|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, mükerrer kadastro tespitinin iptali istemine ilişkin bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, Korkuteli ilçesindeki taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında mükerrer olarak tespit edildiğini ve bu durumun 6831 sayılı Orman Kanunu’na aykırı olduğunu iddia ederek iptal talebinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, yapılan kadastro çalışmaları sırasında mükerrer tespitlerin hükümsüz sayılması gerektiğine hükmederek davayı kabul etmiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay, mahkemece yapılan keşiflerin usul ve kanuna uygun olmadığını belirterek, kadastro çalışmaları ve ilgili belgelerin yeniden incelenmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu bağlamda, orman kadastro teknik izahnameleri ve yönetmeliklere uygun olarak yeni bir keşif yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını onayarak, temyiz edilen kararın usul ve kanuna uygun olduğunu belirtmiş ve davalı Hazine’nin temyiz dilekçesindeki itirazların kararın bozulmasını gerektirmediğine hükmetmiştir. Bu durum, kadastro işlemlerinin hukuki geçerliliği ve mükerrer tespitlerin iptali konusundaki hukuki çerçeveyi netleştirmiştir. |
8. Hukuk Dairesi 2022/3622 E. , 2024/5425 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki mükerrer kadastro tespitinin iptali istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmazın bulunduğu … Köyünde orman kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde uygulamaları 1991 yılında yapılıp 26.07.1993 tarihinde ilan edilerek itiraz edilmemesi üzerine kesinleşmiştir. … Köyünde ise 1994 yılında yapılıp 06.04.1995 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Korkuteli ilçesi … Köyünde 1994 yılında 33 nolu orman kadastro komisyonu tarafından 6831 sayılı Kanun’un 3302 sayılı Kanun’la Değişik hükümlerine göre orman kadastrosu ve 2/B uygulaması tamamlanıp 06.04.1995 yılında ilan edilerek kesinleştiğini, … Köyü ile müşterek sınırı olan … Köyünde 1992 yılında 33 Nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 Sayılı Kanun’un 3302 sayılı Kanun ile Değişik hükümlerine göre orman kadastrosu ve 2/B uygulamasının tamamlandığını ve 26.07.1993 yılında ilan edilerek kesinleştiğini, Kadastro çalışmaları sırasında … Köyü ile müşterek sınırı olan … Köyü ile kenarlaşma yapılırken çalışma alanı sınırlarına uyulmadığından mükerrer kadastro yapıldığını, … Orman Bölge Müdürlüğünün 90 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından tespit edildiğinden bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, bu durumun … Orman Bölge Müdürlüğünün 90 nolu Orman Kadastro Komisyonunun 04.05.2010 tarihli raporunda ayrıntılı olarak belirtildiğini, tüm bu sebeplerle Kadastro çalışmaları sırasında … köyü ile müşterek sınırı olan … Köyü ile kenarlaşma yapılırken çalışma alanı sınırlarına uyulmadığından -mükerrer kadastro yapıldığından- mükerrer kadastronun yok hükmünde sayılmasına karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, “… Köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında mükerrer olarak kadastro çalışması yapılan taşınmazların 3402 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi gereğince hükümsüz sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, … Köyünde 33 nolu Orman Komisyonunca yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında mükerrer olarak tespit olunduğu anlaşılan (daha önceden … Köyü 197 ada 1 parsel olarak tespit olunmuş olmasına rağmen) 5 nolu iç parsel ve yine bunun içerisinde kaldığı anlaşılan … Köyü 169 ada 1 parsele ilişkin (… çalışma alanında kalan 122 ada 1 ve 2 nolu parseller hariç olmak üzere) yapılan çalışmaların iptaline” karar verilmiştir. Davalı, Hazine vekilince usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılması talebiyle temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.02.2018 tarihli ve 2017/10478 Esas, 2018/848 Karar sayılı ilamı ile; “Mahkemece yapılan keşif ile dava konusu taşınmazlar üzerindeki hak sahipleri de belirlenip davaya dahil edilmeden hüküm kurulması da usûl ve kanuna aykırıdır. Bu nedenlerle, her iki köyde yapılıp kesinleşen tüm orman kadastro, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkartma haritaları, işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarını askı ilân tutanakları ile kadastro paftaları bulundukları yerlerden getirtildikten sonra mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla yeniden yapılacak keşifte, 05.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren Orman Kadastro Teknik İzahnamesinin 36.; 18.03.2013 tarihinde yürürlüğe giren Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 20. ve 16.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 20 nci maddelerinde yazılı “Orman sınır nokta ve hatlarının arza uygulanmasında; tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon ve röper nokta ve krokilerinden yararlanılır sınırlama tutanakları, ölçü değerleri ve orman kadastro haritaları ile zemindeki durum arasında çelişki olduğunda, tutanaktaki kararlar ile orman sınır noktası ve hatlarının yazılı tarifleri esas alınmak suretiyle ölçü, harita ve zemin kontrolü yapılarak gerçek duruma uygun olanı uygulanır” hükmü ile 20.11.2012 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin ‘Teknik İşler’ başlıklı Sekizinci Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 – 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek ve çekişmeli taşınmazın (X) ve (Y) değerlerini gösterir şekilde koordinatlı ve her iki tahdidde çakışan yerler olup olmadığını açıklar müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, dava konusu taşınmazlar üzerindeki hak sahibi olan kişiler de davaya dahil edilerek delilleri toplanmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; “… 169 ada 1 parsel (eski 694 parsel) malikleri dahili davalılardır ve fen raporunda siyah renkle gösterilmiştir. … 122 ada 1 parsel malikleri dahili davalılardır ve fen raporunda kırmızı renkle gösterilmiştir. … 122 ada 2 parsel maliki Hazine olup ve fen raporunda kırmızı renkle gösterilmiştir. … mahallesi 197 ada 1 parsel … Devlet Ormanı niteliğinde 96388193.36 metrekare olarak 26/04/2000 tarihinde Hazine adına tescil edilmiştir. Fen raporunda ise mavi renkte gösterilmiştir. … mahallesi 130 ada 1 parsel ise … Devlet Ormanı niteliğinde 12638025.04 metrekare olarak 10/03/2011 tarihinde Hazine adına tescil edilmiştir. Fen raporunda ise yeşil renkte gösterilmiştir. … mahallesi 169 ada 1 parsel ile … mahallesi 122 ada 1 ve 2 parseller 07/10/1995 tarihinde orman sayılmayan yer olarak 23251.00 metrekare alanla sınırlandırılmıştır. … mahallesi 197 ada 1 parsel nolu … Devlet Ormanı ile … mahallesi 169 ada 1 nolu taşınmaz mükerrerdir. … mahallesi 169 ada 1 nolu taşınmaz … mahallesine tescil edilmesine rağmen … mahallesi genel sınırlarında kalmaktadır. Bu nedenle mükerrer … mahallesi 169 ada 1 nolu taşınmaza ilişkin çalışmaların iptali gerekmekle” gerekçesiyle davanın kabulüne … Köyünde 33 nolu Orman Komisyonunca yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında mükerrer olarak tespit olunduğu anlaşılan (daha önce … Köyü 197 ada 1 parsel olarak tespit olunmuşken, … Köyü 169 ada 1 parsel olarak tespit edilmek suretiyle) … Köyü 169 ada 1 parsele ilişkin (… çalışma alanında kalan 122 ada 1 ve 2 nolu parseller hariç olmak üzere) yapılan çalışmaların iptaline karar verilmiştir. Karar davalı Hazine vekilince vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.