TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 15862-15862 |sayi|18745356-101.07.04-E.18745356-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2017/7017 2017/ 7017
KARAR TARİHİ : 19/09/2018 |tarih|
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın mobbing iddiası ve görev yerinin Aydın il merkezine alınması talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 29/05/2017 29.5.2017
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, 29/ 05/ 2017 tarihli dilekçesi ve eklerinde özetle;
1.1) 30/ 03/ 2015 tarihinde Aydın Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel
Müdürlüğünde ihale danışmanlık hizmet alım işinde Kontrol Amiri olarak görevlendirilmesinin akabinde, hizmetin ifasının gerçekleştiğinin tespit edilmesi üzerine
Nisan ayı hakediş bedeline ilişkin ödeme evraklarını imzaladığını,
1.2) Ancak, takip eden aylarda hizmetin ifasının sözleşme ve teknik şartnameye uygun olarak
gerçekleşmemesi nedeniyle kontrol teşkilatı olarak hakediş belgelerini imzalamadıklarını, Daire Başkanı bu durumun nedenini defalarca sözlü olarak bildirmelerine ve sözleşmenin iptali için genel görüş yazıları düzenlenmelerine rağmen, firma hakkında gerekli yasal işlemleri yapmak yerine kontrol teşkilatına hakediş düzenlenmesi ve belgelerin imzalanması hususunda baskı yapıldığını, hatta bu durumun 5 personel tarafından 06/ 08/ 2015 tarihinde tutanak ile kayıt altına alındığını,
1.3) Bu olay nedeniyle, önce psikolojik şiddet ve baskıya maruz kaldığını, kendisine tahsis edilen
.
1 / 55bilgisayarın alındığını, şahsına ait kurumsal mail ve program kullanıcı işlemlerine de el
konularak bilgisayar kullanması ve mevcut masayı terk ederek kapı kenarına ait bir masayı kullanmasının istendiğini; ayrıca, kendisine verilen görevlerin tamamının alınarak asli görevini yapmasının engellendiğini, Buharkent’e sürülmekle tehdit edildiğini, “çalışmak istemeyen varsa işi bıraksın” ve “onunla konuşmayın” sözleriyle personel tarafından dışlanmasının sağlandığını,
1.4) Ardından, kadrosu Şube Müdürü olmasına rağmen 16/ 10/ 2015 tarihli yazıyla görev yerinin
Abone İşleri Dairesine bağlı Buharkent ASKİ Şube Şefliği olarak değiştirildiğini ve bir Şefe bağlı olarak çalışmaya başladığını, ayrıca ilgili görevlendirme yazısında görevinin ne olduğunun belirtilmediğini ve görev süresinin geçici ya da sürekli olup olmadığı hakkında bilgilendirme yapılmadığını,
1.5) Buharkent ilçesinin Aydın ilinin 17 ilçesine göre nüfusu ve işlem yoğunluğu en az olan, diğer
ilçelerden farklı olarak tek ödeme noktası olan, il merkezine en uzak olan ve ulaşım güçlüğü olan bir ilçe olduğunu,
1.6) Buharkent ASKİ Şube Şefliğinin veznedar, aboneci, tahakkuk görevlisi, evrak kayıt görevlisi
ve şube şefi aracılığıyla hizmet verilmekte olduğunu, burada kadrosuna ait tanımlı ve tarafına bildirilen rutin bir görevin ve işin bulunmadığını, gerektiği hallerde personelin sözlü talepleri üzerine mevzuat ve yazışmalar hakkında yardımcı olduğunu, burada taşeron personelin masa ve bilgisayarı olmasına rağmen yer ve imkan yokluğu ve kendisinin burada bir görevinin olmaması nedeniyle kendisine bilgisayar ve masa tahsis edilmediğini, vatandaşlar için ayrılan banklarda oturarak mesaiyi tamamlamasının gerektiğini, sadece zaman zaman yazışmalar konusunda diğer personele yardımcı olduğunu,
1.7) 17/ 11/ 2015 tarihinde babasının Bilateral Diyabetik ayak nedeniyle ameliyat olması nedeniyle
izin kullanmak istediğini, ancak 06/ 11/ 2015 tarihli izin talep formunun yıllık izninin 25 gün kalması ve yılsonu olmasına rağmen onaylanmayarak izin hakkının engellendiğini,
1.8) Yıllık izin hakkını kullanabilmek için yaptığı müracaatların çeşitli şekillerde ve sistemli olarak
engellenmeye çalışıldığını, izinlerinin öncelikle Şube Şefi tarafından imzalanması gerektiğinin sözlü olarak kendisine iletildiğini, bu sebeple izinlerinin hiyerarşik yapı yok sayılarak öncelikle Şube Şefi tarafından uygun bulunduğunu ve onaylandığını, 2017 yılında kullanmak istediği 2016 yılına ait yıllık izin haklarını izin dilekçesi ve izin formuyla birlikte hem iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla hem de şube şefliğindeki a ait kullanıcı hesabı aracılığıyla tarama işleminden geçirerek evrak kayıt numarası almak suretiyle talep ettiğini, iş yoğunluğu gibi gerekçeler öne sürüldüğünü, ancak diğer personele bu bahanelerin öne sürülmediğini,
1.9) Babasının ameliyatı nedeniyle 657 Sayılı Kanunun 105 inci maddesi uyarınca refakat izinli
olduğu halde, 18/ 01/ 2016 tarihinde Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne ait telefondan aranarak hakkında soruşturma açıldığının ve Kurula gelip ifade vermesinin gerektiğinin söylendiğini, Teftiş Kurulu Başkanlığının kendisine yazılı olarak sormuş olduğu soruların işin aslı ile ilgili olmadığını, göreve son verme ve disiplin cezası uygulamakla tehdite maruz kalmasının kendisi açısından idarenin baskısının devamı olarak algılandığını,
1.10) Mesaiye geç kalmadığı halde, İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından
yazılan yazılarla birçok kez savunmasının alındığını, bunun doğru olmadığını tutanaklarla
2 / 55ispat ettiğini, ayrıca ASKİ Genel Müdürlüğü İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı
Personeli tarafından zaman zaman aranarak işe gelip gelmediği kontrol edildiğini, hatta Daire Başkanı nun arayarak kendisinin kamera karşısına geçmesini istediğini, bu sebeple 2016 yılının başından itibaren mesai giriş ve çıkışlarını kendisine ait telefonla video kaydına alarak geç kalma ve işe gelmeme gibi bir durumun olmadığını kayıt altına almaya başladığını,
1.11) Buharkent ilçesinin Aydın iline 90 km uzaklıkta olduğunu, Buharkent’e ancak Nazilli’den
aktarmalı olarak, şahsi araçla veya Aydın-Denizli arasında çalışan şehirlerarası otobüsle gidilebildiği, sabahın çok erken saatleri olması nedeniyle şehir içi yolcu ulaşım araçlarını (minibüsleri) kullanamadığını, tren saatlerinin de uygun olmadığını, şehirlerarası yolcu otobüsüyle mesaiye yetişmek için sabah 04:00 ’de kalkıp eşinin özel araçla otogara bırakmasıyla ya da ticari taksi ile 05:30 aracına yetişebildiğini, ayrıca şehirlerarası yolcu otobüslerinin Aydın-Denizli ücret tarifesine göre bilet kestiklerini, kendi aracıyla işe gittiğinde ise bunun oldukça maliyetli olduğunu, bu sebeple mesaiye yetişmek için her gün sabah 3 araçla ulaşım sağlayarak sabah 07:30 civarında Buharkent’te olduğunu,
1.12) Akşam mesai çıkışında ise, yine 2 farklı minibüsle Buharkent-Nazilli ve Nazilli-Aydın
aktarmalı olarak evine dönebildiğini ve ancak 20:00 ’da evde olabildiğini, Buharkent’ten
Aydın’a aktarmasız ulaşımın bulunmadığını, dönüşte tren kullanması halinde ise 18:14 trenine binerek yine aynı saatte evde olabildiğini, şehirlerarası yolcu otobüslerinin ise
Buharkent’ten Aydın’a yolcu almadıklarını,
1.13) İş ve ulaşım için geçen zamanın günlük yaklaşık 15 saat olduğunu, günün 24 saatinden geriye
kalan 9 saatlik zamanın ailesine, ev işlerine, uykusuna, dinlenmeye ve kendisine yetmediğini, mesaiye yetişmek için erken saatlerde yola çıkıp geç saatlerde evde olmasının aile bütünlüğünü ve sağlığını olumsuz etkilediğini, bu nedenle astım tedavisi görmeye başladığını,
1.14) Eşinin (başvuru tarihi itibariyle) Aydın Büyükşehir Belediyesi Emlak İstimlak Dairesi
Başkanlığı Biriminde memur olarak görevli olması, ayrıca kızının Adnan Menderes Lisesinde
9 uncu sınıfta okuyor olması nedeniyle ikametgahının Aydın’ın merkezinde olduğunu,
Buharkent’te görevli olması sebebiyle kızının okul aile birliği toplantılarına katılamadığını, bu durumun kızının başarısını, psikolojisini ve sağlığını olumsuz yönde etkilediğini,
1.15) Buharkent ASKİ Şube Şefliğinde görevlendirilmesi sebebiyle talep ettiği harcırahın hukuk
müşavirliğinin görüşüne rağmen memuriyet mahalli tespiti yapılmaksızın ve gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, ancak ASKİ personeli olan ve Aydın’ın merkezine 59 km uzaklıktaki Kuyucak’ta görevlendirilen harcırah ve yolluk ödemesi yapıldığını, Buharkent’ Üten daha yakın olan Kuyucak’ta görev yapan personelin yolluğunun ödenerek, kendisine ödeme yapılmamasının idarenin iyi niyetli olmadığının, kendisine sistemli ve planlı bir baskı yapıldığının göstergesi olduğunu,
1.16) İdareye verdiği dilekçelerin Genel Müdürlük makamı tarafından inceleneceği için Genel
Müdürlüğün belirlediği havaleye istinaden kayda girileceğinin bildirildiğini, bunun bazen yazılı olarak yapıldığını, bu suretle 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair
Kanuna göre dilekçe verme hakkının engellenmeye çalışıldığını ve bu durumun çok kez tekrarlandığını, bu nedenle dilekçelerini iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla göndermek zorunda
3 / 55kaldığını,
1.17) Mesai saatlerine gereken özeni göstermesine rağmen mesaiye riayet etmediğinden bahisle
savunmasının alınmasının, yıllık izin hakkı bulunmasına ve yılsonu olmasına rağmen izin hakkının gerekçe gösterilmeden engellenmesinin, harcırahının ödenmemesi nedeniyle aile olarak maddi anlamda sıkıntı yaşamalarının da iş performansını, ruh ve beden sağlığını olumsuz etkilediğini, bu durum nedeniyle aile yapısının, kişilik haklarının ve manevi bütünlüğünün zarara uğradığını,
1.18) Eşi ’in, Aydın Büyükşehir Belediyesi Emlak İstimlak Dairesi Başkanlığındaki
görev yapmakta iken, 11/ 08/ 2017 tarihli Olur ’la Aydın merkeze 44 km uzaklıktaki Nazilli’de bulunan Gençlik ve Spor Dairesine naklen atandığını, ikamet adresinin ve kızının okulunun
Aydın’ın merkez ilçesi olan Efeler ’de olduğunu, idarenin bu tutumunun iyi niyetli olmadığı ve şahsına yapılan sistemli baskının devamı olarak aile bütünlüğünü bozduğunu,
1.19) Bütün bunların FETÖ’nün Belediyeler imamı olduğu ve FETÖ’ye finans sağladığı iddiasıyla
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tutuklanan ve Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan ihale yüklenicisi firmanın sahibi danışmanlık şirketine ait hukuka uygun olmayan bir işlemi ve emri gerçekleştirmemesi nedeniyle başına geldiğini, tarafına isnat edilen suçlamalar ve iftiralar sonucu ASKİ personeli tarafından dışlanmasının sağlanarak çalışma ortamımda huzur ve barış içerisinde asli işini yapmasının engellendiğini, genel olarak kendisini ifade etmesini önlemeye yönelik saldırılara ve sözlü tehdide maruz kaldığını, diğer çalışma arkadaşlarından uzak bir yere sürgün gönderilmesinin sağlandığını,
1.20) 16/ 10/ 2015 tarihinden bu yana devam eden Buharkent ASKİ Şube Şefliğindeki kamu yararı
ile bağdaşmayan görevlendirmenin, açılan soruşturmaların ve diğer muamelelerin; Genel
Müdürlükteki görevinden uzaklaştırmak, cezalandırmak, bezdirmek ve yıldırmak amacıyla yapıldığının açık olduğunu, ifade ederek; tüm bu nedenlerle asli görevini yapabilmesi için süresiz görevlendirmenin iptal edilerek, görev yerinin tekrar Genel Müdürlüğe alınmasını, tarafına yapılan sürekli ve planlı olarak maruz kaldığı mobbing sonucu uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesini, benzer mağduriyetlerin yaşanmaması için gerekli soruşturma ve işlemlerin yapılmasını talep etmektedir .
2) Başvuranın 30/ 11/ 2017 tarihinde ve müteakiben Kurumumuza gönderdiği dilekçelerinde,
özetle;
2.1) 13/ 11/ 2017 tarihinde tebliğ edilen 08/ 11/ 2017 tarihli yazıyla şube sorumlusu olarak
görevlendirildiğini, norm kadroda böyle bir unvan olmadığını, idarenin yaptığı görevlendirme işlemine 16/ 11/ 2017 tarihinde itiraz ettiğini ve aynı tarihte şube sorumlularına verilen görevlendirme hakkında bilgi ve belge talebinde bulunduğunu,
2.2) Bunun üzerine idare tarafından gönderilen 27/ 11/ 2017 tarihli cevap yazısının ekinde yer alan
personel listesinden de görüleceği üzere 657 sayılı Kanuna tabi 1 adet veznedar ile tarafına yüklenen sorumluluğun manidar olduğunu, ayrıca yapılan görevlendirme ve ekli belgelere göre Buharkent ASKİ Şubesinde çalışan personellere yönelik hiçbir görev tanımının yapılmadığını,
4 / 552.3) Yazılı bir tebliğ yapılmadan 29/ 11/ 2017 tarihinde öğle saatlerinde telefonla Abone İşleri
Dairesi Başkanlığı personeli tarafından bilgisayar sistemi kullanıcı işlemleri için yetki verildiğine dair sözlü bilgi verildiğini ve evrak kayıt sistemine cevap verilmesi gereken yazı olduğunun kendisine söylendiğini, ayrıca 29/ 11/ 2017 tarihinde akşam saat 17:00 sularında Bilgi İşlem Personeli ve şubenin üst katına bilgisayar kurulumu yaptığını, diğer ilçelerdeki şube şefi ve şube müdürlerine ait masa bilgisayar ve donanım ile ısıtma sistemlerinde bir düzen olmasına rağmen kendisine iki yıl sonra depo olarak kullanılan, ısıtma sistemi olmayan vasat bir yerin tahsis edildiğini, bu odanın depo olarak kullanılmakta iken Şube Sorumlusu görevlendirme yazısından sonra şahsına tahsis edilmesinin ve bilgisayar donanımının da kamera karşısına kurulmasının şahsının kontrolü için yapıldığını,
2.4) Aydın ASKİ Genel Müdürlüğü’ne bağlı 17 ilçe bulunduğunu, teşkilat şemasında da görüleceği
üzere 3 adet şube müdürlüğü bulunduğunu, Aydın ilinin 17 adet ilçesine göre Buharkent’in nüfus yoğunluğu ve işlem hacmi göz önüne alınırsa kadrosu şube müdürü olmasına rağmen bu şekilde bir işlem tesis edilmesinin idarenin tarafına yaptığı baskının devamı olarak algılandığını,
2.5) Şube Sorumlusu olarak görevlendirilme işlemi yapıldıktan iki gün sonra 10/ 11/ 2017 tarihli
43393 sayılı yazı ile ikametinin Aydın merkezde olduğunu öğrendiği taşeron personel
’nün ASKİ Buharkent Şubesine büro personeli olarak görevlendirildiğini, bu kişinin mesai saatlerine özen göstermediği gibi izinsiz ve mazeretsiz olarak 10 günden fazla mesaiye gelmediğini, bu kişinin şubede resmi olarak hiçbir işlem yapmadan sürekli kendisini kontrol eden bir tutum sergilediğini, kendisinin işe geç kalmadığı halde savunması alınmasına rağmen 10 günden fazla izinsiz ve mazeretsiz işe gelmediği tutanakla tespit edilmiş olan resmi yazı ile Abone İşleri Dairesi Başkanlığına bildirilmiş olan bu kişi hakkında bir işlem yapılmadığını, şube sorumlusu olarak görevlendirdikten 2 gün sonra bu kişinin taşeron personel görevlendirmesinin de tesadüf olamayacağını,
2.6) Kendisinin yıllık izin hakkının defalarca idare tarafından geçerli neden gösterilmeden
engellendiğini, oysaki nün 20/ 11/ 2017 tarihli izin dilekçesinin aynı gün onaylandığını, ayrıca ikameti ve kızının okulu nedeniyle görev yerinin Aydın merkeze alınması hususundaki talebine cevap bile verilmezken bu kişinin 10/ 11/ 2017 tarihinde başlayan görevlendirme işlemi iptal edilerek 12/ 12/ 2017 tarihinde görev yerinin Aydın ilinin merkez ilçesi olan Efeler olarak değiştirildiğini, bunların idarenin tarafına negatif ayrımcılık yaptığının ve mobbing uyguladığının en bariz göstergesi olduğunu,
2.7) 10/ 01/ 2018 tarihli izin dilekçesiyle 15/ 01/ 2018 tarihinden geçerli 2 gün izin talebinin
onaylanmadığının tarafına izin talep tarihinden önce bildirilmediğini, 12/ 01/ 2017 tarihinde cuma günü saat 16:00 sularında telefon etmesi üzerine izninin onaylanmadığını sözlü olarak öğrendiğini, bilgilendirmenin 15/ 01/ 2018 pazartesi günü saat 11:15 sularında sisteme gönderilen yazı ile yapıldığını, idarenin iznin onaylanmamasının yanında tarafına izinli olacağını talep ettiği günden önce bilgilendirme yapmamasının kendisine yapılan baskının devamı olduğunu,
2.8) ASKİ Genel Müdürlüğü Teşkilat Yönetmeliğinde Buharkent Şube Şefliğinin statüsünün
14/ 11/ 2017 tarihli ASKİ Genel Kurul Toplantısı ile Şube Müdürlüğüne dönüştürüldüğünü, Şube Sorumlusu olarak atanmasına itirazına ilişkin 16/ 11/ 2017 tarihli dilekçesi üzerine,
5 / 55idarenin 04/ 01/ 2018 tarihli cevap yazısında 21/ 12/ 2017 tarih ve sayılı Yönetim
Kurulu kararı ile Şube Müdürü olarak atandığının ifade edildiğini, halbuki kadrosu Şube
Müdürü iken 2 yılı aşkın süredir Şeflik olan bir şubede görev tanımı yapılmadan sadece parmak okutma işlemi yaptığını, yapılan bu değişikliğin kendisince idarenin baskısının devamı olarak algılandığını,
2.9) İdare tarafından gönderilen personel listesinde 10 kişinin yer aldığını, ancak önceden 4 olan
büro personeli sayısının kendisinin Şube Sorumlusu olarak görevlendirilmesinden yaklaşık 1 ay sonra ’ın biriminin değiştirilmesiyle 3’e düştüğünü, listede büro personeli olarak görülen ’nün ise şubede tek bir evrak dahi yapmadan merkeze çekildiğini, kalan 8 kişiden 3 tanesinin saha görevlisi, 1 tanesinin güvenlik görevlisi, 1 tanesinin ise temizlik görevlisi olduğunu, geriye kalan 3 büro personelinden 1 tanesinin (veznedarın) sadece tahsilat yapmakta olduğunu, bu durumda bilgisayar operatörü olan 1 personelin ise tahakkuk, sicil, abone, yapılandırma, açma-kesme işlemlerinin sisteme işlenmesi, yapılandırma, tecil, icra işlemleri gibi birçok işi yapmakta ve kendisinin ise idareyle evrak yazışmaları ve şubedeki işleyişle görev yapmakta işlerin takibi ve yürütülmesinde zorlanmakta olduğunu, bu konuda resmi yazıyla talepte bulunmasına rağmen cevap verilmediğini ve gerekli personel görevlendirmesinin yapılmadığını, sorumlu olduğu şubeye diğer şubelerden daha az sayıda personelle görev verilmesinin ve mevcut personel sayısının azaltılmasının idarenin baskıcı tutumunun devamı olduğunu,
2.10) Resmi belgelerin Genel Müdürlüğe elden teslimi için daha önceden haftada 1 gün araç ve
personelin Buharkent’ten Aydın’a gitmesi sağlanırken, daha sonradan sözlü olarak ve gerekçe gösterilmeden kendisine bu durumun mümkün olmadığının ifade edildiğini, 17/ 04/ 2018 tarih ve 6614 sayılı yazıyla talepte bulunmasına rağmen hala sorunun giderilmediğini ve yazılı cevap verilmediğini, şubede 2 adet olarak görülen araçlardan birinin motosiklet olduğunu, diğer şubelerde bu durumun söz konusu olmadığını, araç ve personel evrak işlemlerinde sorunsuz işlemlerini yaptıklarını ve evrakları haftada bir gün resmi araçla gönderdiklerini, kendisinin bir de evrak kayıt görevlisi gibi kendi imkanlarıyla evrak teslimi yapmakta olduğunu, bu durumun hem kadrosuna, hem de resmi evrakların güvenli teslimine aykırı bir durum olduğu ve tamamen kendisinin cezalandırılmasına yönelik bir işlem olduğunu, Büyükşehir Belediyesinde ve Genel Müdürlükte görevli müdürlerin araç, oda, personel tahsisi yapılırken kendisinin sistemli ve sürekli olarak dışlama, baskı, görevi zorlaştırma uygulamalarına maruz bırakılmakta olduğunu,
2.11) İdare tarafından 7143 sayılı Kanunla ilgili olarak sistem üzerinden yetki açılması için personel
listesi belirlenmesi aşamasında 21/ 05/ 2018 tarihinde ASKİ personeli şahsını arayarak yapılandırma işlemlerinin şahsı tarafından yapılacağını, iş yükünün fazla olması nedeniyle bunun sorun olacağını ifade etmesi üzerine Genel Müdür Yardımcısı in yapılandırma için Gülsüm Hanım kendisi yapacak dediğini, ardından 22/ 05/ 2018 tarihli yazıda aynen telefonda konuştuğu şekilde yetkilendirme yapıldığını, halbuki yetkilendirme için belirlenen personelin statülerinin memur ya da işçi kadrosunda olduğunu, ilçelerdeki şubelerde sorumlu bulunan şeflerin çoğuna dahi bu yetkilendirmenin yapılmadığını, ilçelerdeki Şubelerden sorumlu bulunan kişilerden sadece kendisinin kadrosunun müdür düzeyinde olduğunu, yapılan yetkilendirmeyle kendisinin memur ve işçilerle eşdeğer tutulduğunu, bu durumun idarenin ayrımcı bir davranışı olduğunu ve planlı baskısının devamı olduğunu, idarenin iş ve işlemleriyle görevli olduğu şubenin ihtiyaçlarını
6 / 55artırmak, sorumluluk ve iş yükünü kendisine yüklemek suretiyle kendisini cezalandırma
yoluna gittiğini, hiçbir şubede yapılmayan uygulamaların sadece Buharkent’te yapılmasının olağan dışı olduğunu, kendisinin şubeden sorumlu olarak görevlendirilmesinden bu yana şubenin işleyiş ve işlerinin personel sayısının azaltılması, resmi evrak teslim işlemleri için araç görevlendirilmemesi vb. yöntemlerle idare tarafından sistemli olarak değiştirildiğini,
2.12) 01/ 06/ 2018 tarihli ve kayıt numaralı dilekçesiyle 18/ 06/ 2018 tarihinden başlamak üzere
2017 yılı iznine mahsuben 5 günlük izin talebinde bulunduğunu, izninin onaylanıp
onaylanmadığı hususunda izin başlangıç tarihinden önce yazılı bir bilgilendirme yapılmadığını, bu süreçte izin işlemlerinde görevli personel cep telefonundan birkaç defa aradığını ve henüz belli olmadığı cevabını aldığını, 12 Haziran tarihinde ile yaptığı Whatsapp yazışmasında başkanın izin talebini uygun görmediğini yazdığını, 14/ 06/ 2018 tarihinde arife gününde öğle üzeri dahili hattan şubenin aranarak izninin onaylandığının bildirildiğini ve 17.00’ye kadar çalışmam gerektiğinin söylendiğini, yapılan görüşmede kendisinin izni onaylanmışsa sistemden izin onay belgesinin ve 17:00 ‘ye kadar çalışması emrediliyorsa bunun da yazılı olarak yapılmasını istediğini, ancak söz konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, 14/ 06/ 2018 tarihinde Abone İşleri Dairesi Başkanlığından
Whatsapp aracılığıyla şubeye hitaben yazılan bir yazı gönderdiğini, ancak bu yazının ( 02/ 07/ 2018 tarihi itibariyle) sistem üzerinden resmi olarak kendisine gönderilmediğini, idarenin halen izin hakkını engellediğini, şahsına resmi olmayan yollarla bilgilendirme yaparak art niyetli bir tutum sergilediğini, halbuki kendisinden sonra dilekçe verenlerin izin dilekçelerinin onaylandığını, ancak kendisinin iznin onaylanıp onaylanmadığı konusunda mevzuata uygun şekilde bilgilendirme yapılmadığını, ifade etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
3) Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı Aydın Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün
27/ 11/ 2017 tarihli ve sayılı yazısı ile 14/ 06/ 2018 tarihli ve sayılı yazısında
özetle :
3.1) Söz konusu ihale kapsamında Kontrol Teşkilatı olarak (kontrol
amiri) ve (kontrol şefi) görevlendirildiği,
3.2) ile ilgili olarak, Kurum kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde, adı
geçen personelin Aydın Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 06/ 05/ 2016 tarihli ve sayılı kararı ile Efeler Belediye Başkanlığına devri yapıldığının anlaşıldığı,
3.3) Kontrol teşkilatı tarafından hizmetin ifasının sözleşme ve teknik şartnameye uygun olarak
gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmenin iptali amacıyla tutulan tutanağın ve görüş yazılarına, ayrıca sözleşme kapsamındaki işlerin teknik şartnameye uygun olarak yürütülüp yürütülmediği hususunda 2015 yılında hazırlanan ve imzalanan tutanaklara ilişkin olarak, Genel Müdürlük Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığınca yapılan incelemeler neticesinde, söz konusu tutanakların ve görüş yazılarının dosya kapsamında bulunmadığının tespit edildiği,
3.4) 2015 yılında başvuranın zimmetine verilen bilgisayar, masa sandalye vb. malzemelere ait
zimmet tutanaklarının (taşınır kayıt fişlerinin) ve bu malzemelerin zimmetinden düşülmesine
7 / 55ilişkin olarak; Genel Müdürlük Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı kayıtlarında yapılan
araştırmalarda bilgisayar ve diğer donanımlarla ilgili olarak 2015 yılına ilişkin ilgili personele ait zimmet fişinin bulunmadığının, birimler arası malzemelerin devri işlemlerinin 2016 yılında yapıldığının tespit edildiği,
3.5) Başvuruya konu görevlendirmenin geçici görevlendirme mahiyetinde bir işlem olduğu,
başvuranın kadrosunun bulunduğu Şube Müdürlerinin atama, yer değiştirme ve görevlendirme yetkilerinin idarenin yönetiminden sorumlu Genel Müdüre veya yetki vereceği personele ait olduğu,
3.6) Belediye ve Bağlı Kuruluşlar ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına
dair Yönetmelik uyarınca Genel Müdürlük Teşkilat Şemasında toplam 11 adet Daire
Başkanlığının ve ilçelerde Daire Başkanlıklarına bağlı 16 adet İlçe Şefliklerinin bulunduğu,
3.7) Abone İşleri Daire Başkanlığına bağlı olarak Abone İşleri Şube Müdürlüğü, Tahakkuk Şube
Müdürlüğü ve Sayaç, Hareket ve Kaçak Su Şube Müdürlüğü olmak üzere 3 (Üç) Şube
Müdürlüğünün bulunduğu, İlçe Şefliklerinde ise “Şube Müdürü” kadrosu olmamasına rağmen Genel Müdürlüğün iş ve işlemlerinin takip ve kontrolünü sağlamak amacıyla Şube
Müdürü unvanında bu tür geçici görevlendirmelerin yapılmasına yasal olarak herhangi bir engel bulunmadığı,
3.8) Başvuru konusu işleme esas olmak üzere o tarihte Buharkent ASKİ Şube Şefliğinde Şube
Sorumlusu olarak Veznedar kadrosunda olan görevli iken “Şef ’ kadrosundan daha üst kadroda yer alan bir personelin bu birimde geçici de olsa görevlendirilmesi halinde İlçe Şefliğinde Sorumlu personelin en üst görevde bulunan kişi olacağını,
3.9) Abone İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı tüm şubelerde vatandaşlara, açık ofıs-banko sistemi
ile hizmet verilmesi nedeniyle bireysel odaların bulunmadığı, Abone İşleri Dairesi
Başkanlığınca şubelerde kullanılan bilgisayar, masa, sandalye vb. büro malzemelerinin Şube
Sorumlularına zimmetlenmiş olduğu, ayrıca kişi zimmeti yapılmadığı,
3.10) Başvurana bağlı olduğu Daire Başkanlığından özel olarak başvuran adına herhangi bir
bilgisayar talebinin bulunmamasından dolayı bilgisayar verilmediği,
3.11) Başvurana ait e-posta adresinin 2015 yılının Mayıs ayında verildiği ve 17/ 10/ 2015 tarihine
kadar aktif olarak kullanıldığı,
3.12) Başvurana ait sistemdeki kayıt tarihlerinin ilk olarak 13/ 03/ 2015 tarihinde Destek Daire
Başkanlığında görev yaptığı dönemde görüldüğü, Buharkent ASKİ Şube Şefliğinde elektronik evrak yönetim sistemini kullanan kişinin olduğu, Ümmü ait herhangi bir kullanıcı hesabının bulunmadığı, başvuranın 2015 yılı içerisinde görevlendirildiği bu birimde herhangi bir kullanım sağlamadığı, 2017 yılının
Kasım ayından itibaren ise evrak kayıt programını kullandığının tespit edildiği,
3.13) Genel Müdürlük Merkez ve İlçe Birimlerinin personel giriş-çıkış takiplerinin düzenli bir
şekilde her gün yapıldığı, Parmak Okuma Cihazındaki 03/ 11/ 2015 tarihli hareket bilgileri incelendiğinde adı geçenin giriş-çıkış saatinin olmaması nedeniyle İnsan Kaynakları ve
Eğitim Dairesi Başkanlığınca 04/ 11/ 2015 tarihli ve sayılı yazı ile adı geçenden konuya
8 / 55ilişkin savunma istendiği, kamera kayıtlarının mevcut olmadığı,
3.14) Aydın Valiliği İl Yazı İşleri Müdürlüğünün 18/ 03/ 2015 tarihli ve sayılı yazısına istinaden
İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığınca tüm Daire Başkanlıklarına ve Tüm İlçe
Şefliklerine dağıtımlı olarak yazılan 27/ 03/ 2015 tarihli ve sayılı yazı ile mesai saatlerinin 08:00 – 12:00 ile 13:30 – 17:30 olarak düzenlenerek tüm personele bildirildiği, 28/ 09/ 2015 tarihli ve sayılı yazıyla ise tüm personelin mesai saatlerine uyması gerektiği aksi halde gerekli cezai müeyyidelerin uygulanacağının tebliğ edildiği,
3.15) İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığının 05/ 11/ 2015 tarihli ve sayılı yazıları
ile ilgilinin savunmasının alınmasını bildirmesi üzerine Abone İşleri Dairesi Başkanlığının 16/ 11/ 2015 tarihli ve sayılı yazısı ile başvurandan savunma istendiği, başvuranın savunmasını vermesi üzerine Abone İşleri Dairesi Başkanlığının 09/ 12/ 2015 tarihli ve sayılı yazısı ile uyarıldığı,
3.16) 2015 yılının Kasım ve Aralık aylarında 1011 numarasından dahili numarasının aranarak
başvuranın işyerinde olup olmadığının kontrol edildiği yönündeki iddialara ilişkin Genel
Müdürlük kayıtlarında herhangi bir kayıt ve belge bulunmadığı,
3.17) Buharkent Şube Şefliğindeki tüm personele, yazılı dilekçelerini evrak takip sistemi üzerinden
Abone İşleri Daire Başkanlığına göndermek suretiyle yıllık izinlerini kullandırıldığı, evrakların asıl suretlerinin daha sonra Abone İşleri Daire Başkanlığı’na gönderildiği,
3.18) İl merkezindeki ve ilçelerde bulunan bağlı birimlerdeki Memur, İşçi ve Sözleşmeli
personellerin yıllık izinleri Yetkili Birim Amiri/Daire Başkanları tarafından onaylanırken, Şube Müdürlerinin yıllık izinlerinin bağlı bulunduğu Daire Başkanının ‘Uygun Görüşü’ ve
Genel Müdür’ün Onay’ı ile yapıldığı,
3.19) Abone İşleri Dairesi Başkanlığında personellere ait yıllık izin programı bulunmadığı,
3.20) Başvuranın yaşadığı sıkıntıları dile getirerek görev yerinin Merkeze alınması hususundaki
20/ 03/ 2017 tarihli dilekçesine ilişkin olarak içeriği itibariyle personelin görev yerinin değiştirilmesinin idarece uygun görülmediği, söz konusu dilekçenin cevaplandırılmasının
2577 Sayılı Yasanın 10 uncu maddesine göre işleme tabi tutulduğu,
3.21) Gerek başvuranın gerekse diğer personellerin dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi
gibi bir işlemi katiyen bulunmadığı, başvuranın izin taleplerini, dilekçelerini ve diğer yazışmalarını posta yoluyla merkez birimlere gönderme zorunluluğuna ilişkin olarak herhangi bir yazı ya da talimat bulunmadığı, bu şekildeki uygulamanın kişinin keyfi bir tercihi olarak değerlendirilmesi gerektiği, başvuranın izin dilekçesi vb. yazışmalarını diğer ilçe birimlerinde olduğu gibi ilgili Daire Başkanlığı aracılığıyla evrak takip sistemi üzerinden
Genel Müdürlüğe göndermesinin de mümkün olduğu,
3.22) 6360 sayılı yasa gereği teşkilatlanması halen devam etmekte olan Büyükşehir Belediye
Başkanlığı’nın Nazilli Ek Hizmet Binası Kat :3 Nazilli/AYDIN adresinde hizmet veren
Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığındaki personel ihtiyacının giderilmesi amacı ile başvuranın eşi 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 76 ncı maddesi uyarınca atamasının yapıldığı,
3.23) Başvuran tarafından harcırah ödenmesi talebinin reddine dair idari işlemin iptali talebiyle
9 / 55Aydın 1. İdare Mahkemesinin Esas sayılı dosyasında dava açılmış olup
yargılamanın devam ettiği,
3.24) Kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi çerçevesinde, kamu hizmetlerinin sürekli, düzenli etkili
ve verimli bir biçimde yürütülmesi gerekmekte olup, aksi halde kamu yararının gerçekleşmemesi gibi bir sorun ortaya çıkacağından, uygulamada yetkili amirlerin bunun için hukuka uygun her türlü önlemi almaları söz konusu olduğu,
3.25) Başvuranın görevlendirildiği tarih itibariyle Genel Müdürlüğün faaliyetlerine yeni başlamış
olması, personel sayısının azlığı, Buharkent ilçesinin konumu itibariyle aynı ilçede ve yakın ilçe ve mahallelerde yaşayan vatandaşların ihtiyaçları doğrultusunda il merkezine gelmeden yerinde hizmet alabilmesi ve faaliyetlerin aksamaması amacıyla yetkin bir sorumluya ihtiyaç duyulması nedenleriyle Buharkent Şube Şefliğinde görevlendirilmesinde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığının değerlendirildiği,
3.26) 16/ 10/ 2015 tarihli görev yazısında da belirtildiği üzere Abone İşleri Başkanlığının yeni
kurulan Buharkent şubesindeki ihtiyacı nedeniyle başvuranın görev yeri değişikliğinin yapıldığı, ardından başvuranın hizmetine ihtiyaç duyulması nedeniyle ilçedeki görevine devam etmesinin uygun görüldüğü ve şu anda Buharkent Şube Müdürlüğü görevini yürüttüğü, ifade edilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın
4.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak ; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak tır .”
4.2) “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında;
“Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket zorundadırlar .”
4.3) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci
fıkrasında;
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir .”
4.4) “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında;
“Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir . Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır .”
10 / 554.5) “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 nci maddesinin ikinci fıkrasında;
“Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar .”
4.6) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında;
“Devlet , çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır .”
4.7) “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50 nci maddesinde ;
“Dinlenmek, çalışanların hakkıdır . Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir .”
4.8) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin
üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Vatandaşlar … kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir . Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”
4.9) “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde ;
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir . …
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır .”
4.10) “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinin yedinci fıkrasında;
“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür .”
4.11) “Genel ilkeler” başlıklı 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında;
“Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir .”
4.12) “Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence” başlıklı 129 uncu
maddesinin birinci fıkrasında;
“Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler .”
4.13) “Kanunsuz emir” başlıklı 137 nci maddesinde;
“Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri,
11 / 55yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu
aykırılığı o emri verene bildirir . Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz .”
5) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
5.1) “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasında;
“Amir , maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır . Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır .”
5.2) “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci
fıkrasında;
“Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar .”
5.3) “Güvenlik” başlıklı 18 inci maddesinde ;
“Kanunlarda yazılı haller dışında Devlet memurunun memurluğuna son verilmez, aylık ve başka hakları elinden alınamaz .”
5.4) “İzin” başlıklı 23 üncü maddesinde;
“Devlet memurları, bu kanunda gösterilen süre ve şartlarla izin hakkına sahiptirler .”
5.5) “Memurun başka sınıfta ve derecesinin altında bir görevde çalıştırılmayacağı” başlıklı 45
inci maddesinde;
“Hiç bir memur sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamaz .”
5.6) “Yıllık izinlerinin kullanılışı” başlıklı 103 üncü maddesinde ,
“Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir . Birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir . Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer .”
5.7) “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci
maddesinde;
“Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve
haller şunlardır :
… A – Uyarma : Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir .
Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır :
… b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk
12 / 55etmek,
…h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak
… C- Aylıktan kesme : Memurun, brüt aylığından 1/ 30 – 1/ 8 arasında kesinti yapılmasıdır .
Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır :
… b) Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek
… D- Kademe ilerlemesinin durdurulması : Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 – 3 yıl durdurulmasıdır .
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır :
… b) Özürsüz ve kesintisiz 3 – 9 gün göreve gelmemek
Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır :
… d) Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek”
5.8) “Zamanaşımı” başlıklı 127 nci maddesinde;
“Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, … Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”
5.9) “Savunma hakkı” başlıklı 130 uncu maddesinde;
“Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez .
Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır .”
6) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari makamların sükûtu” başlıklı 10
uncu maddesinde;
“1) İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler .
2) Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek redde-dilmiş sayılır . İlgililer altmış günün
bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler .”
7) 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun
7.1) “Tarifler” başlıklı 3 üncü maddesinde;
13 / 55“… g) Memuriyet mahalli : Memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgâhının
bulunduğu şehir ve kasabaların belediye sınırları içinde bulunan mahaller ile bu mahallerin dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü, büyükşehir belediyelerinin olduğu illerde ise il mülki sınırları içinde kalmak kaydıyla memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgâhının bulunduğu ilçe belediye sınırları içinde kalan ve yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler ile belediye sınırları dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu yerlerin devamı niteliğindeki mahaller ve kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerleri; h) Başka yer : Yukarıda (g) fıkrasında yazılı memuriyet mahalli dışındaki yerleri; ifade eder .”
7.2) “Daimi vazife harcırahının mebdei” başlıklı 9 uncu maddesinde;
“Daimi vazife harcırahı :
…
b) Naklen veya tahvilen başka bir mahalle gönderilenlere, bu tayinleri sırasında mezunen başka bir mahalde bulunsalar dahi, eski memuriyetleri mahallinden; c) Muvakkat vazife ile veya vekaleten bir yerde bulundukları esnada asli vazife mahalli değişenlere eski memuriyetleri mahallinden; itibaren verilir .”
7.3) “Muvakkat vazife harcırahı (Yol masrafı ve yevmiye)” başlıklı 14 üncü maddesinde;
“Aşağıda gösterilen memur ve hizmetlilere muvakkat vazife harcırahı olarak yol masrafı ile yevmiye verilir ve hamal (Cins ve adedi beyannamede gösterilmek suretiyle) bagaj ve ikametgah veya vazife mahalli ile istasyon, iskele veya durak arasındaki nakil vasıtası
masrafları da ayrıca tediye olunur :
1) Birinci maddede yazılı kurumlara ait bir vazifenin ifası maksadıyla muvakkaten yurt içinde
veya dışında başka bir yere gönderilenlere;”
7.4) “Memuriyet mahalli dışına gönderilenlerin gündeliği” başlıklı 39 uncu maddesinde;
“Resmi bir görevle memuriyet mahalli içinde bir yere gönderilenlere gündelik verilmez . Geçici bir görevle memuriyet mahalli dışındaki bir yere gönderilenlerden, buralarda ve yolda öğle (saat 13.00) ve akşam (saat 19.00) yemeği zamanlarından birini geçirenlere 1/ 3, ikisini geçirenlere 2/ 3 oranında ve geceyi de geçirenlere tam gündelik verilir .”
7.5) “Geçici görev gündeliğinin verilebileceği azami süre” başlıklı 42 nci maddesinde;
“Geçici bir görev ile başka bir yere gönderilenlere, görev mahalline varış tarihinden itibaren
bu Kanuna göre verilen gündelikler :
a) Yurtiçinde bir yıllık dönem zarfında aynı yerde, aynı iş için ve aynı şahsa 180 günden fazla
14 / 55verilemez . İlk 90 gün için tam, takibeden 90 gün için 2/ 3 oranında ödenir .
b) Yurtdışında ilk 180 gün tam ve müteakip günler için 2/ 3 oranında ödenir .”
8) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Edimin ifasına fesat karıştırma” başlıklı 236 ncı
maddesinde;
“( 2) Aşağıdaki fiillerin hileli olarak yapılması halinde, edimin ifasına fesat karıştırılmış
sayılır :
a) İhale kararında veya sözleşmede evsafı belirtilen maldan başka bir malın teslim veya kabul edilmesi .
b) İhale kararında veya sözleşmede belirtilen miktardan eksik malın teslim veya kabul edilmesi .
c) Edimin ihale kararında veya sözleşmede belirtilen sürede ifa edilmemesine rağmen, süresinde ifa edilmiş gibi kabul edilmesi .
d) Yapım ihalelerinde eserin veya kullanılan malzemenin şartname veya sözleşmesinde belirlenen şartlara, miktar veya niteliklere uygun olmamasına rağmen kabul edilmesi .
e) Hizmet niteliğindeki edimin, ihale kararında veya sözleşmede belirtilen şartlara göre verilmemesine veya eksik verilmesine rağmen verilmiş gibi kabul edilmesi .”
9) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71 nci
maddesinde;
“Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk
Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır . Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir .”
10) 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun’un
10.1) “Kurulun görevleri” başlıklı 6 ncı maddesinde;
“ Genel Kurulun görevleri şunlardır :
… d) Personel kadrolarının ihdas, değiştirilme ve kaldırılmasına karar vermek,”
10.2) “Genel Müdür ve yardımcıları” başlıklı 11 nci maddesinde;
“… Genel Müdürün görevleri şunlardır :
… ı) Yönetim Kurulunca atamalar dışında kalan memurları atamak ve işçi almak,”
10.3) Ek 5 inci maddesinde;
15 / 55“Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır .”
10.4) Geçici 10 uncu maddesinde;
“Diğer büyükşehir belediyelerinde kurulacak su ve kanalizasyon idarelerinin adına, kadrolarına, mevcut personelinin ve mal varlığının devrine ilişkin esaslar İçişleri
Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile tespit edilir .”
11) Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına
Dair Yönetmelik
11.1) “Belediye ve bağlı kuruluşları ile mahalli idare birlikleri norm kadro standartları cetvelleri”
başlıklı 6 ncı maddesinde;
“… ( 2) Mahalli idareler kadrolarını Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek- 2 Belediye ve Bağlı
Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro Standartları Cetvellerinde her alt grup için belirlenen standarda uygun olarak tespit ederler .”
11.2) “Belediye ve bağlı kuruluşları ile mahalli idare birlikleri kadro unvanları” başlıklı 7 nci
maddesinde;
“… ( 2) Mahalli idareler kendi alt grupları için belirlenen kadro unvan listesinde yer alan memur ve sürekli işçi kadro unvanları dışında kadro unvanı kullanamaz ve bu unvanlar dışında yeni unvan ihdas edemez .”
11.3) “Kadroların tespiti” başlıklı 9 uncu maddesinde;
“… ( 2) Bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek- 2 Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli
İdare Birlikleri Norm Kadro Standartları Cetvellerinde belirtilen birim müdürlüğü ve üstü yönetici kadro unvanları ile Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek- 3 Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Kadro Unvanları Listelerinden (I), (II) ve (III) sayılı listelerde belirtilen unvanlar kullanılarak idarî birimler oluşturulur . İdarî birimler ile bu birimlere ait kadro unvanları arasında yetki ve görev mükerrerliğine yer verilemez ve bu kadro unvanlarından aynı mahiyetteki hizmet ve görevleri ifa edebilecek birden fazla yönetici kadro unvanı ihdas edilemez . Birim müdürlüğü ve üstü yönetici kadro unvanları hizmet gereklerine uygun olarak belirlenir ve fiilen icra edilmeyen hizmetlere ilişkin kadro unvanları kullanılamaz .”
12) 04/ 03/ 2009 tarihli ve 27159 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hizmet Alımı İhaleleri
Uygulama Yönetmeliğinin ekinde yer alan ve Yönetmeliğin 41 inci maddesine dayanılarak hazırlanmış olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin
12.1) “Tanımlar ” başlıklı 4 üncü maddesinde;
“Kontrol Teşkilatı (Kontrollük) : İdare tarafından, işlerin denetimi için idare içinden görevlendirilmiş bir kişi veya bir komisyonu ve/veya idare dışından bu işleri yapmak üzere görevlendirilecek gerçek veya tüzel kişi veya kişileri, … ifade eder .”
16 / 5512.2) “Bildirimler, olurlar, onaylar, belgeler ve tespitler ” başlıklı 5 nci maddesinde;
“İdare, yüklenici ve kontrol teşkilatı arasındaki her türlü iletişim, yazı ile yapılacak olup, sözleşmeye göre bir izin, onay, belge, tebligat, olur verilmesi veya tespit yapılması, emir, ihbar, çağrı veya davette bulunulması veya dağıtılması gerektiğinde, bunlar, taraflar aksini kararlaştırmadıkça yazılı olacaktır .”
12.3) “Yüklenicinin genel sorumlulukları ” başlıklı 6 ncı maddesinde;
“ Yüklenici, işleri gereken özen ve ihtimamı göstererek planlayacak, projelendirecek (sözleşmede öngörüldüğü şekilde), yürütecek, tamamlayacak ve işlerde olabilecek kusurları sözleşme hükümlerine uygun olarak giderecektir . Yüklenici, bu sorumluluklarının yerine getirilmesi için, ister kalıcı, ister geçici nitelikte olsun, gereken bütün denetim, muayene ve testleri yaptıracak ve işçilik, malzeme, tesis, ekipman vb . temin edecektir . ”
12.4) “Kontrol teşkilatı ve yetkileri” başlıklı 26 ncı maddesinde;
“Sözleşmeye bağlanan her türlü iş, idare tarafından görevlendirilen kontrol teşkilatının denetimi altında, yüklenici tarafından yönetilir ve gerçekleştirilir . Yüklenici, bütün işleri kontrol teşkilatının sözleşme ve eklerindeki hükümlere aykırı olmamak şartı ile vereceği talimata göre yapmak zorundadır .
Kontrol teşkilatının yetkileri sözleşmede belirtilir . Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa kontrol teşkilatı; işlerin yürütülmesiyle ilgili olarak her türlü denetim, malzeme, işlerin ve sözleşmesinde onaya sunulması gerektiği belirtilen yüklenici personelinin onay veya reddi, ödeme miktarlarının tespiti, işlerin düzeltilmesi ve sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesi konusunda talimat vermeye ve uygulamaya yetkili olup, fesih, tasfiye, süre uzatımı, iş artışı, iş eksilişi, kabul, yüklenici nam ve hesabına iş yaptırma ve alt yüklenicileri onaylama hususlarında ise idareye görüş bildirir .”
12.5) “İş programı ” başlıklı 28 inci maddesinde;
“Yüklenici, sözleşmenin yürürlüğe girmesi için gerekli olan yasal prosedürlerin tamamlandığının kendisine tebliği ve buna göre işe başlama tarihinden itibaren, sözleşme veya eklerinde belirlenen süre içinde, üstlenilen işler için kontrol teşkilatının öngöreceği formda ve detaylarda ayrıntılı bir iş programı düzenler ve kontrol teşkilatının uygun görüşüne sunar.”
12.6) “İlgili kayıtlar ” başlıklı 34 üncü maddesinde;
“İşyerinde, işin sözleşme ve eklerine ve iş programına uygun olarak yapılmasını temin ve bunun kontrolü için idarenin sözleşmesinde belirlediği kayıtlar, yüklenici ile birlikte kontrol teşkilatı tarafından tutulur . Yüklenici bu kayıtları ve ilgili belgeleri imzalamak zorundadır .
Bunlardan imzalı birer kopya yükleniciye verilir .
Sözleşme konusu iş, belli bir hizmetin dönemler halinde (günlük, haftalık, vs .) ifa edilmesi suretiyle yapılan sürekli nitelikte bir iş ise, yukarıda sözü edilen kayıtlar bu dönemler itibariyle tutulur ve kayıtlara itiraz da kayıtların tutulduğu sırada yapılır . … Bu kayıt ve itirazlar hem hakediş ödemelerinde, hem de sözleşmenin sona erdiği tarihte kabul komisyonu tarafından gerçekleştirilecek kabul işlemlerinde esas alınır .”
17 / 5512.7) “Hakediş ödemeleri” başlıklı 42 nci maddesinde;
“İdarenin isteği halinde yüklenici, kesin hesapları kontrol teşkilatının denetimi altında olmak üzere işe paralel olarak yürütmek zorundadır . Bu halde, geçici hakediş raporlarının düzenlenmesinde, bitmiş iş kısımları için bu kesinleştirilmiş miktarlar dikkate alınır .
… Yüklenici veya vekili, bildirilen günde, hakedişe esas hesaplamaların yapılmasında hazır bulunmazsa kontrol teşkilatı hesaplamaları tek başına yaparak hakediş raporunu düzenler ve yüklenicinin bu husustaki itirazları kabul edilmez .”
12.8) “Hakedişlerin düzeltilmesi ” başlıklı 43 üncü maddesinde;
“Kontrol teşkilatı, herhangi bir ara hakedişte, daha önce kendisi tarafından çıkarılmış eski bir hakedişe yönelik değişiklikler veya düzeltmeler yapabilir ve herhangi bir işi yetersiz görürse, bu işin değerini bir ara hakedişten düşürmeye veya tamamen çıkarmaya yetkilidir .”
12.9) “Hizmetin kabulü ” başlıklı 44 üncü maddesinde;
“… inceleme sonucunda kontrol teşkilatı işlerin durumunu inceleyerek mevcut haliyle sözleşme ve eklerinde belirtilen şartlara uygun olarak tamamlandığını veya tamamlanmamış olsa bile teslim alınması istenen işte, işin fonksiyonelliğine önemli ölçüde zarar verecek bir durumun olmadığını ve idarenin ihtiyacını karşılama açısından bu haliyle kabul edilebilir olduğunu tespit ederse, işin tamamlanmış veya listelenen eksiklikleri ile tamamlanmış sayılabileceğini idareye bildirir . Bu durumda idare en az üç ( 3) kişiden oluşan bir kabul komisyonu kurar ve kabul aşamasına geçilir .
Ancak, kontrol teşkilatı tarafından işte önemli ve işin fonksiyonelliğini engellediği için idarenin ihtiyacını karşılama açısından kabul edilemez eksiklik veya kusurların bulunduğu tespit edilirse, bu durum idareye bildirilir ve kabul aşamasına geçilmez . İdare bu bildirim üzerine işin sözleşme ve eklerine uygun şekilde tamamlanması için yükleniciye nedenleri açıkça belirtilen on gün süreli bir ihtarda bulunarak işlerin tamamlanmasını ister . Bu ihtardan sonra yüklenici işi süresi içinde kabul edilebilir hale getiremez ise sözleşme feshedilir .”
13) 2015/ 20034 İKN sayılı İhale Danışmanlığı Hizmet Alım Teknik Şartnamesinin
13.1) “Hizmetin Yürütülüş Biçimi” başlıklı 4 üncü maddesinde;
“4.1) Yüklenici firma, sözleşmede belirtilen işlerin yapılabilmesi Aydın Büyükşehir Belediye
Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün hizmet binasında tahsis edilecek bir odada çalışmak üzere (haftada 1 gün) bir eleman bulunduracaktır .
4.2) Ayrıca, yüklenici firma tarafından sözleşmenin imzalanmasını takip eden 3 gün içmde
idareye sürekli kullanıma açık bir elektronik posta adresi bildirilecek ve yüklenici elemanının idarede olmadığı zamanlarda, idare personeli tarafından yöneltilecek ihale mevzuatı ile ilgili soru bu elektronik posta adresine gönderilecektir .
4.3.) Diğer taraftan, idarenin karşılaşacağı acil durumlarda iletilecek soruların cevaplanabilmesi için, yüklenici tarafından sözleşmenin imzalanmasını takip eden üç gün içinde idareye mobil iletişime uygun ve sürekli açık bir cep telefonu numarası
18 / 55bildirilecektir .”
13.2) “Kontrol Teşkilatı, Görevleri, İşe İlişkin Kayıt ve Tutanaklar ile Kabul İşlemleri” başlıklı 9
uncu maddesinde;
“9.1.) Sözleşme konusu iş idare tarafından görevlendirilen kişilerce kontrol edilerek teknik şartnameye uygun olarak yürütülüp yürütülmediği tespit edilecektir .
9.2.) Bu işle ilgili her türlü kayıt ve tutanak idare görevlilerince tutulacaktır .”
14) 27/ 11/ 2014 tarihli 29188 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 39 Seri Nolu Harcırah
Kanunu Genel Tebliğinde
“Yapılan düzenleme ile büyükşehir belediyeleri dışında kalan belediyelerde eski uygulamanın devamı sağlanmış, büyükşehir belediyelerinin olduğu illerde görev yapan memur ve hizmetliler için yeni bir memuriyet mahalli tanımı yapılmıştır .
Söz konusu düzenleme ile büyükşehir belediyelerinde il mülki sınırları içinde kalmak kaydıyla; 1. Memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgahının bulunduğu ilçe belediye sınırları içinde kalan ve yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler, 2. İlçe belediye sınırları dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu yerlerin devamı niteliğindeki mahaller, 3. Kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerler, memuriyet mahalli olarak belirlenmiştir .
Böylece büyükşehir olan illerde; ilçe sınırları içinde ilçe belediye merkezi ile yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler memuriyet mahalli olarak kabul edilmiş, aynı ilçe sınırları içinde belediye merkezi ile yerleşim özellikleri itibarıyla bütünlük arz etmeyen yerler ise memuriyet mahalli dışı kabul edilerek harcırah ödenmesi imkanı getirilmiş, ayrıca ilçe belediyelerinin yerleşim yerlerinin birbirlerine yakınlaşması hatta birbirleri ile sınır oluşturacak şekilde iç içe girmesi nedeniyle ilçe sınırları dışına çıkmakla birlikte birinci fıkrada belirtilen yerler ile bütünlük arz eden ve aralarında yerleşim özellikleri bakımından ayrım bulunmayan yerler de memuriyet mahalli olarak kabul edilmiştir .
Bu nedenle; 30/ 03/ 2014 tarihinden sonra yapılan görevlendirmelere ilişkin olarak, idarelerce yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler ile bu yerlerin devamı niteliğinde olan yerlerin belirlenmesinde; yerleşim özellikleri bakımından konut, işyeri, meydan, okul, kamu binaları gibi resmi ve özel bütün yapıların topluca bulunduğu ve insanların yerleşmek amacıyla bir arada yaşadığı aralarında boşluk bulunmayan yerler ile bu bütünlüğün kesintisiz olarak devam ettiği yerlerin dikkate alınması ayrıca bu yerlerin dışında kalmakla birlikte kurumlarınca sağlanan servis araçları veya bu mahiyetteki taşıt araçları ile ulaşım sağlanan (her gün gidiş dönüş olmak üzere) yerlerin de memuriyet mahalli olarak belirlenmesi gerekmektedir .
Buna göre idareler harcırah verilmesi veya verilmemesini icap ettirecek olan çeşitli illere ait
19 / 55uygulama örneklerini de göz önünde bulundurarak yukarıda yapılan açıklamalar
doğrultusunda uygulamalarına devam edecekler, ihtiyaç duyulması halinde o il genelinde farklı uygulamaların önüne geçilebilmesi amacıyla defterdarlıklardan yol gösterici mahiyette görüş alacaklardır .”
15) 13/ 01/ 2018 tarihli ve 30300 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 41 Seri Nolu Harcırah
Kanunu Genel Tebliğinin “Büyükşehir belediyesinin olduğu illerde memuriyet mahalli” başlıklı 4 üncü maddesinde;
“( 1) İl mülki sınırları içinde kalmak kaydıyla; a) Memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgâhının bulunduğu yerleşim birimlerinin bağlı olduğu ilçe belediye sınırları içinde kalan ve aynı zamanda yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler, b) Söz konusu ilçe belediye sınırları dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu yerlerin devamı niteliğindeki mahaller, memuriyet mahalli olarak kabul edilir .
( 2) Kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerler memuriyet mahalli olarak kabul edilir .” düzenlemelerine yer verilmiştir .
16) 19/ 03/ 2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik
Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
17) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın idarenin
şikayete konu uygulamalarının kendisine mobbing (yıldırma) amacıyla uygulandığı iddiasının gerçek olduğu sonucuna ulaşıldığı değerlendirilerek, başvuranın aile bütünlüğünü de sağlayacak şekilde atamasının Aydın il merkezine yapılması ve mali haklarının verilmesi, ayrıca bundan sonraki süreçte mobbing olarak algılanacak uygulamalarda bulunulmaması yönünde idareye tavsiyede bulunulması yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiğine yönelik hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
20 / 55A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
18) Başvuran, Kontrol Amiri olarak görevlendirildiği hizmet alım ihalesi kapsamında, hizmetin
gerçekleştirilmemesi üzerine hakediş belgelerini imzalamaması nedeniyle kendisine mobbing uygulandığını, bu kapsamda sürgün mahiyetinde Buharkent ASKİ Şube Şefliğine görevlendirildiğini, ifade ederek, süresiz görevlendirmenin iptal edilerek görev yerinin tekrar
Genel Müdürlüğe alınmasını, tarafına yapılan sürekli ve planlı olarak maruz kaldığı mobbing sonucu uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesini, benzer mağduriyetlerin yaşanmaması için gerekli işlemlerin yapılmasını talep etmektedir .
19) Somut olayımızda, başvuranın 2015 yılında bir danışmanlık ihalesinde Kontrol Amiri olarak
görevlendirilmesi sonrasında, idare ile birtakım sorunlar yaşadığı anlaşılmaktadır . Bu sebeple, yaşanan sorunların başlangıç noktasını oluşturan olayların tetkikinin yapılması gerekmektedir .
20) Aydın Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ASKİ) Destek
Hizmetleri Daire Başkanlığının, Genel Müdürlüğün hizmetlerini yürütmek için 4734 sayılı
Kamu İhale Kanunu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeler Kanunu ve 2886 sayılı Devlet İhale
Kanunu kapsamında yapılacak alımların hız ve kalitesinin yükseltilmesi, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanması, ihale işlemlerinin sağlıklı yürütülebilmesi için, 4734 sayılı Kanunun 21/f maddesine göre, ihale danışmanlık hizmeti alınması gerektiği yönünde hazırlanan ve Daire Başkanı tarafından imzalanan 20/ 02/ 2015 tarihli
Gerekçe Raporuna istinaden yapılan ihale sonucunda, tek katılımcı olan MUHKEM
Muhasebe ve Kamu İhale Mevzuatı Eğitim Danışmanlık Ltd . Şti . ile ASKİ Genel Müdürlüğü
Destek Hizmetleri Başkanlığı arasında 25/ 03/ 2015 tarihinde sözleşme imzalanmıştır .
21) Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin ekinde yer alan Hizmet İşleri Genel
Şartnamesinin 26 ncı maddesinde, Sözleşmeye bağlanan her türlü işin yüklenici tarafından idarece görevlendirilen kontrol teşkilatının denetimi altında yönetileceği ve gerçekleştirileceği, yüklenicinin bütün işleri kontrol teşkilatının sözleşme ve eklerindeki hükümlere aykırı olmamak şartı ile vereceği talimata göre yapmak zorunda olduğu ; 28 inci maddesinde, yüklenicinin, sözleşmenin yürürlüğe girmesi için gerekli olan yasal prosedürlerin tamamlandığının kendisine tebliği ve buna göre işe başlama tarihinden itibaren, sözleşme veya eklerinde belirlenen süre içinde, üstlenilen işler için kontrol teşkilatının öngöreceği formda ve detaylarda ayrıntılı bir iş programı düzenleyeceği ve kontrol teşkilatının uygun görüşüne sunacağı; 34 üncü maddesinde ise, işyerinde, işin sözleşme ve eklerine ve iş programına uygun olarak yapılmasını temin ve bunun kontrolü için idarenin sözleşmesinde belirlediği kayıtların, yüklenici ile birlikte kontrol teşkilatı tarafından tutulacağı hüküm altına alınmıştır . Bu kapsamda, kontrol teşkilatının sözleşmeye bağlanan her türlü işi denetlemesi ve yüklenicinin de işleri kontrol teşkilatının denetimi altında yönetmesi ve gerçekleştirmesi gerekmektedir .
22) Buna uygun olarak da, 2015/ 20034 İKN sayılı Danışmanlık Hizmeti Alım İşi Sözleşme
Tasarısının “Kontrol teşkilatı, Görev ve Yetkileri” başlıklı 18 inci maddesinde, sözleşme konusu işin idare tarafından görevlendirilen kişilerce kontrol edilerek teknik şartnameye uygun yürütülüp yürütülmediğinin tespit edileceği, işle ilgili her türlü kayıt ve tutanağın idare görevlilerince tutulacağı, işin idare tarafından görevlendirilecek elemanlar tarafından
Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin ilgili hükümleri göz önünde bulundurularak kabul
21 / 55edileceği; 2015/ 20034 İKN sayılı Danışmanlık Hizmeti Alım İşi Teknik Şartnamesinin
“Kontrol Teşkilatı, Görevleri, İşe İlişkin Kayıt ve Tutanaklar ile Kabul İşlemleri” başlıklı 9 uncu maddesinde ise , sözleşme konusu işin idare tarafından görevlendirilen kişilerce kontrol edilerek teknik şartnameye uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin tespit edileceği, bu işle ilgili her türlü kayıt ve tutanağın idare görevlilerince tutulacağı belirtilmiştir .
23) Bu bağlamda, Afyon Yeşilçiftlik Belediye Başkanlığında Mali Hizmetler Müdürü olarak görev
yapmakta iken 26/ 01/ 2015 tarihinde Aydın ASKİ Genel Müdürlüğüne Satın Alma Şube
Müdürü olarak naklen tayin olan başvuran, 30/ 03/ 2015 tarihli ve sayılı Genel Müdürlük onayıyla danışmanlık hizmet alım işinde Kontrol Amiri olarak, ise Kontrol
Şefi olarak görevlendirilmiştir .
24) Hizmet alım ihalesi kapsamında, hizmetin ifasının gerçekleşmesinin tespit edilmesi üzerine,
ilk hakediş olan Nisan ayı ödemesi için gerekli ödeme belgeleri temin edilmiş ve ödeme işlemleri gerçekleştirilmiş; ancak, takip eden aylarda hizmetin ifasının sözleşme ve teknik şartnameye uygun olarak gerçekleşmemesi ve firmanın iş programını düzenleyerek Kontrol
Teşkilatına bildirmemesi nedeniyle bu aylara ilişkin hakediş ve ödeme belgeleri kontrol teşkilatınca imzalanmamış, birinci hakediş ödemesine ait faturada yazılı telefon numarasından yüklenici firmaya ulaşılamaması üzerine, bu durum kontrol teşkilatı tarafından 08/ 05/ 2015, 15/ 05/ 2015, 22/ 05/ 2015 tarihli tutanaklar ile kayıt altına alınmıştır .
25) Konuyla ilgili olarak, idareden Kurumumuzca kontrol teşkilatınca tutulan tutanakların birer
örneğinin gönderilmesi talep edilmiş, ancak idare tarafından söz konusu belgelerin dosya kapsamında bulunmadığının tespit edildiği bildirilmiştir . Ancak, kontrol teşkilatı görevlerinin ilgili personel tarafından mevzuata uygun şekilde yapılıp yapılmadığının da incelendiği, Teftiş Kurulu Başkanı tarafından hazırlanan 14/ 11/ 2016 tarihli Disiplin
Raporunun ekinde yer alan belgelerde, 08/ 05/ 2015, 15/ 05/ 2015, 22/ 05/ 2015 tarihli tutanaklar yer almakta olup; başvuran ve inceleme sırasında verdikleri ifadelerinde söz konusu tutanaklara idare tarafından sayı verilmediğini ve tutanakların ihale işlem dosyasına eklenmediğini ifade etmekte, ayrıca tutanakların kendileri tarafından hazırlandığını ve altındaki imzalarının kendilerine ait olduğunu ifade etmişlerdir .
26) Başvuranın ile müştereken imzaya aldıkları 05/ 08/ 2015 tarihli ve
sayılı genel görüş yazısıyla, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 26 ıncı maddesi uyarınca sözleşmenin feshedilmesi gerektiği konusunda Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığına görüş bildirildiği; yazının ekinde yer alan Kontrol Teşkilatı Raporunda ise, tutanaklarda yer alan hususların defalarca Daire Başkanına iletilmesine rağmen gereken işlemlerin yapılmadığının, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca bu durumda yüklenici firmaya ödeme yapılmasının imkansız olduğunun, ödeme yapılması halinde ihaleye fesat karıştırma suçunun oluşacağının ifade edildiği görülmektedir .
27) Ancak, idare tarafından, dosya kapsamında herhangi bir görüş yazısı bulunmadığı ifade
edilmiştir . Teftiş Kurulu Başkanı tarafından hazırlanan 14/ 11/ 2016 tarihli
Disiplin Raporunda ekinde yer alan, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığının 27/ 10/ 2016 tarihli ve sayılı yazısında, söz konusu yazının arşivde yer almadığı şeklinde bilgi verilmiştir . Başvuran ve ise, 26/ 01/ 2016 tarihli savunmalarında, yazmış oldukları ve sisteme yüklemiş oldukları yazının tarafından sistemden sildirilerek yerine kendi yazmış olduğu yazının sisteme koydurulduğunu ifade etmektedirler .
22 / 5528) Bunun yanında, daha önceki tutanakların ihale işlem dosyasına eklenmemesi nedeniyle,
başvuran ve ile birlikte 3 personelin daha imzasıyla, yüklenici firmanın teknik şartnameye uygun hareket etmediği hususunun Daire Başkanı
2015 yılının Mayıs ve Haziran aylarında sözlü olarak bildirildiği, ancak Daire Başkanının
gerekli yasal işlemleri yaptırmadığı, Mayıs ve Haziran dönemlerine ait faturaların hizmetin yerine getirildiğinin tespiti yapılamadığından hakediş raporlarının düzenlenerek ödenmediğinden, Daire Başkanının personele sözlü baskı yaparak faturaların ödenmesini sağlamaya çalıştığı konusunda 06/ 08/ 2015 tarihli bir tutanağın imza altına alındığı görülmektedir .
29) Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığının 27/ 10/ 2016 tarihli ve sayılı yazısında,
06/ 08/ 2015 tarihinde tarafından sistemden numara alındığı, ancak belge içeriğinin taranmadan kaydedildiği belirtilmiş ve bahsi geçen sayı ve tarih ile sistemde kayıtlı gözüken ve resmi yazı niteliğinde olmayan boş belgenin bir örneği incelemeciye gönderilmiştir . Bu tutanağın incelemeci tarafından başvurana ve sorulması üzerine, her ikisi de tutanağın tutanakta adı bulunan personelce birlikte düzenlendiği yönünde ifade vermişlerdir . Ancak, incelemeci tarafından söz konusu tutanakta imzaları bulunan diğer personelin ifadesine başvurulmamıştır .
30) Ayrıca, başvuran ve söz konusu yazının tanziminin akabinde, 07/ 08/ 2015
tarihinde, o tarihte Genel Müdür olan , hizmetin yapılmadığı ve sözleşmenin feshinin gerektiği, ayrıca Daire Başkanı hakediş belgelerini imzalamaları konusunda bilgilendirme yaptıklarını yönünde ifade vermişlerdir .
Ancak, incelemeci tarafından bu konuda dönemin Genel Müdürünün de ifadesine başvurulmamıştır .
31) Öte yandan, yüklenici firma idareye gönderdiği 14/ 09/ 2015 tarihli yazısıyla, ihalenin teknik
şartnamesine göre işin kapsamındaki tüm işlemlerin haftada bir gün bir uzman personelin idarede bulunması suretiyle yürütülmeye devam edildiğini, idare adına herhangi bir elektronik posta iletilmediği, elektronik postanın iletilmesini müteakip gerekli bilgilendirmelerin yapılacağını, hakedişlerin en geç 20 iş günü içerisinde ödenmesi gerektiğini, daha önce sunulmuş olan iş programının yazı ekinde sunulduğunu ifade etmiştir .
32) Kargo şirketi vasıtasıyla gönderilen söz konusu yazının idareye ulaşması üzerine, başvuran ve
ile birlikte bir evrak kayıt personeli ve bir memurun müştereken kayıt alına aldıkları 28/ 09/ 2015 tarihli ve sayılı tutanakla, yüklenici firma tarafından gönderilen zarfın evrak kayıt personeli tarafından teslim alınarak açıldığı, zarf içerisinde evrakta yazan iş programının veya başkaca bir evrağın çıkmadığı hususu imza altına alınmıştır .
33) Bunun üzerine, yüklenici firmadan gelen yazıya yasal süresinde cevap verebilmek amacıyla,
kontrol teşkilatınca 15/ 10/ 2015 tarihli ve sayılı yazı hazırlanmış ve sayı alınarak paraflandıktan sonra Genel Müdür Yardımcısı ’un parafına ve 07/ 10/ 2015 tarihli onay ile görevine yeni başlayan Genel Müdür V. ün imzasına açmışlardır . Söz konusu yazıda, Nisan ayı sonrası aylara ait hizmetlerin ifa edilmediğinin tespit edildiği, iş programının gönderilmediği, Nisan ayından sonraki hakedişlerin ödenmesinin imkansız olduğu, ihale ilgili yasal gereğinin Hukuk Müşavirliğince yapılacağı hususu belirtilmiştir .
23 / 5534) Başvuran ve konuyla ilgili verdikleri ifadelerinde, yazmış oldukları yazı
hakkında ve ü makamlarına giderek bilgilendirdiklerini, Genel Müdürün hazırladıkları cevap yazısının bir örneğini alarak gerekeni yapacağını ve bu şekilde ödeme yapılamayacağını belirttiğini, gerek
’un gerekse ün yazıya sayı verildiğini bildiklerini ifade etmişlerdir .
35) Ancak, Genel Müdür Vekili ün imzasıyla Aydın Büyükşehir Belediyesi
Başkanlığına gönderilen 02/ 12/ 2015 tarihli ve sayılı yazıyla, yüklenici firmanın yazısına cevaben yazılan yazının Genel Müdürlük Makamının bilgisi dışında, Genel Müdür
Yardımcısının parafı ve Genel Müdürün imzası olmadan, kontrol teşkilatınca imzalanıp sayı verilmek suretiyle evrak çıkışının yapıldığından bahisle, kontrol teşkilatı görevlerinin ilgili personel tarafından mevzuata uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, bahsi geçen yazıyı hazırlayan kontrol teşkilatının imza yetkisini ve görevini kötüye kullanıp kullanılmadığı konusunda gerekli incelemenin yapılmasını ve hazırlanacak raporun bir suretinin gönderilmesini talep etmiş; Aydın Büyükşehir Belediyesi Yazı İşleri ve Kararlar Dairesi
Başkanlığının 04/ 12/ 2015 tarihli ve sayılı yazısıyla, konuyla ilgili olarak inceleme ve araştırma yapılması yapılmasını talep etmesi üzerine, Teftiş Kurulu Başkanı tarafından bir Disiplin Raporu hazırlanmıştır .
36) İncelemeci tarafından hazırlanan Disiplin raporunda, incelemenin 2 nci kısmını oluşturan
yazının tanzimi nedeniyle kontrol teşkilatının imza yetkilerini ve görevlerini kötüye kullanıp kullanılmadığı konusunda yapılan incelemede, bahsi geçen yazının Genel Müdür tarafından imzalanmamış olması nedeniyle Resmi Yazışmalarda Uygulanacak Esas ve Usuller
Hakkındaki Yönetmeliğin 4 üncü ve 11 inci maddelerine göre resmi belge sıfatı taşımadığından, bu hususta yapılacak bir işlem bulunmadığı sonucuna varılmıştır . Zira, bir memurun evrak sisteminde kendi göreviyle ilgili olarak bir yazı hazırlayarak amirlerinin imzasına sunmasının görevi kötüye kullanılması olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, bu şekilde hazırlanan bir yazının amirlerce imzalanmaması halinde hüküm kazanmayacağı da gayet açıktır .
37) İncelemenin ilk kısmını oluşturan kontrol teşkilatı görevlerinin ilgili personel tarafından
mevzuata uygun şekilde yapılıp yapılmadığı hususunda ise, incelemeci tarafından ilgililerin ifadelerine başvurulmuş; birlikte kontrol teşkilatını oluşturan başvuran ve tarafından yukarıda bahsi geçen tutanaklar ile genel görüş yazısında geçen hususlardan bahsedilmiştir .
38) ASKİ Genel Müdürlüğü bünyesindeki daire başkanlarının verdikleri ifadelerinde ise, gerek
Büyükşehir gerekse ASKİ birimlerinin çalışma odalarının yeterli gelmediği, her ne kadar sözleşmede yüklenici firmaya oda tahsis edileceği belirtilmemişse de yeterli oda bulunmaması nedeniyle her çalışma gününde gösterilen yerde hizmet alındığı, bu kapsamda firma yetkililerinin bir odaya bağımlı kalmadan idarecilerin odalarında idare tarafından gösterilen münferit yerlerde danışmanlık hizmeti verdiği, danışmanlık hizmetinin bir bilgi alış verişi olduğu, bu bilgi alışverişinin bazen koridorlarda dahi yapıldığı, ancak iş yoğunluğundan kayıt altına alınamadığı, kontrol teşkilatının bu görüşmelere zaman zaman tanık olsa da söz konusu bilgi alışverişlerinden haberdar olmamış olabileceği, hizmetin sadece bir gün olarak değil ilave olarak mail ve telefon yolu ile de verildiği, sorunun gerçekleştiği anda hızlıca çözümü için bilgi alınması gerektiğinden kontrol teşkilatına bilgi
24 / 55verilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca mesai saatleri dışında da danışmanların aranarak bilgi
alış verişinde bulunulduğu, danışmanlık hizmeti alındığı dönemde gerek ihale hazırlık aşamalarında gerekse ihale sonrasında karmaşık konularda birçok personelin danışmanlardan faydalandığı, çeşitli konulardaki hizmet işleri için hazırlanan teknik şartnamelerde yapılan hesaplama yanlışlarının düzeltilmesi konusunda ve ekibindeki kişilerden faydalanıldığı, bu kişilerin kendilerine faydalı yönlendirmelerde bulundukları ve yardımcı oldukları belirtilmiş; ancak ifade verenlerin hemen hemen hepsi firma yetkilileriyle yapılan görüşmeler hakkında kontrol teşkilatına yazılı veya sözlü olarak bilgi vermediklerini ve bilgi vermek zorunda olduklarını bilmediklerini ifade etmişlerdir .
39) ise, kontrol teşkilatının şartnamedeki görevlerini yerine getirmediklerini,
işle ilgili tüm bilgilendirmeleri yapmadıklarını ve hakediş dosyalarını tarafına sunmadıklarını, geçmiş aylara ilişkin tutanak tuttuklarını, ne amirleri olan kendisine ne de firmaya herhangi bir bilgilendirme yapmadıklarını, ancak 5018 sayılı Kanuna göre Harcama yetkilisi, ASKİ teşkilat Yönetmeliğine göre ise işin yürütümünden sorumlu olduğu için usulsüzlüğü öğrendiği andan itibaren hakediş dosyaları ile ilgili gerekli işlemleri başlattığını ifade etmiştir .
40) İncelemeci tarafından yapılan değerlendirmede de, ihale kapsamında yapılan işlerin bilgi alış
verişinde bulunulması, ihaleye çıkan birimlerdeki personele yardımcı olunması vb.
danışmanlık hizmetleri niteliğinde olduğu, alınan ifadelerden bir oda tahsis edilmese de, idare tarafından gösterilen yerlerde hizmet verildiğini, bu konuda hizmetlerin sunulduğuna ilişkin
Danışman Çalışma Kağıtlarının ve yüklenici firma tarafından hazırlanan iş akım çizelgelerinin bulunduğunu, hizmetlerin birebir masa başında veya odada verilmeyip sanal ortamda ve telefonda da verildiği, kontrol teşkilatının tüm hizmet alan kişileri bilmesine imkan bulunmadığını, yapılan hizmetin kontrol teşkilatınca bir odaya ve bir masaya bağlı kılınmaya çalışıldığını, kontrol teşkilatı üyelerinin kişisel anlaşmazlıkları yüzünden Daire
Başkanı ile işbirliği içerisinde çalışmadıkları için alınan hizmetten haberleri olmadığından hizmetin yapılmadığı kanaatine vardıkları, bu sebeple kontrol teşkilatı üyeleri hakkında 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinin A fıkrasının (h) bendi uyarınca uyarma cezası verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır .
41) Ancak, gerek ilgili mevzuat hükümleri gerekse sözleşme hükümleri incelendiğinde, ihale
kapsamındaki bütün iş ve işlemlerin kontrol teşkilatınca denetleneceğinin, yüklenici firmanın kontrol teşkilatınca istenen formata uygun olarak hazırlayacağı iş planı çerçevesinde hareket edeceğinin, yüklenicinin sunduğu hizmetleri kontrol teşkilatıyla birlikte kayıt ve tutanak altına alacağının, dolayısıyla işin yerine getirilip getirilmediği konusundaki denetimin kontrol teşkilatının görevi olduğu görülmektedir .
42) Ayrıca, Teknik Şartnamenin 4.1 nolu maddesi uyarınca, sözleşmede belirtilen işlerin
yapılabilmesi için, yüklenici firmanın idarece tahsis edilecek bir odada çalışmak üzere haftada 1 gün eleman bulunduracağı belirtilmektedir . Bu hüküm, hem kontrol teşkilatının denetimini yapabilmesi hem de diğer personelin acil olmayan danışmanlık ihtiyaçlarında danışman firmanın elamanlarına ulaşabilmeleri açısından önem arz etmektedir . Teknik
Şartnamenin 4.2. ve 4.3 nolu maddelerinde ise, yüklenici firmanın elemanlarının idarede olmadığı zamanlarda idare personeli tarafından soru sorulabilmesi ve acil durumlarda iletilecek soruların cevaplanabilmesi için sözleşmenin imzalanmasını takip eden 3 gün içerisinde idareye bildirilecek sürekli kullanıma açık bir elektronik postanın ve cep telefonu
25 / 55numarasının bildirileceği ifade edilmiştir . Bu madde uyarınca, idarenin acil durumlarda
danışmanlık hizmeti almasına imkan tanımakta, yüklenici firma tarafından sunulan hizmetlerden daha fazla faydalanmasını amaçlamaktadır . Söz konusu hükümler, 4.1 nolu maddedeki oda tahsisine ilişkin hükmü geçersiz hale getirmediği gibi, söz konusu hükmün alternatifi değil tamamlayıcısı konumundadır .
43) Bu açıdan, idare tarafından oda sıkıntısı bulunduğu ifade edilse de, kontrol teşkilatının
mevzuattan ve sözleşmeden kaynaklanan sorumluklarını yerine getirmek amacıyla, hizmetin ifasını görüp kontrol etmek amacıyla ortaya koydukları sözleşme şartlarının, kontrol teşkilatının hizmeti bir odaya bağlı kıldığı şeklinde yorumlanması doğru değildir . Nitekim, başvuranın ve 26/ 01/ 2016 tarihli ifadelerinde, 2015 yılının Nisan ayında yüklenici firma tarafından sunulan danışmanlık hizmetinin Daire Başkanı
’un odasında yerine getirildiğini müşahede ettiklerinin ve bunun üzerine Nisan ayına ait hakediş belgelerinin kontrol teşkilatınca tanzim edildiğinin ifade edildiği görülmektedir . Dolayısıyla, kontrol teşkilatınca istenenin hizmetin ifasına muttali olmak olduğu anlaşılmaktadır .
44) Ayrıca, inceleme kapsamında ifadesine başvurulan diğer Daire Başkanlarının ifadelerinde
danışmanlık hizmeti alındığını, ancak bu konuda kontrol teşkilatına bilgi vermek zorunda olduklarını bilmediklerini ifade etmektedirler . Mevzuatta veya sözleşme belgelerinde, idarenin yararlanıcı konumundaki personelinin alınan danışmanlık hizmetlerini kontrol teşkilatına bildirmek gibi bir yükümlülüğünün bulunduğuna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır . Ancak, sözleşme kapsamındaki işleri sözleşmedeki şartlara ve iş planına uygun olarak sunması gereken firmanın, hizmetleri yerine getirdiğine ilişkin her türlü kanıtlayıcı belgeyi kontrol teşkilatına sunması ve bu konuda kontrol teşkilatını bilgilendirmesi, akabinde sunulan bu hizmetlerin kontrol teşkilatı ve firma yüklenicisi arasında tutanağa bağlanması gerekmektedir . Özellikle ihaleler konusunda danışmanlık hizmeti vermek üzere kendisiyle sözleşme imzalanan ve bu kapsamda sözleşme hükümlerini ve ilgili mevzuat hükümlerini bilmesi gereken yüklenici firmanın, sunduğu hizmetleri kontrol teşkilatının gözetiminde gerçekleştirmesi, kontrol teşkilatının şahit olması mümkün olmayan nitelikteki hizmetleri konusunda kontrol teşkilatını bilgilendirmesi zorunludur . Bu sayede kontrol teşkilatının e-posta, telefon vb. yollarla verilen hizmetlere ilişkin olarak, idaredeki ilgili personel ile irtibata geçerek hizmet alınıp alınmadığını teyit etme fırsatı olacaktır .
45) Ancak, ne idaredeki personel ne de yüklenici firma tarafından, söz konusu hizmetlerin
sunulduğuna ilişkin e-posta yazışmaları, WhatsApp mesajlaşmaları vb. delilleri ortaya koyamadıkları gibi, incelemeci tarafından da bu konuda ayrıntılı bir araştırma yapılmamıştır .
Disiplin Raporu ekindeki belgelerde yer alan 3 adet e-posta yazışmasının ise, 2015 yılının
Aralık ayının son günlerine ait olduğu; ayrıca, bu tarihlerde kontrol teşkilatının başka yerlerde görevlendirildikleri ve fiilen görevlerinden uzaklaştırıldıkları görülmektedir . Bunun dışında, firma tarafından ihtilaf konusu olan aylara ilişkin hizmetlerin sunulduğuna dair herhangi bir kanıtlayıcı belge sunulmamıştır . İncelemeci de, verilen ifadeleri yeterli görmüş, kanıtlayıcı belgelerin azlığını ve sözleşme süresinin bitimine yakın çok kısa bir dönemine ait olduğunu dikkate almamış, yüklenici firma ile yazışma yapmak suretiyle ifadelerin doğruluğunu ortaya koyacak bilgi ve belgeleri temin etmemiş, ayrıca ihtilaf konusu aylara ilişkin kanıtlayıcı belgeleri araştırmamıştır .
46) Ayrıca, kontrol teşkilatınca hazırlanan yazı taslağında ve tutanaklarda firmanın vermiş olduğu
26 / 55faturada yazan telefon numaraları arandığında firmanın bu adresten taşındığı, aranılan yerin
başka bir firmaya ait olduğu ifade edilmektedir . Yüklenici firmanın kargo vasıtasıyla gönderdiği 14/ 09/ 2015 tarihli yazıda bir cep telefonu numarası bildirildiği görülse de, soruşturmanın açılmasına sebep olan ve kontrol teşkilatınca hazırlanan 15/ 10/ 2015 tarihli ve sayılı yazının bir ay öncesinde bildirildiği görülmektedir . Ancak, ihalenin başlangıcından söz konusu firma yazısının gönderilmesine kadar geçen 5 aylık dönemde firmanın bir telefon numarası sunup sunmadığı ve bu telefon numarasının hangisi olduğu, kontrol teşkilatınca veya yararlanıcı personelin firmanın vermiş olduğu telefon numarasından firmaya ulaşılıp ulaşılmadığı, hizmet aldığını iddia eden personelin firma yetkilileri ile irtibat için kullandığı telefon numarasının hangisi olduğu ve hangi aylarda bu şekilde hizmet aldığı, idareye ve kontrol teşkilatına bildirilen başkaca bir telefon numarası bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa bu telefon numarasının hangi yolla ve hangi tarihte bildirildiği ve bu numaranın hangi yolla kontrol teşkilatına ve ilgili personele iletildiği araştırılmamıştır .
47) Yüklenici firmadan hizmet aldığını ifade eden personelin ifadelerinden yola çıkılsa dahi, bu
hizmetin hangi aylarda alındığı araştırılmadığından, soruşturma açılmasına sebep olan yazının öncesindeki bahsi geçen 5 aylık dönemde firmadan telefon yoluyla hizmet alınıp alınmadığı, söz konusu hizmetin sadece soruşturma açılmasından ihalenin sonlandığı 2015 yılının Aralık ayının sonuna kadar mı alındığı anlaşılamamıştır . Zira, kontrol teşkilatının üyeleri olan ve Kontrol Şefi olarak görev yapan başvuran ile Kontrol Amiri soruşturmanın açılmasına sebep olan 15/ 10/ 2015 tarihli ve sayılı yazının ertesi günü ( 16/ 10/ 2016) tarihinde başka ilçelerde görevlendirilmiştir . Alınan ifadelerin incelenmesinden, ilgililerce alınan hizmetin ne zaman alındığının net olarak ifade edilmediği, ifadesi alınan kişilerin bir kısmının kontrol teşkilatının görevlerinden uzaklaştırıldığı tarihin sonrasında ilgili birimde göreve başladığı, ihtilaf konusu dönemde görev başında olan ilgililerin ifadelerinin alınmadığı görülmektedir .
48) Hal böyleyken, alınan hizmetlerin ihtilaf konusu dönemde mi alındığı konusunda gerekli
inceleme ve araştırma yapılmaksızın, hizmet alındığı konusunda idareciler ve personel tarafından bilgilendirilmeyen ve yüklenici firmanın da bilgilendirme yapmadığı kontrol teşkilatı üyeleri hakkında, incelemeci tarafından, görevin işbirliği içerisinde yapılmasına aykırı davranışlarda bulundukları gerekçesiyle uyarma cezası ile tecziye edilmeleri önerilmiştir . Kontrol teşkilatı tarafından hazırlanan tutanaklar, ihtarnameler, genel görüş yazısı ve resmi yazı taslağı ortadayken, bunların doğruluğu hakkında diğer personelden bilgi almaksızın ve firma yetkililerinin idarede bulunduğuna ilişkin kamera kayıtları, yazışmalar, iş planı vb. konularda yeterli incelemeyi yapmaksızın, ayrıca yüklenici firmadan bilgi alarak bunları diğer ifadelerle karşılaştırmaksızın, incelemeci tarafından böyle bir teklif getirilmesi hukuka ve hakkaniyete uygun değildir .
49) Diğer yandan, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 28 nci maddesi uyarınca, işe başlama
tarihinden itibaren, belirlenen süre içinde, üstlenilen işler için kontrol teşkilatının önereceği formda ve detaylarda ayrıntılı bir iş programı düzenleyeceği ve kontrol teşkilatının uygun görüşlerine sunacağı, kontrol teşkilatı tarafından ise gerekli düzeltmeleri yaptırttıktan sonra idarenin onayına sunacağı hükmü yer almaktadır . Ancak, firma tarafından bir iş planı hazırlanarak idareye veya kontrol teşkilatına sunulduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmuş bulunmamaktadır .
50) Firma tarafından kargo vasıtasıyla gönderilen 14/ 09/ 2015 tarihli yazının ekinde daha önce iş
27 / 55planı sunulduğu iddia edilse de, böyle bir belgenin bulunduğu konusunda kontrol teşkilatının
haberinin bulunmadığı, ayrıca iş planı bulunmadığı ve hizmetlerin ifasının görülmediği için kontrol teşkilatınca ihtarnameler ve tutanaklar düzenlendiği dikkate alındığında, kontrol teşkilatının yapılan hizmetlerin usulüne uygun yerine getirilip getirilmediğini denetleyebileceği en önemli belgelerden biri niteliğinde olan iş programının ortada olmaması konusunda herhangi bir inceleme yapılmadığı, bu hususun sadece kontrol teşkilatı üyelerinin ifadelerinde geçtiği, incelemecinin soruşturma aşamasında dahi firmadan veya idareden sunulduğu iddia edilen iş programını temin etmediği görülmektedir .
51) Ayrıca, kontrol teşkilatının iş programının hazırlatılması konusunda üzerine düşen görevi
yapmadığı iddia edilse de, kontrol teşkilatınca düzenlenen tutanaklar ile söz konusu soruşturmanın açılmasına neden olan 15/ 10/ 2015 tarihli ve sayılı yazının içeriğinin ve ekindeki yazılarda yer alan belgelerin incelenmesinden, kontrol teşkilatınca bu hususun kayıt altına alındığı görülmektedir . Hatta, firma tarafından kargo vasıtasıyla gönderilen yazıda ekte olduğu bildirilen ve yazı ekinde yer almadığı kontrol teşkilatı ile evrak kayıt görevlileri tarafından tutanakla altına alınan iş planının süresinden sunulmadığına ilişkin olarak hazırlanan söz konusu yazının soruşturma konusu yapılarak kontrol teşkilatının suçlandığı görülmektedir . Esasen, ihaleler konusunda idareye danışmanlık hizmeti veren yüklenici firmanın bütün ihalelerin en önemli unsuru olan ve ilgili mevzuatta ve sözleşme belgelerinde açıkça düzenlenen iş planı sunma görevini hiçbir hatırlatmaya ve uyarıya gerek aklmaksızın yerine getirmesi gerektiği de açıktır .
52) Bunun yanında, tarafından verilen ifadede, 5018 sayılı Kanuna göre
harcama yetkilisi, ASKİ teşkilat Yönetmeliğine göre ise işin yürütümünden sorumlu olduğu için usulsüzlüğü öğrendiği andan itibaren hakediş dosyaları ile ilgili gerekli işlemleri başlattığını belirtmektedir . Disiplin dosyasının kapsamından, hizmetlerin sunulduğuna ilişkin olarak, yüklenici firma temsilcisi ile arasında imzalanan Danışman
Çalışma Kağıtlarının ve iş akım çizelgelerinin bulunduğu görülmektedir . İncelemeci tarafından da bu formların imzalanmış olması, hizmetin sunulduğuna ilişkin yeterli delil olduğu kabul edilmiştir .
53) Ancak, yukarıda bahsi geçtiği üzere, ilgili mevzuat hükümleri ile sözleşme hükümleri uyarınca,
hizmetin sunulduğuna ilişkin her türlü tutanağın kontrol teşkilatı tarafından tutulması, ihtilaf olması halinde ise kontrol teşkilatının tuttuğu tutanakların esas alınması gerekmektedir .
Yapılan işlerin kontrolü için esas belge yukarıda bahsedildiği üzere iş planı olup, bahsi geçen çalışma kağıtları ve iş akım çizelgeleri hazırlansa dahi bu belgelerde kayıt altına alınan bilgiler iş planına ve kontrol teşkilatınca tutulan tutanaklara uygun olmalıdır . Bu açıdan, un sadece idare yetkilisi olarak kendisi ile yüklenici firma görevlisi tarafından tanzim edilerek imzalanan Danışman Çalışma Kağıtlarına dayanarak hakedişleri kontrol teşkilatının imzası olmadan ödemesi açıkça hukuka aykırıdır .
54) Ayrıca, disiplin raporundaki ifadesinde, tarafından aralarında husumet
bulunduğu ifade edilse de; idare ile kontrol teşkilatı arasında yaşanan ihtilafın, kontrol teşkilatının hakediş belgelerinin imzalanabilmesi işin yüklenici firma tarafından sunulan hizmetlerin gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi konusundaki girişimlerinden ve un sunulan hizmetlerin kontrol teşkilatı tarafından görülmesi gerekmediği konusundaki ısrarcı tutumundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır . Bunun dışında, taraflarca aralarında husumet bulunmasını gerektirecek bir olay yaşandığı konusunda herhangi bir
.
28 / 55bilgiye ulaşılamadığı gibi incelemeci tarafından da bu husus araştırılmamıştır .
55) Öte yandan, yandan kontrol teşkilatı görevlilerinin görevlerini mevzuata uygun olarak yürütüp
yürütmediğinin araştırıldığı söz konusu inceleme kapsamında, kontrol teşkilatı üyelerinin kendilerinin görevlerinden uzaklaştırıldıklarına yönelik iddiaları konusunda da herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmektedir .
56) Bununla birlikte, disiplin soruşturmasına başlatılmasına sebep olan ve ilgililerin amirlerinden
habersiz hazırladıkları iddia edilen resmi yazı taslağının üzerindeki tarih 15/ 10/ 2015 olmasına ve yazının sistem üzerinden aynı gün idarecilerin evrak sistemlerine düşmesine rağmen, dolayısıyla disiplin soruşturmasına konu olayın bu tarihte öğrenilmesine rağmen, bu konuda 02/ 12/ 2015 tarihli ve sayılı yazıyla disiplin soruşturması başlatıldığı görülmektedir .
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127 inci maddesi uyarınca, disiplin soruşturmasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren, uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğramaktadır . Buna rağmen incelemeci tarafından hazırlanan raporda da bu hususa değinilmemiştir .
57) Hazırlanan Disiplin Raporu, Teftiş Kurulu Başkanlığınca Başkanlık Makamına sunulmuş,
Başkan vekili tarafında olur verilen raporun bir örneği Teftiş Kurulu Başkanlığının 15/ 11/ 2016 tarihli ve sayılı yazısıyla ASKİ Genel Müdürlüğüne gönderilmiş, Genel
Müdür tarafından imzalanan 10/ 01/ 2017 tarihli ve sayılı yazıyla ilgililerin savunmalarının alınarak gerekli disiplin işlemlerinin yapılması istenmiştir . Ancak, Kurumumuzca başvuran hakkında yürütülen disiplin soruşturmalarına ilişkin bilgi ve belgeler talep edilmesi üzerine, idare tarafından sadece bahsi geçen soruşturmaya ilişkin bilgiler gönderilmiştir . Bu belgeler içinde de, başvurandan savunma istendiğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmamaktadır . Nitekim başvuran da bu konudaki bir savunma istem yazısından haberdar değildir . Bu sebeple, disiplin soruşturması sürecinin bu aşamada sonlandırıldığı anlaşılmaktadır . Ancak, başvuranın başka ilçede görevlendirilerek görevinden uzaklaştırılmasından itibaren bir yılı aşkın süre devam eden bu disiplin soruşturması sürecinin, başvuran üzerinde psikolojik olarak baskı oluşturan bir süreç olduğu müşahede edilmektedir .
58) Öte yandan, başvuran, yüklenici firma tarafından sunulan hizmetlerin gerçekleştiğini tespit
edemediklerinden hakediş belgelerini imzalayamayacakları konusunda Daire Başkanı
’a defalarca sözlü olarak bildirdiklerini, bu konuda diğer personellerle birlikte tutanaklar hazırladıklarını, buna karşılık Daire Başkanının gerekli yasal işlemleri yaptırmadığı gibi hizmetin ifasının gerçekleştiğini iddia ederek danışmanlık şirketinden gelen kişileri kontrol teşkilatının görmek zorunda olmadıklarını söylediğini, Daire Başkanı un kendisine belgeleri imzalaması konusunda baskı yaptığını, ayrıca eşinin hangi birimde çalıştığını sorarak, belgeleri imzalaması konusunda e-posta yoluyla talimat vererek, görevini yapmadığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılacağını söyleyerek, gerek şahsına gerekse birim personelleri aracılığı ile hakediş belgelerini imzalamadığı takdirde Buharkent’e sürgün etmekle sözlü olarak tehdit ederek baskı yaptığını, 19 Ağustos 2015 tarihinde kullanmakta olduğu masayı terk ettirerek cam kenarında koridora bakan boş bir masaya oturttuğunu ve bilgisayarını elinden alarak başkasına tahsis ettiğini, yaklaşık 2 ay boyunca görev verilmediğini, son olarak bu nedenle sürgün edildiğini iddia etmektedir .
29 / 5559) Konuyla ilgili olarak Kurumumuzca ifadesine başvurulan iki şahit de, bu hususları teyit
etmiştir . Ayrıca, bu kişiler, Daire Başkanı başvurana üçüncü şahıslar yanında hakaretamiz cümleler kurduğunu, başvuran ile konuşmayarak ve başvurana iş vermeyerek tecrit ettiğini, göreviyle ilgisi olmayan angarya işler verdiğini, başvuranın Satın
Alma Şube Müdürü kadrosunda bulunmasına ve Kontrol Teşkilatı Amiri olarak görev yapmasına rağmen normalde taşeron firma elemanlarına verilen bir görev olan alımı yapılan akaryakıta ait fişlerin tek tek kontrolünü yaptırdığını, ayrıca normalde odacılara verilen bir görev olan ihale dosyalarının fotokopisini çektirdiğini, bu sebeple başvuranın yaklaşık 30 gün fotokopi çektiğini, kendisi tek yaşadığı için mesai bitiminde hemen eve gitmeyerek saatlerce işyerinde kaldığını ve başvuranın da kendisi çıkmadan işyerinden ayrılmasına izin vermediğini ifade etmişlerdir .
60) Diğer taraftan, henüz ihale süreci sonlanmadan Genel Müdür Vekili
imzalı, 16/ 10/ 2015 tarihli ve sayılı yazıyla, hizmet gereği olarak Abone İşleri Dairesi
Başkanlığı bünyesinde Buharkent ASKİ Şubesinde görev yapmasının uygun görüldüğü ifade edilerek başvuranın görev yeri değiştirilmiş; bunun üzerine, başvuran kadrosunun bulunduğu
Destek Hizmetleri Daire Başkanlığından 19/ 10/ 2015 tarihinde ayrılışını yaparak 20/ 10/ 2016 tarihinde Buharkent ASKİ Şubesindeki görevine başlamıştır .
61) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda memurların geçici olarak kurum içinde başka bir
yerde görevlendirilmeleri hususunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir . Bununla birlikte, asli görevleri ile ilgili olarak, memurların kurum içinde geçici olarak görevlendirilmelerini engelleyen bir düzenleme de bulunmamaktadır .
62) Diğer yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 11 inci maddesine göre devlet
memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumlu bulunmaktadır . Ayrıca, Kanunun 45 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan hiçbir memurun sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamayacağı hükmü ile devlet memurlarının kamu hizmetlerindeki belirli kadrolarda, sınıfına ve sınıfı içindeki derecesine uygun görevlerde çalıştırılması zorunlu kılınmış ve böylece keyfi görevlendirmelerin önlenmesi amaçlanmıştır .
63) Kurum içi geçici görevlendirme müessesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesinde söz
konusu madde hükümleri esas alınmakla birlikte bu hükümlerin somut olaylara uygulanma biçimlerinin belirlenmesi açısından yargı kararları büyük önem taşımaktadır . Bahsi geçen hükümlerde yer verilen hususların dışında yerleşik içtihat haline gelen idari yargı kararlarıyla kamu personel rejimimizin esasları göz önünde tutularak kurum içi geçici görevlendirmeye ilişkin şartlar, açık ve net bir şekilde ortaya konulmuştur .
64) İdari yargı içtihatlarında, kamu hizmetinin yürütülmesinde memurun kendi kadro görevinde
ve kadrosunun bulunduğu birimde çalışması temel ilke olarak kabul edilmiş olmakla birlikte;
Devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine getiren kamu görevlilerinin, gerekli koşulların varlığı halinde , yetkili idari makamlarca, kamu hizmetinin iyi işlemesi ve idarenin fonksiyonlarını rasyonel ve verimli olarak yerine getirebilmesi amacıyla, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve devamlılığı bakımından gerekli olan durumlarda istisnai olarak başvurulabilecek bir müessese olarak , kadroları üzerinde kalmak üzere belli bir süre ile
30 / 55bulundukları yerden başka bir yerde geçici olarak görevlendirilebileceği kabul edilmektedir .
65) Bu çerçevede, idare, mevzuatla belirlenmiş olan görev alanları içinde yer alan “geçici”
nitelikteki bir hizmeti ya da değişen ve gelişen sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sonucu olarak ortaya çıkan, henüz örgütsel altyapısı oluşturulmamış ve bir kadro ile ilgilendirilmemiş olan “yeni bir kamu hizmetini” yürütmek amacıyla; durumu uygun olan kamu görevlilerinin, kadroları ile hukuki bağların sürdürülmesi, yapılan işin kamu görevlisinin bulunduğu kadro görevine uygun ve asli görevi ile ilgili olma sı , süresinin ve yapılacak işin belli olması, sürekli bir işin geçici görevle sürdürme niteliğinde bulunmaması, kamu görevlisini görevinden fiilen uzaklaştırmak veya onu cezalandırmak gibi hizmet gereklerine ters düşen bir sonucun amaçlanmaması koşuluyla, hizmetlerine duyulan ihtiyaç net bir şekilde ortaya konulması suretiyle, atamaya yetkili amir tarafından kurum içinde başka bir yerde geçici olarak görevlendirilme konusunda takdir yetkisine sahip bulunmaktadırlar .
66) Geçici görevlendirme konusunda takdir yetkisine sahip olan idarenin, kamu hizmetlerinin
yürütülmesi ve devamlılığı bakımından hangi koşulların geçici görevlendirmeyi gerekli kıldığını saptama, geçici olarak görevlendirilecek personeli seçme konusunda ve diğer hususlarda da takdir yetkisine sahip olduğu kuşkusuzdur . Ancak, idarenin takdir yetkisine sahip olması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmemektedir . İdareye yasalarla tanınan takdir yetkisi mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır .
İdare, takdir yetkisini kullanırken kendisine verilen yetkinin amacı doğrultusunda hareket etmeli, nesnellik ve tarafsızlık içinde davranmalı, eşitlik kuralını gözetmeli, orantılılık ilkesine uymalı, kanunlar özel koşullar öngörmüşse bunlara uymalı; bu yetkiyi kamu yararı ve hizmetin gereklerine uygun bir şekilde objektif, makul ve geçerli neden ve gerekçelere dayalı olarak kullanmalıdır .
67) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 11/ 05/ 1980 tarihinde kabul edilen İdari Takdir
Yetkisinin Kullanılmasına İlişkin R( 80) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek Takdir Yetkisinin
Kullanılmasında Uygulanacak Temel İlkeler bölümünde, “Takdir yetkisini kullanan bir idari makam; ( 1) Yetkinin veriliş amacından başka amaç güdemez . ( 2) Yalnızca olaya ilişkin öğeleri hesaba katarak nesnelliğe ve tarafsızlığa uyar . ( 3) Hakkaniyete uymayan ayırımcılığı önleyerek yasa önünde eşitlik ilkesini gözetir . ( 4) İşlemin amacıyla, kişilerin hakları, özgürlükleri veya menfaatleri üzerindeki olumsuz etkileri arasında uygun bir denge sağlar .” ifadelerine yer verilmiştir .
68) İdarenin işlem tesis ederken hukuka bağlı olması ve hukuk kuralları içinde hareket etmesi
hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir . İdari işlemin belli ve geçerli bir sebebe dayanması gerektiği açık bir kuraldır . İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleme veya işlem yapan idareyi uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar . İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konusunda ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları ve idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu açısından da büyük öneme sahiptir .
69) Somut olayımızda, başvuranın görevlendirme yazısında, bu işlemin hizmet gereği olarak
yapıldığı belirtilse de, görevlendirme işleminin gerekçesi ve başvuranın hizmetine duyulan
31 / 55ihtiyaç net bir şekilde ortaya konulmamış, başvuranın görev ve yetkileri açık bir şekilde
tanımlanmamış; başvuranın kurumsal yapılanma açısından Şeflik düzeyinde olan görevlendirildiği birimde Satın Alma Şube Müdürü olarak hangi işleri yürütmek üzere ve ne kadar süreyle görevlendirildiğine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği gibi, başvuranın dilekçeler vasıtasıyla bu konuda bilgi istemesine ve görevlendirme nedeniyle yaşadığı sıkıntılarını dile getirmesine rağmen başvurana herhangi bir açıklama yapılmamıştır . Ayrıca, Şube Şefliğinin idaresinden sorumlu olan personele de bu konuda açıklayıcı bilgi verilmediği görülmektedir .
70) Bunun yanında, başvuranın görevlendirme işlemi esnasında süre belirtilmemiş ve başvuran 2
yılı aşkın bir süre boyunca geçici olarak Buharkent ASKİ Şube Şefliğinde görev yapmıştır .
Geçici görevlendirmenin belli süreyle ve belli bir hizmetin geçici olarak yürütülmesi amacına yönelik olması gerekirken, başvuranın geçici görevlendirmesinin uygulamada açısından sürekli bir nitelik kazandığı ve geçici görevlendirme ile hedeflenen amacın dışına çıkıldığı görülmektedir .
71) Kurumumuz tarafından konuyla ilgili bilgi ve belge istenmesi üzerine, idare tarafından
başvuranın görevlendirildiği tarihte Genel Müdürlüğün faaliyetlerine yeni başlamış olması, personel sayısının azlığı, Buharkent ilçesinin konumu itibariyle aynı ilçede ve yakın ilçe ve mahallelerde yaşayan vatandaşların ihtiyaçları doğrultusunda il merkezine gelmeden yerinde hizmet alabilmesi ve faaliyetlerin aksamaması amacıyla yetkin bir sorumluya ihtiyaç duyulması nedenleriyle Buharkent Şube Şefliğinde görevlendirildiği, başvuranın görevlendirilmesi öncesinde Buharkent ASKİ Şube Şefliğinde Şube Sorumlusu olarak
Veznedar kadrosunda olan ın görevli olduğu, başvuranın görevlendirilmesi ile “Şef ’ kadrosundan daha üst kadroda yer alan bir personelin bu birimde geçici de olsa görevlendirilmesi halinde İlçe Şefliğinde sorumlu personelin en üst görevde bulunan kişi olacağını şeklinde açıklama yapılmıştır .
72) Buharkent ilçesi başvuranın kadrosunun bulunduğu Aydın ilinin merkezine en uzak ve en
küçük ilçesi olup, Buharkent Şube Şefliğinin de diğer ilçelerdeki şeflikler gibi ilçede ve yakın ilçe ve mahallelerde yaşayan vatandaşların ihtiyaçları doğrultusunda il merkezine gelmeden yerinde hizmet alabilmesi için faaliyette bulunduğu açıktır . Bu açıdan, Buharkent ilçesinin diğer ilçelerden farkı bulunmamaktadır . Diğer ilçelerdeki şefliklerde Şube Müdürü kadrosuna sahip olan bir personel görevlendirilmezken, Şube Müdürü kadrosunda olan başvuranın yetkin bir kişiye ihtiyaç duyulduğu gerekçesiyle Aydın ilinin diğer ilçelerinin yerine en küçük ilçesi olan Buharkent’te görevlendirilmesindeki ihtiyacın hangi nedenden kaynaklandığı konusunda da idarece ikna edici bir açıklama yapılamamıştır .
73) Diğer yandan, idare tarafından söz konusu birimde en üst görevde bulunduğu ifade edilmesine
rağmen, başvuran adına evrak sisteminde gerekli yazışmaları yapabileceği bir kullanıcı hesabının tanımlanmadığı, Buharkent Şube Şefliği ile idare arasında yapılan tüm yazışmaların diğer personele ait kullanıcı hesapları üzerinden gerçekleştirildiği görülmektedir . Ayrıca, Buharkent Şube Şefliğinin görev tanımı incelendiğinde, başvuranın kadrosuna uygun tanımlı bir görevin bulunmadığı görülmektedir . Nitekim, görevlendirildiği 2 yılı aşkın süre boyunca, 15/ 06/ 2016 tarihli ve tarihli yazısıyla başvurandan şubede bulunan tahsilat, tahakkuk ve abone servisinde tespit ettiği sorunları bir rapor halinde Başkanlık Makamına sunmasının istenmesi dışında, idare tarafından başvurana tevdi edilen herhangi görev bulunmadığı tespit edilmiştir . Bu durum, idarenin, başvuranın
32 / 55birimden sorumlu personel olduğu ve bu birimde yetkin bir sorumluya ihtiyaç duyulduğu
yönündeki açıklamalarıyla çelişmektedir .
74) Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili hükümleri birlikte
değerlendirildiğinde, memurun kendi kadro görevinde ve kadrosunun bulunduğu birimde çalışması temel ilke olarak kabul edilmekte ve Kanunun 45 inci maddesinin birinci fıkrasıyla da memurun sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılması yasaklanmaktadır . Devlet Personel Başkanlığınca verilen görüşlerde de görevlendirmenin memurun asli görevi ile ilgili olması ve hizmetin yerine getirilebilmesi anlayışı çerçevesinde tesis edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır .
75) Görevlendirmenin yapıldığı tarihte başvuranın kadrosu Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı
bünyesinde yer alan Satın Alma Şube Müdürlüğü olup, başvuran o tarihte Aydın ASKİ bünyesinde dolu bulunan 1 inci dereceli 4 adet Şube Müdüründen biri konumundadır .
Kurumuzca bilgi ve belge istenmesi üzerine, idare tarafından başvuranın kadrosunun Şube
Müdürü olmasına rağmen iş ve işlemlerinin takip ve kontrolünü sağlamak amacıyla bu tür geçici görevlendirmelerin yapılmasına yasal olarak herhangi bir engel bulunmadığı şeklinde bir cevap verilmiş olsa da, gerek idarenin teşkilat yapılanması, gerekse Buharkent Şube
Şefliğinin görev tanımı dikkate alındığında başvuranın görevlendirildiği 3 üncü dereceli
Buharkent Şube Şefliğinin kadrosunun bulunduğu derecenin altında bir görev olduğu, idarenin bu görevlendirmeyle Kanunun söz konusu hükümlerine aykırı hareket ettiği açıktır .
76) Ayrıca, başvuranın görevlendirmenin yapıldığı tarihte kadrosunun bulunduğu Satın Alma Şube
Müdürlüğü görevi, teknik bir alanda faaliyet göstermeleri ve satın alma işlemlerinin yoğunluğu nedeniyle, Büyükşehir Belediyelerin bağlı kuruluşlarından olan Su ve
Kanalizasyon İdarelerinin en önemli görevlerinden biridir . Başvuranın böylesine önemli bir kadro pozisyonuna sahip olmasına rağmen, hangi hizmet gerekleri ve ihtiyacı çerçevesinde başka bir Daire Başkanlığının altındaki daha alt düzeydeki bir biriminde görevlendirildiği anlaşılamamakla birlikte, başvuranın görevlendirildiği tarih olan 16/ 10/ 2015 tarihinden itibaren Buharkent Şubesinde Şube Müdürü olarak atandığı 26/ 12/ 2017 tarihine kadar, 2 yılı aşkın bir süre boyunca Satın Alma Şube Müdürlüğü görevinden uzak tutulmasının da kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olmadığı değerlendirilmektedir .
77) Diğer yandan, söz konusu görevlendirmenin başvuranın yukarıda bahsi geçen ihalede kontrol
amiri olarak görev yaptığı dönemde ve henüz ihale sona ermeden yapıldığı görülmektedir .
İlgili mevzuat hükümleri ve sözleşme şartları uyarınca ihalenin kontrol teşkilatı olmadan tamamlanmasının mümkün olmadığı, sözleşme kapsamında kontrol teşkilatının yedeğinin belirlenmediği, başvuranın görevlendirmesi sonrasında yeni bir kontrol amiri görevlendirilmediği göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın Buharkent Şube Şefliğinde görevlendirilmesinin, ihalenin yürütülmesine ilişkin mevzuat ve sözleşme hükümleri açısından da hizmet gereklerine ve hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır .
78) Danıştay ve idare mahkemelerinin yerleşik içtihadında geçici görevlendirme, naklen atama
gibi işlemlerin, hizmetin gerekleri ve kamu yaran gözetilmeden sırf memuru cezalandırma ya da görevinden fiilen uzaklaştırma amacıyla tesis edilemeyeceği, aksi durumun idarenin sorumluluğunu gerektireceği kabul edilmektedir (Danıştay idari Dava Daireleri Kurulunun 01/ 06/ 2015 tarihli ve E :2013 / 2413, K:2015 / 2181 sayılı kararı) .
33 / 5579) Yukarıda ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere, başvuranın, 4735 sayılı Kanunu’nun 25 inci
maddesinin (f) bendinde yer alan “ Mücbir sebepler dışında, ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak taahhüdünü yerine getirmemek” hükmünü, 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunun 236 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan edimin ifasına fesat karıştırma halleri arasında sayılan “ Hizmet niteliğindeki edimin, ihale kararında veya sözleşmede belirtilen şartlara göre verilmemesine veya eksik verilmesine rağmen verilmiş gibi kabul edilmesi ’ hükmünü, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 nci maddesinde kamu zararının oluştuğu haller arasında sayılan “ Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması” hükmünü, ayrıca diğer ilgili mevzuatta ve ihale sözleşmesinde kontrol teşkilatına verilen görevleri dikkate alarak hukuka uygun hareket etmeye gayret ettiği; idarenin ise kontrol teşkilatının görevlerini mevzuatı ve ihale sözleşmesi hükümlerini göz ardı ederek yapmaya yönlendirmeye çalıştığı ve nihayetinde başvuranın amiri olduğu kontrol teşkilatında yer alan personeli başka ilçelerde görevlendirdiği; dolayısıyla, başvuran hakkında tesis edilen görevlendirme işleminin, başvuranın fiilen görevinden uzaklaştırılması ve cezalandırma amacıyla tesis edildiği anlaşılmaktadır .
80) Konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan
21/ 11/ 2016 tarihli ve sayılı kararında yer alan, kontrol teşkilatında görevli personelin gerek firma gerekse idare ile anlaşmazlığa düştüğü, danışmanlık işinin gerçekleşmemesi nedeniyle ödeme yapılmasına mani olan işin kontrolörlerinin başka ilçelere görevlendirildiği, söz konusu personele Aydın Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanı aracılığıyla işten atamak amacıyla disiplin soruşturması başlatıldığı yönündeki tespitleri de bu durumu teyit etmektedir .
81) Medeni Kanunun idare hukuku alanında da uygulama imkanı olan “Dürüst davranma” başlıklı
2 nci maddesinde; herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük
kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı kuralı bulunmaktadır . Geçici görevlendirme işleminin hizmet gerekleri ve kamu yararı amacının dışına çıkılarak, kişisel sebeplerle kötüye kullanılmasına hukuken imkan bulunmadığından; bu tür uygulamalar, iyi niyet kuralına aykırılık teşkil edeceği gibi, İdare Hukuku öğretisinde “yetki saptırması” olarak tanımlanan ve idari işlemin maksat unsuru yönünden hukuka aykırılığı sonucunu doğuracağından işlemin iptaline sebep teşkil edeceği açıktır .
82) Dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgelerden, başvuruya konu geçici görevlendirme
işleminin istisnai olarak tesis edilmediği, görevlendirmenin süresinin ve yürütülmesi istenen görevin belirtilmediği, hukuken kabul edilebilir geçerli bir nedeninin ve gerekçesinin bulunmadığı, memurun sınıfının ve derecesinin altında çalıştırılması yasağına aykırı olduğu, hizmet gereklerine ve kamu yararına uygun olarak tesis edilmediği, başvuranın cezalandırılması ve fiilen görevinden uzaklaştırılması amacını güttüğü, dolayısıyla idari yargı mercilerince geçici görevlendirme için aranan şartların somut olayda bulunmadığı sonucuna varılmıştır . Bu yönüyle yerleşik içtihatların ihlali niteliğindeki şikayete konu kurum içi geçici görevlendirme işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır .
83) Anayasamızın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasında, usulüne göre yürürlüğe konulmuş
milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğu, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma
34 / 55hükümlerinin esas alınacağı kurala bağlanmıştır . Bu düzenlemeyle uluslararası insan hakları
hukukunun kaynaklarını oluşturan sözleşmelerden taraf olduklarımızı, denetim organlarının kararlarını da kapsayacak biçimde ulusal düzenlemelere üstün tutarak ve iç hukuka aktarılmış olması koşulunu aramaksızın, kendiliğinden ve doğrudan uygulama yükümlülüğü getirilmiştir .
84) 27/ 05/ 1945 tarihli ve 7217 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları
Evrensel Beyannamesinin 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adaletli ve elverişli koşullarda çalışma hakkına sahip olduğu ; 11/ 08/ 2003 tarihli ve 25196 sayılı Resmi
Gazetede yayınlanan Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin
Uluslararası Sözleşmenin 6 ncı maddesinde taraf devletlerin herkesin adil ve elverişli çalışma koşullarından yararlanmak hakkı nı kabul ettiği; 09/ 04/ 2007 tarihli ve 26488 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan (Gözden Geçirilmiş) Avrupa Sosyal Şartının birinci bölümünün 26 ıncı maddesinde tüm çalışanların onurlu çalışma hakkına sahip olduğu ; 21/ 09/ 1967 tarihi ve
12705 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 111 sayılı
Ayrımcılık Sözleşmesinin 2 nci maddesinde üye devletlerin edinilen iş veya meslekte tabi olunacak muamelede eşitliği geliştirme yi hedefleyeceği düzenlenmiştir .
85) Ayrıca, 13/ 01/ 2004 tarihli ve 23545 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Uluslararası Çalışma
Örgütü’nün 155 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşmesinin 3 üncü maddesinde “Ekonomik faaliyet kolları” teriminin, kamu hizmetleri dahil olmak üzere, işçi çalıştırılan bütün kolları kapsadığı, “İşçiler” teriminin kamu çalışanları dahil olmak üzere istihdam edilen bütün kişileri kapsadığı, “İşyeri” teriminin, işçilerin işleri nedeniyle gitmeleri veya bulunmaları gereken ve işverenin doğrudan veya dolaylı kontrolü altında bulunan bütün yerleri kapsadığı, “Sağlık” teriminin, işle bağlantısı açısından, sadece hastalık veya sakatlığın bulunmaması halini değil, aynı zamanda, çalışma sırasındaki sağlığı etkileyen fiziksel ve zihinsel unsurları da kapsadığı ; 5 inci maddesinde, üye devletlerin, işin maddi unsurları ile işi yapan veya nezaret eden kişiler arasındaki ilişkiler ve makine teçhizat, çalışma süresi, işin düzenlenmesi ve iş usullerinin işçilerin fiziksel ve zihinsel kapasitelerine uyarlanmasını dikkate alacağı kurala bağlanmıştır .
86) İş ilişkisinden kaynaklanan ve işin yerine getirilmesinde tabi olunan hak ve borçların tümü
“çalışma koşulları” olarak değerlendirilmektedir . Yukarıda bahsi geçen uluslararası sözleşme hükümlerinden de görüleceği üzere, çalışanın işini huzur içerisinde görmesi, adil ve elverişli çalışma koşullarda çalışma, çalışanların tümü için en temel insan haklarından biri olarak sayılmaktadır . Kamu hizmetlerinde istenilen verimliliğin sağlanabilmesi açısından çalışma ortamı koşullarının önemi oldukça büyüktür . Bu nedenle çalışma ortamı koşullarının fiziksel ve psikolojik açıdan çalışanlara rahatsızlık vermeyen, sıkıntıya yol açmayan, sorunlardan arındırılmış bulunması ve çalışanların yeterli ve güvenli çalışma ortamına sahip olabilmesi için her türlü önlemin alınmış olması gerekmektedir . Bu çerçevede, idarenin personelin talepte bulunulmasını beklemeden uygun çalışma ortamını temin etmesi görevi ve yükümlülüğü bulunmaktadır .
87) Somut olayımızda, başvuranın kadrosu Şube Müdürü olmasına rağmen Şeflik düzeyinde bir
biriminde görevlendirilmesinin yanında, görevlendirildiği birimin gerek fiziki açıdan gerekse işlem hacmi açısından küçük bir birim olması ve buradaki personelin rutin görevlerinin bulunması, ayrıca başvuranın yerine getirmesi için gerek başvurana gerekse birimin işlerinden sorumlu olan Şube Şefine başvuranın hangi iş ve işlemleri yerine getireceği
.
35 / 55konusunda herhangi bir talimat verilmemesi ve bilgilendirme yapılmaması, birimin görev
tanımı çerçevesinde başvuranın kadro unvanına uygun görevlerin bulunmaması nedeniyle, başvurana herhangi bir masa ve bilgisayar tahsis edilmemiş , başvuran 2 yıl boyunca vatandaşların kullandığı banklarda mesaisini tamamlamak zorunda kalmıştır .
88) Başvuranın Buharkent Şube Sorumlusu olarak görevlendirilmesi sonrasında, 29/ 11/ 2017
tarihinde, başvuran bir oda ve bilgisayar tahsis edilmiş olsa da, başvuran tarafından kendisine birimin üst katında tahsis edilen odanın daha önceden depo olarak kullanıldığı, ısıtma sisteminin olmadığı, kışın soğuk yazın sıcak olduğu, masasının tam karşısına kamera konulduğu iddia edilmektedir . Başvurana oda tahsis edilmesi öncesindeki ve sonrasındaki çalışma ortamı, gerek başvuran gerekse idare tarafından Kurumumuza gönderilen, ilgili dönemlere ilişkin büro ve odaya ait görüntülerden ve şahit anlatımlarından teyit edilebilmektedir .
89) Bunun yanında, başvuranın kontrol şefi olarak görev yapmakta olduğu tarihlerde, Bilgi İşlem
Başkanlığına verilen bir talimat üzerine, başvuranın kontrol amiri olarak görev yaptığı kontrol teşkilatı personelinin sisteme giriş yetkileri kaldırılmış , bu durum 16/ 10/ 2015 tarihinde 4 personelin imzasıyla tutanak altına alınmıştır . Kurumuzun bilgi belge talebi üzerine, başvuranın sistem kullanıcı yetkilerinin ne zaman verildiğine ve zaman kaldırıldığına dair belgelerin sunulmasından imtina edilmesine rağmen, idarenin cevap tarihi olan 27/ 11/ 2017 tarihi itibariyle başvurana ait bir kullanıcı hesabının bulunmadığı, ancak bahsi geçen ihalenin başladığı tarihlerde ( 2015 yılının Mart ayında) sistemde başvurana ait bir kaydın bulunduğu ifade edilmiştir . Buna göre başvuranın Buharkent Şube Şefliğine görevlendirilmesinden sonra da kendisine herhangi bir kullanıcı hesabı oluşturulmadığı anlaşılmaktadır . Bu sebeple, başvuran, 16/ 10/ 2015 tarihinden 29/ 11/ 2017 tarihine kadar dilekçelerini ve diğer yazışmalarını, posta yoluyla veya dilekçelerini tarattıktan sonra diğer personelin hesapları üzerinden yüklemek suretiyle idareye göndermek durumunda kalmıştır .
Nitekim, başvurana ait bir kullanıcı hesabı bulunmaması nedeniyle, idare de başvuranın dilekçelerine verdiği cevaplarını posta yoluyla çalıştığı birime göndermiştir .
90) Günümüzde idareler verimlilik ve kırtasiyeciliği azaltmak amacıyla elektronik evrak yönetim
sistemleri kullanmaktadır . Şikayete konu idare de böyle bir evrak kayıt sistemi bulunmaktadır . Ancak, idare, başvuranı görevlendirdiği birimde en yetkili kişi olarak görmesine rağmen, kendisine bilgisayar ve kullanıcı hesabı tahsis etmemiş, yazışmalarını posta yoluyla gerçekleştirmiştir . İdare tarafından, 2 yılı aşkın bir süre boyunca, başvurana masa ve bilgisayar tahsis edilmezken ve kullanıcı hesabı tanımlanmazken, Kurumumuzun konuyla ilgili bilgi ve belge talebinin hemen sonrasında bu yönde bir işlem tesis etmesi de, idarenin iyi niyeti konusunda şüphe uyandırmaktadır .
91) Ayrıca, başvuranın kadrosunun Aydın İl merkezinde bulunmasına rağmen idare ile yaşadığı
anlaşmazlık sonrasında ikametgahından 90 km uzaklıkta bir birimde görevlendirildiğinin, kendisine kullanıcı hesabının tanımlanmadığının ve diğer konularda yaşadığı sıkıntıların, birimde çalışan diğer personel tarafından da bilindiği anlaşılmaktadır . Bütün bunlar, şube müdürü kadrosunda bulunan başvuranın diğer personelin nezdinde itibarının ve onurunun zedelenmesine yol açmış olması nedeniyle, idarenin Anayasamızdan ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan personele adil, elverişli ve onurlu bir çalışma ortamı hazırlama ve çalışma barışının sağlanma konusundaki yükümlülüklerine de aykırıdır .
36 / 5592) Bunun yanında, başvuran kendisinin zaman zaman Buharkent Şube Şefliğindeki personele
yazışmalar konusunda yardımcı olduğunu, bunun dışında 2 yıl boyunca sadece parmak okutma işlemi yaparak mesaisini geçirmek durumunda kaldığını ifade etmektedir . Bu açıdan, idarenin Şube Müdürü kadrosunda bulunan başvuranın hizmetinden istifade etmemesine rağmen başvurana ücret ödemiş olması nedeniyle, kamu zararına sebebiyet verildiği değerlendirilmektedir .
93) Öte yandan, başvuranın Buharkent ASKİ Şube Şefliğinde görevlendirilmesinin akabinde,
Genel Müdür Vekili imzalı, 04/ 11/ 2015 tarihli ve sayılı yazıyla, parmak okuma cihazlarından alınan giriş çıkış dökümlerine göre, mesai saatlerine gereken hassasiyeti göstermediğinin ve 03/ 11/ 2015 tarihinde mesaiye geç geldiğinin tespit edildiği ifade edilerek, 7 gün içerisinde yazılı savunmasını vermesi istenmiştir . Bunun üzerine, başvuran tarafından 05/ 11/ 2015 tarihli savunmasında 03/ 11/ 2015 tarihinde 07:52 ’de şubeye giriş yaptığını, 3 kez parmak okutma işlemi yapmasına rağmen cihazın hata mesajı verdiği, 4 üncü kez yaptığı parmak okutma işlemin 07:54 ’de gerçekleştiği, kendisinden sonra Güvenlik
Görevlisi ile ’ın parmak okutma işlemi yapıldığı, söz konusu durumun bu personellerin yanında gerçekleştiği ve durumun kamera kayıtlarından tespit edilebileceği, ayrıca aynı gün saat 11:00 civarında İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire
Başkanlığından tarafından arandığını, kendisine yaşadığı durumu izah ettiğini ifade etmiştir . Ayrıca, başvuranın mesai girişinde yaşadığı durumun, bahsi geçen ve duruma şahit olan personel ile birlikte 03/ 11/ 2015 tarihinde tutanak ile kayıt altına alındığı görülmektedir .
94) Bunun akabinde, Genel Müdür Vekili imzalı, 05/ 11/ 2015 tarihli ve
sayılı yazıyla, başvuranın 03- 04- 05/ 11/ 2016 tarihlerinde parmak okuma cihazına basmadığının tespit edildiği ifade edilerek, Abone İşleri Dairesi Başkanlığından başvuran hakkında gerekli disiplin işlemlerinin yapılması istenmiş; bunun üzerine Abone İşleri Daire
Başkan Vekili tarafından imzalanan, 16/ 11/ 2015 tarihli ve sayılı yazıyla, başvuranın 03- 04- 05/ 11/ 2015 tarihlerinde parmak okuma cihazına basmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 130 uncu maddesine istinaden 8 gün içerisinde savunmasını yapması istenmiştir . Başvuranın 03/ 11/ 2015 tarihinde mesaiye geç geldiği gerekçesiyle savunması alınmışken, söz konusu günün de aralarında bulunduğu 3 günde mesaiye gelmediği gerekçesiyle yeniden savunması istenmiştir . Bunun üzerine, başvuran 27/ 11/ 2015 tarihinde yeniden savunma vermiş ve kamera kayıtlarının incelenmesini talep etmiştir .
95) Abone İşleri Daire Başkanlığının 09/ 12/ 2015 tarihli ve sayılı yazısıyla, başvuranın giriş
çıkışlarında daha dikkatli olması aksi takdirde hakkında disiplin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir . Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanunda uyarma cezası, “memura görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi” şeklinde tanımlanmıştır . Bu bakımdan, başvurana tebliğ edilen ikaz yazılarının, aslında şekil ve mahiyet itibariyle uyarma cezası hükmündedir . Ancak, bu tür ikaz yazıları, disiplin soruşturmasının personele sunduğu savunma hakkı, ilgililerin ifadesinin alınması, delillerin toplanması vb. unsurları ihtiva etmediğinden, usule ve hukuka uygun değildir . Anayasa
Mahkemesinin 18/ 04/ 2018 tarihli ve 2015/ 13108 başvuru numaralı bireysel başvuru kararında, ilgilinin yazılı olarak uyarılması yolunda tesis edilen bu tür işlemlerin, özlük dosyasında saklanması nedeniyle, ilgili üzerinde birtakım hukuksal sonuçlar doğurma
37 / 55kapasitesinin bulunduğu, bu haliyle icrailik niteliğinin bulunduğu ve idari davaya konu
edilebileceği belirtilmektedir .
96) Somut olayımızda, 04/ 11/ 2015 tarihli ve sayılı savunma istem yazısında, başvuranın
mesaiye riayet etmediği gereken özeni göstermediği ifade edilmiştir . Görüldüğü üzere, henüz başvuranın ifadesi ve savunması dahi alınmadan başvuran hakkında hüküm verilmiştir . Bu durum, savunma hakkının ihlali niteliği taşımaktadır . İdarenin 05/ 11/ 2015 tarihli ve sayılı yazısıyla ise, 657 sayılı Kanunun savunma başlıklı 130 uncu maddesi uyarınca savunması istenmiştir . Dolayısıyla, 03/ 11/ 2015 tarihi için hem mesaiye geç geldiği hem de mesaiye gelmediği, diğer günler için ise mesaiye gelmediği gerekçesiyle, başvuranın savunmasının alındığı görülmektedir .
97) Kurumumuzca konuya ilişkin olarak idareden açıkça talep edilmiş olmasına rağmen, idare
tarafından, yapılan inceleme sonucunda başvuranın söz konusu günlerde mesaiye gelip gelmediğinin sabit olup olmadığı ve başvuranın savunmasında sunduğu kanıtların yeterli görülüp görülmediği konusunda bilgi verilmemiş, konuyla ilgili kamera kayıtları ve telefon görüşme kayıtları vb. destekleyici kanıtlar ile diğer personelin girişi çıkış kayıtları sunulmamıştır .
98) Yapılan inceleme neticesinde başvuranın savunmalarının haklı görülmüş olması durumunda
böyle bir ikaz yazısı yazılması doğru olmadığı gibi; başvuranın mesaiye riayete etmemesi halinde uyarma, 1 veya 2 gün gelmediğinin sabit olması halinde aylıktan kesme, 3 gün göreve gelmediğinin sabit olması durumunda ise kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesi gerekecektir . Ancak, 09/ 12/ 2015 tarihli ve sayılı yazıyla başvuranın mesaiye gelmediği veya geç geldiği sabit olmuşçasına mesaiye riayet etmesi konusunda yazılı olarak ikaz edildiği, ancak mevzuatta öngörülen disiplin cezalarının verilmediği görülmektedir . Bu durumda, başvuran hakkında yürütülen işlemlerinin usulüne uygun olarak yürütülmediği, bu yolla başvuran üzerinde baskı kurulduğu değerlendirilmektedir .
99) Başvuran, idarenin mesai konusunda savunmasını istemesi üzerine, haksız yere bu işlemler
maruz kaldığı düşüncesiyle, 2016 yılının başından itibaren giriş ve çıkış işlemlerini kendisine ait telefonla video kaydına almak suretiyle gerçekleştirdiğini beyan etmektedir . Bir personelin ileride idare tarafından haksız işlemlere maruz bırakılabileceği endişesiyle, kendisini savunabilmek amacıyla, böyle bir yönteme başvurmak zorunda hissetmesinin olağan bir durum olarak kabulü mümkün değildir .
100) Diğer yandan, başvuranın Şube Sorumlusu olarak görevlendirilmesine ilişkin yazının
tanziminden 2 gün sonrasında, 10/ 11/ 2017 tarihli sayılı yazıyla, taşeron personel
’nün ASKİ Buharkent Şubesinde görevlendirildiği görülmektedir . Söz konusu görevlendirme yazısında görevlendirmenin süresi, gerekçesi ve birimde hangi işlemleri yapacağı belirtilmemiş, şubedeki en yetkin kişi olan başvurana da herhangi bir bilgilendirmede bulunulmamıştır .
101) Bunun yanında, bu kişinin şubede herhangi bir görev yapmamasına, mazeretsiz olarak ve
haber vermeksizin mesaiye geç gelip erkenden gitmesine, hatta 9 gün işe gelmemesine ve bütün bunların tutanak ile kayıt altına alınarak evrak kayıt sistemi üzerinden idareye bildirilmesine rağmen, idarenin bu kişi hakkında herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır . Başvuran, idarenin kendisi hakkında mesaiye geç geldiği iddiasıyla
38 / 55savunmasını alarak yazıyla uyarılırken ve eşinin işi ile çocuğunun okulu nedeniyle
görevlendirmesinin iptal edilerek kadrosunun bulunduğu merkeze alınmasını birçok kez talep etmesine rağmen dilekçelerine cevap dahi verilmezken, Şube Sorumlusu görevini yürüttüğü dönemde çeşitli zamanlarda resmi yazıyla idareye bildirdiği bu durum karşısında idarenin hiçbir işlem tesis etmediğini, aksine söz konusu kişiyi merkezdeki Efeler ilçesine geri aldığını; ayrıca bu kişinin büro içerisinde hiçbir iş yapmadan sürekli kendisini kontrol eden bir tutum sergilediğini ifade etmektedir .
102) Bu bağlamda, konuyla ilgili yazışmalar ile tutanaklar göz önünde bulundurulduğunda, idarenin
mesai kontrolü ve görevlendirmeler konusunda personele farklı muamelelerde bulunduğu, diğer bir ifadeyle eşitliğe aykırı ve ayrımcı bir yaklaşımda bulunduğu görülmektedir .
103) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun yıllık izinlerin kullanılış şeklini düzenleyen 103
üncü maddesi uyarınca, yıllık izinlerin amirin uygun bulacağı zamanlarda ihtiyaca göre toptan veya kısım kısım kullanılması mümkün olup, idarenin yönetim hakkı kapsamında hizmetin aksamadan yürütülebilmesi için yıllık izinlerin kullanılacağı zamanı belirleme konusunda amirin takdir yetkisi bulunmaktadır . Ancak, idarenin yasalarla kendisine tanınan takdir yetkisini kullanması keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmemektedir .
İdarenin takdir yetkisini kullanırken de kanunun koyduğu sınırlar içinde kalması, eşitliğe uygun hareket etmesi, bu yetkiyi kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanması, nesnel ve adil olması, eşitlik ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi, kararlarının gerekçeli olması hukuk devleti olmanın gereğidir .
104) Devlet Personel Başkanlığı da mütalaalarında; yıllık izin konusunda amirlerin sahip olduğu
takdir yetkisinin sınırına ilişkin olarak; “Kamu hizmetlerinin sevk ve idaresinin kesintisiz olarak yürütülmesini sağlamak amacıyla, memurların yıllık izin haklarını kullanma zamanları bakımından amirlere tanınan takdir yetkisinin mevzuatın çizdiği sınırlar içinde, adalet ve eşitlik ilkelerine uygun bir şekilde, kamu hizmet ve gerekleri ile kamu yararı amacıyla kullanılması gerektiği değerlendirilmekte olup, bu bağlamda bahse konu takdir yetkisinin
Anayasal ve yasal olarak tanınmış bir haktan ilgililerin faydalanamaması sonucunu doğuracak şekilde kullanılmamasının uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmektedir .
105) Başvuran, babasının ameliyatı nedeniyle 657 Sayılı Kanunun 105 inci maddesi gereğince
refakat izinli olduğu halde, 18/ 01/ 2016 tarihinde Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne ait telefondan aranarak hakkında soruşturma açıldığını ve Kurula gelip ifade vermesinin gerektiğinin söylendiğini, bunun üzerine izindeyken idareye giderek ifade vermek zorunda kaldığını ifade etmektedir; ancak, başvuranın ifade için çağrıldığı esnada izinli olduğunu belirterek daha sonra ifade vermeyi talep ettiği ve bu talebinin kabul edilmediği konusunda bir iddiası bulunmamaktadır . Bu sebeple, başvuranın refakat iznindeyken ifadeye çağrılmasının izin hakkının ihlali olarak kabul edilemeyeceği, başvuranın daha önceden idareyle yaşadığı sorunlar nedeniyle, kendisini ifade vermeye gitmek zorunda hissettiği değerlendirilmektedir .
106) Bunun yanında, başvuran yıllık izin hakkını kullanabilmek için yaptığı müracaatların, çeşitli
şekillerde ve sistemli olarak engellenmeye çalışıldığını, izinlerinin öncelikle şube şefi tarafından imzalanması gerektiğinin sözlü olarak kendisine iletildiğini, bu sebeple izinlerinin hiyerarşik yapı yok sayılarak öncelikle Şube Şefi tarafından uygun bulunduğunu ve onaylandığını ifade etmektedir . Nitekim, hem idarenin hem de başvuranın Kurumumuza
39 / 55gönderdiği belgelerden, başvuranın 07/ 11/ 2016 tarihli ve 01/ 12/ 2016 tarihli dilekçeleriyle
talep ettiği yıllık izinlerinin, Şef unvanıyla tarafından “Uygundur” yazılarak imzalandıktan sonra idareye iletildiği görülmektedir . Söz konusu kişinin o dönemde
Şef konumunda olmasına rağmen, kendi inisiyatifiyle Şube Müdürü konumunda olan başvuranın izinlerini imzalaması ve başvuranın buna müsaade etmesi hayatın olağan akışına aykırıdır . Dolayısıyla, bu durum başvuranın iddiasını teyit etmektedir .
107) Öte yandan, başvuranın, 20/ 09/ 2017 tarihli ve kayıt numaralı dilekçesi ile 25/ 09/ 2017
ile 29/ 09/ 2017 tarihleri arasında 2016 yılından kalan 5 günlük izin hakkını kullanmayı talep ettiği, ancak izninin onaylanıp onaylanmadığına ilişkin başvurana yazılı bilgi verilmediği görülmektedir . Başvuran, kendisine ait bir kullanıcı hesabı bulunmaması nedeniyle iznini elektronik ortamda evrak kayıt sisteminden takip etme olanağının bulunmadığından 22/ 09/ 2017 tarihinde idareyi aradığını, ancak telefonda görüştüğü evrak kayıt görevlisinin kendisine izninin Daire Başkanı tarafından onaylandığı ancak üst amir olan
Genel Müdür Yardımcısı tarafından onaylanmadığı bilgisini verdiğini, sonrasında da izninin onaylanıp onaylanmayacağı konusunda kendisine herhangi bir bilgi verilmediğini ifade etmektedir .
108) Başvuran, izninin onaylanmaması üzerine 04/ 10/ 2017 tarihli ve kayıt numaralı
dilekçesiyle, kendisine izin verilmeme gerekçesinin ne olduğu, idarenin yıllık izinler konusunda bir izin planı bulunup bulunmadığı diğer memur personele izin kullanma konusunda ne tür bir prosedür uygulandığı, izin talebinde bulunup da onay verilmeyen personel bulunup bulunmadığı, 2016 yılına ait izinlerinin 2017 yılı içerisinde kullandırılmaması halinde izin hakkının düşeceğinin bilinip bilinmediği, izin talebinin karşılanıp karşılanmayacağı, izninin hangi tarihlerde ve sürelerde kullandırılacağı konusunda
4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde bilgi verilmesini talep etmiş; idare tarafından
ise, 11/ 10/ 2017 tarihli ve sayılı yazıyla 2016 yılına ait 7 günlük izninin bulunduğu
2017 yılı tamamlanmadan dilekçe ile başvurması halinde izninin kullandırılacağı bilgisi
verilmiştir . Bunun üzerine, başvuran, 13/ 10/ 2017 tarihli dilekçesiyle, izin talebini zaten dilekçe ile yazılı olarak yaptığını ve 04/ 10/ 2017 tarihli dilekçesindeki bilgi edinme taleplerinin karşılanmadığını ifade ederek, sonraki süreçte aynı durumla karşılaşmaması için önceki dilekçesinde sormuş olduğu soruların cevaplandırılmasını talep etmiş; ancak, idarenin 18/ 10/ 2017 tarihli ve sayılı yazısıyla, daha önceki cevap yazısına ilgi tutularak, yine dilekçe ile talep etmesi halinde izin hakkının kullandırılacağı ifade edilmiştir .
109) Bütün bunlara ilaveten, başvuran, 10/ 01/ 2018 tarihli dilekçesiyle 15/ 01/ 2018 Pazartesi
gününden geçerli olmak üzere 2 gün izin talebinde bulunmuş, ancak idare tarafından kendisine izin talebinin başlamasının öncesinde talebinin reddedilip reddedilmediği konusunda yazılı olarak herhangi bir bilgi verilmemiştir . Başvuran, 12/ 01/ 2017 Cuma günü saat 16:00 sularında telefon etmesi üzerine telefonla izninin onaylanmadığını öğrendiğini, kendisine telefonda izin talebinin neden onaylanmadığı ve konunun muhatabı hakkında bilgi verilmediğini ifade etmektedir . İdare tarafından 15/ 01/ 2018 tarihinde 11:15 ’te evrak kayıt sistemi yoluyla başvurana gönderilen 12/ 01/ 2018 tarihli ve tarihli yazıyla, yıllık izin talebinin yeni yılın başlaması nedeniyle iş ve işlemlerdeki yoğunluk nedeniyle uygun görülmediği ifade edilmiştir .
110) Başvuran tarafından Kurumumuza gönderilen EBYS sisteminden alınan evrak kayıt detayında
söz konusu yazının, sistem üzerinden 15/ 01/ 2018 tarihinde 11:15 ’te başvurana gönderildiği,
40 / 55ancak yazı üzerindeki tarihin 12/ 01/ 2018 olduğu görülmektedir . Buna göre, söz konusu
yazının 12/ 01/ 2018 tarihinde hazırlandığı, evrak numarasının el ile yazıldığı ve ıslak olarak imzalandığı, akabinde başvuranın yazısına cevap verilirken söz konusu yazının taranarak sisteme yüklenmek suretiyle başvurana gönderildiği anlaşılmaktadır . Evrak kayıt detayında, başvuranın izin dilekçesinin 10/ 01/ 2018 tarihinde 10:48 ’te Abone İşleri Daire Başkan V.
’a iletildiği, dilekçenin Daire Başkanınca 11/ 03/ 2018 tarihinde 15:03 ’te Veri
Hazırlama ve Kontrol İşletmeni ’e havale edildiği, başvurana gönderilen cevabi yazının ise 15/ 01/ 2018 tarihinde 11:15 ’te Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni tarafından başvurana gönderildiği görülmektedir .
111) Yukarıda izah edildiği üzere, izin hakkını kullandırılması konusunda idarelerin takdir hakkı
bulunsa da, idareler, Anayasada düzenlenmiş dinlenme hakkına ilişkin bir hak olan izin hakkı konusunda, yukarıda bahsedilen ilkeleri göz önünde bulundurmanın yanında, bu hakkın kullanılması konusunda hassas davranmalı, izin taleplerini mümkün olduğunca personelin talebi doğrultusunda karşılamalı ve bu yöndeki talepleri ise sadece hizmetin aksamadan yürütülebilmesi amacına yönelik olarak ve takdir hakkının tanındığı bütün konularda olduğu gibi gerekçeli olarak reddetmelidir . Ayrıca, idarenin öne sürdüğü gerekçenin fiili durum ile örtüşmesi ve somut gerçekliklerle uyumlu olması gerekmektedir .
112) Ancak, idare tarafından, başvuranın izin talep ettiği tarihlerin başlangıç tarihlerin öncesinde,
izinlerinin onaylanmayacağı konusunda başvurana yazılı olarak herhangi bir bilgi verilmemiş, başvuranın konuyla ilgili dilekçeleri üzerine de başvurana herhangi bir gerekçe sunulmamıştır . İdarenin 12/ 01/ 2018 tarihli yazısında ise, başvuranın 10/ 01/ 2018 tarihli dilekçesiyle talep ettiği iznin yeni yılın başlaması nedeniyle iş ve işlemlerdeki yoğunluk nedeniyle uygun görülmediği ifade edilse de, başvuran tarafından söz konusu tarihlerde başında bulunduğu birimde iş ve işlemlerin yoğun olmadığı ve söz konusu dönemde idare tarafından birime veya kendisine tevdi edilen yoğunluğu arttırıcı başkaca iş ve işlemlerin de bulunmadığı ifade edilmektedir .
113) Ayrıca, başvuran, 01/ 06/ 2018 tarihli ve kayıt numaralı dilekçesiyle 18/ 06/ 2018
tarihinden başlamak üzere 2017 yılı iznine mahsuben 5 günlük izin talebinde bulunduğunu, ancak idare tarafından yine izninin başladığı günün öncesinde izninin onaylanıp onaylanmadığı hususunda kendisine sistem üzerinden herhangi bir yazı göndermediğini, sadece 14/ 06/ 2018 tarihinde Abone İşleri Dairesi Başkanlığından tarafından Whatsapp aracılığıyla şubeye hitaben yazılan bir yazı gönderildiğini, fakat yaklaşık 3 hafta öncesinden izin dilekçesi göndermesine ve kendisinden sonra izin talep edenlerin izinlerine resmi yollarla izin verilmesine rağmen söz konusu yazının 02/ 07/ 2018 tarihi itibariyle dahi sistem üzerinden resmi olarak kendisine ulaşmamış olduğunu ifade etmektedir . Bu durum, başvuran tarafından Kurumumuza gönderilen Whatsapp yazışmalarından ve izin dilekçesine ilişkin evrak kayıt detayından teyit edilebilmektedir .
114) Sonuç olarak, idare tarafından başvuranın izin taleplerinin bir kısmı karşılanmış olsa da,
başvuranın bazı izinleri karşısında idarenin süresinde cevap vermediği, takdir hakkını gerekçeli kullanmadığı, ret cevabını izin kullanmayı talep ettiği başlangıç tarihinden önce başvurana iletmediği, izin talebinin onaylandığına ilişkin yazıyı resmi yollarla başvurana iletmediği, belli bir dönemde başvuranın izin dilekçelerinin hiyerarşik yapıya aykırı olarak kendisinden alt konumda olan personel tarafından uygun bulunduktan sonra işleme alındığı görülmektedir . Dolayısıyla, başvuranın izin taleplerinin bir kısmı açısından, idarenin izin
41 / 55konusunda sahip olduğu takdir yetkisini usule ve hukuka aykırı şekilde kullandığı
anlaşılmaktadır .
115) 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu ile yasa koyucu bireylerin eşitlik, tarafsızlık ve açıklık
ilkelerine uygun olarak bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemiş, böylelikle demokratik ve şeffaf bir yönetim anlayışı hedefini açıkça ortaya koymuştur . Söz konusu Kanunun hazırlık aşamasındaki “Bilgi Edinme Hakkı Kanunu
Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Adalet Komisyonları Raporları” incelendiğinde; bilgi edinme hakkı, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün gereklerinden biri olarak tanımlanmış, bireylere daha yakın bir yönetim, halkın denetimine açıklık, şeffaflığı sağlama işlevlerinin yanı sıra, halkın devlete karşı duyduğu kamu güvenini daha yüksek düzeylere çıkarmada önemli bir rol oynadığı, kullanılan bu hak sayesinde hem halkın devleti denetiminin kolaylaşmakta olduğu hem de devletin demokratik karakterinin güçlendiği belirtilmiştir .
116) Anayasal haklardan biri olan bilgi edinme hakkı, hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesi ve
devletin demokratik niteliğinin geliştirilmesi bakımından vazgeçilmez bir önem arz etmektedir . Bilgi Edinme Hakkı Kanununa göre kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, bilgi edinme hakkı kapsamında kendilerine yapılan başvuruları bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmakla yükümlü kılınmışlardır .
117) Bunun yanında, dilekçe hakkı da Anayasamızın 74 üncü maddesi ile tanınmış bir hak olup,
ilgili mercilerin dilekçe sahiplerinin kendileriyle ilgili yaptıkları başvurularının sonucunu gecikmeksizin yazılı olarak bildireceği düzenlenmiştir . Ayrıca, ilgili mevzuat yoluyla, memurlara uygulamayı isteme ve müracaat hakkı tanınmıştır .
118) Başbakanlığın “Dilekçe ve Bilgi Edinme Hakkının Kullanılması” başlıklı 2004/ 12 sayılı
Genelgesinde de belirtildiği gibi; bireylerin bu haklarını kullanmaları eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkeleri temelinde demokratik ve şeffaf bir yönetimin gereğidir . İdare-birey ilişkisinde hukukun üstünlüğünü, demokratikleşmeyi ve saydamlığı sağlayabilmek için, idari faaliyetlerini yürütülmesi sırasında bireysel hak ve özgürlüklere duyarlı davranılması hukuk devletinin en temel niteliklerinden biridir .
119) İdarenin Kurumumuza gönderdiği cevabi yazısında, başvuranın 20/ 03/ 2017 tarihinde verdiği
ve ’ın hesabından gönderdiği, görevlendirmesinin iptal edilerek kadrosunun bulunduğu merkezde görevlendirilmesi talepli dilekçesine cevap verilmemesinin,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10 uncu maddesine göre işleme tabi tutulduğu
ifade edilmiştir . Ancak, 2577 sayılı Kanunda idareye tanınan zımni ret yetkisi idarenin kullanabileceği istisnai bir yetki olup, idarelerin en azından denetim veya yargı mercilerinin talepleri üzerine cevap verilmemesinin makul ve kabul edilebilir gerekçesini ortaya koymalıdır . Kaldı ki, başvuranın talebi yukarıda ayrıntılı olarak birçok yönden hukuksuz olduğu izah edilen görevlendirme işleminin iptaline ilişkindir . Başvuranın içinde bulunduğu sıkıntılı durum bilinmesine rağmen, adil ve elverişli bir çalışma ortamı sunma ve hukuka uygun hareket etme yükümlülüğü bulunan idarece başvuranın dilekçesine cevap verilmemesi de hukuka uygun değildir .
120) Ayrıca, başvuran, bizzat elden götürdüğü bazı dilekçelerinin kabul edilmediğini, dilekçelerinin
Genel Müdürlüğün belirleyeceği havaleye istinaden kayda alındığını, bu durum üzerine
42 / 55dilekçelerini ve izin taleplerini iadeli taahhütlü posta yoluyla veya ait
kullanıcı hesabı üzerinden dilekçesinin konusunu açıkça yazmak suretiyle idareye gönderdiğini ifade etmektedir . İdarece, dilekçelerin veya diğer yazışmaların posta yoluyla gönderilmesi konusunda herhangi bir yazı veya talimat bulunmadığı, bu uygulamanın başvuranın keyfi uygulaması olduğu ifade edilse de, bir memurun kendiliğinden böyle bir yola başvurması olağan bir durum değildir . Kaldı ki, Kurumumuzca ifadesine başvurulan bir personel tarafından, dilekçelere ilgili idarecilerin onayı olmadan evrak sayısı verilmemesi işleminin sadece başvuranın karşılaştığı bir durum olmadığını, kendileri ve hatta vatandaş tarafından verilen dilekçelerde de aynı yöntemin uygulandığı beyan edilmiştir .
121) İdare gerek başvurana gerekse diğer personele yönelik olarak dilekçe hakkının
kullanılmasının engellenmesi gibi bir işlemin katiyen bulunmadığını iddia etse de; başvuranın izin dilekçelerine cevap verilmeyerek veya süresinde cevap verilmeyerek, ayrıca 04/ 10/ 2017 ve 13/ 10/ 2017 tarihli bilgi edinme talebinde bulunduğu dilekçelerine cevap verilmeyerek dilekçe hakkının ve bilgi edinme hakkının ihlal edildiği görülmektedir .
122) Öte yandan, başvuran, Genel Müdürlüğün 06/ 11/ 2017 tarihli ve sayılı Oluru ile
Buharkent ASKİ Şubesinde Şube Sorumlusu olarak görevlendirilmiş, bu husus idarenin 08/ 11/ 2017 tarihli ve tarihli yazısıyla 13/ 11/ 2017 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir .
123) Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde, mahalli idarelerin kadrolarını Yönetmeliğin ekinde yer alan
Ek- 2 Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro Standartları
Cetvellerinde her alt grup için belirlenen standarda uygun olarak tespit edeceği; 7 nci maddesinde ise, mahalli idareler kendi alt grupları için belirlenen kadro unvan listesinde yer alan memur ve sürekli işçi kadro unvanları dışında kadro unvanı kullanamayacağı ve bu unvanlar dışında yeni unvan ihdas edemeyeceği düzenlenmiştir . Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek- 2 sayılı Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro
Standartları Cetvelleri incelendiğinde şube sorumlusu adında bir kadro unvanının bulunmadığı görülmektedir . Dolayısıyla, başvuranın Yönetmelikte yer almayan şube sorumlusu unvanıyla görevlendirilmesinin de hukuka aykırı olduğu açıktır .
124) Ayrıca, Başvuranın kadrosunun Şube Müdürü olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Şeflik
düzeyinde hizmet veren birime bir Şube Müdürünün görevlendirilmesi, 657 sayılı Kanunun memurun sınıfının içindeki derecesinin altındaki bir görevde çalıştırılmayacağı yönündeki 45 inci maddesine aykırıdır . Görevlendirme yazısında başvuranın ne kadar süre ile görevlendirildiği ve hangi hizmet gerekleri çerçevesinde görevlendirildiği belirtilmemiştir .
Bu açıdan, söz konusu görevlendirme konusunda da 61 ila 82 nolu paraflarda yer alan değerlendirmelerimiz geçerliliğini korumaktadır .
125) Diğer taraftan başvuran, 16/ 10/ 2015 tarihli ve sayılı yazıyla Buharkent Şube Şefliğinde
görevlendirilmesi sebebiyle kendisine harcırah ödemesi yapılmadığını, 30/ 06/ 2016 tarihli dilekçesiyle idareden harcırah talebinde bulunduğunu, harcırah talebinin hukuk müşavirliğinin görüşüne rağmen memuriyet mahalli tespiti yapılmaksızın ve gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, halbuki merkeze daha yakın mesafede görevlendirilen personele harcırah ödemesi yapıldığını iddia etmektedir .
126) Temel ve asli fonksiyonları kamu hizmetini yürütmek olan kamu görevlileri, kamu hizmetinin
43 / 55iyi işlemesi için, ya kendi isteklerine dayalı olarak, ya da re’sen kanunlarda yer alan kurallar
çerçevesinde, yetkili idari makamlarca bulundukları yerden başka bir yere atanabilmekte veya başka bir yerde görevlendirilebilmekte, bu atamaya veya görevlendirmeye bağlı olarak da yeni görev yerlerinde göreve başlayabilmek için bazı giderler yapmak zorunda kalmaktadırlar . Yolluk ödemesi, kamu hizmetinin gerektirdiği durumlarda bu hizmet için görevlendirilen kişilerin katlanacakları giderleri karşılamak üzere yapılan parasal ödemeyi içeren bir idari işlem olup, atama işlemi sonucunda görev yeri değişen kamu görevlisinin karşı karşıya kaldığı külfetin kamu hizmetinin yürütülmesinden kaynaklanması nedeniyle, kanun koyucu tarafından bu külfetin kamuca karşılanması amacıyla yasal düzenlemeler yapılmıştır .
127) Yolluk ödenmesine neden olan işlemin hukuki sebebi genellikle atama, nakil veya geçici
görevlendirme işlemlerinden biri olmakla birlikte, yolluğun ödenmesi konusunda idari dava konusu olabilecek bir uyuşmazlığın doğması, yolluk konusunda bir işlemin tesisi edilmiş olması koşuluna bağlıdır . Yolluk konusundaki işlem ise yolluğa hak kazandıran atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil veya görevlendirmenin, “yolluklu” veya “yolluksuz” olduğunun işlemde belirtilmesi suretiyle tesis edilebileceği gibi yolluğa hak kazandığı iddiasında bulunan kişinin yolluk talebiyle başvurusu üzerine de tesis edilebilir .
128) Doğal olarak sözü edilen asıl işlemle birlikte tesis edilmiş bir yolluk işleminin varlığı halinde,
yani yolluklu veya yolluksuz ibaresinin işlemde yer alması halinde dava açma süresi, yolluksuz ibaresi yer alan işlemin tebliğ tarihine göre; yolluk konusunda asıl işlemde ödenip ödenmeyeceği hususunda bir ibare konulmamış ya da ayrı bir işlem kurulmamış olması halinde dava açma süresi, 2577 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde öngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir başvuru üzerine oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre hesaplanacaktır .
129) 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 14 üncü maddesinde bu Kanun kapsamındaki kurumlara ait
bir görev yapılması amacıyla geçici olarak yurt içinde veya dışında başka bir yere gönderilenlere geçici görev harcırahı olarak yol gideri ile yevmiye verileceği ve hamal (cins ve adedi beyannamede gösterilmek suretiyle) bagaj ve ikametgah veya görev yeri ile istasyon, iskele veya durak arasındaki nakil vasıtası giderlerinin de ayrıca ödeneceği hükme bağlanmıştır . Bu hükme göre, Kuruma ait bir görevin yapılması amacıyla geçici olarak yurtiçinde veya dışında başka bir yere gönderilen personele geçici görev yolluğu verilmesi gerekmektedir .
130) Öte yandan 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g)
bendinde memuriyet mahalli; “memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgâhının bulunduğu şehir ve kasabaların belediye sınırları içinde bulunan mahaller ile bu mahallerin dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü, büyükşehir belediyelerinin olduğu illerde ise il mülki sınırları içinde kalmak kaydıyla memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgâhının bulunduğu ilçe belediye sınırları içinde kalan ve yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler ile belediye sınırları dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu yerlerin devamı niteliğindeki mahaller ve kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerler” olarak tanımlanmış, memuriyet mahalli dışındaki yerler ise (h) bendinde “başka yer” olarak tanımlanmıştır . Bu hükme göre, kuruma ait bir görevin yapılması amacıyla geçici olarak yurtiçinde başka bir yere gönderilen personele
44 / 55geçici görev yolluğu verilebilmesi için bu görevlendirmelerin memuriyet mahalli dışına
yapılmış olması gerekmektedir .
131) 27/ 11/ 2014 tarihli ve 29188 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 39 seri nolu
Harcırah Kanunu Genel Tebliği ile il genelinde farklı uygulamaların önüne geçilebilmesi amacıyla defterdarlıklardan yol gösterici mahiyette görüş alacakları düzenlenmiştir . Bu bağlamda, Aydın Defterdarlığının 16/ 12/ 2014 tarihli ve 1043 sayılı yazısıyla, 30/ 03/ 2014 tarihi itibariyle büyükşehir olan Aydın ili Efeler ilçesinde harcırah ödenmeyecek yerleşim yerleri tek tek sayılmak suretiyle Aydın Büyükşehir Belediyesine bildirilmiştir . Söz konusu yazı, ASKİ Genel Müdürlüğü İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığının 22/ 12/ 2014 tarihli ve 359 sayılı yazısıyla Abone İşleri Dairesi Başkanlığının da aralarında bulunduğu tüm daire başkanlıklarına gönderilmiştir
132) Daha sonra, 39 seri nolu tebliğde yapılan açıklamalara ilaveten hazırlanan ve 13/ 01/ 2018
tarihli ve 30300 sayılı 41 seri nolu Harcırah Kanunu Genel Tebliği ile büyükşehir belediyesinin olduğu illerde memuriyet mahalli; “memur veya hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgahının bulunduğu yerleşim birimlerinin bağlı olduğu ilçe belediye sınırları içinde kalan ve aynı zamanda yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler” ve
“söz konusu ilçe belediye sınırları dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu yerlerin devamı niteliğindeki yerler” olarak tanımlanmış, ayrıca kurumlarınca sağlanan taşıtlar ile gidilip gelinebilen yerlerin memuriyet mahalli olarak kabul edileceği düzenlenmiştir .
133) Somut olayımızda, başvuran 30/ 06/ 2016 tarihli dilekçesiyle göreve başladığı 19/ 10/ 2015
tarihinden dilekçe tarihine kadar olan yol ve günlük yevmiye ücretlerini hesaplayarak idareden 2.629,07 TL tutarındaki harcırahını talep etmiş, başvuranın bu talebi üzerine Abone
İşleri Daire Başkanlığının 19/ 08/ 2016 tarihli ve sayılı yazısıyla, konuyla ilgili olarak 11/ 07/ 2016 tarihli ve sayılı yazı ile 1. Hukuk Müşavirliğinden görüş istenmiş, 1.
Hukuk Müşavirliğinin 04/ 08/ 2016 tarihli ve sayılı hukuki görüşüne istinaden 19/ 08/ 2016 tarihli ve sayılı yazıyla yurt içi geçici görev yolluğu ödenemeyeceği ifade edilerek başvuranın talebi reddedilmiştir . Daha sonrasında, başvuran 11/ 01/ 2017 tarihli dilekçesiyle önceki dilekçesinde talep ettiği 2.629,07 TL tutarındaki harcırah ile birlikte 2016 yılının Temmuz ayı başlangıcı ile Aralık ayı sonuna kadar olan 6 aylık dönem için hesapladığı harcırah miktarı olan 3,951,93 TL tutarındaki harcırahın tarafına ödenmesini talep etmiş, ancak idare 18/ 01 / 2017 tarihli ve sayılı yazısıyla başvuranın bu talebini de reddetmiştir .
134) Konuyla ilgili olarak, 1. Hukuk Müşavirliğinin 04/ 08/ 2016 tarihli ve sayılı yazısı
incelendiğinde, yukarıda bahsi geçen hükümlere yer verildiği, başvuranın atandığı yerin
“memuriyet mahalli” mi kabul edileceği yoksa “başka bir yer” olarak mı kabul edileceği konusunda bir tespite veya görüşe yer verilmediği, öncelikle personelin görevlendirildikleri ilçelerin memuriyet mahalli olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğinin ve yapılan tespit sonucuna göre görevlendirildikleri yerlerin memuriyet mahalli dışında bulunması halinde harcırah ödenebileceğinin değerlendirildiği görülmektedir . Diğer bir ifadeyle, 1. Hukuk
Müşavirliği tarafından sadece ilgili mevzuat hükümleri ortaya konulmuş ve ilgililerin atandıkları yerlerin memuriyet mahalli dışında olup olmadığına ilişkin tespitin yapılması ilgili birime bırakılmıştır .
45 / 55135) Ancak ilgili mevzuat hükümleri ve Aydın Defterdarlığının görüş yazısı göz önünde
bulundurulduğunda, Aydın Defterdarlığının 16/ 12/ 2014 tarihli ve sayılı yazısında sayılan yerler arasında sayılmayan, başvuranın ikametgahının bulunduğu ve asıl görevli olduğu Aydın ilinin merkez ilçesi olan Efeler ilçesine 90 km uzaklıkta bulunan, Efeler ilçesine yakınlaşarak ve iç içe girerek yerleşim özellikleri bakımından bu ilçe ile bütünlük arz eden ve bu ilçenin devamı niteliğe büründüğü iddia edilemeyecek olan Buharkent ilçesinin memuriyet mahalli dışında olduğu gayet açıktır . Buna göre, başvuranın da geçici görevlendirme nedeniyle ilgili mevzuatı uyarınca geçici görev yolluğuna hak kazandığı aşikardır .
136) Kaldı ki, idarenin Kurumumuza yapılan bir başvuru çerçevesinde, 58 km uzaklıktaki Kuyucak
ilçesi ile 35 km uzaklıktaki Karacasu ilçelerinin memuriyet mahalli kapsamında yer alıp almadığına ilişkin yazışmalar kapsamında, Aydın Defterdarlığının Kurumumuza gönderdiği 01/ 02/ 2017 tarihli ve sayılı yazısıyla söz konusu ilçelerin memuriyet mahalli dışında bulunduğu ve bu sebeple ilgililere geçici görev yolluğu ödenmesi gerektiği bildirildiği; ayrıca, Kurumumuzca yapılan inceleme esnasında idarenin ilgiliye 20/ 03/ 2017 tarihinde harcırah ödemesi yapması nedeniyle başvurunun buna ilişkin kısmına ilişkin olarak Dostane
Çözüm Kararı verildiği, sürekli görev yolluğu ödenmesine ilişkin tavsiye kararımız üzerine ise idarenin 23/ 05/ 2017 tarihinde ilgiliye sürekli görev yolluğunu da ödediği tespit edilmiştir (Bakınız, Kamu Denetçiliği Kurumunun 28/ 04/ 2017 tarihli ve 2016/ 4735 sayılı kararı) .
137) Başvuran 11/ 01/ 2017 tarihli dilekçesine ret cevabı verilmesi üzerine 10/ 03/ 2017 tarihli
dilekçesiyle dava açmış, bunun sonucunda Aydın 1. İdare Mahkemesinin 27/ 02/ 2018 tarihli, E : , K: sayılı kararıyla, başvuranın ilk dilekçesine idarece ret kararı verilmesinden sonra 2577 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yer alan 60 günlük dava açma süresi içerisinde yargıya başvurulmadığı gerekçesiyle başvuranın talep ettiği 2.629,07
TL tutarındaki harcırahın ödenemeyeceğine, ancak 3,951,93 TL tutarındaki harcırahın başvurana ödenmesine hükmedilmiştir .
138) 6245 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinde geçici bir görevle başka bir yere gönderilenlere,
görev mahalline varış tarihinden itibaren bu Kanuna göre verilecek gündeliklerin, yurt içinde bir yıllık dönem zarfında aynı yerde, aynı iş için ve aynı şahsa 180 günden fazla olamayacağı, ilk 90 gün için tam, takip eden 90 gün için 2/ 3 oranında ödeneceği hükmü getirilmiştir .
Ayrıca, Kanun’un 33 üncü maddesinin (a) bendinde bu Kanun gereğince verilecek yurtiçi gündeliklerinin miktarının her yıl bütçe kanunlarıyla tespit olunacağı kuralına yer verilmiştir .
139) Buna göre, görevlendirme üzerine başvuranın Buharkent ilçesinde göreve başladığı tarih ile
2015 yılının Aralık ayının sonuna kadar olan dönemdeki ilk 90 günlük süre içerisindeki
günlerin 2015 yılı Bütçe Kanunu’na ekli (H) Cetvelinde birinci derece kadroda bulunan memurlar için belirlenen 33 TL, 2016 yılı başından itibaren ilk 90 günlük süre sonuna kadar olan günlerin 2016 yılı Bütçe Kanunu’na ekli (H) Cetvelinde birinci derece kadroda bulunan memurlar için belirlenen 35,24 TL, görevlendirmeyi takip eden ikinci 90 günlük sürenin sonuna kadar olan günlerin 2016 yılı için belirlenen 35,24 TL’nin 2/ 3’ü ile çarpımı sonucunda bulunan harcırah miktarının başvurana ödenmesi gerekmektedir . Ancak, başvuranın görevlendirmeyi takip eden 180 günlük süre geçtikten sonra idareye harcırah talebinde başvurduğu ve idarenin ret cevabı üzerine ise süresinde yargı yoluna başvurmadığı görülmektedir . Bu durumda, başvuran idarenin ilk harcırah talebini reddettiği 18/ 09/ 2016 tarihinden önceki dönem için harcırah talep etme hakkını kaybetmiş bulunmaktadır .
46 / 55140) Ayrıca, 6245 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinde düzenlenen hesaplama yöntemi bu Kanun
kapsamında görevlendirilenlerin bir günden az süre ile görevlendirilmeleri durumunda ödenmesi gereken gündeliği düzenlemekte olduğundan, başvuranın işe gittiği günlerin her biri için 6245 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi kapsamında yol masrafı hesaplamak ve 6245 sayılı Kanun’un 39 uncu madde kapsamında işe gidiş-dönüş vakitlerine göre 2/ 3 oranında gündelik belirlemek suretiyle yaptığı hesaplamaların doğru olmadığı açık olup, harcırah hesaplamasının görevlendirme üzerine göreve başlanıldığı tarihten itibaren resmi tatil, hafta tatili, ulusal ve dini bayram günleri dahil 6245 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinde yer alan sürelere göz önünde bulundurularak, ilgili döneme ait bütçe kanununda belirlenen miktarlar üzerinden ödenmesi gerekmektedir .
141) Buna göre, görevlendirmeden itibaren geçen bir yıllık dönem zarfında, ilk 180 günlük
dönemden sonraki günler için kanunen başvuranın harcırah hakkı bulunmamaktadır . Bununla birlikte, bir yıllık süreyi geçen geçici görevlendirmelerde, 6245 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinde yer alan “bir yıllık dönem zarfında” ibaresinden, ilgililerin bir yıllık dönem sonrasındaki bir yıllık görevlendirme süresinde yeniden harcıraha hak kazanacakları anlaşılmaktadır . Bu sebeple, başvuran görevlendirmenin birinci yılının sona ermesinin akabinde, 19/ 10/ 2016 tarihinden itibaren, 6245 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinde yer alan süreler ve oranlar çerçevesinde yeniden harcıraha hak kazanmıştır (Bakınız, Danıştay 5.
Dairesinin 13/ 04/ 2010 tarihli, E :2008 / 5714, K:2010 / 2164 sayılı kararı) . Bu açıdan, başvuranın 19/ 10/ 2016 tarihinden itibaren 11/ 01/ 2017 tarihine kadar geçen günlerin ilk 90 günlük süre içerisinde kalması nedeniyle, 2016 yılı içerisinde kalan günlerin 2016 yılı Bütçe
Kanunu’na ekli (H) Cetvelinde birinci derece kadroda bulunan memurlar için belirlenen 35,24 TL, 2017 yılı içinde kalan günlerin ise 2017 yılı Bütçe Kanunu’na ekli (H) Cetvelinde birinci derece kadroda bulunan memurlar için belirlenen 37,25 TL ile çarpımı sonucunda bulunan harcırah miktarının başvurana ödenmesi gerekmektedir .
142) Bunun yanında, başvuranın geçici görevlendirmesinin 03/ 01/ 2018 tarihinde kadar yılının
başına kadar devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, 11/ 01/ 2017 tarihinden itibaren görevlendirmenin ikinci yılı içerisinde kalan günler ile görevlendirmenin üçüncü yılının başlangıç tarihi olan 19/ 10/ 2017 tarihinden itibaren Şube Müdürü olarak atanmasına kadar geçen günler için 6245 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinde öngörülen süreler boyunca bu maddede belirlenen oranlarda ve ilgisine göre 2017 yılı Bütçe Kanunu’nda veya 2018 yılı
Bütçe Kanunu’nda belirlenen miktarlar üzerinden harcırah talep etme hakkı bulunmaktadır .
143) 6245 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinde gündelik miktarının 180 gün ile sınırlandırılmasının
amacı, esasen yapılan geçici görevlendirmelerin 6 aydan fazla sürmesi halinde sürekli görevlendirme niteliğine bürünmesi ve idarelerin geçici görevlendirmeler için uzun süreler öngörmemelerinin önüne geçmektir . İdarelerin 6 aydan fazla görevlendirme yapması durumunda, harcırah miktarı düşen veya 6 ay sonrasında harcırah alamayan personelin hakkını aramaya başlaması ve uzun süren geçici görevlendirmeye itiraz etmesi halinde, geçici görevlendirmeler için süre sınırı bulunmasa da, uzun süreli geçici görevlendirmelerin azaltılmasına yol açacaktır .
144) Her ne kadar, geçici görevlendirmelerin süresi konusunda idareleri sınırlayan bir mevzuata
hükmü bulunmasa da, geçici görevlendirmelerin belli bir işin yerine getirilmesi için belli bir süreyle sınırlı olarak, hizmet gerekleri çerçevesinde yapılması gerekmektedir . Ancak, yukarıda ayrıntılarıyla izah edildiği üzere, başvuranın görevlendirilmesi geçici görevlendirme
47 / 55müessesesinin esaslarına aykırı olarak tesis edildiği gibi, idarece başvuranın geçici
görevlendirmeden kaynaklanan mali haklarının da gereğince ödenmediği tespit edilmiştir .
145) Öte yandan, Buharkent Şube Şefliğinin 2017 yılı sonunda Genel Kurul kararıyla Şube
Müdürlüğüne dönüştürülerek başvuranın Buharkent Şube Müdürlüğüne atamasının yapıldığı görülmektedir . Başvuran, bu atama nedeniyle 6245 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca sürekli görev yolluğuna da hak kazanmış olsa da, idare tarafından başvurana sürekli görev yolluğu ödemesinin de yapılmadığı bilgisine ulaşılmıştır .
146) Bütün bunların yanında, başvuran 16/ 10/ 2015 tarihinde Buharkent ilçesinde
görevlendirilmesinin akabinde, ikametgahının bulunduğu Aydın ilinin merkez ilçesi olan
Efeler ilçesinden işyerine ulaşım konusunda zorluklar yaşadığını, işe gitmek için sabahın erken vakitlerinde evden çıkmak zorunda kaldığını ve eve geç döndüğünü, ulaşım ve işte geçen sürenin günün yaklaşık 15 saatini aldığını, kendisine kalan 9 saatlik sürenin ev işlerine ve dinlenmeye yetmediğini, kızıyla ilgilenemediğini, bu durumun maddi açıdan maliyetli olmasının yanında aile bütünlüğünü, psikolojik ve bedensel sağlığını da olumsuz etkilediğini ifade etmektedir .
147) Başvuran ve idare tarafından Kurumumuza gönderilen sağlık raporlarının tetkikinden,
başvuranın Buharkent ilçesinde görevlendirilmesinden 2 ay sonrasında başvurana astım teşhisinin konulduğu ve sonrasında başvurana anksiyete bozukluğu nedeniyle sağlık raporları verildiği ve ilaç tedavisi uygulandığı görülmektedir . Başvuran, daha önceden astım rahatsızlığının bulunmadığını, bu hastalığa işe yetişmek maksadıyla erken vakitte yola çıkmasından kaynaklandığını, psikolog tedavisine başlamasının nedeninin ise Buharkent ilçesinde geçici görevlendirmesinden sonra gerek ailevi gerek mesleki açıdan yaşamaya başladığı sıkıntılar olduğunu belirtmektedir . Bu açıdan, yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere, başvuranın idare tarafından eşitliğe ve hukuka aykırı muamelelere tabi tutulmasının, başvuranın gerek bedensel gerekse psikolojik sağlığı üzerinde olumsuz etkiler meydana getirdiği, aile bütünlüğüne olumsuz etkileri olduğu anlaşılmaktadır .
148) Diğer taraftan, Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdareler Norm Kadro İlke ve
Standartlarına Dair Yönetmelik çerçevesinde kamu kaynaklarının etkili ve verimli kullanılması, yerel hizmetlerin dengeli dağılımının temin edilmesi, Genel Müdürlükçe sunulan hizmetlerde kalitenin arttırılması amacıyla ASKİ Genel Kurulunun 12/ 12/ 2017 tarihli ve 18 sayılı kararıyla ilçelerdeki Şube Şefliği düzeyinde olan birimler Şube Müdürlüğü haline dönüştürülmüş, ASKİ Yönetim Kurulunun 21/ 12/ 2017 tarihli ve sayılı kararıyla başvuranın ASKİ Buharkent Şube Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak atanması uygun görülmüş, Abone İşleri Dairesi Başkanlığının 27/ 12/ 2017 tarihli ve sayılı yazısı ekinde sunulan İnsan Kaynakları ve Eğitim Başkanlığının Genel Müdür imzalı 26/ 12/ 2017 tarihli ve sayılı atama yazısı 03/ 01/ 2018 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir .
149) Kurumumuzun 31/ 10/ 2017 tarihli ve sayılı bilgi ve belge talep yazısının hemen
akabinde, idare, öncelikle 06/ 11/ 2017 tarihli ve sayılı Olur ile başvuranı Buharkent
ASKİ Şubesinde Şube Sorumlusu olarak görevlendirilmiş, başvuranın 123 nolu paragrafta açıklanan hukuka aykırılık durumundan bahsettiği 16/ 11/ 2017 tarihli ve sayılı dilekçesinin ardından ise Genel Kurul kararıyla ilçelerdeki şeflikleri Şube Müdürlüğüne çevirerek başvuranın atamasını gerçekleştirmiştir .
48 / 55150) Yapılan değişiklik sonrasında, ilçelerde oluşturulan Şube Müdürlüklerinin yaptığı iş ve
işlemlerin niteliğinde herhangi bir değişiklik meydana gelmemiş olup, bu birimler daha önceki Şube Şeflikleriyle aynı görev ve yetkilerle işleyişlerine devam etmektedirler . Bunun yanında, merkezde yer alan ve Genel Müdürlüğe bağlı Daire Başkanlıkları altında bulunan önceki Şube Müdürlükleri de eski görevlerine aynen devam etmektedir . Dolayısıyla, merkezdeki Şube Müdürlükleri ile ilçelerdeki Şube Müdürlükleri arasında statü farkı bulunmakta olup, aynı ad altında 2 farklı Şube Müdürlüğü statüsü oluşturulduğu görülmektedir .
151) Başvuran tarafından ilçelerdeki Şube Müdürlüklerinin başında bulunan kişilerden sadece
kendisinin kadrosunun Şube Müdürü olduğu, diğer ilçelerde halen Şube Şeflerinin en üst yetkili olduğu, Genel Müdürlük bünyesindeki birçok Şube Müdürlüğü görevinin vekaleten yürütüldüğü iddia edilmektedir . Böyle bir durumun söz konusu olması halinde, başvuranın
Kurumumuzun bilgi ve belge talep yazısının akabinde diğer ilçeler yerine Aydın ilinin en küçük ilçesi olan Buharkent ilçesinde bir Şube Müdürünün görevlendirmesi yapılmasının, başvuranın atamasının mevzuata uygunluğunu sağlamak ve başvuranın Buharkent ilçesindeki görevlendirmesinin kalıcı hale getirilmesi amacıyla tesis edildiği anlamına gelecektir . Ayrıca, ilçelerde oluşturulan Şube Müdürlüklerinin merkezdeki Şube Müdürlüklerin yetki düzeyleri ve yapılan işler açısından fark bulunması, aslında başvuranın kadro statüsünün düşürülmesi sonucunu doğuracaktır .
152) Bunun yanında, başvuran, Şube Sorumlusu olarak görevlendirilmesinin akabinde büro
personelinden birinin şubeden alındığını, bunun üzerine personel sayısının azalması nedeniyle birim faaliyetlerinin yürütülmesinde zorluklar yaşandığını, Şube Müdürü olarak atanmasının sonrasında 17/ 04/ 2018 tarihli ve sayılı resmi yazıyla Abone İşleri
Daire Başkanlığından teknik personel ve büro personeli ihtiyacının giderilmesi için talepte bulunduğunu, ancak gerekli personel görevlendirmesinin yapılmadığı gibi herhangi bir cevap da verilmediğini ifade etmektedir .
153) Ayrıca, başvuran, daha önceden resmi belgelerin Genel Müdürlüğe teslimi için haftada bir gün
bir aracın görevlendirilmesine rağmen, sözlü olarak bu durumun mümkün olmadığının kendisine bildirildiğini ve aracın geri çekildiğini, 17/ 04/ 2018 tarihli ve sayılı resmi yazıyla iş ve işlemlerin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi ve resmi belgelerin yasal süresinde Daire Başkanlığına teslimi için araç ve personel görevlendirmesinin ne şekilde yapılacağını sorduğunu, ancak bu yazısına herhangi bir cevap verilmediğini, diğer şubeler için böyle bir kısıtlamanın olmadığını; 29/ 05/ 2018 tarihli ve sayılı resmi yazıyla araç bulunmaması nedeniyle sayaç değişimi, açma-kesme, şikayet ve taleplerin yerinde tespiti gibi işlemlerin yerine getirilmesi gibi işlemler konusunda işte aksamalar, şikayetler ve mağduriyetler yaşanmaması için gereğinin yapılmasını talep ettiğini, ancak bu yazısına da cevap verilmediğini, şubede sadece bir adet motosiklet bulunduğunu; ayrıca, şubedeki iş ve işlemlerin ilgili kanunlarda yer alan hükümlere göre yapılabilmesi için 09/ 05/ 2018 tarihli ve sayılı yazıyla posta defterine ihtiyaç duyulduğunu belirterek talepte bulunduğunu, ancak bu talebi üzerine de gereğinin yapılmadığını, bu sebeple bir evrak kayıt görevlisi gibi kendi imkanlarıyla evrak teslimi yapmak zorunda kaldığını ifade etmektedir .
154) Bütün bunlara ilaveten, başvuran, personel ihtiyacı talebinin karşılanmadığı gibi, sayılı
Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun kapsamında personelin evrak sisteminde işlem yapmakla
49 / 55yetkilendirilmesi konusunda telefonla aranarak yapılandırma işlerinin kendisi tarafından
yapılacağı bilgisinin verildiğini, şubede iş yükünün fazla olması nedeniyle birim olarak sorun yaşayacaklarını ifade etmesi üzerine Genel Müdür Yardımcısı un talimatının bu yönde olduğunun ifade edildiğini, nitekim personele yetki tanımlanması ile ilgili 22/ 05/ 2018 tarihli resmi yazı ile yapılandırma yapacak olan ve Bilgi İşlem Daire
Başkanlığınca yetkileri tanımlanan personelin listesinin gönderildiğini, listede yer alan personelin genellikle memur veya işçi statüsündeki personel olduğunu, şube şeflerinin çoğuna dahi bu yetkinin verilmediğini ifade etmektedir .
155) Başvuran, ilçelerdeki Şubelerden sorumlu bulunan kişilerden sadece kendisinin kadrosunun
müdür düzeyinde olmasının ve Aydın ilinin en küçük ve merkeze en uzak Buharkent ilçesine atanmasının, sorumlu olduğu şubedeki mevcut personel sayısının azaltılmasının ve personel görevlendirmesi talebine cevap verilmemesinin, diğer şubelerden farklı olarak araç sayısının azaltılmasının ve bu nedenle resmi evrakların güvenli bir şekilde teslimi için evrak kayıt görevlisi gibi kendi imkanlarıyla evrak teslimi yapmak zorunda bırakılmasının, genellikle memur ve işçilerin 7143 sayılı Kanun kapsamında yetkilendirilirken ve en fazla şube şefine bu görev verilirken şubede personel sıkıntısı çekildiği bilinmesine rağmen kendisinin yetkilendirilmesinin, hiçbir şubede yapılmayan bu uygulamaların sadece Buharkent’te yapılmasının; idarenin baskıcı tutumunun planlı olarak devam ettirildiğini, sistemli olarak dışlama ve görevi zorlaştırma uygulamasına maruz bırakıldığını, ayrıca idarenin şubenin iş yükünü ve ihtiyaçlarını artırmak suretiyle yoluyla kendisini zor durumda bırakılmasının ve cezalandırılmasının amaçlandığını gösterdiğini vurgulamaktadır .
156) Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik
gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır .
[ Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle
Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]
157) Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden
yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın)
gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır . [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Çözüm
Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)]
158) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/ 09/ 2013 tarihli ve E:2012 / 91925, K :2013 / 1407
50 / 55sayılı kararında; “Türk Hukukunda psikolojik taciz (mobbing); işyerinde çalışanlara, diğer
çalışanlar veya işverenler tarafından sistematik biçimde uygulanan, tekrarlanan her türlü kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışlar olarak ifade edilmiştir . Psikolojik tacizin en bariz örnekleri, kendini göstermeyi engellemek, sözünü kesmek, yüksek sesle azarlamak, sürekli eleştiri, çalışan iş ortamında yokmuş gibi davranmak, iletişimin kesilmesi, fikirlerine itibar edilmemesi, asılsız söylenti, hoş olmayan imalar, nitelikli iş verilmemesi, anlamsız işler verilip sürekli yer değiştirilmesi, ağır işler verilmesi ve fiziksel şiddet tehdidi sayılabilir .
Görüldüğü üzere, bir eylemin psikolojik taciz olarak kabul edilebilmesi için, bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, belli bir süreye yayılması ve bu durumun sistematik bir hal alması gerekir . Belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin, her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir . Psikolojik tacizin nedenleri farklılık göstermesine karşın amaç, çoğu kez işçinin işyerinden ayrılmasını sağlamaktır .” denilmektedir .
159) Mobbing durumunda sadece buna muhatap olan kişi değil, aynı zamanda bu duruma tanık
olan personel de olumsuz etkilenmekte, idari işleyiş açısından sorunlar yaşanmaktadır . Bilgi akışının yetersiz veya sağlıksız olması ve kişinin kendini savunmasının mümkün olmaması halinde, durum kişi aleyhine daha da ağırlaşabileceği gibi, yapılanların haksızlık olduğunu veya ileride kendisinin de benzer muameleye tabii tutulabileceğini düşünen kişiler açısından idarecilere duyulan güven ve saygı hissi zayıflamakta, bu kişilerin de iş tatmini, performansları ve verimlikleri düşebilmekte; dolayısıyla çalışma ortamı ve huzuru bozulmaktadır . Ayrıca, mobbing, kişi üzerindeki psikolojik sağlık sorunları, özgüven kaybı, saygınlığın kaybedilmesi ve işe yaramayan bir insan olma endişesi gibi sonuçları nedeniyle, maruz kalan kişinin işyeri dışındaki diğer ilişkilerinde de birtakım olumsuzluklar ortaya çıkarmakta; kişinin ailesini, akrabalarını, arkadaşlarını ve toplumu da olumsuz bir şekilde etkilemektedir .
160) Anayasanın 17 nci maddesinde herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme
hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir . Ayrıca, Anayasanın “ 5 inci maddesinde devletin amaç ve görevleri arasında kişilerin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak sayılmıştır . Anayasanın 49 uncu maddesinde devletin çalışma hayatını geliştirmek, çalışanları korumak ve çalışma barışını sağlamak için; 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasında ise herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak üzere gerekli tedbirleri alacağı belirtilmek suretiyle devletin yükümlülükleri gösterilmiştir .
161) Ayrıca, ülkemizin taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi uluslararası
sözleşmeler ile Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerinde de, herkesin elverişli koşullarda çalışma, edinilen iş veya meslekte tabi olunacak muamelede eşitliğin sağlanması, kamu çalışanları dahil olmak üzere istihdam edilen bütün kişilerin çalışma sırasındaki sağlığı etkileyen fiziksel ve zihinsel unsurların dikkate alınması gerektiği düzenlenmiş ve üye devletlere bu konularda gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getirilmiştir . Bu bağlamda, Devletin ve kamu otoritelerinin çalışanların fiziksel ve ruhsal yönden zarar görmelerine neden olmamaları gerekmektedir .
162) Devlet memurlarının Anayasa ve kanunlara sadakatle bağlı kalma, Devletin menfaatlerini
koruma, Devlet itibarını ve görev haysiyetini zedeleyici fiil ve davranışlarda bulunmama, görev ve sorumluluklarını bilme, bunları tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine uygun biçimde
51 / 55uygulama, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve
dışındaki davranışlarıyla gösterme, işbirliği içinde çalışma, amirleri tarafından verilen görevleri yerine getirme vb. görev ve sorumlulukları bulunduğu gibi; aynı zamanda kendisi de bir Devlet memuru olan amirlerin de, amiri oldukları hizmet birimine mevzuatla verilen görevlerin bir düzen içerisinde ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesini sağlama, amirlik görevini mevzuatla belirlenen esaslar çerçevesinde kullanma, maiyetindeki memurları yetiştirme, çalışanlara eşitlik ve hakkaniyet içinde davranma, personel için güvenli ve sağlıklı koşular yaratma ve çalışma hayatının kalitesini yükseltme, çalışanların haklarına saygı duyma ve adil davranma gibi görev ve sorumlukları bulunmaktadır . İdarecilerin hukuk devleti ilkelerine uygun, tarafsız, objektif, kamu hizmeti ve yararı ilkelerine uygun eylem ve işlem yaptıkça birey memnuniyeti ve toplumsal barışa pozitif bir şekilde katkıda bulunacakları kuşkusuzdur .
163) Bu çerçevede somut başvuru açısından tespiti gereken hususlar; kamu makamlarının eylem ve
işlemleriyle başvuranın kişilik haklarına, onur ve saygınlığına veya sağlığına yönelik muamelede bulunulup bulunulmadığı, bu şekilde muamele yapılmış ise muamelenin haklı ve objektif gerekçelere dayanıp dayanmadığı ve kullanılan yöntem ile gerçekleştirilmesi istenilen amaç arasında makul bir bağın kurulup kurulamadığıdır .
164) Anayasa Mahkemesinin 10/ 03/ 2016 tarihli ve 2013/ 6235 başvuru numaralı kararında ;
“Kural olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucu 1arın bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir . Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir . Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür . Bunun ispatlanması durumunda, bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir .” değerlendirmelerine yer verilmiştir .
165) Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 21/ 02/ 2014 tarihli ve E:2014 / 2157, K :2014 / 3434 sayılı
kararında ; “Hukuk yargılamasında ve özellikle de mobbinge dayanan iddialarda yüzde yüzlük bir ispatın aranmadığı, şüpheden uzak delil aramanın ceza yargılamasına ait olduğu, özel hukuk ve iş hukuku yargılamasında vicdani kanaatin oluşmasına yetecek kadar bir ispatın yeterli olduğu, taraflarca ileri sürülen delillerin sıhhat ve kuvvetinde tereddüt edilmesi halinde işçi lehine yorum ilkesinin uygulanması gerektiği, mobbing gibi diğer dava türlerine göre ispatı nispeten daha zor olan bir konuda kesin ve mutlak bir ispatın aranmayacağı, bu konuda işçi lehine ispat kolaylığı göstermenin hakkaniyet ve adalete daha uygun olacağı kanaat ve sonucuna varılmıştır” ifadelerine yer verilmiştir .
166) Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 27/ 12/ 2013 tarihli ve E:2013 / 693, K :2013 / 30811 sayılı
kararında ; “Mobbingin varlığı için kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu, ayrıca mobbing iddialarında davacı işçinin, kendisine işyerinde mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguları ileri sürmesinin yeterli olduğu, işyerinde mobbing gerçekleşmediğini ispat külfetinin davalıya düştüğü” belirtilmiştir .
167) Yukarıda yer alan ayrıntılı değerlendirmelerden anlaşılacağı üzere, ihalede kontrol amiri olarak
görevlendirildiği dönemde gerekli denetimleri yapması esnasında idarenin hukuka aykırı
52 / 55olarak davranmaya yönelttiği başvuranın hukuka ve mevzuata uygun davranmaya çalışması
karşısında idare tarafından yine hukuka aykırı olarak sürgün ve cezalandırma amacıyla geçici olarak il merkezine ve ikametgahına en uzak ilçede görevlendirildiği, görevlendirme sonrasında 2 yılı aşkın bir süre boyunca Şube Müdürü kadrosunda bulunan başvuranın hizmetinden yararlanılmayarak kamu zararına sebep olunduğu ve hizmet gereklerine aykırı hareket edildiği, başvuranın adil ve elverişli bir ortamda çalışma hakkına riayet edilmediği, görevlendirme sonrasında da yönetim usullerine uymayan ve eşitliğe aykırı bir şekilde açılan disiplin soruşturmaları ile başvuran üzerinde baskı kurulduğu, başvuranın izin hakkını ve dilekçe hakkını kullanması konusunda engelleyici tavırlar sergilendiği, süresi belli olmayan ve cezalandırmak amacıyla tesis edildiği açık olan geçici görevlendirme işlemi nedeniyle başvuranın diğer çalışanlar nezdinde itibarının ve haysiyetinin zedelendiği, harcırah gibi mali haklarının kendisine verilmediği, bütün bu durumların başvuranın bedensel ve psikolojik sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlar meydana getirdiği anlaşılmıştır . Bunun karşısında, idarece görevlendirmenin ve başvurana yönelik işlemlerin hangi ihtiyaçtan kaynaklandığı somut bir biçimde ortaya konulamadığı gibi, inceleme konusu hususlarla ilgili olarak yeterli ve ikna edici deliller ortaya konulamamıştır .
168) Kurumumuzun konuyla ilgili inceleme ve araştırma başlatması üzerine, idare tarafından
kurumsal yapılanmasında değişikliğe giderek başvuranı 2 yılı aşkın süre boyunca hukuksuz olarak geçici görevlendirmeyle gönderdiği Aydın ilinin merkezine ve başvuranın ikametgahına en uzak ilçe olan Buharkent’e atayarak buradaki görevini kalıcı hale getirdiği, atamanın akabinde de bir yönetici olarak başvuran ile işbirliği yapmayarak başvuranın zor durumda kalmasına ve sıkıntı yaşamasına yönelik bir tutum sergilediği anlaşılmaktadır .
Dolayısıyla, idarenin 2015 yılının Mayıs ayında baş gösteren sıkıntılar sonrasında başvurana yönelik tutum ve davranışlarıyla başvuranın istifa ya da başka kuruma geçişi tercih etmesi sağlanarak işyerinden ayrılmasının amaçlandığı değerlendirilmektedir .
169) Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar, idarenin cevabi yazıları, dosyada yer alan bilgi ve
belgeler, anılan mevzuat hükümleri, yüksek yargı kararları, şahit ifadeleri ve tüm dosya içeriği göz önünde bulundurulduğunda; yukarıda izah edilen somut tespitler ışında, somut olayımız açısından başvuranın mobbing iddiasına yönelik olarak hukuk literatüründe “ilk görünüş ispatı” olarak tanımlanan yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle psikolojik tacize yol açan muameleleri ortaya koyduğu, idarenin bu aşamadan sonra üzerine düşen ispat külfetini gereğince yerine getirememesi ve yaptığı muamelelerin hukuka uygunluğunu ispat edici nitelikte açıklamalarda bulunamaması nedeniyle, yetişkin bir birey ve kamu görevlisi olan başvurucuya yönelik eylemlerin manevi etkileri, süresi ve yoğunluk derecesi gibi unsurlar ile başvurucunun mesleki statüsü de dikkate alındığında, başvuranın idarenin şikayete konu uygulamalarının kendisine mobbing (yıldırma) amacıyla uygulandığı iddiasının gerçek olduğu sonucuna ulaşılmış olup; Anayasamızın 125 inci maddesinin son fıkrasında yer alan idarenin kendi eylem işlemlerden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükmü göz önünde bulundurularak, başvuranın aile bütünlüğünü de sağlayacak şekilde atamasının
Aydın il merkezine yapılması ve bundan sonraki süreçte mobbing olarak algılanacak uygulamalara fırsat vermemesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
170) 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
53 / 55Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı
maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen tespitler ışında, idarenin “kanunlara uygunluk”, “ayrımcılığın önlenmesi”, “yetkinin kötüye kullanılmaması”, “eşitlik”, “tarafsızlık”, “haklı beklentiye uygunluk”, “kazanılmış hakların korunması”, “bilgi edinme hakkı”, “makul sürede karar verme”, “kararların gerekçeli olması”, “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket etmediği tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir .
V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
171) 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci
maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir . Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu ve yargı yolu, başvurana 01/ 12/ 2017 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir .
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre ŞİKAYETİN KABULÜNE ;
Şikayetçi hakkında yapılan işlemlerin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığının tespitiyle, başvuranın aile bütünlüğünü de sağlayacak şekilde atamasının Aydın il merkezine yapılması ve bundan sonraki süreçte mobbing olarak algılanacak uygulamalara fırsat verilmemesi konusunda AYDIN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Ayrıca, kararın bir örneğinin ilgisi nedeniyle İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA
GÖNDERİLMESİNE,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca; AYDIN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin 30 gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve AYDIN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
54 / 5555 / 55