ÖZET: Başvuran, babasına ait taşınmaz için ödenen emlak vergisinin miras hissesi dışında kalan kısmının iadesini talep etmiştir. Başvuru, 21 Eylül 1994 tarihinde vefat eden babası adına Altındağ Belediyesi’ne ödenen vergi borcunun tamamının kendisinden tahsil edildiği iddiasına dayanmaktadır. Başvuran, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereğince, miras hissesi oranında sorumlu tutulması gerektiğini belirtmiş, ancak idare bu talebi reddetmiştir.

İdarenin açıklamalarına göre, elbirliği mülkiyetinde bulunan taşınmazların emlak vergisinin tamamının mirasçılardan birinden tahsil edilmesi yasal olarak mümkündür. Ancak, mirasçıların vergi borçlarından sorumluluğu, miras payları oranında değil, taşınmazın tamamına ilişkin olarak belirlenmektedir. Başvuranın talebi, babasının vefatından önceki dönem için ödenmesi gereken vergi borçları açısından hukuka aykırı bulunmuştur. Bu nedenle, başvuranın yalnızca babasının ölüm tarihinden sonraki dönem için oluşan vergi borçlarından müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın talebinin kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde karar verilmiştir. Babasının ölüm tarihinden önceki dönem için tahsil edilen arazi vergisinin, miras hissesi oranında iade edilmesi gerektiği belirtilmiştir. İdarenin bu konuda gerekli işlemleri gerçekleştirmesi tavsiye edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/13017-S.20209

BAŞVURU NO : 2019/11748

KARAR TARİHİ : 13/12/2019

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ALTINDAĞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, miras hissesi nispeti dışında kalan arazi vergisi tutarının iade edilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 27/06/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 21/9/1994 tarihinde vefat eden babası

… adına Ankara Altındağ belediyesi sınırları içerisinde bulunan ve önce tarla sonra arsa vasfına geçen gayrimenkul hakkındaki vergi borcunun tamamının kendisinden tahsil edildiğini, oysaki hem 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 12’nci maddesi hem de 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 7’nci maddesi uyarınca söz konusu vergi borcundan miras hissesi nispetinde sorumlu tutulması gerektiğini, bu yöndeki talebinin idarece reddedildiğini belirterek ödemiş olduğu emlak vergisinin miras hissesi nispeti dışında kalan kısmının tarafına iade edilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuru konusu hakkında Kurumumuzun bilgi ve belge isteme yazısına istinaden, T.C.

Altındağ Belediye Başkanlığı Mali Hizmetler Müdürlüğü tarafından gönderilen 16/8/2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Elbirliği mülkiyetinde bulunan taşınmazların emlak vergilerinin tamamının mirasçılardan birinden tahsil edilmesinin yasal mevzuata uygun olduğu, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3.

Vergi Dava Dairesinin kesin olarak vermiş olduğu kararının bu görüşü desteklediği; söz konusu kararda, ödeme emirlerinin her bir iştirakçinin adına miras payları oranında ayrı ayrı düzenlenmesi gerektiği, iştirakçilerin tamamına ait emlak vergisi borcuyla ilgili ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığı belirtilerek 2015/2 – 2017/1 dönemleri için düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline karar veren Ankara 7. Vergi Mahkemesi kararının bozulduğu, bu durumun gerekçesi olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 640’ncı maddesinin gösterildiği, mezkûr maddenin elbirliği mülkiyetinde, iştirak halinde mülkiyeti meydana getiren kişilerin hepsinin bir arada hak sahibi olmaları esasını düzenlediği, böylece mirasçıların terekeye dâhil taşınmazın tamamı üzerinde tasarrufta bulunma hakları olduğu gibi taşınmaza ait yükümlülüklerinin de payları oranında değil taşınmazın tamamına ilişkin olduğunun anlaşıldığı, 2.2. Aynı kararın aleyhe sonuçlanan kısmında ise, 2007/1 – 2015/1 dönemleriyle ilgili daha önce çekilen ödeme emirlerinin tebliğ edilip kesinleştiği ve haciz aşamasına geçilmiş olmasına rağmen aynı dönemlerle (2007/1 – 2015/1) ilgili mükerrer ödeme emri çekildiği gerekçesiyle, söz konusu dönemlere ait ödeme emirlerinin iptaline karar veren Ankara 7. Vergi

Mahkemesinin kararının onanmasından ibaret olduğu, dolayısıyla söz konusu kararın aleyhe olan kısmının tamamen ödeme emirlerinin mükerrer olmasından kaynaklandığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.

3. Başvuru konusu hakkında Kurumumuzun görüş talebine istinaden, T.C. Hazine ve

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından gönderilen 7/11/2019 tarihli ve …

sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 3.1. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun; 12’nci, 13’üncü, 19’uncu, 23’üncü maddeleri, 33’üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 37’inci maddesi; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 12’nci maddesi; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 7’nci maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705’inci maddesi uyarınca ölüm halinde mükellefin vergi ödevlerinin, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçeceği, ancak mirasçılardan her birinin murisin vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde kendisine düşen miktar ile sorumlu olacakları, murisin vefat etmesi nedeniyle sahip olduğu taşınmaz varislere intikal ettiğinden bu olayın vergi değerini tadil eden sebeplerden olduğu, varislerin söz konusu taşınmaz için ilgili belediyeye emlak vergisi bildirimi vermeleri gerektiği, varislerin emlak vergisi ile ilgili olarak müşterek imzalı bir bildirim verebilecekleri gibi münferiden (ayrı ayrı) bildirimde bulunmalarının da mümkün olduğu, münferiden bildirimde bulunulması halinde her bir varis adına veraset ilamında yazılı hisse oranları dikkate alınmak suretiyle verginin tarh ve tahakkuk ettirilmesinin mümkün olduğu, ancak tahakkuk eden verginin tamamının ödenmesinden her bir varisin müteselsilen sorumlu olacağının tabii olduğu, 3.2. Dolayısıyla varislerin söz konusu taşınmaza ilişkin olarak murisin ölüm tarihine kadar olan emlak vergisi borçlarından 213 sayılı Kanun’un 12’nci maddesi ile 6183 sayılı sayılı Kanun’un 7’nci maddesi uyarınca mirastan kendilerine düşen miras hissesi nispetinde mesul olacakları, ancak ölüm tarihinden sonra taşınmaz kendilerine intikal ettiğinden mirası reddetmeyen diğer mirasçılar ile birlikte elbirliği mülkiyette tahakkuk eden borcun tamamının ödenmesinden her bir varisin müteselsilen sorumlu olacakları, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun;

6.1. “Mevzu” başlıklı 12’nci maddesinde;

“Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsalar bu kanun hükümlerine göre Arazi Vergisine tabidir.

Belediye sınırları içinde belediyece parsellenmiş arazi arsa sayılır.

Belediye sınırları içinde veya dışında bulunan parsellenmemiş araziden hangilerinin bu kanuna göre arsa sayılacağı Cumhurbaşkanı kararı ile belli edilir.

Aksine hüküm olmadıkça bu kanunun diğer maddelerinde yer alan arazi tabiri arsaları da kapsar.”

6.2. “Mükellefiyet” başlıklı 13’üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“Arazi Vergisini, arazinin maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa araziye malik gibi tasarruf edenler öder.

Bir araziye paylı mülkiyet halinde malik olanlar, hisseleri oranında mükelleftirler. Elbirliği mülkiyette malikler vergiden müteselsilen sorumlu olurlar.”

6.3. “Mükellefiyetin başlaması ve bitmesi” başlıklı 19’uncu maddesinin birinci fıkrasında;

“Arazi vergisi mükellefiyeti;

a) 33 üncü maddenin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu tarihi, aynı maddenin (8)

numaralı fıkrasında yazılı halde ise bu duruma bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi, b) Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi,

c) Muafiyetin sukut ettiği tarihi,

Takip eden bütçe yılından itibaren başlar.”

6.4. “Bildirim verme ve süresi” başlıklı 23’üncü maddesinde;

Bu Kanunun 33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde (geçici ve daimi muafiyetten faydalanılması hali dahil) emlâk vergisi bildirimi verilmesi zorunludur. Devlete ait arazi için bildirim verilmez.

Bildirimler;

a) Yeni inşa edilen binalar için, inşaatın sona erdiği veya inşaatın sona ermesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanmış ise her kısmın kullanılmasına başlandığı bütçe yılı içerisinde,

b) Bu Kanunun 33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde, değişikliğin vuku bulduğu bütçe yılı içerisinde,

Emlâkın bulunduğu yerdeki ilgili belediyeye verilir.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı haller bütçe yılının son üç ayı içinde vuku bulduğu takdirde bildirim, olayın vuku bulduğu tarihten itibaren üç ay içinde verilir. Elbirliği mülkiyetinde mükellefler müşterek imzalı bir bildirim verebilecekleri gibi, münferiden de bildirim verebilirler. Paylı mülkiyet halinde ise bildirim münferiden verilir.

Elbirliği mülkiyetinde münferiden bildirim verildiği takdirde, gayrimenkule ait vergi değeri üzerinden hissedarların adedine göre ayrı ayrı tarh ve tahakkuk yapılır.

Bildirimlerin şekli ve kapsamı Maliye Bakanlığınca belirlenir.”

6.5. “Vergi değerini tadil eden sebepler” başlıklı 33’üncü maddesinin birinci fıkrasının altı numaralı bendinde;

“Vergi değerini tadil eden sebepler aşağıda gösterilmiştir:

…

Bir bina veya arazinin takvim veya ifraz edilmesi veya mükellefinin değişmesi (Araziden bir kısmının istimlak edilmesi de ifraz hükmündedir.)”

6.6. “Usul hükümleri” başlıklı 37’nci maddesinin birinci fıkrasında;

“Bu Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu Kanuna göre alınacak vergiler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.”

6.7. “Bina ve arazi vergilerinde zamanaşımı süresinin başlangıcı” başlıklı 40’ncı maddesinde;

“Bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zamanaşımı, bu bina ve arazinin bildirim dışı bırakıldığının idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlar.”

7. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun;

7.1. “Mirasçıların Sorumluluğu” başlıklı 12’nci maddesinde;

“Ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçer. Ancak, mirasçılardan herbiri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olurlar.”

7.2. “Zamanaşımı süreleri” başlıklı 114’üncü maddesinin birinci fıkrasında;

“Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına uğrar.”

8. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu’un “Borçlunun ölümü” başlıklı 7’nci maddesinde;

“Borçlunun ölümü halinde, mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu kanun hükümleri tatbik edilir. Borçlunun ölümünden evvel başlamış olan muamelelere devam olunur. Terekenin bir mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiyesini gerektiren haller bu hükmün dışındadır.

Mirasın tutulan defter mucibince kabulü halinde, mirasçı, deftere kaydedilmemiş olsa dahi amme alacağından mirastan kendisine düşen miktar ile mesuldür.

Defter tutma muamelesinin devamı müddetince satış yapılamaz.”

9. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun;

9.1. “Miras ortaklığı” başlıklı 640’ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.

Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.”

9.2. “Mirasçıların sorumluluğu” başlıklı 641’inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.”

9.3. “Mirasçılara rücu” başlıklı 682’nci maddesinde;

“Paylaşma sözleşmesinde ödenmesi kendisine yükletilmemiş olan bir tereke borcunu veya üzerine aldığı miktardan fazlasını ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara rücu edebilir.

Rücu hakkı, ilk önce, ödenmiş olan borcu paylaşma sözleşmesiyle üstlenmiş bulunan mirasçıya karşı kullanılır.

Diğer hallerde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, mirasçılardan her biri terekedeki borçları miras payı oranında ödemekle yükümlüdür.”

9.4. “Kaynakları ve niteliği” başlıklı 701’inci maddesinde;

“Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.

Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.”

9.5. “Tescil” başlıklı 705’inci maddesinde;

“Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.

Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek başvuru konusu hakkında hazırlanan “Tavsiye Karar

Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Bir numaralı paragrafta da yer verildiği üzere başvuran, müteveffa babasına ait taşınmaza ilişkin olarak ödediği emlak vergisinin miras hissesi nispeti dışında kalan tutarının iade edilmesini talep etmektedir.

12. Somut olayda uyuşmazlığın, başvuranın babasına ait olan taşınmaz için ödenmesi gereken arazi vergisinden sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığı görülmektedir. Bu doğrultuda, başvuranın söz konusu vergi borcundan sorumluluğu ve bu sorumluluğunun kapsamı inceleme konusu edilecektir.

13. Bilindiği üzere 1319 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinde, Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsaların arazi vergisine tabi olacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun arazi vergisi mükellefinin; malik, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa araziye malik gibi tasarruf edenler olduğu esasını getirmekte, elbirliği mülkiyetinde ise maliklerin arazi vergisinden müteselsilen sorumlu olacaklarını düzenlemektedir. Belirtmek gerekir ki, birden çok mirasçının varlığı durumunda ortaya çıkan miras ortaklığına dâhil olan arazi ve arsalar üzerinde de, 4721 sayılı Kanun’un 640’ıncı maddesi uyarınca elbirliği mülkiyetinin kurulacağı tabiidir.

Dolayısıyla terekeye dâhil olan haklar üzerinde mirasçıların birlikte tasarruf etmeleri ve tereke borçlarından da müteselsilen sorumlu olmaları, 4721 sayılı Kanun’un öngördüğü miras ortaklığının tabi olduğu elbirliği mülkiyeti hükümlerinin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Esasen mirasçıların sahip olduğu bu mülkiyet hakkı, 4721 sayılı Kanun’da kapsamı ve sınırları belirlenen, miras yoluyla kazanılan, tescil gerektirmeyen bir elbirliği mülkiyeti niteliğindedir.

Dolayısıyla mirasçıların, sahip oldukları hakların kazanılması ve sorumlu oldukları borçların doğumu, 4721 sayılı Kanun’un oluşturduğu miras ortaklığının hüküm ifade etmesiyle ortaya çıkacaktır. Bir başka deyişle, söz konusu hak ve yükümlülüklerden bahsedilebilmesi, her şeyden önce miras ortaklığının meydana gelmiş olmasına bağlıdır.

14. Şu halde miras ortaklığına dâhil olan arazi ve arsaların ödenmesi lazım gelen arazi vergisi borçlarından, miras ortaklığını oluşturan mirasçıların müteselsilen sorumlu olacaklarında şüphe bulunmamaktadır. Nitekim 1319 sayılı Kanun’un elbirliği mülkiyetinde maliklerin vergi borcundan müteselsilen sorumlu olduklarını ifade eden 13’üncü madde hükmü ile 3 numaralı paragraf altında yer verilen ve ölüm tarihinden sonra taşınmaz kendilerine intikal eden mirasçıların, tahakkuk eden vergi borcunun ödenmesinden müteselsilen sorumlu olacakları yönündeki Gelir İdaresi Başkanlığı açıklamaları bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Sonuç olarak somut olayda idarenin, başvuranın babasının vefat ettiği 21/9/1994 tarihinden sonra söz konusu taşınmaz için ödenmesi gereken arazi vergisi borçlarını başvurandan tahsil etmesine yönelik işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir yön bulunmamaktadır.

15. Öte yandan, başvuranın babasının vefat ettiği 21/9/1994 tarihinden önceki dönem için ödenmesi gereken arazi vergisi borçlarının tamamının başvurandan tahsil edilmesine ise hukuken imkân bulunmamaktadır. Gerçekten de, mirasçılardan her birinin müteveffanın vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olacaklarını hüküm altına alan 213 sayılı

Kanun’un 12’nci maddesi bu sonuca açıkça engel olmaktadır. Belirtmek gerekir ki, miras yoluyla intikal eden taşınmazlar üzerinde ortaya çıkan elbirliği mülkiyeti hükümlerinin, murisin ölümünden önceki dönemler için uygulanması da mümkün değildir. Çünkü murisin ölümünden önce 4721 sayılı Kanun anlamında elbirliği mülkiyetinden bahsetmek mümkün olmayacağından, bu dönemler için ortaya çıkan vergi borçlarının da münferiden murise ait olduğunu kabul etmek gerekir. Bu durumda somut olayda yapılması gereken, murise ait vergi borçları için her bir mirasçı adına ve hisseleri oranında ihbarname düzenlenip mirasçılara tebliğ

edilmesinden ibarettir. (Danıştay Dördüncü Dairesinin; 23/5/2007 tarihli ve E: 2006/2887, K:

2007/1711; 25/11/2010 tarihli ve E: 2010/2602, K: 2010/5736; 7/10/2011 tarihli ve E:

2008/6079, K: 2011/7112 sayılı kararları. Kaynak: www.corpus.com.tr ) Her ne kadar idarece,

Ankara Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Vergi Dava Dairesinin, 2/5/2019 tarihli ve E:

2018/590, K: 2019/431 numaralı kararından taşınmaza ait yükümlülüklerin mirasçıların payları oranında değil taşınmazın tamamına ilişkin olduğunun anlaşıldığı ifade edilmişse de; söz konusu kararda mirasçının vergi borcundan dolayı sorumlu olduğu kabul edildiği taşınmazın, miras yoluyla intikal etmiş bir taşınmaz olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararın gerekçe gösterilerek, başvuranın babasının vefat ettiği 21/9/1994 tarihinden önceki dönem için ödenmesi gereken arazi vergisi borçlarından müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna ulaşmak, özellikle 213 sayılı Kanun’un 12’nci maddesi nazara alındığında mümkün görünmemektedir.

Neticeten somut olayda, 21/9/1994 tarihi öncesi dönem için başvuranın miras hissesine isabet eden vergi borcu hesaplanmadan idarece gerçekleştirilen işlemlerin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

16. Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuranın miras yoluyla intikal eden taşınmazın vergi borçlarından müteselsilen sorumlu olduğu, bu itibarla babasının ölüm tarihinden sonraki dönem için oluşan vergi borçlarının tamamının başvurandan tahsil edilmesine yönelik işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı; öte yandan başvuranın babasının ölüm tarihinden önceki döneme ait vergi borçlarından ise, miras hissesi nispetinde sorumlu olduğu gözetilmeden gerçekleştirilen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

18. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Mezkûr maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise

Kurumumuz tarafından verilen tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde idarece herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara Vergi Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle başvuranın talebinin KISMEN KABULÜNE KISMEN

REDDİNE,

Babasının ölüm tarihinden önceki dönem için başvurandan tahsil edilen arazi vergilerinin, miras hissesi nispeti dışında kalan tutarının başvurana iade edilmesine yönelik gerekli işlemlerin gerçekleştirilmesi hususunda ALTINDAĞ BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Başvuranın diğer taleplerinin ise REDDİNE;

6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine

ALTINDAĞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI tarafından tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve ALTINDAĞ BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi