|
ÖZET: Başvuru, Şahinbey Belediye Başkanlığı tarafından, 2015 yılında vefat eden bir kişinin adına kesilen ve ölüm tarihine kadar tahsil edilmemiş olan imar idari para cezasının silinmesi ve ödeme emrinin iptali talebine ilişkindir. Başvuran, babasının ölümünden önce kesilen 9.396,48 TL tutarındaki cezanın, Danıştay’ın içtihatlarına dayanarak mirasçılardan tahsil edilemeyeceğini belirtmektedir. İlgili mevzuat gereği, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin geçerli olduğu ifade edilmiştir.
Şahinbey Belediyesi, başvuranın talebine ilişkin olarak, mirasçılar tarafından redd-i miras yapılmadığı takdirde, cezanın tahsil edilebileceğini belirtmiştir. Ancak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın ölen babası adına kesilen cezanın mirasçılardan tahsil edilemeyeceği yönündeki Danıştay kararına atıfta bulunarak, idarenin işleminde hukuka aykırılık tespit etmiştir. Bu bağlamda, başvuranın talebinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, Şahinbey Belediye Başkanlığı’na, başvuranın talebinin değerlendirilmesi ve ilgili cezanın iptali için tavsiyede bulunmuştur. İdarenin, bu tavsiyeye uygun hareket etmesi ve kararın uygulanması için 30 gün içinde gerekli işlemleri yapması gerekmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/12631-S.21.20267 –
BAŞVURU NO : 2021/6136
KARAR TARİHİ : 03/09/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ŞAHİNBEY BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, babası adına vefat tarihinden önce kesilen ve ölüm tarihine kadar tahsil edilmemiş olan ödeme emrine konu imar idari para cezasının silinmesi ve ödeme emrinin iptal edilmesini talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 16/03/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikayetçi tarafından Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; kanuni mirasçısı ve oğlu olduğunu ifade eden başvuran, babasının 09.08.2015 tarihinde vefat ettiğini, Şahinbey Belediyesi tarafından babasına adına 05.06.2015 tarihinde kesilmiş olan 9.396,48 TL imar idari para cezasının ödenmesi amacıyla 30.09.2020 düzenlenme tarihli ödeme emri gönderildiğini, Danıştay İdari Dava
Daireleri Genel Kurulunun verdiği içtihat niteliğindeki kararda; “ceza sorumluluğunun bireyselliği ilkesinin idari para cezaları alanında da geçerli olduğu, anılan idari para cezasının mirasçılardan tahsili olanağının bulunmadığına” hükmettiği (DİDGK, E: 2006/2914, K: 2007/1316, T: 31.05.2007), dolayısıyla ölmüş kişiler adına önceden kesilen ve ölüm tarihi itibariyle tahsil edilemeyen idari para cezalarının mirasçılardan ve mirasçıların miras payından tahsil edilemeyeceğinden, bu cezaların idarece re’sen veya talep üzerine silinmesi (düşürülmesi) gerektiğini ifade ve iddia ederek, babası adına ölüm tarihinden önce kesilen ve ölüm tarihine kadar tahsil edilmemiş olan ödeme emrine konu imar idari para cezasının silinmesini ve ödeme emrinin iptal edilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumumuzca şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla şikayet edilen idareye 19/04/2021 tarihli dostane çözüme ilişkin mevzuat hükümlerini hatırlatılarak bilgi ve belge talepli yazısı gönderilmiş olup, Şahinbey Belediye Başkanlığı’ndan alınan 21/04/2021 tarih ve sayılı yazıda özetle; “… Bilindiği üzere İdari para cezalarının takip ve tahsilinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereğince yapılması gerekmekte
olup, mezkur kanunun 7. maddesinde; “Borçlunun ölümü halinde, mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu kanun hükümleri tatbik edilir. Borçlunun ölümünden evvel başlamış olan muamelelere devam olunur
” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükmü çerçevesinde Belediyemiz Mali Hizmetler Müdürlüğünce yapılan inceleme neticesinde; 1- İlgi sayılı yazınızda, başvuruda bulunan babası adına kayıtlı tapunun
Gaziantep İli, İlçesi, Mahallesi Ada Parsel de kayıtlı taşınmaza vb. mal varlıklarına ilişkin mirasçılar tarafından redd-i mirasta bulunulmamışsa ölen kişiye ait imar para cezasının mirasçılarından tahsil edilmesi gerekmekte olduğu eğer mirasçılar tarafından redd-i miras talebinde bulunulmuş ise bununla ilgili belgeleri Belediyemize sunarak kesilen idari para cezasının terkinini talep etmesi gerektiği bildirilmiştir.
2- Dilekçeye konu imar para cezasına ilişkin 13/08/2014 tarih ve sayılı Encümen Kararında; tapunun
Gaziantep İli, İlçesi, Mahallesi Ada Parsel de kayıtlı taşınmazın yapı sahibi
T.C. Kimlik Numaralı VS.’ye ruhsatsız ve kaçak olduğu gerekçesiyle 3194
Sayılı İmar Kanunun “idari müeyyideler” başlıklı 42. maddesi çerçevesinde idari para cezası kesildiği bildirilmiş olup, Yapı Kontrol Müdürlüğü belgeleri ve encümen kararı örneği ekte sunulmuştur.
3- Kurumunuza başvuran tarafından söz konusu cezanın silinmesi ve ödeme emrinin iptali için Belediyemiz Mali Hizmetler Müdürlüğüne 17/11/2020 tarihinde dilekçe ile başvurmuş olup, söz konusu dilekçesine ekte de görüleceği üzere ilgi (b)’de kayıtlı 18/11/2020 tarih ve sayılı yazımız ile cevap verilmiştir.
4- Başvuru konusu ile ilgili olarak başvuran ile Belediyemiz arasında yargı organlarında görülmekte olan herhangi bir dava, uyuşmazlık vb. işlemin bulunmadığı hususunu; Bilgilerinize arz ederim.” açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”, “C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38’inci maddesinin yedinci fıkrasında “Ceza sorumluluğu şahsidir.” hükmü yer almaktadır.
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Kurumun görevi başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “ Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
4.1. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğinin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
5. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Ceza sorumluluğunun şahsiliği” başlıklı 20’nci maddesinde, “
/
(1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. (2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.”, “Sanığın veya hükümlünün ölümü” başlıklı 64’üncü maddesinde, “ (1) Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir. (2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.”
6. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Borçlunun ölümü” başlıklı 7’nci maddesinde, “Borçlunun ölümü halinde, mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu kanun hükümleri tatbik edilir. Borçlunun ölümünden evvel başlamış olan muamelelere devam olunur. Terekenin bir mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiyesini gerektiren haller bu hükmün dışındadır. …”
7. 3194 sayılı İmar Kanununun; “İdari müeyyideler” başlıklı 42’nci maddesinde, “Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır.
Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere ve imar mevzuatına aykırı olarak yapılan ya da 27 nci madde kapsamında ruhsat alınmadan yapılabilen yapılardan aynı maddede belirtilen koşullar sağlanmadan yapılanların sahibine, yapı müteahhidine ve aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere, yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, bin Türk lirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde hesaplanan idari para cezaları uygulanır: …”
8. 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17’nci maddesinin (4) numaralı fıkrasında, “ Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye
Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunur. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında özel hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere göre tahsil olunur.”, hüküm ve açıklamalara yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ Av. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Uyuşmazlık konusu; başvuranın, müteveffa babası adına kayıtlı taşınmaza ilişkin olarak kaçak ve ruhsatsız olduğu gerekçesiyle vefat tarihinden önce kesilen ve ölüm tarihine kadar tahsil edilmemiş olan ödeme emrine
/
konu idari para cezasının silinmesini ve ödeme emrinin iptal edilmesi talebinin idare tarafından reddedilmesi hakkındadır.
11. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun genel gerekçesinde; “…Bu fiiller karşılığında, genellikle parasal nitelikte bir yaptırım öngörülmektedir. Ancak, bu parasal yaptırım, bir ceza hukuku yaptırımı olan
“adlî para cezası” değil; idarî yaptırım olarak “idarî para cezası” niteliği taşımaktadır.
Belirtmek gerekir ki, her ikisi de belli bir miktar paranın kişiden alınıp Devlet Hazinesine intikalinden ibaret gibi görünürse de; adlî nitelikteki para cezası ile idarî nitelikteki para cezası arasında, karar veren merci, yaptırımın infaz sureti, yaptırıma bağlanan kanunî neticeler bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Örneğin, idarî nitelikte bir yaptırım olarak para cezasına, ceza muhakemesi süreci sonucunda mahkeme tarafından hükmedilmez; bu ceza, idarî görev yapan bir kişi veya kurul tarafından verilir. Bu cezalar, adlî sicile kaydedilmez, ödenmediği takdirde hapse dönüştürülmez.
İdarî nitelikteki “para cezası”, bir uyarı (ikaz) fonksiyonu gördüğü gibi, kamu açısından oluşmuş olan zararın giderilmesi amacına da hizmet edebilir. Bu nedenle, idarî para cezasının mislî nitelikte olması mümkündür.” (Bkz. https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem22/yil01/ss840m.htm) açıklamalarına yer verilmiştir.
12. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun bazı maddelerinin uygulamasına ilişkin olarak Maliye
Bakanlığı’nca 12 Mayıs 2007 tarih ve 26520 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 442 Seri No.lu
Tahsilat Genel Tebliği’nin, “VIII – ÖLÜM HALİNDE İDARİ PARA CEZALARI HAKKINDA
YAPILACAK İŞLEMLER” başlıklı bölümünde, “Bilindiği gibi, 6183 sayılı Kanunda adli ve idari para cezalarının amme borçlusunun ölümü halinde terkin edilip edilmeyeceği hususunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Ancak, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38 inci maddesinin yedinci fıkrasında “Ceza sorumluluğu şahsidir.” hükmü yer almaktadır.
Anayasanın bu hükmü ile şahısların işledikleri idari veya adli suçlara istinaden gerek adli gerekse idari merciler tarafından verilen cezaların yalnızca o kişiye yönelik olarak infaz edilmesi gerektiği hüküm altına alınmaktadır.
….
İdari para cezalarının düzenlendiği özel kanunlarda, cezaya muhatap olan kişilerin ölümü halinde idari para cezalarının mirası reddetmemiş mirasçılarından takip edilip edilmeyeceği yönünde ayrıca bir hüküm bulunmaması koşuluyla, Anayasanın 38 inci maddesinde yer verilen “Cezaların Şahsiliği” ilkesi gereğince, bu idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi icap etmektedir.
Örneğin, trafik para cezalarının düzenlendiği 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda, trafik para cezası verilen amme borçlusunun ölümü halinde bu amme alacağının mirası reddetmemiş mirasçılarından takip edilip edilmeyeceği yönünde bir düzenleme bulunmadığından, kendisine trafik para cezası verilen amme borçlusunun ölümü halinde bu alacak, borçlunun mirasçılarından takip edilmeksizin tahsilinden vazgeçilecektir. ….” açıklamalarına yer verilmiştir.
13. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 31/05/2007 tarih ve Esas: 2006/2914, Karar: 2007/1316 sayılı kararında, “ Danıştay Onüçüncü Dairesinin 7.4.2006 günlü, E:2005/10067, K:2006/1660 sayılı kararıyla; olayda, davacılar murisi …’ya verilen idari para cezasının iptali istemiyle bu davanın adı geçenin 1.11.2005 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları tarafından açıldığının anlaşıldığı, ceza sorumluluğunun bireyselliği ilkesinin idari para cezalan alanında da geçerli olduğu, anılan idari para
/
cezasının mirasçılardan tahsili olanağının bulunmadığı, diğer yandan yalnız öleni ilgilendiren idari para cezasıyla ilgili işlemin iptali istemiyle davacıların dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı yasanın 15/1-b maddesi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacılar, işlemin iptalinin gerektiğini, aksi halde cezanın kesinleşeceğini; davalı idare ise 6183 sayılı yasanın 7. maddesinin olayda uygulanabileceğini, idari para cezasının mirasçılardan tahsili olanağı bulunmadığı yönündeki gerekçenin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler.
Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, tarafların temyiz istemlerinin reddine, Danıştay Onüçüncü
Dairesinin 7.4.2006 günlü, E:2005/10067, K:2006/1660 sayılı kararının ONANMASINA, 31.5.2007 günü oyçokluğu ile karar verildi.” yönündeki kararıyla, Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin ceza sorumluluğunun bireyselliği ilkesinin, idari para cezaları alanında da geçerli olduğu ve bu cezanın mirasçılardan tahsili olanağı bulunmadığı yönündeki kararını oyçokluğuyla onamıştır.
14. Somut olayda; uyuşmazlık konusunun esasının, başvuranın 2015 yılında vefat eden babası adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazı hakkında, 3194 sayılı İmar Kanununun 42’inci maddesi kapsamında ruhsatsız ve kaçak olduğu gerekçesiyle Belediye Encümeninin 13/08/2014 tarih ve 4653 sayılı kararıyla düzenlenen idari para cezasının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 7’nci maddesi kapsamında redd-i miras talebinde bulunmayan mirasçılarından tahsil edilmesi gerektiği yönündeki idare görüşü karşısında, başvuranın Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun yukarıdaki paragrafta yer verilen kararına atıfla yaptığı itiraza ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
15. Anayasanın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38’inci maddesinin 7’nci fıkrasında, “Ceza sorumluluğu şahsidir” hükmü yer almaktadır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılamaması, başka bir anlatımla bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulamamasıdır. Anayasanın 38’inci maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. Bununla birlikte
Ceza Hukukunun temel ilkelerinden biri olan bu “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesinin idari para cezaları için de geçerli olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır.
16. 3194 sayılı İmar Kanununun 42’inci maddesinde; “… Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine ve aykırılığı altı işgünü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere aşağıdaki şekilde hesaplanan idari para cezaları uygulanır. (…)”hükmüne yer verilmiştir.
17. Konuyla ilgili Danıştay kararlarında; “ …. Cezaların şahsiliği ilkesi gereğince, muris adına verilen cezanın, mirasçılardan tahsil edilemeyeceğinin açık olması karşısında, 07/07/2003 tarihinde vefat eden muris adına tesis edilen dava konusu idari para cezasının iptalini istemesinde davacının kişisel ve güncel bir menfaati bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uyarlık
görülmemiştir.” (T.C. Danıştay Ondördüncü Dairesinin, Esas: 2015/3367, Karar: 2018/3911, Tarih:
22.05.2018)
17.1. “… Cezaların şahsiliği ilkesi gereğince muris adına verilen cezanın, mirasçılardan tahsil
/
edilemeyeceğinin açık olması karşısında, dava tarihinden önce vefat eden adına verilen para cezası nedeniyle davacıların meşru, kişisel ve güncel menfaatinin etkilenmediği, dolayısıyla subjektif dava açma ehliyeti bulunmadığından temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle hukuki isabetsizlik
görülmemiştir.” (T.C. Danıştay Onbeşinci Dairesinin, Esas: 2016/1567, Karar: 2017/1060, Tarih:
06.03.2017) şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
18. Cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca, 3194 sayılı İmar Kanununun 42’nci maddesine göre verilecek olan para cezasının ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıyı fiilen yapan ya da yaptıran kişi adına, bir başka ifade ile yapı sahibi adına verilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda başvuranın 2015 yılında vefat eden babası adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmaz hakkında, 3194 sayılı İmar Kanununun 42’nci maddesi kapsamında muris adına verilen cezanın, “cezaların şahsiliği” ilkesi gereğince mirasçılardan, somut olayda şikayetçiden, tahsil edilmemesi gerektiği tespiti karşısında, ilgili idare tarafından tesis edilen şikayete konu işlemde hukuka uygunluk tespit edilememiştir.
19. Yukarıda açıklanan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, yargı kararları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın, müteveffa babası adına kayıtlı taşınmaza ilişkin olarak kaçak ve ruhsatsız olduğu gerekçesiyle vefat tarihinden önce kesilen ve ölüm tarihine kadar tahsil edilmemiş olan idari para cezasından kaynaklanan ödeme emrinin iptali isteminin, idare tarafından reddedilmesi yönünde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
20. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin makul sürede karar verme ve kararların gerekçeli olması ilkelerine uygun şekilde Kurumumuza gönderildiği tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
21. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Gaziantep
İdare Mahkemesi’nde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, ŞİKAYETİN
KABULÜNE;
Başvuranın, müteveffa babası adına kayıtlı taşınmaza ilişkin olarak kaçak ve ruhsatsız olduğu gerekçesiyle vefat tarihinden önce kesilen ve ölüm tarihine kadar tahsil edilmemiş olan idari para cezasından kaynaklanan ödeme emrinin iptali için ŞAHİNBEY BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın Başvurana ve Şahinbey Belediye Başkanlığı’na tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Şahinbey Belediye Başkanlığı’nca bu
karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi