ÖZET: Başvuru, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanlığı’na yönelik olarak, “Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik”teki “basit bir yöntemle” ifadesinin kaldırılması talebini içermektedir. Başvuran, adına kayıtlı telefon hattına yansıtılan 1250 TL’lik “paycell hazır limit” ücretinin, izni olmadan yapıldığını ve bu durumun kendisine ekonomik kayba neden olduğunu iddia etmektedir. Başvuru sürecinde, Merkez Bankası ve diğer ilgili kurumlarla yapılan yazışmalar sonucunda, başvuranın şikayetinin kayıt altına alındığı ve benzer mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla yönetmelikteki ifadenin gözden geçirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yönetmelik’in 4’üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası, mobil ödeme hizmetlerinin açılması ve kapatılması için çağrı merkezi veya yazılı başvuru gibi yöntemlerin kullanılmasını öngörmektedir. Ancak, bu süreçlerin daha hızlı ve kullanıcı dostu hale getirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Merkez Bankası, mobil ödeme hizmetlerinin teknolojik gelişmelere uygun olarak yürütülmesi gerektiğini ifade etmiş, bu bağlamda tüketici şikayetlerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır.

Sonuç olarak, başvuruya konu olan yönetmelik hükmünün yeniden ele alınması ve tüketici mağduriyetlerini azaltacak çözümlerin geliştirilmesi amacıyla ilgili kurumlarla işbirliği yapılması gerektiği tavsiye edilmiştir. Bu düzenlemelerin, hem tüketicilerin haklarını koruma hem de ödeme hizmetleri alanındaki güvenliği artırma açısından önemli olduğu ifade edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/8598-S.23.13990

BAŞVURU NO : 2023/1077

KARAR TARİHİ : 14/07/2023

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI BAŞKANLIĞI

Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti

BAŞVURUNUN KONUSU :

Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik’in 4’üncü maddesinde yer alan

“basit bir yöntemle” ibaresinin kaldırılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 20/01/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran Kurumumuza yaptığı şikayet başvurusunda özetle, adına kayıtlı numaralı telefon hattının son faturasında “paycell hazır limit” adı altında 1250 TL’lik ücret yansıtıldığını görünce öncelikle Turkcell Müşteri Hizmetlerini aradığını, buranın kendisini Paycell Müşteri Hizmetlerine yönlendirdiğini, Paycell Müşteri Hizmetlerini aradığında 4 Kasım 2022 tarihinde paycell hesabı açıldığı, hesaba ilişkin e-posta adresinin anlamsız harflerden oluştuğu ve e-posta yoluyla hesap açılışına onay verildiği için yapılacak bir şeyin olmadığının tarafına belirtildiğini, bu hususta Merkez Bankası

Başkanlığına müracaat ettiğini, verilen cevapta, başvurulabilecek çeşitli kurumlara yer verilerek şikayetinin

Turkcell Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş. nezdinde yapılabilecek olası denetimlerde göz önünde bulundurulmak üzere kayıt altına alındığının belirtildiğini, bu kapsamda yaşadığı ekonomik kaybı sineye çekmek zorunda kaldığını iddia ve ifade ederek benzer şikayetler ve düzenlemeler dikkate alındığında daha fazla vatandaşın mağdur olmaması ve kamu yararının temin edilmesi için Ödeme Hizmetleri ve

Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik’in 4’üncü maddesinde yer alan “basit bir yöntemle” ibaresinin kaldırılmasını talep etmektedir.

II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti ve eğer mümkünse ilgili idare ile başvuran arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma

gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanun’un “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca, 10/02/2023 tarihli ve sayılı yazı ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Başkanlığından, 10/02/2023 tarihli ve sayılı yazı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

Başkanlığından ve 10/02/2023 tarihli ve sayılı yazı ile Türkiye Ödeme ve Elektronik Para

Kuruluşları Birliği Başkanlığından bilgi-belge talebinde bulunulmuştur. Türkiye Cumhuriyet Merkez

Bankası Başkanlığının 13/03/2023 tarihli ve – sayılı yazısı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim

Kurumu Başkanlığının sayılı yazısı ve Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği

Başkanlığının 10/03/2023 tarihli ve sayılı yazısı Kurumumuza ulaşmıştır.

2.1. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığının cevabi yazısında özetle,

Turkcell Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş. (TÖHAŞ) tarafından iletilen bilgiler çerçevesinde, başvuruya konu düzenleme maddesiyle ilişkilendirilerek söz konusu hattın ödeme işlemlerine e-posta adresi üzerinden açılmış olduğu izlenimini veren ifadelerin gerçeği yansıtmadığı; anılan abonenin cep telefonu numarasının mobil ödeme işlemlerine açılışının cep telefonu hattını kullanan kişi tarafından “5522” numaralı alıcıya “AC” ifadesi yazılarak atılan mesajla başlatıldığı; bunun ardından ise, yine hattın sahibinin kendisine gönderilen tek kullanımlık şifreyi “Paycell” uygulamasına girerek işlemlerine devam ettiği ve gerçekleşen tüm işlemlerle ilgili olarak da gerekli işlem doğrulama kodlarının gönderildiği;

İddia sahibi kişinin belirttiği gibi gerek “Paycell” uygulamasına ilk girişte kullandığı tek kullanımlık şifre, gerekse işlem doğrulama kodu olarak iletilen şifreler kendisine iletildikten sonra kendi sorumluluğunda olmak üzere başkaları ile paylaşılmış olsa dahi başvuruya konu düzenleme maddesi kapsamında ilgili hattın ödeme işlemlerine açılması talebinin söz konusu hat üzerinden “AC” ifadesi yazılarak iletilen mesajla gerçekleştiği düşünüldüğünde, başvuran tarafından söz konusu madde hükmüyle ilgili belirtildiği şekilde hattın ödeme işlemlerine açılması işlemlerinin güvenlik önlemlerinin alınmadığı bir yöntemle (bilinmeyen bir e-posta adresi üzerinden açılması) açıldığı ifadesinin karşılık bulmadığının tespit edildiği;

6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para

Kuruluşları Hakkında Kanun’un 27/06/2013 tarihli ve 28690 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği;

12/11/2019 tarihli ve 7192 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve

Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la

6493 sayılı Kanun’da değişiklik yapılarak 01/01/2020 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) ödeme ve elektronik para kuruluşlarının düzenleme ve denetimine ilişkin yetkilerinin Merkez Bankasına devredildiği;

Güvenli ve etkin bir ödemeler alanı tesis etmek ve finansal tabana yayılmanın sağlıklı şekilde gerçekleşmesini sağlamak üzere düzenleyici çerçevenin net bir şekilde çizilmesinin gerekli olduğu; bu yetki devri çerçevesinde taraflarının günün gereklerine uygun olarak sürekli gelişen ve rekabetçi bir ödemeler ekosisteminin oluşmasına katkı sağlamak amacıyla ikincil düzenleme çalışmalarını yürüttüğü;

Anılan düzenleme çalışmaları çerçevesinde hazırlanan Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile

Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik ile Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarının Bilgi

Sistemleri ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcılarının Ödeme Hizmetleri Alanındaki Veri Paylaşım Servislerine

İlişkin Tebliğ’in, 01/12/2021 tarihli ve 31676 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği;

Yönetmelik’in “Ödeme hizmeti” başlıklı 4’üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları arasında 6493 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenmekte olan “mobil ödeme hizmeti”nin yürütülmesine ilişkin çeşitli usul ve esasların belirlendiği;

Söz konusu düzenlemelerin maddelerine uyum sürelerine ilişkin ayrıntıların, bu düzenlemelerin Geçici 1’inci maddelerinde yer aldığı; bu çerçevede, anılan Yönetmelik ve Tebliğ kapsamında bulunan kuruluşların, özellikle mülga yönetmelik (Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme

Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmelik) ve mülga tebliğde (Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşlarının Bilgi Sistemlerinin Yönetimine ve Denetimine İlişkin Tebliğ) yer almayan hükümlere yeni düzenlemelerin yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde (01/12/2022) uyumlu hale gelmekle yükümlü tutulduğu;

Bununla birlikte, madde hükümlerine uyum sağlanabilmesine yönelik olarak ödeme ve elektronik para kuruluşları tarafından yürütülmekte olan teknik ve operasyonel çalışmaların sorunsuz bir şekilde sonuçlanması için finansal teknolojiler ve ödemeler alanında yaşanan güncel gelişmeler kapsamında ilave süre verilmesi ihtiyacının hasıl olduğu; anılan ihtiyaç çerçevesinde 25/11/2022 tarihli ve 32024 sayılı

Resmi Gazete’de yayımlanan Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları

Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Ödeme ve Elektronik Para

Kuruluşlarının Bilgi Sistemleri ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcılarının Ödeme Hizmetleri Alanındaki Veri

Paylaşım Servislerine İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile söz konusu Yönetmelik’in

Geçici 1’inci maddesinin birinci, beşinci, dokuzuncu, on birinci, on yedinci ve on sekizinci fıkraları ile

Tebliğ’in Geçici 1’inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen ve 01/12/2022 tarihinde dolacak olan 1 yıllık uyum süresinin 28/02/2023 tarihine uzatıldığı;

Buna ilaveten, 06/02/2023 tarihinde gerçekleşen ve birçok ilde can ve mal kaybına yol açarak yıkıcı etkileri derinden hissedilen deprem felaketi nedeniyle sektörden düzenleme hükümlerine uyum süresinin uzatılmasına ilişkin taleplerin taraflarına iletildiği; güncel gelişmeler bağlamında Yönetmelik’in Geçici 1’inci maddesinin birinci, beşinci, dokuzuncu, on birinci, on yedinci ve on sekizinci fıkraları ile Tebliğ’in

Geçici 1’inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında 28/02/2023 tarihi olarak belirtilen uyum sürelerinin 30/04/2023 tarihine uzatıldığı;

Bu doğrultuda, şikayette bahsi geçen Yönetmelik’in “Ödeme hizmeti” başlıklı 4’üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasının da uyum süresinin 30/04/2023 tarihine uzatılan madde hükümleri arasında yer almakta olduğu; bu kapsamda, muhatabı olan ödeme hizmeti sağlayıcılarının henüz bu madde hükümlerine uyum sağlamaları için 30/04/2023 tarihine kadar sürelerinin olduğu;

Diğer taraftan, müşterilerin hatlarının mobil ödeme hizmetine açılması ya da kapatılmasına ilişkin şikayete konu olan Yönetmelik hükmüne benzer bir hükmün, mülga yönetmelikte yer almadığı; bu kapsamda konunun o dönemde yürürlükte bulunan BDDK talimatlarıyla düzenlendiği; bu kapsamda, konuya ilişkin 22/05/2018 tarihli ve 6852 sayılı, 13/08/2018 tarihli ve 10568 sayılı “Mobil Ödeme Hizmetlerinin

Sunulması Hakkında Talimat”ların bulunduğu;

Söz konusu BDDK talimatlarına paralel şekilde taraflarının müşterilerin hatlarının mobil ödeme hizmetine açmaya ya da kapatmaya ilişkin talebinin alınmasına yönelik hususları yönetmelik ile düzenleyerek daha güçlü hukuki bir zemine oturttuğu ve günün gereklerine uygun güncellemelerin hayata geçirildiği;

Bu kapsamda, yürütülen ikincil düzenleme çalışmaları bağlamında Yönetmelik’in 4’üncü maddesine eklenen sekizinci ve devamındaki fıkralarla abonelerin hatlarının mobil ödeme hizmetine kapalı şekilde

sunulmasının kural olarak getirildiği; kişinin hattının mobil ödeme hizmetlerine açılmasının ise, aboneden alınacak açık talep ve onayla mümkün kılındığı; yani ödeme hizmeti sağlayıcılarına müşterilerin hatlarını mobil ödeme hizmetlerine açtırıp kapatabilmelerine ilişkin müşteriden onay alınması ile bunun kayıt altına alınmasını sağlayacak teknolojik ve operasyonel altyapının sağlanması zorunluluğunun getirildiği; bu çerçevede, müşterinin onayı olmaksızın hattın mobil ödemeye açılarak iradesi dışında harcama yapılmasına sebep olacak suistimallerin engellenmesi ve doğrudan bu hizmetten yararlanacak müşterilerin korunmasının amaçlandığı;

Benzer şekilde, Tebliğ’in “Kimlik doğrulama” başlıklı 10’uncu maddesinde, müşteriler tarafından elektronik kanal üzerinden yapılan ve finansal sonuç doğuran veya finansal sonuç doğurmayan işlemlerde, düzenlemelerde açıkça imkan tanınmadığı sürece güçlü kimlik doğrulama kullanılması esas alınarak buna ilişkin hususların düzenlendiği; bu kapsamda, Yönetmelik’e eklenen 4’üncü maddenin sekizinci ve dokuzuncu fıkralarının da anılan Tebliğ hükümlerini tamamlayıcı nitelikte olduğu; söz konusu hükümlerle hattın mobil ödemeye açılmasına onay veren kişinin gerçek anlamda müşteri olup olmadığının tespit edilerek doğrulanması ve müşteriden açıkça bu yönde bir onay alınması yükümlülüğünün getirildiği; dolayısıyla müşterinin kendisinin onay verdiğini tespit etmeyi mümkün kılmayacak nitelikte bir işlem yapılması ihtimali büyük ölçüde ortadan kaldırılarak müşteri mağduriyetlerinin engellenmesinin hedeflendiği;

Diğer taraftan, şikayete konu olan Yönetmelik’in 4’üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasına ilişkin olarak dijitalleşme stratejileri doğrultusunda müşterinin hattını mobil ödeme hizmetine açmak ya da kapatabilmek ve böyle bir ödeme hizmetinden yararlanabilmek için her seferinde fiziksel olarak ilgili yere giderek yazılı başvuruda bulunması veya dakikalarca çağrı merkezinde bekleyerek ulaşmaya çalışmasının, teknolojik imkanların ödeme hizmetlerini getirdiği nokta ile finansal teknoloji firmalarının sunduğu inovatif hizmetlerin dokusuyla uyuşmadığının değerlendirildiği; bu nedenle madde hükmünde çağrı merkezi ve yazılı başvuru seçenekleri korunmakla birlikte, ücretsiz olarak ve basit bir yöntemle mümkünse anlığa yakın bir sürede gerçekleştirilmesine imkan sağlanması hususunun, ödemeler alanının hızlı gelişimine paralel olarak gelecekte kullanılabilecek yöntemler de gözetilerek gerekli güvenlik önlemleri de alınacak şekilde düzenlendiği;

Bu noktada, anılan hususun sadece ilgili hattın ödemeye açılmasını değil, kapatılmasını da düzenlediğini ve bu tür işlemler açısından kapatmanın basit bir yöntemle yapılmasının ayrıca önem arz ettiğinin belirtilmesinde fayda görüldüğü;

Merkez Bankasının görev ve yetkileri kapsamında temel amaçlarından birinin güvenilir bir ödemeler alanının tesisini sağlamak olduğu; bu bağlamda, müşterinin korunması için gerekli düzenlemeler oluşturularak ödemeler alanının hukuki zemininin güçlendirildiği ve ödeme hizmeti sağlayıcılarının faaliyetlerinin sıklıkla denetlenerek yakından takip edildiği;

Ödeme ve elektronik para kuruluşlarının, 6493 sayılı Kanun ve ilgili ikincil düzenlemeler kapsamında

Merkez Bankasının gözetim ve denetimine tabi olduğu ve taraflarınca yapılacak her türlü düzenleme ve talimata uymakla yükümlü kılındığı; buna göre, 6493 sayılı Kanun’un “Düzenleme ve kararlara uymamak” başlıklı 27’nci maddesi uyarınca idari para cezası verilebildiği; kuruluşların, faaliyetlerinin etkin ve verimli bir şekilde 6493 sayılı Kanun’a ve ilgili diğer mevzuata, iç düzenlemelerine ve teamüllere uygun olarak yürütülmesini sağlamak amacıyla yeterli ve etkin bir iç kontrol sistemi oluşturmakla yükümlü kılındığı;

Merkez Bankasının sektörün gelişimine paralel olarak 6493 sayılı Kanun ve ikincil düzenlemelerde yer verilen hükümlere ilişkin ihtiyaç duyulan hususlarda detaylı talimatlar veya rehberler yayımlayarak ek açıklamalar ya da yükümlülükler getirebildiği; bu kapsamda, 03/12/2021 tarihli ve 1576 sayılı

“Faaliyetlere İlişkin Uyulması Gerekli Esaslar Hakkında Talimat”ın yayımlandığı ve söz konusu

Talimat’ta mobil ödeme hizmetlerine aracılığa ilişkin detaylara yer verildiği;

Bununla birlikte, Yönetmelik’in 4’üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında belirtilen yükümlülüğe ilişkin ayrıca bir talimat yayımlanmadığı; madde hükmünün yeterince açık olduğu ve bu kapsamda şimdilik ek bir talimatla yönlendirme yapmaya gerek bulunmadığı;

Elektronik haberleşme alanında hattın/hizmetin açılması ile ilgili olarak (hattın ilk açılması esnasında aboneye ilişkin yürütülen süreçler açısından) uyulacak kural ve prosedürlere yönelik birincil yetkili otoritenin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) olduğu;

Ayrıca finansal kuruluşlar tarafından gerçekleştirilecek kimlik doğrulama ve tespiti yöntemleri konusundaki birincil düzenlemelerin Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu tarafından yapıldığı;

Bunlara ilave olarak 6493 sayılı Kanun çerçevesinde kuruluşlar nezdinde gerçekleştirilen ödeme işlemlerinde müşterilerin kimlik doğrulamasına ilişkin süreçlerde uymakla yükümlü oldukları hükümlerin taraflarınca çıkarılan Tebliğ’in 10’uncu maddesinde detaylı şekilde düzenlendiği; ayrıca kuruluşların uzaktan iletişim araçlarıyla yürüteceği süreçlerde müşterinin kimliğinin doğrulanmasına ilişkin uymakla yükümlü olduğu hükümlerin ise, Tebliğ’in “Uzaktan iletişim aracı ile yürütülecek süreçler” başlıklı 22’nci maddesinde düzenlendiği;

TÖHAŞ’ın Paycell üzerinden sunduğu hizmetleri dolayısıyla çeşitli konularda taraflarına muhtelif sayıda

BES ya da CİMER aracılığıyla iletilen şikayetler bulunmakla birlikte, başvuruda bulunan şahsın şikayetine benzer şekilde doğrudan Yönetmelik’in 4’üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan “basit bir yöntemin” kaldırılmasına yönelik bir şikayetin tespit edilmediği;

Yönetmelik ve Tebliğ yürürlüğe girmeden önce BDDK, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Bankalararası Kart

Merkezi, BTK, Gelir İdaresi Başkanlığı, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, Sermaye Piyasası Kurulu, Rekabet Kurumu, Ticaret Bakanlığı, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Adalet Bakanlığı, Açık Bankacılık

Derneği, İstanbul Takas ve Saklama Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğine taslaklar iletilerek görüş alındığı;

BTK’dan gelen ve Yönetmelik’in 4’üncü maddesine yönelik görüşlerinin taraflarınca çeşitli yönlerden değerlendirilerek kısmen kabul gördüğü ve ilgili güncellemelerin yapıldığı;

Bu kapsamda, BTK görüşlerine paralel şekilde ilgili talebin “asgari SMS” ile alınmasını sağlayan ifadenin madde hükmünden çıkarıldığı ve “çağrı merkezi üzerinden veya yazılı başvuru” yöntemlerinin madde hükmüne eklendiği; bununla birlikte, “basit bir yöntemle anlığa yakın bir sürede gerçekleştirilmesine imkan sağlanması” ifadesinin kaldırılmasına ilişkin önerinin, ödemeler alanında yaşanan teknolojik gelişmeler ile dijitalleşme stratejileri göz önünde bulundurularak müşterinin bu hizmetlerden faydalanabilmesine yönelik kolaylık sağlanması ve finteklerin sunduğu hizmetlerin varoluş amaçlarına uygun şekilde yürütülebilmesini sağlamak amacıyla, mevcut durum itibarıyla bu konuda kullanılan

yöntemler açısından da herhangi bir sorun tespit edilmemiş olması hususu göz önünde bulundurularak kabul edilmediği;

Madde hükmünde geçen çağrı merkezi ve yazlı başvuru seçenekleri korunmakla birlikte, ücretsiz olarak ve basit bir yöntemle mümkünse anlığa yakın bir sürede gerçekleştirilmesine imkan sağlanması hususunun, ödemeler alanının hızlı gelişimine paralel olarak gelecekte kullanılabilecek yöntemler de gözetilerek korunduğu; bu sayede hattını mobil işlemlerine açarak mobil ödeme işlemi gerçekleştirmek isteyen müşterilerin ödeme deneyimlerinin daha hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığı;

Başvuruya konu bir dava sürecinin bulunmadığı,

2.2. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanlığının cevabi yazısında özetle,

Elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmeciler tarafından bazı katma değerli elektronik haberleşme hizmetlerinde (KDH) ücret tahsilatının mobil ödeme hizmetiyle gerçekleştirilebildiği; bu bağlamda, uygulamada tüketicilerin bilgileri ve onayları olmaksızın KDH abonelikleri gerçekleştirildiği veya abonesi olunan işletmeci tarafından onay vermedikleri ürün veya hizmetlerin bedelinin kendilerinden tahsil edildiğine yönelik taraflarına iletilen şikayetlerin değerlendirilmesi neticesinde KDH sunumuna ilişkin usul ve esasların belirlenmesini teminen 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve Elektronik

Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’ne dayanılarak hazırlanan “Katma Değerli

Elektronik Haberleşme Hizmetlerinin Sunumunda Tüketici Haklarının Korunmasına İlişkin Usul ve

Esaslar”ın 21/12/2016 tarihli ve 2016/DK-THD/496 sayılı kurul kararının birinci maddesiyle onaylandığı; anılan kararın 2’nci maddesiyle işletmecilere mobil ödeme hizmetinin açılması ve kapatılması yönündeki abone taleplerini çağrı merkezi üzerinden veya yazılı başvuru şeklinde alma ve abone iradelerini kayıt alma yükümlülüğü getirildiği;

Bununla birlikte, ödeme hizmetinin sunumuna ilişkin sürecin, 6493 sayılı Kanun ve alt düzenlemeler uyarınca 01/01/2020 tarihinden itibaren Merkez Bankasınca takip edildiği; bu kapsamda, Merkez Bankası tarafından hazırlanan Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları

Hakkında Yönetmelik’le ödeme hizmetlerine ilişkin usul ve esasların belirlendiği; söz konusu Yönetmelik’in 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmeciler tarafından tahsilatına aracılık edilen ödeme işlemlerinin, ödeme hizmeti olarak kabul edildiği; aynı maddenin sekizinci, dokuzuncu ve onuncu fıkralarında yer alan hükümlerde, mobil ödeme hizmetlerine ilişkin olarak elektronik haberleşme işletmecisine çeşitli yükümlülükler getirilerek bahse konu yükümlülüklerin işletmecinin doğrudan kendisi tarafından yerine getirmesinin esas olduğu, ancak taraflarından onay alınması halinde bu sorumlulukların kontrolünü elinde bulundurduğu ve temsilcisi olduğu ödeme kuruluşu aracılığıyla da yerine getirileceğinin ifade edildiği; bu bağlamda, abonelik sözleşmesi çerçevesinde elektronik haberleşme hizmetlerinin ödeme hizmetlerine kapalı şekilde kullanıma sunulması gerektiği, aboneden alınacak açık talep ve onay doğrultusunda mobil ödeme hizmetlerinin açılabileceği, mobil ödeme hizmetinin açılmasına veya kapatılmasına ilişkin taleplerin ücretsiz ve basit bir yöntemle alınması gerektiğinin belirtildiği; fakat ilgili maddede bahse konu hizmetin hangi yöntemlerle açılıp kapatılacağına ilişkin net bir belirlemenin yapılmadığı; yalnızca yöntemin basit ve ücretsiz olma kriterlerini sağlaması gerektiği belirtilerek bu hususta işletmecilerin inisiyatifinin bulunduğu;

Mobil ödeme hizmetine ilişkin olarak taraflarınca 496 sayılı kurul kararıyla adsız işlem olarak nitelendirilen işlem seviyesinde düzenleme yapılmakla birlikte, bunun ardından Merkez Bankası tarafından

6493 sayılı Kanun’a dayanılarak bahse konu hizmete ilişkin hususların yönetmelik seviyesindeki

düzenleyici işlemle detaylandırıldığı;

Bu bağlamda, 496 sayılı kurul kararı çerçevesinde işletmecilerin çağrı merkezi veya yazılı başvuru üzerine mobil ödeme hizmetinin açma kapama işlemlerini gerçekleştirmesinin gerektiği; işletmecilerin 6493 sayılı

Kanun ve Yönetmelik kapsamında gerçekleştirdiği mobil ödeme işlemlerine ilişkin Merkez Bankası görüşlerinin esas alınmasının uygun olacağı;

Yönetmelik’in 4’üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki düzenlemede yer alan ve işletmecilere açma kapama için “basit bir yöntemle mümkünse anlığa yakın bir sürede gerçekleştirilmesi” yönündeki ifadenin, tüketicilerin aslında satın alma veya abonelik başlatma gibi bir iradesi bulunmadığı halde yanlışlıkla veya dalgınlıkla internet üzerinden ya da uygulama marketlerinde gerçekleştirdiği işlemler nedeniyle mali yükümlülük altına girmesine, bu durumun da tüketici memnuniyetsizliğine ve mağduriyetine sebep olabileceği;

Nitekim taraflarınca düzenlenen 496 sayılı kurul kararında da tüketicilerin nezdinde oluşabilecek mağduriyetler de göz önüne alınarak mobil ödeme hizmetlerinin açılması için kullanılabilecek başvuru yöntemleri olarak yalnızca çağrı merkezi veya yazılı başvurunun düzenlendiği; abone iradelerinin kayıt altına alınması yükümlülüğü ile tüketicilerin bilgisi ve iradesi dışında gerçekleştirilen satın alma vb. mali yükümlülük doğuran işlemlerin azaltılmasının hedeflendiği ve olası ihtilaf durumunda tüketicinin talep ve onayının net bir şekilde belirlenebilmesine imkan tanındığı;

496 sayılı kurul kararı kapsamında, işletmecilerin mobil ödeme hizmetinin açılması ve kapatılmasına ilişkin

abonelerin talep ve onaylarını abone iradesini açık bir şekilde gösteren ve ispatı hususunda ihtilaf yaşanma olasılığının düşük olduğu çağrı merkezi aracılığıyla veya yazılı başvuruyla almasının gerektiği;

Elektronik haberleşme sektöründe abonelik sözleşmesi çerçevesinde sunulan hizmetlere ilişkin işlemlerin abone tarafından yapılmasının gerektiği; işlemin tarafının abone olup olmadığının tespiti noktasında işletmecilerin yükümlülüğünün bulunduğu; sektörde tüketici hak ve menfaatlerinin korunması hakkında detaylı düzenlemeleri haiz Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 13’üncü maddesi kapsamında müşteri hizmetleri/çağrı merkezi üzerinden gerçekleştirilen ve abone onayı gerektiren işlemlerde işlem tarafı kişinin abone olduğunun teyit edilebilmesini teminen işletmeci tarafından kimlik doğrulama işlemi yapılmasının gerektiği; yazılı başvuru usulünde ise, başvuru esnasında abonenin ıslak imzasını içeren belgenin işletmeci yetkilisine teslim edilmesinin ardından işlemin başlatıldığı;

Abonelerden alınan irade beyanlarının kayıt altına alınmasına ilişkin olarak ise, Elektronik Haberleşme

Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 8’inci maddesinin dördüncü fıkrası bağlamında işletmecilerin olası bir ihtilaf halinde abone talebiyle gerçekleştirilen tüm işlemleri ispatlama yükümlülüğünün olduğu; mobil ödeme hizmetlerinin açılıp kapatılmasına ilişkin irade beyanları hakkında

496 sayılı kurul kararının 2’nci maddesinde yer alan “ve konuya ilişkin irade beyanlarının kayıt altına

alınması” hükmüyle de işletmecilerin yükümlü olduğunun vurgulandığı;

Bununla birlikte, mobil ödeme hizmetlerinin anlığa yakın bir sürede açılması veya kapatılmasına yönelik getirilen yükümlülük kapsamında işletmeciler tarafından kimlik doğrulaması yapılıp yapılmadığı ve kimlik doğrulamasında hangi metodların kullanıldığına ilişkin Merkez Bankası görüşlerine başvurulmasının gerektiği;

CİMER ve Tüketici Şikayetleri Yönetim Sistemi gibi kanallar üzerinden ilgili başvuruya benzer şekilde mobil ödeme hizmetlerine yönelik şikayetlerin yoğun olarak iletildiği; ayrıca son zamanlarda Kamu

Denetçiliği Kurumu tarafından da yönlendirilen müracaatların olduğu; başvurularda genel olarak,

“kişilerin iradeleri dışında satın alım/abonelik işlemlerinin gerçekleştirildiği, hatların mobil ödeme hizmetine kapalı olması ve bahse konu hizmetin açılmasına yönelik herhangi bir talimatın olmamasına rağmen hizmetin aktif hale getirilerek ücretin mobil ödeme hizmeti üzerinden tahsil edildiği, ilgili işletmeciyle iletişime geçildiği durumlarda mobil ödeme hizmetinin kapalı konuma getirildiği ancak yansıtılan tutarların iade edilmediği” hususları iddia edilerek mağduriyetlerin oluştuğunun ifade edildiği; anılan konu hakkında işletmecilerin ilettiği açıklamalarda ise, “şikayete konu hizmetlerin sunulmadığı, sadece ücret tahsiline aracılık edildiği, 6493 sayılı Kanun ve diğer düzenlemelere göre mobil ödeme hizmetinin açılıp kapatıldığı, abonelerden tek kullanımlık SMS ile satın alma işleminin gerçekleştirilebilmesi ve mobil ödeme hizmetinin açılabilmesi için onay alındığı, akabinde ücretlendirmenin başlatıldığı, konuya ilişkin bilgilendirmelerin tüketicilere yapıldığı, mobil ödeme servisi kullanılarak resmi uygulama marketlerinden tekil içerik alma veya abone olma yöntemleriyle hizmet alınabildiği, mobil ödemenin bir kez ilgili telefonda Google Play gibi marketlerde tanımlı olan mail adresine ait şifrenin girilmesiyle ödeme yöntemi olarak tanımlanması halinde marketlerin kurgusuna bağlı olarak sonraki süreçte gerçekleştirilecek ödeme işlemlerinde hızlı satın alma yapılabildiği, marketler üzerinden gerçekleştirilen tekil içerik satın alma işlemlerine dair sürecin ilgili firmalar tarafından yönetildiği” hususlarına yer verildiği;

496 sayılı kurul kararının yanlış anlaşılmaya mahal bırakmayacak ölçüde sarih ve net olması sebebiyle

mobil ödeme hususunda işletmecilere ek talimatın iletilmediği; bununla birlikte, mobil ödeme hizmetinin açılıp kapatılmasına ilişkin yöntem bazlı belirleme yapılmaması üzerine Ödeme Hizmetleri ve Elektronik

Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik’in yürürlüğe girmesi sonrasında işletmeciler nezdinde farklı yorum ve uygulamaların geliştirildiği; taraflarına iletilen şikayetler kapsamında işletmeciler tarafından yapılan açıklamalarda, mevzuata uyulduğu bildirilmekle beraber her geçen gün daha fazla tüketici şikayetinin taraflarına iletilmesi üzerine bu alanda tüketici memnuniyetsizliği ve mağduriyetinin devam ettiğinin görüldüğü;

Merkez Bankasının taraflarına ilettiği görüş talebine yönelik olarak “mobil ödeme üzerinden tahsil edilen katma değerli elektronik haberleşme hizmetlerinde BTK’nın yetki ve sorumluluğunun daha açık bir şekilde belirtilmesinin tüketici şikayetlerinin çözümüne katkı sağlayacağı, mobil ödeme işlemine açılan/kapatılan hatta ilişkin abonelik sözleşmesinin tarafının elektronik haberleşme işletmecisi olması nedeniyle abonenin söz konusu abonelik sözleşmesi kapsamında mobil ödeme hizmetinin açılıp kapatılması talebinde muhatabının abonelik sözleşme ilişkisinin kurulduğu elektronik haberleşme işletmecisi olduğu, bu doğrultuda hattın mobil ödemeye açılmasına yönelik gerçekleştirilecek işlemlerin doğrudan aboneyle elektronik haberleşme işletmecisi arasında yürütülmesi ve abonenin açık talebi ile rızasının alınmasına ilişkin kayıtların işletmecide olmasının uygun olacağı, taraflarına iletilen tüketici şikayetleri ve işletmeci açıklamalarının değerlendirilmesi neticesinde mobil ödeme hizmetinin özellikle SMS gibi bazı yöntemlerle açılmasının yaşanan mağduriyetleri artırdığının görüldüğü, bu doğrultuda şikayetlerin çözümü noktasında hattın mobil ödemeye açılmasına dair işlemlerin abone tarafından yapıldığını ispatlayabilecek şekilde olmasının ve mobil ödemeye yönelik kurumlar arasında benzer düzenlemelerin yapılmasının önemli olduğu” hususları ifade edilerek görüşlerin Merkez Bankasına iletildiği;

Uygulama pazarları veya kısa mesaj gibi yöntemler ile hattın mobil ödeme hizmetine açılmasının yaşanan mağduriyetleri artırdığı ve taraflarınca yapılan düzenlemelerde belirlendiği üzere mobil ödeme hizmetinin çağrı merkezi veya yazılı başvuru dışındaki yöntemlerle açılıp kapatılmasının önüne geçilmesinin daha uygun olacağı yönündeki değerlendirmelerin Merkez Bankasına iletilmesine rağmen nihai olarak hizmetin ücretsiz ve basit bir yöntemle açılıp kapatılması hususuna karar verildiği;

Sonraki süreçte düşük değerli işlem ve ödeme hizmetine yönelik düzenleme yapılması talebine hakkında

Merkez Bankası tarafından 18/05/2022 tarihli yazıyla görüşlerine başvurulduğu; buna yönelik cevabi yazıda, bahse konu Yönetmelik ile BTK’nın düzenlemeleri arasında abone hatlarının mobil ödeme hizmetine açılıp kapatılması yöntemine ilişkin farklılıkların bulunduğunun tekraren hatırlatıldığı,

2.3. Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) Başkanlığının cevabi yazısında özetle,

Bilgi-belge talebi bağlamında yöneltilen soruların bir kısmının mobil ödeme hizmeti sunan üye şirketlerce, bir kısmının ise taraflarınca cevaplandığı;

Birlik üyeleri olan ödeme ve elektronik para kuruluşlarının, Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün

Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik’in 26’ncı maddesi uyarınca Hazine ve

Maliye Bakanlığınca müşterilerin tanınmasına yönelik daha basit tedbirlere izin verilebilen yükümlüler arasında belirtildiği; uyulması gereken basitleştirilmiş tedbirler ile diğer açıklamaların ise, Mali Suçları

Araştırma Kurulunun 5 Sıra Nolu Genel Tebliği ile hüküm altına alındığı; Tebliğ’in 2.2.11. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca mobil ödeme hizmeti sunan kuruluşların ilgili limitlerin aşılmaması halinde kimlik tespiti yapmayabileceği, aşılması halindeyse kimlik tespiti yapmak zorunda olduğu; bununla birlikte, 14/01/2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik ve tebliğ ile parasal sınırların artırıldığı; ayrıca işlem tutarı mezkur limitlerin altında kalsa dahi mobil ödeme hizmeti sunan üyelerin kontrolünü elinde bulunduran operatör şirketlerce abonelik süreçlerinde kimlik tespitinin yapıldığı;

Birliğin, 6493 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesine dayanılarak kurulan, anılan Kanun çerçevesinde faaliyet gösteren ödeme ve elektronik para kuruluşlarının üye olmakla yükümlü olduğu, tüzel kişiliği haiz, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğu ve 2678 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla kabul edilen statüsü bağlamında faaliyet gösterdiği; Birliğin başvuruya konu mevzuat hükmüne yönelik herhangi bir yönlendirici kararının olmadığı; zira TÖDEB Hakem Heyetine yapılan başvurularda konuya ilişkin olarak

Birliğe iletilen herhangi bir talep veya şikayet bulunmadığı; mevzuat hükümlerine göre denetim yapma ve talimat verme yetkisinin ilgili otoritelere ait olduğu; nitekim 6493 sayılı Kanun ve alt düzenlemeleri ile

Mali Suçları Araştırma Kurulu mevzuatında üyelerinin yükümlülüklerinin detaylı olarak hüküm altına alınarak anılan yasal düzenlemeler uyarınca denetim yetkisi bulunan otoriteler tarafından denetimlerin gerçekleştirildiği;

Mevzuat taslaklarına ilişkin çalışmalar kapsamında Merkez Bankası ile görüş alışverişinde bulunulduğu ve başvuruya konu edilen hükme yönelik diğer değerlendirmelerin paylaşıldığı; ancak başvuruların ücretsiz, basit bir yöntemle ve mümkünse anlığa yakın bir sürede sonuçlandırılmasının hem sektör hem de kullanıcılar bakımından faydalı olduğu değerlendirilerek bu konu hakkında değişiklik talebinin Merkez

Bankasına iletilmediği;

Elektronik haberleşme işletmecilerinin, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında faaliyet gösterdiği; buna göre, işletmecilerin, 6493 sayılı Kanun uyarınca lisans alan ve yalnızca ödeme hizmeti ile bağlantılı hizmetler sunabilen Birlik üyelerinden bağımsız tüzel kişiliği olan şirketler olduğu; dolayısıyla işletmecilerin kontrolünü elinde bulundurdukları elektronik para kuruluşlarının Birlik üyesi olduğu ve işletmecilerin Birlik üyeliğinin bulunmadığı; bu itibarla, Birlik statüsü gereği işletmecilere talimat verilemeyeceği; bu kapsamda, işletmecilere talimat verme yetkisinin BTK’da olduğu; ayrıca konuya ilişkin taraflarının görev ve yetkisi çerçevesinde Merkez Bankasıyla herhangi bir yazışma gerçekleştirilmediği

açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun;

4.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,

4.2. “İnceleme ve araştırma” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır”,

5. 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para

Kuruluşları Hakkında Kanun’un “Ödeme hizmeti” başlıklı 12’nci maddesinde, “(1) Bu Kanun uyarınca ödeme hizmetleri; …

d) Gönderen tarafından ödeme işleminin yapılmasına ilişkin onayın bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı aracılığıyla verildiği ve ödemenin ödeme hizmeti kullanıcısı ile mal veya hizmet sağlayan arasında sadece aracı olarak faaliyet gösteren bir bilişim veya elektronik haberleşme işletmecisine yapıldığı ödeme işlemini, …

ifade eder.

…

(3) Ödeme hizmetlerine, ödeme hizmetleri kapsamında tarafların hak ve yükümlülüklerine, ödeme hizmetine ilişkin sağlanacak bilgi ve koşullar ile çerçeve sözleşmeye ilişkin usul ve esaslar, Mali Suçları

Araştırma Kurulunun görüşünün alınması suretiyle Bankaca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir…”,

6. Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında

Yönetmelik’in “Ödeme hizmeti” başlıklı 4’üncü maddesinde, “(1) Kanunun 12 nci maddesinin ikinci

fıkrası saklı kalmak kaydıyla, bu Yönetmelik uyarınca ödeme hizmetleri aşağıdaki hizmetlerden oluşur:

a) Ödeme hesabına para yatırılması ve ödeme hesabından para çekilmesine imkan veren hizmetler de dâhil olmak üzere ödeme hesabının işletilmesi için gerekli tüm işlemler.

b) Ödeme hizmeti kullanıcısının ödeme hizmeti sağlayıcısı nezdinde bulunan ödeme hesabındaki fonun aktarımını içeren, bir defaya mahsus olanlar da dâhil doğrudan borçlandırma işlemi, ödeme kartı ya da benzer bir araçla yapılan ödeme işlemi ile düzenli ödeme emri dâhil para transferi.

c) Ödeme aracının ihraç veya kabulü.

ç) Para havalesi.

d) Gönderen tarafından ödeme işleminin yapılmasına ilişkin onayın bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı aracılığıyla verildiği ve ödemenin ödeme hizmeti kullanıcısı ile mal veya hizmet sağlayan arasında

sadece aracı olarak faaliyet gösteren bir bilişim veya elektronik haberleşme işletmecisine yapıldığı ödeme işlemi.

e) Fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetler.

f) Ödeme hizmeti kullanıcısının isteği üzerine başka bir ödeme hizmeti sağlayıcısında bulunan ödeme hesabıyla ilgili sunulan ödeme emri başlatma hizmeti.

g) Ödeme hizmeti kullanıcısının onayının alınması koşuluyla, ödeme hizmeti kullanıcısının ödeme hizmeti sağlayıcıları nezdinde bulunan bir veya daha fazla ödeme hesabına ilişkin konsolide edilmiş bilgilerin çevrim içi platformlarda sunulması hizmeti.

ğ) Ödemeler alanında toplam büyüklük veya etki alanı açısından Bankaca belirlenecek seviyeye ulaşan diğer işlem ve hizmetler.

(2) Birinci fıkrada sayılan ödeme hizmetleri; Banka, 5411 sayılı Kanun kapsamındaki bankalar, Bankaca faaliyet izni verilen Türkiye’de kurulu kuruluşlar ile 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri

Kanununda verilen yetkiler çerçevesinde Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilir.

(3) Kuruluş, Kanunun 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre tuttuğu ödeme hesabına faiz işletemez, ödeme hesabı sahibine süreye veya tutara bağlı herhangi bir menfaat sağlayamaz. Ödeme kuruluşu, işyerinde mal veya hizmet alımında ödeme yöntemi olarak kullanılacak şekilde ödeme hesabına bağlı ödeme aracı ihraç edemez.

(4) Kuruluş, çerçeve sözleşme koşulları saklı kalmak üzere, müşterinin onayı ve talebi olmaksızın Kanun kapsamına giren herhangi bir hizmeti müşterinin kullanımına sunamaz. Müşteri, herhangi bir hizmeti kullanmaktan vazgeçtiği takdirde, kuruluş tarafından müşterinin talebi derhal yerine getirilerek hizmetin sunumu durdurulur ve aynı hizmet müşterinin onayı veya talebi olmaksızın yeniden kullanıma sunulamaz.

(5) Birinci fıkranın (d) bendinde sayılan hizmetler, aracı olarak faaliyet gösteren bilişim veya elektronik haberleşme işletmecisinin kontrolünü elinde bulundurduğu ve temsilcisi olduğu kuruluş tarafından yerine getirilir. Elektronik haberleşme işletmecisinin diğer düzenlemelerden kaynaklanan yükümlülükleri saklıdır.

Bu fıkrada yer alan şartların aynı gruba bağlı birden fazla elektronik haberleşme işletmecisinden biri için sağlanması halinde kuruluş, birinci fıkranın (d) bendinde sayılan hizmetleri aynı gruba bağlı diğer elektronik haberleşme işletmecileri için de sunabilir.

(6) Elektronik haberleşme işletmecisinin ön ödemeli aboneleri tarafından elektronik haberleşme hizmeti için ödenen tutarların elektronik haberleşme hizmeti dışında mal veya hizmet alımı için veya ödeme hizmetlerinde kullanılması, birinci fıkranın (d) bendi kapsamında ödeme hizmeti olarak kabul edilir. Bu ödeme hizmetinin beşinci fıkraya uygun olarak gerçekleştirilmesi esastır.

(7) Elektronik haberleşme işletmecisi, ergin olmayan ön ödemeli veya faturalı kullanıcılarına birinci fıkranın (d) bendinde sayılan hizmetleri, ancak ergin olmayan kişinin yasal temsilcisi tarafından bu işlemlerin yapılabilmesine ilişkin onay verilmiş olması şartıyla sunabilir. Elektronik haberleşme hizmeti almak üzere sözleşme tesis eden aboneler, sözleşme tesisi sırasında veya daha sonra, hattın kullanıcısının ergin olmadığını yazılı olarak veya çağrı merkezini aramak suretiyle beyan edebilir ve bu beyanlarını yazılı olarak her zaman değiştirebilir. Elektronik haberleşme hizmeti almak üzere sözleşme tesis eden abonenin, sözleşme tesisi sırasında veya daha sonra, hattın kullanıcısının kendisinden farklı bir kişi olduğunu ve ergin olmadığını beyan etmediği durumlarda, bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanması açısından, hattın kullanıcısının abone olduğu ve ergin olduğu kabul edilir.

(8) Elektronik haberleşme işletmecisi ile ön ödemeli veya faturalı aboneleri arasında akdedilen bir abonelik sözleşmesi kapsamında sunulan elektronik haberleşme hizmetlerinin, birinci fıkranın (d) bendinde sayılan hizmetlere kapalı şekilde kullanıma sunulması esastır. İlgili elektronik haberleşme hizmeti bu maddenin dokuzuncu fıkrasında belirlenen yükümlülüğe uygun olarak aboneden alınacak açık talep ve onay ile birinci fıkranın (d) bendinde sayılan hizmetlere açılabilir.

(9) Elektronik haberleşme işletmecisi, ön ödemeli veya faturalı abonelerin hatlarını, birinci fıkranın (d)

bendinde sayılan hizmetlere açtırmaları veya kapattırmaları için talepte bulunabilmelerini sağlayacak şekilde, ilgili talebin çağrı merkezi üzerinden ve yazılı başvuru da dahil olmak üzere ücretsiz olarak ve basit bir yöntemle, mümkünse anlığa yakın bir sürede gerçekleştirilmesine imkan sağlamakla ve müşterinin söz konusu talebe ilişkin onayını alarak bunu kayıt altına almakla yükümlüdür.

(10) Elektronik haberleşme işletmecisinin, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu fıkralarda yer alan yükümlülüklerini doğrudan kendisinin yerine getirmesi esastır. Elektronik haberleşme işletmecisi, Bilgi

Teknolojileri ve İletişim Kurumundan onay alınması şartıyla bu sorumlulukları kontrolünü elinde bulundurduğu ve temsilcisi olduğu kuruluş aracılığıyla da yerine getirebilir.

(11) Birinci fıkranın (e) bendinde sayılan fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesinde, kuruluşun fatura üreten kurumlar ile adlarına tahsilat yapılabilmesi konusunda sözleşme yapması şarttır.

(12) Birinci fıkranın (e) bendinde sayılan fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesine ilişkin olarak kuruluşun, fatura üreten kurumlar ile adlarına tahsilat yapılabilmesi konusunda sözleşme yapmış olan başka bir ödeme hizmeti sağlayıcısından dış hizmet alması halinde on birinci fıkra uygulanmaz. Fatura üreten kurumlar ile adlarına tahsilat yapılabilmesi konusunda sözleşme yapmış olan ödeme hizmeti sağlayıcısının, sözleşmede bu konuda gerekli hükmün bulunması şartı ile, bu fıkra uyarınca kurulacak iş modeli için ayrıca fatura üreten kuruluşun onayını almış olması gerekmez.

(13) Ödeme hizmeti ile alakalı fonun kuruluşa kredi kartı ile ödendiği durumlarda, bu fon geri çekilmek istendiğinde, ancak aynı kredi kartı hesabına iletilerek çekilebilir. Ödeme hizmetleri ile alakalı fonun, birinci fıkranın (d) bendi kapsamında, bilişim veya elektronik haberleşme işletmecisinin düzenlediği faturaya yansıtılması suretiyle ödendiği durumlarda ise, bu fon geri çekilmek istendiğinde ancak faturaya yansıtılarak çekilebilir. Geri ödemeden önce kredi kartının veya hattın iptal edilmiş olduğu durumlarda, fonun geri ödenmesi fon yatıranın adına açılmış bir ödeme hesabına da yapılabilir.

(14) Ödeme aracını ihraç eden kuruluş ile yapılan sözleşme kapsamında ödeme aracının kullanılabileceği yerler arasına eklenen tüm işyerlerinde geçerli olacak şekilde tasarlanan ödeme araçlarına ilişkin iş modelleri Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi kapsamında sınırlı bir hizmet sağlayıcı ağında yapılan işlemler olarak değerlendirilmez.

(15) Kuruluşun, birinci fıkranın (ç) bendi kapsamında sunduğu hizmetlerle ilgili olarak yurt dışında yerleşik olanlar dâhil iş birliği yaptığı ödeme hizmeti sağlayıcıları ile temsilcilerinin sahip oldukları fonlara ilişkin tuttuğu takip hesapları, bu hesapların sadece birinci fıkranın (ç) bendi çerçevesinde gerçekleşecek işlemlerin yapılması amacıyla kullanılması kaydıyla 3 üncü maddenin birinci fıkrasının (ii)

bendi kapsamında ödeme hesabı olarak değerlendirilmez. Birinci fıkranın (e) bendi kapsamında sunulan hizmetlerle ilgili olarak yurt dışında yerleşik olanlar dâhil iş birliği yapılan ödeme hizmeti sağlayıcıları ile temsilcilerin sahip oldukları fonlara ilişkin tutulan takip hesapları için de bu fıkra hükümleri uygulanır”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8. Başvuran, işbu kararın 1 numaralı paragrafında, “I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ” başlıklı bölümünde yer verildiği şekilde özetle; adına kayıtlı telefon hattının faturasına “paycell hazır limit” başlığı altında onayı ve bilgisi olmaksızın 1.250 TL tutarında ücretin yansıtılması nedeniyle mağduriyet yaşadığını iddia etmekte ve Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti

Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik’in 4’üncü maddesinde yer alan “basit bir yöntemle” ibaresinin kaldırılmasını talep etmektedir.

9. Bu kapsamda Kurumumuzca inceleme ve araştırma yapılmış olup Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para

İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik’i yürürlüğe koyan Türkiye Cumhuriyet

Merkez Bankası ile konunun muhatabı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve Türkiye Ödeme ve

Elektronik Para Kuruluşları Birliğinden bilgi-belge talep edilmiştir. Söz konusu kurumların detaylı tespit ve değerlendirmeleri içeren cevabi yazılar Kurumumuza iletilmiştir.

10. Başvuruya konu Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında

Yönetmelik, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik

Para Kuruluşları Hakkında Kanun’a dayanılarak yürürlüğe konulmuştur. İlgili Kanun’da 2019 yılında yapılan değişiklikle Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) yetkisindeki hususlar

Merkez Bankasına devredilmiş olup bu Yönetmelik de söz konusu görev ve yetki çerçevesinde Merkez

Bankası tarafından düzenlenmiştir.

11. Başvuran tarafından şikayet başvurusuna konu edilen Yönetmelik’in dokuzuncu fıkrası ise, “Elektronik haberleşme işletmecisi, ön ödemeli veya faturalı abonelerin hatlarını, birinci fıkranın (d) bendinde sayılan hizmetlere açtırmaları veya kapattırmaları için talepte bulunabilmelerini sağlayacak şekilde, ilgili talebin çağrı merkezi üzerinden ve yazılı başvuru da dahil olmak üzere ücretsiz olarak ve basit bir yöntemle, mümkünse anlığa yakın bir sürede gerçekleştirilmesine imkan sağlamakla ve müşterinin söz konusu talebe ilişkin onayını alarak bunu kayıt altına almakla yükümlüdür” hükmünü haizdir. Başvuruya konu talep de zikredilen fıkradaki “basit bir yöntemle” ibaresinin kaldırılmasına yönelik olup mobil ödeme hizmetlerinde yaşanabilen kimi olumsuzluklar ve tüketici mağduriyetlerinin önlenmesine ilişkindir.

12. Merkez Bankası tarafından Kurumumuza iletilen cevabi yazıda, şikayete konu olan Yönetmelik’in 4’üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasına ilişkin olarak dijitalleşme stratejileri doğrultusunda müşterinin hattını mobil ödeme hizmetine açmak ya da kapatabilmek ve böyle bir ödeme hizmetinden yararlanabilmek için her seferinde fiziksel olarak ilgili yere giderek yazılı başvuruda bulunması veya dakikalarca çağrı merkezinde bekleyerek ulaşmaya çalışmasının, teknolojik imkanların ödeme hizmetlerini getirdiği nokta ile

finansal teknoloji firmalarının sunduğu inovatif hizmetlerin dokusuyla uyuşmadığının değerlendirildiği; bu nedenle madde hükmünde çağrı merkezi ve yazılı başvuru seçenekleri korunmakla birlikte, ücretsiz olarak ve basit bir yöntemle mümkünse anlığa yakın bir sürede gerçekleştirilmesine imkan sağlanması hususunun, ödemeler alanının hızlı gelişimine paralel olarak gelecekte kullanılabilecek yöntemler de gözetilerek gerekli güvenlik önlemleri de alınacak şekilde düzenlendiği hususlarında açıklama yapılmıştır. Benzer değerlendirmeler Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliğinin cevabi yazısında da

“başvuruların ücretsiz, basit bir yöntemle ve mümkünse anlığa yakın bir sürede sonuçlandırılmasının hem sektör hem de kullanıcılar bakımından faydalı olduğu değerlendirilerek bu konu hakkında değişiklik talebinin Merkez Bankasına iletilmediği” şeklinde kendine yer bulmuştur. Her iki kurum tarafından mobil ödeme hizmetlerinin, çağın ulaştığı teknolojik düzeyin gereklerini karşılayan ve tüketicilerin daha hızlı işlem yapabilmelerine olanak sağlayan bir ortamda yürütülmesinin önemine vurgu yapılmıştır. Bununla birlikte, elektronik haberleşme sektörünün düzenleyici-denetleyici müessesesi olan Bilgi Teknolojileri ve

İletişim Kurumu (BTK) tarafından mobil ödeme hizmetinin açılıp kapatılmasına ilişkin yöntem bazlı belirleme yapılmaması üzerine Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti

Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik’in yürürlüğe girmesi sonrasında işletmeciler nezdinde farklı yorum ve uygulamaların geliştirildiği; taraflarına iletilen şikayetler kapsamında işletmeciler tarafından yapılan açıklamalarda, mevzuata uyulduğu bildirilmekle beraber her geçen gün daha fazla tüketici şikayetinin taraflarına iletilmesi üzerine bu alanda tüketici memnuniyetsizliği ve mağduriyetinin devam ettiğinin görüldüğü yönünde tespitlerde bulunularak başvuruya konu edilen Yönetmelik’in 4’üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki ödeme hizmetlerinin açılma-kapatılma işlemlerine yönelik öngörülen usulün fiilen ve hukuken doğurduğu/doğuracağı olumsuzluklara ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir.

13. Başvuru kapsamında bilgi-belge talep edilerek görüşlerine müracaat edilen Merkez Bankası ve

BTK’nın Yönetmelik’in dokuzuncu fıkrasında gösterdikleri yaklaşım, sadece Kurumumuzun incelemearaştırma sürecinde değil, Yönetmelik’in hazırlık aşamasında ve sonrasında da kendini göstermiştir.

Merkez Bankası, Yönetmelik’le ilgili hazırlık sürecinde BTK’dan da görüş talebinde bulunmuş olup

BTK’nın başvuruya konu hüküm kapsamındaki değişiklik önerilerinin bir kısmına uymuştur. Ancak “basit bir yöntemle anlığa yakın bir sürede gerçekleştirilebileceği alınması imkanı sunmakla ve” ibaresinin taslaktan çıkarılması yönündeki BTK görüşünün aksine Merkez Bankası bu ifadeyi koruyarak “çağrı merkezi üzerinden veya yazılı başvuru” yöntemini eklemiştir. Merkez Bankası, daha önceden BDDK tarafından düzenlenen 22/05/2018 tarihli ve 6852 sayılı talimattakine benzer bir düzenleme yapmak istemiş ve “asgari SMS ile olmak üzere ücretsiz ve basit bir yöntemle anlığa yakın bir sürede gerçekleştirebileceği imkanının sunulması” ifadesine taslakta yer vermiştir. Bu yönüyle, Merkez Bankasının BDDK’nın adsız düzenleyici işlem konumundaki “talimat”la düzenleme iradesi yerine yönetmelikle düzenleme yaklaşımının olduğu ve bununla esaslı bir değişiklik öngörmediği anlaşılmaktadır. BTK, daha sonradan bir başka görüş talebine yönelik Merkez Bankasına ilettiği 35524 sayılı yazıda, doğrudan bu konuyu ilgilendirmese de tekrar Yönetmelik’in 4’üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasına dönük itirazlarına, “Kurumumuza iletilen ve gün geçtikçe arttığı görülen tüketici şikâyetlerin değerlendirilmesi ve uygulamada yeknesaklığın sağlanmasını teminen mobil ödeme hizmetlerine yönelik düzenlemelerin Kurumumuz ve

Bankanız arasında gerçekleştirilecek bir toplantı ile ele alınmasının faydalı olacağı mütalaa edilmektedir” şeklindeki ifadelerle yer vermiştir.

14. Başvurunun değerlendirilmesi kapsamında, Kurumumuza yapılan şikayet başvuruları da incelenmiş olup mobil ödeme hizmetlerinden kaynaklı şikayet başvurularının yapıldığı görülmüştür. Başvuranlar tarafından iletilen bir başvuruda “Türk Telekom operatöründen bilgisi ve onayı dışında ‘Evet’ mesajı atılarak tarafına toplam 750,00 TL mobil ödeme yansıtıldığı, ilgili firmanın bu yöntemle mağdur ettiği insan sayısının oldukça yüksek olduğu, operatörlerin ilk defa kullanılacak bir ödeme yöntemi olan mobil ödeme için abonelerinin sesli onayını almamasının veya herhangi bir güvenlik sorusu sorulmadan bu

işleme müsaade etmesinin ciddi bir güvenlik açığı oluşturduğu, daha önce hiç kullanmadığı bir ödeme yönteminin bu şekilde casus yazılım tarafından atılan bir ‘Evet’ mesajı ile gerçekleştirilebilir olmasının mağduriyetleri artıracağı” şeklinde, bir başka başvuruda ise “bilgisi olmadan ve onay vermeden Türk

Telekom hattı üzerinden başka bir firmaya ödeme yapıldığı, ilgili işlemin kendi bilgisi dışında gerçekleştirilmiş olduğu, mevcut hattına mobil ödeme yapılmasına dair herhangi bir bilgilendirme veya onay mesajı gelmediği, kendisinin de mobil ödeme açtırma için talimatının bulunmadığı, buna rağmen parasının iade edilmediği” yönünde iddialara yer verilmiştir. BTK’nın cevabi yazısında zikrettiği üzere

Kurumumuza yapılan müracaatlar kapsamında ilgili kurum-kuruluşlara vatandaş şikayetleri iletilmekte ve

Kurumumuzun görev alanına girmese dahi söz konusu başvuruların çözümüne aracılık edilmeye çalışılmaktadır. Bu başvurularda, BTK’nın da işaret ettiği şekilde, kişilerin iradeleri dışında işlemlerin gerçekleştirildiği, hatların mobil ödeme hizmetine kapalı olması ve bahse konu hizmetin açılmasına yönelik herhangi bir talimat olmamasına rağmen hizmetin aktif hale getirilerek ücretin mobil ödeme hizmeti üzerinden tahsil edildiği ve yansıtılan tutarların iade edilmediği hususları öne çıkmaktadır. Her ne kadar

Merkez Bankası tarafından Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarının Bilgi Sistemleri ile Ödeme Hizmeti

Sağlayıcılarının Ödeme Hizmetleri Alanındaki Veri Paylaşım Servislerine İlişkin Tebliğ’in ilgili hükümleri gereğince mobil ödeme hizmeti için gerekli güvenlik önlemlerinin alınarak işlemlerin yapılacağı belirtilse de hem BTK hem de Kurumumuza iletilen vatandaş şikayetlerinde farklı durumların yaşanabildiği görülmektedir. Nitekim işbu başvuru bakımından da ilgili ödeme kuruluşu olan Turkcell Ödeme ve

Elektronik Para Hizmetleri A.Ş. (TÖHAŞ) tarafından Merkez Bankasına gönderilen 20/02/2023 tarihli ve sayılı yazıda, “Şirketimiz nezdinde yapılan inceleme sonucu, üçüncü kişilerce gerçeğe aykırı beyan ve sosyal mühendislik gibi yöntemler kullanılarak, Şikayetçi’nin Paycell uygulamasına giriş ve abonelik yapabilmesi maksadıyla Şirketimizce kendisine gönderilen şifrelerin ele geçirildiği ve ödeme işlemlerinin gerçekleştirildiği kanaatine varılmıştır” ifadelerine yer verilerek başvuranın işlemleri açısından da şikayetlere konu olan olumsuzluklardan birinin gerçekleştiği kayda geçirilmiştir. Bu noktada, başvuruya konu edilen Yönetmelik’in ilgili hükmü değerlendirilirken başta Kurumumuza ve BTK’ya iletilen şikayetler olmak üzere, bu husustaki tüm tüketici şikayetlerinin dikkate alınması önem arz etmektedir.

15. Tüm bu hususlar ele alındığında, başvuruya konu Yönetmelik hükmünde, hattın mobil ödeme hizmetlerine açılması veya kapanması için çeşitli yöntemlerin belirlenmesine imkan sağlandığı; bunlar arasında “çağrı merkezi ve yazılı başvuru” üzerinden taleplerin iletilmesi yöntemi ayrıca belirtilmekle birlikte asıl olarak ödeme kuruluşlarından beklenenin “basit ve anlığa yakın sürede işlemleri sağlayan bir yöntem” olduğu; ödeme kuruluşlarının mobil ödeme hizmetlerinin açılması-kapanması hususundaki uygulamalarına dair Birlikten alınan bilgilerde, öncelikli kullanılan yöntemlerin SMS, mobil uygulama vb.

olduğu; söz konusu yöntemlere bakıldığında, Merkez Bankasının Tebliğ hükümlerini işaret ederek ödeme hizmetine yönelik güvenlik tedbirlerinin mevcut olduğu belirlemesinin, BTK’nın konuyla ilgili görüşleri değerlendirildiğinde yeterli bir tedbir olarak görülemeyeceği; özellikle BTK’nın 21/12/2016 tarihli ve 2016/DK-THD/496 sayılı kurul kararının, tüketici şikayetleri bağlamında sadece “çağrı merkezi ve yazılı başvuru” üzerinden açma-kapama taleplerinin alınması yönünde oluşmasının, BTK’nın elektronik haberleşme sektörü bakımından düzenleyici-denetleyici rolü dikkate alınarak önemsenmesi gerektiği; zaten

Merkez Bankasının da cevabi yazısındaki, “elektronik haberleşme alanında hattın/hizmetin açılması ile ilgili olarak (hattın ilk açılması esnasında aboneye ilişkin yürütülen süreçler açısından) uyulacak kural ve prosedürlere yönelik birincil yetkili otoritenin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olduğu” yönündeki ifadeleriyle BTK’nın konumunu teyit ettiği; ayrıca Kurumumuzun da içinde bulunduğu çeşitli şikayet inceleme ve iletim mecraları üzerinden gündeme getirilen olumsuzlukların, başvuru konusu Yönetmelik hükmünün de etkilediği çözüm üretilmesi gereken bir “sorun alanı”nı oluşturduğu tespit edilmiştir.

16. Bu kapsamda, “ödemeler alanında yaşanan teknolojik gelişmeler ile dijitalleşme stratejilerinin göz önünde bulundurulması” ve “rekabetçi bir ödemeler ekosisteminin oluşmasına katkı sağlama amacı” şeklindeki yaklaşımların da dikkate alınması suretiyle, söz konusu sorun alanına uygun çözümler geliştirilebilmesi için mobil ödeme hizmetlerinin sunumunda hem bu hizmetin faydalanıcısı olan tüketiciler hem de hizmetin sunucusu konumundaki ödeme kuruluşlarının menfaatine olacak şekilde çalışmaların yapılması gerekmektedir. Her ne kadar Yönetmelik’in Geçici 1’inci maddesinde çeşitli kereler yapılan ve en son 27/06/2023 tarihindeki değişiklikle ödeme kuruluşlarının Yönetmelik hükümlerine uyumu bakımından 30/09/2023 tarihine kadar bir sürelerinin olduğu görülse de bu hususun kuruluşların düzenlemelere uyumuyla ilgili olduğu ve Yönetmelik’in başvuruya konu hükmünün yürürlükte olduğu dikkate alındığında, Yönetmelik’in başvuruyla ilgili hükümlerinin daha fazla tüketici şikayetine neden olmaması adına yeniden ele alınmasında fayda görülmektedir. Özellikle elektronik haberleşme alanının ihtisas kurumu olması ve kişilerin bilgileri dışında ödeme yapıldığına ilişkin tüketici şikayetlerini genel olarak bu kuruma yapması sebebiyle BTK’nın görüşlerine bu hususta önem verilmesinin, Yönetmelik bağlamında yapılacak bu çalışmalara katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

17. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme

Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik’in 4’üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında başvuruya konu edilen ve sorun alanına kaynaklık eden kısmın yeniden ele alınması amacıyla başta Bilgi Teknolojileri ve

İletişim Kurumu olmak üzere, tüm paydaşlarla bir araya gelinerek tüketici şikayetlerini giderici surette bir çözüm bulunması gerektiği yönünde başvuruya muhatap idare olan Merkez Bankasına tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede, başvurana verilen cevapta, başvurana hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup ilgili idarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir.

İdare tarafından bahse konu ilkeye riayet edilmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre, ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Danıştayda yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosyanın kapsamına göre BAŞVURUNUN

KABULÜNE,

Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik’in 4’üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında başvuruya konu edilen ve sorun alanına kaynaklık eden kısmın yeniden ele alınması amacıyla başta Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olmak üzere, tüm paydaşlarla bir araya gelinerek tüketici şikayetlerini asgari düzeye indirecek çözümlerin geliştirilmesi ve bu kapsamda ortaya çıkan irade doğrultusunda düzenleme yapılması yönünde TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ

BANKASI BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idare tarafından bu karar üzerine

tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURAN ve TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI BAŞKANLIĞI ile bilgi için BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU BAŞKANLIĞI ve TÜRKİYE ÖDEME

VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi