ÖZET: Başvuran, Batman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bir yıldan uzun süredir hukuka aykırı bir şekilde görevlendirildiğini ve bilgisayar işletmeni kadrosuna sınavsız atanma talebinin mobbing amacıyla reddedildiğini iddia ederek, mobbing uygulayan idareciler hakkında soruşturma açılmasını talep etmiştir. Mobbing, belirli bir süre boyunca sistematik olarak uygulanan, mağdurun kişilik değerlerine ve sağlığına zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar olarak tanımlanmıştır.

Yapılan değerlendirmede, başvuranın iddialarının hukuka aykırılık taşımadığı sonucuna varılmıştır. Mobbingin varlığı için, mağdurun hedef alınarak sistematik bir şekilde aşağılanması ve psikolojik baskıya maruz kalması gerektiği belirtilmiştir. Başvuranın durumunun bu tanıma uymadığı, dolayısıyla mobbing olarak nitelendirilebilecek bir mahrumiyet yaşamadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talepleri reddedilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/8395-S.22.12823

BAŞVURU NO : 2022/5850

KARAR TARİHİ : 30/06/2022

RET KARARI

BATMAN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Mobbing iddiası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 18/04/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza tarafından yapılan başvuruda, başvuran, Batman Üniversitesi

Biriminde memur olarak 2009-2017 yılları arasında çalışmakta iken, 2017 yılı Ocak ayında atanan tarafından baskılar sonucu Güzel Sanatlar Fakültesinde görevlendirildiğini, 15.02.2021 tarihi itibariyle halen aynı birimde görev yapmaya devam ettiğini, Devlet memurunun bir yıldan fazla görevlendirilmesinin hukuka uygun olmadığını, buna rağmen eski Rektör Prof.

tarafından mabbing amaçlı görevlendirilmesine devam edildiğini, yine aynı Rektör tarafından bilgisayar işletmeni olarak atanma imkânı olmasına rağmen tarafına mobbing uygulanarak atamasının yapılmadığını, bu süreçte mobbing nedeniyle sağlık sorunları yaşadığını belirterek, kendisine mobbing uygulayan ve hukuksuz iaşemler yapan idareciler hakkında soruşturma açılmasını ve kaybettiği haklarının iadesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun şikâyet konusuna ilişkin bilgi/belge isteme yazısına istinaden, Batman Üniversitesi

Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığının 24/05/2022 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle;

2.1) Başvuranın Güzel Sanatlar Fakültesinde, memur unvanı ile görev tanımına uygun olarak görev yaptığı,

2.2) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13 maddesinin “Rektör’ün görev, yetki ve sorumlulukları”

başlıklı h bendinde “… Gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli

öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek” hükmü yer aldığı, anılan yetki çerçevesinde birimlerin herhangi birinde hizmetle ilgili olarak ortaya çıkacak bir ihtiyacın Üniversitenin kendi elemanları ile süratli bir biçimde karşılanması böylece kamu hizmetinin aksamadan ve sürekli olarak yürütülmesini teminen kurum içi yer değişiklikleri yapılmasının Rektörün takdirine bırakıldığı, madde metninden de anlaşılacağı üzere, görevlendirmelere ilişkin herhangi bir süre şartı veya kısıtlamasının söz konusu olmadığı,

2.3) Üniversite Genel Sekreterlik kadrosunda iken 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun 13/b-4 maddesi

uyarınca, 2013-2017 yılları arasında Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğünde yaklaşık üç yıldan fazla görevli kalan başvuranın bu görevlendirmesinde de herhangi bir süre uygulanmadığı,

2.4) 2017 yılında olarak atanmasıyla kurum içerisinde görev yeri

değişiklikleri yapıldığı, başvuranın da yer aldığı söz konusu değişiklikler sonucunda başvuranın Basın ve

Halkla İlişkiler Koordinatörlüğündeki görevlendirmesi sonlandırılarak 2547 sayılı Yükseköğretim

Kanununun 13/b-4 maddesi uyarınca Üniversitenin aynı kampüsü içerisinde yer alan Güzel Sanatlar

Fakültesinde görevlendirildiği, Güzel Sanatlar Fakültesine yapılan görevlendirmesinin iptaline ilişkin, bugüne kadar herhangi bir talebine rastlanmadığı,

2.5) Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlan Personeli Görevde Yükselme ve Unvan

Değişikliği Yönetmeliği gereğince gruplar arasındaki yapılacak atamaların görevde yükselme ve unvan değişikliği niteliğinde olduğu, aynı görev gurubu içindeki kadrolarda ise kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek gerekli nitelikleri taşıyanlar arasında tercih yapma hak ve yetkisinin idareye verildiği; bu yetkinin kullanılmasının ise kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek en uygun kişiyi atamak üzere gerekli nitelikleri taşıyanlar arasında tercihte bulunmak ve/veya görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı yapmaktan yana kullanılabileceği, Üniversite tarafından yapılması planlanan görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavında başarılı olması halinde başvuranın bilgisayar işletmeni kadrosuna atama işleminin gerçekleştirileceği, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”

başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Vatandaşlar … kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5 inci maddesinin

birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Rektör” başlıklı 13 üncü maddesinde, “(…) b) Görev,

yetki ve sorumlulukları: (…) (4) Gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde

görevli öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek, (…)”

6) Yükseköğretim Üst Kuruluşları İle Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve

Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin;

6.1) “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde, “Bu Yönetmelikte geçen; … c) Aynı düzey görev:

Hiyerarşi, görev, yetki ve sorumluluk açısından aynı görev grubunda ya da grup içinde alt gruplar olması halinde aynı alt grupta yer alan görevleri, g) Görevde yükselme: Bu Yönetmelikte belirtilen aynı veya başka hizmet sınıflarındaki alt görevlerden üst görevlere yapılacak atamaları, e) Görev grubu: Benzer veya aynı düzeydeki unvanların yer aldığı grupları, … ifade eder.”

6.2) “Görev grupları” başlıklı 5’inci maddesinde, “…

(2) Görevde yükselmeye tabi kadrolar:

…

d) İdari Hizmetleri Grubu; …

2) Memur, bilgisayar işletmeni, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, programcı yardımcısı, ambar memuru,

santral memuru, daktilograf, sekreter, veznedar, satınalma memuru, ayniyat memuru, yurt yönetim memuru, tahsildar, mutemet, raportör, şoför, koruma ve güvenlik görevlisi,

6.3) “Görev grupları arasındaki geçişler ve sınavsız atanma” başlıklı 20 inci maddesinde, “5 inci

maddede belirtilen görev grupları arasındaki atamalar aşağıdaki esaslara göre yapılır.

a) Aynı görev grubu içinde kalmak kaydıyla, ilgili personelin isteği ve atanılacak kadronun gerektirdiği özellikleri taşıyanlar sınav yapılmaksızın alt görevlere atanabilirler.

b) Gruplar arasındaki görevde yükselme ve unvan değişikliği niteliğindeki atamalar görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabidir. Ancak, Kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere, görevde yükselme sınavı veya unvan değişikliği sınavına tabi tutulmadan atama yapılabilir. (…)”

Hükümleri yer almaktadır.

7) 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin

(Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8) Kamu Denetçisi tarafından, İdarenin başvuranın talebine ilişkin işleminde hukuka ve hakkaniyete

aykırılık olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak başvurunun reddi yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran, Güzel Sanatlar Fakültesine bir yıldan uzun süredir hukuka

aykırı bicinde görevlendirildiğini, bilgisayar işletmeni kadrosuna sınavsız atanma talebinin mobbing amaçlı reddedildiğini belirterek, tarafına uygulanan mobbingin sonlandırılmasını ve mobbing uygulayan idareciler hakkında soruşturma açılmasını talep etmektedir.

10) Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik

gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle

Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

11) Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun

bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)]

12) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve sayılı

kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. … Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak

etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.

13) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli sayılı

kararında; “Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir. Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing olarak kabul edilmesi hatalıdır. Örneğin, nezaket ve saygının yokluğu olan işyeri kabalığı, doğal olarak kişiye bağlı, beğenilmeyen, çirkin görülen, rahatsız edici ve hoş karşılanmayan söz, tutum ve davranışlardan oluşmaktadır. … Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihsel gelişimine bakıldığında; aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.” ifadelerine yer verilmiştir.

14) Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve sayılı

kararında; “Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır. Örneğin, yöneticinin otoriter olması tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğini ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirmek gerekir. Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.” denilmektedir.

15) Bu kapsamda başvuranın Güzel Sanatlar Fakültesine bir yıldan uzun süredir görevlendirilmesi

işleminde hukuka aykırılık bulunduğu iddiası araştırıldığında,

15.1) Danıştay 2. Dairesinin 25/04/2018 tarihli E. 2018/88 ve K. 2018/2775 sayılı kararında, “657 sayılı

Devlet Memurları Kanunu ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda aynı kurum içinde geçici görevlendirme müessesi düzenlenmemiş olmakla birlikte, 2547 sayılı Kanun’un 13/b-4 maddesinde

“Gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli öğretim elemanlarının ve

/

diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek” rektörün görev yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. İlgili madde metninden de anlaşılacağı üzere, görevlendirmelere ilişkin herhangi bir süre şartı veya kısıtlaması söz konusu değildir. Bu nedenle, dava konusu işlemin, gerekli görülen hallerde, zorunlu ihtiyacın karşılanmasına yönelik bir görevlendirme işlemi olarak kabulü gerekmektedir. Yukarıda aktarılan yasa hükmü uyarınca rektörün, Üniversiteye bağlı birimler arasında personel dengesinin sağlanması ve personel ihtiyacının karşılanması için kamu yararı ve hizmetin gereği gözetilmek suretiyle görevlendirme yetkisinin bulunduğu açıktır. Uyuşmazlık konusu olan dava konusu işlemde, davacının, görevlendirildiği birimde hizmetine duyulan ihtiyacın, davalı idarece ortaya konulduğu, bu itibarla işlemin ihtiyaç ve zorunluluk üzerine tesis edildiği görülmektedir. Bu durumda, kamu yararı ve hizmet gereği gözetilerek, söz konusu personel ihtiyacının karşılanması amacıyla tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

15.2) Yukarda yer verilen mahkeme kararında da görüldüğü üzere 2547 sayılı Kanun’un 13/b-4 maddesi

kapsamında yapılan görevlendirmelerde herhangi bir süre şartı veya kısıtlamasının söz konusu olmadığı, bu nedenle Üniversiteye bağlı birimler arasında personel dengesinin sağlanması ve personel ihtiyacının karşılanması amacıyla kamu yararı ve hizmetin gereği gözetilmek suretiyle personelin süre kısıtlanmasına tabi olmaksızın görevlendirilebileceği, başvuranın görevlendirilmesinin de bu kapsamda olduğu anlaşıldığından, söz konusu bir yıldan uzun süredir görevlendirilme işleminde hukuka aykırılık olmadığı sonucuna varılmıştır.

16) Başvuranın bilgisayar işletmeni kadrosuna sınavsız atanma talebinin reddedilmesi işlemi

araştırıldığında,

16.1) Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan

Değişikliği Yönetmeliğinin görevde yükselmeye tabi kadroların belirlendiği 5 inci maddesinde, bilgisayar işletmeni ile memur kadroları aynı düzey görev olarak İdari Hizmetleri Grubu başlığı altında düzenlenmekte, anılan Yönetmeliğin 20 inci maddesinde ise Kurumda daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere, görevde yükselme sınavına tabi tutulmaksızın atama yapılabileceği öngörülmektedir.

16.2) Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan

Değişikliği Yönetmeliğinin 20 inci madde hükmü metninde yer alan “… atama yapılabilir.” ibaresinden de anlaşılacağı üzere, Rektörlüğün bilgisayar işletmeni kadrosu ile aynı hizmet grubunda aynı düzey görev olarak belirlenmiş kadrolarda görev yapmakta olan personelleri, görevde yükselme sınavına tabi tutmaksızın bilgisayar işletmenliği kadrosuna atama hususunda takdir yetkisi bulunmaktadır.

16.3) Bu kapsamda başvuru konusu incelendiğinde, kural olarak görevde yükselmeye tabi kadrolara

sınavsız atanma imkânı olmadığı, istisnai olarak Kurumda veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere görevde yükselme sınavına tabi tutulmadan atanma imkânı getirildiği, bu hususta idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, idarenin söz konusu takdir yetkisini görevde yükselme değişikliğine tabi boş kadrolara sınavsız atama yapmak suretiyle kullanmadığı, Danıştay kararlarında da belirtildiği üzere, boş bulunan bir kadroya kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek en uygun kişiyi atama konusunda, gerekli nitelikleri taşıyanlar arasından tercihte bulunma hak ve yetkisine sahip olan idarenin, bu yetkisini belirli bir kişi lehine

kullanmaya yargı kararı ile zorlanamayacağı gibi; bu husustaki yargısal denetimde, işlemin diğer unsurları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sürece, anılan kadroya atanma koşullarını taşıyan iki kişi arasından birinin niteliklerinin daha iyi olduğu gerekçesiyle idarenin takdir yetkisini kaldırarak bu kişinin atanması sonucunu doğuracak şekilde iptal kararı verilemediği (Danıştay 5. Dairesinin 10/02/2009 tarihli ve

E.2007/2093 ve K.2009/502 sayılı kararı), özetle hizmet ihtiyacı olsa bile idareyi belirli bir kişiyi ataması yönünde hukuken zorlamanın mümkün olmadığı anlaşıldığından, başvuranın sınavsız atanma talebinin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

17) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgeler, anılan mevzuat

hükümleri, yüksek yargı kararları ve tüm dosya içeriği göz önünde bulundurularak başvuruya konu olaylar bir bütün olarak incelendiğinde, başvuranın Güzel Sanatlar Fakültesine bir yıldan uzun süredir görevlendirilmesi ve bilgisayar işletmeni kadrosuna sınavsız atanma talebinin reddedilmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, yukarda yer verilen Mahkeme kararlarında belirtildiği üzere Mobbingin meydana gelebilmesi için bir çalışanın hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerektiği, bu kapsamda başvuranın mobbing olarak nitelendirilebilecek seviyede bir mahrumiyet yaşadığı veya kötü muameleye maruz kaldığı tespit edilemediğinden başvuranın talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusu kapsamında idarenin başvuranla ilgili işlemleriyle ilgili bilgi ve belgelerin, süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket edildiği, ancak şikâyet konusu olayda “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine aykırı davrandığı anlaşıldığından, idarenin bundan böyle bu ilkelere uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci

fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)

dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Batman İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve BATMAN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

/

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi