ÖZET: Başvuran, Avrupa Birliği Başkanlığı bünyesinde AB İşleri Uzmanı olarak görev yaparken maruz kaldığı mobbingin tespitini, maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesini talep etmiştir. Mobbing iddialarının geçerliliği için, fiillerin uzun süreli, kasıtlı ve sistematik olması gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda, başvuranın 2017 yılından itibaren mobbinge maruz kaldığını iddia etmesine rağmen, Devlet memuru olarak izinlerini kullanabildiği, görev tanımına uygun işlerde çalıştığı ve disiplin soruşturması açılmasına gerek görülmediği anlaşılmıştır.

İdarenin, başvuranın şikayetlerine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiş ve başvuranın iddialarının asılsız olduğu sonucuna varılmıştır. Mobbing olgusunun oluşmadığı kanaatine varılması, başvuranın kariyerine zarar verildiğine dair bir tespit yapılamamasıyla desteklenmiştir. Dolayısıyla, başvuranın taleplerinin reddine karar verilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/6075-S.22.9303

BAŞVURU NO : 2021/20289

KARAR TARİHİ : 10/05/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : AVRUPA BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Tarafına uygulanan mobbingin tespiti ile başkaca talepleri hk.

BAŞVURU TARİHİ : 28/11/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Avrupa Birliği Başkanlığı bünyesinde AB İşleri Uzmanı olarak görev yapan başvuran,

1.1. 2017 yılında Ekonomik ve Mali Politikalar Başkanlığında göreve başlayan Daire Başkanı . . ile birlikte hakkında doğrudan kişiliğini hedef alan dedikodu ve karalama yapıldığını, kurum bünyesinde olumsuz bir algı oluşturulduğunu,

1.2. Akabinde Avrupa Komisyonunda 5 aylık geçici görevde iken kendisine haber vermeden üst yönetimle görüşerek başka Daire Başkanlığına (Mali İşbirliği Başkanlığı) gönderildiğini, söz konusu görevlendirmeye ilişkin bilgisi olmadığını ve buna ilişkin durumun başkaca personel tarafından iletildiğini,

1.3. Avrupa Komisyonundan aldığı iş teklifinin Başkanlıkça mevzuatta ve teamülde yer almayan bir gerekçeye dayanılarak izin verilmediğini, görevine ihtiyaç duyulduğu söylenmesine karşın hemen akabinde başka birimde görevlendirildiğini,

1.4. Mali İşbirliği Başkanlığında görevli Daire Başkanı . .’nin talimatı ile diğer uzmanlardan farklı olarak kendisinin girişte idari personellerin olduğu ve kırtasiye malzemelerinin tutulduğu dört kişilik odada oturtulduğunu, diğer uzmanların yaptığı şekilde proje ve sektör izleme görevinin verilmediğini, kendisinden sonra gelen personele yönelik bu yönde uygulamalar yapılmadığını,

1.5. Daire Başkanı . .’nin orada geçen 6 aylık sürede (Nisan-Ekim 2017 dönemi) kendisiyle birebir hiç çalışmadığını, buna rağmen gerçekleşen toplam iki görüşmede de tarafına olumsuz bir yaklaşım sergilediğini, mesleki yetersizliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu,

1.6. Ekim 2017’de Katılım Politikası Başkanlığında görevlendirildiğini, bu durumu yine diğer uzman personelden duyduğunu, tarafına öncesinde bilgi verilmediğini ve usulüne uygun tebligat yapılmadığını,

1.7. Katılım Politikası Daire Başkanlığı Daire Başkanı . . tarafından da ilk görüşmede, hakkında edindiği duyumlar çerçevesinde kendisine çekidüzen vermesi konusunda uyarıda bulunulduğunu, olumsuz bir tutuma muhatap olmaya devam ettiğini, kıdemine ve kariyerine uygun olmaksızın görevler verildiğini, yaptığı işler nedeniyle sürekli eleştirildiğini,

1.8. Bu birimde görev yapmakta iken Daire Başkanı . . tarafından geçerli bir sebebe dayanmadan, keyfi bir neden gerekçe gösterilerek, 2018 yılında Avrupa Komisyonundan aldığı iş teklifi ile ilgili Kuruma yaptığı başvurusunun reddedildiğini, 2017 yılında da yapılan aynı iş teklifine ilişkin yapılan sözlü görüşme sonucunda bir yıl beklemesi gerektiği gerekçesiyle talebinin reddedildiğini,

1.9. Avrupa Birliği Daimi Temsilciliğinde AB Müşavirliği pozisyonu için Mayıs 2019’da yaptığı başvurusunun engellendiğini, bu başvuruyu Daire Başkanının kendisinin karar verecek jüride olduğunu belirterek sergilediği menfi tutum ve üzerinde oluşturduğu baskı nedeniyle geri çekmek durumunda kaldığını,

1.10. Ekim 2020’de Daire Başkanı . . tarafından hakkında disiplin soruşturması açıldığını, bu haksız ve yıpratıcı sürecin sonunda kendisinin de maruz kaldığı mobbing ve kötü muamele ile ilgili şikâyette bulunduğunu, bu süreçte görüştüğü üst yönetici tarafından da uyumsuz olmakla itham edilmekle birlikte disiplin soruşturmasının herhangi bir işlem yapılmadan ve şikâyetinin de işleme alınmadan kapatıldığını,

1.11. Disiplin soruşturması kapandıktan sonra Daire Başkanının kendisini tamamen yok saydığını, mecbur kalmadıkça görev vermediğini ve vermesi durumunda da iş ile ilgili gerekli iletişim ve işbirliğinin tarafına sağlanmadığını, yapılan işlerine yönelik haksız eleştirilere maruz kaldığını,

1.12. Bunlara rağmen stresli bir çalışma ortamında elinden gelen gayreti gösterdiğini, işini veri koşullarda en iyi şekilde yapmaya gayret ettiğini, buna rağmen yıllardır Kurumda ve Daire Başkanlığında hakkında olumsuz bir algı oluşturulduğunu, Daire Başkanlığındaki en kıdemli uzmanlardan biri olarak pozisyonu, kıdemi ve nitelikleri ile bağdaşmayan küçük düşürücü muamelelere maruz bırakıldığını, çalıştığı birimde diğer çalışanlardan soyutlanmış bir durumda bırakıldığını,

1.13. Ağustos, Eylül ve Ekim 2021 ayları dışında, birlikte çalışması istenen, ortak çalışması istenilen tek kişinin oda arkadaşı olan ve kendisiyle aynı zamanda birime gelen AB İşleri Uzmanı . . . olduğunu, Daire

Başkanının diğer uzmanlara daha farklı davrandığını, herhangi bir iş ile ilgili diğer uzmanların odasına yanına giderek bir şey isterken, kendisiyle bir işi olduğunda mail ya da telefonla talimat verdiğini, doğrudan sorumlu tutulduğu işlerle ilgili düzenli bir şekilde yazışmalarda bilgiye eklenmediğini, yaptığı işlerden soyutlandığını, notların-yazıların nihai halinin paylaşılmadığını, paylaşıldığında ise anonim olarak

Başkanlık grubu e-posta adresine çok sonra iletildiğini,

1.14. Daire Başkanının başvuranın tarafına tanımlı işi olan ve en önemli işi olarak tanımladığı ilerleme raporunun kendisinden alındığını, söz konusu iş nedeniyle işin devredildiği çalışma arkadaşlarıyla çatışma yaşamasına sebebiyet verdiğini,

1.15. Ekim 2021’de Avrupa Komisyonu yetkilileri ile ilerleme raporu hazırlık toplantısına ilişkin yapılan toplantı çerçevesinde iletilen bir e-posta nedeniyle Daire Başkanlığının ortak e-posta adresine Daire

Başkanı tarafından bir mesaj atılarak alaycı, mesleki yeterliliğini, uzmanlığını sorgulayan soyut ve genel

görünümde bir uyarı mesajı gönderdiğini, bu mesaja cevaben saygılı ve ölçülü bir üslupla yaptığı işi, iş yapış biçimini izah ettiğini, 18 Ekim Pazartesi günü Daire Başkanı kendisini ve . . .’yi odasına çağırarak tarafını suçladığını, kendisine hakaret ettiğini söylediğini, başkasının yanında kendisini küçük düşürdüğünü,

1.16. Bu durum nedeniyle yazılı olarak Daire Başkanının bu haksız fiilini ve bugüne kadar maruz kaldığı kötü muameleye ilişkin 19 Ekim’de şikayette bulunduğunu, konuya ilişkin soruşturma açma gereği duyulmadığını, yaptığı görüşmelerde de tarafını suçlar nitelikli ifadelere yer verildiğini,

1.17. 18 Ekim tarihinden beri Daire Başkanınca kendisinin yok sayılarak iş akışının tamamen dışında tutulduğunu, tarafına herhangi bir iş verilmediğini,

1.18. 19 Ekim tarihinde AB Başkanlığı AB ile İlişkiler Genel Müdürüne yaptığı şikayetin reddedilmesi üzerine 03.11.2021 tarihinde AB Başkanına yaptığı itirazın reddedilmesine ilişkin 01.12.2021 tarihli yazının içerik itibarıyla hakkında haksız ithamlar içerdiğini, şikayet hakkını kullandığı için fiilen cezalandırıcı bir içerik ve üslupla kaleme alındığını, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda öngörülen yöntemler dışında bir yöntemle uyarı – ikaz mahiyetinde fiili bir sonuç doğurduğunu,

1.19. Devam eden süreçte doktor randevusuna gitmek amacıyla 3 defa yıllık izin almasının talimatlandırıldığını,

1.20. Tüm bu hususlar çerçevesinde uzun bir süredir ve sistematik bir şekilde kişilik haklarının ağır bir şekilde ihlal edildiğini, tarafına yönelik eşitlik ilkesine aykırı haksız fiiller dolayısıyla kişisel ve mesleki itibarında, kariyerinde, beden ve ruh sağlığı açısından telafisi güç zararlar ortaya çıktığını,

1.21. 2017 yılından itibaren kariyeri açısından, iş hayatında sistematik bir şekilde rencide edici, küçük düşürücü davranışlara maruz kaldığını, iş yerinde izole ve pasifize edildiğini, yaptığı başarılı işlerinin görmezden gelindiğini ve değersizleştirildiğini

belirterek söz konusu iddialar çerçevesinde

 tarafına uygulanan mobbingin tespitini ve sonlandırılmasını, uğradığı maddi ve manevi zararların tazmin edilmesini, mesleki kariyerine verilen zararın telafi edecek adımlar atılmasını,

 18.10.2021 tarihinde gerçekleşen ve şikâyetine konu Katılım Politikası Daire Başkanının şahsına yönelik haksız fiilleri ile ilgili disiplin soruşturması açılmasını,

 01.12.2021 tarihli yazının personel özlük dosyası dahil kayıtlarda yer verilmemesini, idarenin bu şikayetine konu yazı bağlamında tesis etmiş olduğu işlemlerinin geçersiz sayılmasını ve düzeltilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi-belge talebimize istinaden Avrupa Birliği Başkanlığının 23/5/2018 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle;

2.1. 18/10/2021 tarihinde kendisini odasına/makamına görüşmeye çağıran Katılım Politikası Daire

Başkanının başvurucuya yönelik hakaret vb. haksız fiillerde bulunduğu, bu konuda üst makamlara

yapmış olduğu şikayet başvuruları gereğinin yapılmadığı, daire başkanı hakkında disiplin

soruşturması yapılması gerektiği halde yapılmadığı, iddialarına ilişkin olarak:

2.1.1. Daire Başkanının, dairenin görevleri kapsamındaki kimi yapılan çalışmalar kapsamında oluşturulan dokümanlarla ve özellikle üst yöneticilere arz edilen konuşma metinleri ve bilgi notlarıyla ilgili olarak son zamanlarda kimi eksiklikler, düzensizlikler gözlemlendiğinden bahisle tüm daire personeline (14/10/2021 tarihinde) bir e-posta gönderdiğini, Daire Başkanı tarafından gönderilen bu e-postada; görev ve sorumlulukları kapsamındaki bir kısım konularda yöneticisi olduğu dairenin katkılarının neler olabileceği ve ne şekilde olabileceğine dair genel nitelikte bir perspektif ortaya koyduğu ve bu kapsamda kendisi dahil biriminin tüm personeline “ne yapmalıyız” “ne yapmamalıyız” şeklinde uyarı ve yönlendirmede bulunduğu; e-postanın, birimin tüm personeline hitaplı olduğu, özel olarak başvurucunun şahsına ya da çalışmalarına yönelik bir değerlendirme içermediği gibi başvurucu ya da diğer çalışanlara yönelik mobbing/taciz olarak yorumlanabilecek bir içerik ve/veya dolaylı bir anlatım ihtiva etmediği; başkaca bir teknik incelemeye gerek olmaksızın söz konusu e-posta metni üzerinde açıkça görülebildiği,

2.1.2. Başvurucu, e-postanın kendisine yönelik olduğu düşüncesi ile Daire Başkanına hitaplı hazırladığı epostayı 15/10/2021 tarihi gece saat 02.36’da tüm daire personeline gönderdiği, Daire Başkanının, nedenini anlayamadığı belirtilen üslup ve içerikteki e-posta üzerine başvurucuyu 18/10/2021 tarihinde yanında bir başka AB İşleri Uzmanı ile birlikte odasına davet ettiği ve “gönderdiği e-postayı başvurucunun kendi üzerine alınmak suretiyle gösterdiği tepkilerin yersiz, ölçüsüz ve üslup açısından sıkıntılı olduğunu belirtmiş; ayrıca başvurucunun doğrudan daire başkanına hitaplı yazmış olduğu e-postayı diğer çalışanlarla paylaşmasının da memurun amirine ve iş arkadaşlarına karşı saygı kurallarına uygun düşmediği, bu şekilde davranışlarınım devamı halinde birim değişikliği talebinde bulunacağı ” şeklindeki uyarılarını başvurucuya ilettiği,

2.1.3. Başvurucu, Daire Başkanı tarafından yapılan bu uyarıları da kendisine yönelik saldırı ve hakaret olarak algıladığı ve daire başkanı hakkında üst makamlara şikayet yoluna başvurduğu, bu kapsamda, şikayet dilekçesini ilk olarak (19/10/2021 tarihli ve Kayıt No: sayılı) Avrupa Birliği İle İlişkiler Genel

Müdürlüğüne verdiği, Genel Müdürün dilekçesi hakkında bir işlem başlatmayacağını “sözlü olarak” ilettiğinden bahisle bu defa 03/11/2021 tarihli ve Kayıt No: sayılı dilekçesini “Üst makama başvurma” kapsamında Başkanlık (Bakan yardımcılığı) makamına verdiği, Avrupa Birliği Başkanının (Bakan

Yardımcısı), şikayet dilekçesini gerektiği gibi değerlendirmeye aldığı, idari/disiplin tahkikatı yaptırıp yaptırmama konusunda bir değerlendirme yapabilmek için önce başvurucuyu, sonrasında şikayet edilen daire başkanını ve şikayete konu edilen görüşmede başvurucuyla birlikte daire başkanı odasında bulunan

AB İşleri Uzmanını konuyla ilgili olarak dinlediği, olayın başlangıcını oluşturan e-posta metinlerini incelediği ve sonucunda şikayet dilekçesinde yer verilen isnatların sübuta ermediği, idari tahkikat ve/veya disiplin soruşturması yapılmasını gerektirecek somut dayanaklar bulunmadığı gerekçeleriyle disiplin soruşturması yapılmasına yer olmadığına karar verdiği ve 01/12/2021 tarihli ve sayılı yazıyla başvurucuya bildirildiği,

2.1.4. Disiplin soruşturması yapılmasına karar verilmesi, soruşturmada izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurallar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da destekleyici disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmakta olup, memur disiplin hukukuna ilişkin uygulamalar yapılırken konunun kamu düzenine ilişkin olmasının yanında, memur üzerinde sübjektif ve bireysel etkileri de dikkate alınması gerektiği, disiplin soruşturması başlatma/başlatmama hususunda karar vermeden önce, gereklilik yönünden bir değerlendirme yapılması mecburiyeti oluştuğundan bu şekilde disiplin amirlerinin kendilerine intikal eden konularda doğrudan disiplin soruşturması başlatmak yerine bir ön değerlendirme yapmaları ve memuru her an disiplin soruşturması ve

tehdidi altında tutmamaları gerektiği, bu kapsamda Avrupa Birliği Başkanının (Bakan Yardımcısı), başvurucunun şikayet dilekçesini gereği gibi değerlendirmeye almış, doğrudan kendisi tarafları ve adı geçenleri dinlemiş, bizzat başvurucu tarafından sunulan evrakların (e-posta yazışmalarının) iddiaların aksini açıkça gösteriyor olması karşısında, disiplin soruşturması başlatmadığı,

2.2. Başvurucunun yukarı bölümde değerlendirilen şikayet başvurusu üzerine kendisine verilen cevabın ve bu kapsamdaki yazışmaların özlük dosyası dahil tüm kayıtlarda yer verilmemesi, çıkarılması, geçersiz sayılması talebiyle ilgili olarak: Başvuranın şikayet dilekçeleri ve ekleri ile Avrupa

Birliği Başkanlığı Özel Kalem Müdürlüğünün 01/12/2021 tarihli ve sayılı yazısının, personel özlük/işlem dosyalarının tutulup muhafaza edildiği Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığında bulunmadığı (başvurucunun şahsi özlük/işlem dosyasına girmediği), bu evrakların başvurucunun şikayet dilekçesini sunduğu ve kendisine cevap veren Başkanlık (Bakan Yardımcılığı) makamında bulunduğu, söz konusu yazının, başvurucunun şikayet dilekçesi üzerine tesis edilmiş bir işlem ve dilekçesine verilen cevap olması nedeniyle tüm kayıtlardan çıkarılması, yok sayılmasının bu aşamada mümkün olmadığı; buna karşılık başvurucunun personel özlük/işlem dosyasına alınması gereken bir evrak olmadığı kanaatine varıldığı,

2.3. Başvurucunun sürekli ayrımcılığa uğradığı şeklindeki iddiaları kapsamında:

2.3.1. Başvurucunun; daha önce görev yaptığı birimde, kariyerine ve unvanına uygun olmayan fiziksel ortamda (odada) çalıştırıldığı, kendisinin unvansız memurlar ile birlikte oturtulduğu, aynı zamanda malzeme deposu olan bir odada çalıştığı iddiasına ilişkin olarak: Başvuranın, ilgili Başkanlık yapılanması altındaki 3 Koordinatörlük Biriminden (şimdiki Daire Başkanlıkları seviyesindeki), ilgili koordinatör altında görev yapmak üzere “İzleme ve Değerlendirme Birimi” hizmetine verildiği, kendisine ilgili mülga teşkilat kanununda yazan ve mülga Başkanlığın ve ilgili Koordinatörlüğün sorumluluğundaki ana dosya konusu olan mali yardımların “değerlendirilmesi” konusunun verildiği, mali yardımların izlenmesi ve değerlendirilmesi dosya konularının, mülga Bakanlığın mülga Başkanlığın Avrupa

Komisyonu nezdindeki temel sorumluluk ve görev alanı olup, ilgili yıla ait raporun neticelendirilmesi görevinin ilgili Koordinatörün yönetmenliğinde tamamlandığı, başvuranın çalışma süresince Başkanlığa kendisi ile ilgili negatif bir değerlendirme ulaşmadığı, kendisinin de yine benzer bir şikayeti olmadığı, bu itibarla kendisine olumsuz bir tavır sergilendiği ve mesleki yetersizliğine dair değerlendirmelerde bulunulduğuna dair iddialarının bir nedeni/mesneti bulunmadığı, Başkan talimatı ile kötü bir odada oturtulduğuna dair mesnetsiz şekilde kişiselleştirdiği iddialarının mülga Başkanlığın ilgili odasının yerinde kontrolü ile asılsızlığının kanıtı mümkün olup, odanın Başkanlıktaki en konforlu oda olmasının yanı sıra, aynı odada iki AB İşleri Uzmanının oturduğu ve Başkanlıktaki boş olan tek masanın odadaki bir uzmanın yurtdışı eğitime gitmesi sonucu açılması ile o odaya yerleştirilebildiği ve odanın kırtasiye malzemesi odası olmadığının (kırtasiye malzemeleri ihtiyaç üzerine ve adet usulü talep edilir ve ilgili talep sahipleri kendi odalarına/zimmetlerine alırlar) dosya kayıtlarına alınmasının uygun olacağı, kullanılan odayla ilgili

Başkanlığa bir rahatsızlığı/şikayeti o dönemde olmadığı,

2.3.2. Başvurucu, kariyer ve unvanına uygun olmayan işlerde görevlendirildiği, kendisinin esaslı

konularda çalışmalara dahil edilmediği iddiasına ilişkin olarak:

2.3.2.1. Başvuranın 17 Kasım 2017 tarihinde mülga Katılım Politikası Başkanlığında göreve başladığı, hâlihazırda da söz konusu birimin devamı olan Katılım Politikası Daire Başkalığında AB İşleri Uzmanı olarak görev yapmakta olduğu,

2.3.2.2. 2.3.1 nolu paragrafa ek olarak sunulan yazışma örnekleri dikkate alındığında adı geçene göreve başladığı günden itibaren itimat edildiği, yaptığı çalışmalar takdirle karşılandığı, bu takdir hem kendisine hem de tüm birime atılan mesajlarla güçlü bir biçimde paylaşıldığı, dolayısıyla “yaptığı işler nedeniyle sürekli eleştirildiği ve uyarıldığı”, “olumsuz bir tutuma muhatap olduğu”, “yıllardır Daire Başkanlığında hakkında olumuz bir algı oluşturulduğu”, “yaptığı işlerden soyutlandığı, notların-yazıların nihai halinin paylaşılmadığı” gibi iddiaların doğru olmadığı,

2.3.2.3. Başvurana söz konusu birimin gerek temel görev tanımı kapsamında, gerekse dönemsel olarak yürütülen işler açısından, en önemli dosyaların teslim edildiği, 2018 yılında, Birleşik Krallığın AB’den ayrılmasına ilişkin sürecin takibi ile görevlendirildiği, bu kapsamda gerek ülkemizde gerek yurtdışında pek çok uluslararası toplantıya katılım sağladığı, ayrıca dönemin AB Bakanı Sayın Ömer Çelik için hazırlanan

Bakanlar Kurulu Sunuşu için değerlendirme notları hazırlamasının istendiği, Mart 2018’de ise tüm dosyayı koordine ettiği, Katılım Politikası Daire Başkanlığının temel işlerinden olan Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan Türkiye Raporuna ilişkin ülke katkısının hazırlanması, Rapora ilişkin hazırlık toplantısı ve değerlendirme notlarının koordinasyonu da başvuranın sorumlu olduğu işler arasında olduğu, birimin sorumluluk alanına giren konularda AB Başkanı ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sayın Faruk

Kaymakçı için değerlendirme, konuşma ve bilgi notu hazırlanmasında da defalarca görevlendirilen başvuranın, en son Eylül 2021’de Sayın Bakan Mevlüt Çavuşoğlu’nun Avrupa Komisyonu Genişleme

Komiseri ile görüşmesi kapsamında hazırlanan dosyadan sorumlu olduğu dikkate alındığında “kıdemine ve kariyerine uygun olmayan görevler verildiğine” ilişkin iddiaların asılsız olduğu,

2.3.2.4. Sunulan yazışma örneklerinden görüleceği üzere başvuranın farklı işlerde, farklı uzmanlarla birlikte görevlendirildiği, hâlihazırda odalarda tek kişi veya iki kişi oturulmakta olup, başvuranın bağlı bulunduğu AB Genel Müdürlüğü’nün ilgili tüm birimlerinin olduğu ana binada, Katılım Politikası Daire

Başkanlığının bulunduğu katta geniş bir odada, kendi tercihine binaen AB İşleri Uzmanı . . . ile birlikte oturmakta olduğu, dolayısıyla “çalıştığı birimdeki diğer çalışanlardan soyutlandığına” ilişkin iddiaların da doğru olmadığı,

2.3.2.5. AB Daimi Temsilciğinde AB müşavirliği pozisyonu için yapılan başvuruların bireysel olduğu, Daire Başkanının iznine tabi olmadığı, bu nedenle başvuran kendi rızasıyla başvurduğu, mülakata bile girmeden, kendi rızasıyla başvurusunu geri çektiği, bununla birlikte başvuranın Kasım 2017’de çalışmaya başladığı birimde en çok yurtdışı görevine giden AB İşleri Uzmanı olduğu, salgın öncesi dönem incelendiğinde, (Ocak 2018-Aralık 2019) Katılım Politikası Daire Başkanlığında çalışan 9 AB İşleri

Uzmanı için 10 yurtdışı görevlendirmesi yapıldığı ve bu görevlendirmelerin 4’üne başvuranın gittiği,

2.3.3. Mesleki kariyerine zarar verildiği, maddi ve manevi zarara uğrattığı iddialarıyla ilgili olarak:

2.3.3.1. Başvuranın “iş teklifi” olarak nitelediği pozisyonun Avrupa Komisyonu ile ülkemiz arasında imzalanan mutabakat zaptı kapsamında SNE (Seconded National Expert – Görevlendirilmiş Ulusal Uzman)

pozisyonu olduğu, bu görevlendirmelere ilişkin Komisyonca açık olan pozisyonlarla ilgili olarak duyuruya çıkıldığı, bu duyuru AB Nezdinde Daimi Temsilciliğimiz vasıtasıyla iletilmekte, kurumda duyurusu yapılmakta, pozisyona başvuruda bulunmak isteyen personelden idarece uygun görülenler başvuru yapabilmekte olduğu,

2.3.3.2. Başvuranın 2018 yılında Avrupa Komisyonuna görevlendirilme talebini yapmadan üç ay önce

Kurumun konuyla ilgili Genelge yürürlüğe koyduğu, bu Genelgenin kurumdaki AB İşleri Uzmanlarının üst üste veya bir birine yakın yurt dışı görev ve ücretsiz izin taleplerinin düzenlenmesiyle ilgili olduğu, başvuranın 2012-2013 yıllarında Jean Monnet Burs Programı kapsamında kurum kontenjanından

İngiltere’ye yüksek lisansa gönderildiği, 2016-2017 yıllarında 5 ay süre ile Avrupa Komisyonunda kısa dönemli staj programı olan NEPT’e gönderildiği, başvuranın Katılım Politikası Başkanlığında göreve başladığı Kasım 2017’de 2 farklı yurtdışı görevinden faydalandığı (1 yıllık Yüksek Lisans Bursu ve 3 aylık

Avrupa Komisyonu stajı) ve son görevinden 6 ay önce dönmüş olduğundan cihetle, 10 Ekim 2017 tarihli

Genelge ile düzenlenen yurtdışı görevlendirmelerde tekrar görevlendirilmeden önce belli bir süre merkezde çalışılması koşulu getirildiği için, adı geçenin 2018 yılında tekrar Avrupa Komisyonunda görevlendirilme talebinin uygun bulunmadığı, zira Kurum bünyesinde yurt dışı yüksek lisans, Avrupa Komisyonunda kısa dönemli staj (NEPT) ve Avrupa Komisyonunda uzun dönemli görevlendirme (SNE) imkânlarının üçünden birden faydalanan personel bulunmadığı, başvuranın en son görev yaptığı Katılım Politikası Daire

Başkanlığında en çok yurtdışı göreve gönderilen personel olduğu,

2.3.3.3. Türkiye’nin Avrupa Birliği Nezdinde Daimi Temsilciliği AB Müşaviri kadrosuna gönderilecek personelin Bakan Oluru ile görevlendirilen bir Komisyon vasıtasıyla seçildiğini, başvuranın 2019 yılı seçimlerine katılmaya ilişkin ve talebinin işleme konmamasına ilişkin dilekçelerinin bulunduğu,

2.3.3.4. Adı geçenle ilgili olarak salgın süreci içerisinde yalnızca kronik rahatsızlığının olduğu beyanı üzerine evden çalışma olanağı tanındığı halde, evden katılabileceği kendi sorumluluğundaki çevrimiçi bir toplantıya, toplantıya kısa bir süre kala katılmayacağını beyan etmesi ve katılmaması üzerine, disiplin soruşturması başlatıldığı, soruşturma raporunda ilgili hakkında neticeden “Uyarı” cezası ile tecziyesi teklif edilmiş ise de Kurum Başkanının takdir ve inisiyatifi ile bir defaya mahsus olmak üzere işlem tesis edilmemesi talimatı alındığı, bunun dışında başvuran hakkında geçmişte ya da halen devam eden herhangi bir disiplin soruşturması ya da aldığı cezanın bulunmadığı,

2.3.3.5. Başvuran naklen atandığı 20.07.2010 tarihinden bu yana Ekonomik ve Mali Politikalar Başkanlığı, Mali İşbirliği Başkanlığı ve Katılım Politikası Başkanlığı gibi Kurumun en aktif birimlerinde görev aldığı,

2.3.3.6. Başvuranın, tansiyon hastası olduğunu beyan ettiği ve Kovid-19 salgını sürecinde alınan tedbirler kapsamında 13 Mart 2020 tarihinden itibaren yaklaşık 16 ay idari izinli sayıldığı, 1 Temmuz 2021 tarihi itibariyle normal çalışma düzenine geçildiğinde dahi adı geçenin ikinci doz aşısını 13 Temmuz’da olacağını, doktorunun tavsiyesi doğrultusunda 28 Temmuz 2021 tarihinde işe başlamak istediğini belirttiğini, salgın sürecinde başvurana bilgisayarı olmadığından bahisle 28 Nisan 2020 tarihinde

Başkanlıkça dizüstü bilgisayar temin edildiği, amirin yetkisinde olmasına rağmen bir gün dahi işe çağırılmadığı, hastalığının ilgili Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamında olduğuna ilişkin hastane raporunun talep edilmediği,

2.3.3.7. Bununla birlikte başvuranın salgın döneminde kendisine verilen işleri sorguladığı, işleri amirinin talimatlarına göre yapmak konusunda direndiği ve amiriyle yaptığı telefon görüşmelerinde ve yazışmalarda (8 Temmuz 2020 ve 25 Eylül 2020 tarihli elektronik mesajlar) saygı sınırını aşan bir dil kullandığı,

2.3.3.8. Öte yandan, başvuranın asli sorumluluklarından olan Avrupa Komisyonu Türkiye Raporuna ilişkin olarak Komisyon yetkilileriyle 28 Eylül 2020 tarihinde yapılan çevrimiçi toplantıya katılım sağlamadığı, toplantıya çok az bir zaman kala keyfi bir biçimde toplantıya katılmadığı, sonrasında ise herhangi bir sağlık/mazeret raporu sunmadığı, İdare’ye somut bir mazeret sunmadan katılım sağlamaması üzerine, Dairenin çalışma disiplini ve düzenini, iş barışını ve performansını sağlamaktan sorumlu Daire Başkanının adı geçen hakkında soruşturma açılmasını talep ettiği, disiplin soruşturmasının Makamın takdiriyle herhangi bir işlem yapılmadan kapatıldığı, başvuran aynı birimde görev yapmaya devam ettiği,

2.3.3.9. Soruşturma sürecinde veya sonrasında Daire Başkanlığı’nın gerek elektronik posta, gerek elektronik belge arşiv sistemi üzerinden yapılan tüm iş akışında ve yazışmalarında yer aldığı, Eylül 2021’de Sayın Bakan Mevlüt Çavuşoğlu’nun Avrupa Komisyonu Genişleme Komiseri ile görüşmesi kapsamında hazırlanan dosyanın sorumluluğunun başvurana verildiği, 2021 yılı Türkiye Raporu katkısı hazırlıklarında görevlendirildiği, bir önceki yılın toplantısında yaşanan sorunlara rağmen, 8 Ekim 2021 tarihinde Avrupa Komisyonu yetkilileri ile yapılan toplantının koordinasyonunda yer aldığı, ayrıca yaptığı çalışmalara ilişkin övgü ve takdir dolu mesajlar hem kendisiyle hem de ortak Daire Başkanlığı adresinden tüm birimle paylaşıldığı, dolayısıyla adı geçenin “soruşturma kapandıktan sonra Daire Başkanının kendisini yok saydığı, iş ile ilgili gerekli iletişim ve işbirliği sağlanmadığı, yapılan işlere yönelik haksız eleştirilere maruz kaldığı” iddialarının doğru olmadığı,

2.3.3.10. 22 Ekim 2021’de başvurandan ilgili kurumlara 2021 yıl Türkiye Raporu Maddi Hata Yazısını hazırlaması ve sisteme yükleyerek imzaya açmasının istendiği, e-mail içeriğinde özensiz bir biçimde yazıyı sunduğu ve sisteme yüklemeyi reddettiği, dolayısıyla başvuranın “18 Ekim tarihinden itibaren Daire

Başkanının kendisini yok sayarak iş akışının tamamen dışında tuttuğu” iddiasının da asılsız olduğu,

2.3.3.11. Başvuranın almış olduğu izinlere ilişkin bilgilerin sunulmuş olup, başvuranın salgın döneminde idari izinli sayıldığı ve hiçbir koşulda işe çağırılmadığı, 2021 yılı başında toplam 60 gün izin hakkı olduğunu, talep ettiği izinlerini kullanabildiğini, hastane ziyaretleri konusunda Daire Başkanlığındaki rutin uygulama yarım günün idari izinli sayılması, tüm gün işe gelinmeyecek ise yıllık izin kullanılması şeklinde olduğundan adı geçenin bahsettiği tarihte 45 gün birikmiş yıllık izni olmasına rağmen, onları kullanmak yerine idari izin talep etmesinin mutad uygulamaya aykırı olduğunu ve çalışma barışını zedelediğini,

açıklamalarına yer verilmiş olup, söz konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ek olarak Kurumumuza gönderilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü amirdir.

4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü

eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne yer verilmiştir.

5. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun

5.1. “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesinde, “Devlet memurları amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun ve diğer mevzuatla belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurlarını yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli sorumludurlar.

Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslar içinde kullanır.

Amir, maiyetindeki memurlara kanunlara ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine aykırı emir veremez ve maiyetindeki memurdan hususi bir menfaat temin edecek bir talepte bulunamaz, hediyesini kabul edemez ve borç alamaz.”,

5.2. “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinde, “Devlet memurları kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.”

hükmü yer almaktadır.

6. 19.03.2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi konulu 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin, çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği belirtilmiş, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesinin gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemli olduğu vurgulanmıştır.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kısmen kabulü kısmen reddi yönünde öneri, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8. Avrupa Birliği Başkanlığı bünyesinde AB İşleri Uzmanı olarak görev yapan başvuran, 1 no.lu paragrafta yer verilen iddialar çerçevesinde tarafına uygulanan mobbingin tespitini ve sonlandırılmasını, uğradığı maddi ve manevi zararların tazmin edilmesini, mesleki kariyerine verilen zararın telafi edecek adımlar atılmasını, 18.10.2021 tarihinde gerçekleşen ve şikayetine konu Katılım Politikası Daire Başkanının şahsına yönelik haksız fiilleri ile ilgili disiplin soruşturması açılmasını, 01.12.2021 tarihli yazının personel özlük dosyası dahil kayıtlarda yer verilmemesini, idarenin bu şikayetine konu yazı bağlamında tesis etmiş olduğu işlemlerinin geçersiz sayılmasını ve düzeltilmesini talep etmektedir.

9. Bilindiği üzere, mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle Mücadele

Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

10. Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize

neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama), özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)]

11. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir.…Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.

12. Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve E:2010/38293, K:2013/5360 sayılı kararında; “Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır. Örneğin, yöneticinin otoriter olması tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğini ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirmek gerekir. Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.” denilmektedir.

13. “Bu bakımdan idarelerin yetkili merci ya da personelinin; statü hukukundan kaynaklanan hiyerarşik yetkilerini kullanırken ve görevlerini yerine getirirken; hizmetin niteliği ve gerekleri bakımından yetkili ve görevli oldukları konularda, hizmetin niteliği, gerekleri ve işleyişinin gerektirdiği kabul edilebilir amaçlarla ve yetki kuralının öngördüğü konularda tesis ettikleri işlemlerde ya da işyeri uygulamalarında salt “amaç ve neden” yönünden hukuksal sakatlıkların; salt ilgililerinin öznel değerlendirmeleri nedeniyle doğurduğu algı ve manevi zararların “işyerinde psikolojik taciz” olarak kabul edilmesine hukuksal olanak bulunmamaktadır…” (İzmir BİM Altıncı İdare Dava Dairesi 2020-164 2020-364)

14. Yukarıda açıklandığı üzere, mobbing olduğu iddia edilen fiillerin mobbing oluşturabilmesi için uzun süreden bu yana devam etmekte olması, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerekmektedir. Somut olay kapsamında ise, her ne kadar başvuran ile ilgili Daire Başkanı arasında eposta yazışmaları nedeniyle ortaya çıkan çatışmadan kaynaklı olarak başvuran tarafından mobbing iddiası ortaya konularak şikayette bulunulmasına karşın, 2017 yılından beri mobbinge maruz kaldığını iddia ettiği süreçte başvuranın

 Devlet memuru statüsünden kaynaklı izin (yıllık, idari ve sağlık olmak üzere), şikayet, ilerleme ve yükselme, görev alanına uygun görevlendirme gibi haklarını kullanabildiği,  Başkanlık bünyesinde görev yaptığı birimlerin başvuranın kadro unvanına ve görev tanımına uygun görevlerin yürütüldüğü birimler niteliğinde bulunduğu,  Kurum içi yer değişikliği sürelerinin çalışma hayatının olağan akışına uygun olduğu,  yurt dışı görevlendirmelerde uzmanlık alanı ve kıdemine uygun olacak oranda görevlendirmelerin yapıldığı,  pandemi sürecinde alınan tedbirler kapsamında kronik rahatsızlığı nedeniyle idari izinli olarak görevine devam ettiği ve ilgili idarece hizmetin yürütülmesine ilişkin gerekli desteğin sağlandığı,  görevlendirildiği toplantıya katılım sağlamaması üzerine hakkında açılan disiplin soruşturması neticesinde başvuran hakkında ceza tecziye edilmemesine karar verildiği ve başvuran hakkında başkaca açılan ve devam eden disiplin soruşturmasının bulunmadığı anlaşılmış,  Avrupa Birliği Nezdinde Daimi Temsilciliği AB Müşaviri kadrosuna ilişkin başvurunun ilgili Daire

Başkanının baskısı çerçevesinde geri çekildiğine ilişkin ise herhangi bir tespit yapılamamakla birlikte

Avrupa Komisyonu ile ülkemiz arasında imzalanan mutabakat zaptı kapsamında SNE pozisyonu için görevlendirmeye ilişkin ise Başkanlığın “Eğitim, staj konularında görevlendirme ve aylıksız izin talepleri hakkında” konulu 10/10/2017 tarihli ve 2017/6 sayılı Genelgede yer verilen “Yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde her türlü eğitim, staj gördükten ve/veya uluslararası kuruluşta çalıştıktan sonra bir başka benzer görev ya da eğitime geçmeden önce kurumda çalışılması gereklidir. Bu nedenle peş peşe görevlendirme yapılmayacak veya aylıksız İzin verilmeyecektir.” hükmü kapsamında kullanılan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri kapsamında kullanıldığı değerlendirilmiş olup, tüm bu hususlar dikkate alındığında, ilgili Daire Başkanı ve sıralı amirlerce gerçekleştirilen eylemlerin kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik unsurlarını içermediği ve bu kapsamda somut olayda mobbing olgusunun oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

15. İdarenin hukuki sorumluluğundan bahsedebilmek için zararın mevcut olması ve zararı doğuran işlem ya da eylemin idareye yüklenebilmesi zararla eylem arasında illiyet rabıtasının mevcut olması ve zarara yol açan idari eylem ve işlemin hizmet kusurunu oluşturması gerektiği, ayrıca manevi tazminata hükmedilebilmesi için ise öncelikle ortada idarenin hukuka aykırı işlemi veya eylemi olması ayrıca söz konusu işlem veya eylem nedeniyle ağır elem ve ızdırap duyulmuş olması ya da ilgilinin şeref ve onurunun zedelenmiş olması veya kişinin fiziksel yapısını zedeleyen yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmiş olması gerekmekle birlikte, başvuruya konu olayda mobbing olgusunun oluşmadığı kanaati ile birlikte başvuru kapsamında sunulan bilgi ve belgelerden başvuranın mesleki kariyerinde telafi edilmesini gerekli kılacak bir halin oluştuğuna dair bir tespit yapılamadığından maddi ve manevi tazminatı gerektirecek şartların oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

16. Diğer taraftan, 18.10.2021 tarihinde gerçekleşen ve şikâyete konu Katılım Politikası Daire Başkanının şahsına yönelik haksız fiilleri ile ilgili disiplin soruşturması açılması talebine ilişkin olarak başvuranın daire başkanı hakkında üst makamlara şikayet yoluna başvurduğu ancak Avrupa Birliği Başkanının soruşturma yaptırıp yaptırmama konusunda bir değerlendirme yapabilmek için önce başvurucuyu, sonrasında şikayet edilen daire başkanını ve şikayete konu edilen görüşmede başvurucuyla birlikte daire başkanı odasında bulunan AB İşleri Uzmanını konuyla ilgili olarak dinlediği, olayın başlangıcını oluşturan e-posta metinlerini incelediği ve sonucunda şikayet dilekçesinde yer verilen isnatların sübuta ermediği, idari tahkikat ve/veya disiplin soruşturması yapılmasını gerektirecek somut dayanaklar bulunmadığı gerekçeleriyle disiplin soruşturması yapılmasına yer olmadığına karar verdiği anlaşılmakta olup, başvuruya konu ilgili/ilgililer hakkında yürütülecek disiplin soruşturmasının, 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu ile Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği çerçevesinde yürütülmesi gerektiği,

ilgili mevzuat kapsamında disiplin soruşturmasına konu fiil nedeniyle ilgili hakkında yürütülen disiplin süreci hususunda yetkili makamların takdir yetkisinin bulunduğu, söz konusu takdir yetkisinin sebep ve amaç yönünden hukuka uygunluğu incelenmesi mümkün olmakla birlikte bunun haricinde bu yetkiyi sınırlayacak veya kaldıracak biçimde karar verilmesi mümkün bulunmamaktadır.

17. Ayrıca, başvuranın 01.12.2021 tarihli yazının personel özlük dosyası dahil kayıtlarda yer verilmemesi, idarenin bu şikayetine konu yazı bağlamında tesis etmiş olduğu işlemlerin geçersiz sayılması veya düzeltilmesi talebine ilişkin ilgili idare tarafından, söz konusu şikayet dilekçeleri ve ekleri ile Avrupa Birliği

Başkanlığı Özel Kalem Müdürlüğünün 01/12/2021 tarihli ve sayılı yazısının Başkanlık (Bakan

Yardımcılığı) makamında bulunduğu, Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde tutulan başvuranın şahsi özlük/işlem dosyasına girmediği, başvuranın şikayet dilekçesi üzerine tesis edilmiş bir işlem ve dilekçesine verilen cevap olması nedeniyle söz konusu yazıların tüm kayıtlardan çıkarılmasının, yok sayılmasının mümkün olmadığı belirtilmiş olup, Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik ile

Resmî Yazışmalarda Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik kapsamında söz konusu yazılar özlük dosyasında yer almamakla birlikte diğer kayıtlardan çıkarılmasının, bu kayıtların düzeltilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı değerlendirilmektedir.

18. Yukarı anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın tarafına idarece mobbing uygulandığı yönündeki iddiaları ve yukarıda yer verilen diğer taleplerinin reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “kararların gerekçeli olması”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı anlaşılmıştır.

20. Diğer taraftan, idarenin cevabi yazısı ve dosya kapsamında sunulan belgelerden Katılım Politikası Daire

Başkanı ve sıralı amirlerce gerçekleştirilen eylemlerin kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik unsurlarını içermediği ve bu kapsamda somut olayda mobbing olgusunun oluşmadığı kanaatine varılmış olsa da başvuran ile ilgili Daire Başkanı arasında yaşanan sorun nedeniyle devam eden süreçte başvurana iş verilmediği bilgisi ile söz konusu bilgiye ilişkin başvuranın oda arkadaşı AB İşleri Uzmanı . . ile birlikte kayıt altına alınan tutanak Kurumumuza sunulmuştur.

21. Kamu idarelerinin yerine getirmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin yürütülmesini sağlamak ve ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gerekli önlemleri almaları gerekmekte olup, bu önlemler arasında; hizmetin bilgi ve deneyim yönünden yetişmiş personel istihdam edilerek gördürülmesi hususu da yer almaktadır. Kamu hizmetini en verimli ve kaliteli bir şekilde sunmakla yükümlü olan idarelerce, bu kapsamda, verimli ve etkin insan kaynakları yönetimini sağlamaya yönelik esaslar belirlenmesi; personelin çalışma motivasyonunu en yüksek düzeyde ve personel arasında çalışma barışını sağlayacak dengeler kurması önem arz etmektedir. Bu kapsamda, başvuranın 2010 yılından beri Kurum bünyesinde AB İşleri

Uzmanı olarak görev yaptığı, mesleki eğitimleri, katılım sağladığı toplantılar ve tarafına verilen işlerden duyulan memnuniyet de göz önünde bulundurularak başvuranın mesleki tecrübesi ve kariyerine uygun

olarak verimli ve etkin insan kaynakları yönetimini sağlamak amacıyla çalışma barışının sağlanmasına yönelik tedbirlerin alınmasının iyi yönetim ilkelerine uygun olacağı değerlendirilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret

Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve AVRUPA BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi