal Kalkınma Kooperatifine, bilahare de davalı … İnşaat Ltd. Şti’ye satılmıştır. İlk derece mahkemesi tapu iptal ve tescil talebinin gerekçesini 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 4/3. maddesine dayandırmıştır. Ancak dava konusu taşınmaz, tapu kaydına göre zaten mera vasfında değil, yukarıda da değinildiği gibi, “tarla” vasfındadır. Tapu kaydında, taşınmazın satışına engel bir hal bulunmamakta olup, sadece “Taşınmaz mal satış amacı dışında kullanılamaz” beyanı mevcuttur. Tapunun beyanlar hanesindeki bu şerhin satışa engel olmayacağı ise açıktır.

    Taşınmazın mera vasfından çıkartılmasının gerekçesi Mera Komisyonu’nun 02/04/2010 tarih, 2010/03 sayılı kararında; “(…) 664 No.lu mera parselinin 50 dekarlık kısmının … köyü halkı tarafından ahır yapılmak amacıyla..” şeklinde açıklanmıştır. Mahallinde yapılan keşif sonunda hazırlanan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz üzerinde halen davalı şirkete ait ahırların bulunduğu tesbitine yer verilmiştir. Yani taşınmaz, Komisyon kararında belirtildiği şekilde, “ahır yapılma” amacına uygun olarak kullanılmaktadır.

    İstinaf incelemesini yapan Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, temyiz incelemesine konu 2021/2398 Esas 2023/1310 Karar sayılı kararında Mera Kanunu’nun 14. maddesine yer verildikten sonra “(…) Kanundaki bu düzenlemeden de anlaşıldığı üzere tahsisi amacı değiştirilen meralar hazine adına tescil edilir ve kendisine tahsisi yapılan kurumların ve işletmecilerin tahsis süresince buraları tahsisi amaç değişikliğine uygun olarak kullanmakla ve tahsis süresi bitince meraları eski vasfına getirmekle yükümlüdür. (…)Mera Kanunun 14. maddesinde tahsis süresi sonunda bu yerlerin özel siciline tekrar kaydedileceği açıkça düzenlendiğinden bu yerlerin Hazine adına kaydedildikten sonra satışı mümkün değildir. Bu açık hükme rağmen yapılan taşınmaz temlikinin Türk Medeni Kanununun 1025. maddesi uyarınca yolsuz tescil niteliği taşıyacağı tartışmasızdır.” şeklindeki gerekçeyle davalının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

    Öncelikle belirtmek gerekir ki; Mera Komisyonu’nun 02/04/2010 tarih, 2010/03 sayılı kararında mera niteliğindeki taşınmazın “tahsis amacı” değil, vasfı değiştirilmiştir; yani taşınmaz mera olmaktan çıkartılarak “tarla” haline getirilmiştir. Mera Kanunu’nun 14. Maddesinde sözü edilen, “tahsis amacının değiştirilmesi” ise, taşınmazın mera vasfı devam ediyor olmakla birlikte, 4342 sayılan Yasa’nın 3/1-ı bendinde belirtilen ve “…, mera, … ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılmasını” şeklinde tanımlanan amacı değiştirilerek, yine aynı Yasa’nın 14. Maddesinde belirtilen “Tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, … ve kışlaktan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz. Ancak..” şeklinde izah edilen amir hükmünün, maddenin devamında sınırlı olarak sayılan amaçlardan birisine tahsis edilmek suretiyle değiştirilmesidir. Dolayısı ile, somut uyuşmazlıkta 4342 sayılı Yasa’nın 14. maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır.

    Gerek İlk Derece Mahkemesi, gerekse istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararlarında özet olarak, davalının, taşınmazın evveliyatının mera olduğunu bildiği, bu nedenle taşınmazı iktisabının yolsuz olduğu görüşüne dayanmışlardır. Yukarıda da değinildiği gibi, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde sadece “Taşınmaz mal satış amacı dışında kullanılamaz” beyanı mevcuttur. Bu beyanın satışa engel olmayacağı açıktır. Davalının, taşınmazın evveliyatının mera olduğunu bildiği tereddütsüz şekilde kabul edilse dahi, bunu biliyor olması tek başına iktisabını “yolsuz” hale getirmez. Yolsuz tescil; “haksız veya lüzum ifade etmeyen hukuki bir tasarruf mucibince yapılan tescildir.” (743 sayılı TMK. md:932) Bu tanımdan yola çıkıldığında, eğer davalı şirket veya ortakları, taşınmazın mera vasfı değiştirilmesinde, akabinde davacı hazine tarafından sonra … Tarımsal Kalkınma Kooperatifine satılmasında hukuka aykırı ve kanıtlanmış bir eylemde bulunmuş iseler, o takdirde iktisabının yolsuzluğundan söz edilebilir. Davalıların, taşınmazın evveliyatının mera olduğunu bilmeleri, tek başına, iktisaplarını yolsuz hale getirmez. O halde, TMK’nun 3/1. maddesindeki karine ve TMK’nun 1023. maddesi gereğince, davalının iktisabının korunması gerekir.
    Bu nedenle; davalının temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz incelemesine konu kararının davalı lehine bozulması kanaati ile, sayın çoğunluğun, temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması yönündeki görüşüne iştirak etmiyoruz.