T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/6931-S.22.10629
BAŞVURU NO : 2021/20761
KARAR TARİHİ : 01/06/2022
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın mahkeme kararına istinaden varis sıfatıyla hak kazanmış olduğu mülk ve taşınmazların adına tescil edilmesi talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 06/12/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda Av. özetle; müvekkili ’ın
İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin / E. ve / K. sayılı kararı ile murisi
’nın Sarıyer’de bulunan mülk ve taşınmazlarına, mülkte 23040 pay ve arazide de 792 pay şeklinde varis sıfatıyla hak kazandığını, söz konusu mülk ve taşınmazların müvekkili adına tescili için Sarıyer Tapu
Müdürlüğüne müracaat ettiğini, evrak ve dosyanın Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğünden tapu müdürlüklerine intikal ettirilmediğinden bahisle tapu tescil taleplerinin karşılanmadığını, Bölge
Müdürlüğünden evrak ve dosyanın Sarıyer Tapu Müdürlüğüne intikalinin sağlanarak, İstanbul 15. Sulh
Hukuk Mahkemesi’nin / E. Ve / K. sayılı kararı doğrultusunda müvekkili adına mülk ve taşınmazların tescil edilmesi için Sarıyer Tapu Müdürlüğünce taraflarına çağrı yapılması hususunda
CİMER üzerinden 16/09/2021 tarihinde başvuru yaptıklarını, idareye yapılmış yasal bir başvuru bulunmadığı yönünde taraflarına cevap verildiğini, kendilerinin bizzat başvuru yaptıklarını, bunun yanı sıra gerek telefon aracılığı ile gerekse yüz yüze görüşmelerde mahkeme kararında belirtilen taşınmaza ilişkin güncel ada/parsel numaralarının Tapu Müdürlüğüne bildirilmesi gerektiği belirtilerek sürecin uzatıldığını, kesinleşmiş mahkeme kararı Tapu Müdürlüğüne ibraz edildiği ve kararda tescil yapılacak alan ile adına tescil yapılacak kişilerin pay bilgisi açıkça yazılı olduğu halde, müvekkili adına tescil
B
yapılmamasının mülkiyet hakkına aykırı olduğunu belirterek müvekkili ’ın varis sıfatıyla hak kazanmış olduğu söz konusu mülk ve taşınmazların müvekkili adına tescili için Sarıyer Tapu
Müdürlüğüne tavsiyede bulunulmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kurumumuzun 07/01/2022 tarih ve sayılı yazısı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili idarenin
03/02/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle:
2.1. Av. tarafından, ilk başvurunun CİMER üzerinden 16/09/2021 tarih ve sayı ile Bölge Müdürlüğüne yapıldığı, bu kapsamda Bölge Müdürlüğünce konunun Sarıyer
Tapu Müdürlüğü’ne intikal ettirildiği ve Müdürlüğün 27/09/2021 tarihli yazısı ile “… bahsi geçen konu ile ilgili Müdürlükte açılmış olan yasal bir müracaatın (başvurunun) bulunmadığının…” bildirildiği, bu arada vekili Av. tarafından aynı gün öğleden sonra saat 14.36’da webtapu üzerinden 27/09/2021 tarih ve başvuru numarasıyla “Mirasın
İntikali” için talepte bulunulduğu, başvuru sırasında İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30/11/2017 tarihli ve / Esas ve / Karar sayılı mirasçılık belgesinin talebe eklenmediği, müdürlükçe aynı gün başvuruda belirtilen bilgiler kapsamında TAKBİS’de yapılan araştırma sonucunda herhangi bir taşınmaz kaydına rastlanılmaması üzerine, SMS ile “Taşınmaza yönelik ada parsel bilgisinin belirtilmediği ve ada-parsel bilgisinin Müdürlüğümüze iletilmesi gerekir.” şeklinde bilgi verildiği, akabinde ilgililer tarafından ada-parsel bilgisi ibraz edilmediğinden ve muris adına TAKBİS sorgulaması sonucunda taşınmaz kaydına rastlanılmadığından talebin karşılanamadığı, dolayısıyla Tapu ve
Kadastro II. (İstanbul) Bölge Müdürlüğü tarafından süreçten haberdar olunmaması nedeniyle, Sarıyer Tapu
Müdürlüğünün başvuru öncesi yazısına istinaden 29/09/2021 tarih ve sayılı yazı ile ‘a “… yasal bir talebe rastlanılmadığı… Bahsedilen konuya ilişkin somut bir başvurunun olmaması nedeniyle herhangi bir işlem yapılamadığı hususunu…”denilmek suretiyle bilgi verildiği, 2.2. İlk başvurunun CİMER üzerinden 16/09/2021 tarih sayılı şikayet başvurusu, ikinci başvurunun webtapu üzerinden 27/09/2021 tarih ve başvuru numaralı mirasın intikali işlemi olduğu, üçüncü başvurunun ise Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından iletilen 25/10/2021 tarihli şikayet başvurusu ile yapılmış olduğu, 2.3. vekili Av. tarafından 27/09/2021 tarihinde webtapu üzerinden numarası ile “Mirasın İntikali” başvurusunda bulunulduğu, ancak başvuru sırasında
İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30/11/2017 tarihli ve / Esas ve / Karar sayılı mirasçılık belgesinin başvuru sırasında talebe eklenmediği, CİMER üzerinden tapu müdürlüğüne gönderilmeye çalışıldığı, başvuruda belirtilen bilgiler kapsamında TAKBİS’de yapılan araştırma sonucunda herhangi bir taşınmaz kaydına rastlanılmaması üzerine, aynı gün ilgilisine SMS ile “Taşınmaza yönelik ada parsel bilgisinin belirtilmediği ve ada-parsel bilgisinin Müdürlüğümüze iletilmesi gerekir.” şeklinde bilgi gönderildiği, akabinde ilgililer tarafından ada/parsel bilgisi ibraz edilmediğinden ve muris adına TAKBİS sorgulaması sonucunda taşınmaz kaydına rastlanılmadığından talebin karşılanamadığının anlaşıldığı, 2.4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 30. maddesinde, doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde gerçek durumun her türlü delille kanıtlanabileceği açıklanmış olup, bir davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, taraflardan delillerinin sorulup saptanması, gösterilecek ve davanın sonucunu
etkileyecek tüm delillerin eksiksiz toplanması, ilgili yerlerden gerekli belgelerin getirtilmesi, daha sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerektiği; mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle açılan davaların çekişmesiz yargıya tabi olmaları sebebiyle bu tür davalarda re’sen araştırma prensibinin uygulanacak olması sebebiyle gerekirse re’sen tanık dinlenmesi, zabıta araştırması yapılması, miras bırakanın üzerine taşınmaz kaydı olup olmadığının sorulması, varsa ilgili tapu müdürlüklerinden tapu kayıtları, dayanak bilgi ve belgelerin getirtilmesi, miras bırakanın adres ve kimlik bilgilerinin araştırılması, nüfus kayıtlarının Nüfus ve Vatandaşlık
İşleri Genel Müdürlüğünden sorulması gibi bütün imkanların kullanılmakta olduğu, 2.5. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtlarının, işleme tabi kayıt niteliğini kaybedecekleri, bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamayacağının hüküm altına alındığı, 2.6. Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri kapsamında yapılan değerlendirmede; başvuru numarasıyla talep edilen mirasın intikali işleminin İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 30/11/2017 tarihli ve / Esas ve / Karar sayılı mirasçılık belgesinde belirlenen paylar oranında hak sahibi adına tescil edilebilmesi için intikali yapılacak bir taşınmaz bulunması gerektiği; mahkemeden veraseti istenen muris nın nüfus kaydı bulunmaması nedeniyle mirasçıları tespit etmek için mahkemece Temmuz 1926 tarih ve sıra numaralı zabıt kaydından faydalanıldığı, ancak söz konusu zabıt kaydının tek başına halihazırdaki tapu kayıtlarında muris adına kayıtlı bir taşınmaz olduğu anlamına gelmeyeceği, mevcut durumda da TAKBİS üzerinde yapılan araştırmada adına taşınmaz kaydına rastlanılmadığından mirasın intikali talebinin karşılanamadığı, 2.7. Mirasçı vekilince varlığı iddia edilen Temmuz 1926 tarihli sıra numaralı zabıt kaydının 3402 sayılı
Kadastro Kanunu’nun 12. maddesi kapsamında kıymetini muhafaza edip etmediğinin belirlenmesi gerektiği, TAKBİS üzerinden herhangi bir taşınmaz kaydına rastlanılmadığından, 3402 sayılı Kadastro
Kanunu’nun 12. maddesinde, tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı hükmünün getirildiği, tespite karşı tespit öncesi sebebe dayanarak hak arama durumunda olanlar için gerek 766 sayılı Yasanın 31/2. maddesi, gerekse
3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen bu on yıllık hak düşürücü sürenin varlığı
malum olmakla birlikte yine de ilgilisi tarafından söz konusu zabıt kaydının akıbetine ilişkin araştırma yapılmak istenmesi halinde webtapu veya çağrı merkezi üzerinden “Akitsiz işlemler-Bilgi ve belge başvurusu” kısmından Sarıyer Tapu Müdürlüğü’ne başvuruda bulunulması gerektiği, 2.8. Webtapu üzerinden 27/09/2021 tarih ve başvuru numaralı mirasın intikali işlemine ilişkin talepde bulunduğu ancak, TAKBİS’de yapılan araştırma sonucunda ilgilisine ait herhangi bir taşınmaz kaydına rastlanılmaması nedeni ile başvurunun 05/10/2021 tarihinde kapatıldığı, bugün itibari ile aktif bir işlem başvurusu bulunmadığı, 2.9. Tapu Sicili Tüzüğünün 16. maddesi gereği kanunlarda veya bu tüzükte belirlenen istisnalar dışında yazılı istem olmadıkça tapu sicili üzerinde işlem yapılamayacağı, Tapu Sicil Tüzüğünün 20/a maddesi gereği istem, yasal veya atanmış mirasçılar tarafından yapılırsa yetkili merciler tarafından verilmiş mirasçılık belgesi ile birlikte kimlik belgesi (Taraflara varsa temsilcilerine ait),işlemde temsil var ise temsil belgesi (Yetki Belgesi, vasi kararı, vekâletname vb.), Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi (DASK)
ve işleme konu taşınmazın tapu senedi (bulunması halinde) aranacağı, istenilen belgelerin tamamlanması ile resmî senet düzenlenmeden, mirasın intikaline ilişkin ayni hakkın tescilini içeren tescil istem belgesi düzenleneceği ve imza aşaması tamamlandıktan sonra, mirasçılık belgesinde yer alan hak sahipleri adına tapu kütüğüne tescil işlemlerinin yapılacağı,
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”, 3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”, 3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 3.4. ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Ancak; Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”, 5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun; 5.1. 30’uncu maddesinde; “Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur. Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir.” 5.2. “Mirasçılık belgesi” başlıklı 598’nci maddesinde; “Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.
Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir.
Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
Ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkı saklıdır.” 6. 3402 sayılı Kadastro Kanununun “Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre” başlıklı 12’nci maddesinde; “30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir.
Kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir.
Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.
Kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz.
Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanuni halefleri açılmış ve açılacak olan davalarda medeni kanunun tapuya itimat prensibinden yararlanırlar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran vekili, (1) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; müvekkili
’ın İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararı ile murisi ’nın taşınmazlarının adına tescili için Sarıyer Tapu Müdürlüğüne müracaat edildiği ancak taşınmaza ilişkin güncel ada/parsel numaralarının Tapu Müdürlüğüne bildirilmediği nedeniyle müvekkili adına tescil yapılmamasının mülkiyet hakkına aykırı olduğundan bahisle müvekkilinin varis sıfatıyla hak kazanmış olduğu mülk ve taşınmazların adına tescili hususunda gereğini talep etmektedir.
9. Miras, kişinin ölümü ile mirasçılarına geçen özel hukuk ilişkilerinin tümünü ifade etmektedir. Tapu sicilinde kayıtlı olan bir taşınmazın sahibinin vefatı halinde, mirasın veraset ilamı ya da mahkemeden çıkan veraset belgesinde bulunan mirasçılara intikaline miras intikali denilmektedir. Mirasçıların tapuda intikal işlemlerini yapabilmeleri için önce o yer üzerinde gerçekten pay sahibi olunduğunu belgeleyen mirasçılık belgesi yani veraset ilamı almaları gerekmektedir. Veraset ilamı sulh hukuk mahkemelerinde mirasçılık belgesi istemi davası açılarak yahut noterlerden alınabilmektedir.
10. Veraset ilamı murisin yasal mirasçılarının kimler olduğunu ve bu kimselerin yasal miras pay oranlarını gösterir belgedir. Bundan sonra yapılacak intikal işlemleri bu oranlara göre yapılacaktır. İntikal işlemlerinin tamamlanabilmesi için işleme konu taşınmaz mala ait tapu senedi, tapu senedi olmaması halinde taşınmaz malın ada ve parsel numarasını belirtir belgenin, tarafların kimlik belgeleri, vesikalık fotoğrafları, T.C.
kimlik ve vergi numaralarının, temsilci sıfatıyla katılan var ise, temsile ilişkin belgenin, veraset belgesinin aslı ya da mahkeme veya noterce onaylı örneğinin tapu müdürlüğüne sunulması gerekmektedir.
11. Başvuru dosyasında yapılan incelemede; İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde ‘mirasçılık belgesi istemi’ ile dava açıldığı, Mahkemenin E. / , K. / sayılı kararında; “…davacının murisi evveli ’nın 1885 yılında vefat ederek geriye çocukları ’i, ’i, ’ı ve
’yi bıraktığını, çocuklarının da zaman içinde vefat ederek, geriye kendi mirasçılarını bıraktıklarını belirterek muris oğlu ’nın veraset belgesinin verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Veraseti istenen muris ’nın nüfus kaydının bulunmadığı, ancak, yargılama aşamasında
Tapu ve Kadastro II. Bölge Müdürlüğü Arşiv Hizmetleri Müdürlüğü’nün Temmuz 1926 tarihli ve sıra numaralı Zabıt Kayıt Örneğinden, Sarıyer, Zekeriya Karyesi, Boğaziçi Semti, Suyolu Mahallesi, Kebapçı
Dere Sokak Emlak Numaralı Sultan Beyazid-i Veli Vakfından Uskumru Cibayetine tabi 70 dönüm taşınmazın saviyen(eşit olarak) Zekeriya Karyesi Muhtarı ve – adlarına kayıtlı iken … nısfi(yarı) diğer hiss sahibi nın kırk bir seneden fazla süre önce vefatıyla verasetinin dört evladı ve ’a, ve hanımlara, … kaldığı tespit edilerek tapu hisselerinin belirlendiğini, Yine tapu ve Kadastro II. Bölge Müdürlüğü Münakale Servisi tarafından gönderilen 02/02/2015 tarihli cevabi yazı ekindeki İktisap İlmühaberi ve Nüfus teskerelerinin eski yazıdan çevirisi yapılarak düzenlenen 26/03/2015 tarihli bilirkişi raporunda; …
Bu itibarla, veraset belgesi istenilen muris ’nın Temmuz 1926 tarihli tapu kaydında belirtildiği üzere, bu tarihten 41 seneden fazla süre öne yani 1885-1886 yılları arasında vefat ettiği,” tespitlerine yer verilerek davacının talebi doğrultusunda mirasın mirasçılar arasında ne şekilde pay edileceğine ilişkin veraset ilamı gerçekleştirilmiştir.
12. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12’nci maddesinin dördüncü fıkrasında; kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtlarının, işleme tabi kayıt niteliğini kaybedeceği, bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamayacağı hüküm altına alındığı, yukarıdaki paragrafta yer verilen mahkeme kararında da Temmuz 1926 tarihli ve sayılı zabıt kaydının murisin ölüm yılının ve söz konusu zabıt kaydında belirtilen taşınmazın mutasarrıflarının tespiti için dayanak alındığı, ancak söz konusu zabıt kaydının tek başına halihazırdaki tapu kayıtlarında muris adına kayıtlı bir taşınmaz olduğu anlamına gelmeyeceği, söz konusu evraklar dayanak gösterilerek günümüz itibari ile Kadastro Kanunun 12’nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamayacağı, başvuranlar tarafından muris adına kayıtlı herhangi bir taşınmaz mala ait tapu senedi yahut taşınmaz malın ada ve parsel numarasını belirtir belgenin sunulmadığı, ayrıca
TAKBİS üzerinde yapılan araştırmada adına taşınmaz kaydına rastlanılmadığı dolayısıyla mirasın intikali talebinin idare tarafından karşılanamadığı tespit edilmiştir.
13. Diğer yanda Temmuz 1926 tarihli sıra numaralı zabıt kaydına istinaden ’nın murislerine miras intikalinin yapılabilmesi için öncelikle söz konusu evrakın 3402 sayılı Kadastro
Kanunu’nun 12’nci maddesi kapsamında kıymetini muhafaza edip etmediğinin belirlenmesi gerekmekte olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12’nci maddesinin üçüncü fıkrası ile hüküm altına alınan hak düşürücü süreler saklı kalmak üzere başvuranlar tarafından webtapu veya çağrı merkezi üzerinden “Akitsiz işlemler-Bilgi ve belge başvurusu” kısmından ilgili tapu müdürlüğüne başvuruda bulunularak söz konusu zabıt kaydının akıbetine ilişkin araştırma yapılmasının istenilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerekmektedir.
14. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Temmuz 1926 tarihli ve 2 sayılı zabıt kaydının mahkeme tarafından veraseti istenen muris nın nüfus kaydı bulunmaması nedeniyle mirasçıları tespit etmek için dayanak alındığı, ancak söz konusu zabıt kaydının tek başına halihazırdaki tapu kayıtlarında muris adına kayıtlı bir taşınmaz olduğu anlamına gelmediği, TAKBİS
üzerinde yapılan araştırmada da adına taşınmaz kaydına rastlanılmadığı dolayısıyla mirasın intikali talebinin idare tarafından karşılanamadığı anlaşıldığından idarenin başvuranın talebini reddetmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, bu bakımdan kanunlara uygunluk ilkesine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURAN VEKİLİ ile TAPU ve KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi