|
ÖZET: Başvuran, İstanbul Üniversitesi AUZEF Kamu Yönetimi bölümünde öğrenim gördüğü süre zarfında, daha önceki lisans eğitiminden muaf tutulduğu derslerin notlarının genel not ortalamasına dahil edilmediğini iddia ederek, bu durumun düzeltilmesini talep etmiştir. Üniversite, muafiyet işlemlerinin Yükseköğretim Kurulu’nun belirlediği kurallara uygun olarak yapıldığını ve başvuranın transkriptinde muaf (M) olarak gösterilen derslerin notlarının ortalamaya katılmasının hukuka aykırı olmadığını savunmuştur.
Danıştay, başvuranın muaf olduğu derslerin notlarının ortalamaya dahil edilmemesi gerektiğine dair yönetmeliklerin varlığını vurgulayarak, bu durumun hukuka uygun olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, üniversitelerin düzenleyici işlemlerinin belirlilik ilkesine uygun olması gerektiğini, bu bağlamda başvuranın muaf olduğu derslerin notlarının ortalamaya katılmaması gerektiğini ifade etmiştir. Sonuç olarak, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne, muaf olan derslerin notlarının transkriptte (M) harfi ile gösterilmesi ve genel not ortalamasına dahil edilmemesi hususunda tavsiyede bulunulmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/5115-S.22.7806
BAŞVURU NO : 2021/17798
KARAR TARİHİ : 13/04/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın muaf tutulan derslerin notlarının genel not ortalamasına dahil edilmesi uygulamasına itirazları hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 19/10/2021
I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan ekli başvuruda özetle; 2017-2021 yılları arasında
İstanbul Üniversitesi AUZEF Kamu Yönetimi bölümünde öğrenim gördüğünü, AUZEF öğrenimi sırasında, AUZEF birinci sınıf ortak dersler kapsamındaki Türk Dili I, Türk Dili II, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarih
I, ve Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarih II derslerinden, daha önceki İTÜ lisans öğrenimi nedeniyle 2017 yılında ilk kayıt sırasında yaptığı muafiyet başvurusu neticesinde muaf tutulduğunu, bunula birlikte,https://cdn.istanbul.edu.tr/FileHandler2.ashx?f=yonetmelik.pdf adresinde yer alan AUZEF Eğitim
Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nin 15(2). ve 24(2). maddeleri uyarınca muafiyet alınan derslerin muaf (M)
olarak değerlendirilmesi ve not ortalamaları hesabına katılmaması gerekirken, mezuniyetinde transkriptine bu durumun o şekilde yansıtılmadığını fark ettiğini, bu durumun (3.97/4.0 gibi) daha yüksek bir ortalama not ile mezun olması gerekirken (3.90/4.0) daha düşük bir ortalama not ile mezun olmasına neden olduğunu, Üniversite’nin yönetmeliğinin ilgili maddelerine aykırı olan bu hatasının düzeltilerek transkript (not çizelgesi) belgesinin buna göre yeniden düzenlenmesi ve varsa (örneğin fakülte bitirme sırası vb. gibi)
dolaylı hak kayıplarının da giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2.Başvurudaki iddialara ilişkin olarak İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’nden Kurumumuzca detaylı bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup; İstanbul Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı’nın
18.10.2021 tarihli ve sayılı cevabı yazısı ile:
2.1. Muafiyet işlemleri öğrencilerin ilk kayıt oldukları eğitim öğretim yılının güz yarıyılı başında gerçekleştirilmekte sonraki dönemlerde muafiyet başvurusu kabul edilmemekte olduğu,
2.2. Başvuranın 2017 yılında kayıt olduğu ve muafiyet işlemlerinin gerçekleştirildiği,
2.3.Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın ekte sunulan 18.07.2014 tarihli 43027 sayılı yazısına istinaden derslerin muafiyetlerinin, notları transkriptlerinde gösterilerek genel ağırlıklı ortalama hesabında değerlendirilmeye alınacak şekilde gerçekleştirildiği,
2.4. 2018 yılından itibaren ortak ders muafiyetleri YÖKSİS üzerinden otomatik olarak alındığı ve AUZEF
Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’ne uygun şekilde öğrencilerin transkriptlerine muaf (M) olarak işlendiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 03.08.2015 tarihli 43543 sayılı yazısında, 2547 sayılı
Yükseköğretim Kurulu’nun 18/b-5 maddesi uyarınca, öğrencilerin kabulü, ders intibakları ve çıkarılmaları ile eğitim-öğretim ve sınavlar konusunda karar verme yetkisinin yükseköğretim kurumlarının ilgili yönetim kurumlarına verildiğinin belirtildiği, başvuranın daha önceki alıp başarılı olduğu ders notları transkriptine işlendiğinden herhangi bir hak kaybı söz konusu olmadığı ve ayrıca herhangi bir hata bulunmamakta olduğu, açıklamaları Kurumumuza bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın:
3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”
3.2. “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42’nci maddesinde; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz…”
3.3. “Yönetmelikler” başlıklı 124’üncü maddesinde “Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. 67 Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir.”
3.4. “Yükseköğretim kurumları” başlıklı 130’uncu maddesinde; “Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur… Üniversiteler ve bunlara bağlı birimler, Devletin gözetimi ve denetimi altında olup, güvenlik hizmetleri Devletçe sağlanır… Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, malî işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim Kuruluna ve üniversitelere
Devletin sağladığı malî kaynakların kullanılması kanunla düzenlenir.”
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”
5. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun:
5.1.“Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu kanunun amacı; yükseköğretimle ilgili amaç ve ilkeleri belirlemek ve bütün yükseköğretim kurumlarının ve üst kuruluşlarının teşkilatlanma, işleyiş, görev, yetki ve sorumlulukları ile eğitim-öğretim, araştırma, yayım, öğretim elemanları, öğrenciler ve diğer personel ile ilgili esasları bir bütünlük içinde düzenlemektir.”
5.2. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu kanun; yükseköğretim üst kuruluşlarını, bütün yükseköğretim kurumlarını, bağlı birimlerini ve bunlarla ilgili faaliyet ve esasları kapsar.”
5.3. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde; “…d) Üniversite: Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur…”
5.4.“Yükseköğretim Kurulunun görevleri” başlıklı 7 inci maddesinin (e ) fıkrasında; Yükseköğretim kurumlarında eğitim – öğretim programlarının asgari ders saatlerini ve sürelerini, öğrencilerin yatay ve dikey geçişleriyle ve yüksekokul mezunlarının bir üst düzeyde öğrenim yapmalarına ilişkin esasları
Üniversitelerarası Kurulun da görüşlerini alarak tespit etmek,”
5.5. “Senato” başlıklı 14’üncü maddesinde; “…b. Görevleri: Senato, üniversitenin akademik organı olup aşağıdaki görevleri yapar: (1) Üniversitenin eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetlerinin esasları hakkında karar almak, (2) Üniversitenin bütününü ilgilendiren kanun ve yönetmelik taslaklarını hazırlamak veya görüş bildirmek, (3) Rektörün onayından sonra Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girecek olan üniversite veya üniversitenin birimleri ile ilgili yönetmelikleri hazırlamak, (4)
Üniversitenin yıllık eğitim öğretim programını ve takvimini inceleyerek karara bağlamak, … (8) Bu kanunla kendisine verilen diğer görevleri yapmaktır.”
5.6. “Fakülte Yönetim Kurulu” başlıklı 18’inci maddesinde; “… b. Görevleri: Fakülte yönetim kurulu, idari faaliyetlerde dekana yardımcı bir organ olup aşağıdaki görevleri yapar: (1) Fakülte kurulunun kararları ile tespit ettiği esasların uygulanmasında dekana yardım etmek, (2) Fakültenin eğitim-öğretim, plan ve programları ile takvimin uygulanmasını sağlamak, (3) Fakültenin yatırım, program ve bütçe tasarısını hazırlamak, (4) Dekanın fakülte yönetimi ile ilgili getireceği bütün işlerde karar almak, (5)
Öğrencilerin kabulü, ders intibakları ve çıkarılmaları ile eğitim – öğretim ve sınavlara ait işlemleri hakkında karar vermek, (6) Bu kanunla verilen diğer görevleri yapmaktır.”
5.7. “Lisans düzeyinde öğretim” kenar başlıklı 43’üncü maddesinde; “Yükseköğretim, harca tabi olup bu kanunda belirlenen amaç ve ana ilkelere göre aşağıdaki şekilde düzenlenir. a. Yükseköğretim kurumlarında, kuruluş özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre yapılan eğitim – öğretim ve buna dayalı olarak verilen diplomalarla ilgili esaslar her üniversitece hazırlanacak öğretim ve sınav yönetmeliğinde belirtilir.”
5.8. “Diploma alma, ders kredilerinin hesaplanması, öğrencilik haklarından yararlanma ve sınavlar” başlıklı 44’üncü maddesinde; “b. Yükseköğretim kurumlarında, öğretim faaliyetlerinin üç dönemi
aşmamak üzere yıl içinde kaç döneme ayrılarak sürdürüleceği; her bir dönemde alınması gereken asgari ve azami kredi miktarları; her bir diploma programının diplomayı almayı hak eden kişiye kazandıracağı bilgi, beceri ve yetkinliklerin neler olacağı ve bunların ölçme ve değerlendirmelerinin nasıl yapılacağı; hazırlık sınıfı veya başka yollarla yabancı dil yeterliliğinin nasıl kazandırılacağı ve yabancı dil bilgi düzeyinin nasıl ölçüleceği; kayıt, devam, uygulama, tez ve teorik ders içerikleri, ön şartlı dersler, sınav çeşitleri ve bunların ders başarı notuna katkısı; öğrencilerin mezuniyet sonrası istihdamına ilişkin olarak bilgi, görüş ve tecrübelerine ihtiyaç duyulan kişileri ifade eden dış paydaşların diploma programlarına ilişkin değerlendirmelerinin alınması; diğer yurt içi ve yurt dışı yükseköğretim kurumlarından alınan derslerin kredilerinin intibakının sağlanması; ilgili programın tamamlanmasına yönelik önceden kazanılmış yeterliliklerin tanınması; farklı diploma programlarından bazı derslerin alınmasıyla yandal veya çift anadal yapılması; diploma alınabilmesi için, uygulama, teorik, uzaktan veya açıköğretim özellikleri ile (…)(2) (…)(3) eğitim öğretimin devamına ilişkin diğer hususlar, Yükseköğretim Kurulunun bu konularda belirlediği temel ilkelere uygun olarak yükseköğretim kurumları senatoları tarafından belirlenir.”
6.Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift
Anadal, Yan Dal İle Kurumlararası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik’in; “Kurumlar arası yatay geçiş” kenar başlıklı 11’inci maddesinin 10’uncu fıkrasında; “(10)
(Değişik:RG-18/3/2016-29657) Yatay geçişle gelen öğrencilerin önceki diploma programından aldığı ve başarılı olduğu derslerin intibakının yapılarak, bu derslere ilişkin daha önce alınan notlar transkripte işlenir ve not ortalamasına eklenir.”
7. 23 Ekim 2018 Salı tarihli 30574 sayılı Resmî Gazetede Yayımlanan İstanbul Üniversitesi Açık Ve
Uzaktan Eğitim Fakültesi Eğitim Öğretim Ve Sınav Yönetmeliği’nin;
7.1. “Ders muafiyeti” kenar başlıklı 15 inci maddesinde; “ (1) Ders muafiyeti; Türk Dili, Yabancı
Dil, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersleri için uygulanır, daha önce öğrenim görülen yükseköğretim programlarında alınıp başarılı olunan diğer dersler için muafiyet talebinde bulunulamaz. (2) Daha önce herhangi bir yükseköğretim kurumundan mezun olup önlisans veya lisans diplomasına sahip olanlar Türk
Dili, Yabancı Dil ile Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi derslerinden muaf sayılır. (3) Herhangi bir yükseköğretim programına devam eden ve Türk Dili, Yabancı Dil ile Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi derslerinden başarılı olan öğrencilerin muafiyet işlemleri Dekanlıkça belirlenen tarihler arasında öğrenci talepleri doğrultusunda Yönetim Kurulu Kararı ile gerçekleştirilir. (4) Muafiyet işlemi AUZEF’e kayıt olunan ilk eğitim-öğretim döneminde yapılır, sonraki dönemlerde muafiyet talebinde bulunulamaz.”
7.2. “ANO, AGNO ve ders tekrarı” kenar başlıklı 24 üncü maddesinde; “(1) ANO ve AGNO Senato tarafından belirlenen esaslara göre hesaplanır. (2) Başarı notları (G) ile takdir edilen dersler ile muaf (M)
olunan dersler, not ortalamaları hesabına katılmaz. (3) AGNO hesabında, tekrar edilen dersler için en son hesaplanan başarı notu dikkate alınır. (4) Programdan çıkarılan derslerin yerine öğrencinin hangi dersi/dersleri alacağı, Fakülte Kurulunun kararı ve Senatonun onayı ile belirlenir.”
8. 23/9/2016 tarih ve 29836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve şikayetçinin kayıt yaptırdığı 2017 yılında yürürlükte olan İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi
Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nin
8.1. “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde (1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Açık öğretim: Kitlesel eğitime yönelik olarak yürütülen programlardaki öğretimi, b) AGNO: Ağırlıklı Genel Not Ortalamasını, c)
AKTS kredisi: Avrupa Kredi Transfer Sistemine karşılık gelen krediyi, ç) ANO: Ağırlıklı Not Ortalamasını ifade eder.”
8.2. “Ders muafiyeti” başlıklı 15’inci maddesinde “(1) Daha önce devam edilen aynı düzeydeki herhangi bir diploma programında başarılı olunan eş değer dersler için ders muafiyeti talep edilebilir.
Muafiyet talebinin, öğrenci tarafından Dekanlıkça ilan edilen tarihler içinde yapılması gerekir. Muafiyet talepleri, Fakülte Yönetim Kurulunca değerlendirilir. (2) Birinci fıkra hükümlerine göre muafiyet tanınan dersler ikinci kez alınamaz. (3) AUZEF’te okunacak herhangi bir programdan diploma alabilmek için toplam AKTS’nin en az %50’sinin AUZEF programından alınması gerekir. (4) Daha önce herhangi bir yükseköğretim kurumundan mezun olup ön lisans veya lisans diplomasına sahip olanlar için ortak zorunlu ders muafiyet işlemleri aşağıdaki gibidir: a) İkinci üniversite kapsamında kayıt yaptıran öğrencilerin muafiyetleri herhangi bir talebe bağlı olmadan Dekanlıkça yapılır. b) ÖSYM (Ölçme, Seçme ve Yerleştirme
Merkezi) tarafından merkezi yerleştirme yolu ile kayıt yaptıran öğrencilerin muafiyet işlemleri, yazılı taleplerine bağlı olarak Dekanlıkça belirlenecek tarihler arasında ve Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile gerçekleştirilir.”
8.3. “ANO, AGNO ve ders tekrarı” başlıklı 24’üncü maddesinde “(1) ANO ve AGNO Senato tarafından belirlenen esaslara göre hesaplanır. (2) Başarı notları (G) ile takdir edilen dersler ile muaf (M)
olunan dersler, not ortalamaları hesabına katılmaz. (3) AGNO hesabında, tekrar edilen dersler için en son hesaplanan başarı notu dikkate alınır. (4) Programdan çıkarılan derslerin yerine öğrencinin hangi dersi/dersleri alacağı, Fakülte Kurulunun kararı ve Senatonun onayı ile belirlenir.” düzenlemelerine yer verilmektedir.
9. Ülkemizin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin anayasal konularda danışma organı olarak görev yapan, Konsey bünyesinde “bağımsız düşünce kuruluşu” gibi çalışan, Türkiye’nin 1990 yılında kuruluşundan bu yana üyesi olduğu, resmi adı “Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu” olmakla birlikte genel kurul toplantılarının Venedik’te yapılması nedeniyle Venedik Komisyonu olarak tanınan komisyonun 11-12/03/2016 tarihli 106’ncı genel kurul toplantısında kabul edilen “Hukuk Devleti Kontrol
Listesi”nin
“(a) Kanunilik” “1- Hukukun Üstünlüğü” başlıklı bölümünde “Düzenleyici işlemler, kanun tarafından gerekli görüldüğü durumlarda, gecikme olmaksızın kabul edilmekte midir?” sorusuna yer verilmiş, 46’ncı maddede “Hukuk sadece Anayasayı, uluslararası hukuku, yazılı kanunlar ve yönetmelikleri değil, aynı zamanda bağlayıcı doğası olan teamül hukuku kuralları gibi, uygun olduğunda, hakimin yarattığı hukuku da kapsamaktadır. Hukuk erişilebilir ve öngörülebilir olmalıdır.”
(b) “Hukuki Belirlilik-3. Kanunların öngörülebilirliği” başlıklı bölümde yer alan 58’inci maddede
“Öngörülebilirlik sadece kanunun uygulanışının önceden beyan edilmiş ve etkilerinin öngörülebilir olması ile sınırlı değildir; aynı zamanda hukuk, öznelerin hukuka uygun şekilde davranışlarını yerine getirmesine olanak verecek şekilde yeterli bir kesinlik ve açıklıkta olmalıdır.”; 59’uncu maddede “Gerekli öngörülebilirlik derecesi kanunun türüne bağlıdır. Özellikle öngörülebilirlik ceza kanunları için çok önemlidir. Olası tehlikelere karşı alınan tedbirlerin önemi giderek artmaktadır; değişen teknolojinin bir sonucu olarak çoğalan riskler nedeniyle bu meşru bir değişimdir. Ancak, risk hukuku gibi, kanunlarda önleyici bir yaklaşımın uygulandığı alanlarda, devlet müdahalesinin ön koşulları daha geniş ve belirsiz bir şekilde tasarlanmaktadır; ama hukuk devletine göre, öngörülebilirlik arka plana konulamaz.”
Aynı bölümün “4. Hukukun İstikrarlı ve Tutarlı Olması” alt başlığı altında yer alan 60’ıncı maddede
“Yasama ve yürütmenin faaliyetlerinin istikrarlı ve tutarlı olması bireylerin ilerideki faaliyetlerini
planlayabilmesine olanak sağlar. Ancak, tutarlılık kendi başına yeterli değildir; hukuk aynı zamanda değişikliklere uyum sağlayabilecek şekilde olmalıdır. Hukuk değişebilir; ancak bu değişim meşru beklentileri olumsuz etkilemeyecek şekilde, toplumsal tartışma ve bilgilendirme yöntemleri kullanılarak oluşturulmalıdır.”
“(c) Yetkinin Kötüye Kullanılmasının Önlenmesi” başlıklı bölümde yer alan 65’inci maddede “Yürütmenin kontrolsüz bir şekilde takdir yetkisine sahip olması hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Sonuç olarak, kanun yetkinin kötüye kullanımı önlemek amacıyla, takdir yetkisinin kapsamını düzenlemelidir.”; 66’ncı maddede “Takdir yetkisinin kötüye kullanımı yargı ve diğer bağımsız organlar tarafından denetlenmelidir.
Mevcut başvuru yolları net ve kolayca ulaşılabilir olmalıdır.”; 67’nci maddede “Kamu denetçisi veya çekişmesiz yargı organlarına erişim de uygun olabilir.”; 68’inci maddede “Gerekçelendirme yükümlülüğü idari işlemler açısından da uygulanabilmelidir.”
(d) “Hukuk Önünde Eşitlik ve Ayrımcılık Yasağı” başlıklı bölümde yer alan 70’inci maddede “Kanunlar eşitlik ilkesine uygun olmalıdır: benzer durumlara eşit bir şekilde, farklı durumlara farklı bir şekilde yaklaşmalı ve herhangi bir ayrımcılığa yol açabilecek potansiyelde olan nedenlere karşı eşitliği sağlayacak hukuki güvenceyi sağlamalıdır.”; 73’üncü maddesinde “Hukuk devleti evrensel olarak herkesin hukuka tabi olmasını gerekli kılar. Hukuk devleti ilkesi, kanunların eşit ve sürekli bir şekilde uygulanması anlamına gelir. Ancak eşitlik şekli bir koşul değildir, kanun düzenlemeleri uygulamada da eşit muameleye yol açabilmelidir. Bu sonuca ulaşabilmek için farklı muamelelerin yapılması kabul edilebilir ve hatta gerekli olabilir. Örneğin, pozitif ayrımcılık kısıtlı koşullarda eşitliği önemli ölçüde sağlayabilecek ve böylelikle geçmişteki dezavantajlar veya dışlanmaların ortadan kaldırılmasını sağlayacak bir yöntem oluşturabilir.” düzenlemelerine yer verildiği görülmüştür.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun başvuranın muaf olduğu derslerin notlarının genel not ortalamasına dahil edilmemesine ilişkin kısmının reddi ile şikayet muhatabı idarece yürürlüğe konulan yönetmeliğin Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans
Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal İle Kurumlararası Kredi Transferi
Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik’e uygun hale getirilmesi hususunda idareye tavsiyede bulunulmasına ilişkin öneri Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11. Başvuran, 2017-2021 yılları arasında İstanbul Üniversitesi AUZEF Kamu Yönetimi bölümünde öğrenim gördüğünü, AUZEF öğrenimi sırasında, AUZEF birinci sınıf ortak dersler kapsamındaki Türk Dili
I, Türk Dili II, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarih I, ve Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarih II derslerinden, daha önceki İTÜ lisans öğrenimi nedeniyle 2017 yılında ilk kayıt sırasında yaptığı muafiyet başvurusu neticesinde muaf tutulduğunu, bunula birlikte,https://cdn.istanbul.edu.tr/FileHandler2.ashx?f=yonetmelik.pdf adresinde yer alan AUZEF Eğitim
Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nin 15(2). ve 24(2). maddeleri uyarınca muafiyet alınan derslerin muaf (M)
olarak değerlendirilmesi ve not ortalamaları hesabına katılmaması gerekirken, (M) notu verilerek muaf tutulan derslerinin ortalamaya dahil edildiğini belirterek muaf olunan dersler ortalamaya katılmaksızın mezuniyet notunun tekrar hesaplanmasını talep etmiştir.
12. Başvuruya konu edilen İstanbul Üniversitesi ise; başvuranın 2017 yılında kayıt olduğu ve muafiyet işlemlerinin gerçekleştirildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın 18.07.2014 tarihli 43027 sayılı yazısına istinaden derslerin muafiyetlerinin, notları transkriptlerinde gösterilerek genel ağırlıklı ortalama hesabında değerlendirilmeye alınacak şekilde gerçekleştirildiği, 2018 yılından itibaren ortak ders muafiyetleri YÖKSİS üzerinden otomatik olarak alındığı ve AUZEF Eğitim Öğretim ve Sınav
Yönetmeliği’ne uygun şekilde öğrencilerin transkriptlerine muaf (M) olarak işlendiği, başvuranın daha önceki alıp başarılı olduğu ders notları transkriptine işlendiğinden herhangi bir hak kaybı söz konusu olmadığı ve ayrıca herhangi bir hata bulunmamakta olduğu açıklamalarında bulunmuştur.
13. Üniversitelerce açık ve uzaktan eğitim programlarını hayata geçirilmek suretiyle çeşitli uzmanlık alanlarından, daha fazla sayıda insanın farklı lisans alanlarında eğitim görme olanağına kavuşmalarına vesile olmuştur. Bu kapsamda, daha önce görülen lisans öğreniminde başarılı olunan kimi dersler, sonraki öğrenimde denk kabul edilerek tekrarlanmamaktadır. “İkinci Üniversite” öğreniminde ders denkliği olarak da tanımlanabilecek muafiyet, yatay geçiş, dikey geçiş ya da çift ana dal, yan dal uygulamalarından farklı olarak ders intibakını gerektirmemektedir. Açık ve uzaktan eğitim programlarını uygulayan üniversitelerce akademik özerklik kapsamında düzenleyici işlemlerle belirlenen sınırlı sayıdaki dersten ikinci üniversite öğreniminde sorumlu olmamayı sonuçlamaktadır.
14. Açık ve uzaktan eğitim programlarından yararlanan çok sayıda öğrenci olması ve 2018 yılından itibaren YÖKSİS vesilesiyle muaf olunan derslerin not ortalamasına yansıtılması hususunda farklı bir uygulamanın başlatıldığının idarece beyan edilmesi karşısında hukuk devletinin önemli ilkeleri olan
“öngörülebilirlik”, “hukuki belirlilik”, “hukuk önünde eşitlik ve ayrımcılık yasağı” ilkelerinin hayata geçirilebilmesi bakımından düzenleyici işlemlerin nelerden ibaret olduğunun ve hangi düzenleyici işlemin uygulama alanı bulacağının tespit edilmesi önem taşımaktadır.
15. Bilimsel özerklikleri Anayasal güvence altında bulunan üniversiteler, kamu tüzel kişiliğini haiz olduklarından yine Anayasa uyarınca yönetmelik adıyla düzenleyici idari işlemler tesis edebilecekleri gibi adsız düzenleyici işlemlerle de genel, soyut, gayri şahsi nitelikte kural koyabilirler.
16. Genel olarak idarelerin, özelde de üniversitelerin genel düzenleyici işlem tesis etme yetki ve sorumluluğu meselesinin hukuk doktrininde de hukuk devleti ilkesi bahsi içinde irdelendiği görülmektedir.
16.1. “İdare, bireysel işlem yapma yetkisine sahip olduğu yerde düzenleme yetkisine de sahiptir. Zira idarenin bireysel işlem yapma yetkisinin olduğu yerde genellikle “takdir yetkisi” de vardır. Çünkü bütün bireysel işlemlerin “bağlı yetki”ye tabi olduğu düşünülemez. Eğer idare bir bireysel işlem konusunda takdir yetkisine sahip ise, yani o işlemi yapıp yapmamakta veya yapacaksa o işlemin içeriğini tespit etmekte serbest ise o konuda düzenleme yetkisine de kaçınılmaz olarak sahiptir.”
“Kanunların yürütme organına takdir yetkisi içinde bazı sübjektif işlemler yapma yetkisi verdiğini, yani bu kanunu takdir yetkisi içinde uygulamak, kaynağını ondan alarak yeni hükümler tesis etmek imkanını verdiğini kabul edelim. İdare yetkisini daha önce bir tüzük ve yönetmelik ile düzenleyecek olursa, bu onun, takdir yetkisini somut bir olayda değil, benzer olaylarda eşit şekilde uygulamak üzere baştan tespit etmesinden başka bir şey değildir. Yani idarenin düzenleyici işlemlerinde sübjektif işlemlerinde bulunandan daha fazla bir şey bulunmaz.” (Turan Güneş, Türk Pozitif Hukukunda Yürütme Organının
Düzenleyici İşlemleri, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 1965, s.83-88)
16.2. “Hukuk devleti ilkesinin idare bakımından gereklerinden bir tanesi de “idari faaliyetlerin belirliliği ilkesi”dir. Hukuk devletinde idarenin eylem ve işlemlerinin idare edilenler tarafından önceden tahmin
edilebilir olması gerekmektedir. İdare takdir yetkisine sahip olduğu alanlarda dahi tam bir serbestiye sahip değildir. İdare bu yetkisini tüzük ve yönetmelik gibi genel kurallarla düzenlemek ve bu düzenlemelere uymak zorundadır. Buna “düzenli idare ilkesi” denir. Keza yine idari faaliyetlerin belirliliği ilkesi nedeniyle idarenin istikrar kazanmış uygulamalarından vazgeçmemesi gerekmektedir.” (Kemal Gözler, İdare Hukuku
Cilt 1, Ekin Basım Yayın Dağıtım, 2009, s.126)
“İdarenin düzenleyici işlem yapma yetkisine kısaca “düzenleme yetkisi” denir. O halde düzenleme yetkisi, idarenin genel ve kişilik dışı idari işlemler yapma yetkisi olarak tanımlanabilir. Düzenleme yetkisi, anayasa, kanunlar yahut kanun koyucunun her konuyu düzenleme imkansızlığı, kamu hizmetinin iyi işlemesi, kamu düzeninin sağlanması, takdir yetkisinin objektifleştirilmesi ihtiyacı olarak tanımlanabilecek eşyanın tabiatından kaynaklanabilir. (Kemal Gözler, İdare Hukuku Cilt 1, Ekin Basım Yayın Dağıtım, 2009, s.11551156)
16.3. “Hangi idari merciin hangi koşullarda hangi yetkileri kullanacağını, ne tür işlemler tesis edebileceğinin bireylerce önceden öngörülebilir olmasının ve böylelikle kişiler açısından güvenceli bir hukuk sisteminin oluşturulmasının hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri olduğu kabul edilmektedir.” (Emre Akbulut, Türk İdare Hukukunda Kanuni İdare İlkesi, Beta Basım A.Ş., 2013, s. 15)
17. İdare hukuku açısından belirlilik ilkesinin öneminin yüksek yargı organlarının kararlarında da vurgulandığı görülmektedir.
17.1 “Anayasanın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir. Bu ilkeye
göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir.”(Anayasa Mahkemesi, 17/04/2008 E:2005/5, K:2008/93, Kararlar Bilgi Bankası, www.anayasa.gov.tr.)
17.2. “Anayasanın 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde; insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir,” hükmüne yer verilmektedir.
Hukuk devleti, insan haklarına saygılı ve bu haklan koruyucu adaletli bir hukuk düzeni kuran bunu sürdürmekte kendini yükümlü sayan bütün eylem ve işlemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir. Hukuk devleti ilkesi; devletin tüm organlarının üstünde hukukun mutlak egemenliğinin bulunmasını, yasa koyucunun da her zaman Anayasa ve Hukukun üstün kuralları ile kendisini bağlı saymasını gerektirir. Bu bağlamda yasa koyucunun yasal düzenlemelerin yapılması sırasında yaparken ki takdir yetkisi, sınırsız ve keyfi olmayıp, hukuk devleti ilkeleriyle sınırlıdır.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (Anayasa
Mahkemesi 26.12.2013 gün ve E.2013/67, K2013/164) Hukuk devletinin unsurları, doktorinde de
belirlenmiş olup, bunlardan konuyla ilgili iki tanesi “hukuki güvenlik” ve “belirlilik” ilkeleridir. Bireyin devlete güven duyması, ancak hukuki güveliğin sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde mümkün olabilecektir. Anayasada öngörülen temel ve hürriyetlerin kullanılması ve insan haklarının insan hayatına egemen kılması için Devlet, bireylerin hukuka olan inançlarını ve güvenlerini korumakla yükümlüdür.
Doktrinde hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri de şu şekilde sıralanmıştır.
– Devlet faaliyetleri, önceden öngörülebilir, tahmin edilebilir olmalıdır.
– Devlet faaliyeti, önceden hukuk kurallarıyla düzenlenmiştir.
– Hukuk düzeninde mümkün olduğunca hukuki istikrar sağlanmalıdır.
– İdarenin tek yanlı işlem yapma üstünlüğüne karşı, güvece niteliğindeki kurallarla (bireylere katılma, dinleme ve savunma hakkı gibi haklar tanınarak) birey ile idare arasında denge sağlanmalıdır.
– İdare, bireyin haklı beklentilerine uygun davranmalıdır.
– Yasal düzenlemelerde hukuka ve devlete olan güveni zedeleyici hususlardan kaçınılmalıdır.
Devlet kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirilebilmesi için hukuk güvenliğinin sağlandığı bir hukuk devleti yaratmalıdır. (Prof Dr. Bahtiyar Akyılmaz, Prof. Dr. Murat Sezginer, Doç. Dr. Cemil Kaya- Türk
İdare Hukuku – Ankara 2009, 5.130.131)
Buna göre ve Anayasa Mahkemesi kararında da ifade edildiği gibi, hukuk devletinin unsurlarından olan
“hukuki güvenlik” ilkesi gereği devlet faaliyetlerinin önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olması gerekmekte olup, takdir yetkisini zorlayan ve keyfiliğe yol açacak kurallara yer vermemelidir. “Belirlilik” ilkesinin gereği ise, maddi hukuk ve usul kurallarının önceden öngörülebilir bir açıklıkta ve kişilerin haklı beklentilerini bariz şekilde bertaraf etmeyecek düzenlemeler yapılmasını gerektirir. Aksi takdirde, verilen yetkilerin sınırlan belirsiz olup takdir keyfiliğe dönüşmesine neden olur ve yasanın verdiği ucu açık yetki kullanımıyla tesis edilen işlemlerin hukuki denetimi de yasa engeli sebebiyle gereği gibi yapılamaz.” (Anayasa Mahkemesi, 14/10/2015 E:2015/94, K:2016/27, Kararlar Bilgi Bankası, www.anayasa.gov.tr.)
17.3. “Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti”nin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu bir takım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu, kanundan öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Kişiler ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörüp davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk güvenliği, kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde Devlete güven duyabilmesini, Devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (Danıştay Sekizinci Daire, 30/09/2020 E: 2015/2348, K: 2020/3938, Kararlar Bilgi Bankası, www.danistay.gov.tr)
17.4. “Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri olarak belirtilen hukuk devletinin temel ilkeleri arasında “hukuki güvenlik” ve “belirlilik” ilkeleri yer almaktadır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm
eylem ve işlemlerinde Devlete güven duyabilmesini, Devletin de yaptığı düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Hukuki güvenlik ve hukuki istikrar kişilerin gelecekle ilgili plan, düşünce ve kararlarında, var olan hukuk kurallarına güvenerek hareket etmelerinin hukuken korunmasına dayanak teşkil eder.
Anayasanın 124. maddesi gereği idarelerin, düzenleme yetkisine sahip olduğu alanlarda, eski hukuki durum çerçevesinde, hak kayıplarını önleyici düzenleme yapması da gerekmektedir. Bu sayede; hukuk devleti olmanın gereği olarak üstün kamu yararı ihlal edilmeden, kişilerin hukuki güvenliği korunmakla birlikte, idari istikrar da sağlanmaktadır. (Danıştay Sekizinci Daire, 22/04/2021 E: 2019/6974, K: 2021/2479, Kararlar Bilgi Bankası, www.danistay.gov.tr)
18. Başvuru konusu somut uyuşmazlık, 1997 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar
Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra 2017 yılında İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan
Eğitim Fakültesi Kamu Yönetimi bölümüne kayıt yaptırmaya hak kazanan başvuranın, ilk lisans programında başarılı olarak ikinci üniversite kapsamında muaf olduğu Türk Dili I, Türk Dili II, Atatürk
İlkeleri ve İnkılap Tarih I ile Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarih II ders notlarının genel not ortalamasına dahil edilerek transkriptte gösterilmesinden kaynaklanmaktadır.
19. Şikayete konu olan Üniversite, Yükseköğretim Kurulu Eğitim Öğretim Dairesi Başkanlığının Sinop
Üniversitesince yatay geçiş ile gelen öğrencilerin intibakları hususundaki sorusuna cevaben hazırlanan 18/07/2014 tarihli ve 43027 sayılı, “Bir önceki öğrenimde alınan notların transkripte işlenmesi” konulu yazısında “…Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans Ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal İle Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelikte
Değişiklik yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile 6. maddesi uyarınca; “yatay ve dikey geçişle yükseköğretim programlarına kayıt yaptıran öğrencilerin önceki diploma programlarında alarak başarılı olduğu derslere ilişkin notların genel ağırlıklı ortalama hesabında değerlendirmeye alınması gerektiği; daha önce bir yükseköğretim programından mezun olan veya daha önce bir yükseköğretim programına kayıt yaptırarak eğitimini tamamlamış olanlara da almış ve başarılı oldukları dersler için muafiyet hakkı verildiği belirtilerek bu durumdaki muafiyet verilen derslerin de notlarının kayıtlı oldukları programlarında gösterilmesi gerektiği ve genel ağırlıklı ortalama hesabında değerlendirmeye alınmasına karar verildiği” şeklindeki ifadelere dayalı olarak başvuranın ikinci üniversite öğreniminde muaf olduğu derslerden ilk lisans öğreniminde aldığı notların ortalamaya dahil edildiğini beyan etmektedir.
20. Devletin hukuk devleti olarak nitelenebilmesi, en temel koşul olan belirliliğin sağlanması ile mümkündür. Hukuki belirlilik, devleti keyfilikten uzaklaştırarak eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına riayet edilmesini sağlar. Belirliliğin sağlanmasının en temel aracı ise düzenleme yetkisidir. Bu kapsamda, somut uyuşmazlıkta başvuranın ikinci üniversite öğreniminde muaf olduğu derslerden ilk lisans öğreniminde aldığı notların ortalamaya dahil edilip edilmeyeceği hususunun düzenleyici işlemler temel alınarak karara bağlanması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.
21. Anayasa’da düzenlenen bilimsel özerklik kapsamında 2547 sayılı Kanunu’nun 14’üncü maddesi uyarınca Üniversite Senatosu tarafından hazırlanarak 23/9/2016 tarih ve 29836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve başvuranın kayıt yaptırdığı 2017 yılında yürürlükte olan İstanbul Üniversitesi Açık ve
Uzaktan Eğitim Fakültesi Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nin 24’üncü maddesinin ikinci fıkrasında ve 23/10/2018 tarih ve 30574 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve başvuranın mezun olduğu
2021 tarihinde yürürlükte olan İstanbul Üniversitesi Açık Ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Eğitim Öğretim Ve
Sınav Yönetmeliği’nin 24’üncü maddesinin ikinci fıkrasında “muaf (M) olunan dersler, not ortalamaları hesabına katılmaz.” düzenlemesi bulunmaktadır.
22. Söz konusu düzenlemenin varlığı karşısında, başvuranın yatay geçiş, dikey geçiş, çift ana dal ya da yan dal programı öğrencisi olmaması, bir lisans bölümünden mezun olduktan sonra ikinci lisans bölümüne kayıt yaptırmış olması nedeniyle muaf olunan derslerin notlarının ortalamaya katılması hususunda
Yükseköğretim Kurulu Eğitim ve Öğretim Dairesi Başkanlığı’nın yorumu doğrultusunda “Yükseköğretim
Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal İle
Kurumlararası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik” düzenlemelerinin somut olaya uygulanamayacağı kanaati oluşmuştur.
23. Sonuç itibariyle, üniversitece belirlenerek muafiyet kazanılan sınırlı sayıdaki dersin transkriptte (M)
harfi ile gösterilerek not ortalaması hesabına katılmaması yönündeki İstanbul Üniversitesi Açık Ve Uzaktan
Eğitim Fakültesi Eğitim Öğretim Ve Sınav Yönetmeliği düzenlemesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle ikinci üniversite öğrenimi kapsamında başvuranın muaf olduğu derslerin not ortalamasına katılması uygulamasının hukuka uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
24. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; idarenin, başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini de göstermediği, bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Başvurunun KABULÜ ile;
İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nin 24’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuranın muaf olduğu Türk Dili I, Türk Dili II, Atatürk İlkeleri ve
İnkılap Tarih I ile Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarih II ders notlarının transkriptte (M) harfi ile gösterilmesi ve genel not ortalamasına dahil edilmemesi hususunda İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İSTANBUL
ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın, BAŞVURAN ile İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye
Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi