ÖZET: Başvuran, Atatürk Üniversitesi’nde 9 yıldır mobbing uygulandığını ve son bir yıldır görev yapmasının engellendiğini iddia ederek Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurmuştur. Başvuruda, kendisine 2017 yılında maaşının asgari ücretin 2.6 katına çıkarılacağı ve teknik haklarının tanınacağı sözü verilmesine rağmen bu sözlerin tutulmadığını, ayrıca meslek kodunun yanlış güncellendiğini belirtmiştir. Başvuran, mobbingin durdurulmasını, başlatılan soruşturmaların sona ermesini ve göreve iade edilmesini talep etmiştir.

Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü, başvuranın iddialarını yanıtlayarak, kendisinin “Coğrafi Bilgi Sistemi Uzmanı” olarak çalıştırılmasının mümkün olmadığını, gerekli eğitim şartlarını sağlamadığını ve bu nedenle meslek kodunun “Elektronik Haberleşme Teknisyeni” olarak değiştirildiğini ifade etmiştir. Ayrıca, başvuranın disiplin soruşturması geçirdiği ve bu süreçte çok sayıda asılsız şikayette bulunduğu belirtilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, başvuranın mobbing iddialarının desteklenmediği ve çalışma koşullarının sağlıksız olduğu yönündeki iddialarının da geçersiz olduğu tespit edilmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerini reddetmiş ve kararın gerekçesini açıklamıştır. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/2022-S.24.3217

BAŞVURU NO : 2023/19111

KARAR TARİHİ : 21.02.2024

RET KARARI

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Mobbing iddiası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 20.11.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran, tarafına 9 yıldır mobbing uygulandığını, son bir yıldır

görev yapmasının engellendiğini, Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuru yaptığı için hakkında soruşturma başlatıldığını, KHK ile kadroya geçmesine rağmen kadroya geçerken meslek kodunun coğrafi bilgi sistemleri uzmanı olması gerekirken söz konusu kodun değiştirildiğini, üzerindeki taşınmazların elinden alındığını, son bir yıldır yaptığı işle alakası olmayan torna tesviye atölyesinde sağlıksız bir çalışma ortamında çalıştırıldığını, tarafına maaşının 2017 yılında asgari ücretin 2.6 sına getirilmesi ve teknik haklarının tanınması sözü verilmesine rağmen söz konusu sözlerin tutulmadığını belirterek, tarafına uygulanan mobbingin durdurulmasını, hakkında başlatılan soruşturmaların bitirilmesini ve göreve iade edilmeyi talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun şikâyet konusuna ilişkin bilgi/belge isteme yazısına istinaden, Atatürk Üniversitesi

Rektörlüğü Hukuk Müşavirliğinin 05.12.2023 tarih ve – – sayılı yazısı ve eklerinde özetle;

2.1) Başvuranın Üniversiteye vermiş olduğu dilekçeye istinaden yapılan incelemede, “Coğrafi Bilgi Sistemi

Uzmanı” koduyla SGK’ye meslek kodu bildirilmek suretiyle çalıştırıldığı, ancak 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ek 41 inci maddesi, 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin ek 23 üncü maddesi ile 49 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı

Kararnamesinin 11 inci maddesine dayanılarak hazırlanan Coğrafi Bilgi Sistemi Uzmanlığı Yönetmeliği’ne göre coğrafi bilgi sistemi uzmanlığının bir kariyer mesleği ve ancak belli şartları haiz kişilerin yapabileceği bir meslek olduğu, bu şartlardan asgarisi de en az dört yıllık lisans eğitimi veren yükseköğretim kurumlarının mimarlık, mühendislik, peyzaj mimarlığı, şehir ve bölge planlama, coğrafya, fizik, istatistik ve matematik bölümlerinden mezuniyet şartı olduğu, Üniversitede bu şekilde bir kadro olmadığı gibi başvuranın da bu şartı sağlamaması nedeniyle başvuranın bu meslek koduyla Üniversite bünyesinde çalıştırılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle başvurucunun meslek kodunun eğitim durumuna göre elektronik haberleşme teknisyeni olarak güncellendiği,

2.2) Başvuranın Üniversite İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı tarafından yapılan hizmet alım ihalesi

kapsamında yüklenici şirket çalışanı olarak Üniversitenin Bilgi İşlem Daire Başkanlığında 2015 yılında çalışmaya başladığı, 01.04.2018 tarihi itibarıyla 375 sayılı KHK’nin Geçici 23’üncü maddesi kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen başvuranın Bilgi İşlem Daire Başkanlığı bünyesinde görev yapmakta iken; uyumsuzluğu, ekip çalışmasına yatkın olmaması ve sürekli hayal ürünü şikâyetleri sebebiyle birim yetkilileri/çalışanları ile arasında yaşadığı anlaşmazlıklar göz önüne alınarak anılan Daire Başkanlığından ayrılması gerektiği kanaatiyle Genel Sekreterlik bünyesindeki Kampüs Destek Hizmetleri Koordinatörlüğü birimine bağlı alt birim olan Coğrafi Bilgi Sistemleri Biriminde 10.12.2021 tarihinde görevlendirildiği, akabinde ise Üniversite Rektörlük Makamının 14.09.2022 tarih ve – – sayılı yazısıyla Coğrafi Bilgi Sistemleri Biriminin Üniversite Yapı İşleri Daire Başkanlığı bünyesine geçmesinin uygun görülmesine bağlı olarak başvuranın Personel Daire Başkanlığının 15.09.2022 tarih ve – – – sayılı yazısıyla Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı emrine görevlendirildiği, Üniversite yetkili birimlerince görevi, Sosyal Güvenlik Kurumuna Coğrafi Bilgi Sistemleri Uzmanı meslek adıyla bildirilen başvuranın sonrasında ilgili meslek kodunun gerektirdiği şartları haiz olmadığının kendi müracaatı üzerine anlaşılması üzerine Üniversitece 26.10.2023 tarihinde meslek kodunda değişiklik yapıldığı, bu değişiklik sebebiyle kendisine daha önce tahsis edilen demirbaş malzemenin ilgili mevzuat çerçevesinde geri alındığı ve hâlihazırda Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığında elektronik haberleşme teknisyeni görev tanımı üzerine çalıştığı,

2.3) Başvuranın 15.09.2022 tarihinde Yapı İşleri Daire Başkanlığı emrine görevlendirildikten sonra

CİMER, Alo 170, Kamu Denetçiliği Kurumu, Başsavcılık, YÖK gibi muhtelif kurumlara içerikleri bakımından hemen hemen aynı, asılsız ve hayal ürünü olan yoğun şikâyetlerde bulunduğu gibi bu şikâyetlerle sadece Üniversiteyi değil diğer Devlet kurumlarını da fuzuli olarak ciddi anlamda meşgul ederek tabir-i caizse Kuruma karşı tersine mobing uyguladığı, hak arama hürriyetini açıkça suiistimal ederek aynı içerikli başvurularını farklı tarihlerde yapmayı sürdürerek Devlet kurumlarını meşgul ettiği, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine (CİMER) 27.01.2023 tarihinden günümüze kadar 40’ın üzerinde – birçoğu aynı içerikli- başvurusunun bulunduğu, CİMER kanalıyla Üniversiteye intikal eden başvuruların müteaddit kez cevaplandığı, halihazırda aynı içerikli başvurularını göndermeye devam ettiği, amirleri ve iş arkadaşları hakkında yalan ve yanlış şaibeler çıkararak ihbar ve şikayetlerde bulunma kapsamındaki fiilleri işlediği iddiasıyla 20.09.2023 tarihinde disiplin soruşturması başlatıldığı, soruşturmanın halihazırda devam ettiği,

2.4) Başvuranın Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığına görevlendirildiği, 20.09.2022 tarih ve

sayılı yazıda Coğrafi Bilgi Sistemi Biriminin Kampüs Destek Hizmetleri Koordinatörlüğü

Biriminden ayrılarak mezkûr Daire Başkanlığı bünyesinde hizmet vereceğinin başvurana bildirildiği,

Üniversite Merkez Atölye Binalarının 2019 yılı içerisinde yeniden inşa edilerek tamamlandığı, çalışanların

İş Sağlığı ve Güvenliği önlemlerine göre bütün konfor unsurları düşünülerek yapıldığı, bahsedildiği gibi atıl veya oturulmayacak durumda bir oda bulunmadığı, söz konusu binada yaklaşık 50 kişinin çalıştığı, başvuranın da tek başına yaklaşık olarak 15 m²lik odada oturduğu,

2.5) Başvuranın, Üniversitede taşeron firma aracılığıyla işçi olarak işe başladığı, 696 sayılı KHK

kapsamında kadroya geçiş işleminin yapıldığı ve sürekli işçi kadrosunda görev yapmaya devam ettiği, bu geçiş işlemi kapsamında diğer tüm personeller gibi mali ve sosyal haklarında gerekli iyileştirmelerin ilgili mevzuat çerçevesinde yapıldığı, bunun dışında bir kamu kurumunda kişisel olarak maaş iyileştirme taahhüdünde bulunulmasının söz konusu olmadığı, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın

3.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde;

“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

3.2) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında;

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

3.3) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında;

“Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”

3.4) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Vatandaşlar … kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve

Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu

Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5 inci maddesinin

birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

Hükümleri yer almaktadır.

5) 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin

(Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran, tarafına 9 yıldır mobbing uygulandığını, son bir yıldır

görev yapmasının engellendiğini, Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuru yaptığı için hakkında soruşturma başlatıldığını, KHK ile kadroya geçmesine rağmen kadroya geçerken meslek kodunun coğrafi bilgi sistemleri uzmanı olması gerekirken söz konusu kodun değiştirildiğini, üzerindeki taşınmazların elinden alındığını, son bir yıldır yaptığı işle alakası olmayan torna tesviye atölyesinde sağlıksız bir çalışma ortamında çalıştırıldığını, tarafına maaşının 2017 yılında asgari ücretin 2.6 sına getirilmesi ve teknik haklarının tanınması sözü verilmesine rağmen söz konusu sözlerin tutulmadığını belirterek, tarafına uygulanan mobbingin durdurulmasını, hakkında başlatılan soruşturmaların bitirilmesini ve göreve iade edilmeyi talep etmektedir.

8) Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik

gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle

Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

9) Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun

bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş,

mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)]

10) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı

kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. … Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.

11) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli E:2013/11788, K:2014/14008 sayılı

kararında; “Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir. Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing olarak kabul edilmesi hatalıdır. Örneğin, nezaket ve saygının yokluğu olan işyeri kabalığı, doğal olarak kişiye bağlı, beğenilmeyen, çirkin görülen, rahatsız edici ve hoş karşılanmayan söz, tutum ve davranışlardan oluşmaktadır. … Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihsel gelişimine bakıldığında; aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.” ifadelerine yer verilmiştir.

12) Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve E:2010/38293, K:2013/5360 sayılı

kararında; “Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu

mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır. Örneğin, yöneticinin otoriter olması tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğini ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirmek gerekir. Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.” denilmektedir.

13) Başvuranın meslek kodunun coğrafi bilgi sistemleri uzmanı olması gerekirken söz konusu kodun

değiştirildiği, üzerindeki taşınmazların elinden alındığı ve son bir yıldır görev yapmasının engellendiği iddiası araştırıldığında,

13.1) 375 sayılı KHK’nın geçici 23 üncü maddesinde yer alan “… ç) En son çalıştığı idare ile daha önce

kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak çalıştığı iş sözleşmelerinden dolayı bu madde ile tanınan haklar karşılığında herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklarından feragat ettiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi yapmayı kabul ettiğini yazılı olarak beyan etmek, … Sürekli işçi kadrolarına geçirilenler, birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilir. …” hüküm doğrultusunda başvuranın meslek kodunun sürekli işçi kadrosuna geçiş işlemi yapılmasından önceki ihale sözleşmesinde belirtilen koda göre elektronik haberleşme teknisyeni olarak güncellendiği, Coğrafi Bilgi Sistemi Uzmanlığı Yönetmeliği’ne göre coğrafi bilgi sistemi uzmanlığının bir kariyer mesleği ve ancak belli şartları haiz kişilerin yapabileceği bir meslek olduğu, başvuranın söz konusu kadroya atanma için gerekli mezuniyet şartını sağlayamadığı gibi Üniversitede bu şekilde bir kadronun da olmadığı, Atatürk Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Elektronik Haberleşme

Bölümünden mezun olduğu anlaşılan başvuranın Üniversitede network internet görevi yaptığı da gözetilerek meslek kodunun fiilen yaptığı işe ve eğitim gördüğü programa uygun olarak “Elektronik

Haberleşme Teknisyeni” olarak değiştirildiği görülmektedir.

13.2) Ayrıca elektronik haberleşme teknisyenin radyo, televizyon, telefon, telsiz, faks vb. haberleşme cihaz

ve sistemlerinin üretimi ve kurulması sırasında mühendis ve teknikere yardımcı olan, cihaz ve sistemlerin bakımını yapan, bozulanları onaran kişi olarak tanımlandığı, coğrafi bilgi sistemleri uzmanının ise iş sağlığı ve güvenliği ile çevresel önlemleri alarak, kalite sistemleri çerçevesinde, iş organizasyonu yapan, araziden, hava fotoğraflarından ya da uydu görüntülerinden sayısal ya da analog olarak toplanan grafik ve öznitelik bilgilerinin CBS ortamına aktarılması için verileri düzenleyen, birleştiren, sisteme giren, güncelleyen, verileri konumsal ya da konumsal olmayan sorgulamalar ve coğrafi analizler gibi yöntem ve metotlarla coğrafi bilgiye dönüştüren, coğrafi bilgi ve verilerin farklı uygulamalarda kullanılabilmesi için format, datum, projeksiyon, koordinat sistemi vb. dönüşümlerini yapan, elde ettiği sonuçları istatistiksel bilgiler, grafikler, tematik haritalar ya da sayısal ekran görüntüleri olarak sunan, grup çalışmalarını ve projeleri teknik olarak yöneten, CBS ile ilgili süreçleri kontrol eden ve gerekli tedbirleri alan/aldıran/alınması için yetkili birimlere teklifte bulunan ve mesleki gelişim faaliyetlerini yürüten kişi olarak tanımlandığı, her iki meslek için gerekli gerekli olan araç, gereç ve ekipmanların değişkenlik gösterdiği, dolayısıyla meslek kodu elektronik haberleşme teknisyeni olarak değiştirilen başvuranın görev tanımı ve yapmış oluğu işin mahiyeti değiştiğinden daha önce kullandığı demirbaş malzemeleri kullanmasına gerek kalmadığı görülmüş olup,

söz konusu demirbaş malzemelerin geri alınması ve meslek kodunun Elektronik Haberleşme Teknisyeni olarak değiştirilmesi işleminde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

14) Başvuranın Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuru yaptığı için hakkında soruşturma başlatıldığı

iddiası araştırıldığında,

14.1) Başvuranın amirleri ve iş arkadaşları hakkında yalan ve yanlış şaibeler çıkararak ihbar ve şikâyetlerde

bulunma kapsamındaki fiilleri işlediği iddiasıyla 20.09.2023 tarihinde disiplin soruşturması başlatıldığı, soruşturmanın hâlihazırda devam ettiği görülmektedir.

14.2) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 26.04.2023 tarih ve – – sayılı yazısı

ekinde yer alan başvuran tarafından yapılan vaki şikâyete istinaden Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının

S.No: / sayılı dosyası üzerinden tesis edilen 05.04.2023 tarih ve K.No: / sayılı görevsizlik kararına ilişkin Üniversite Rektörlük Makamınca başlatılan araştırma-inceleme neticesinde hazırlanan raporda; hakkında araştırma-inceleme yapılan l5 kişinin savunmalarına bakıldığında pek çoğunun başvuran ile ilişkilerinin olmadığı sadece amir memur seviyesinde kaldıkları, başvuranın iddialarını destekler nitelikte herhangi bir kanıt sunmadığı, 2015-2023 yıllarını kapsayan süreçte her defasında yeni isimler ve yeni hususlar eklemek suretiyle kendisinden istenilen açıklama ve dillendirmeyi yapamadığı tespit edilerek, hakkında araştırma-inceleme yürütülen Prof. Dr. , Prof. Dr. , Prof. Dr. , Prof. Dr. , Prof. Dr.

, Doç. Dr. , Dr. Öğr. Üyesi , Dr. Öğr. Üyesi

, Dr. Öğr. Üyesi , Dr. Öğr. Üyesi , , , , ve ile ilgili olarak disiplin ve ceza soruşturması başlatılmasına gerek olmadığı; idari ve mali yönden işlem tesis edilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.

14.3) Bu kapsamda yapılan incelemede başvuranın 15.09.2022 tarihinde Yapı İşleri Daire Başkanlığı

emrine görevlendirildikten sonra CİMER, Alo 170, Kamu Denetçiliği Kurumu, Başsavcılık, YÖK gibi muhtelif kurumlara içerikleri bakımından hemen hemen aynı birçok başvuruda bulunduğu ve bulunmaya devam ettiği, sadece Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuru yaptığı için hakkında soruşturma başlatılmadığı, amirleri ve iş arkadaşları hakkında yalan ve yanlış şaibeler çıkararak ihbar ve şikâyetlerde bulunduğu iddiasıyla hakkında soruşturma başlatıldığı, Atatürk Üniversitesi ve bağlı işyerlerinde işçi statüsünde çalışan personelin disiplin işlemlerini ve cezalarını belirlemek amacıyla Atatürk Üniversitesi

İşyeri Disiplin Yönergesinin çıkarıldığı, söz konusu Yönerge kapsamında işçiler hakkında uygulanacak disiplin cezaları ve söz konusu cezaları gerektiren fiillerin belirlendiği, ayrıca Yönergede açıkça sayılmayan bir fiilin işlenmesi durumunda; işçinin bu fiilinin karşılığında, fiile en yakın ve benzer olan fiilin gerektirdiği disiplin cezası uygulanacağına yer verildiği, hak arama hürriyeti kapsamında sadece şikâyet başvurusunda bulunduğu için soruşturma açılması ve disiplin cezası verilmesi mümkün olmamakla birlikte şikâyet başvurusunda bulunan personelin şikayet dilekçesinde belirttiği hususların soruşturma konusu olabileceği, ilgili İdarece başvuranın amirleri ve iş arkadaşları hakkında yalan ve yanlış şaibeler çıkardığı iddiasının araştırıldığı, söz konusu iddianın araştırılması için de başvuranın muhtelif kurumlara yaptığı şikayet başvurularının incelendiği, işyerinin huzur ve sükûnunun bozulmasını önlemek ve çalışma düzenini sağlamak için İdarenin disiplin soruşturması açıp açmama hususunda takdir yetkisinin bulunduğu, İdarenin

de bu kapsamda takdir yetkisini kullanarak başvuran hakkında soruşturma açtığı anlaşıldığından başvuran hakkında soruşturma açılması işleminde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

15) Başvuranın çalışma şartlarının sağlıksız olduğu incelendiğinde, başvuranın Yapı İşleri ve Teknik

Daire Başkanlığı’na bağlı Merkezi Atölyeler ve Bakım Onarım İşletme Şube Müdürlüğü bünyesinde çalıştığı, Merkez Atölye Binalarının 2019 yılı içerisinde yeniden inşa edilerek tamamlandığı, söz konusu binada yaklaşık 50 kişinin çalıştığı, başvuranın da tek başına yaklaşık olarak 15m²lik odada oturduğu, başvuran tarafından gönderilen fotoğraflarda havalandırma boşluklarında bazı kararmalar ve duvarlarda bazı çatlak izleri görülmekle birlikte söz konusu odanın atıl veya oturulmayacak durumda olduğuna ilişkin herhangi bir tespit yapılamamış olup, başvuranın mobbing amaçlı olarak kötü çalışma şartlarında çalıştırıldığı sonucuna varılamamıştır.

16) Başvuranın tarafına maaşının 2017 yılında asgari ücretin 2.6 sına getirilmesi ve teknik haklarının

tanınması sözü verilmesine rağmen söz konusu sözlerin tutulmadığı iddiası incelendiğinde, başvuranın, Üniversite de taşeron firma aracılığıyla işçi olarak işe başladığı, 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçiş işleminin yapıldığı ve sürekli işçi kadrosunda görev yapmaya devam ettiği, bu geçiş işlemi kapsamında diğer tüm personeller gibi mali ve sosyal haklarında gerekli iyileştirmelerin ilgili mevzuat çerçevesinde yapıldığı anlaşıldığından, başvuranın maaş ve özlük haklarında iyileştirme yapılması imkânı varken mobbing amaçlı olarak söz konusu iyileştirmenin yapılmadığına ilişkin bir tespit yapılamamıştır

17) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgeler, anılan mevzuat

hükümleri, yüksek yargı kararları ve tüm dosya içeriği göz önünde bulundurularak başvuruya konu olaylar bir bütün olarak incelendiğinde, yukarda yer verilen Mahkeme kararlarında belirtildiği üzere

Mobbingin meydana gelebilmesi için bir çalışanın hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerektiği, somut uyuşmazlıkta başvuranın çok sayıda personelin tarafına mobbing uyguladığı iddiası ile müteakip defalar şikâyet başvurusunda bulunduğu, ancak yapılan incelmeler neticesinde pek çoğunun başvuran ile ilişkilerinin olmadığının ortaya çıktığı, başvuranın iddialarını destekler nitelikte herhangi bir kanıt sunmadığı gibi her defasında yeni isimler ve yeni hususlar eklemek suretiyle şikâyetlerini yinelediği, bu kapsamda başvuranın mobbing olarak nitelendirilebilecek seviyede bir mahrumiyet yaşadığı veya kötü muameleye maruz kaldığı tespit edilemediği anlaşılmış olup, başvuranın talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusu kapsamında idarenin başvuranla ilgili işlemleriyle ilgili bilgi ve belgelerin, süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket edildiği, ancak şikâyet konusu olayda “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine aykırı davrandığı anlaşıldığından, idarenin bundan böyle bu ilkelere uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci

fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)

dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Erzurum İdare

Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi