ÖZET: Başvuran, Milli Savunma Bakanlığına bağlı Hava Harp Okulunda sivil öğretim görevlisi olarak çalışmakta ve amirinin kendisine yönelik sistematik bir psikolojik taciz (mobbing) uyguladığını iddia etmektedir. Başvuranın şikayetleri üzerine yapılan incelemelerde, mobbingin unsurlarının (süreklilik, sistemlilik, kasıtlılık) gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmiştir. Yargı kararlarına göre, mobbingin varlığını ispat yükü başvurana aittir, ancak idarenin bu iddialara karşı yeterli bir savunma sunamadığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın mobbing iddialarının incelenmesi için Milli Savunma Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından yerinde bir soruşturma yapılması ve başvurana yönelik uygulamalarda mobbing olarak algılanabilecek durumların önlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, başvuranın fazla çalışma karşılığında izin verilmesi talebinin de hukuken geçerli olduğu ifade edilmiştir. Bu karar, başvuranın hak arama özgürlüğü ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi açısından önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/7477-S.21.11987

BAŞVURU NO : 2020/100108

KARAR TARİHİ : 12/05/2021

TAVSİYE KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

Başvuranın mobbing iddiası ve fazla çalışma karşılığında izin

BAŞVURUNUN KONUSU :

verilmesi talepleri hakkında

BAŞVURU TARİHİ : 12/11/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, başvuru dilekçesinde özetle; Millî Savunma Bakanlığına bağlı Milli Savunma Üniversitesi

Hava Harp Okulunda sivil öğretim görevlisi kadrosunda çalışmakta olduğunu, çalıştığı birimin Öğrenci

Alay Komutanlığına bağlı Beden Eğitimi ve Spor (BES) Grup Başkanlığı bölümüne bağlı olduğunu, birim amiri tarafından çalıştığı bölümde sürekli bir psikolojik taciz gördüğünü, bunun neticesinde bir üst amire başvurduğunu ve tahkikat komisyonu kurulduğunu, bu komisyonu oluşturan diğer askeri rütbeye sahip kişilerce farklı mobbing görerek sonuca erdirildiğini, amiri binbaşı hakkında disiplin soruşturması açılması için dilekçe verdiğini ve aynı Komisyonun kendisi ve 4 sivil öğretim görevlisini soruşturduğunu, soruşturma neticesinde kendisine ikaz yazısı yazıldığını, idari disiplin soruşturması neticesinde aylıktan kesme cezası verildiğini, bu cezaya karşı kanun yolları gösterilmediğini, askeri nezaket ve terbiye kurallarında abi/abla gibi hitap şekillerinin yasaklanmış olmasına rağmen kurumda subaylar arasında bu hitapların kullanıldığını, kurumda her gün saç sakal tıraşının amirleri tarafından kontrol edildiğini, asker kişiler gibi sinek kaydı tıraş olmak zorunda olduklarını, diğer üniversitelerde ve Milli Savunma

Üniversitesinde sakal bırakıldığını, yine amiri tarafından tek tip kıyafet giymesinin istendiğini ancak

Yönergede tek tip kıyafetin yasaklandığını, subay kişilerle aynı dersi icra ettiğini ancak subay olmadığı için amiri tarafından kendinden sonra gelmiş ve düşük sicilli subayların listeler, isimlikler, dersler vb.

durumlarda önüne geçirildiğini, Kanunda ve Yönergede düzenlenen protokol esaslarının göz ardı edildiğini, izin konusunda sorun yaşadığını ve yüksek lisans için izin alamadığını, 2020 yılında ek ders ücretlerinin yatırılmadığını, spor tesisleri kontrol ve denetim görevinde dinlenme saatleri verilmediğini, söz konusu görevde askerlere verilmesi gereken görevlerin sivil öğretim görevlilerine de verildiğini, öğle arası molalarında okul dışına çıkılmasının yasaklandığını ve uymayanlar hakkında idari yaptırım uygulanacağının bildirildiğini belirterek; gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 09/12/2020 tarih sayılı bilgi ve belge talebi konulu yazımıza istinaden, Millî

Savunma Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen 03/02/2021 tarih sayılı yazı ve eklerinde özetle;

2.1) Sivil Öğretim Görevlisi ’ in MSÜ Hava Harp Okulu Komutanlığı Beden Eğitimi ve

Spor (BES) Grup Başkanlığında çalıştığı, görevinin beden eğitimi öğretmeni olduğu, unvanının ise öğretim görevlisi olduğu, 4566 Sayılı Kanun’un 40’ıncı maddesinde belirtildiği üzere protokol münasebetlerinde sosyal tesislerinden ve kamu konutlarından görevlendirildikleri kadro derecesindeki rütbe nezninde değerlendirildiği, ayrıca sivil öğretim elemanlarının görevlendirildikleri kadro derecesinin karşılığında subay rütbelerinin astlık-üstlük ilişkisi yönünden değerlendirilemeyeceği,

2.2) Başvuranın şikayetçi olduğu birim amiri Hv.Öğ.Bnb. ’ nün Hava Kuvvetleri Komutanlığı

Personel Başkanlığı’nın 18/12/2020 tarihli yazısı ile İzmir/Çiğili 2. Ana Jet Üs Komutanlığı Kurmay

Başkanlığı kadrosunda görevlendirildiği,

2.3) 4566 Sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde diğer mevzuatlar atıf yapılarak Harp Okullarındaki

öğretim elemanlarının haftalık ve günlük çalışma şekli ve süresi konusunda; 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç

Hizmet Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, yine 4566 Sayılı Kanun’un 40’ıncı maddesinin 3’üncü fıkrasında sivil öğretim elemanlarının özlük haklarının 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 2914 sayılı

Yükseköğretim Personel Kanunu hükümlerine göre verileceğinin düzenlendiği, aynı bendin devamında ise “İstihdam esasları Yönetmelikte belirlenmiş olan harp okullarında atamalı veya sözleşmeli olarak görevli öğretim elemanlarına, disiplin ve ceza hükümler ile bu Kanunda düzenlenmemiş diğer hak ve yükümlülükler açısından Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli sivil memurlara uygulanan mevzuat hükümleri tatbik olunur. Ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere ilave olarak; bunlara 2547 sayılı Kanunda yer alan diğer disiplinsizlikleri işleyen sözleşmeli veya atamalı öğretim elemanlarına yükseköğretim mevzuatı uyarınca verilen disiplin cezaları uygulanır. Bunlar, Türk Silahlı Kuvvetleri sosyal tesislerinden ve kamu konutlarından görevlendirildikleri kadro derecesindeki subaylar gibi istifade ederler, askeri personel ile aralarındaki protokol münasebetlerinin düzenlenmesinde de aynı esas uygulanır” şeklindeki hüküm ile aynı zamanda 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’na ve bu Kanunun 120’nci maddesine istinaden yürürlükte olan TSK İç Hizmet Yönetmeliğine tabi olduklarının belirtildiği, 211 sayılı TSK İç Hizmet

Kanunu’nun 115,116 ve 117’nci maddelerinde Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil personel ile ilgili hükümlerin belirtildiği, 117’nci maddeye göre bu hususun TSK İç Hizmet Yönetmeliği’nde daha ayrıntılı şekilde gösterildiği,

2.4) Başvuranın belirttiği iddialara ilişkin bağımsız soruşturmacılardan oluşan soruşturma kurulu

oluşturulduğu, yapılan soruşturmalar ilişkin disiplin soruşturması neticesinde MSÜ Hava Harp Okulu’na dönüş yapan ve Covid 19 testi negatif çıkan Harbiyelilere izolasyon döneminde açık havada esneme/germe hareketleri yaptırılmasına yönelik verilen emrin tebliği yapılmasına rağmen derse katılmadığı gerekçesiyle savunmasının istendiği, sonrasında aylıktan kesme disiplin cezasının tecziye edildiği,

2.5) Başvurana soruşturma raporuna istinaden ikaz yazısı yazıldığı, 2018 ve 2019 yıllarında eğitim izni

dahil diğer izinlerini kullandığı, mobbing iddiası ile ilgili bağımsız soruşturmacılardan oluşan soruşturma kurulunun oluşturulduğu, mobbing ile ilgili inceleme yapıldığı,

2.6) Milli Savunma Bakanlığı’ndan gelen yazıda belirtildiği üzere Covid19 salgını kapsamında alınacak

tedbirler yayımlanmış olup bu yazıya istinaden alınan tedbirler ile mesai saatleri içerisinde uygulanan toplu dinlenme saatlerinin kaldırılması, ofiste kal prensibinin uygulanması, öğle arasında kışla/karargah ve kurum dışına öğle yemeği vb. nedenlerle çıkılmamasının tüm personele bildirildiği, ayrıca hizmet gereği Hava Harp Okul Komutanlığı’nın 1/10/2020 tarihli yazısı ile kullanımdan kaynaklı açık/kapalı spor saha ve tesisleri ile Şht.Hv. Plt.Tğm. Kapalı Atış Poligonunun tertip ve düzenini kontrol etmek, emniyet tedbirlerini almak, spor yapan Harbiyelileri gözetmek için “Spor Tesisleri Kontrol ve Denetim Görevi” planlaması yapıldığı, söz konusu Spor Tesisleri Kontrol ve Denetim Görevi usul ve esasları, görev sonunda kullanılacak vardiya istirahatinin nasıl olacağına dair hususların belirlendiği, görev sonucunda vardiya istirahati planlaması yapıldığı ve asker ile sivil personele tebliğ edildiği, Spor

Tesisleri Kontrol ve Denetim Görevinin hizmet gereği olduğu, söz konusu görev sonrasında dinlenme saatlerine ilişkin denetim görev listesinde başvuranın görevi ifa ettikten sonra izin bilgilerinde dinlenme saatlerini kullandığı,

2.7) 4566 Sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde 2’nci fıkrasında düzenlenen “Harp Okullarında hükmü

doğrultusunda kadrolu öğretim görevlileri için haftalık ders yükü on iki saatten az olamaz” hükmü doğrultusunda haftalık ders yükünün dolması ile arta kalan ders saatleri için ödeme yapıldığı, haftalık ders yükünün dolmaması durumunda ek ders ödemesi 4566 Sayılı Kanun’un 40’uncu maddesinde düzenlenen 4’üncü fıkrasında; “Haftalık okutulması mecburi ders yükü dışında, harp okullarında görevli öğretim elemanlarına, Milli Savunma Bakanlığınca belirlenecek esaslar çerçevesinde, haftada en çok yirmi saate kadar verilecek dersler için 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu’nun 11’inci maddesine uygun olarak ek ders ücreti ödenir” hükmü doğrultusunda başvurana haftalık ders yükünü doldurmamasından dolayı ek ders ücreti ödemesi yapılmadığı,

