ÖZET: Başvuran, Milli Eğitim Bakanlığı’na yaptığı başvuruda, kendisine mobbing uygulandığını ve bu nedenle idari soruşturma talep ettiğini, ancak hiçbir soruşturma yapılmadan yer değişikliği ve disiplin cezalarıyla karşılaştığını belirtmiştir. Mobbing, işyerinde sistematik olarak bir çalışana yönelik gerçekleştirilen, yıldırma ve işten uzaklaştırma amacı taşıyan olumsuz davranışlar olarak tanımlanmaktadır. Bu tür davranışların, mağdurun kişilik değerlerine ve sağlığına zarar vermesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yapılan değerlendirmelerde, başvuranın mobbing iddialarının ispatına yönelik somut delil sunamadığı ve disiplin cezalarının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, idarenin başvuranla ilgili işlemlerinin, iyi yönetim ilkelerine uygun olarak yürütüldüğü, ancak karara karşı başvuru yollarının gösterilmediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebi reddedilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/14520-S.21.23263

BAŞVURU NO : 2021/9024

KARAR TARİHİ : 08/10/2021

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

ŞANLIURFA VALİLİĞİ

BAŞVURUNUN KONUSU : Mobbing iddiası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 02/05/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle, mobbing uygulandığı hususunda Bakanlıktan talep

ettiği idari soruşturma şikâyeti hakkında hiçbir soruşturma yapılmadan kendisine yer değişikliği ve 3 adet disiplin cezası tecziyesi ile sonuçlandığını, MEB Teftiş Kurulu Başkanlığının hiçbir şey yapmadığını, konu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına da şikâyette bulunduğunu, şikâyetlerinin doğrudan

Cumhurbaşkanlığı makamına göndermesini istediğini, şikâyet ettiği kişilerin; Şanlıurfa Valiliği, Siverek ve

Hilvan Cumhuriyet Başsavcılıkları, Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü, MEB Teftiş Kurulu

Başkanlığında işbirliği içinde olduğunu ve irtibatlı olduğu kişilerle şikâyet ettiği tüm kurumlara adına asılsız bilgiler ve asılsız evraklar gönderildiğini, hatta adına Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesine bile resmi olmayan asılsız evraklar gönderdiklerini, cezaların üstüne kalması için her şeyi yaptıklarını, kendisi ile

Siverek İlçe Milli Eğitim Müdürü ’nun uğraştığını ve her yerde işbirliği içinde olduğu kişilerin bulunduğunu, mağdur olduğunu kendisini işinden etmek için çalışıldığını, tehditle zorla belgeler gösterilmeden imzalatıldığını, belgeleri tarafına suç örgütü ile irtibatlı olan kimliği belirsiz polisler ve ayarlayıp gönderdikleri kurum müdürlerinin yaptığını, nefes almasına bile izin verilmediğini, çalışma hakkının elinden alındığını, bununla ilgili Savcılıklara ve İdare Mahkemelerine de tekrar başvuracağını, 6 yılı aşkın süredir mobbing devam ettiğini ifade ederek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun şikâyet konusuna ilişkin bilgi ve belge isteme yazısına istinaden, Şanlıurfa Valiliği

İl Millî Eğitim Müdürlüğünün 16/07/2021 tarih ve E – – sayılı yazısı ve eklerinde özetle;

2.1) hakkında Milli Eğitim Bakanlığı, Şanlıurfa Valiliği ve Siverek Kaymakamlığı

tarafından verilen ve Makam Onay’ları ile yapılan İdari Soruşturmalar sonucuna göre disiplin yönünden cezai teklifler ile İl içerisinde görev yeri değişikliği teklifleri getirildiği, başvuran son olarak “2021 Yılı

Personelin İl İçi İsteğe Bağlı Yer Değiştirme” tercihinde bulunarak isteğe bağlı olarak başvuru yaptığı ve 11/06/2021 tarihinde Haliliye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğündeki görevine başladığı, ancak; benzer iddia ve ithamlarla Haliliye İlçe Milli Eğitim Müdürü, Şube Müdürü ve bazı personeller ile kendisi hakkında verilen şikayet dilekçelerine istinaden, başvurucu hakkında ve şikayet dilekçesinde yer alan kişiler hakkındaki iddialarla ilgili olarak Makam Onay’ları ile muhakkik görevlendirmesi yapıldığı ve soruşturmanın devam ettiği, sonuç olarak Haliliye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Teknisyen olarak görev yapan ile ilgili olarak, göreve başladığı tarihten itibaren yapılan inceleme/soruşturma süreçleri incelenip değerlendirildiğinde; hakkında düzenlenen tutanaklar ve şikayetlere ilişkin yapılan soruşturma sonucunda Siverek İlçesinde bulunan farklı okul ve kurumlarda görevlendirildiği, çalıştığı okul ve kurumlarda uyum problemi ve psikolojik sorunları nedeni ile hakkında yapılan iş ve işlemleri farklı şekilde yorumlayarak, başta Siverek İlçe Milli Eğitim Müdürü olmak üzere, Siverek

Kaymakamı, Savcısı, Kurum Yöneticileri ile Okul Müdürlerinin kendisine karşı asılsız suçlamalarda bulundukları ve haksız yere soruşturma açtırıp, sahte belgelerle ceza verdikleri ve görev yerini değiştirdikleri vb. asılsız iddialar ile suçladığının anlaşılmakta olduğu, ayrıca; Valilik ve Kaymakamlık

Olur’ları kapsamında görevlendirilen ve hakkında soruşturma yürüten muhakkik ve Maarif Müfettişleri ile

Bakanlık Onayı ile görevlendirilen Bakanlık Maarif Müfettişlerini sahte kişiler olarak değerlendirdiği, kurumlar tarafından kendisine, savcılık ve mahkemelere gönderilen belgeleri sahte belge olarak nitelendirdiğinin anlaşılmakta olduğu, kendisi hakkında yapılan tüm işlemlerin, organize bir şekilde yapıldığı ve tüm çalışanların kendisine karşı olumsuz tavır içinde olduğunu düşündüğünden uzlaşma yoluna gidilemeyeceği kanaati oluştuğu ifade edilmektedir.

2.2) Şanlıurfa Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 3 1.08.2020 tarihli ve –

sayılı yazısı ve Bakanlık Maarif Müfettişlerince düzenlenen 22.01.2021 tarihli ve / , sayılı raporda; Şanlıurfa ili Hilvan ilçesi Halk Eğitim Merkezinde çalışan hakkında yürütülen disiplin soruşturmasına dayalı olarak uygulanan işlemler sonrasında adı geçenin; soruşturma öncesi çalıştığı

Siverek İlçe Milli Eğitim Müdürü , halk eğitim merkezi müdürü ve çalışanları ile

Hilvan Halk Eğitim Merkezi Müdürü hakkında farklı tarihlerde toplam 16 adet benzer içerikli CİMER başvurusunda ve Şanlıurfa Valiliğine şikayette bulunduğu; söz konusu başvuru ve şikayetlerde Siverek

Kaymakamını, soruşturma yürüten maarif müfettişlerini ve muhakkikleri suçladığı belirtilerek konuyla ilgili soruşturmanın Bakanlık maarif müfettişlerince yapılmasının talep edildiği, iddia edilen hususlar ile ilgili yazı ve eklerindeki diğer hususlarla ilgili Şanlıurfa ili Hilvan ilçesi Halk Eğitim Merkezinde görev yapan , Hilvan Halk Eğitim Merkezi Yetkilileri, Siverek İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü

Yetkilileri, Siverek Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü yetkilileri ile sorumluluğu bulunan diğer ilgililer hakkında inceleme, gerektiğinde soruşturma yapılması hususunda; Hilvan Kaymakamlığının – ve 23.07.2020 tarihli yazısı ve ekindeki hakkında tutulan tutanaklar, Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 01/07/2020 tarih ve

– sayılı yazılarının ekinde Hilvan Kaymakamlığının 26.06.2020 tarih ve 66399/8538040 sayılı yazısı ve ekinde Hilvan Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün 23.06.2020 tarih ve sayılı yazıları ile hakkında tutulan tutanaklar bağlamında; Şanlıurfa İli Hilvan İlçesi

Hilvan Halk Eğitimi Müdürlüğünde görevli Bilgisayar Teknisyeni hakkında:

– 19.06.2020 tarihinde Hilvan Halk Eğitimi Merkezine özürsüz olarak saat 14.00’da geldiği, 25/06.2020 tarihinde 12.30’da Hilvan Halk Eğitimi Merkezinden ayrılıp 17.01’e kadar kuruma

gelmediği, Salı günü saat 09:00′ da kurumdan ayrılıp 1 saat sonra kuruma geri döndüğü şeklinde sübut bulan fiillerinden dolayı; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125/A-b, maddesi uyarınca

UYARMA ile tecziyesinin; – 25.06.2020 tarihinde kimseye haber vermeden Hilvan Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü giden evrak defterine kayıt yaptığı şeklinde sübut bulan fiilinden dolayı; 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunun 125/A-h, maddesi uyarınca UYARMA ile tecziyesinin; – 17/06/2020 Perşembe günü 15:50-15:55 saatleri arasında Hilvan Halk Eğitimi Merkezi giriş kamerasının yönünü değiştirdiği şeklinde sübut bulan fiilinden dolayı; 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunun 125/B-ı maddesi uyarınca KINAMA ile tecziyesinin, – Ayrıca idari yönden ise; ’ın çalıştığı kurumun yöneticilerini birçok isnat ile suçladığı, ancak hiçbir isnadının doğrulanmadığı alınan ifadelerden anlaşıldığı, bu durumda

’ın bulunduğu Hilvan Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünde kalması halinde görevini sağlıklı olarak yerine getiremeyeceği, idarecileri asılsız iddialarla suçladığından ötürü çalışanlar arasında çalışma barışını etkileyecek bir gerilimin ortaya çıktığı, bundan

’ın da etkileneceği, bu durumun eğitim faaliyetlerinin olumsuz yönde etkileyeceği, verimliliğin düşeceği; mevcut gerginliğin ortadan kaldırılması ve meydana gelebilecek olumsuzlukların önüne geçilmesi nedenleriyle, kamu yararı gözetilmesi ve hizmetin gereği olarak ilçe içinde bir başka bir kuruma atanmasının uygun olacağı, adli ve mali yönden ise işlem tayinine gerek olmadığı kanaatine ulaşıldığı, şeklinde rapor düzenlendiği tespit edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının;

3.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri,

Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

3.2) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında;

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

3.3) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Devlet, çalışanların

hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”

3.4) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Vatandaşlar (…) kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir

Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes,

bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5 inci maddesinin

birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun;

5.1) “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesinin

ikinci fıkrasında, “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır.”,

5.2) “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasında,

“Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.”,

5.3) “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125’inci maddesi;

“Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller

şunlardır:

A – Uyarma : Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır (…)

b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek, (….) h)

Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak. (…..)

B – Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır (…..)

ı) Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak (….)”, Hükümleri yer almaktadır.

6) 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin

(Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7) Kamu Denetçisi tarafından, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve

tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan Ret Karar Önerisi

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran, kendisine mobbing uygulandığı hususunda Bakanlıktan talep

ettiği idari soruşturma şikâyeti hakkında hiçbir soruşturma yapılmadan kendisine yer değişikliği ve 3 adet disiplin cezası tecziyesi ile sonuçlandığını, çalışma hakkının elinden alındığını, 6 yılı aşkın süredir idarece mobbing uygulandığını ifade ederek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

9) Ülkemizin taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi uluslararası sözleşmeler ile

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerinde de, herkesin elverişli koşullarda çalışma, edinilen iş veya meslekte tabi olunacak muamelede eşitliğin sağlanması, kamu çalışanları dahil olmak üzere istihdam edilen bütün kişilerin çalışma sırasındaki sağlığı etkileyen fiziksel ve zihinsel unsurların dikkate alınması gerektiği düzenlenmiş ve üye devletlere bu konularda gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getirilmiştir. Bu bağlamda, Devletin ve kamu otoritelerinin çalışanların fiziksel ve ruhsal yönden zarar görmelerine neden olmamaları gerekmektedir.

10) Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik

gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle

Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

11) Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun

bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)]

12) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı

kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma

ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. (…) Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.

13) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli E:2013/11788, K:2014/14008 sayılı

kararında; “Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir. Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing olarak kabul edilmesi hatalıdır. Örneğin, nezaket ve saygının yokluğu olan işyeri kabalığı, doğal olarak kişiye bağlı, beğenilmeyen, çirkin görülen, rahatsız edici ve hoş karşılanmayan söz, tutum ve davranışlardan oluşmaktadır. … Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihsel gelişimine bakıldığında; aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.” ifadelerine yer verilmiştir.

14) Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve E:2010/38293, K:2013/5360 sayılı

kararında; “Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır. Örneğin, yöneticinin otoriter olması tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğini ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirmek gerekir. Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.” denilmektedir.

15) Yargı organlarınca verilen kararlarda, mobbinge dayanan iddialarda kesin ve mutlak bir ispatın

aranmayacağı, “ilk görünüş ispatı olarak adlandırılan” vicdani kanaatin oluşmasına yetecek kadar bir ispatın yeterli olduğu, delillerin sıhhat ve kuvvetinde tereddüt edilmesi halinde çalışan lehine yorum ilkesinin uygulanması gerektiği; ayrıca kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu vurgulanmaktadır.

16) Zira Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararında da; “Kural

olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucu1arın bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir.

Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması durumunda, “bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.

17) Somut olay ile ilgili olarak; MEB Teftiş Kurulu tarafından 22/01/2021 tarihli raporda Bakanlık Maarif

Müfettişleri tarafından her bir iddia için yapılan soruşturma ile alınan tanık ifadeleri sonucunda 61 ayrı ifade tutanağı,79 ek dosya ve 529 parça doküman ile 42 sayfa rapor oluşturulmuş olup, Siverek İlçe Milli

Eğitim Müdür hakkında 11 ayrı suçlama, Hilvan Halk Eğitim Merkezi Müdürü hakkında 3 ayrı suçlama, Hilvan Halk Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı hakkında 2 ayrı suçlama başta olmak üzere 23 Milli Eğitim Bakanlığı personeli hakkında 34 ayrı suçlamaya ilişkin elde edilen bulgular ışığında yapılan soruşturma neticesinde, iddialar ile ilgili olarak; “Hilvan Kaymakamlığının – ve 23.07.2020 tarihli yazısı ve ekindeki hakkında tutulan tutanaklar, Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 01/07/2020 tarih ve .

sayılı yazılarının ekinde Hilvan Kaymakamlığının 26.06.2020 tarih ve sayılı yazısı ve ekinde Hilvan Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün 23.06.2020 tarih ve sayılı yazılan İle hakkında tutulan tutanaklar bağlamında; – Şanlıurfa İli Hilvan İlçesi Hilvan Halk Eğitimi Müdürlüğünde görevli Bilgisayar Teknisyeni hakkında: 19.06.2020 tarihinde Hilvan Halk Eğitimi Merkezine özürsüz olarak saat 14.00’da geldiği, 25.06.2020 tarihinde 12.30.da Hilvan Halk Eğitimi Merkezinden ayrılıp 17.01 ‘e kadar kuruma gelmediği, Sah günü saat 09:00′ da kurumdan ayrılıp 1 saat sonra kuruma geri döndüğü şeklinde sübut bulan fiillerinden dolayı UYARMA ile tecziyesinin; – 25.06.2020 tarihinde kimseye haber vermeden Hilvan Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü giden evrak defterine kayıt yaptığı şeklinde sübut bulan fiilinden dolayı UYARMA ile tecziyesinin; – 17/06/2020 Perşembe günü 15:50-15:55 saatleri arasında Hilvan Halk Eğitimi Merkezi giriş kamerasının yönünü değiştirdiği şeklinde sübut bulan fiilinden dolayı KINAMA ile tecziyesinin, – İdari yönden; ‘ın çalıştığı kurumun yöneticilerini birçok isnat ile suçladığı, ancak hiçbir isnadının doğrulanmadığı alınan ifadelerden anlaşılmaktadır, Bu durumda ‘ın bulunduğu Hilvan Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünde kalması halinde görevini sağlıklı olarak yerine getiremeyeceği, İdarecileri asılsız iddialarla suçladığından ötürü çalışanlar arasında çalışma barışını etkileyecek bir gerilimin ortaya çıktığı, bundan ın da etkileneceği, bu durumun eğitim faaliyetlerinin olumsuz yönde etkileyeceği, verimliliğin düşeceği; mevcut gerginliğin ortadan kaldırılması

ve meydana gelebilecek olumsuzlukların önüne geçilmesi nedenleriyle, kamu yaran gözetilmesi ve hizmetin gereği olarak ilçe İçinde bir başka bir kuruma atanmasının uygun olacağı, adli ve mali yönden ise işlem tayinine gerek olmadığı kanaatine ulaşılmıştır” bilgilerine yer verildiği tespit edilmiştir.

18) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgeler, anılan mevzuat

hükümleri, yüksek yargı kararları ve tüm dosya içeriği göz önünde bulundurularak başvuruya konu olaylar bir bütün olarak incelendiğinde, başvuranın suçlamaları hakkında Milli Eğitim Bakanlığı Maarif

Müfettişleri tarafından inceleme sorgulama yapılarak rapor düzenlendiği, “ ın çalıştığı kurumun yöneticilerini birçok isnat ile suçladığı, ancak hiçbir isnadının doğrulanmadığı alınan ifadelerden anlaşılmaktadır” denilmek suretiyle başvuranın suçlamalarının sübuta ermediği tespit edilmiştir.

Soruşturma sonucunda tecziye edilen söz konusu disiplin cezasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, başvuranın mobbing iddiasının ispatına ilişkin somut delil sunamadığı, öte yandan mobbing iddiasına ilişkin Anayasa Mahkemesinin 15’inci paragrafta anılan “bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” kararı mucibince idarece soruşturma açıldığı ve soruşturma raporuna istinaden disiplin cezalarının tecziye edildiği anlaşıldığından, çok yönlü ve geniş kapsamlı gerçekleştirilen soruşturma neticesinde başvuranın mobbing iddialarının çalışma hayatı çerçevesinde kabul edilemez olduğu değerlendirilerek başvuranın talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusu kapsamında idarenin başvuranla ilgili işlemleriyle ilgili bilgi ve belgelerin, süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket edildiği, ancak şikâyet konusu olayda “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine aykırı davrandığı anlaşıldığından, idarenin bundan böyle bu ilkelere uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci

fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)

dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Şanlıurfa İdare

Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın başvurana ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA ve ŞANLIURFA VALİLİĞİNE tebliğine

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi