onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kadastro tespitine itiraz davasında, taşınmazların mera olarak tespit edilmesi ve bu tespitin iptali talebi üzerine yapılan yargılamayı kapsamaktadır. Davacılar, taşınmazların kendilerine miras yoluyla intikal ettiğini ve uzun süredir zilyetliklerinde bulunduklarını iddia ederek, tespitlerin iptalini istemişlerdir. Ancak, mahkeme, taşınmazların mera vasfının bulunduğunu ve bu nedenle özel mülkiyete konu olamayacağını belirterek, Kadastro Kanunu ve Mera Kanunu hükümlerine atıfta bulunmuştur.

Mahkeme, taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasının gerekliliğini vurgularken, ziraatçı bilirkişi raporları ve vergi kayıtlarını dikkate alarak, taşınmazların kullanım durumunu incelemiştir. Yapılan keşiflerde, taşınmazların mera olarak kullanıldığı ve bu durumun resmi belgelerle de desteklendiği ortaya konmuştur. Sonuç olarak, mahkeme, davanın reddine ve taşınmazların mera vasfıyla özel siciline kaydedilmesine karar vermiştir.

Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını onayarak, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığını belirtmiştir. Bu durum, mera vasfı taşıyan taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağı ve bu tür taşınmazların tespitinin hukuken geçerli olduğu sonucunu doğurmaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2022/3892 E.  ,  2024/6934 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
    SAYISI : 2013/19 E., 2021/38 K.
    KARAR : Davanın reddine

    Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı asıl davacı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Aksaray ili Ortaköy ilçesi Sarıgödeler köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 580 parsel sayılı 1.326.100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera olarak tespit edilmiş iken, tespite itiraz üzerine komisyon kararı ile … adına tespiti yapılmış, dava konusu 734, 735, 933, 927 ve 432 parsel sayılı sırasıyla 18.300, 18.450, 4.500, 72.700 ve 25.400 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise mera olarak tespit edilmiştir.

    Asıl dosyada davacılar … ve …, dava konusu 734, 432, 735, 927 ve 933 parsel sayılı taşınmazların kendilerine babalarından intikal suretiyle kaldığını, taşınmazların 50-60 senedir zilyetliklerinde ve tasarruflarında olduğunu ancak kadastro tespitlerinin mera olarak yapıldığını belirterek, taşınmazların tespitinin iptali mirasçı … ve kendi adlarına müşterek olarak tespit ve tescil edilmesini istemişlerdir.

    Birleşen dosya davacıları … ve …, 521, 518, 580, 734, 736, 520, 516, 522, 519, 517, 515, 725 ve 562 parsel sayılı taşınmazların dedeleri …’ten irsen intikal ettiğini, ancak dava konusu taşınmazların davalılar adına tespit edilmiş olduğunu, annelerinin davalıların kardeşleri olduğunu, taşınmazların iştirak halinde bulunmasına rağmen davalıların adına tespit gördüğünü belirterek, taşınmazların tespit tutanaklarının iptali ile … mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemişler, 734 ve 580 parsel sayılı taşınmazlar yönünden devam eden dava tefrik edilmiş, 2009/2 Esasında devam eden yargılama sonucunda, 19.02.2010 tarihli ve 2010/2 Karar sayılı karar ile, 580 parselin mera olarak sınırlandırılmasına, 734 parselin tespitin iptali ile …, … ve … mirasçıları adına tespitine karar verilmiş, davalı Hazine’nin temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 25.04.2013 tarihli ilamı ile, asıl dosya davacılarının açtığı dava ile davaların birlikte görülmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuş, bozma sonrası, dava dosyası eldeki dosya ile birleştirilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen dava dosyalarının yapılan yargılaması sonucunda, 734, 735 ve 933 parsel numaralı taşınmazlara yönelik yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmazların Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 26.01.2007 tarihli ve 1986/289 Esas, 2007/12 Karar sayılı kararı ile bir kısım davacı murisleri adına tesciline karar verilen 736 parselin batısında bulunan parseller olduğu 933 parselin tapulama tutanağının incelenmesinde 736 sayılı parsele uygulanan vergi kaydının mera okuması nedeni ile miktar fazlası olarak bu parselden ifraz edildiği, yine dava konusu taşınmazlara komşu 934 parselin 734 parsel miktar fazlası olarak Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 09.11.1993 tarihli ve 1986/105 Esas, 1993/386 Karar sayılı kararı ile mera olarak sınırlandırıldığı, bu hususların gerek yapılan keşifte gerekse Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 1986/289 Esas sayılı dosyasından yapılan keşifte uygulanan vergi ve Mahkeme kararları, mahalli bilirkişi beyanları ile açıklığa kavuştuğu, 927 parsel numaralı taşınmaza yönelik yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmazın Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 26.01.2007 tarihli ve 1986/289 Esas, 2007/12 Karar sayılı kararı ile bir kısım davacı murisleri adına tesciline karar verilen 756 parselin batısında bulunduğu 927 parselin tapulama tutanağının incelenmesinde, 925 sayılı parsele uygulanan vergi kaydının mera okuması nedeni ile miktar fazlası olarak bu parselden ifraz edildiği, yine dava konusu taşınmaza komşu 928 parselin 728 parselin miktar fazlası olarak Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 16.02.1990 tarihli ve 1986/180 Esas, 1990/8 Karar sayılı kararı ile mera olarak sınırlandırıldığı, bu hususların gerek yapılan keşifte gerekse Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 1986/289 Esas sayılı dosyasından yapılan keşifte uygulanan vergi ve Mahkeme kararları, mahalli bilirkişi beyanları ile açıklığa kavuştuğu, 432 parsel numaralı taşınmaza yönelik yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmazın güneyinde bulunan 434 nolu parsele uygulanan 339-5 nolu vergi kaydının kuzey, doğu ve güney hududu mera okuduğu, bu parselin vergi kaydına istinaden bir kısım davacıların murislerine bırakıldığı, 432 parsel tapulama tutanağının incelenmesinde, 432 parsele revizyon gören vergi kaydının güney hududunun mera okuması nedeni ile bu parselin miktar fazlası olarak mera olarak tespitinin yapıldığı, dava konusu taşınmaza komşu 431 parselin Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 09.11.1993 tarihli ve 1986/55 Esas, 1993/380 Karar sayılı kararı, 430, 436 parsellerin Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 09.11.1993 tarihli ve 1986/205 Esas, 1993/381 Karar sayılı kararı, 895 parselin Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 20.12.1994 tarihli ve 1986/153 Esas, 1994/94 Karar sayılı kararı, 894 parselin Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 27.07.1995 tarihli ve 1986/285 Esas, 1995/74 Karar sayılı kararı, 438, 433 parsellerin Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 27.06.1995 tarihli ve 1990/135 Esas, 1995/53 Karar sayılı kararı ile mera olarak sınırlandırıldığı, bu hususların gerek yapılan keşifte gerekse Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 1986/289 Esas sayılı dosyasında yapılan keşifte uygulanan vergi ve İlk Derece Mahkemsi kararları ile açıklığa kavuştuğu mahalli bilirkişi beyanlarının resmi belge niteliğindeki vergi kayıtları ve Mahkeme ilamlarına denk delil niteliğinde bulunmadığı, 580 parsel numaralı taşınmaza yönelik yapılan değerlendirmede; parselin halihazırda mera parseli olduğu, Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 1986/289 Esas sayılı dosyasından alınan ziraatçı bilirkişi raporu ile alınan ziraatçı bilirkişi raporlarında bu durumdan açıkça bahsedildiği, komşu vergi kayıtlarının dava konusu parseli mera olarak okuduğu, yine Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 10.19.2004 tarihli ve 1996/7 Esas, 2006/24 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın batısında bulunan 641 sayılı parsel ve Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 2012.1994 tarihli ve 1986/20 Esas, 1994/93 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın batısında bulunan 645 sayılı parsellerin mera olarak sınırlandırıldığı, bu hususların gerek İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte gerekse Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 1986/289 Esas sayılı dosyasından yapılan keşifte uygulanan vergi ve Mahkeme kararları, mahalli bilirkişi beyanları ile açıklığa kavuştuğunun anlaşıldığı, hali hazırda yapılan keşifte gözlemlendiği üzere 734, 735, 933, 927, 432 taşınmazların mücavirlerinde bulunan mera parsellerinin tecavüz edilmek suretiyle tarım yapılıyor olması, dava konusu taşınmazlara komşu mera parsellerinde yöresel halk tarafından “tırman” adı verilen yapay sınır haricinde belirgin sabit ve doğal yapı bulunmaması, dava konusu parseller ile komşu parsellerin ziraatçı bilirkişi raporunda belirtildiği üzere çevredeki mera ve tarım arazileri ile benzer toprak yapısına göre bütünlük arz etmesi, dosyaya kazandırılan 1958 tarihli hava fotoğraflarının çıplak gözle incelenmesinde dahi tam anlamı ile tarımsal faaliyet bulunmayıp yer yer kullanımların olduğu, komşu parsellere uygulanan vergi kayıtlarının taşınmazların yönünü mera olarak okuması, kullanım süresi bakımından zemin değişikliğine uğramasının ziraat bilirkişi raporunda belirtildiği üzere olağan olarak görünmesi 580 parsel yönünden 30.07.2021 tarihli ek ziraatçı bilirkişi raporu ve Ortaköy Kadastro Mahkemesi’nin 1986/289 Esas sayılı dosyasından alınan 12.08.2004 tarihli ziraatçı raporunda bu parselin fiilen mera olarak kullanılıyor olması diğer dava konusu parseller yönünden iddiaların insan ömrünü aşması nedeniyle mücavir vergi kayıtları, mahalli bilirkişi beyanları, mücavir Mahkeme kararları birlikte değerlendirilerek; Kadastro Kanunu’nun 16/b maddesi uyarınca mera türü orta mallarının özel sicillerine kayıtlarının mümkün olup tapulanamayacağı, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 4 üncü maddesi gereğince meranın olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilemeyeceği, amacı dışında kullanılamayacağı, yetkili mercilerce nitelikleri değiştirilmedikçe amaçları dışında kullanılmaları ve doğal yapılarının bozulması halinde dahi özel mülkiyete yönelik kazanma nedeninin gerçekleşemeyeceği, taşınmazların 3083 sayılı Kanun uygulaması ile yeni parsel numaraları aldığı, kadastro hakiminin doğru sicil oluşturma yükümlülüğü dikkate alınarak dava konusu taşınmazların mera vasfı ile özel siciline kaydedilmek üzere sınırlandırılması gerektiği gerekçeleri ile, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine, Aksaray ili Ortaköy ilçesi Sarıgödeler köyü Çökük Mevkii Eski 734 (3083 Kanun uygulaması ile yeni 147 ada 25 olan), eski 735 (3083 Kanun uygulaması ile yeni 147 ada 24 olan), eski 933 (3083 Kanun uygulaması ile yeni 104 ada 5 olan), eski 927 (3083 Kanun uygulaması ile yeni 104 ada 7 olan), eski 432 (3083 Kanun uygulaması ile yeni 107 ada 6 olan) parsel sayılı taşınmazların tespit ve komisyon tutanağında olduğu gibi mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına, eski 580 (3083 Kanun uygulaması ile yeni 147 ada 3, 155 ada 1, 203 ada 5 parsel olan) parsel sayılı taşınmazın komisyon tutanağının iptali ile taşınmazın tespit gibi mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına karar verilmiş, hüküm, asıl davacı … tarafından temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl davacı … temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

    59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL’nin temyiz edenden alınmasına,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.