2.8) Sivil personel için düzenlemiş TSK İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği ile 657 sayılı Devlet

Memurları Kanununa istinaden 25/10/1982 tarihli ve 17849 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarında çalışan personelin kılık ve kıyafetine dair Yönetmeliğe kıyafet konusunda uymak zorunda olduğu, ayrıca MSÜ

Ana Yönergesinde yapılan düzenleme ile tek tip kıyafet giyilmeyeceğinin açık olduğu, başvurana sözlü ve yazılı olarak tek tip kıyafet giyecekleri konusu ile ilgili hiçbir evrak tebliğ edilmediği, bununla birlikte

TSK İç Hizmet Yönetmeliği’nin 82’nci maddesindeki hükmüne asker kişiler ile sivil personel de uygulamaktan sorumlu olduğu,

2.9) MY 26-1 (C) Türk Silahlı Kuvvetleri Protokol Yönergesinde protokolün tanımının yapıldığı, söz

konusu Yönergede amaç devlet protokol kuralları çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde uygulanacak protokol faaliyetlerinde birlik ve beraberliği sağlamak, takip edilecek esas, prensip, yöntem ve kriterleri belirlemek olduğu belirtilerek protokolün; devlet ve diplomasi alanındaki törenlerde, resmi ilişkilerde ve sosyal yaşamda uygulanması gereken kurallar bütünü olduğunun tanımlandığı, Genelkurmay

Başkanlığı’nın 13/06/2013 tarihli yazısında sivil öğretim elemanlarının hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesine ilişkin esaslar doğrultusunda protokol münasebetlerinin kapsamı resmi ve dini bayram törenlerini, cenaze merasimlerini, anma günlerini, ziyaret ve karşılamaları, toplantı ve konferansları, servis aracı oturma planları gibi durumlar olduğunun belirtildiği, ayrıca sivil öğretim elemanlarının görevlendirildikleri kadro derecesinin karşılığındaki subay rütbeleri emir, komuta ve astlık üstlük ilişkisi yönünden değerlendirilemeyeceği, Türk Silahlı Kuvvetlerinde TSK İç Hizmet Yönetmeliği’nin “Astın

Vazifeleri” ve “Amirin Vazifeleri” başlığı altında belirtildiği şekilde ast-üst arasındaki hitap usullerinin kullanıldığı, abi/abla gibi hitap şekilleri ile ilgili ortaya atılan iddia kapsamında herhangi bir şikayet veya müracaatın bulunmadığı,

2.10) Başvurana mesai saatlerine uyma, kılık-kıyafet düzeni, amirleriyle münasebetlerinde uyması

gereken kurallar gibi konularda resmi işlem tesis edilmediği, TSK İç Hizmet Yönetmeliği 21’inci maddesi çerçevesinde sözlü uyarılarda bulunulduğu, ancak benzer hatalarında ısrar etmesi üzerine soruşturma raporuna istinaden başvuran hakkında disiplin işlemi yapıldığı, başvuranın talepleri incelendiğinde tüm hususların tabi olduğu mevzuata uygun tesis edildiği, aynı statüde bulunan iş arkadaşları da göz önüne alındığında tabi olduğu mevzuatlardaki uygulama ve sorumlulukların başvuruna özel uygulanması gibi bir durum olmayacağından dolayı bazı taleplerinin karşılanmasının mümkün olmadığı,

2.11) Milli Savunma Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 02.02.2021 tarih ve

E.69601 sayılı görüş yazısında ; başvuranın iddiaları ve idare tarafından tesis edilen işlemler incelendiğinde idare tarafından disiplin suçunun gerçekleştiğinin tespiti sonrası süresi içerisinde disiplin soruşturmasına başlanıldığı, ayrıntılı olarak yapılan soruşturma neticesinde başvuranın fiiliyle uyumlu olacak şekilde disiplin yaptırımının önerildiği, önerilen ceza ile ilgili olarak başvurandan savunma istenildiği, savunmasının yeterli görülmediği, disiplin amirine tanınan takdir yetkisi kapsamında verilen cezanın süresi içerisinde başvurana tebliğ edildiği, başvuranın üst disiplin amirine verilen cezalara ilişkin olarak itiraz dilekçesi verebileceği, idarenin söz konusu işlemlerinde mevzuata aykırılık bulunmadığı ayrıca mobbingin sahip olması gereken birçok unsurun somut olayda gerçekleşmediği, idarenin sistematik biçimde yıldırma amaçlı keyfi tutum ve davranışlarda bulunmadığı, bu nedenle başvuranın mobbing iddialarının yersiz olduğunun değerlendirildiği, Belirtilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Anayasamızın;

3.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri,

Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”,

3.2) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında;

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”,

3.3) “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36 ıncı maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

3.4) “Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinde; “Anayasa ile tanınmış hak

ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.”

3.5) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Devlet, çalışanların

hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”,

3.6) “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50 nci maddesinde; “…Dinlenmek, çalışanların

hakkıdır…”

3.7) “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.8) “Genel ilkeler” başlıklı 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Memurların ve diğer kamu

görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.”,

3.9) “Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence” başlıklı 129 uncu maddesinin

birinci fıkrasında; “Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.”,

3.10) “Yükseköğretim Kurumları” başlıklı 130 uncu maddesinde; “Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına

dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.

…

Üniversiteler ile öğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe her türlü bilimsel araştırma ve yayında bulunabilirler. Ancak, bu yetki, Devletin varlığı ve bağımsızlığı ve milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhinde faaliyette bulunma serbestliği vermez…”

3.11) “Kanunsuz emir” başlıklı 137’nci maddesinde; “Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle

çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya

Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz. 75 Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz. Askeri hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.”

4) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi”

başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 1/11/1984 tarihli 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunu’nun,

5.1) “Kapsam” başlıklı 2 inci maddesinde; “Bu Kanun, Türk vatandaşları ve Türkiye’de ikamet eden

yabancılar tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi ile idarî makamlara yapılan dilek ve şikâyetler hakkındaki başvuruları kapsar.”

5.2) “Dilekçe Hakkı” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Türk vatandaşları kendileriyle veya kamu ile ilgili

dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler.”

5.3) “Dilekçenin incelenmesi ve sonucunun bildirilmesi” başlıklı 7 inci maddesinde; “Türk

vatandaşlarının ve Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileri ve kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri konusunda yetkili makamlara yaptıkları başvuruların sonucu veya yapılmakta olan işlemin safahatı hakkında dilekçe sahiplerine en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak cevap verilir. İşlem safahatının duyurulması halinde alınan sonuç ayrıca bildirilir.”

6) 6/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun,

6.1) “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Bu kanun; yükseköğretim üst kuruluşlarını, bütün

yükseköğretim kurumlarını, bağlı birimlerini ve bunlarla ilgili faaliyet ve esasları kapsar.

(Değişik ikinci fıkra: 15/8/2017-KHK-694/44 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/41 md.) Milli Savunma

Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına bağlı yükseköğretim kurumlarıyla ilgili özel kanun hükümleri saklıdır.”

7) 9/11/2016 tarihli ve 6756 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Ve Milli

Savunma Üniversitesi Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesi Hakkında Kanun’un,

7.1) “Milli Savunma Üniversitesi” üst başlıklı 5 inci maddesinde; “(1) Milli Savunma Bakanlığı

bünyesinde Milli Savunma Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur.

(2) Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak; a) Kurmay subay yetiştirmek ve lisansüstü eğitim vermek amacıyla yeni kurulan Enstitülerden, b) Kara, Deniz ve Hava Harp Okullarından, c) (Değişik: 17/4/2017-KHK-690/16 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/14 md.) Astsubay meslek yüksekokulları ile yabancı diller ve savunma ile ilgili diğer yüksekokullardan, oluşur.

3) (Değişik birinci cümle: 2/7/2018-KHK-703/160 md.) Üniversitenin rektörü, Cumhurbaşkanı tarafından

atanır. Ayrıca rektöre görevlerinde yardımcı olmak üzere sayısı dördü geçmemek üzere Milli Savunma

Bakanı tarafından rektör yardımcıları atanır.

(4) Üniversitenin teşkilatı Cumhurbaşkanı kararıyla oluşturulur.”

7.2) “Harp okulları ve astsubay meslek yüksekokulları” başlıklı 7 nci maddesinde; “(1) Harp okulları

ve astsubay meslek yüksekokulları, Üniversite bünyesinde ve denetiminde kendi özel kanunlarına göre faaliyet gösterirler. İş ve işlemleri Üniversite rektörlüğü tarafından yürütülür.

(2) Özel kanunlarının bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.”

7.3) “Öğretim elemanlarının hakları” başlıklı 8 inci maddesinde; “ … Haftalık okutulması mecburi

ders yükü dışında, öğretim elemanlarına, Üniversite rektörlüğünce belirlenecek esaslar çerçevesinde, haftada en çok yirmi saate kadar verilecek dersler için 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 11 inci maddesine uygun olarak ek ders ücreti ödenir.”

7.4) “Disiplin işlemleri” başlıklı 8/A maddesinde; “(1) Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı

eğitim kurumlarında görevli öğretim elemanlarına disiplin ve cezai hükümler açısından, Milli Savunma

Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan sivil memurlara uygulanan hükümler tatbik edilir.

Ayrıca 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere ilave olarak; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda yer alan diğer disiplinsizlikleri işleyen sözleşmeli veya atamalı öğretim elemanlarına yükseköğretim mevzuatında yer alan aynı neviden disiplin cezaları uygulanır.”

8) 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun,

8.1) “Davranış ve iş birliği” başlıklı 8 inci maddesinde; “Devlet memurları, resmi sıfatlarının

gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar. Devlet memurlarının işbirliği içinde çalışmaları esastır.”

8.2) “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu

maddesinin ikinci maddesinde; “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır.

Amirlik yetkisini kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslar içinde kullanır.”

8.3) “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Devlet memurları kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.”

8.4) “Memur bilgi sistemi ve özlük dosyası” başlıklı 109 uncu maddesinde; “Memurlar, Türkiye

Cumhuriyeti kimlik numarası esas alınarak kurumlarınca tutulacak personel bilgi sistemine kaydolunurlar.

Her memur için bir özlük dosyası tutulur. Özlük dosyasına, memurun mesleki bilgileri, mal bildirimleri; varsa inceleme, soruşturma, denetim raporları, disiplin cezaları ile ödül ve başarı belgesi verilmesine ilişkin bilgi ve belgeler konulur. Memurların başarı, yeterlik ve ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye ayrılmalarında veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde, hizmet gerekleri yanında özlük dosyaları göz önünde bulundurulur. Özlük dosyalarının tutulma esasları ile özlük dosyalarında yer alacak belgelere ilişkin usûl ve esaslar Devlet Personel Başkanlığınca belirlenir.”

8.5) “Disiplin amiri ve disiplin cezaları” başlıklı 124 üncü maddesinde; “Disiplin amirleri; kurumların

kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tespit edilecek amirlerdir. Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.” 8.6)“Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci maddesinde; “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller

şunlardır:

…

C – Aylıktan kesme : Memurun, brüt aylığından 1/30 – 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak, …

Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir…”

8.7) “Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar” başlıklı 126 ıncı maddesinde; “Uyarma, kınama

ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından…tarafından verilir.

Disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler.”

8.8) “Zamanaşımı” başlıklı 127 inci maddesinde; “Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve

halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, …

başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. ”

8.9) “Karar süresi” başlıklı 128 inci maddesinde; “Disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme

cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadırlar.”

8.10) “Savunma hakkı” başlıklı 130 uncu maddesinde; “Devlet memuru hakkında savunması alınmadan

disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.”

8.11) “Disiplin kurulları ve disiplin amirleri” başlıklı 134 üncü maddesinde; “Disiplin ve soruşturma

işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere Kurum merkezinde bir Yüksek Disiplin Kurulu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ayrıca Milli Eğitim

Müdürlüklerinde birer Disiplin Kurulu bulunur.”

8.12) “İtiraz” başlıklı 135 inci maddesinde; “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve

aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.

İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.”

9) 17/5/2000 tarih ve 4566 sayılı Harp Okulları Kanunu’nun;

(1)

9.1) “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu Kanunun amacı, (…) harp okullarındaki yükseköğretimle

ilgili amaç ve ilkeleri belirlemek, harp okullarının teşkilâtlanmasını, görev ve sorumluluklarını, eğitim, öğretim, araştırma, yayın, öğretim elemanları ve öğrencilerle ilgili esasları düzenlemektir.”

9.2) “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Bu Kanunda geçen kavram ve terimler şunlardır :

…

c) Yükseköğretim kurumları: Üniversiteler, yüksek teknoloji enstitüleri, harp okulları ve bunların bünyesinde yer alan fakülteler, enstitüler, yüksek okullar, konservatuvarlar, meslek yüksekokulları ile uygulama ve araştırma merkezleridir.

d) Harp okulu: Kara Harp Okulu, Deniz Harp Okulu ve Hava Harp Okulu olup, Milli Savunma Bakanlığı (3)

kuruluşunda, Atatürk ilkelerine bağlı ve askeri değerleri haiz muvazzaf subay yetiştiren; (…) eğitim ve öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan, bilimsel özerkliğe sahip bir yükseköğretim (2)(3)

kurumudur.

…

f) Öğretim elemanları: Harp okullarında görevli öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve araştırma (1)

görevlileridir.

h) Öğretim görevlisi: Ders vermek ve uygulama yaptırmakla yükümlü öğretim elemanıdır.”

9.3) “Harp okullarının amacı” başlıklı 4 üncü maddesi; “4.1.1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silâhlı

Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda belirtilen asker kişilerde bulunması gerekli niteliklere sahip, liderlik özellikleri gelişmiş, yeterli fiziki yeteneğe sahip, ilgili kuvvet komutanlığının ihtiyacına göre belirlenen bilim dallarında lisans eğitim ve öğretimini görmüş muvazzaf subay yetiştirmektir.”

9.4) “Ana ilkeler” başlıklı 5 inci maddesi; “Harp okullarında eğitim ve öğretimin plânlanmasında,

programlanmasında ve uygulanmasında aşağıdaki ana ilkeler göz önünde bulundurulur:

a) Öğrencilere Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Atatürk milliyetçiliği, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine bağlı hizmet bilincinin ve meslekî değerlerin kazandırılması sağlanır.

b) Millî kültürümüz, örf ve âdetlerimize bağlı şekil ve özellikleri ile evrensel değerler içinde korunarak geliştirilir ve öğrencilere milli birlik ve beraberliği güçlendirici ruh ve irade gücü kazandırılır.

c) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/90 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/86 md.) Eğitim-öğretim plan ve programları; bilimsel alan öğretimi ile temel askerlik ve beden eğitimlerini birbirleriyle uyumlu şekilde çağdaş eğitimin yöntem ve ilkeleri ile bütünleştirerek Milli Savunma Üniversitesi Yüksek Danışma

Kurulunun kuvvetlerin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak oluşturacağı görüş ve tavsiyelerine uygun olarak dekanlıklar tarafından hazırlanır. Hazırlanan plan ve programlar Milli Savunma Üniversitesi

Senatosunun kararı ve Bakan onayıyla yürürlüğe girer.

d) Harp okullarının verimliliklerinin artırılması, geliştirilmesi ve öğretim elemanlarının yetiştirilmeleri

Milli Savunma Bakanlığınca plânlanır ve gerçekleştirilir.”

9.5) “Öğretim Elemanlarının Görevleri” başlıklı 17 nci maddesi; “Öğretim elemanlarının görevleri

şunlardır :

a) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/97 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/93 md.) Bu Kanundaki amaç ve ilkelere uygun biçimde eğitim, öğretim ve uygulamalı çalışmalar yapmak ve yaptırmak.

b) Projeleri yürütmek.

c) Bilimsel çalışmalara katılmak, bilimsel araştırma ve yayın yapmak.

d) Akademik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerini yürütmek.

e) Yetkili organlarca ve amirlerce verilecek diğer görevleri yerine getirmek.”

9.6) “Çalışma esasları” başlıklı 30 uncu maddesi; “Harp okullarındaki öğretim elemanlarının haftalık

ve günlük çalışma şekli ve süresi konusunda; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silâhlı

Kuvvetleri Personel Kanunu ile 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu hükümleri uygulanır.

Öğretim üyelerinin maaş karşılığı haftalık ders yükü en az on saattir. (Ek cümle : 15/8/2017-KHK-694/104 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/100 md.) Ders yükünün on saati aşması durumunda yirmi saati geçmemek kaydıyla ek ders ücreti ödenir. Öğretim üyelerinin yaptıkları ve yaptırdıkları uygulama, yönettikleri seminer ve lisans üstü çalışmalarının ne ölçüde ders yükünden sayılacağı yönetmelikte (1)

belirlenir. Harp okullarında kadrolu öğretim görevlileri (…) için haftalık ders yükü on iki saatten az olamaz. Dekan yardımcıları ile bölüm başkanları için haftalık ders yükü, öğretim üyeleri ders yükünün (2)

yarısı kadardır. Dekan ve (…) okuldaki öğretim elemanı kadrosu dışındaki görevlerde çalışanlardan ders yükü verilenler için haftalık ders yükü zorunluluğu aranmaz.”

9.7) “Özlük hakları” başlıklı 40 ıncı maddesi; “Harp okullarında görevli asker öğretim elemanlarının

özlük haklarına ilişkin ödemelerde 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümleri uygulanır.

Ancak asker öğretim elemanlarına, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununun 12 nci maddesine göre hesaplanacak üniversite ödeneği ile 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu Ek-17 nci maddesine göre ödenen Türk Silâhlı Kuvvetleri hizmet tazminatından hangisi fazla ise o ödenir. Öğretim elemanlarından 28.2.1982 tarihli ve 2629 sayılı Kanundan istifade edenlerin, bu Kanuna göre ödenen tazminatlarının, Türk Silahlı Kuvvetleri hizmet tazminatı ile üniversite ödeneğinden fazla olması halinde, tazminat ödemeleri 2629 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenir. Ayrıca, Harp Okulu Komutanı, dekan, (…)(2) dekan yardımcıları ve bölüm başkanlarına 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununun 13

üncü maddesine göre idarî görev ödeneği verilir. Harp Okulu Komutanına verilecek idarî görev ödeneği, rektörlere ödenecek miktar kadardır.

(Değişik üçüncü fıkra: 22/5/2012-6318/74 md.) Harp okullarında görevlendirilen sivil öğretim elemanlarının özlük hakları, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 2914 sayılı Yükseköğretim Personel

Kanunu hükümlerine göre verilir. İstihdam esasları yönetmelikte belirlenmiş olan harp okullarında atamalı veya sözleşmeli olarak görevli öğretim elemanlarına, disiplin ve cezai hükümler ile bu Kanunda düzenlenmemiş diğer hak ve yükümlülükler açısından Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli sivil memurlara

uygulanan mevzuat hükümleri tatbik edilir. (Ek cümle : 15/8/2017-KHK-694/110 md.; Aynen kabul:

1/2/2018-7078/106 md.) Ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere ilave olarak; bunlara, 2547 sayılı Kanunda yer alan diğer disiplinsizlikleri işleyen sözleşmeli veya atamalı öğretim elemanlarına yükseköğretim mevzuatı uyarınca verilen disiplin cezaları uygulanır. Bunlar, Türk Silahlı Kuvvetleri sosyal tesislerinden ve kamu konutlarından görevlendirildikleri kadro derecesindeki subaylar gibi istifade ederler, askeri personel ile aralarındaki protokol münasebetlerinin düzenlenmesinde de aynı esas uygulanır.

Haftalık okutulması mecburi ders yükü dışında, harp okullarında görevli öğretim elemanlarına, Milli

Savunma Bakanlığınca belirlenecek esaslar çerçevesinde, haftada en çok yirmi saate kadar verilecek dersler için 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununun 11 inci maddesine uygun olarak ek ders ücreti ödenir.”

9.8) “Yönetmelik” başlıklı 41 inci maddesi; “Bu Kanunda esasları belirtilen ve aşağıda yazılı diğer

hususlar, Millî Savunma Bakanlığınca altı ay içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

a) Çalışma esasları, günlük çalışma saatleri ve haftalık ders yükü, öğretim üyelerinin yaptıkları ve yaptırdıkları uygulama, yönettikleri seminer ve lisans üstü çalışmalarının ne ölçüde ders yükünden sayılacağı ve ek ders ile ilgili hususlar,…”

10) 9/1/1961 tarih ve 211 Sayılı İç Hizmet Kanunu’nun;

10.1) “Astın Vazifeleri” başlıklı 14 üncü maddesi; “Ast; amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere

uygun tam bir hürmet göstermeye, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdur. Ast muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştiremez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mesuliyetler emri verene aittir. İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur.”

10.2) “Amirin Vazifeleri” üst başlıklı 16 ncı maddesi; “Amir; maiyetine hizmetle münasebeti olmayan

emir veremez…”,

10.3) “I – Müracaatlar” başlıklı 25 inci maddesi; “Her asker resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaatını

söz veya yazı ile en yakın amirinden başlayarak silsile yolu ile yapar.

Müracaatlar takip ve tahkik ve bir karara bağlanarak neticesi müracaat sahibine mümkün olan en kısa zamanda mutlaka bildirilir. Ancak; bu müddet hiçbir halde bir ayı geçemez.

Birden fazla kimselerin toplu olarak söz veya yazı ile müracaatları yasaktır.”

10.4) “II – Şikayetler” üst başlıklı 26 ıncı maddesi; “ Her asker, gerek hizmete ve gerek zati işlerine ait

kanun ve nizamların kendisine vermiş olduğu hak ve salahiyetler her hangi bir surette haksız olarak ihlal edilirse veya ihlal edildiğini zannederse şikayet etmek hakkını haizdir.”

10.5) “II – Şikayetler” üst başlıklı 27 ıncı maddesi; “Şikayet söz veya yazı ile en yakın amire yapılır.

Eğer bu amirden şikayet olunacaksa bir derece üstündeki amire yapılır ve bunun gibi her şikayet edilen amir geçilir. Sözle yapılan şikayetler bir zabıtla tespit olunur.”

10.6) “II – Şikayetler” üst başlıklı 29 ıncı maddesi; “Şikayet reddedildiği takdirde, şikayetçiye bu yüzden

ceza verilmez. Ancak şikayet ederken şikayetçi bir suç işlemiş veya bir disiplin tecavüzünde bulunmuşsa ayrıca mesul olur.”

10.7) “II – Şikayetler” üst başlıklı 30 ıncı maddesi; “Şikayetler ve itirazlar mutlaka tahkik olunarak bir

karara bağlanır ve neticesi şikayet edene ve lüzum görülürse şikayet olunana mümkün olan en kısa zamanda bildirilir. Ancak bu müddet hiçbir halde bir ayı geçemez. Adli tahkikata mevzu olan şikayet ve itirazlar hakkında Ceza ve Usul kanunlarındaki hükümler mahfuzdur.”

10.8) “II – Şikayetler” üst başlıklı 31 inci maddesi; “Bir şikayet üzerine karar vermek selahiyeti,

şikayetin müstenit olduğu vaka hakkında şikayet olunana disiplin cezası vermek salahiyetini haiz olan ilk disiplin amirine verilmiştir. O amirin vereceği karar aleyhine gerek şikayet eden ve gerekse şikayet olunan, mertebeler silsilesi yolu ile daha yüksek amirlere itiraz edebilir.”

10.9) “U) SİLAHLI KUVVETLERDE ÇALIŞAN SİVİL PERSONEL” ana başlıklı 115 inci maddesi:

“Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel

bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından:

a) Amir vazifesi alanlar; maiyetindeki bütün askeri ve sivil personele hizmetin icabettirdiği emirleri verebilir. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 3/10/2016-KHK-676/53 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/46 md.)(…)

b) Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar.”

10.10) 116 ncı maddesi : “Sivil personelin, bu kanunun askerlere tanıdığı hak ve salahiyetlerden

faydalanmaları ve mükellefiyetleri yerine getirmeleri aşağıdaki esaslar dahilinde olur:

a) Bu Kanunun müraacat ve şikayet bölümlerinde gösterilen usul, hak ve kayıtlara aynen tabidirler…”

10.11) “Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan memurlara uygulanmayacak maddeler” başlıklı 232’nci

maddesinde; “Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliğinin, Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanununun ve bunlar hakkında halen yürürlükte bulunan diğer mevzuatın uygulanmasını sağlama bakımından Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurlar, sözleşmeli ve geçici personel ile işçiler hakkında bu kanunun; Çalışma saatleri hakkındaki 99 uncu, Günlük çalışma saatlerinin tespiti hakkındaki 100 üncü, Günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmette çalışma saat ve usulünün tespiti hakkındaki 101 inci, fazla çalışma ücreti hakkındaki 178 inci, Görevden uzaklaştırmaya yetkilileri sayan 138 inci, maddeleri hükümleri uygulanmaz.”

11) 16/02/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun,

11.1) “Disiplin soruşturması ve yetkiler” başlıklı 7 nci maddesinde; “(1) Maiyetinden birinin

disiplinsizlik teşkil edebilecek bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirirse, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla ya da şahsen disiplin soruşturması yapar.

(2) Disiplin soruşturmacısı olarak tek bir kişi görevlendirilebileceği gibi en az üç kişiden oluşan bir heyet de görevlendirilebilir.

(3) (3) (Mülga:16/7/2020-7250/16 md.)

(4) (Ek: 2/1/2017-KHK-681/88 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7073/87 md.) Milli Savunma Bakanınca gerek görülmesi halinde Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığınca da disiplin soruşturması yürütülebilir.

(5) Heyet başkanı hariç olmak üzere gerek görülmesi hâlinde, hakkında disiplin soruşturması yapılacak kişiden rütbe veya kıdemce daha aşağıda heyet üyeleri görevlendirilebilir.

(6) Disiplin soruşturmacıları ve heyeti, kendilerini görevlendiren disiplin amiri adına; disiplin soruşturmasıyla ilgili bilgi ve belgeleri toplama, savunma alma, tanık dinleme, bilirkişi görevlendirme, keşif yapma, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dâhil olmak üzere her türlü inceleme yapma ve ilgili makamlarla yazışma yetkisini haizdir.”

12) 06/09/1961 tarihli ve 10899 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet

Yönetmelik’in,

11.1) “Emir” üst başlıklı 33’üncü maddesinde; “Emirlerin, hizmete müteallik olması (Silahlı Kuvvetler

İç Hizmet Kanunu madde 8 ve 16) ve kanun ve nizamları ihlâl etmemesi şarttır…”

13) 23/3/2021 tarihli ve 31432 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Savunma Üniversitesi Harp

Okulları Yönetmeliği’nin,

13.1) “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “ Bu Yönetmeliğin amacı, Milli Savunma Üniversitesine bağlı

harp okullarının teşkilatlanmasını; görev ve sorumluluklarını, eğitim, öğretim, araştırma ve yayın faaliyetleri ile öğretim elemanları ve öğrencileri ile ilgili esasları düzenlemektir.”,

13.2) “Harp okullarının amacı” başlıklı 5 inci maddesinde; “ 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı

Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda belirtilen asker kişilerde bulunması gereken niteliklere sahip, liderlik özellikleri gelişmiş, yeterli fiziki yeteneğe sahip, ilgili kuvvetin ihtiyacına göre belirlenen bilim dallarında lisans eğitim ve öğretimini görmüş muvazzaf subay yetiştirmektir.”

13.3) “Eğitim ve öğretimin ana ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde; “ (1) Harp okullarında eğitim ve

öğretimin planlanmasında, programlanmasında ve uygulanmasında aşağıdaki ana ilkeler göz önünde

bulundurulur:

a) Öğrencilere, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine bağlı hizmet bilinci ve mesleki değerlerin kazandırılması sağlanır.

b) Milli kültürümüz, manevi değerlerimiz, örf ve adetlerimize bağlı şekil ve özellikleri ile evrensel değerler içinde korunarak geliştirilir ve öğrencilere milli birlik ve beraberliği güçlendirici ruh ve irade gücü kazandırılır.

c) Eğitim ve öğretim programları, en az bir bilim dalında lisans düzeyinde öğretim ile temel askerlik ve beden eğitimleri çağdaş eğitim yöntem ve ilkeleri ışığında uyumla bütünleşecek şekilde, Yüksek Danışma

Kurulunun ilgili kuvvet komutanlığının ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak oluşturacağı görüş ve tavsiyelerine uygun olarak dekanlık tarafından hazırlanır. Hazırlanan plan ve programlar Senatonun kararı ve Bakan onayıyla yürürlüğe girer.

ç) Eğitim ve öğretim faaliyetleri ilgili kuvvet komutanlığının kurum kültürüyle örtüşecek şekilde geliştirilir.

Öğrencilere silah arkadaşlığı bilinci, millete hizmet isteği ve vazife ahlakı kazandırılır.

d) Harp okullarının verimliliklerinin artırılması, geliştirilmesi ve öğretim elemanlarının yetiştirilmeleri

Bakanlık tarafından planlanır ve gerçekleştirilir.

13.4) “Denetim” başlıklı 8 inci maddesinde; “(1) Harp okullarının eğitim ve öğretim, idari ve diğer

faaliyetlerinin denetimi, Bakanlık tarafından yapılır.

(2) Bakanlık, denetimlerin kapsamını, sürelerini, sıklığını ve denetlemekle görevlendirilenleri belirler.

/

13.5) “Organlar” başlıklı 11 inci maddesinde; “(1) Harp okullarının eğitim ve öğretim faaliyetleri ile

idari hizmetleri aşağıdaki organlar tarafından yürütülür:

a) Harp okulu kurulları.

b) Harp okulu komutanı.

c) Dekan.

ç) Öğrenci alay komutanı.

13.6) “Harp Okulu kurulları” başlıklı 12 nci maddesinde; “(1) Harp okulu kurulları; yönetim kurulu,

öğretim kurulu ve disiplin kuruludur.

2) Yönetim kurulu; Rektör veya görevlendireceği bir rektör yardımcısının başkanlığında; harp okulu

komutanı, dekan, dekan yardımcıları, dekan tarafından seçilecek iki bölüm başkanı, öğrenci alay komutanı ve kurmay başkanından oluşur.

a) 4566 sayılı Kanun, bu Yönetmelik, Bakanlık ve Üniversite tarafından belirlenen temel esaslar

doğrultusunda Yönetim kurulunun görevleri şunlardır:

…

5) Öğrenci alay komutanlığının yürüttüğü askeri ve mesleki eğitimler ve diğer etkinlikler ile dekanlık

tarafından yürütülen öğretim faaliyetleri arasındaki eşgüdümü sağlayacak tedbirleri almak.

…

8) Kanun, yönetmelik, yönerge ve talimat/esas ihtiyaçları ile mevcut mevzuatın uygulanmasından doğan

hususları inceleyip görüş bildirmek.”

13.7) “Harp Okulu Komutanı” başlıklı 13 üncü maddesinde; “ Harp okulu komutanı, Rektöre bağlı

olarak, dekan sorumluluğunda yürütülen eğitim ve öğretim faaliyetleri ve bunlara ilişkin idari işler hariç olmak üzere, harp okulunda yürütülen askeri eğitim ve diğer tüm faaliyetlerin yönetim, gözetim ve denetiminden sorumlu asker kişidir.”,

13.8) “Öğrenci Alay Komutanı” başlıklı 18 inci maddesinde; “ Öğrenci alay komutanı ilgili mevzuat

doğrultusunda öğrencilerin intibak eğitimi, temel askeri eğitimleri, beden eğitimleri, tatbiki eğitimleri, kıta staj eğitimi faaliyetleri, akademik içerikli olmayan sosyal ve kültürel etkinlikleri ile yıllık faaliyet takviminde yer alan törenlere hazırlık ve katılımlarını, iaşe ve ibatelerini temin ile disiplin ve idari işlemlerini yürütmekten harp okulu komutanına karşı sorumlu asker kişidir.”

13.9) “Çalışma esasları” başlıklı 20 nci maddesinde; “1) Harp okulu kadrosundaki akademik birimlerde

görevli öğretim elemanlarının haftalık ve günlük çalışma şekli ve süresi konusunda 2547 sayılı Kanun, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Kanun ile 211 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.”

/

13.10) “Öğretim elemanlarının özlük hakları” başlıklı 21 inci maddesinde; “…(4) Harp okullarında

görevlendirilen sivil öğretim elemanlarının özlük haklarına ilişkin ödemelerde 2547 sayılı Kanun ile 2914 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Bu kişiler ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri sosyal tesislerinden ve kamu konutlarından görevlendirildikleri kadro derecesindeki subaylar gibi istifade ederler. Bu kişilerin asker personel ile aralarındaki protokol münasebetlerinin düzenlenmesinde de aynı esas uygulanır.

(5) Harp okullarında kadrolu veya sözleşmeli olarak görevli öğretim elemanlarına, disiplin ve cezai hükümler ile 4566 sayılı Kanunda düzenlenmemiş diğer hak ve yükümlülükler açısından Milli Savunma

Bakanlığı kadro ve kuruluşlarında yer alan kurumlarda görevli Devlet memurlarına uygulanan mevzuat hükümleri tatbik edilir. Ayrıca 657 sayılı Kanunda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere ilave olarak bu fıkrada belirtilen öğretim elemanlarına 2547 sayılı Kanunda yer alan diğer disiplinsizlikleri işleyen sözleşmeli veya kadrolu öğretim elemanlarına yükseköğretim mevzuatı uyarınca verilen disiplin cezaları uygulanır.”

14) 04/04/1983 tarihli 18008 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli

Devlet Memurları Disiplin Kurulları Ve Disiplin Amirleri Yönetmelik’in,

14.1) “Disiplin Kurullarının Kuruluşu” kenar başlıklı 6 ıncı maddesinde: “Disiplin Kurulları Milli

Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlıklarında kurulur…

1) (Değişik: 22/9/2017 – 2017/10894 K.) M Millî Savunma Bakanlığı Disiplin Kurulu, Personel Genel

Müdürlüğünün bağlı bulunduğu Müsteşar Yardımcısı başkanlığında aşağıdaki kadro görev yerlerine atandırılmış üyelerden oluşur.

a- Personel Genel Müdürlüğü Personel İşlem Dairesi Başkanı.

b- Personel Genel Müdürlüğü Memur ve İşçi Dairesi Başkanı.

c- Askeralma Genel Müdürlüğü Askeralma Personel İşlemleri Dairesi Başkanı.

d- Millî Savunma Bakanlığı Hukuk Müşavirliği temsilcisi.

…

4) Hakkında disiplin soruşturması yürütülen Devlet memurunun üyesi olduğu sendikanın temsilcisi de bu

maddede belirtilen disiplin ve yüksek disiplin kurullarında yer alır. Her bir disiplin ve yüksek disiplin kurulunda görevlendirilen temsilci ilgili sendika tarafından önceden bildirilir. Bu şekilde üyesi çift sayıya ulaşan kurullarda oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın kararına itibar edilir.”

14.2) “Disiplin Kurullarının Görevleri” kenar başlıklı 7 inci maddesinde: “Kurullar kendi kuruluş ve

kadrolarındaki memurlar hakkında:

1) Atamaya yetkili amir tarafından verilebilecek kademe ilerlemesinin durdurulması cezası için karar

almak,

2) Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı yapılan itirazları incelemekle görevlidir.

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren hallerde soruşturma dosyası kararını bildirmek üzere 15 gün içinde disiplin kuruluna tevdi edilir.

Disiplin Kurulları soruşturma dosyasını aldıkları tarihten itibaren 30 gün içinde karar vermek zorundadır.

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile ilgili kararlar, soruşturma dosyasına göre verilir. Kurul kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirce ceza verilir.”

14.3) 8’inci maddesinde; “Disiplin Kurulu ve Yüksek Disiplin Kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi

yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler.”

14.4) “Disiplin Amiri” kenar başlıklı 9 uncu maddesinde: “Milli Savunma Bakanı, Bakanlık Karargahı

ve Bağlı Kurumlarla, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıklarındaki ve Bağlı Kurum ve

Kuruluşlardaki bütün memurların disiplin amiridir.

Atama yetkisi ile birlikte bu görevde devredilir.

Karargah ve Kurumlarda en az Şube Müdürü veya eşidi seviyedeki amir, disiplin amiridir. Müstakil birimlerde amirlik görevini asaleten veya vekâleten yürüten subaylar, astsubaylar veya Devlet memurları disiplin amiridir.

Disiplin amirlerinin sicil ve disiplin amiri durumunda bulunanlar üst disiplin amirleridir.”

14.5) “Disiplin Amirlerinin Yetkileri” kenar başlıklı 10’uncu maddesinde: “Disiplin amirleri, hizmetin

gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile Kanunların, Tüzüklerin ve Yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği görevleri yurtiçinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uygulamasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliği ve ağırlık derecesine göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezası vermeye, Özel Kanunların disiplin işleriyle ilgili olarak verdiği yetkileri kullanmaya, Disiplin Kurulunca itirazı kabul edilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezasını hafifletmeye veya tamamen kaldırmaya yetkilidirler.”

14.6) “Disiplin Amirlerinin Sorumlulukları” kenar başlıklı 11 inci maddesinde: “Disiplin amirleri,

disiplin işlerinde kendilerine 657 sayılı Devlet memurları Kanunu ve Özel Kanunlarla verilen yetkileri hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla; memurlara Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklerle tanınan hakları göz önünde tutan, hakkaniyet ve eşitliği esas alan bir tutum ve davranış içinde kullanmak ile yükümlüdürler.

Bu genel sorumluluğun dışında disiplin amirleri ayrıca;

1) Memurların uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve memurluktan

çıkarma cezalarından biriyle cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatarak; gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemek,

2) Uyarma, kınama, aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı tarihi izleyen 15 gün içinde

vermek.”

14.7) “Disiplin Amiri Olmayan Üstler” kenar başlıklı 12 inci maddesinde: “Disiplin amiri olarak tespit

edilmeyen üstler, memurların disipline aykırı davranışları hakkında sıralı sicil üstleri veya disiplin amirleri yoluyla başvuruda bulunurlar. Disiplin amirleri başvurular hakkında gerekli soruşturmayı yaptırıp, sonucuna göre hareket ederler.”

14.8) “Disiplin Cezaları” kenar başlıklı 13 üncü maddesinde: “Devlet memurlarına 657 sayılı Devlet

Memurları Kanununun 125 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan disiplin cezaları verilir. “

14.9) “Soruşturma Dosyasında Bulunacak Evrak” kenar başlıklı 18 inci maddesinde: “Soruşturma

dosyasında aşağıdaki belgeler bulunur:

1) Olay raporu (Bu raporda hakkında disiplinsizlik cezası verilmesi istenen memurun kimliği, disiplin

cezası verilmesini gerektiren fiil ve halin mahiyeti, olayın yeri, zamanı, cereyan tarzı varsa tanıkların adları belirtilir.)

2) Memurun savunması (Memurun alınan ifadesi veya sonradan yaptığı yazılı savunmasıdır.) Memur

verilen süre içinde savunmasını yapmamışsa bu husus savunma yerine kaim olmak üzere dosyada belirtilir.

3) Varsa tanıkların ifadesi.

4) Memurun görevli olduğu birlik komutanı veya kurum amirinin kanaat raporu.

5) Memurun şimdiye kadar işlediği disiplin suçları ve verilen cezaların özeti (Özete tarihleri belirtilerek

işlediği disiplin suçunun mahiyeti, verilen ceza ve cezayı veren makam, olay tarihi sırasına göre yazılır.)

6) Memurun sendika üyesi olup olmadığına dair bilgi ve belgeler.”

14.10) “Soruşturma Dosyasına Yapılacak İşlem” kenar başlıklı 19’uncu maddesinde: “Personel Genel

Müdürlüğüne veya Personel Başkanlıklarına gelen soruşturma dosyaları incelenir. Noksanları varsa tamamlattırılır. Dosya atamaya yetkili amire arz edilir. Amir inceleme sonunda kişinin uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarından biri ile cezalandırılmasına karar verirse, verilen ceza ilgiliye tebliğ ve yerine getirilmek üzere birlik veya kurumuna bildirilir.

Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil veya haller kademe ilerlemesinin durdurulmasını gerektiriyorsa soruşturma dosyası yetkili disiplin kurulunun, Devlet Memurluğundan çıkarma cezasını gerektiriyorsa, soruşturma dosyası Yüksek Disiplin Kurulunun raportörüne gönderilir.

Kurullar, konuyu görüşüp karar verince, kararla birlikte dosya gereği yapılmak üzere ilgili olduğu

Personel Genel Müdürlüğüne veya Personel Başkanlığına gönderilir.”

14.11) “Zamanaşımı” kenar başlıklı 26’inci maddesinde: “Bu yönetmelikte sayılan fiil ve halleri

işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren:

1) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde

disiplin soruşturmasına, …Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”;

14.12) “İtiraz” kenar başlıklı 29’uncu maddesinde: “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,

kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.”

14.13) “İtiraz Süresi ve Yapılabilecek İşlem” kenar başlıklı 30’uncu maddesinde: “Disiplin amirleri

ve disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlarda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gündür. Bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin, kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını vermek zorundadırlar. Disiplin kuruluna yapılan itirazın kabulü halinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.”

15) 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin

(Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması

gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir.”

16) Devlet Personel Başkanlığının 11/10/2017 tarihli ve E.5431 sayılı yazısında ise özetle; “Kara Harp

Okulunun 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 232 nci maddesinin uygulanması açısından “Türk

Silahlı Kuvvetleri” kapsamında bulunmadığı değerlendirilmekle birlikte, konu hakkında Milli Savunma

Bakanlığından da görüş alınmasının uygun olacağı, -Kara Harp Okulunda görev yapan sivil memurlar hakkında 657 sayılı Kanunun 232 inci maddesinin uygulanmasının mümkün bulunmadığı, diğer bir ifade ile söz konusu memurlar hakkında 657 sayılı Kanunun 99, 100, 101, 138 ve 178 inci maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.

Kara Harp Okulunda görev yapan sivil memurlara yaptıkları fazla çalışma karşılığında 657 sayılı

Kanunun 178 nci maddesi kapsamında izin verilip verilmeyeceği, nöbet ve fazla çalışma ibarelerinin tanımları hakkında; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ‘Çalışma şanları ve dinlenme hakki” başlıklı 50 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Dinlenmek, çalışanların hakkıdır. ” hükmünün yer aldığı, 657 sayılı

Devlet Memurları Kanununun “Çalışma saatleri” başlıklı 99 uncu maddesi, “Günlük çalışma saatlerinin tesbiti” başlıklı 100 üncü maddesinin birinci fıkrası, 178 inci maddesi, ve 13/3/1975 tarihli ve 15176 sayılı

Resmi Gazete’de yayımlanan Fazla Çalışmanın Uygulama Esaslarını Gösterir Yönetmelik’in 3 üncü maddesinde yer alan hükümler ve tanımlar çerçevesinde; Kara Harp Okulunda görev yapan sivil memurlara yaptıkları fazla çalışma karşılığında 657 sayılı Kanunun 178 inci maddesine istinaden izin verilmesi gerektiği, mütalaa edilmiştir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

17) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

18) Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran tarafından, Millî Savunma Bakanlığına bağlı Milli

Savunma Üniversitesi Hava Harp Okulunda sivil öğretim görevlisi kadrosunda çalıştığını, çalıştığı birimin

Öğrenci Alay Komutanlığına bağlı Beden Eğitimi ve Spor (BES) Grup Başkanlığı bölümüne bağlı olduğunu, birim amiri tarafından çalıştığı bölümde sürekli bir psikolojik taciz gördüğünü, bunun neticesinde bir üst amire başvurduğunu ve tahkikat komisyonu kurulduğunu, bu komisyonu oluşturan diğer askeri rütbeye sahip kişilerce farklı mobbing görerek sonuca erdirildiğini, amiri binbaşı hakkında disiplin soruşturması açılması için dilekçe verdiğini ve aynı Komisyonun kendisi ve 4 sivil öğretim görevlisini soruşturduğunu, soruşturma neticesinde kendisine ikaz yazısı yazıldığını, idari disiplin soruşturması neticesinde aylıktan kesme cezası verildiğini belirterek; gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

19) Başvuruya konu uyuşmazlığın idareyle başvuran arasında vuku bulan birtakım işlem, eylem, tutum ve

davranışlardan kaynaklandığı anlaşılmakta olup söz konusu uyuşmazlığın adilane bir çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle söz konusu işlem, eylem, tutum ve davranışların psikolojik taciz (mobbing) olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir.

20) Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik

gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal

ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle

Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

21) Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun

bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)]

22) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı

kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. … Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.

23) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli E:2013/11788, K:2014/14008 sayılı

kararında; “Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir. Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing olarak kabul edilmesi hatalıdır. Örneğin, nezaket ve saygının yokluğu olan işyeri kabalığı, doğal olarak kişiye bağlı, beğenilmeyen, çirkin görülen, rahatsız edici ve hoş karşılanmayan söz, tutum ve davranışlardan oluşmaktadır. … Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihsel gelişimine bakıldığında; aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik

/

çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.” ifadelerine yer verilmiştir.

24) Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2018 tarihli ve E.2017/7(22)-3017, K.2018/99 sayılı

kararında, bir eylemin psikolojik taciz olarak kabul edilebilmesi için, bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, belli bir süreye yayılması ve bu durumun sistematik bir hâl alması gerektiği, belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, psikolojik tacizin nedenlerinin farklılık gösterdiği, ancak amacının çoğu kez işçinin işyerinden ayrılmasını sağlamak olduğu vurgulanmakta, psikolojik tacizin ispatıyla ilgili olarak ise psikolojik tacize uğradığını iddia eden mağdurun, bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, bununla birlikte psikolojik tacizin genellikle tacizi uygulayan ile tacize maruz kalan arasında gerçekleşen bir olgu olması karşısında olayların tipik akışı, tecrübe kuralları göz önüne alınarak sonuca gidilmesinde yarar bulunduğu, yaklaşık ispat olarak adlandırılan bu yaklaşım tarzının işin doğasına da uygun olduğu belirtilmektedir.

25) Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararında; “Kural

olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucu1arın bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir.

Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması durumunda, bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.

26) Ayrıca, yargı organlarınca verilen kararlarda, mobbinge dayanan iddialarda kesin ve mutlak bir ispatın

aranmayacağı, “ilk görünüş ispatı olarak adlandırılan” vicdani kanaatin oluşmasına yetecek kadar bir ispatın yeterli olduğu, delillerin sıhhat ve kuvvetinde tereddüt edilmesi halinde çalışan lehine yorum ilkesinin uygulanması gerektiği; ayrıca kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu vurgulanmaktadır.

27) Başvuranın, amiri Binbaşı hakkındaki iddiaları incelendiğinde;

27.1) İdarenin gönderdiği bilgi ve belgelerden; başvuran ve 4 sivil öğretim görevlisinin birinci sicil amirleri

Bes Grup Başkanı Hv.Öğ.Bnb. ’yü şikayet ettiği 22/06/2020 tarihli dilekçesine istinaden MSÜ Hava

Harp Okulu Alay Komutanlığı’nın 29/06/2020 ve 03/07/2020 tarihli yazıları ile Hv.P.Bnb. ., Hv.P.Yzb. . ve Hv.Mu.Yzb. .’nın görevlendirildiği, Hv.Öğ.Bnb. . ile ilgili yapılan tahkikat neticesinde; şikayet dilekçelerinde sistematik olarak uygulanan baskı ve mobbingden şikayetin ortak şikayet edilen konu olarak görüldüğü, buna ilişkin iddiaların ise sırası ile; tam tarihin net olarak hatırlanmaması ile birlikte Kasım-Aralık 2017 tarih aralığında yaklaşık bir hafta süren “Komutanım” ifadesinin kullanılmasına yönelik ısrarcı tutumu, “siz sözleşmelisiniz” ifadesinin sıkça kullanılması, yüksek lisans için eğitim izni alırken sorunlar yaşandığı, mazeret izni istediklerinde izin alamama ve bazı taleplerinde azarlama ile karşılanması, tek tip kıyafet konusunda Hv.Öğ.Bnb. .’nün ısrarı ve “bana ne

Kanundan”, Alay Komutanını kastederek “O gidici ben kalıcıyım, burada ben ne dersem o olacak” ifadelerini kullanma iddiaları, şikayet dilekçelerinde belirtilen ortak hususlar haricinde başvuranın

Hv.Öğ.Bnb. .’nün kıyafet konusunda kendisine hitaben “ sen böyle giyinme senin ayağın büyük” diyerek rencide ettiği, başka öğretim üyeleri giyiyor dendiğinde “Gazi giyiyor olabilir ama onun ayakları küçük olduğu için dikkatimi çekmiyor olabilir, senin ayakkabıların büyük olduğu için dikkatimi çekiyor, gözüme büyük geliyor o yüzden seni uyarıyorum” diyerek küçük düştüğü, 17/09/2018 tarihinde öğlen arası

Sv.Öğ.Üy. . ile dışarı çıkması ve karıştıkları bir trafik kazası sonucu mesaiye gelmemelerine karşın

Hv.Öğ.Bnb. .’nün bu konuda savunmasını aldığı, 16/11/2019 tarihinde Hv.Öğ.Bnb. .’nün kendisini yanına çağırarak “Şampiyon olan ve rekor kıran Harbiyeliler için alacağımız tshirt siparişini sen öde”

dediği, kendisinin parasının olmadığını söylediğinde “kredi kartın da mı yok” diye sorduğu ve bu konunun özgüvenini sarstığı belirtilmektedir.

27.2) Söz konusu Raporun Değerlendirme ve Sonuç bölümünde; şikayet edilen Hv.Öğ.Bnb. .’nün Grup

Amiri olarak yaptığı uygulamalarda sivil ve asker maiyetine farklı muamelelerde bulunmadığı, bildirilen her olayın kendi içinde farklı dinamiklerinin bulunduğu ve şikayet edilen bu dinamiklere istinaden bir amir tarafından verilmesi gereken tepkilerin ve uygulamaların ötesine geçerek sırını aşmadığı, mevcut mevzuat hükümlerinin dışına çıkmadığı, amacının komuta ettiği birimin disiplinini ve düzenini sağlamaya yönelik olduğu, dilekçelerde bahsedilen “mobbing” iddialarının gerçekleştiğine dair inandırıcı bir tespite ulaşılamadığı, dilekçelerin yapısı ve içeriği incelendiğinde şikayet edilenler tarafından çokça bölümünün ortak yazıldığı, sadece dilekçe sahiplerinin yaşadığı bireysel hükümlerinin değiştirildiği, dilekçelerin yoğun biçimde benzerlik taşıdığı, bahse konu olayların Ekim 2017’den itibaren yaklaşık 3 yıl içinde yaşanan muhtelif ve münferit (kendine özgü, başka olayla bağlantısız) olaylar olduğu, aynı konulara ilişkin olmayıp her olayın farklı kişilere farklı içeriklere ve farklı amaçlara yönelik yaşandığı, sistematik ve hedefsel bir ilgiden söz edilemeyeceği, şikayet edenlerin grup amirinin takdir yetkisinde olan veya olmayan hususları her zaman ve her şartta kendi lehlerine olacak şekilde kullanmasını istemeleri, disiplinsizlik ile görevin gereği gibi ifa edilememesi hallerinde grup amirinin görev tanımı içerisinde olan sözlü veya yazılı uyarma yükümlülüğünü kullanmasını istememeleri, grup amirinin insiyatifinde ve yetkisinde olan hususlarda hukuka uygun şekilde yaptığı uygulamalar ile düzenlemelerden memnun olmamaları gibi nedenlerle bir araya gelerek grup amirini bezdirme, yıldırma, görevini yapmasını engellemeye yönelik çabayla şikayet dilekçesi yazdıkları, yerleşik yargı içtihatlarında mobbingin tek yönlü olmadığı, çalışanların kurumun kurallarını veya amirini kabullenmemesi, taleplerine hukuka uygun şekilde olumlu olmayan cevaplar verilmesi karşısında toplu hareket ederek amirini bezdirme, yıldırma veya görevini yapmayı engellemeye yönelik hareket ve davranışların mobbing olarak nitelendirildiği, bu kapsamda dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak yapılan şikayetlere karşı disiplin soruşturması açılması gerektiğinin değerlendirildiği, 2017 yılında

Hava Harp Okulunda mesleğe başlayan söz konusu personeller hakkında ödül sistemini uygun şekilde işlettiği ancak ikaz ve cezai işlem uygulama konusunda çoğunlukla sözlü olarak ikaz ettiği, ödül ve ceza sisteminin uygun işletilmemesinin personelin motivasyonunu zamanla olumsuz etkilediğinin de değerlendirildiği, maiyetindeki personelin hata yapması durumunda yazılı olarak işlem yapılması gerektiği konusunda ikaz edilmesi, üzerinden uzunca bir zaman geçmiş olayları da dahil ederek Hv.Öğ.Bnb. .’nün hukuka uygun şekilde kullandığı mevzuatın kendisine vermiş olduğu görev ve yetkileri yersiz, kasıtlı şekilde ve çarpıtmak suretiyle ve ortak bir şekilde amirleri olan Hv.Öğ.Bnb. . hakkında şikayet dilekçesi verdikleri, bu yöntemle görevinde daha etkisiz hale getirmeyi amaçladıkları ve kendilerine mevzuatlarla verilmiş olan dilekçe hakkını kötüye kullandıklarının anlaşıldığı, bu nedenle şikayet edenler hakkında disiplin soruşturması başlatılması gerektiğinin mütalaa edildiği değerlendirilmesinde bulunulmuştur.

27.3) Somut olaya bakıldığında; başvuranın 2017 yılından itibaren Milli Savunma Bakanlığına bağlı Milli

Savunma Üniversitesi Hava Harp Okulu bünyesinde üsteğmen rütbe denkliği ile sözleşmeli sivil öğretim görevlisi kadrosuyla çalıştığı, başvuran ve 4 sivil öğretim görevlisinin üst birim amirlerinin mobbing yaptığı iddiası kapsamında şikayet dilekçesi vermeleri üzerine MSÜ Hava Harp Okulu Alay Komutanlığı tarafından soruşturma başlatıldığı, soruşturma kapsamında soruşturma dosyasında şikayet edilen

Hv.Öğ.Bnb . hakkında bilgi ve belge toplama, savunma alma, tanık dinleme, bilirkişi görevlendirme, keşif yapma, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dâhil olmak üzere her türlü yazışmaya ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla başvuranın dosya kapsamında belirtilen ifadelerinden ve Kurumumuza ilgili idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerden; şikayet edilen birim amiri Hv.Öğ.Bnb . ile idari disiplin kurulu başkanı olan

Hv.P.Bnb. .’nin askeri hiyerarşide eşit askeri rütbe ve kıdemde bulunması, yine disiplin kurulu üyesi olan Hv.Mu.Yzb. .’nın soruşturma sırasında “Hay ben senin…” şeklinde ifadelerinin olması, tüm idari disiplin kurulunun askeri personelden oluşturulması ve söz konusu Raporda Hv.Öğ.Bnb. . ile ilgili

kısmın soruşturma kapsamında değil amir değerlendirilmesi olarak incelenmesi sebebiyle, başvuran ile

BES Grup Başkanı arasında yaşanan olaylar (başvuranın Grup Başkanı hakkında MSÜ Rektörlüğüne ve üst birim amirine şikayet etmesi ve bunun sonucunda birinci sicil amirinin şikayet sebebiyle baskı altına almaya yönelik konuşmalar yapması) göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu soruşturmacıların tarafsız ve objektif davranmasının mümkün görünmediği, dolayısıyla söz konusu soruşturmanın objektif ve tarafsız değerlendirmeyi olumsuz yönde etkileyeceği, bu durumun da hukuki güvenlik ilkesine gölge düşüreceği kanaatine varılmıştır.

28) Başvuranın diğer üniversitelerde öğretim görevlilerine uygulanan mesai saati uygulamasına ilişkin

olarak görev yaptığı yerde öğretim görevlilerine uygulanan mesai saatleri ve “spor tesisleri kontrol ve denetim” görevi kapsamında fazla çalıştığı saatin gözetilmemesi, dinlenme saatinin gereği gibi kullandırılmaması, saat olarak hesaplandığında hak edilen izin saatinden çok daha az izin verilmesi, yüksek öğrenim yapması için idari izin verilmesine yönelik talepleri incelendiğinde;

28.1) Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle başvuranın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 232 inci

maddesinde yer alan “Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memur” kapsamında olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bilindiği üzere, 694 sayılı Olağanüstü Hal Kanun

Hükmünde Kararnamesi ile Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde Milli Savunma Üniversitesi kurulmuş ve

Harp okulları bu üniversiteye bağlanmıştır. Harp okullarının kadro ve kuruluşlarının ilgili Kuvvet

Komutanlıklarınca hazırlanıp Genelkurmay Başkanınca onaylanma usulü 669 sayılı Kanun Hükmünde

Kararname ile yapılan değişiklikle ve 669 sayılı KHK’nın 6756 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı

Tedbirler Alınması Ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına

Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesi Hakkında Kanunlaşması ile bu yetkinin Milli Savunma Bakanlığına verilmesi sonucu değişmiştir.

28.2) Devlet Personel Başkanlığının 16 ncı paragrafta yer alan görüşünde de belirtildiği üzere, söz konusu

düzenlemeler çerçevesinde Kara Harp Okulunda görev yapan Devlet memurlarının 657 sayılı Devlet

Memurları Kanununun 232 inci maddesinde yer alan “Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memur” kapsamında olmadığı, bu sebeple de hakkında 657 sayılı Kanunun 99, 100, 101, 138 ve 178 inci maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.

28.3) Açıklığa kavuşturulması gereken ikinci husus ise, başvuranın günlük çalışma saatleri dışında yaptığı

çalışmanın nöbet mi fazla çalışma mı olduğunun belirlenmesidir. Fazla Çalışmanın Uygulama Esaslarını

Gösterir Yönetmelikte yer alan tanımlar karşılaştırıldığında fazla çalışma ile nöbet hizmeti arasındaki en önemli farkın nöbet hizmetinin normal çalışmanın devamı niteliğinde olmayıp güvenliğin veya hizmetin devamını sağlama amacıyla yapılmasıdır. Ekim 2020 tarihli “Spor Tesisleri Kontrol ve Denetim Görevi” hizmetinin amacı; açık/kapalı spor saha ve tesisleri ile Şehit Hv.Plt.Yğm. Kapalı Atış

Poligonunun tertip ve düzenlerini kontrol etmek ve emniyet tedbirlerini alarak, spor yapan Harbiyelilere danışmanlık yapmak, belirtilen saatlere uygun olarak faaliyetleri yürütmek şeklinde belirlenmiştir. Özetle görev süresi boyunca Hava Harp Okulu’nda güvenliğin sağlanması amaçlanmış olmasına karşın başvuranın kadrosuna ait görevini normal günlük çalışma saatleri dışında da devam ettirdiği görülmüştür.

28.4) Diğer taraftan, Hava Harp Okulu Komutanlığında 24 saat kesintisiz devam eden hizmet kapsamında,

kuruma emanet olan yatılı kalan askeri öğrenci, er ve erbaşların bulunduğu ve burada meydana gelebilecek herhangi bir arızanın, birçok hizmeti aksatacağı ve personel sayısının fazlalığı da dikkate alındığında can ve mal güvenliğinin tehlikede olacağının açık olduğu, bu kapsamda 657 sayılı Kanunun 101 inci maddesi çerçevesinde farklı çalışma usullerinin belirlenmesinin zorunlu olduğu değerlendirilmiştir.

28.5) İdare tarafından gönderilen haftalık çalışma saatleri incelendiğinde; başvuranın haftalık çalışma

süresinin yaklaşık (nöbet sonrası kullandıkları izin süreleri de dikkate alınarak) 47,5 saat olduğu

görülmüştür. Haftalık çalışma süresi 40 saat olarak kabul edildiğinde başvuranın ilave olarak aylık 30 saat fazla çalışma yaptığı görülmektedir.

28.6) Anayasamızın 128 inci maddesinde, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları,

görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Devlet memurlarının belirlenmiş olan çalışma saatleri dışındaki fazla çalışmalarının telafi edilmesi konusunda mevzuatımızda iki sistemin benimsenmiştir. Buna göre fazla çalışmanın, ücretle ya da izin suretiyle telafi edilmesi gerekmektedir.

28.7) Memurların fazla çalışmalarının ücretle karşılanması hususu, teşkilat kanunlarındaki hükümlere, 657

sayılı Kanunun 178 inci maddesine, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 13 üncü maddesine, bütçe kanunlarına, toplu sözleşme hükümlerine dayanmaktadır. Fazla çalışmanın ücretle karşılanması konusunun mevzuatımızda özel olarak düzenlendiği, şartların tahdidi olarak sayıldığı ve usulü belirlendiğinden, bu durumlar dışında memurlara fazla çalışma ücreti ödenmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla Hava Harp Okulunda görev yapan öğretim görevlilerine yaptıkları fazla çalışma karşılığında ücret ödenmesine yönelik özel bir düzenleme bulunmadığından başvurana yaptığı fazla çalışma karşılığında ücret ödenmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda, Hava Harp Okulunda görev yapan başvurana yaptığı fazla çalışma karşılığında, 657 sayılı Kanunun 178 inci maddesine istinaden her sekiz saati için bir gün hesabı ile izin verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

28.8) Açıklığa kavuşturulması gereken üçüncü husus ise; başvuranın öğretim görevlisi kadrosunda çalıştığı

ve öğretim görevlilerinin bilimsel araştırmalar/incelemeler yapmakla görevli olmaları göz önünde bulundurularak başvuranın mesai saatleri konusunda diğer üniversitelerdeki öğretim elemanları gibi değerlendirilmesi talebidir.

28.9) Konu ile ilgili mevzuat hükümleri incelendiğinde; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun

kapsamında Milli Savunma Bakanlığına bağlı yükseköğretim kurumlarıyla ilgili özel kanun hükümlerinin saklı olduğu; 6756 sayılı Kanunu’nun 5. maddesine istinaden, Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde Milli

Savunma Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulduğu, bu Üniversitenin Rektörlüğe bağlı olarak Kara, Deniz ve Hava Harp Okullarının bulunduğu; 4566 sayılı Harp Okulları Kanunu’nun 3 üncü maddesinde, Harp okulunun tanımının yapıldığı ve Milli Savunma Bakanlığı kuruluşunda, Atatürk ilkelerine bağlı ve askeri değerleri haiz muvazzaf subay yetiştiren, eğitim ve öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan, bilimsel özerkliğe sahip bir yükseköğretim kurumu olduğu; anılan Kanunun 17. maddesinde öğretim elemanlarının görevlerinin sayıldığı ve bilimsel çalışmalara katılmanın, bilimsel araştırma ve yayın yapmanın görevleri arasında yer aldığı; Çalışma esasları başlıklı 30 uncu maddesinde, “Harp okullarındaki öğretim elemanlarının haftalık ve günlük çalışma şekli ve süresi konusunda; 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet

Kanunu hükümleri uygulanır” hükmünün yer aldığı; Özlük hakları başlıklı 40 ıncı maddesinde ise, Harp okullarında görevlendirilen sivil öğretim elemanlarının özlük haklarının, 2547 sayılı Yükseköğretim

Kanunu ile 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümlerine göre verildiği, istihdam esasları yönetmelikte belirlenmiş olan harp okullarında atamalı veya sözleşmeli olarak görevli öğretim elemanlarına, disiplin ve cezai hükümler ile bu Kanunda düzenlenmemiş diğer hak ve yükümlülükler açısından Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli sivil memurlara uygulanan mevzuat hükümlerinin tatbik edileceği, ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere ilave olarak bunlara, 2547 sayılı Kanunda yer alan diğer disiplinsizlikleri işleyen sözleşmeli veya atamalı öğretim elemanlarına yükseköğretim mevzuatı uyarınca verilen disiplin cezalarının uygulanacağı, Türk Silahlı Kuvvetleri sosyal tesislerinden ve kamu konutlarından görevlendirildikleri kadro derecesindeki subaylar gibi istifade edeceği, askeri personel ile aralarındaki protokol münasebetlerinin düzenlenmesinde de aynı esasın uygulanacağı, haftalık okutulması mecburi ders yükü dışında, harp okullarında görevli öğretim elemanlarına, Milli Savunma Bakanlığınca belirlenecek esaslar

çerçevesinde, haftada en çok yirmi saate kadar verilecek dersler için 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel

Kanununun 11 inci maddesine uygun olarak ek ders ücreti ödeneceği belirtilmektedir.

28.10) Bu kapsamda Anayasa’nın 130 uncu maddesinde üniversite; bilimsel çalışmaların yapıldığı ve

bilimin öğretildiği kurum olarak nitelendirildiği, bilimsel ve idari özerkliğe sahip kılınarak diğer kamu kurumlarından farklı değerlendirildiği, bu bağlamda öğretim elemanları hakkında yapılacak düzenlemelerde söz konusu farklılığın dikkate alınması gerektiği açıktır. Nitekim Milli Savunma

Üniversitesinin Ana Yönergesi’ nin Öğretim ve Araştırma-Geliştirme Elemanları ve Çalışma Esasları başlıklı (i) maddesinde; Asker ve sivil öğretim elamanlarına, ders yükü ve diğer eğitim öğretim görevlerinin bulunmadığı günlerden birinde mazeret ve yıllık izinden düşülmeksizin bağlı bulundukları bölüm başkanı tarafından akademik faaliyette bulunmaları için bir tam gün izin verilebileceği hükmünün yer aldığı dikkate alındığında başvuranın, sivil öğretim görevlisi olması ve bilimsel araştırmalar ve incelemeler yapmakla da görevli bulunması sebebiyle; genel olarak haftalık çalışma süresi olan 40 saatin üstünde yaptığı fazla çalışmaları karşılığında 657 sayılı Kanunun 178 inci maddesi hükümlerine istinaden her sekiz saat için bir gün hesabıyla izin verilmesinin hukuken mümkün olduğu değerlendirildiğinden, başvuranın, yaptığı fazla çalışmalar karşılığında izin verilmesi talebinin reddedilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

29) Öte yandan, başvuranın her gün saç sakal tıraşının amirleri tarafından kontrol edilmesi, tek tip kıyafet

giyilmesinin istenmesi, abla/abi gibi hitap şekillerinin kullanılması, subay kişilerin kendinden sonra gelmiş ve düşük sicilli subayların listeler, isimlikler, dersler vb. durumlarda önüne geçirilmesi, 2020 yılında ek ders ücretlerinin yatırılmaması gibi uygulamalardan kaynaklı ve birim amirinin takdirinde olan taleplerine ilişkin olarak; Konuyla ilgili (7), (9) ve (13) numaralı paragraflar ve alt bentlerinde belirtilen mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulduğunda, Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğü’nce belirlenen/belirlenecek ve uygulamaya esas teşkil edecek olan usul ve esaslar çerçevesinde karar verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

30) Başvuranın disiplin soruşturması incelendiğinde; Aylıktan kesme disiplin cezasına ilişkin incelemenin

konunun yargı organlarına intikal etmesi nedeniyle 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan “yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği” hükmü uyarınca Kurumumuzca incelenmesine imkan bulunmadığı, ancak İdare tarafından gönderilen belgeler bakıldığında ilgili hakkında yapılan soruşturma neticesinde disiplin cezası niteliğinde olmayan 22/09/2020 tarihli ikaz yazısı yazıldığı anlaşılmıştır. Söz konusu işlem de idari işlem niteliğinde olup, diğer idari işlemler için gerekli olan yetki, şekil, konu, maksat, sebep unsurlarına uygun olması gerekmektedir. İlgili yazı 2.sicil amirinin Oluru ile yazıldığı anlaşılmış olup, yetki ve diğer unsurlar ile ilgili herhangi bir aykırılık saptanmamıştır.

31) Bununla birlikte idari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden

olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleme veya işlem yapan idareyi uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konusunda ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları ve idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.

32) İdareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına

da gelmez. Bu doğrultuda idare takdir yetkisini kullanırken yasanın koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, bu yetkiyi kamu yararı için kullanmalı, yasanın öngördüğü amaçtan başka ya da kamu yararı dışında bir amaç için kullanamamalı ve bu yetkiyi gerekçeli olarak kullanmalıdır (Prof. Dr.

Şeref Gözübüyük, “Yönetim Hukuku”, Eylül/1991 s.204). Bu çerçevede ilgili ikaz yazısına ilişkin mevzuat

hükümleri ve İdarenin öne sürdüğü gerekçeler dikkate alındığında, söz konusu ikaz yazısı için kullanılan takdir yetkisinde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

33) Devlet memurlarının Anayasa ve kanunlara sadakatle bağlı kalma, Devletin menfaatlerini koruma,

Devlet itibarını ve görev haysiyetini zedeleyici fiil ve davranışlarda bulunmama, görev ve sorumluluklarını bilme, bunları tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine uygun biçimde uygulama, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla gösterme, işbirliği içinde çalışma, amirleri tarafından verilen görevleri yerine getirme vb. görev ve sorumlulukları bulunduğu gibi; aynı zamanda kendisi de bir Kamu görevlisi olan amirlerin de, amiri oldukları hizmet birimine mevzuatla verilen görevlerin bir düzen içerisinde ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesini sağlama, amirlik görevini mevzuatla belirlenen esaslar çerçevesinde kullanma, maiyetindeki memurları yetiştirme, çalışanlara eşitlik ve hakkaniyet içinde davranma, personel için güvenli ve sağlıklı koşullar yaratma ve çalışma hayatının kalitesini yükseltme, çalışanların haklarına saygı duyma ve adil davranma gibi görev ve sorumlukları bulunmaktadır. İdarecilerimizin hukuk devleti ilkelerine uygun, tarafsız, objektif, kamu hizmeti ve yararı ilkelerine uygun eylem ve işlem yaptıkça birey memnuniyeti ve toplumsal barışa pozitif bir şekilde katkıda bulunacakları kuşkusuzdur.

34) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgeler, anılan mevzuat

hükümleri, yüksek yargı kararları ve tüm dosya içeriği göz önünde bulundurularak başvuruya konu olaylar bir bütün olarak incelendiğinde, yukarıda izah edilen açıklamalar ışığında, somut olayımız açısından başvuranın mobbing iddiasına yönelik olarak hukuk literatüründe “ilk görünüş ispatı” olarak tanımlanan yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle psikolojik tacize yol açan muameleleri ortaya koyduğu, idarenin bu aşamadan sonra 24 ila 26 ıncı paragraflarda belirtilen yargı kararlarında belirtildiği gibi üzerine düşen ispat külfetini gereğince yerine getirememesi ve yaptığı muamelelerin hukuka uygunluğunu ispat edici nitelikte açıklamalarda bulunamaması nedeniyle, yetişkin bir birey ve kamu görevlisi olan başvurucuya yönelik eylemlerin manevi etkileri, süresi ve yoğunluk derecesi gibi unsurlar ile başvurucunun mesleki statüsü de dikkate alındığında, başvuranın idarenin şikayete konu uygulamalarının kendisine mobbing (yıldırma) amacıyla uygulandığı iddiasının kabul edilebilecek nitelikte olduğu değerlendirilmekte ise de, başvurana mobbing iddialarının tam olarak ortaya konulabilmesi için müfettiş bilgi ve tekniği ile alınacak ifadelerle desteklenmesi gerektiği kanaatine varıldığından, Milli Savunma Bakanlığı Teftiş Kurulu

Başkanlığınca mobbing iddialarına yönelik yerinde inceleme/soruşturma başlatılması, soruşturmanın sonucuna göre haklı görülmesi halinde bundan sonraki süreçte mobbing olarak algılanacak uygulamalara fırsat verilmemesi için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği, Hara Harp Okulunun 7 gün 24 saat esasına göre görev yapması gerektiği hususu göz önüne alınarak, başvurana yaptırılan fazla çalışma karşılığında ilgili mevzuatında öngörülen şekilde bilimsel çalışmalar yapması için izin verilmesi sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

35) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, dolayısıyla “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun davranmadığı, yine idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

36) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın mobbing iddialarının tam olarak ortaya konulabilmesi için Milli Savunma Bakanlığı Teftiş

Kurulu Başkanlığınca mobbing iddialarına yönelik yerinde inceleme/soruşturma başlatılması, bundan sonraki süreçte mobbing olarak algılanacak uygulamalara fırsat verilmemesi için gerekli tedbirlerin alınması ve başvurana yaptırılan fazla çalışma karşılığında ilgili mevzuatında öngörülen şekilde izin verilmesi hususunda MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINA ve MİLLİ SAVUNMA

ÜNİVERSİTESİNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA, MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞI’NA ve MİLLÎ SAVUNMA

ÜNİVERSİTESİ’NE tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İdare tarafından bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi