onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının miras bırakanı tarafından ödenmesi gereken SGK prim borçlarına ilişkin olarak kendisine tebliğ edilen ödeme emrinin iptali ve borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Davacı, miras bırakanının dava dışı şirketle olan bağını 2008 yılında kestiğini ve dolayısıyla borçtan sorumlu olmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın kabulüne karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi ise, davacının murisinin borçlu olduğu dönemlerdeki sorumluluğunu ve davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını belirterek ilk derece mahkeme kararını bozmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılamada, davacının borçlu olmadığının tespitine yönelik karar verilmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, davacının iddialarını kabul ederek, ödeme emrinin usulüne uygun düzenlenmediği ve zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davanın kabul edilmesine karar vermiştir. Bu durum, borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasının kabul edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/11888 E.  ,  2024/13667 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2024/1250 E., 2024/1122 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/156 E., 2022/544 K.

    Taraflar arasındaki menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurum tarafından ödeme emrinin 15 Şubat 2022 tarihinde tebliğ edildiği, dava konusu ödeme emrine konu SGK Prim borçlarının asıl borçlusunun dava dışı … Güvenlik Eğitimi ve Güvenlik Sistemleri Anonim Şirketi olduğu, davacının miras bırakanı … …’in 16.12.2008 tarihinde dava dışı şirketle tüm bağını keserek yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı, davacının dava dışı şirketin eski Yönetim Kurulu üyesi …’in mirasçısı olduğundan, … Ataşehir Sosyal Güvenlik Müdürlüğü tarafından ödeme emrine muhatap edildiği iddiasıyla takibin ve ödeme emrinin iptaline, borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumun … Güvenlik Eğitimi ve Güvenlik Sistemleri A.Ş.’nin davalı Kuruma olan prim ve işsizlik borçlarından dolayı öncelikle dava dışı şirket aleyhinde takibe başlanıldığı, dava dışı şirket hakkında mal varlığı araştırması yapıldığı, fakat şirketin borca yetecek kadar menkul/gayrimenkul mal varlığı bulunmadığının tespit edildiği, dava dışı şirketin banka hesaplarına haciz konulduğu, dava dışı şirketin borcu ödemediği, davacı …’in babası …’in 16.03.2013 tarihinde vefat etmiş olması nedeniyle bu defa yasal mirasçısı olan …’e dava konusu ödeme emirlerinin 28.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacının babası …’in 16.12.2008 tarihinde şirket ile bağının tamamen koptuğu ve bu nedenle de bundan sonrası için borçtan sorumlu olmadığı, fakat ödeme emirleri incelendiğinde borcun 2006, 2007 yıllarına ait borçlar olup davacının babasının yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ait borçlar olduğu, haksız çıkma tazminatına mahkum edilmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi tarafından 04.11.2022 tarihli ve 2022/156 Esas, 2022/544 Karar sayılı kararla ödeme emirlerinin davacıya muris …’in varisi olması sebebiyle gönderildiği, söz konusu takibe konu ödeme emirlerinin 2007/01 – 2006/06 aylara ilişkin olduğu takip konusu borçların en sonuncusunun muaccel olduğu 2007 yılının 01 inci ayından ödeme emrinin tebliğ edildiği 28.01.2022 tarihine kadar 5 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davacıya yönelik zamanaşımını kesen bir işlemin bulunmadığı, ayrıca muris …’e ödeme emirlerinin 13.09.2007 tarihinde tebliğ edildiği, muris … tarafından 24.08.2007 tarihinde mal bildiriminde bulunulduğu zamanaşımını kesen bu işlemlerin üzerinden de 10 yıldan fazla bir zamanın geçtiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu 2006/021301 – 021302, 2007/014781 – 014782 – 024814 – 024815 – 024816 – 024817 takip nolu ödeme emirlerinin zamanaşımı sebebiyle iptaline karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi tarafından 04.11.2022 tarihli ve 2022/156 Esas, 2022/544 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.07.2023 tarihli ve 2022/3754 Esas, 2023/2577 Karar sayılı kararı ile ödeme emirlerinin murise 13.09.2007 tarihinde tebliğ edildiği, muris … tarafından 19.09.2007 tarihinde mal bildiriminde bulunulduğu, murisin 16.03.2013 tarihinde vefat ettiği, davacının murisin dava konusu borçlardan sorumlu olduğu dönemler yönünden halefiyet yoluyla sorumlu olduğu ve kamu borçlusu sıfatının bulunduğu, 3. kişi konumunda bulunmadığından davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesinin 04.11.2022 tarihli, 2022/156 Esas, 2022/544 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

    V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin 12.07.2023 tarihli ve 2022/3754 Esas, 2023/2577 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.02.2024 tarihli ve 2023/11347 Esas, 2024/1172 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
    “…Eldeki davada ise davacı adına Kurumca gönderilen belge incelendiğinde, her ne kadar belge üzerinde ödeme emri yazılı ise de, hangi ödeme emri nedeniyle ayrı ayrı hangi dönemler bakımından ve ne miktarda sorumlu olunduğunun belirtilmediği, tek bir takip kartı tanzim edildiği anlaşılmış, bu belge üzerinde idari para cezalarına ilişkin borçlara da yer verilmiş ve davacı hakkında itiraz mercii ve süresi ile şekli bakımından herhangi bir açıklama da yapılmadığı belirgin olmakla, usulüne uygun şekilde düzenlenen bir ödeme emrinin bulunmaması karşısında, 6183 sayılı Kanun’un 55 inci maddesi kapsamında davacı adına düzenlenmiş ve anılan Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca tebliğ edilmiş bir ödeme emrinin ya da başlatılmış bir icra takibinin bulunmaması, yapılan bu tebligatın ödeme emri niteliğinde olmayıp borç bildirim yazısından ibaret bulunması karşısında, davacının iddiasınının menfi tespit davası olarak kabul edilip işin esastan karara bağlanması gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…”
    3.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; takip konusu 2006/021301- 021302, 2007/014781 – 014782- 024814- 024815- 024816- 024817 takip sayılı ödeme emri başlıklı borç bildirim yazısı davacıya muris …’in varisi olması sebebiyle gönderildiği, söz konusu takibe konu ödeme emirlerinin 2007/01-2006/06, 07, 08, 09, 10, 11, 12. aylara ilişkin olduğu takip konusu borçların en sonuncusunun muaccel olduğu 2007 yılının 01. ayından ödeme emrinin tebliğ edildiği 28.01.2022 tarihine kadar 5 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davacıya yönelik zamanaşımını kesen bir işlemin bulunmadığı, ayrıca muris …’e ödeme emirlerinin 13.09.2007 tarihinde tebliğ edildiği, muris … tarafından 24.08.2007 tarihinde mal bildiriminde bulunulduğu, ancak zamanaşımını kesen bu işlemlerin üzerinden de 10 yıldan fazla bir zamanın geçtiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davaya konu 2006/021301 – 021302, 2007/014781 – 014782 – 024814 – 024815 – 024816 – 024817 takip nolu ödeme emri başlıklı borç bildirim yazısı konusu borçlardan zamanaşımı nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile anılan borç bildirim yazısının iptaline karar verilmiştir.

    VI.TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı, yapılandırma başvuruları ve asıl borçlunun haciz işlemleri nedeniyle zamanaşımının kesildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, davacı hakkında 6183 sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen ödeme emri nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
    1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.