|
ÖZET: Başvuran, İstanbul Tabip Odası’na aidat borçlarının iptali için başvuruda bulunmuş, 1988 yılında üye olduğunu hatırlamadığını ve Oda ile hiçbir ilişkisi olmadığını iddia etmiştir. İstanbul Tabip Odası ise, başvuranın 1988’de üye olduğunu ve iletişim bilgilerinin güncellenmemesi nedeniyle kendisine ulaşamadığını belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın aidat borçlarının 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu vurgulamıştır.
Sonuç olarak, başvuranın aidat borçlarının iptali talebinin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına karar verilmiştir. Bu karar, başvuranın aidat ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini ve ilgili mevzuat gereği borçların silinmesinin mümkün olmadığını ortaya koymaktadır. İlgili mevzuat, meslek kuruluşlarına üye hekimlerin aidatlarını ödemekle yükümlü olduğunu ve aidat borçlarının tahsilinde icra takibi yapılabileceğini belirtmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/66549-S.20.72399
BAŞVURU NO : 2020/3418
KARAR TARİHİ : 04/08/2020
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL TABİP ODASI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın tabip odası aidat borçlarının iptali talebi.
BAŞVURU TARİHİ : 19/02/2020
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. tarihinde Kurumumuza yaptığı şikayet başvurusu ve eklerinde özetle: 1982 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduğunu, askerliğini ve zorunlu hizmetini 1986 yılında tamamladığını, bu tarihten sonra hekimlik yapmadığını, muayenehane açmadığını, 1987 yılından itibaren özel şirketlerde işçi olarak çalıştığını ve 2014 yılında çalışma hayatını sonlandırdığını, İstanbul Tabip Odasına üye olmadığını yalnızca pasaport almak için hekim olduğunu belirtir bir yazı verilmesi için 1988 yılında başvurduğunu ve böyle bir yazı aldığını, Tabip Odası ile bunun dışında bir bağlantısının olmadığını, İstanbul
Tabip Odasından 25/11/2019 tarihinde tarafına iletilen yazıda 1997 yılından bu yana her yıl için aidat borcu olduğunun ve gecikme faizi ile birlikte toplam 2.552,20 TL ödemesi gerektiğinin bildirildiğini, Oda’ya telefon ettiğinde 1988 yılında üye olduğunun söylendiğini, üye olduğunu hatırlamadığını, bugüne kadar İstanbul Tabip Odasından tarafına aidat ile ilgili herhangi bir bildirim yapılmadığını belirterek aidat borcunun iptalini talep etmiştir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 07/04/2020 tarih ve sayılı bilgi ve belge talep yazısına cevaben
İstanbul Tabip Odasının 12/05/2020 tarih ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinden
özetle:
2.1. Oda kayıtlarının tetkiki neticesinde, Dr. in, 27/12/1988 tarihinde meslek kuruluşlarına üye olduğu, ekte üye kayıt fişi ve üyelik başvurusu sırasında alman diploma ve vesikalık fotoğraf örneğinin yer aldığı, 18/01/1989 tarihinde başvurana numaralı üye kimlik kartı da verildiği, 2.2. Meslek kuruluşlarında, üye olmadığı halde hekim olduğunu bildirir bir evrak verilmesinin söz konusu olmadığı, kişinin hekim olduğuna ilişkin evrakı Sağlık Bakanlığı’ndan almasının mümkün olduğu, meslek kuruluşunun sadece üyelerine ilişkin bildirimler yapmakta olduğu, üye olmayanlar yönünden kayıt tutma ve herhangi bir kuruma bilgi verme durumunun bulunmadığı, 2.3. Başvuranın, üye olduğu tarihten sonra, 13/04/1989 tarihinde meslek kuruluşlarına başvurarak, “Odamız üyesi olduğunu, evine telefon bağlanması için tabip olduğunu belirtir belgenin verilmesini’’ talep ettiği, bu talebinde de gerek üye olduğunu, gerekse de üyelik kimlik kartı numarasını bizzat ibraz ettiği, üyeliğine ilişkin ayrıntıları geçen yıllar içerisinde yanlış hatırladığının anlaşıldığı, 2.4. Üyelerinin tamamına her yıl, ekim-kasım-aralık aylarında aidat borçlarını bildiren mektuplar gönderildiği, ayrıca www.istabip.org.tr isimli web sitesi aracılığıyla, e-posta ve SMS göndermek suretiyle de, üyelerimize aidat borçlarının hatırlatıldığı; ancak 6023 sayılı Türk
Tabipleri Birliği Kanununun 5. maddesi gereğince her türlü adres değişikliğinin 15 gün içinde tabip odasına bildirme zorunluluğu bulunmasına rağmen hekimlerin ikametgah, e-posta ve çalışma adreslerini değiştirdikleri halde meslek kuruluşundaki bilgilerini güncellememelerinin çoğu zaman ulaşma sıkıntısı yaşanmasına neden olduğu; başvuranın da iletişim bilgileri güncel olmadığı için uzun yıllardır ulaşılamayan, ancak Kimlik Paylaşım Sistemi’ni (KPS) kullanma hakkı verilmesiyle ve İçişleri Bakanlığı tarafından TC Kimlik numaralarının bildirilmesiyle, yıl yıl iletişim bilgileri güncellenerek irtibata geçilebilen hekimlerden olduğu, 2.5. Başvuranın aidat borcunun ödenmesine ilişkin bu mektuba cevaben sunduğu 02/01/2020 tarih ve 20-73 evrak kayıt numaralı dilekçeyle Kurumumuza yaptığı başvuruda benzer itirazlar bulunduğu, “Odaya kayıtlı ise üyeliğinin sonlandırılmasını” talep ettiği, bu başvuru Yönetim
Kurulunun 04/02/2020 tarihli toplantısında değerlendirilerek hekimin üyelikten istifasının kabul edildiği, ancak 1997-2019 yıllarına ait (o tarih itibariyle) toplam 2.578,81-TL olan aidat borcunun ödenmesi gerektiğinin hatırlatıldığı, 2.6. Başvuranın 13/03/2020 tarihinde borca ilişkin zamanaşımı itirazı olduğunu belirterek son beş yıla ait aidat borcu ve faizini (toplam 1.096,91-TL’yi) ödediği, zamanaşımı itirazı yönünden ise; 6023 sayılı Kanun’un 51. maddesi gereğince “Her türlü oda aidatı ile para cezalarını tebliğ tarihinden itibaren 30 gün zarfında ödemeyenler hakkında tabip odaları idare heyetleri tarafından verilecek kararlar idare heyetinin bulunduğu mahal icra dairelerince ilâmlar gibi infaz olunur.”; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun, zamanaşımını düzenleyen 39. maddesi gereğince de; “İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar.”; bir başka ifadeyle, 6023 sayılı Kanun’un 51. maddesi gereğince, ödenmeyen oda aidatları, ilamların tabi olduğu hukuk rejimine tabi olup, bu alacaklar ise, İcra İflas Kanununun aktarılan hükmü gereğince 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğramakta olduğu, bu yönde yargı kararlarının da ekte sunulduğu, 2.7. Tabip Odalarının gelirlerinin, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 8. maddesinde düzenlendiği, üye aidatlarının bu gelirler arasında olduğu, üye hekimler yönünden aidat ödeme yükümlülüğünün de Yönetim Kurulunun aidatları tahsil etme yükümlülüğünün de yasal zorunluluk olduğu, Tabip Odalarında Hizmetlerin Yürütülmesine İlişkin Yönetmeliğin 7.
maddesinde ise, “Üye aidatları her yıl Aralık ayı sonuna kadar ödenir. Zamanında ödenmeyen aidatlara günlük olarak yasal faiz uygulanır.” düzenlemesine yer verildiği, keza
Türk Tabipleri Birliği Üyelik İşleri Yönergesinin 6. maddesinin 4. bendinde de, “Üye aidatlarının en geç 31 Aralık tarihine kadar ödenmesi gerekir. Aksi halde aidat borcu yasal faiz işletilerek tahsil edilir.” düzenlemesinin yer aldığı, ilgili düzenlemeler nedeniyle tabip odası yönetim kurullarının aidatları tahsil etmeme şansının bulunmadığı, gerekli ikazlar yapıldıktan sonra aidatlarını ödemeyenler hakkında icra takibi yapılmasının kaçınılmaz olduğu, ancak iletişim adreslerinin güncellenmemesi nedeniyle gerekli bildirimlerin yapılamaması halinde icra takibi yoluna gidilmediği, öte yandan Yönetim Kurullarına çeşitli sebeplerle (özel sağlık kuruluşlarındaki çalışmayı sonlandırmak, muayenehaneyi kapatmış olmak, İstanbul’dan ayrılıp başka bir şehirde hekimlik yapıyor olmak, yurtdışına gitmiş olmak, hekimlik mesleğine ara vermiş ya da fiilen bırakmış olmak gibi) aidat ödememeye ya da birikmiş aidat borçlarının silinmesine yönelik talepler ulaştığı, ancak sayılan durumların hiçbirinin, üyelik görevlerinden kaçınmaya ve aidat borcunun silinmesine imkan tanımadığı, çünkü 6023 sayılı Türk Tabipleri
Birliği Kanunu’nun 9. maddesi gereğince Yönetim Kurulunun “hastalık, ihtiyarlık veya yoksulluk dolayısıyla aidatını veremeyecek durumda olan oda mensuplarından geçici veya sürekli olarak aidat almamaya karar verebilir.”, halleri dışında Yönetim Kurulunun aidat borcunu tahsil etmeme ya da birikmiş aidat borçlarını silme yetkisi bulunmadığı, başvurucu hekimle de uzlaşma şansının da maalesef bulunmadığı, istifa tarihine kadar tahakkuk eden aidatları ödeme mecburiyetinin devam ettiği, Belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 1982 Anayasasının 3.1. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinde; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.
Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.
Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.”
3.2.“Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde:
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 3.3. “Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” ana başlığının altındaki “Genel ilkeler” başlıklı 128’inci maddesinde; “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve
yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle:
7/5/2010- 5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.” 3.4. “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” başlıklı 135’inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında; “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.
Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına girme mecburiyeti aranmaz.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci
maddesinin birinci fıkrasında:
Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 5.1. 1. maddesinde; “(Değişik: 7/6/1985 – 3224/48 md.)
(1) Türkiye sınırları içerisinde meslek ve sanatlarını icraya yetkili olup da sanatını serbest olarak yapan veya meslek diplomasından istifade etmek suretiyle resmi veya özel görev yapan tabiplerin katıldığı Türk Tabipleri Birliği; tabipler arasında mesleki deontolojiyi ve dayanışmayı korumak, (…) ve meslek mensuplarının hak ve yararlarını korumak amacıyla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluştur.” 5.2. 5. maddesinde; “(Değişik: 11/12/1957 – 6909/1 md.)
(Mülga fıkra:15/11/2018-7151/11 md.)
(Mülga fıkra:15/11/2018-7151/11 md.)
(Mülga fıkra:15/11/2018-7151/11 md.)
(Değişik: 7/6/1985 – 3224/49 md.)
Gerek tabipler ve gerekse bunları istihdam eden bilumum daire, müessese ve işyerleri, tayin, nakil, işten ayrılma ve sair suretlerle hasıl olan değişiklikleri en geç 15 gün zarfında mahalli tabip odalarına bildirmeye mecburdurlar.” 5.3. 7. maddesinde; “(Değişik: 8/1/1985 – 3144/5 md.) (Değişik: 7/6/1985 – 3224/51 md.)
Bir tabip odası sınırları içinde sanatını serbest olarak icra eden tabipler bir ay içinde o il veya bölge tabip odasına üye olmak ve üyelik görevlerini yerine getirmekle yükümlüdürler.
Mesleklerini serbest olarak icra etmeksizin kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanlar ile herhangi bir sebeple mesleğini icra etmeyenler tabip odalarına üye olabilirler.
Özel kanunlarında üye olamayacaklarına dair hüküm bulunanlardan mesleklerini serbest olarak da icra edenler; mesleki hak, yetki, disiplin ve sorumluluk bakımından bu Kanun hükümlerine tabidirler.” 5.4. 8. maddesinde; “(Değişik: 23/3/2006 – 5477/2 md.)
Tabip odalarının gelirleri şunlardır:
a) Odaya giriş ücretleri ve üye aidatları
…” 5.5. 9. maddesinde; “İdare Heyeti, hastalık, ihtiyarlık veya yoksulluk dolayısiyle aidatını veremiyecek durumda olan oda mensuplarından geçici veya sürekli olarak aidat almamıya karar verebilir.” 5.6. 51. maddesinde; “(Değişik: 11/2/1957 – 6909/1 md.)
Her türlü oda aidatı ile para cezalarını tebliğ tarihinden itibaren 30 gün zarfında ödemiyenler hakkında tabip odaları idare heyetleri tarafından verilecek kararlar, idare heyetinin bulunduğu mahal icra dairelerince ilamlar gibi infaz olunur.” 6. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “Zamanaşımı” başlıklı 39. maddesinde; “İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar.
Noter senedine müstenit takip, senedin mahiyetine göre borçlar veya ticaret kanunlarında muayyen olan zamanaşımlarına tabidir.”
Hükümleri amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran dilekçesinde özetle: İstanbul Tabipler Odası tarafından 25/11/2019 tarihli yazı ile
1997 yılından bu yana her yıl için aidat borcu olduğunun bildirildiğini, Oda’ya telefon ettiğinde
1988 yılında üye olduğunun söylendiğini, üye olduğunu hatırlamadığını, yazıda belirtilen yıllar
arasında hekimlik yapamadığını ve Oda ile hiç bir ilişkisi olmadığını, yalnızca pasaport almak için hekim olduğunu belirtir bir yazı verilmesi için 1988 yılında başvurduğunu ve böyle bir yazı aldığını, bugüne kadar İstanbul Tabip Odasından tarafına aidat ile ilgili herhangi bir bildirim yapılmadığını, borçlu olmadığını belirterek aidat borcunun iptalini talep etmiştir.
9. Konuyla ilgili olarak İstanbul Tabip Odasından bilgi ve belge talep edilmiş olup, Oda’nın cevabi yazısı ve eklerinde özetle; başvuranın İstanbul Tabip Odasına 27/12/1988 tarihinde üye olduğu, başvuran tarafından iletişim bilgilerinin güncellenmemesi nedeniyle kendisine ulaşılamadığı, ancak İçişleri Bakanlığı tarafından TTB’ye Kimlik Paylaşım Sistemi’ni (KPS)
kullanma hakkı verilmesi ve TC Kimlik numaralarının bildirilmesi neticesinde başvurana da aidat borcunun bildirildiği, başvuranın 02/01/2020 tarihli dilekçesi üzerine oda üyeliğinin sonlandırıldığı, ancak 1997-2019 yıllarına ait aidat borcunu ödenmesi gerektiğinin hatırlatıldığı, başvuranın 13/03/2020 tarihinde son beş yıla ait aidat borcunu ve faizini ödeyerek kalan borç için zamanaşımı itirazında bulunulduğu, Oda tarafından ise 6023 sayılı Türk
Tabipleri Birliği Kanununun 51. maddesi ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 39. maddesi gereğince ödenmeyen oda aidatlarının ilamların tabi olduğu hukuk rejime ve 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu belirtilerek başvuranın tahakkuk eden aidatları ödeme mecburiyetinin devam ettiğinin vurgulandığı ve 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 9. maddesi hükmü dışında aidat borçlarının silinmesinin mümkün olmadığının ifade edildiği görülmüştür.
10. Sonuç olarak; İstanbul Tabip Odası tarafından Kurumumuza sunulan evraklardan başvuranın 27/12/1988 tarihinde Oda’ya üye olduğu ve 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu gereğince oda aidatlarını ödeme yükümlülüğünün bulunduğu anlaşılmış olup, adı geçen
Kanunun 51. maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 39. maddesine istinaden başvuranın ödemediği aidat borçlarının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu değerlendirildiğinden başvuranın aidat borçlarının iptali talebinin İstanbul Tabip Odasınca reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 11. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükümlerine yer verilmiş olup, dosya kapsamında iyi yönetim ilkelerinin ihlal edildiğine dair herhangi bir tespit yapılmamıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
12. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren varsa dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçeler BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve İSTANBUL TABİP ODASINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi