|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, mera tahsis kararının iptali davasında ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıkları ele almaktadır. Davacı İdaresi, 101 ada 314, 315 ve 318 parsel sayılı taşınmazların mera olarak tahsis edildiğini, ancak bu taşınmazların önceden devlet ormanı vasfında olduğunu iddia ederek, mera tahsis kararlarının iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, 314 ve 318 parsellerin orman vasfında olduğunu kabul ederken, 315 parselin mera olarak değerlendirilmesine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını kısmen kaldırarak, vekalet ücreti yönünden hükmü düzeltmiştir. Mahkeme, 4342 sayılı Mera Kanunu ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun hükümleri çerçevesinde, orman niteliği taşıyan alanların mera olarak tahsis edilemeyeceğine vurgu yapmıştır. Bu bağlamda, 315 parselin mera olarak değerlendirilmesi yönündeki kararın hukuka aykırı olduğuna ve orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, orman alanlarının mera olarak tahsis edilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek, davacı İdaresi’nin temyiz talebini kabul etmiş ve ilgili kararın bozulmasına karar vermiştir. Bu durum, orman alanlarının korunmasına yönelik yasal düzenlemelerin önemini ortaya koymaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2022/2974 E. , 2024/5146 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Dursunbey Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki mera tahsis kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı … İdaresi ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Balıkesir ili Dursunbey ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 101 ada 314 parsel sayılı 47.506,36 metrekare yüzölçümündeki ve 101 ada 315 parsel sayılı 52.486,12 metrekare yüzölçümündeki taşınmazların, ham toprak vasfı ile belgesizden Hazine adına tespit edildiği, tutanağın edinme sebebinde, öncesinde orman tahdit sınırları içinde kalmakta iken, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan XXII nolu 2/B parseli bloğu içinde kaldığının açıklandığı, tespit işleminin itiraz edilmeksizin 21.12.1995 tarihinde kesinleştiği, 23.03.2011 tarihli ve 680 yevmiye nolu cins tahsisi işlemi ile vasfının orman olarak değiştirildiği, halen orman vasfı ile Hazine adına kayıtlı olduğu; 101 ada 318 parsel sayılı 58.893,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın ise, ham toprak vasfı ile belgesizden Hazine adına tespit edildiği, tespit işleminin itiraz edilmeksizin kesinleştiği, halen ham toprak vasfı ile Hazine adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine göre Balıkesir İl Mera Komisyonu tarafından mera tahsis çalışması yapılmış olup, dava konusu taşınmazlar 24.07.2015 tarihli ve 850 nolu mera komisyon kararıyla meraya tahsis edilmiştir.
Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; Balıkesir ili Dursunbey ilçesi … Mahallesi sınırlarında kalan 101 ada 314, 315 ve 318 parsel sayılı taşınmazların 4342 sayılı sayılı Mera Kanunu uyarınca mera olarak tahsis edildiklerini, ancak bu taşınmazların öncesinden beri devlet ormanı vasfında olduğunu, devlet ormanı olarak tahdit gördüğünü, eylemli durumu itibariyle de orman vasfında olduğunu belirterek, mera tahsis kararları ve sicil kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı Hazine vekili dava konusu taşınmazların kadimden beri köy halkı tarafından mera olarak kullanılan yerlerden olduğunu, köydeki diğer mera vasıflı taşınmazlarla aynı özelliklere sahip olduğunu, dava konusu taşınmazların sadece orman sınırına komşu olmaları nedeniyle dava açılmasının yerinde olmadığını, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların kesinleşmiş orman sınırları dışında kaldığının yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacağını, taşınmazların mahalle halkı tarafından mera olarak kullanılmasında kamu yararı bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dava, mera komisyon kararına itiraz, mera sicil kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, “dava konusu 101 ada 314 ve 318 parsel sayılı taşınmazlar yönünden orman vasfında olduğundan davanın kabulüne, 101 ada 315 nolu parsel yönünden ise, bu alanın eylemli orman alanına dönüşmesi için gerekli koşulların bulunmadığı, kapalılık oluşmadığı, her ne kadar % 8-30 gibi değişen ve yüksek oranda bir meyil durumu verilmiş olsa da toprak muhafaza karakteri taşımadığı, dosya kapsamında alınan hava fotoğrafları ile yapılan incelemede, herhangi bir kapalılık durumu olmadığı anlaşıldığından bu alanın mera olarak değerlendirilmesine davanın kısmen kabul ve kısmen reddine” karar verilmiş; hükmün, davacı … İdaresi ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kısmen reddi nedeniyle davada vekille temsil edilen ve davanın türü itibariyle zorunlu dava arkadaşlığı bulunan davalı Hazine, davalı … ile davalı … lehine, ret sebebinin tek olması nedeniyle tek maktu ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı kurumlar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı Hazine temsilcisinin istinaf başvuru talebinin kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine şeklinde hüküm kurulmuş, hüküm, davacı … İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1. Davalı Hazine vekilinin temyiz istemi yönünden; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davacı … İdaresi vekilinin 101 ada 315 parsele yönelik temyiz istemi yönünden;
İlk Derece Mahkemesince, 101 ada 315 parsel sayılı taşınmaz yönünden, bu alan mera olarak değerlendirilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince 101 ada 315 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiş ise de, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 28 inci maddesi gereğince “Orman bölgelerindeki köy ve belediyelere tahsis edilen mera, yaylak ve kışlaklardan o köy veya belediye halkı, bu Kanun ve 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) gereğince konulan kayıtlara uymak şartı ile yararlanırlar.”, aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, “Orman Bakanlığı, orman içi, orman kenarı ve orman üst sınırı mera, yaylak, kışlak ve otlakların koruma, bakım ve ıslahı konusunda kanunlar ile verilen görevi yapmaya devam eder.”, Mera Kanunu’nun bu hükümleri ile çelişmeyen Orman Kanunu’nun 19 ncu maddesi gereğince, “Ormanlara her türlü hayvan sokulması yasaktır. Ancak, kuraklık gibi fevkalade haller nedeniyle hayvanlarının beslenmesinde güçlük çekildiği tespit edilen bölgeler halkına ait hayvanlar ile orman sınırları içerisinde bulunan köyler ve mülki hudutlarında Devlet ormanı bulunan köyler halkına ait hayvanların orman idaresince belirlenecek türlerine, tayin edilecek saha ve süreler dahilinde, ormanlara zarar vermeyecek şekilde otlatılmasına izin verilir.
Hayvan otlatılmasına izin verilecek sahaların ve hayvan türlerinin belirlenmesi ile otlatma zamanı ve süresinin tayinine ve ilgililere duyurulmasına ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir.
Yangın görmüş ormanlarla, gençleştirmeye ayrılmış veya ağaçlandırılmış sahalarda hiç bir surette hayvan otlatılamaz.”. Orman Kanunu’nun “Otlak ve mera işleri” başlıklı IV. Bölümünün 20, 21 ve 22 nci maddelerinde de; orman içi meralar, yaylak ve kışlaklardan otlaklardan ve sulama yerlerinden ne şekilde yararlanılacağı düzenlenmiştir. Buna göre, Orman Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelik hükümlerine göre, Orman Bakanlığının yapacağı planlamalar ve izinler ile bu tür yerlerden yararlanmak olanağı mevcuttur. Anlatılan yasal düzenlemeler karşısında mera tahsis komisyonunun bir yeri mera olarak tahsis etmesi o yerin niteliğini değiştirmeyecek, bu yer orman ise orman niteliğini kayıp etmiş sayılmayacaktır.
Ayrıca 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesi hükmüne göre; Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollariyle elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Kanun metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır. Yine bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu da yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17 nci maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı ilkesini içermektedir ve amacı orman bütünlüğünü korumaktır.
Bu nedenle, dava dilekçesinde anlatılan maddi olay ve dosya kapsamı incelendiğinde, dava, çekişmeli taşınmazın orman olarak tahsis edilmesinden sonra mera komisyonu çalışması ile mera niteliğiyle özel siciline yapılan mera kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemini içermektedir. Yukarıda izah edildiği üzere, hukuken orman niteliği bulunan yerlerin daha sonradan mera niteliğiyle tahsis edilmesine hukuki olanak bulunmadığına göre, Orman İdaresinin bu bölüme ilişkin davasının kabulüne ve bu bölümün mera kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle yazılı olduğu biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
S O N U Ç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin hükmün esasına yönelen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE,
Yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenle davacı … İdaresi vekilinin 101 ada 315 parsel sayılı taşınmaza yönelen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi