ÖZET: Sayıştay kararında, vekalet ücreti ödemeleri ile ilgili olarak muhasebe yetkilisinin sorumluluğu incelenmiştir. 5018 sayılı Kanunun 61. maddesi gereği, muhasebe yetkilisi, ödeme emri belgeleri ekindeki maaş bordrolarındaki imza eksikliklerinden sorumlu tutulmuştur. Ancak, yapılan inceleme sonucunda, İlama konu ödemelerin kamu zararı oluşturmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle, muhasebe yetkilisinin, bu ödemelerle ilgili kamu zararından sorumluluğu bulunmamaktadır.

Kararda, vekalet ücreti ödemeleri sonucunda kamu zararı oluşmadığı için, ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan diğer görevlilerin de sorumluluğu olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durum, muhasebe yetkilisinin imza eksikliğinden kaynaklanan sorumluluğunun, vekalet ücreti ödemelerinin mevzuata uygunluğu ile bağlantılı olmadığı anlamına gelmektedir. Sonuç olarak, Sayıştay, kamu zararının oluşmadığı gerekçesiyle ilgili sorumlulukların yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Kamu İdaresi Türü Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı 2017
Dairesi 5
Karar No 45326
İlam No 48314
Tutanak Tarihi 7.10.2020
Kararın Konusu Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

5.

KONU: Vekalet ücreti ödenmesi

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

153 sayılı İlamın 5 inci maddesinde tazmin hükmü, boş bulunan temizlik işleri müdürlüğü kadrosuna 657 sy Kanunun 86 ncı maddesine göre yapılan atamada vekaleten atanan personelin asilde aranan şartları taşımamasına rağmen bu kişiye vekalet ücreti ödenmesi sonucu … TL kamu zararı oluştuğu gerekçesiyle verilmiştir.

Sorumluluk yönünden inceleme, muhasebe yetkilisinin durumu

153 sayılı İlamın 5 inci maddesinde Muhasebe Yetkilisi …, 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi gerekçesiyle sorumlu tutulmuştur.

İlamda ilişikli tutulmuş olan tüm ödeme emri belgelerinde Muhasebe yetkilisi …’ın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumlu tutulmuş olduğu görülmektedir. Muhasebe yetkilisi …’ın kamu zararının tamamından sorumlu tutulmuş olduğu hususu 153 sayılı İlamın 5 inci maddesinin sorumluluk dağıtımıyla ilgili kısmında, yargılamaya esas raporda ve rapor dosyasında yer alan sorgu takımının 4 üncü maddesinde görülmektedir.

5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi hükmünün ilgili kısmı aşağıya alınmıştır:

“… Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;

a) Yetkililerin imzasını,

b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını,

c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,

d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,

Kontrol etmekle yükümlüdür.

Muhasebe yetkilileri, ilgili mevzuatında düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamaz. Yukarıda sayılan konulara ilişkin hata veya eksiklik bulunması halinde ödeme yapamaz. Belgesi eksik veya hatalı olan ödeme emri belgeleri, düzeltilmek veya tamamlanmak üzere en geç bir iş günü içinde gerekçeleriyle birlikte harcama yetkilisine yazılı olarak gönderilir. Hataların düzeltilmesi veya eksikliklerin giderilmesi halinde ödeme işlemi gerçekleştirilir. …”

İlamda ilişikli tutulan ödeme emri belgeleri incelendiğinde, tüm ödeme emri belgeleri üzerinde harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi ve muhasebe yetkilisi isim ve imzalarının tamam olduğu görülmektedir. Ödeme emri belgelerinin ekinde bulunan memur maaş bordrosu dökümleri ve bordro icmalleri incelendiğinde, bunlar üzerinde düzenleyen, kontrol eden ve onaylayan personel için isim ve imza yeri açıldığı, ancak bu yerlerde isim ve imza bulunmadığı görülmektedir. Zaten Muhasebe Yetkilisi …’ın İlamda sorumlu tutulmuş olmasının nedeni de Ödeme emri belgelerinin üzerindeki değil, ekinde bulunan bordro ve icmaller üzerindeki imzaların eksik olmasıdır.

Dolayısıyla 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi kapsamında muhasebe yetkilisi, ödeme emri belgeleri ekinde yer alan ve vekalet ücreti ödemelerini içeren maaş bordrolarındaki imza eksikliğinden sorumludur.

Ödeme emri belgelerinin eklerindeki imza eksikliklerinden sorumluluğu bulunan muhasebe yetkilisinin, bu ödeme emri belgeleriyle yapılan ödemeler sonucunda kamu zararı oluşmuşsa eğer, oluşan bu kamu zararından sorumluluğu bulunması gerekmektedir.

Ancak aşağıda “esas yönünden inceleme” başlığı altında açıklandığı üzere, İlama konu uygulamada kamu zararı oluşmadığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, İlama konu ödemeler sonucunda kamu zararı oluşmadığından, bu ödemelerdeki imza eksikliklerinden sorumlu olan muhasebe yetkilisinin de kamu zararı konulu sorumluluğu bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Sorumluluk dağıtımı yönünden inceleme

Sorumlu … tarafından gönderilen temyiz dilekçesinde: “İlamın son kısmında kamu zararının dağıtımında maddi hata yapıldığı, sorumlulara müştereken ve müteselsilsen dağıtımı yapılan kamu zararının sorumlulara eksik veya fazla yazıldığı” iddiası yer almaktadır. Bu iddianın 153 sayılı İlamın 5 inci maddesi bakımından yerinde olduğu değerlendirilmektedir.

İlamda kamu zararı dağıtımında hata yapıldığı iddiası karşısında ilişikli ödeme emri belgeleri, sorgu takımının 5 inci maddesi, yargılamaya esas raporun 5 inci maddesi, İlamın kamu zararı tablosu ve İlamda yer alan sorumluluk dağıtımı; kamu zararı tutarı ve sorumlu tutulan harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi ve muhasebe yetkilisi bakımlarından incelenmiştir.

İnceleme sonucunda 10.02.2017 tarih ve 1485 sayılı ÖEB ile ilgili olarak yargılamaya esas rapor ve İlamda … (Temizlik İşleri Müdür Vekili)’ın sorumlu tutulmuş olduğu, ancak ÖEB incelendiğinde ÖEB’de imzası bulunan gerçekleştirme görevlisinin … (İşçi) olduğu görülmektedir. Dolayısıyla 1485 sayılı ÖEB’de hatalı kişinin gerçekleştirme görevlisi olarak sorumlu tutulmuş olduğu görülmektedir.

Dolayısıyla 153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmünde yer alan sorumluluk dağıtımı hatalıdır.

Ancak aşağıda “esas yönünden inceleme” başlığı altında açıklandığı üzere, İlama konu uygulamada kamu zararı oluşmadığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, İlama konu ödemeler sonucunda kamu zararı oluşmadığı için, bu ödemeleri içeren ödeme emri belgeleri üzerinde imzaları bulunan görevlilerin sorumluğu bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Esas yönünden inceleme

153 sayılı İlamın 5 inci maddesiyle ilgili olarak İlamda esas alınan mevzuat hükümleri, 153 sayılı İlamın 3 üncü maddesiyle ilgili olarak yukarıda yer verildiği gibidir. Bu mevzuat hükümlerine burada ayrıca yer verilmemiştir.

İlama konu uygulamada, 1. dereceli tekniker kadrosundaki …’ün 2 yıllık yüksek okul inşaat teknikerliği programı mezunu olduğu, denetim yılı itibarıyla 27 yıllık memuriyet hizmeti bulunduğu, 1. Dereceli Temizlik İşleri Müdürlüğü kadrosuna 09.01.2008 tarihinde, 01.01.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere vekaleten atandığı ve denetim yılı itibarıyla halen bu görevde bulunduğu görülmektedir.

İlamda …’ün vekaleten atandığı temizlik işleri müdürlüğü kadrosuyla ilgili olarak taşıması gerektiği halde taşımadığı hükme bağlanan şartlar şunlardır:

– Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin “görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 7 nci maddesinin 1/a-2 bendi gereği “fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak”,

– Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin “görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 7 nci maddesinin 1/a-3 bendi gereği “Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak”. (Not: Temizlik İşleri Müdürlüğü kadrosu Yönetmeliğe bağlı ek-1 sayılı listede yer almaktadır.)

İlamın 5 inci maddesinde adı geçen kişinin vekaleten atandığı görevin şartlarını taşımaması nedeniyle oluşan kamu zararının tahsili yönünde verilen hükmün gerekçesinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.

Öncelikle, İlamın gerekçesinin dayanağı olan ve taşınmadığı yönünde hüküm verilen her iki koşul da Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte aranan koşullardır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur ki, bu Yönetmelik, 24 üncü maddesi gereği, yayım tarihi olan 04.07.2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İlama konu uygulamada …’ün vekaleten temizlik işleri müdürlüğü kadrosuna atanma tarihi ise 01.01.2008’dir. Yani, …’ün vekaleten müdürlük kadrosuna atanma tarihinde Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik henüz yürürlükte değildi.

2009 yürürlük tarihli Yönetmeliğin “Kazanılmış haklar” kenar başlıklı 22 nci maddesi: “Bu Yönetmelik kapsamında bulunan unvanları, daha önce ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak kazananların ve bu kadrolara atananların hakları saklıdır” hükmünü içermektedir.

2009 yürürlük tarihli Yönetmeliğin “Yürürlükten kaldırılan mevzuat” kenar başlıklı 23 üncü maddesi ise: “2/2/2000 tarihli ve 23952 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır” hükmünü içermektedir.

Bu durumda, İlamın 5 inci maddesine konu uygulamanın mevzuata uygun olup olmadığının incelenmesi 2009 yürürlük tarihli Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine göre değil, 2/2/2000 tarihli ve 23952 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine göre yapılmalıdır.

…’ün vekaleten atanmasının 02.02.2000 yürürlük tarihli İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine göre incelenmesi:

2000 yürürlük tarihli Yönetmelik hükümlerine göre, Temizlik İşleri Müdürlüğü, “hizmet grupları” kenar başlıklı 5 inci maddenin a) yönetim hizmetleri grubu bendinin (1) alt bendinde sayılan diğer unvanlı müdürler kapsamındadır.

Öğrenim düzeyi koşulu:

2000 yürürlük tarihli Yönetmeliğin “öğrenim düzeyi” kenar başlıklı 14 üncü maddesinin (g) bendinde: “Diğer müdürlükler için en az dört yıllık yüksek öğrenimi bitirmiş olmak veya denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak” şartı yer almaktadır. Bununla birlikte, Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesinde: “İhtiyaç duyulan hallerde bu Yönetmelik kapsamında bulunan personelden 18.04.1999 tarihinde görevde bulunanlar için bu Yönetmelikte öngörülen öğrenim düzeyinin bir alt öğrenim düzeyi esas alınabilir” şartı yer almaktadır.

Buna göre, iki yıllık yüksekokul mezunu …’ün öğrenim düzeyi koşulunu sağladığı sonucuna varılmaktadır.

Hizmete ilişkin özel şartlar:

2000 yürürlük tarihli Yönetmelikte yer alan “hizmete ilişkin özel şartlar” kenar başlıklı 15 inci maddenin a)bendinin (1) alt bendinde: “1-4 dereceli kadrolar için 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen süreler kadar … hizmeti olmak” şartı aranmaktadır.

Sayıştay denetimlerinin yürütüldüğü 2017 yılında 27 yıllık hizmeti bulunan …’ün, atanma tarihi olan 01.01.2008 tarihinde, 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinde belirtilen hizmet süresi koşullarını taşıdığı görülmektedir.

Buna göre, 153 sayılı İlamın 5 inci maddesinin esas yönünden incelenmesi sonucunda, İlama konu uygulamanın 2009 yürürlük tarihli Yönetmelik değil, 2000 yürürlük tarihli Yönetmelik hükümlerine göre incelenmesi gerekmektedir. Uygulamanın 2000 yürürlük tarihli Yönetmelik kapsamında incelenmesinde ise asilde aranan öğrenim düzeyi ve hizmete ilişkin özel şartların sağlandığı görüldüğünden, İlama konu vekaleten görevlendirmenin, o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla,

– Ödeme emri belgelerinin eklerindeki imza eksikliklerinden sorumluluğu bulunan muhasebe yetkilisinin, bu ödeme emri belgeleriyle yapılan ödemeler sonucu kamu zararı oluşmuşsa eğer, oluşan bu kamu zararından da sorumluluğu bulunduğuna, ancak yukarıda “esas yönünden inceleme” başlığı altında açıklandığı üzere, İlama konu vekalet ödemeleri sonucunda kamu zararı oluşmadığı anlaşıldığından, bu ödemelerdeki imza eksikliklerinden sorumlu olan muhasebe yetkilisinin de kamu zararı konulu sorumluluğu bulunmadığına (Bu karar yönünde ….Daire Başkanı …, Üyeler …, …, …, … ve …’ın aşağıda yazılı ilave gerekçelerine karşı)

– 153 sayılı İlamın 5 inci maddesine konu olan …’ün Temizlik İşleri Müdürlüğü kadrosuna atanması işleminde 657 sayılı Kanun ve 2000 yürürlük tarihli Yönetmelikte yer alan asilde aranan şartların sağlandığı, bu görevlendirme dolayısıyla adı geçen kişiye yapılan vekalet aylığı ödemelerinin mevzuata uygun olduğu, İlama konu uygulamada kamu zararı oluşmadığı gerekçesiyle, 153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmünün BOZULARAK, yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE (Bu karar yönünde ….Daire Başkanı …’in aşağıda yer alan farklı gerekçesiyle birlikte, Bu karar karşısında Üyeler …, …, …, …, … ve …’ın aşağıda yer alan karşı oy gerekçelerine karşı ve Üye …’ın aşağıda yer alan yargılama usulü yönünden karşı oy gerekçesine karşı), oyçokluğuyla,

Karar verildiği 07.10.2020 tarih ve 48314 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

(….Daire Başkanı …’in esasa ilişkin farklı gerekçesi

153 sayılı İlamın 5 inci maddesinde tazmin hükmü, boş bulunan temizlik işleri müdürlüğü kadrosuna 657 sy Kanunun 86 ncı maddesine göre yapılan atamada vekaleten atanan personelin asilde aranan şartları taşımamasına rağmen bu kişiye vekalet ücreti ödenmesi sonucu kamu zararı oluştuğu gerekçesiyle verilmiştir.

İlama konu uygulamada, 1. dereceli tekniker kadrosundaki …’ün 2 yıllık yüksek okul inşaat teknikerliği programı mezunu olduğu, denetim yılı itibarıyla 27 yıllık memuriyet hizmeti bulunduğu, 1. Dereceli Temizlik İşleri Müdürlüğü kadrosuna 09.01.2008 tarihinde, 01.01.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere vekaleten atandığı görülmektedir. Bu durumda adı geçen kişinin 657 sayılı Kanunda belirtilen, bir göreve asaleten atanmada aranacak şartları taşıdığı görülmektedir. Zaten vekaleten görevlendirilen kişinin de vekalet aylığına hak kazabilmesi için asilde aranan şartları taşıması gerekmektedir.

İlama konu uygulamada kamu zararının bulunduğu ve tahsiline ilişkin hüküm, adı geçen personelin 657 sayılı Kanunda yer alan şartları değil, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 7 nci maddesinin 1/a-2 bendi ve 1/a-3 bendinde öngörülen görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalar için belirtilen özel koşulu taşımadığı gerekçesiyle verilmiştir.

657 sayılı Kanunun vekalet ile ilgili 86, 174 ve 175 inci maddeleri hükümlerine bakıldığında, “görevde yükselme suretiyle vekaleten atanma” müessesesinin bulunmadığı görülmektedir. “Görevde yükselme suretiyle vekaleten atama” Kanunda düzenlenmemiş ve yönetmelik düzeyinde düzenlenmesi de öngörülmemiş olan bir müessesedir.

Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin sebep unsurunu 657 sayılı Kanun teşkil etmekte iken ve Türk hukukunda bir alanın asli olarak yönetmelik ile düzenlenmesi mümkün değil iken, adı geçen Yönetmelikte görevde yükselme suretiyle vekaleten atama müessesesinin oluşturularak buna özel koşullar tespit edildiği görülmektedir.

Bu durumda, vekaleten atanan kişinin 657 sayılı Kanuna göre asilde aranan şartları taşıması yeterli olacaktır. Duruma göre, 2000 yürürlük tarihli Yönetmelik veya 2009 yürürlük tarihli Yönetmelikte belirtilen ilave koşulların sağlandığının aranmaması gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan sebeple, vekaleten atanma konusunda 657 sayılı Kanunda belirtilen koşulları sağlayan …’ün, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte öngörülen görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalar için belirtilen özel koşulları taşımaması sonucu oluşan kamu zararının tahsili yönünde hüküm içeren 153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmünün Kaldırılması gerekmektedir.

Üye …’ın esas yönünden karşı oy gerekçesi

153 sayılı İlamın 5 inci maddesinde kamu zararı oluştuğu ve bu zararın tazmini yönünde verilen hükmün esastan sabit olduğu değerlendirilmektedir.

Ancak 10.02.2017 tarih ve 1485 sayılı ödeme emri belgesiyle ilgili olarak … (Temizlik İşleri Müdür Vekili)’ın değil … (İşçi)’ın sorumlu tutulması gerektiği tespit edilmiştir. Buna göre, İlamda yer alan sorumluluk dağıtımı hatalıdır.

Ayrıca İlamda 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi gerekçesiyle sorumlu tutulmuş olan muhasebe yetkilisinin ödeme emri belgeleri ekinde yer alan ve vekalet ücreti ödemelerini içeren maaş bordrolarındaki imza eksikliğinden sorumluluğu bulunmakla birlikte, bu belgelerdeki imza eksikliği ile vekalet görevi nedeniyle yapılan ödemeler arasında uygun illiyet bağı bulunmaması nedeniyle, muhasebe yetkilisi …’ın İlam hükmünde yer verilen kamu zararından sorumluluğu bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Buna göre, sorumluluk dağıtımının 1485 sayılı ÖEB nedeniyle hata içerdiği ve muhasebe yetkilisi …’ın kamu zararından sorumluluğa iştirakı bulunmadığı gerekçeleriyle, 153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmünün Bozularak, yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın Dairesine Gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

Üyeler … ve …’ın esas yönünden karşı oy gerekçesi

153 sayılı İlamın 5 inci maddesine konu vekaleten atanmada, asilde aranan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 7 nci maddesinin 1/a-2 bendi ve 1/a-3 bendinde öngörülen görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalar için belirtilen özel koşulların sağlanmadığı gerekçesiyle, vekaleten görevlendirilen …’e vekalet aylığı ödenmesi sonucunda kamu zararı oluştuğu ve bu zararın tazmini yönünde verilen hükmün esastan sabit olduğu değerlendirilmektedir.

153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerekmektedir.

Üye …’ın esas yönünden karşı oy gerekçesi

153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmünün, İlamda yer alan gerekçeyle, esastan sabit olduğu değerlendirilmektedir.

Bununla birlikte, 10.02.2017 tarih ve 1485 sayılı ödeme emri belgesiyle ilgili olarak … (Temizlik İşleri Müdür Vekili)’ın değil … (İşçi)’ın sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu bakımdan İlamda yer alan sorumluluk dağıtımı hatalıdır.

Bu itibarla, 153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmü esastan sabit görülmekle birlikte, İlamın sorumluluk dağıtımının 1485 sayılı ödeme emri belgesiyle ilgili olarak gerçek duruma uygun şekilde yeniden yapılması gerektiği gerekçesiyle İlam hükmünün Bozularak, yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın Dairesine Gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

Üye …’in esas yönünden karşı oy gerekçesi

153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmünün, İlamda yer alan gerekçeyle, esastan sabit olduğu değerlendirilmektedir.

Bununla birlikte, İlam hükmünde, vekaleten atama işlemini gerçekleştiren Belediye Başkanı …’un sorumlu tutulmamış olduğu görülmektedir. Ancak İlama konu uygulamada oluşan kamu zararında, vekaleten atamayı gerçekleştiren Belediye Başkanının da sorumluluğa dahil edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, 10.02.2017 tarih ve 1485 sayılı ödeme emri belgesiyle ilgili olarak … (Temizlik İşleri Müdür Vekili)’ın değil … (İşçi)’ın sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu bakımdan İlamda yer alan sorumluluk dağıtımı hatalıdır.

Bu itibarla, 153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmü esastan sabit olmakla birlikte, Belediye Başkanının da sorumluluğa dahil edilmesi ve İlamın sorumluluk dağıtımının 1485 sayılı ödeme emri belgesiyle ilgili olarak gerçek duruma uygun şekilde yeniden yapılması gerektiği gerekçeleriyle İlam hükmünün Bozularak, yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın Dairesine Gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

Üye …’in esas yönünden karşı oy gerekçesi

153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmünün, İlamda yer alan gerekçeyle, esastan sabit olduğu değerlendirilmektedir.

İlamda 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi gereği imza eksikliğinden sorumlu muhasebe yetkilisinin İlama konu vekalet ücreti ödemelerinde oluşan kamu zararından sorumluluğa iştirakı bulunduğu hükmü verilmiştir. Ancak aşağıda “….Daire Başkanı …, Üyeler …, …, …, … ve …’ın muhasebe yetkilisinin sorumluluğu bulunmaması yönünden ilave gerekçeleri” başlığı altında açıklandığı üzere, 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde sorumlulukları belirlenmiş olan muhasebe yetkilisinin, ilama konu uygulamada oluşmuş olan imza eksikliğinden sorumluluğuyla, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine göre yapılan vekaleten atamada atanan kişinin asilde aranan şartları taşımıyor olması nedeniyle bu kişiye vekalet ücreti ödenmemesi gerekirken ödenmiş olması sonucu oluşan kamu zararı arasında uygun illiyet bağı bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, İlama konu uygulamada imza eksikliğinden sorumlu Muhasebe Yetkilisi …’ın, vekalet ücreti ödenmesinde asilde aranan şartları taşımayan personele vekalet ücreti ödenmemesi gerekirken ödenmesi sonucu kamu zararında, imza eksikliği ile asilde aranan şartları taşımayan personele vekalet ücreti ödenmesi arasında uygun illiyet bağı bulunmaması nedeniyle, sorumluluğa iştirakı bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Buna göre, 153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmünün esastan sabit olduğu değerlendirilmekle birlikte, muhasebe yetkilisi …’ın sorumluluğa iştirakı bulunmadığı gerekçesiyle, İlam hükmünün Bozularak, yeniden hüküm tesis edilmesini teminen dosyanın Dairesine Gönderilmesi gerekmektedir.

….Daire Başkanı …, Üyeler …, …, …, … ve …’ın muhasebe yetkilisinin sorumluluğu bulunmaması yönünden ilave gerekçeleri

Kurul tarafından oyçokluğuyla, 153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmünün kamu zararı içermediği değerlendirildiğinden, İlama konu vekalet ücreti ödemelerinde harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri ve muhasebe yetkilisinin sorumluluğu bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bununla birlikte, muhasebe yetkilisinin uygun illiyet bağı bulunmaması yönüyle de kamu zararından sorumluluğa iştirakı yoktur.

Uygun illiyet bağı teorisi, Sayıştay Denetim Yönetmeliğinin 43 üncü maddesi, İlama konu vekaleten görevlendirmenin uygun illiyet bağı teorisi kapsamında incelenmesi konusunda 153 sayılı İlamın 3 üncü maddesiyle ilgili olarak yukarıda “Sorumluluk yönünden ….Daire Başkanı …, Üyeler …, …, …, … ve …’ın karşı oy gerekçeleri” başlığı altında yer alan açıklamalar 153 sayılı İlamın 5 inci maddesi için de geçerlidir. Bu açıklamalara burada ayrıca yer verilmemektedir.

Dolayısıyla, İlama konu uygulamada imza eksikliğinden sorumlu Muhasebe Yetkilisi …’ın, vekalet ücreti ödenmesinde asilde aranan şartları taşımayan personele vekalet ücreti ödenmemesi gerekirken ödenmesi sonucu oluşan kamu zararında, imza eksikliği ile asilde aranan şartları taşımayan personele vekalet ücreti ödenmesi arasında uygun illiyet bağı bulunmaması nedeniyle, sorumluluğa iştirakı bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Buna göre, Kurul tarafından oyçokluğuyla, 153 sayılı İlamın 5 inci maddesi hükmünün kamu zararı içermediği değerlendirildiğinden, İlama konu vekalet ücreti ödemelerinde harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri ve muhasebe yetkilisinin sorumluluğu bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bununla birlikte, muhasebe yetkilisinin uygun illiyet bağı bulunmaması yönüyle de kamu zararından sorumluluğa iştirakı yoktur.

Üye …’ın yargılama usulü yönünden karşı oy gerekçesi

Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular olağan kanun yolu olarak temyiz ve karar düzeltme, olağanüstü kanun yolu olarak ise yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanunun, Temyiz başlıklı 55. Maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.

Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dahil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk Hukuk Sisteminde Temyiz İncelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 Sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.

İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.

Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında kaldırma seçeneği ortadan kalkmaktadır. Bu durumda, diğer temyiz mercilerinde olduğu gibi ilk derece mahkemesince verilmiş olan kararın olduğu gibi veya düzelterek tasdiki veya bozulması seçenekleri arasında sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.

Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılamaz. Açıklanan nedenlerle müzakerelere devam edilerek kaldırma kararı dışındaki seçenekler üzerinde görüşme yapılmalı, tasdik veya bozma kararları oylanmalıdır.)

İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR:
Peki, sorulan sorunun cevabı budur.