ÖZET: Başvuran, 28 Şubat sürecinde eğitim hakkının ihlal edildiğini ve bu nedenle mezuniyet belgesi alamadığını iddia etmektedir. 1995-1999 yılları arasında tüm derslerini başarıyla tamamladığını, ancak Rektörlük tarafından verilen cezalardan dolayı mezuniyet belgesinin kendisine verilmediğini belirtmektedir. Ayrıca, bölümün eğitim süresinin 5 yıla çıkarılması nedeniyle, eski derslerin değerlendirilmediğini ve bu durumun kazanılmış haklarının ihlali olduğunu savunarak, mezuniyet belgesinin verilmesini talep etmektedir.

Necmettin Erbakan Üniversitesi, başvuranın kaydının silinmesine dair çeşitli belgeler sunmuş ve başvuranın eğitim sürecinin kesintiye uğradığını belirtmiştir. Ancak, başvuranın 1999 yılına ait dersleri başarıyla tamamladığı ve mevcut düzenlemeler çerçevesinde eğitimine devam etme hakkı bulunduğu vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın mağduriyetinin giderilmesi gerektiği yönünde bir tavsiye kararı hazırlamış ve bu kararın ilgili idareye iletilmesini önermiştir.

Sonuç olarak, başvuranın talebinin kabul edilmesi ve mezuniyet belgesinin verilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiği ifade edilmiştir. İdarenin, bu tavsiyeye uygun hareket etmemesi durumunda, başvuranın yargı yoluna başvurabileceği belirtilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/8035-S.24.12625

BAŞVURU NO : 2024/2815

KARAR TARİHİ : 05.08.2024

TAVSİYE KARARI

NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Mezuniyet belgesinin verilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 21.02.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda, özetle; 28 Şubat sürecinde mevcut iktidarın yasakçı yaklaşımlarından dolayı insan haklarından olan eğitim hakkının yönetimsel zorbalıkla elinden alındığını, Rektörlük tarafından verilen uydurma cezalardan dolayı mezuniyet belgesi alamadığını, 1999 yılına ait tüm dersleri eski ve yeni not döküm belgesinde de görüleceği gibi başarıyla tamamladığını, ilerleyen süreçte bölümün 5 yıla çıktığını ve yeni dersler eklendiğini, öğrenci işlerinin, kendisini mezun olması gereken 1999 yılındaki derslere göre değerlendirmeyip son duruma göre değerlendirme yaparak ders yükü çıkardığını, bu durumun hak gaspı olduğunu belirtmekte olup kazanılmış hakların korunması ilkesine dayanarak 1995-99 eğitim sürecindeki dersleri başarıyla tamamladığından dolayı mezuniyet belgesinin tarafına verilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 12.03.2024 tarihli ve sayılı yazısıyla bilgi-belge talebinde bulunulmuş olup Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının 20.03.2024 tarihli ve sayılı yazı ekinde;

2.1. “Selçuk Üniversitesi Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalına 06.09.1995 tarihinde kayıt yaptıran

; Ek:1 deki derslerini almış 24 Aralık 2002 tarih ve 2002/886 sayılı Fakülte Yönetim Kurulu

Kararı ile 15/C maddesi gereğince kaydı silinmiştir.(Ek:2) Daha sonra 2005 yılında çıkan af yasasına başvuru yapmış ve 27 Aralık 2005 tarihinde kendisine intibakı ile bilgi verilmiştir.( Ek:3) 10.05.2005 tarih ve 2005/467 sayılı Fakülte Yönetim Kurulu Kararı (Ek:4) ile muafiyeti kesinleşmiştir. İlgili öğrencinin 17/c

maddesi gereğince (Ek:5) 16.10.2007 tarih ve 2007/1021 sayılı kararı ile yeniden fakülte ile ilişiği kesilmiştir.

İlgili öğrenci 25 Şubat 2011 yılında çıkan 6111 sayılı af kanununa başvuru yapmış (Ek:6) kendisine kayıt hakkı için bilgi verilmiştir. (Ek:7) Öğrenci kaydını yaptırmış ve 14.09.2011 tarih ve 2011/834-12 sayılı kararı ile öğrencinin muafiyeti kesinleşmiş ve 5. sınıf 1. yarıyıla intibakı yapılmıştır.(Ek:8) Daha sonra öğrencinin 2547 sayılı kanunun 44/c maddesi gereğince kaydı 4 yıl üst üste kayıt yenilememesi sebebiyle

06.01.2020 tarihinde silinmiştir.

Öğrenci son olarak 7417 sayılı af kanuna başvuru yapmış (Ek:9) 7417 sayılı kanunun ile 2547 sayılı kanuna eklenen geçici madde 83 uygulama ilkelerinin 9/d maddesine göre “Eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinde ortaöğretime öğretmen yetiştiren Biyoloji, Coğrafya, Felsefe, Fizik, Kimya, Matematik, Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği programlarının öğretim süresi 4 yıl (8 yarıyıl) olarak düzenlenmesi nedeniyle söz konusu programların 5 yıl (10 yarıyıl) eğitim verdiği dönemde ilişiği kesilen ve başvuran öğrencilerin daha önce alıp başarılı oldukları kredilerin toplam kredi yükünden düşülüp üniversitedeki mevcut dört yıllık programlara intibaklarının yapılarak eğitimlerine devamına,” maddesi gereğince öğrencinin muafiyeti

09.09.2022 tarih ve sayılı Fakülte Yönetim Kurulu Kararı ile (Ek:10) 4. sınıf 1. yarıyıla

yapılmıştır. İlgili öğrenci 19.09.2023 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile farklı bir lisans programına kayıt yaptırmak için Fakültemizden kendi isteği ile kaydını sildirmiştir.(Ek:11)

Ayrıca öğrencinin 15.12.1998 tarih ve sayılı Fakülte Yönetim Kurulu Kararı (Ek:12), 26.01.1999 tarih ve 99/40 sayılı Fakülte Yönetim Kurulu Kararı (Ek:13), 23.03.1999 tarih ve 99/203 sayılı Fakülte

Yönetim Kurulu Kararı (Ek:14) ile almış olduğu cezalar yazımız ekinde sunulmuştur.” ifadelerine yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın

3.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır”

3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Geçici 83 üncü maddesinde; “(Ek: 1/7/2022-7417/35 md.)Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dâhil bütün sınıflarda intibak, önlisans, lisans tamamlama,

lisans, lisansüstü öğrenimi gören öğrencilerden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kendi isteğiyle ilişikleri kesilenler dâhil, terör suçu ile kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83), işkence suçundan (madde 94 ve 95), eziyet suçundan (madde 96), cinsel saldırı (madde 102), çocukların cinsel istismarı (madde 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188) mahkum olanlar ile sahte belge sebebiyle kaydı iptal edilenler ile kayıt sırasında sahte belge verenler ile 5/12/1951 tarihli ve

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 71 inci maddesinde yazılı suçlar ile terör örgütlerine veya

Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı nedeniyle ilişiği kesilenler hariç, her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile bir programı kazanarak kayıt yapma hakkı elde ettikleri halde kayıt yaptırmayanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde ilişiklerinin kesildiği veya kayıt hakkı kazandıkları yükseköğretim kurumuna başvuruda bulunmaları şartıyla bu Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen esaslara göre 2022-2023 eğitim-öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilirler.”

6. 7417 Sayılı Kanun ile 2547 Sayılı Kanuna Eklenen Geçici Madde 83 Uygulama İlkelerinin 9/d maddesinde; “Öğrenci alımı durdurulan veya kapatılan ön lisans, lisans veya lisansüstü programlardan ilişiği kesilen veya bu programlara yerleşen öğrencilerden, Eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinde ortaöğretime öğretmen yetiştiren Biyoloji, Coğrafya, Felsefe, Fizik, Kimya, Matematik, Tarih, Türk Dili ve

Edebiyatı Öğretmenliği programlarının öğretim süresi 4 yıl (8 yarıyıl) olarak düzenlenmesi nedeniyle söz konusu programların 5 yıl (10 yarıyıl) eğitim verdiği dönemde ilişiği kesilen ve başvuran öğrencilerin daha önce alıp başarılı oldukları kredilerin toplam kredi yükünden düşülüp üniversitedeki mevcut dört yıllık programlara intibaklarının yapılarak eğitimlerine devamına kara verilmiştir.”

7. 13/01/1985 tarihli ve 18634 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mülga Yükseköğretim Kurumları

Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin “Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları” başlıklı 10 uncu maddesinde; “… b)Yükseköğretim kurumlarının ideolojik ve siyasi amaçlarla huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak veya boykot, işgal, engelleme, personelin işini yavaşlatma gibi eylemlere katılmak, bu amaçlara yönelik eylemleri tahrik etmek. … n) Derslere veya sınavlara girilmesine, ders veya sınavların yapılmasına herhangi bir şekilde engel olmak, dersteki öğrencileri dışarıya çıkarmak, çıkmaya kışkırtıcı veya zorlayıcı eylemlerde bulunmak”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü gerektiği hususunda hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9. Başvuran, özetle, 28 Şubat sürecinde mevcut iktidarın yasakçı yaklaşımlarından dolayı insan haklarından olan eğitim hakkının yönetimsel zorbalıkla elinden alındığını, Rektörlük tarafından verilen uydurma cezalardan dolayı mezuniyet belgesi alamadığını, 1999 yılına ait tüm dersleri eski ve yeni not döküm belgesinde de görüleceği gibi başarıyla tamamladığını belirtmekte olup 1995-99 eğitim sürecindeki dersleri başarıyla tamamladığından dolayı mezuniyet belgesinin tarafına verilmesini talep etmektedir.

10. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratikleşme ve ilerleme adımlarını sekteye uğratan en büyük engel askeri darbeler olmuştur. Türkiye’de her on yılda bir gerçekleştirilen darbeler, milli iradeyi yok ederek, demokrasinin kesintiye uğramasına yol açmıştır. Askeri darbeler devletle millet arasına mesafeler koyduğu kadar aynı zamanda Peygamber ocağı olarak milletin gönlünde taht kurmuş olan Türk

Silahlı Kuvvetleri ile şehadeti en büyük şeref sayan millet arasına da mesafeler koymuş, böylece Türk

Milletinin kadim devlet geleneğinin genleriyle oynamayı amaç edinmiştir. Siyasî hayatımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrasiye hukuk dışı müdahaleler yapılmış; hükümetler cebir ve şiddet ya da baskı kullanılarak görevlerinden uzaklaştırılmış; millî iradenin tecelligâhı olan yüce parlamento lağvedilmiştir. Başbakan ve Bakan konumundaki devlet adamları hukuksuz biçimde idam edilmiş, yüz binlerce vatandaşımız mağdur edilmiştir. 27 Nisan 2007 tarihinde emuhtıra olarak adlandırılan bir bildiriyle halkın seçimiyle işbaşına gelen hükümete karşı müdahale teşebbüsünde bulunulmuştur. Nihayet 15 Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullah Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) bağlı bir grup tarafından, TSK içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuş, tarihinde ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, milletin devletine ve hükümetine sahip çıkmasıyla darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

11. Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset kurumuna ve çok boyutlu tutarlı bir mücadeleye bağlıdır. Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır. Bu süreçlerin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Ders alınmayan ve oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmediği her darbe sonraki darbelere zemin hazırlamaktadır.

12. Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir. Darbeci anlayışla mücadelede doğrudan darbenin faili olanlar kadar onlara destek verenlerin de teşhir edilmeleri ve rayiç hukuk esasında değerlendirmeleri önemlidir. Keza hukuk tanımaz bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalardan mağdur olanların da mağduriyetlerini gidermek, insan hak ve hukuk ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşımaktadır. (Meclis Araştırma Komisyonu Raporu, Kasım 2012, s.647)

13. 28 Şubat post-modern darbesinde de görüldüğü üzere her darbe girişimi, yayınlanan her muhtıra, siyaset kurumuna yapılan her müdahale, ülkeyi geriye götürmüştür. Bunun sonucu olarak ülkemiz demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri ve ekonomik refah seviyesi açısından olması gereken seviyeye bir türlü çıkarılamamıştır.

14. 1997 yılının Ocak ayı sonunda Sincan Belediyesinin düzenlediği Kudüs Gecesi sonrasında Sincan’da tankların yürütülmesi ile ordunun darbe yapacağı algısı oluşturulmuş, 28 Şubatta ise, “irtica” gündemiyle toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun “uygulanması beklenen” 18 maddelik kararlar listesi ile Necmettin

Erbakan başkanlığındaki Refah-Yol Hükümeti baskı altına alınmaya çalışılmıştır. Akabinde, Refah Partisi hakkında, “Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğu” iddiasıyla kapatma davası açılmış, yargı mensupları Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verilmiştir.

Baskı ve yıldırma amaçlı uygulamalar neticesinde 18 Haziran 1997 tarihinde Necmettin Erbakan istifa etmek durumunda kalmış ve Refah-Yol dönemi sonlanmıştır.

15. Kısaca tarihsel arka plana bakıldığında, hukuk ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve hürriyetlerin hukuki alt yapıdan yoksun, siyasi ve ideolojik nedenlerle sınırlandığı bu süreç resmi olarak 28 Şubat

1997 tarihinden itibaren etkisini daha açık şekilde göstermeye başlamıştır. Bu dönemde “irticaya karşı”

başlatıldığı iddia edilen ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalar ile kılık kıyafetlerinden veya dini hassasiyetlerinden ötürü birçok vatandaşımız, başta memurlar ve üniversite öğrencileri olmak üzere mağduriyetler yaşamış; çeşitli haksızlıklara uğramıştır. Kamuda istihdam edilen vatandaşlarımız dini inançları nedeniyle ya disiplin cezası alarak meslekten çıkarılmış ya da istifaya zorlanmış, ayrıca kamuda başörtülü olarak çalışma imkanı bulunmadığından çalışma hakkını kullanamamış; üniversite öğrencisi olanlar ise, yine ya çıkarma cezası ile yükseköğretim kurumları ile ilişikleri kesilmiş ya da eğitim hayatına son vermek zorunda kalmışlardır.

16. Üniversitelerde başörtüsü yasağı, İstanbul Üniversitesi Rektörü’nün başörtülü ve sakallı öğrencilerin sınıflara alınmamalarını, girmişlerse derslerin iptal edilmesini öngören 23/02/1998 tarihli Genelgesi ile başlamıştır. 28 Şubat post modern darbesi sürecinin yaşandığı, Milli Güvenlik Kurulu uzmanlarının YÖK

Başkanı ve üniversite rektörlerine brifingler verdiği bu süreçte, Yükseköğretim Kurulunun 07/09/1998 tarihli ve 19922 sayılı Genelgesi ile başörtüsü yasağı tüm üniversitelerde başlamıştır. Başörtülü öğrencilere

Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin 7 nci maddesinin (a) bendinde öngörülen

“öğrencilik sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” veya aynı maddenin (e) bendinde öngörülen “ders, seminer, uygulama, laboratuvar, atölye çalışması, konferans gibi çalışmaların düzenini bozmak” suçlarından kınama cezaları verilmiş, başörtülü öğrencilerin eğitimlerine başörtülü olarak devam etmelerine izin verilmediği için devamsızlık sebebiyle eğitimlerini bırakmaya zorlandıkları veya okullarıyla ilişkilerinin kesildiği görülmüştür (Gözler, K. (2009) İdare

Hukuku, Cilt 2. 2. Baskı, Bursa, Ekin Kitabevi, s.338) “Devrin YÖK Başkanının ‘hizmete özel’ bir yazı göndererek üniversiteye türbanlı olarak gelen öğrencilerin Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 10/b maddesi uyarınca cezalandırılmasını istediği anlaşılmaktadır.” (Gözler, 2009:340). 2002 yılından itibaren ise üniversitelerde başörtüsü yasağı ile ilgili uygulamada bazı yumuşamalar meydana gelmiş, 2007 yılında üniversitelere başörtülü öğrencilerin girmesinin önünün açılmış, YÖK Başkanının Rektörlüklere gönderdiği talimatla yasak uygulamadan tamamen kaldırılmıştır.

17. Başvuru konusu olayda, yukarıda bahsedilen süreçler nedeniyle başvuranın öğrenimi hayatının sekteye uğradığı, af kanunlarıyla bu süreci tamamlamaya çalışsa da aradan geçen zamanda kendi özel koşularındaki hayatın olağan akışından kaynaklanan değişimler neticesinde birtakım engellerle karşılaştığı değerlendirilmektedir.

18. Yukarıda yer verildiği üzere darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir. Devlet başvuranın mağduriyetlerinin giderilmesi için eğitim ve kamu hizmetine girme haklarında iyileştirmeler yapmıştır. Ancak mağduriyetler devam ediyor ise, bunların giderilmesi yönünde gerekli girişimlerde bulunmak Devletin görevdir. “Eşitlik prensibinin, insanların özellikle sivil hizmetlere ulaşmalarında ve bunlardan yararlanmalarında, dini inançlarına göre ayrımcılığa maruz bırakılmalarını engellemesi gerekmektedir” (Benli, F. (2010), Leyla Şahin Kararı Işığında Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi, İstanbul, Akder Yayınları, 22). Bu nedenle başvuranların mağduriyetinin giderilmesinin yerinde olacağı değerlendirilmektedir. Böylece, tüm vatandaşlarına din ve vicdan özgürlüğü tanıyan Devlet, başörtülülerin eğitim hakkını da teminat altına almış olacaktır.

19. Ayrıca, başörtüsü mağdurlarının çoğunluğunun kadın oldukları ve çoğunluğunun öğretmenlik mesleğini icra etmek üzere Eğitim Fakültelerinden mezun oldukları görülmektedir. “Kadın hakları, kadınların ne giyip giymeyeceklerinin söylenmesi ve kendileriyle ilgili alınan kararlara uymadıklarında

eğitim ve çalışma haklarından mahrum edilmeleri ile korunmaz.” (Benli, 2010:25). Avrupa

Parlamentosunun 13/02/2007 tarihli “Türkiye’de Sosyal, Ekonomik ve Politik Hayatta kadınların Rolüne

İlişkin Avrupa Parlamentosu Önergesi”nde kılık ve kıyafet ayrımcılığının çalışma hayatında mağduriyetlere yol açtığı tespit edilmiştir. (European Parliament Resolution on women’s role in social, economic and political life in Turkey-2006/2214(INI), Women in Turkey, 13 February 2007-Strasbourg)

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Kaldırılması Komitesi (CEDAW), 32 nci oturumunda “okullar ve üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kız çocukları ve kadınlar üzerindeki etkilerini dikkate almak gerektiği”ni vurgulamıştır. (Committe on the Elimination of Discrimination against Women Thirty-second session 10-28 January 2005). Ülkemizde kadınların sosyal hayata ve çalışma hayatına katılımları teşvik edilmekte, kadının tam gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak için politik, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlar başta olmak üzere, kadınların insan hakları ile temel hak ve özgürlüklerinden yararlanmalarını garanti etmek amacıyla yasal düzenleme dâhil bütün uygun önlemler alınmaktadır. Kamuda başörtülü olarak çalışılabilmesinin önündeki engellerin zaman içerisinde kaldırılmış olmasına karşın, bu kişilerin çalışma hayatına katılmalarının desteklenmesi, kadın hakları ile hakkaniyetin bir gereğidir.

20. Türkiye Büyük Millet Meclisi; 1997 yılında başlayan 28 Şubat sürecinin ortaya çıkardığı hukuka aykırı yaptırım ve uygulamalar nedeniyle öğrencilikten kaydı silinenlerin mağdur olduğu kanaatine vararak, 2011 yılında çıkardığı 6111 sayılı Kanun ile bu kişilere okullarına dönüş ve eğitimlerini tamamlama imkanı tanımıştır. Akabinde; 2013 yılında 6495 sayılı kanunla getirilen düzenlemede, af kanunları kapsamında öğrenimini 02/08/2013 tarihinden önce tamamlayanların bu tarihten itibaren iki yıl süreyle, 31/12/2015 tarihine kadar tamamlayacak olanların ise öğrenimlerini tamamladıkları tarihten itibaren iki yıl süreyle, kamu görevlerine girişte yaş şartı aranmayacağı belirtilmiştir. Her ne kadar, kanun metninde öğrenimlerinin ilişik kesilmesiyle yarıda kalarak, çıkarılan af düzenlemeleri ile öğrenimlerine devam eden kişiler olarak ifade edilmiş olsa da; kanun koyucunun yasa çalışmasındaki amaçsal hedeflerinden birinin de 28 Şubat post modern darbesinin mağduru olan ve temel hak ve hürriyetlerden olan din ve vicdan özgürlüğünün gereği kullandıkları başörtüsü nedeniyle öğrenimleri kesilen durdurulan geciktirilen ve akabinde yine anayasal güvence altına alınan çalışma hak ve ödevi kullandırılmayan kişilerin yaşadıkları mağduriyetin giderilmesine yönelik olduğu da açıkça ortadadır.

21. Anayasamızın 2 nci maddesinde Devletimizin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu vurgulanmış; 5 inci maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri sayılarak; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak görevlerine yer verilmiştir.

22. Devletimizin nitelikleri arasında sayılan sosyal hukuk devleti; “insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişinin onurlu bir yaşam sürdürmesi ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirmesi için gerekli koşulları oluşturan, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adil bir şekilde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır.

23. Somut olayda başvuranın Kurumumuza ilettiği Konya İdare Mahkemesi tarafından verilen / esas numaralı yürütmeyi durdurma kararı ile belge tarihli Necmettin Erbakan Üniversitesi Not

Döküm Belgesi birlikte dikkate alındığında; 1995 yılında başladığı eğitim hayatının hukuki mücadelelerle,

yürütmenin durdurulması kararından sonra 1999-2000 eğitim öğretim yılının 1 inci yarıyılında mahkemenin kendisine sağladığı hakkı kullanarak okuldan uzaklaştırıldığı son dönemin derslerini de başarıyla vererek bütün dersleri tamamladığı görülmekte olup hakkaniyet gereği 24 yıldır devam eden mağduriyetin giderilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Ayrıca her ne kadar İdare tarafından başvuranın fark dersleri alması gerektiği ileri sürülmüşse de başvuran tarafından Kurumumuza iletilen belge tarihli Necmettin Erbakan Üniversitesi Not Döküm Belgesinde başvuranın dersleri verdiği diploma almaya hak kazandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle Üniversitenin bahsedilen karışıklığı da dikkate alarak hakkaniyete uygun şekilde başvuruya konu hususu değerlendirmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

24. Bu çerçevede, Kurumumuzca yapılan inceleme neticesinde, sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde başvuruya konu talebin yeniden değerlendirilmesi adına ilgili İdareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Konya İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜ ile

Sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde başvuruya konu talebin yeniden değerlendirilmesi adına gerekli düzenlemelerin yapılması için NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ

REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna;

Kararın BAŞVURANA ve NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi