|
ÖZET: Uyuşmazlık, mirasın hükmen reddi istemine ilişkin olup, miras bırakanın borçlarının niteliği ve mirasçılar üzerindeki etkisi üzerinde yoğunlaşmaktadır. Miras bırakanın, ortağı olduğu limited şirketin vergi borçları nedeniyle, mirasçılarının borç tehdidi altında olup olmadıkları hususu önem arz etmektedir. Yargıtay, miras bırakanın ölüm anında borca batık olup olmadığının tespit edilmesi için, şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğine vurgu yapmıştır.
Mahkeme, miras bırakanın şirketlerdeki sorumluluğunu belirlemek için gerekli araştırmaları yapmadan karar vermiştir. Mirasçılar, amme alacaklısı tarafından henüz takibe alınmamış olsalar da, bu durum onların borç tehdidi altında olmadıkları anlamına gelmez. Yargıtay, miras bırakanın şirketinin borçlarının incelenmesi ve bu borçların mirasçılar üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozarak, gerekli incelemelerin yapılması için dosyanın geri gönderilmesine hükmetmiştir. Bu karar, mirasın hükmen reddi davasında borçların niteliği ve mirasçıların sorumlulukları açısından önemli bir içtihat oluşturmaktadır. |
7. Hukuk Dairesi 2024/233 E. , 2024/5913 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/18 E., 2023/1579 K.
DAVACILAR : … vd. vekilleri Avukat … vd.
DAVALILAR : … vd. vekilleri Avukat … vd., SGK Başkanlığı vekili Avukat …, … vd. vekili Avukat … vd.
DAVA TARİHİ : 30.12.2021
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/570 E., 2022/582 K.
Taraflar arasındaki mirasın hükmen reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın bir kısım davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; muris …’ın 25.10.2020 tarihinde vefat ettiğini, murisin aktif mal varlığının bulunmadığını, ancak çeşitli kurumlara borcunun bulunduğunu, terekesinin borca batık olduğunu ileri sürerek, terekenin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; Mahkemece murisin terekesinin borca batık olup olmadığının araştırılması gerektiğini, mirasçıların terekeyi kabullenip kabullenmediklerinin belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Dahili davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; miras bırakanın ölümü tarihinde gerçekten aciz halinde olup olmadığının detaylı olarak araştırılıp incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini, davanın kamu alacaklarını sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu belirterek, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Dahili davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline husumetin yöneltilemeyeceğini, haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “murise ait taşınır ve taşınmaz mal varlığı ayrıca her hangi bir hak ve alacağın bulunmadığı, bu bağlamda miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle mirasının borca batık olduğu” gerekçesiyle davanın kabulü ile muris …’ın vefat tarihi itibarıyla terekesinin borca batık olduğunun ve mirasın hükmen reddinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Dahili davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Muris …’ın resmen tespit edilmiş bulunan bir aczinin söz konusu olmadığını,
b. Mahkemece gerekli araştırma yapılmadan karar verildiğini,
c. Murisin müvekkili Kuruma ödenmeyen borçlarının bulunduğunu,
d. Bilirkişi raporunun hatalı olduğunu beyan etmiştir.
2. Davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı vekili temyiz dilekçesinde;
a.Yargıtay kararları gereği mirasın süre kısıtlaması olmadan reddedilebilmesi için miras bırakanın ölüm anında borç ödemeden aczinin açıkça belli olması gerektiğini,
b. Ancak eldeki davada miras bırakanın ölüm anında borç ödemeden aczinin olmadığını,
c. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir.
1. Borcun, mirasbırakanın şahsi vergi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu limited şirketin vergi borcu olduğunun anlaşılması halinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 22.07.1998 tarihli 4369 sayılı Kanunla değişik 35 inci maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun gereğince takibe tâbi tutulurlar. Aynı Kanuna 25.05.1995 tarihli 4108 sayılı Kanunla ilave edilen Mükerrer 35 inci madde hükmüne göre de; tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasal hükümler gereğince, miras bırakanın; “ortağı” ve “temsilcisi” olduğu limited şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak “koyduğu sermaye hissesi oranında” doğrudan doğruya; “temsilcisi” olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur. Mirasbırakanın yasal mirasçısı olan davacılar hakkında, amme alacaklısı tarafından henüz takibe geçilmemiş olması, yasal mirasçıların borç tehdidi altında olmadıkları anlamına gelmez. Öyleyse, bu işten anlayan bilirkişi veya bilirkişiler eliyle; mirasbırakanın, “ortağı” ve “yasal temsilcisi” olduğu limited şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve mirasbırakanın şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise; bu halde davacıların borca batıklığın tespiti istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteğin reddedilmesi; değil ise, miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesi aktifinin, borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesi gerekir.
2. Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca somut olaya gelince; temyize konu dosya ile murisin ortağı, kanuni temsilcisi, müdürü olduğu Ustam Çelik Ltd. Şti., CPU Alüminyum Ltd. Şti., Ecoform İnşaat Ltd. Şti., Hayalim Bilgisayar Ltd. Şti., İspaz LPG A.Ş., Yabangüllü Ltd. Şti., Özçağtay Döküm Ltd. Şti., Ekol Döküm Ltd. Şti., Elif Sünger Ltd. Şti. isimli şirketlerin, limited şirket ile anonim şirket olduğu, ilgili şirketlerin vergi borcunun bulunduğu bildirilmesine karşın, Mahkemece mirasbırakanın ortağı ve temsilcisi olduğu şirketler hakkında araştırma yapılmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece, terekenin aktifinin belirlenmesi amacıyla mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla mirasbırakan ile ortağı ve müdürü olduğu şirketler araştırılarak, bu şirketler adına kayıtlı taşınmaz, araç, tüm bankalarda mevduat ve kredi kaydı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla ilgili tapu müdürlüklerine, emniyet müdürlüğüne ve banka şubelerine yazı yazılmalı; şirketlerin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak, aktif ve pasifinin saptanması ve mirasbırakanın şirketlerin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin mal varlığından tamamen tahsilinin mümkün olup olmadığı ile şirketlerin terekeye aktif değer katıp katmayacağı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
3. Mahkemece, belirtilen husus üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.