|
ÖZET: Danıştay kararı, başvuranın iddialarını değerlendirirken mobbing kavramını ve unsurlarını ele almıştır. Mobbing, belirli bir süre boyunca sistematik olarak gerçekleştirilen, bireylerin kişilik değerlerine ve sağlıklarına zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar bütünü olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda, mobbingin varlığı için eylemlerin süreklilik, kasıtlılık ve sistemlilik göstermesi gerektiği vurgulanmıştır.
Başvuranın, Bilgi İşlem Daire Başkanı tarafından maruz kaldığını iddia ettiği hakaret ve tehditler, somut delillerle desteklenmediği için kabul edilmemiştir. İlgili idareden alınan belgelerde, başvuranın iddialarının soyut ifadelerden ibaret olduğu ve mobbing uygulandığına dair yeterli kanıt sunulamadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın mobbing iddiaları, hukuki değerlendirmeler ışığında somut delillerle ispat edilemediği için reddedilmiştir. Bu karar, mobbingin tanımı ve unsurlarına dair önemli bir içtihat oluşturmakta, işyerinde psikolojik taciz iddialarının ciddiyetle ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/14685-S.22.22491
BAŞVURU NO : 2022/13035
KARAR TARİHİ : 14/11/2022
RET KARARI ,TCKN:
,TCKN:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
Adres:
MARMARA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Mobbing iddiası hk.
BAŞVURU TARİHİ : 09/09/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran vekili, müvekkili ’u temsilen yaptığı başvuruda,
– isimli şahsın Bilgi İşlem Daire Başkanı sıfatıyla görevlendirilmesinin akabinde müvekkilinin her fırsatta yeteneksiz olarak addedildiğini, gerek iş arkadaşlarının içerisinde ve gerekse müvekkilin arkasından diğer personellere müvekkilinin iş bilmediğine dair söylemlerde bulunulduğunu, sürekli küçük düşürüldüğünü, hakaretlere maruz kaldığını, hatta müvekkiline “aptal” şeklinde hakaret içerikli ifadeler kullanması yanında, “ya sana vereceğim her türlü işi yaparsın ya da seni tazminatsız kovarım” şeklinde sürekli tahrik edici tehditlerle müvekkilinin baskı altında tutulmaya çalışıldığını,
– İlgili şahsın hiyerarşik konumu kullanarak müvekkiline sürekli olarak görev tanımı ve iş sözleşmesi ile ilgisi bulunmayan talimatlar verdiğini, iş dışında verilen emir ve talimatlara yönelik olarak; müvekkilinin aynı zamanda bu kişinin yakın bağlantılı olduğu Marmara Üniversitesi Yardımcısı tarafından 04/02/2019 tarihinde çağırılarak, daire başkanının her türlü emir ve yasaklarına hiçbir hakkını gözetmeden ve sorgulamadan uyması gerektiği uyarısının yapıldığını,
– Daire Başkanı göreve başladıktan sonra 13/12/2018 tarihinde tüm personellerin katılımı ile yapılan toplantıda, kendisine izin prosedürünün nasıl işleyeceğinin sorulması üzerine, adı geçenin izinlerin daha önceden nasıl alınıyorsa aynı şekilde alınmaya devam edileceği ve bunun bir tahakküm aracı olarak kullanılmayacağının ifade edilmiş olmasına rağmen; bundan yaklaşık 1 ay sonra 07/01/2019 tarihinde müvekkilinin yıllardır her zaman izlediği prosedürü izleyerek izin kullandığını, ancak izin prosedürüne aykırı davrandığı ve mazeretsiz işe gelmediği gerekçesiyle 08/01/2019 tarihli sayılı yazı ile savunmasının istendiğini ve müvekkili aleyhine 11/06/2019 tarihinde
Sayı ile yazı ile “uyarı” cezası verildiğini,
– Daire başkanının şahsi yakınlığı sebebiyle hukuka aykırı olarak birim amiri olarak görevlendirdiği sözleşmeli personel isimli şahısın müvekkiline sürekli olarak iftiralarda bulunduğunu, bu iftiralar neticesinde müvekkilinin daire başkanı tarafından sürekli olarak azarlandığını, müvekkilinin söylenenlerin birer iftiradan ibaret olduğunu, aksini ispatlayabileceğini belirtmesine rağmen, daire başkanı tarafından söylenenlerin iftira olup olmamasıyla ilgilenmediği, aleyhine ortaya atılan iddiaları doğrudan gerçek kabul edildiği cevabını aldığını,
– Müvekkilinin kas zedelenmesi sonucu Adıyaman Eğitim Araştırma Hastanesi acil servisinden almış olduğu 7 günlük ve Silivri Devlet Hastanesi uzman ortopedi doktoru tarafından verilen 10 günlük iki farklı rapor için inceleme istendiğini, müvekkile Haydarpaşa Numune Hastanesi ile Başakşehir Çam ve Sakura
Şehir Hastanelerinde kontrole gitmesi için görevlendirme yapıldığını, raporların yerinde olup olmadığı yönünde görüş aldırıldığını, yapılan incelemelerde her iki raporun da yerinde olduğu yönünde görüş bildirildiğini, taraflarınca yapılan harici araştırmalarda bu durumun müvekkil nezdinde ilk olduğu ve daha önce raporların bu derece geniş kapsamlı araştırılmadığının görüldüğünü,
– Müvekkilinin 21/08/2020 tarihinde yayınlanan Sözleşmeli Bilişim Personeli Alım İlanında yer alan
Yazılım Proje Yöneticiliği pozisyonuna 04/09/2020 tarihinde başvuruda bulunduğunu ve ilan metninde sıralanan tüm şartları sağlamasına rağmen alınmadığını, “kamuya açıklık/şeffaflık” ilkesi doğrultusunda talep etmesine rağmen kendisine neden alınmadığına dair herhangi bir gerekçe sunulamadığını, akabinde 12/03/2022 tarihinde yapılan sınavın da aynı şekilde sonuçlandığını ve söz konusu işleme karşı idare mahkemesi nezdinde dava açıldığını,
– Müvekkilinin 24/06/2021 tarihinde kendi alanı ile hiçbir ilgisi bulunmayan Yabancı Diller Yüksekokulu
Müdürlüğünde görevlendirilmek istendiğini, söz konusu karara müvekkilin bağlı bulunduğu sendika tarafından itiraz edildiğini ve itiraz üzerine görevlendirmenin iptal edildiğini, müvekkilinin daha önce de şahsi sebepler ile çalıştığı bölüm ile hiçbir ilgisi bulunmayan başkaca bir şubede görevlendirilerek uzaklaştırılmaya çalışıldığını,
– Müvekkilinin Yazılım Şube Müdürlüğü nezdinde Veri Tabanı Yöneticisi olarak çalışmaktayken, müvekkiline verilen bilgisayarın, işini yaparken arızalar/hatalar almak suretiyle kesintiye uğradığından
2021 ve 2022 yıllarında sorumlu kişilerden pek çok kez bilgisayar talebinde bulunduğunu ancak, yeni
bilgisayar temin edilmediğini, ofis arkadaşları 2021 model bilgisayar kullanırken müvekkiline 2013 model bilgisayar kullandırıldığını, son olarak,
– Müvekkilinin MSSQL veritabanı yöneticiliği gibi uzmanlaşmakta olduğu bir alandan alınarak, dışarıdan satın alınan ve veritabanı açısından hiçbir bakım ve yönetimine ihtiyaç olmamış/olmayan sistemlere sözde yönetici olarak görevlendirildiğini, bu görev değişikliği öncesi çalışmakta olduğu Bilgi İşlem Dairesi başkanı tarafından müvekkiline hitaben 15/03/2022 tarihinde açıkça “Sen kendin bir şey yapacak mısın? Ben açıkça benden dolayı sana zarar gelsin istemiyorum, bu durum beni rahatsız ediyor.
Seni son defa uyarmak için çağırdım.”, “Buradaki çalışma düzeniyle ilgili başka bir yere gidip kendin çalışmak gibi bir tercihte bulunursan daha rahat edersin, öyle bir düşüncen var mı?” şeklinde istifaya zorlayıcı ve tehditvari ifadeler kullanıldığını iddia ederek müvekkiline uygulandığını iddia ettiği mobbingin tespiti ve sonlandırılmasını talep etmekte,
– görevde bulunduğu sürede kendisine yakın olan kişileri açıkça kayırarak usulsüz olarak yükselmelerini sağladığını, Sözleşmeli Bilişim Personeli kadrosundan işe alınan kişileri hukuka ve mevzuat hükümlerine aykırı olarak kurumda çalışan diğer 657 sayılı Kanun ve 696 sayılı KHK kapsamında alınan kişilere amir olarak görevlendirdiğini; yine 4/B kadroları içerisinde daha alt maaş kadrosunda çalışan personelin daha üst maaş alan personellere amirlik yapması gibi hiyerarşiye uygun olmayan görevlendirmeler yaptığını, bu kapsamda; 4/B kadrosundaki 2 kat maaşlı Yazılım Uzmanı Sözleşmeli
Personel birimde bulunan herkesle sorun yaşamış olmasına rağmen Kurumda görev yapan 4/B kadrosundaki 3 kat maaşlı Yazılım Takım Lideri Sözleşmeli Personel dahil, tüm Yazılım Birimine amir olarak görevlendirdiğini, ancak Devlet Personel Başkanlığı tarafından,
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesi çerçevesinde sözleşmeli istihdam edilen
mühendislerin birim amiri mühendisi olarak görevlendirilip görevlendirilemeyeceği hakkında verilen 25/04/2011 tarihli ve 7454 sayılı görüş yazısında açıkça; “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesi çerçevesinde sözleşmeli istihdam edilen mühendislerin sözleşmelerinde belirtilmemişse birim amiri mühendisi olarak görevlendirilemeyeceği, ayrıca memur kadrolarına ilişkin görevlerin sözleşmeli personele vekaleten gördürülemeyeceği değerlendirilmektedir.” ifadelerine yer verildiğini,
– Diğer yandan; isimli şahsın ilgili sınavlarda başarısız olmasına rağmen usulsüz olarak görevinde yükselmesinin sağlandığını, 2019 yılı sonunda ve yakın arkadaşı daire başkanı ile birlikte yapmış oldukları haksızlıklar sonucunda birlikte
Kurumdan istifa ettiklerini, Kurumdan istifa ettikten 9 ay sonra, istifa ettikleri dönem ile aynı seviyedeki pozisyonlarına tekrar başvurmalarına rağmen sınavlarda başarısız oldukları gerekçesiyle her ikisinin de kadroya alınmadığını, bu durumun üzerinden, 7-8 ay geçtikten sonra 20/03/2021 tarihinde açılan ilan akabinde iki adayın da boşalmış olan eski kadrolarına tekrar başvurduğunu ve bu kez başarılı oldukları ve kadroya alındıkları ilan edilmişse de sınav sonuçlarının yine tüm taleplere rağmen açıklanmadığını,
– 4/B kadrosundan alınan bir diğer sözleşmeli personel Yazılım Proje Yöneticisi astı olan bağlı olarak çalışmasının istendiğini, işe alması sebebiyle, biat edilmesinin kendisine biat edilmiş sayılacağı şeklinde söylemleri sonucunda kurduğu psikolojik baskı sonucunda ilgili personelin 2-3 ay içerisinde istifa ettiğini,
– Ayrıca yine daire başkanının mobbing boyutuna varan psikolojik baskıları doğrultusunda son 12 ay içerisinde 3 adet personelin daha bölümdeki görevinden istifa ettiğini, isimli şahıs tarafından yazılım biriminde görevli ve gibi diğer personellerden de çeşitli sebepler ile savunmalar talep edilerek uyarı cezaları verildiğini, isimli personelin de yine görevlendirme yazısıyla hukuka aykırı olarak müvekkiline yapıldığı gibi Tıp Fakültesi bünyesinde görevlendirildiğini,
– isimli personelin Mart-Aralık 2021 döneminde 10 ay boyunca Kurum bünyesinde çalıştığını; bu süreçte yapmış olduğu iş ve görevler incelendiğinde, özellikle 05/07/2021 tarihinden sonra sözleşmeli bilişim personellerinin işlerinin raporlanması amacıyla kullanılan İş Takip Sisteminde bu kişi tarafından hiçbir iş yapılmadığı, buna rağmen ilgili kişinin ilanda belirtilen maaşı alması durumunda yaklaşık 6650.000,00 TL tutarında haksız kazanç sağladığını iddia ederek, hakkında idari soruşturma başlatılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebi içeren yazımıza istinaden Marmara
Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığı tarafından gönderilen 12/10/2022 tarih ve sayılı cevabi yazıda;
2.1. Başvuranın 04/11/2016 tarihinde Üniversitede çalışmaya başladığı, bu zamana kadar çeşitli pozisyonlarda görev aldığı, hali hazırda Üniversitenin Bilgi İşlem ve Daire Başkanlığı bünyesinde Veri
Tabanı Yöneticisi olarak görev yapmakta olduğu,
2.2. Başvuran vekilinin, müvekkilinin Bilgi İşlem Daire Başkanının hakaret içerikli söylemlerine maruz kaldığı iddiası ile ilgili olarak, başvuranın, çeşitli tarihlerde dilekçe ve şikâyet hakkını kullanarak kurum personeli ile ilgili asılsız iddia ve isnatlarda bulunduğu, birçok iddiasının dayanaktan yoksun olduğunun anlaşıldığı, yaptığı bu müracaatlarla ilgili tarafına yanıt verilmesine rağmen, dilekçe ve şikâyet hakkını kötüye kullanarak bu isnat ve iddialarını tekrarladığı, başvuranın bu davranışlarının, iyi niyet kurallarına uygun görülmediği,
2.3. Başvuran vekilinin, hiyerarşik konumu kullanarak müvekkiline sürekli olarak görev tanımı ve iş sözleşmesi ile ilgisi bulunmayan talimatlar verdiği, bu konuda, müvekkilinin aynı zamanda bu kişinin yakın bağlantılı olduğu Marmara Üniversitesi Yardımcısı tarafından 04/02/2019 tarihinde çağırılarak, daire başkanının her türlü emir ve yasaklarına hiçbir hakkını gözetmeden ve sorgulamadan uyması gerektiği uyarısının yapıldığı iddiasına ilişkin olarak, Yardımcısı 04/02/2019 tarihinde yapmış olduğu görüşmeleri gösteren herhangi bir kayıt tutulmadığı, dolayısıyla bu görüşmenin yapılıp yapılmadığına ilişkin bir kaydın bulunmadığı, bahse konu
Yardımcısı Üniversiteden ayrılarak, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesine Personel Daire
Başkanı olarak atandığı,
2.4. Başvuran vekilinin, Daire Başkanı göreve başladıktan sonra 13/12/2018 tarihinde tüm personellerin katılımı ile yapılan toplantıda, kendisine izin prosedürünün nasıl işleyeceğinin sorulması üzerine, adı geçenin izinlerin daha önceden nasıl alınıyorsa aynı şekilde alınmaya devam edileceği ve bunun bir tahakküm aracı olarak kullanılmayacağının ifade edilmiş olmasına rağmen; bundan yaklaşık 1 ay sonra 07/01/2019 tarihinde müvekkilinin yıllardır her zaman izlediği prosedürü izleyerek izin kullandığı, ancak izin prosedürüne aykırı davrandığı ve mazeretsiz işe gelmediği gerekçesiyle savunmasının istendiği ve müvekkili aleyhine “uyarı” cezası verildiği iddiasına ilişkin bilgi ve belgelerin yazı ekinde gönderildiği,
2.5. Başvuran vekilinin şahsi yakınlığı sebebiyle hukuka aykırı olarak birim amiri olarak görevlendirdiği sözleşmeli personel isimli personelin, müvekkiline sürekli olarak iftiralarda bulunduğu, bu iftiralar neticesinde müvekkilinin daire başkanı tarafından sürekli olarak azarlandığı, müvekkilinin söylenenlerin birer iftiradan ibaret olduğunu, aksini ispatlayabileceğini belirtmesine rağmen, daire başkanı tarafından söylenenlerin iftira olup olmamasıyla ilgilenmediği, aleyhine ortaya atılan iddiaları doğrudan gerçek kabul edildiği cevabını aldığı iddiası hususunda, başvuranın bu iddiaların mesnedinin bulunmadığı,
2.6. Başvuran vekilinin, müvekkilinin kas zedelenmesi sonucu Adıyaman Eğitim Araştırma Hastanesi acil servisinden almış olduğu 7 günlük ve Silivri Devlet Hastanesi uzman ortopedi doktoru tarafından verilen
10 günlük iki farklı rapor için inceleme istendiği, müvekkile Haydarpaşa Numune Hastanesi ile Başakşehir
Çam ve Sakura Şehir Hastanelerinde kontrole gitmesi için görevlendirme yapıldığı, raporların yerinde olup
olmadığı yönünde görüş aldırıldığı, yapılan incelemelerde her iki raporun da yerinde olduğu yönünde görüş bildirildiği, taraflarınca yapılan harici araştırmalarda bu durumun müvekkil nezdinde ilk olduğu ve daha önce raporların bu derece geniş kapsamlı araştırılmadığının görüldüğü iddiası ile ilgili olarak, konuyla ilgili araştırma yapılması için İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne gönderilen personellerin raporları yazı ekinde gönderildiği,
2.7. Başvuran vekilinin, müvekkilinin 21/08/2020 tarihinde yayınlanan Sözleşmeli Bilişim Personeli Alım
İlanında yer alan Yazılım Proje Yöneticiliği pozisyonuna 04/09/2020 tarihinde başvuruda bulunduğu ve ilan metninde sıralanan tüm şartları sağlamasına rağmen alınmadığı “kamuya açıklık/şeffaflık” ilkesi doğrultusunda talep etmesine rağmen kendisine neden alınmadığına dair herhangi bir gerekçe sunulamadığı, akabinde 12/03/2022 tarihinde yapılan sınavın da aynı şekilde sonuçlandığı iddiasına ilişkin olarak, başvuranın, 21/08/2020 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan Sözleşmeli Bilişim Personeli Alım
İlanına başvurduğu, başvurduğu pozisyonun ilan şartlarını sağlamaması nedeniyle başvurusunun reddedildiği, başvurusunun kabul edilmediğine ilişkin 25/09/2020 tarihli itiraz dilekçesi Sözleşmeli Bilim
Personeli Sınav Komisyonu tarafından incelendiği, itirazının, başvuru şartlarını taşımaması sebebiyle kabul edilmediği, başvurana, 25/09/2020 tarihli ve sayılı yazı ile bu hususta bilgi verildiği, başvuranın, 25/01/2021 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan Sözleşmeli Bilişim Personeli Alım İlanına başvurduğu, sınavda başarısız olduğu ve adı geçenin, bu konuyla ilgili bir itirazda bulunmadığı,
2.8. Başvuran vekilinin, müvekkilinin 24/06/2021 tarihinde kendi alanı ile hiçbir ilgisi bulunmayan
Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürlüğünde görevlendirilmek istendiği, söz konusu karara müvekkilin bağlı bulunduğu sendika tarafından itiraz edildiği ve itiraz üzerine görevlendirmenin iptal edildiği, müvekkilinin daha önce de şahsi sebepler ile çalıştığı bölüm ile hiçbir ilgisi bulunmayan başkaca bir şubede görevlendirilerek uzaklaştırılmaya çalışıldığı iddiası konusunda, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı içinde yapılan tek görevlendirmenin yazı ekinde gönderildiği, yazı ekinde gönderildiği,
2.9. Başvuran vekilinin, müvekkilinin Yazılım Şube Müdürlüğü nezdinde Veri Tabanı Yöneticisi olarak çalışmaktayken, müvekkiline verilen bilgisayarın, işini yaparken arızalar/hatalar almak suretiyle kesintiye uğradığından 2021 ve 2022 yıllarında sorumlu kişilerden pek çok kez bilgisayar talebinde bulunduğu ancak, yeni bilgisayar temin edilmediği, ofis arkadaşları 2021 model bilgisayar kullanırken müvekkiline 2013 model bilgisayar kullandırıldığı iddiası ile ilgili olarak, birimlerdeki bilgisayar taleplerinin birim amirlerinin süzgecinden geçerek Daire Başkanlığına iletildiği, söz konusu personelin bağlı olduğu birim amirlerinden bugüne kadar mezkûr şahıs için Bilgi İşlem Daire Başkanlığına ulaşan yeni bilgisayar veya versiyon yükseltme talebi olmadığı, bu hususa ilişkin söz konusu şahsın bağlı olduğu Yazılım Birim
Sorumlusunun, biriminde çalışan bir personelin bilgisayar talebine ilişkin örnek bir e-postanın yazı ekinde yer aldığı,
2.10. Başvuran vekilinin, müvekkilinin MSSQL veritabanı yöneticiliği gibi uzmanlaşmakta olduğu bir alandan alınarak, dışarıdan satın alınan ve veritabanı açısından hiçbir bakım ve yönetimine ihtiyaç olmamış/olmayan sistemlere sözde yönetici olarak görevlendirildiği, bu görev değişikliği öncesi çalışmakta olduğu Bilgi İşlem Dairesi başkanı tarafından müvekkiline hitaben 15/03/2022 tarihinde açıkça
“Sen kendin bir şey yapacak mısın? Ben açıkça benden dolayı sana zarar gelsin istemiyorum, bu durum beni rahatsız ediyor. Seni son defa uyarmak için çağırdım.”, “Buradaki çalışma düzeniyle ilgili başka bir yere gidip kendin çalışmak gibi bir tercihte bulunursan daha rahat edersin, öyle bir düşüncen var mı?” şeklinde istifaya zorlayıcı ve tehdit içerikli ifadeler kullanıldığı iddiasına ilişkin olarak, Üniversitenin 2021-
2022 Bahar dönemi öğrenci kayıtlanmalarının 17.02.2022 tarihinde saat 10:00 itibariyle internet üzerinden
alınmaya başlandığı, kayıtlanma sırasında, öğrenci mağduriyetine neden olan sorunların çözümü ve sebebine ilişkin Bilgi İşlem Daire Başkanlığından rapor istendiği, bunun üzerine ilgili teknik personelin
katılımı ile yazı ekinde yer alan raporun hazırlanarak Rektörlüğe sunulduğu, soruna çözüm bulmak amacıyla 15.03.2022 tarihinde Bilgi İşlem Daire Başkanlığınca ilgili şahıs ile görüşüldüğü, çift başlılığa çözüm için tavsiye ve uyarılarda bulunulduğu, görüşme sırasında tehdit içeren söz veya davranışta bulunulduğuna ilişkin somut bir veriye ulaşılamadığı,
2.11. Başvuran vekilinin, görevde bulunduğu sürede kendisine yakın olan kişileri açıkça kayırarak usulsüz olarak yükselmelerini sağladığı iddiası hususunda, birim içi görevlendirme ve unvan yükselmelerinin Daire Başkanlığı tarafından yapılmadığı, Rektörlük onayı ile yapıldığı, bu açıdan, başvuranın görevlendirmelerle ilgili bahse konu iddialarının mesnedi bulunmadığı, ayrıca yapılan bu görevlendirmede geçen “Yazılım Birim Sorumlusu” görevinin, memuriyet norm ve kadrosu açısından yapılan bir “birim amirliği” görevi olmayıp, yazılım biriminde yapılan teknik iş ve süreçlerin koordinesine ilişkin bir görevlendirme olduğu, yine bu dönemde yazılım biriminde çalışan müştekinin de içinde bulunduğu 9 personel ile tek tek görüşüldüğü ve birim sorumlusu olarak kimin görevlendirilmesi gerektiğinin istişare edildiği, başvuranın kendisinin bu görevi yapmak istemediğini beyan ettiği, başka bir istekli de olmadığından, birim sorumlusu olarak görevlendirildiği, 2018 yılında sözleşmeli personel olarak üç kat pozisyonunda çalışan iş verim ve performansının düşük olması nedeniyle, 2018 yılı sonu itibariyle sözleşmesinin yenilenmediği,
2.12. Başvuran vekilinin, isimli personelin, ilgili sınavlarda başarısız olmasına rağmen usulsüz olarak görevinde yükselmesinin sağlandığı, 2019 yılı sonunda ve yakın arkadaşı daire başkanı ile birlikte yapmış oldukları haksızlıklar sonucunda birlikte Kurumdan istifa ettikleri, Kurumdan istifa ettikten 9 ay sonra, istifa ettikleri dönem ile aynı seviyedeki pozisyonlarına tekrar başvurmalarına rağmen sınavlarda başarısız oldukları gerekçesiyle her ikisinin de kadroya alınmadığı, bu durumun üzerinden, 7-8 ay geçtikten sonra 20/03/2021 tarihinde açılan ilan akabinde iki adayın da boşalmış olan eski kadrolarına tekrar başvurduğu ve bu kez başarılı oldukları ve kadroya alındıkları ilan edilmişse de sınav sonuçlarının yine tüm taleplere rağmen açıklanmadığı iddiası ile ilgili olarak, konuya ilişkin sınav komisyonu sonuç tutanağına göre Sözleşmeli Bilişim Personeli Sınavı
Değerlendirme Sonuçlarının 26/04/2021 tarihinde Üniversite Personel Daire Başkanlığının web adresinde (https://pdb.marmara.edu.tr/notice/universitemiz-sozlesmeli-bilisim-personeli-degerlendirmesonuclari-hk-
1) ilan edildiği, konuya ilişkin belgelerin, yazı ekinde sunulduğu,
2.13. 4/B kadrosundan alınan bir diğer sözleşmeli personel Yazılım Proje Yöneticisi astı olan bağlı olarak çalışmasının istendiğini, işe alması sebebiyle, biat edilmesinin kendisine biat edilmiş sayılacağı şeklinde söylemleri sonucunda kurduğu psikolojik baskı sonucunda ilgili personelin 2-3 ay içerisinde istifa ettiği iddiasına ilişkin olarak, Yazılım Proje Yöneticisi olarak çalışan aynı birimde çalışan başka birine bağlı çalışmasının istendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, 07.04.2022-01.08.2022 tarihleri arasında Bilgi İşlem Daire Başkanlığında Yazılım Birimi Proje Yöneticisi pozisyonunda çalışan ilgili personelin sözleşmesinin yazılım ekibini koordine ve yönetim hususundaki yetersizlikleri ve mevcut proje ve yazılımlara adaptasyon sorunları yaşaması sebebiyle beklenen performansı sağlayamaması nedeniyle karşılıklı olarak feshedildiği, ilgili Yazılım Birimi Proje Yöneticisinin başka birine bağlı çalışmadığının ve birimdeki tüm personelin koordinesinden sorumlu olduğunu gösteren e-postanın yazı ekinde yer aldığı,
2.14. Başvuran vekilinin, isimli personelin Mart-Aralık 2021 döneminde 10 ay boyunca Kurum bünyesinde çalıştığı; bu süreçte yapmış olduğu iş ve görevler incelendiğinde, özellikle 05/07/2021 tarihinden sonra sözleşmeli bilişim personellerinin işlerinin raporlanması amacıyla kullanılan İş Takip
Sisteminde bu kişi tarafından hiçbir iş yapılmadığı, buna rağmen ilgili kişinin ilanda belirtilen maaşı alması durumunda yaklaşık 6650.000,00 TL tutarında haksız kazanç sağladığı iddiası hususunda, haksız kazanç
sağladığı iddia edilen şahsın, Bilgi İşlem Daire Başkanlığında 15.03.2021 tarihinde Sözleşmeli Bilişim
Personeli olarak başladığı, Kurum iş süreçlerine adaptasyonu için makul olan birkaç aylık süre geçtikten sonra, ilgili şahıs tarafından, iş verim ve performansının düşük olduğu ve yükseltilmesi gerektiği hususunda şifahi olarak birkaç kez uyarıldığı, İlgili şahsın Üniversite ile karşılıklı olarak imzalamış olduğu Hizmet
Sözleşmesinde sözleşme feshi, belli şartlara ve tazminat yükümlülüklerine bağladığından, gereken resmi işlemlerin tamamlanması için yeterli süre olmadığından, yıl sonu sözleşme yenilememe opsiyonu kullanılmak suretiyle sürecin neticelendirildiği, ayrıca mezkûr şahsın, Bilgi İşlem Daire Başkanlığının
23.11.2021 tarihli yazısı ile sekiz gün, 31.11.2021 tarihli yazı ile dört gün izin almaksızın işe gelmediğinin
Üniversite Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığına bildirildiği, Bilgi İşlem Daire Başkanlığının 10.12.2021 tarihli yazısı ile 2022 yılında sözleşmesinin yenilenmemesi gerektiğinin bildirildiği ve akabinde sözleşmesinin yenilenmediği, ilgili şahsın görev yapmış olduğu dönemde yapmış olduğu işlere dair raporların yazı ekinde sunulduğu,
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın,
3.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında; “Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”
3.4. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”
3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. 4857 sayılı İş Kanununun “Eşit davranma ilkesi” başlıklı 5 inci maddesinde; “İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.
İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.
…
20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi
ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.”,
6. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “İşçinin kişiliğinin korunması” başlıklı 417 nci maddesinde
“İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.”
7. 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir
Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin reddi yönündeki öneri, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9. Başvuran vekili, müvekkiline uygulandığını iddia ettiği mobbingin tespiti ve sonlandırılmasını ile Bilgi
İşlem Daire Başkanı hakkında idari soruşturma başlatılmasını talep etmektedir.
10. İlgili idareden temin edilen bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde, ilgili idare tarafından, Bilgi İşlem
Daire Başkanının göreve başlamasının ardından, 2019 yılında, başvuranın haklı bir neden bulunmaksızın ve işverenden izin almaksızın üç gün işe gitmemesi sebebiyle hakkında uyarı cezası uygulandığı, başvuranın, 21/08/2020 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan Sözleşmeli Bilişim Personeli Alım İlanına başvurduğu, başvurduğu pozisyonun ilan şartlarını sağlamaması nedeniyle başvurusunun reddedildiği, başvuranca yapılan itirazın reddedildiği hususunun 25/09/2020 tarihli ve sayılı yazı ile başvurana iletildiği, ardından başvuranın, 25/01/2021 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan Sözleşmeli
Bilişim Personeli Alım İlanına başvurduğu, sınavda başarısız olduğu ve adı geçenin, bu konuyla ilgili bir
itirazda bulunmadığı,12.03.2022 tarihli Sözleşmeli Bilişim Personeli Alım İlanına başvurduğu ve başarısız olduğu, bu sınav sonucuna itiraz ettiği ve yapmış olduğu itirazın reddedilmesi üzerine, itirazının reddedilmesi işleminin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle, İstanbul 5. İdare Mahkemesinde dava açtığı, başvuranın 30.05.2022 tarih ve E. sayılı yazı ile Ağ ve Sistem Yönetim Şube Müdürlüğünde görevlendirildiği, Rektörlüğün 08/06/2022 tarih ve E. sayılı yazısı ile İstanbul İl Sağlık
Müdürlüğünden başvuranın sağlık raporunun fenne uygunluğunun araştırılmasının talep edildiği, birimlerdeki bilgisayar taleplerinin birim amirlerinin süzgecinden geçerek Daire Başkanlığına iletildiği, söz konusu personelin bağlı olduğu birim amirlerinden bugüne kadar başvuran için Bilgi İşlem Daire
Başkanlığına ulaşan yeni bilgisayar veya versiyon yükseltme talebi olmadığı, yazılım biriminde çalışan başvuranın da içinde bulunduğu dokuz personel ile tek tek görüşüldüğü ve birim sorumlusu olarak kimin görevlendirilmesi gerektiğinin istişare edildiği, başvuranın kendisinin bu görevi yapmak istemediğini beyan ettiği, başka bir istekli de olmadığından, birim sorumlusu olarak görevlendirildiği, ve katıldığı Sözleşmeli Bilişim Personeli Sınavı Değerlendirme
Sonuçlarının 26/04/2021 tarihinde Üniversite Personel Daire Başkanlığının web adresinde (https://pdb.marmara.edu.tr/notice/universitemiz-sozlesmeli-bilisim-personeli-degerlendirmesonuclari-hk-
1) ilan edildiği, göreve başlamasının ardından başvuranca istifa ettiği iddia edilen
personellerin performanslarının düşüklüğü nedeniyle sözleşmelerinin karşılıklı olarak feshedildiği, başvuranın hakaret ve tehditlerine maruz kaldığı iddialarının dayanaktan yoksun olduğu, ancak 15.03.2022 çift başlılığa çözüm için tavsiye ve uyarılarda bulunulduğunun ifade edildiği görülmüştür.
11. Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle
Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]
12. Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği
Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)]
13. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. … Mobbingde, hedef alınan kişinin
şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.
14. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli E:2013/11788, K:2014/14008 sayılı kararında; “Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir. Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing olarak kabul edilmesi hatalıdır. Örneğin, nezaket ve saygının yokluğu olan işyeri kabalığı, doğal olarak kişiye bağlı, beğenilmeyen, çirkin görülen, rahatsız edici ve hoş karşılanmayan söz, tutum ve davranışlardan oluşmaktadır. … Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihsel gelişimine bakıldığında; aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.” ifadelerine yer verilmiştir.
15. Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve E:2010/38293, K:2013/5360 sayılı kararında; “Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır. Örneğin, yöneticinin otoriter olması tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğini ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirmek gerekir. Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.” denilmektedir.
16. Yukarıda açıklandığı üzere, psikolojik taciz olduğu iddia edilen fiillerin psikolojik taciz oluşturabilmesi için uzun süreden bu yana devam etmekte olması, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması ve bir önceki paragrafta yer verilen yargı kararında da açıkça ifade edildiği üzere, mobbing teşkil eden davranışlara maruz kaldığını iddia edenin bu davranışlara maruz kaldığını somut delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Benzer biçimde, İş Kanununun 5 inci maddesi ile işveren için işçilere eşit davranma yükümlülüğü öngörülmekte, işverenin bu yükümlülüğe aykırı davrandığının ispatı ile işçinin yükümlü kılındığı hüküm altına alınmaktadır. Somut olay kapsamında, başvuran vekilinin, müvekkilinin Bilgi İşlem
Daire Başkanının hakaret içerikli söylemlerine ve tehditlerine maruz kaldığı iddiasının somut bilgi ve belgelere dayandırılamadığı, hiyerarşik konumu kullanarak müvekkiline sürekli olarak görev tanımı ve iş sözleşmesi ile ilgisi bulunmayan talimatlar verdiği, hatta, Yardımcısı 04/02/2019 tarihinde müvekkiline bu konuda telkinde bulunduğu iddiasının, adı geçen anılan tarihte yapmış olduğu görüşmeleri gösteren herhangi bir kayıt bulunmaması sebebiyle başvuranla, bu görüşmenin yapılıp yapılmadığı hususunun açıklığa kavuşturulamadığı, Daire
Başkanı göreve başladıktan sonra 13/12/2018 tarihinde tüm personellerin katılımı ile yapılan toplantıda, adı geçenin izinlerin daha önceden nasıl alınıyorsa aynı şekilde alınmaya devam edileceği açıklamasına rağmen; bundan yaklaşık 1 ay sonra 07/01/2019 tarihinde müvekkilinin her zaman izlediği prosedürü izleyerek izin kullandığı, ancak izin prosedürüne aykırı davrandığı ve mazeretsiz işe gelmediği gerekçesiyle savunmasının istendiği ve müvekkili aleyhine “uyarı” cezası verildiği iddiasıyla ilgili olarak, mevzuatta iznin fiilen kullanılmasının ardından izin dönüşünde izin formu doldurulacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, bu itibarla, ilgili idarece tesis edilen işlemin hukuka aykırılığından söz edilemeyeceği, 21/08/2020 tarihinde yayınlanan Sözleşmeli Bilişim Personeli Alım İlanında yer alan Yazılım Proje
Yöneticiliği pozisyonuna 04/09/2020 tarihinde başvuruda bulunduğu ve ilan metninde sıralanan tüm şartları sağlamasına rağmen alınmadığı “kamuya açıklık/şeffaflık” ilkesi doğrultusunda talep etmesine rağmen kendisine neden alınmadığına dair herhangi bir gerekçe sunulamadığı, akabinde 12/03/2022 tarihinde yapılan sınavın da aynı şekilde sonuçlandığı iddiasına ilişkin olarak, başvuranın, 21/08/2020 tarihinde
Resmi Gazetede yayınlanan Sözleşmeli Bilişim Personeli Alım İlanına başvurduğu, başvurduğu pozisyonun ilan şartlarını sağlamaması nedeniyle başvurusunun reddedildiği, başvuranın itirazına istinaden, başvurusunun başvuru şartlarını taşımaması sebebiyle kabul edilmediği hususunun, 25/09/2020 tarihli ve sayılı yazı ile tarafına iletildiği, başvuranın, 25/01/2021 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan Sözleşmeli Bilişim Personeli Alım İlanına başvurduğu, sınavda başarısız olduğu ve adı geçenin, bu konuyla ilgili bir itirazda bulunmadığı, hatta 2022 yılında gerçekleştirilen sözleşmeli bilişim personeli alım sözlü sınavında başvuranın da dahil olduğu tüm adaylara yüz tam puan verildiği, daha önce sağlık raporları bu derece geniş kapsamlı araştırılmamasına rağmen müvekkilinin almış olduğu sağlık raporlarının fenne uygunluğunun araştırıldığı iddiası hususunda, başvuranın sağlık raporlarının fenne uygunluğuna ilişkin araştırma sürecinin başlatıldığı tarihten yaklaşık bir hafta sonra Üniversite bünyesinde görev yapan başka bir personelin sağlık raporlarının da fenne uygunluğunun araştırılması sürecinin başlatıldığı, başvuran vekilince, her ne kadar müvekkilinin 24/06/2021 tarihinde kendi alanı ile hiçbir ilgisi bulunmayan
Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürlüğünde görevlendirilmek istendiği, söz konusu karara müvekkilin bağlı bulunduğu sendika tarafından itiraz edildiği ve itiraz üzerine görevlendirmenin iptal edildiği iddia edilmişse de, dosya kapsamında yer alan resmi belgelerde, başvuran için 30.05.2022 tarih ve E.
sayılı yazı ile yapılan görevlendirme haricinde bir görevlendirme yapılmadığının görüldüğü, birimlerdeki bilgisayar taleplerinin birim amirlerinin süzgecinden geçerek Daire Başkanlığına iletildiği, söz konusu personelin bağlı olduğu birim amirlerinden bugüne kadar başvuran için Bilgi İşlem Daire Başkanlığına ulaşan yeni bilgisayar veya versiyon yükseltme talebi olmadığı, başvuranın bağlı olduğu Yazılım Birim
Sorumlusunun, biriminde çalışan bir personelin bilgisayar talebine ilişkin örnek e-postanın da başvuranın talebini konu edinmediği, Bilgi İşlem Dairesi başkanı tarafından müvekkiline hitaben 15/03/2022 tarihinde açıkça “Sen kendin bir şey yapacak mısın? Ben açıkça benden dolayı sana zarar gelsin istemiyorum, bu durum beni rahatsız ediyor. Seni son defa uyarmak için çağırdım.”, “Buradaki çalışma düzeniyle ilgili başka bir yere gidip kendin çalışmak gibi bir tercihte bulunursan daha rahat edersin, öyle bir düşüncen var mı?” şeklinde istifaya zorlayıcı ve tehdit içerikli ifadeler kullanıldığı iddiasına ilişkin olarak ise, Üniversitenin 2021-2022 Bahar dönemi öğrenci kayıtlanmaları sırasında, öğrenci mağduriyetine neden olan sorunların çözümü ve sebebine ilişkin Bilgi İşlem Daire Başkanlığınca ilgili teknik personelin katılımı ile hazırlanan rapor doğrultusunda, çift başlılık sorununun çözümü kapsamında, anılan tarihte başvuran ile yapılan görüşmede, sarf edilen bu sözlerin işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stresten kaynaklandığı ve kırıcı olduğu kabul edilebilirse de tek başına bu sözlerin sistemlilik ve süreklilik
unsurlarını taşımaması nedeniyle mobbing kapsamında bir davranış olarak kabul edilemeyeceği hususları göz önünde bulundurularak, başvuranın iddialarının soyut ifadelerden öteye varamadığı, başvuran vekili tarafından bu iddiaları ispatlayacak somut delillerin başvuru kapsamında Kurumumuza ibraz edilmediği, bu itibarla, somut delillerle ispat edilememiş soyut iddialar uyarınca başvurana mobbing uygulandığını kabule imkan bulunmadığı değerlendirilmektedir.
17. Başvuran vekilinin, tarafından yapılan usulsüzlükler ile adı geçenin kamu zararına sebebiyet verdiği iddiaları ile ilgili olarak ise, birim sorumlusunun belirlenmesine ilişkin yapılan istişare toplantısında, başvuranın kendisinin bu görevi yapmak istemediğini beyan etmesi ve başka bir istekli de bulunmaması sebebiyle Rektörlük Makam onayı ile birim sorumlusu olarak görevlendirildiği, kaldı ki, “Yazılım Birim Sorumlusu” görevinin, memuriyet norm ve kadrosu açısından yapılan bir “birim amirliği” görevi olmadığı ve yazılım biriminde yapılan teknik iş ve süreçlerin koordinesine ilişkin bir görevlendirme olduğu, 2021 yılında yapılan Sözleşmeli Bilişim Personeli Sınavına ve haricinde iki kişinin daha sınavlara katıldığı, sözlü sınav aşamasında, sözlü sınava katılan dört adaya da yüz tam puan verildiği, süreç sonunda adı geçenlerin başarılı olduğu, diğer bir adayın ise yedek aday olarak belirlendiği, sınav Değerlendirme Sonuçlarının 26/04/2021 tarihinde Üniversite Personel Daire Başkanlığının web adresinde (https://pdb.marmara.edu.tr/notice/universitemiz-sozlesmeli-bilisim-personeli-degerlendirmesonuclari-hk-
1) ilan edildiği, göreve başlamasının ardından başvuranca istifa ettiği iddia edilen
personellerin, performanslarının düşüklüğü nedeniyle sözleşmelerinin karşılıklı olarak feshedildiği, isimli personelin Mart-Aralık 2021 döneminde on ay boyunca Kurum bünyesinde çalıştığı, ancak, bu kişi tarafından hiçbir iş yapılmadan maaş alarak haksız kazanç sağladığı iddiasıyla ilgili olarak da, Bilgi
İşlem Daire Başkanlığının aylık faaliyet raporlarında, başvuranın iddiasının aksine, adı geçen tarafından yerine getirilen görevler bulunduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda, başvuran vekilinin iddialarını destekleyecek nitelikte herhangi bir bulguya rastlanılmadığını da ayrıca belirtmek gerekmektedir.
18. Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri ve yargı kararları kapsamında yapılan açıklamalar doğrultusunda, başvuran vekilinin müvekkiline mobbing uygulandığı iddialarının somut delillerle ispat edilememesi hasebiyle, soyut ifadelerden öteye varamayan iddialarla müvekkiline mobbing uygulandığını kabule imkan bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikayet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği ancak, başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın, BAŞVURANA ve MARMARA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi