ÖZET: Başvuru, T.C. Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından incelenmiş ve sonuç olarak reddedilmiştir. Başvuran, müteveffa eşine yönelik “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma” cezasının iptalini talep etmiştir. Eşinin, ceza sonrası intihar ettiği iddialarıyla birlikte, disiplin cezasının kendisine tebliğ edilmediğini ve bu durumun kendisine bildirildiği tarihten sonra öğrendiğini belirtmiştir. İlgili idare, başvuranın eşinin disiplin cezasının, Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ve Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği çerçevesinde verildiğini, bu süreçte tüm yasal prosedürlerin yerine getirildiğini ifade etmiştir.

İdare, müteveffa eşinin disiplinsizlik fiillerinin, askeri hizmetin gerekliliklerine aykırı olduğunu ve bu nedenle disiplin cezasının verilmesinin hukuka uygun olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca, başvuranın iddialarının, disiplin soruşturması sürecinde yeterli delil ve kanıtla desteklenmediği belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebinin reddedilmesi yönünde karar alınmış ve süreçte iyi yönetim ilkelerine uygun hareket edildiği ifade edilmiştir. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/8932-S.24.13883

BAŞVURU NO : 2024/3647

KARAR TARİHİ : 26.08.2024

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

Başvuranın müteveffa eşine verilen silahlı kuvvetlerden ayırma

BAŞVURUNUN KONUSU :

cezasının iptali istemi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 11.03.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran başvuru dilekçesinde özetle; Millî Savunma Bakanlığına bağlı Kara Kuvvetleri Komutanlığı

Yüksek Disiplin Kurulunun 09/02/2022 tarih ve Dosya No / Karar No / sayılı kararı ile eşi piyade üsteğmen hakkında “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma” cezası verilerek 28/03/2022 tarihinde görevine son verildiğini, bu ceza sonrasında eşinin aynı gün 28/03/2022 tarihinde intihar ettiğini, verilen disiplin cezasının tarafına tebliğ edilmediğini, verilen bu disiplin cezasından yeni haberdar olduğunu belirtmektedir. Başvuran, eşi hakkında verilen “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma” cezasının geri alınarak iptal edilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 29/03/2024 tarih ve S. sayılı bilgi ve belge talebi konulu yazısına istinaden Kara

Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen 01/05/2024 tarih ve sayılı yazı ve eklerinde özetle;

2.1) Başvurucunun eşi müteveffa . ’nın bahse konu Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) kararı ile tecziye

edildiği tarihte P.Ütğm. rütbesinde Ağrı Doğubeyazıt Teçeker emrinde Hrk.Mrk.Sb olarak görev yaptığı, başvuruya konu disiplin soruşturması ve verilen YDK kararına dair tüm yazışmaların Ek’te sunulduğu, şikayete konu iş ve işlemlerin yürütülmesinde 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ve Türk

Silahlı Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği olduğu, başvuranın eşi müteveffa P.Ütğm.

.’nın söz konusu YDK kararı MSB Onay sürecinde vefat ettiğinden disiplin cezasına itiraza dair bir belge eklenemediği, disiplin cezası verme yetkisine dair düzenleyici mevzuatın Ek’te sunulduğu, bu kapsamda 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu Dördüncü Bölüm Madde 13

“…(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-681/91 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7073/90 md.) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası; Milli Savunma Bakanlığı ve kuvvet komutanlıklarında oluşturulacak yüksek disiplin kurulları tarafından verilir” ve Türk Silahlı Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği Üçüncü

Bölüm Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası işlemlerinin disiplin amirlerinin teklifi ile başlatılması Madde

13 (3) “Bu Yönetmelik kapsamına giren personel hakkında disiplin amirlerinin teklifi ile Silahlı

Kuvvetlerden ayırma cezası hazırlık işlemlerinin başlatılabilmesi için, disiplin amirlerinden en az ikisinin

Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası verilmesi teklifinde bulunması gerekir.” maddeleri YDK’ya sevk ve

YDK’nın yetkisi ile ilgili açıklayıcı mevzuat hükümleri olduğu,

2.2) Başvuranın eşinin bahse konu disiplin cezasına konu fiili hakkında daha önce amirleri tarafından

uyarılmadığı, söz konusu disiplinsizlik (evrakta sahtecilik) konusu itibariyle aynı zamanda 1632 sayılı

Askeri Ceza Kanunu ve Türk Ceza Kanunu 204 kapsamında da suç teşkil eden bir fiil olmakla beraber tespiti ile birlikte derhal işlem tesis edilmesini gerektiren bir disiplinsizlik olduğu, personelin disiplinsizliğine konu eylemine dair 1’inci Mknz.P.Tug.K.lığınca Doğubeyazıt Cumhuriyet Başsavcılığına

1632 sayılı AsCK md. 109 “Maduduna Suç Yapmak İçin Emir Verme”, md.115 “Memuriyet Nüfuzunun

Sair Suretle Kötüye Kullanılması”, md.134 “Hakikata Muhalif Rapor Layiha Sair Evrak Tanzim ve İta

Etme” suçlarından verilmiş olan soruşturma izninin Ek’te sunulduğu,

2.3) Hukuk Hizmetleri Başkanlığınca; konuya ilişkin mevcut belgeler içeriğinde yapılan inceleme

neticesinde hukuki görüş olarak,

2.3.1) 15/07/2021 tarihinde mütevaffa P.Ütğm. . ’nın, bilerek ve isteyerek menfaat sağlamak amacı ile

usulsüz şekilde sahte Hastane Sevk Belgesi, sahte Kıta Anket Formu, sahte Askeri İşlevsellik Formu hazırladığı, mühürlettiği ve imzaladığı/imzalattığının 5’inci Hd.A.K.lığınca yapılan disiplin soruşturması sonucunda tespit edildiği, 15/11/2021 tarihinde personelin hakkında düzenlenen dosya ile TSK Disiplin

Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 20’nci maddesinin birinci fıkrasının (b ve c) bentleri ve TSK Yüksek

Disiplin Kurulları Yönetmeliği’nin 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (b ve c) bentlerine uyan duruma istinaden “Ahlaki Zayıflık” ve “Hizmete Engel Davranışlarda Bulunmak” disiplinsizlikleri sebebiyle Kara

Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiği,

2.3.2) Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmeden önce TSK Disiplin Kanunu 40’ncı ve TSK Yüksek

Disiplin Kurulları Yönetmeliği’nin 22’nci maddeleri gereğince usulüne uygun olarak hakkında isnat edilen hususlara ilişkin kendisinden savunma istendiği, personelin savunmasını 09/08/2021 tarihinde verdiği, 09/02/2022 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca / dosya numarasıyla personelin durumunun görüşüldüğü, personelin bahse konu disiplinsizliği görevden uzaklaşmak maksadıyla rapor almak amacıyla işlediğini yazılı savunmasında kendi ikrarı ile kabul ettiği,

2.3.3) Yüksek Disiplin Kurulu değerlendirmesi sonucunda, hakkında TSK Disiplin Kanunu’nun 11’inci

maddesinin birinci fıkrasının 11’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 13’üncü maddesi, 20’nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve TSK Yüksek Disiplin Kurulu Yönetmeliği’nin 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince “Hizmete Engel Davranışlarda Bulunmak” disiplinsizliğini işlediği kanaatiyle “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Verilmesine” / K.numarası ile oybirliği ile karar verildiği, 03/03/2022 tarihinde ayırma cezasının Sn. Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından onaylandığı,

2.3.4) Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası kararına istinaden 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu, 5510

sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel

Kanunu gereğince TSK’dan ayırmaya yönelik işlemlerin yürütülmesinin 23/04/2022 tarihinde Sn Milli

Savunma Bakanı tarafından / numaralı karar ile uygun bulunduğunun tespit edildiği,

2.3.5) Mevcut durumda; müteveffa P.Ütğm. . ’nın hakkında alınan “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma

Cezası” kararının mer’i mevzuatta belirlediği esas ve usule ilişkin tüm gerçekler yerine getirilerek hukuka

/

uygun şekilde alındığı, tesis edilen idari işlemle hileli davranış, yokluk veya açık hatanın bulunmadığının sarih olduğu, bu sebeple başvuran tarafından talep edilen “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma” Cezasının geri alınmasına ilişkin şartların oluşmadığından mütalaa edildiğinin anlaşıldığı,

2.3.6) Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası kararının tebliğine ilişkin ise; “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma

Cezası Verilmesine” ilişkin / Numaralı kararında tebliğ ve başvuru yoluna yönelik açıklamanın bulunduğu, TSK Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği’nin 19’uncu maddesi gereği onaylanan ayırma cezasının Tebligat Kanunu kapsamında ilgilisine tebliğ edilmesi gerektiği, müteveffa P.Ütğm. . ’nın 28/03/2022 tarihinde vefatı sebebiyle kararın kendisine tebliğ edilemediği, menfaat sahibi yasal mirasçı eşi ile idare tarafından personelin vefatına ilişkin 07/04/2022 tarihinde yapılan telefon koordinesinde reddi miras başvurusunda bulunabileceğini beyan etmesi, 13/04/2022 tarihinde reddi miras başvurusuna ilişkin

/ E., / K. numaralı tevzi formunun hazırlanması sebebiyle ve kendisine birlik tarafından ulaşılamaması nedeniyle 23/04/2022 tarihli / .numaralı kararın müteveffa P.Ütğm. . ’nın yasal mirasçıları olan eşi ve oğluna tebliğ edilemediği,

2.3.7) Yasal mirasçıların 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 2’nci maddesi kapsamında menfaat

sahibi olduğu ve yine aynı Kanun’un 8’inci maddesinde dava açma süresinin tebliğ, yayın ya da ilan tarihini izleyen günden itibaren başladığı değerlendirilerek idarece müteveffa P.Ütğm. . hakkında verilen

/ ve / numaralı kararların 7201 sayılı Tebligat Kanunu kapsamında yasal mirasçılarına tebliğ edilmesi gerektiği yönünde mütalaada bulunulduğu, yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen hukuki görüş doğrultusunda müteveffa P.Ütğm. . ’nın yasal mirasçılarına tebligat yapılması için Kara Kuvvetleri

Personel Başkanlığının 25/04/2024 tarihli yazısı ile 5’nci Hd. Tug.K.lığına görev verildiği, Kara Kuvvetleri

Komutanlığı tarafından cevaplanan sorulara ilave olarak MSB Teftiş Kurulu Başkanlığınca 25/06/2022 tarihli yazısı ile yürütülen inceleme sonucunun Ek’te gönderildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Anayasamızın;

3.1) “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

4) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her

türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 211 sayılı İç Hizmet Kanunu’nun,

5.1) “Disiplin” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Disiplin: Kanunlara, nizamlara ve amirlere mutlak bir

itaat ve astının ve üstünün hukukuna riayet demektir. Askerliğin temeli disiplindir. Disiplinin muhafazası ve idamesi için hususi kanunlarla cezai ve hususi kanun ve nizamlarla idari tedbirler alınır”,

5.2) “Astın vazifeleri” başlıklı 14’üncü maddesinde; “Ast; amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere

uygun tam bir hürmet göstermeye, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdur. Ast muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştiremez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mesuliyetler emri verene aittir. İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur.”,

5.3) “IV-Amirin vazifeleri” üst başlıklı 15’inci maddesinde; “Amir; emirlerini maiyetindeki her şahsa

verebilir. Vazifelerin zamanında ve tam olarak yapılıp yapılmadığı takip ve yapılmasını temin eder.”,

5.4) 16’ncı maddesinde; “Amir; maiyetine hizmetle münasebeti olmayan emir veremez. Astından hususi

bir menfaat temin edecek bir talepte bulunamaz. Hediyesini kabul edemez ve borç alamaz.”,

5.5) 17’nci maddesinde; “Amir; maiyetine hürmet ve itimat hisleri verir. Maiyetin ahlaki, ruhi ve bedeni

hallerini daima nezaret ve himayesi altında bulundurur. Amirin maiyetine karşı daima bitaraflık ve hakkaniyeti muhafazası esastır.”,

5.6) 18’inci maddesinde; “Amir; maiyetine disiplini bozan fiil ve hareketlerinden dolayı disiplin cezaları

verir. Disiplin cezalarının mahiyeti ve verilmesi usulü hususi kanundaki hallere göre tayin ve tesbit olunur.”,

5.7) “V-Emir” üst başlıklı 19’uncu maddesinde; “Astlar, üniformalı veya üniformasız asker amirleri ile

sivil amirlerinin verdiği emirleri yerine getirmek zorundadır.”,

5.8) 20’nci maddesinde; “Emirler ast tarafından değiştirilemez. Ancak, ahval ve şerait emri yapılamıyacak

bir hale koymuşsa veyahut emir verilirken meçhul kalmış sebepler meydana çıkmışsa veya emrin yapılması büyük bir tehlikeyi ve ağır bir zararı da mücip olacaksa ve bütün bu haller karşısında amirden yeni bir emir alınmasına hal ve zaman da müsait değilse; ast mesuliyeti üzerine alarak emri yeni vaziyete uygun bir tarzda değiştirerek yapabilir ve ilk fırsatta emri yapılmıyan veya kısmen yapılan amirlere de malümat verilir.”,

5.9) 21’nci maddesinde; “Emirler, kaideten birbirine bağlı makamlar ve kumandanlar tarafından bir

silsile takip edilerek verilir. Müstacel ve zaruri hallerde bu sıraya riayet edilmeden de emir verilebilir. Bu takdirde amir atlanmış olan kademelere en kısa zamanda bilgi verir. Ve böyle bir emri alan astda kendi amirini haberdar eder.”,

5.10) 22’nci maddesinde; “Bir amirin verdiği emir yapılırken daha büyük bir amirden evvelki emre

muhalif ikinci bir emir daha alınacak olursa, ikinci emri veren amire evvelki emir bildirilir. Eğer ikinci amir kendi emrinin yapılmasında israr ederse bu amirin emri yapılır. Ve birinci amire malumat verilir.

Eğer daha büyük amire birinci amirin emrini bildirmeye hal ve zaman müsait değilse vaziyete uygun olan emir kendi mesuliyeti dahilinde yapılır ve amirlere bildirilir.”,

5.11) 24’üncü maddesinde; “Disipline aykırı gördüğü her hale müdahaleye ve emir vermeye her üst

görevlidir.”,

5.12) “IV-İzin” üst başlıklı 33’üncü maddesinde; “a) Askerlerin izin işleri hususi kanunlara ve nizamlara

göre tanzim olunur. Vazifenin bulunmayı icap ettirdiği yerden izinsiz hiçbir asker gündüz ve gece ayrılamaz. Nöbetçi ve vazifeli olmıyan veya kendisine ayrıca hususi bir vazife verilmiyen subay, askeri memur ve astsubaylar günlük mesai veya eğitimin bitiminde vazife mahallinden ayrılabilirler.

Ancak subay sınıf okullarında temel eğitimde bulunan subayların günlük çalışma ve okuldan gece izinli ayrılmaları, eğitim ve öğretim programlarına göre, ayrıca düzenlenecek bir yönetmelikle belirlenir.

b) Kıta, karargah ve kurumlarda günlük çalışma saatleri mevsim, iklim, ahval ve hizmetin özelliklerine göre bir talimatla tesbit edilir. Kıtalarda umumi mesai ve hizmet zamanı kalk borusunda başlar. Gece yoklamasından sonra biter. Karargah ve kurumlarda günlük vazife müddeti en az 6 saattir.”

5.13) “Umumi Vazifeler” üst başlıklı 36’ncı maddesinde; “Silahlı Kuvvetler, harb sanatını öğrenmek ve

öğretmekle vazifelidir. Bu vazifenin ifası için lazımgelen tesisler ve teşkiller kurulur ve tedbirler alınır.”

6) 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun,

/

6.1) “V-İzin” üst başlıklı 10’uncu maddesinde; “Subayların ve astsubayların sıhhi izin sürelerini ve diğer

izinleri hakkında bu kanun hükümleri uygulanır.”,

6.2) “Sıhhi izin” başlıklı 128’inci maddesinde; “Subayların ve astsubayların sıhhi izin süresi aşağıdaki

gibidir:

a) (Değişik : 28/6/2001 – 4699/19 md.) Barışta ve savaşta hizmet yapamıyacak şekilde hastalanan subaylar ve astsubaylar, hastalıkları geçici ise veya geçici olup sekel bırakan hastalıklardan ise, hastahanelerde geçen teşhis ve tedavi süreleri hariç, ay ve gün hesabı ile her bir hastalığı için toplam olarak ve fiilen iki yılı geçmemek üzere, nekahet tedavisi, istirahat ve hava değişimi işlemine tabi tutulurlar. Bu gibiler hakkında raporlar sağlık kurulunca verilir.

b) (Değişik : 28/6/2001 – 4699/19 md.) Kanser, her türlü kötü huylu tümör, verem, kronik böbrek yetmezliği ile akıl ve ruh hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlar, sağlık kurulları raporlarında gösterilecek lüzum üzerine, toplam olarak ve fiilen üç yılı geçmemek şartı ile tedavi, istirahat veya hava değişimine tabi tutulabilirler…”

6.3) “X-Yönetmelik” üst başlıklı 134’üncü maddesinde; “ İzinlerin verilme usulleri, izin vermeye yetkili

makamlar ve sair hususlar ile bilgi ve görgülerini artırmak üzere yabancı memleketlere izinli gideceklerin seçilmeleri, yollanma tarzları ve o yerlerdeki yaşama ve çalışmalarının ne yolda takip ve kontrol edilecekleri ve ne gibi hallerde geri çağrılacakları ile ilgili hususlar Milli Savunma Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelik ile tespit olunur.”

7) 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun,

7.1) “Disiplinsizliğin oluşması ve disiplin cezalarının niteliği” başlıklı 4’üncü maddesinde; “…(5) İlave

hizmet ve görev yükümlülüğü sonucunu doğuran disiplin cezaları kapsamında, kamu veya hizmet yararına olmayan keyfî görevler verilemez.”,

7.2) “Disiplin Soruşturması veya tahkikatın adli soruşturma veya kovuşturmadan bağımsızlığı” başlıklı

5’inci maddesinde; “Herhangi bir fiilden dolayı ilgili hakkında yapılan adli soruşturma veya kovuşturma, aynı fiilden dolayı ayrıca disiplin soruşturması ve tahkikat yapılmasını, disiplin cezası verilmesini ve bu cezanın yerine getirilmesini engellemez.”,

7.3) “Takdir hakkının kullanımı” başlıklı 6’ncı maddesinde; “(1) Bu Kanunla disiplin cezası vermeye

yetkilendirilmiş kişi ve kurullar, disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar.

(2) Takdir hakkı mutlaka gerekçeli olarak kullanılır.

(3) Takdir hakkı kullanılırken; a) Disiplinsizliğin işleniş biçimi, b) Disiplinsizliğin işlendiği zaman ve yer, c) Disiplinsizliğin askeri hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, ç) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, d) Disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, e) Disiplinsizlik yapan personelin daha önceki disiplin durumu, f) Disiplinsizlik yapan personelin samimi ikrarı ve gösterdiği pişmanlık, gibi hususlar göz önüne alınır.”

7.4) “Disiplin soruşturması ve yetkiler” başlıklı 7’nci maddesinde; “(1) Maiyetinden birinin disiplinsizlik

teşkil edebilecek bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin

amirleri, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirirse, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla ya da şahsen disiplin soruşturması yapar.

(2) Disiplin soruşturmacısı olarak tek bir kişi görevlendirilebileceği gibi en az üç kişiden oluşan bir heyet de görevlendirilebilir.”

7.5) “Disiplin amirinin disiplin cezası verme yetkisi” başlıklı 8’inci maddesinde; “(1) Disiplinsizliği

tespit edilen personele disiplin amiri tarafından bu Kanundaki esaslara uygun olarak disiplin cezası verilir.

(2) Bu Kanunda belirlenmiş olan disiplinsizliklere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara, eylemleri adli veya askeri suç teşkil etse dahi aynı neviden disiplin cezaları verilebilir.

(3) Disiplin amiri olabilmek için; a) Amir konumunda olunması, b) Disiplin cezası verilecek personelden rütbe veya kıdemce büyük olunması, c) Disiplin cezası verilecek kişinin subay, astsubay (…)ve uzman erbaş statüsünde olması hâlinde, ilgili mevzuata göre bu personele sicil verme yetkisinin bulunması gerekir.”

7.6) “Üst Disiplin amirlerinin disiplin cezası verebileceği haller” başlıklı 9’uncu maddesinde; “1) Bu

Kanunda belirlenmiş istisnalar hariç, aşağıdaki hâllerde disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası

verme görev ve yetkisi üst disiplin amirleri tarafından da kullanılabilir:

a) Disiplinsizlik, daha ağır bir disiplin cezası verilmesi amacıyla kendisine iletilmiş veya kendisi tarafından buna gerek görülmüşse b) Disiplinsizliğe bizzat şahit olmuşsa c) Disiplinsizlik, resmî saygınlığına ve makamına karşı işlenmişse ç) Disiplinsizlik, emri altında bulunan çeşitli kıta, karargâh ve kurumlara bağlı birden fazla kişi tarafından işlenmişse”

7.7) “Disiplin Cezaları” başlıklı 11’inci maddesinde; “ (1) Subay, astsubay (…) (1) ve uzman erbaşlar

ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilebilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre aşağıda

belirtilmiştir:

a) Uyarma b) Kınama c) Hizmete kısmi süreli devam ç) Aylıktan kesme d) Hizmet yerini terk etmeme e) Oda hapsi f) Silahlı Kuvvetlerden ayırma (2) Uyarma, kınama, hizmete kısmi süreli devam ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezaları disiplin kurulları ve disiplin amirleri tarafından; Silahlı

Kuvvetlerden ayırma cezası yüksek disiplin kurulları tarafından verilir.”

7.8) “Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası” başlıklı 13’üncü maddesinde; “… 2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-

681/91 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7073/90 md.) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası; Milli Savunma

Bakanlığı ve kuvvet komutanlıklarında oluşturulacak yüksek disiplin kurulları tarafından verilir. Kararlar, /

ilgisine göre Milli Savunma Bakanı veya ilgili kuvvet komutanı onayı ile yerine getirilir. General ve amiraller hakkında ise Milli Savunma Bakanlığı yüksek disiplin kurulu tarafından verilir ve bu kararlar

Cumhurbaşkanının onayı ile yerine getirilir.

(3) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası; disiplin amirlerinden en az ikisinin teklifi üzerine yüksek disiplin kurulları tarafından verilebileceği gibi, eldeki bilgi ve belgelere göre yüksek disiplin kurulları tarafından

resen de verilebilir. (…) Milli Savunma Bakanının eldeki bilgi ve belgelere ya da gerekli görmesi üzerine yaptırdığı disiplin soruşturması sonucuna göre hakkında bu cezanın verilmesine kanaat getirdiği personelin dosyaları bir karar verilmek üzere doğrudan yetkili yüksek disiplin kuruluna sevk edilir.

(4) (Değişik: 2/1/2017-KHK-681/91 md.; Değiştirilerek kabul: 1/2/2018-7073/90 md.) (Değişik cümleler:16/7/2020-7250/17 md.) Kuvvet komutanlıklarında teşkil edilecek yüksek disiplin kurulları; kurmay başkanının başkanlığında personel, istihbarat, harekât, lojistik ve savunma planlama ve proje yönetim başkanları, tayin dairesi başkanı, hukuk hizmetleri başkanı ile yüksek disiplin kurulu işlemlerinin yürütülmesinden sorumlu şube müdüründen oluşur. Milli Savunma Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görevli personel hakkında karar vermek üzere teşkil edilecek Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin

Kurulu; Bakan Yardımcısının başkanlığında, Personel Genel Müdürü, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü, Personel Genel Müdür Yardımcısı ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısından oluşur. General ve amiraller hakkında karar vermek üzere Milli Savunma Bakanlığında teşkil edilecek Yüksek Disiplin Kurulu; Milli Savunma Bakanının başkanlığında, Genelkurmay Başkanı, ilgili Kuvvet Komutanı, Bakan Yardımcısı, Genelkurmay Personel Başkanı, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü ile Personel Genel Müdüründen oluşur. Yüksek disiplin kurullarında kararlar oy çokluğu ile alınır. Oylar dağılırsa, hakkında tahkikat yapılanın en çok aleyhinde olan oy, çoğunluk elde edilinceye kadar kendisine daha yakın olan oya tabi olur.

5) Yüksek disiplin kurulları; gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı

incelemeye, ilgili birlik, kurum ve karargâhlardan bilgi almaya, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dâhil olmak üzere her türlü inceleme yaptırmaya, tanık ve bilirkişi dinlemeye, keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler.

(6) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının verilmesine ilişkin sürecin; disiplin amirlerinin teklifi ile başlatılması hâlinde süreci başlatan disiplin amiri tarafından, diğer durumlarda ise yetkili komutanlıklar vasıtası ile yüksek disiplin kurulları tarafından hakkında karar verilecek personelin savunması alınır. Yazılı savunma haricinde, yüksek disiplin kurulu tarafından gerek görülmesi veya personelin talepte bulunması hâlinde personel sözlü olarak da ifade vermeye çağrılabilir. Firar ve izin tecavüzü gibi ilgilinin bulunamaması nedeniyle savunma almayı imkânsız hâle getiren zorunlu hâller (…) gereğince verilecek

Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasında savunma alınmaz….”

7.9) “Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler” başlıklı 20’nci maddesinde; “ (1)

Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:

a) Aşırı borçlanmak ve borçlarını ödeyememek: Nafaka, trafik kazası, doğal afet, personelin öngöremeyeceği şekilde ülke genelinde yaşanan olağanüstü ekonomik dalgalanmalar, ani devalüasyonlar, sağlık ve tedavi giderleri ile kefillik ve benzeri zorunluluk hâlleri hariç olmak üzere, aşırı derecede borçlanmaya düşkün olmak ve bu borçlarını ödememeyi alışkanlık hâline getirmektir.

b) Ahlaki zayıflık: Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olmak veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunmaktır.

c) Hizmete engel davranışlarda bulunmak: Devletin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranışlarda veya ağır suç veya disiplinsizlik teşkil eden fiillerde bulunmaktır…”

7.10) “Disiplin kurullarının oluşumu” başlıklı 33’üncü maddesinde; “(1) Disiplin kurulları; asgari

binbaşı rütbesinde bir başkan ile meslekte beş yılını tamamlamış, başkandan kıdemsiz bir subay ve bir astsubay üye olmak üzere, disiplinsizlik yapan personelin astı olmayan toplam üç kişiden oluşur. Kurulun başkan ve üyeleri teşkilatında kurulduğu komutan veya askeri kurum amiri tarafından her yılın aralık ayında bir yıllığına görevlendirilir. Kurul üyeleri, zorunlu nedenler hariç görev süresi içinde değiştirilmezler. Görev süresi bitenler yeniden görevlendirilebilir.

(2) Başkan veya üyelerin olmadığı zamanlarda görev yapmak üzere asıl üye sayısı kadar yedek üye bulunur.

Başkanın olmadığı zamanlarda en kıdemli üye başkan olur. Başkan ve üyeler tahkikat süresi içinde disiplinsizlik yapan personelin ve birbirlerinin en yakın amiri olamazlar.

(3) Subayların tahkikatında astsubay üye yerine görev yapmak üzere ayrıca bir subay üye belirlenir ve görevlendirilir. Disiplinsizlik yapanın astı konumunda olan üyelerin yerine yedek üyelerden, yedek üyeler arasında da uygun nitelikte personel bulunmuyor ise birlik veya kurum içerisinden geçici görevlendirme yapılır.

(4) Disiplin kurullarının yetkisine giren birliklerde bu Kanunda yazılı nitelikte başkan ve üye yoksa veya mevcut olanların görevlerini yapmalarına kanuni engeller bulunursa, uygun nitelikte başkan ve üyelerin seçimi ve görevlendirmesi için en yakın kıta komutanı veya askeri kurum amirine başvurulur.”,

7.11) “Disiplin kurullarının rütbe yönünden yetkisi” başlıklı 34’üncü maddesinde; “(1) Teşkilatında

disiplin kurulu kurulan komutan veya askeri kurum amiri hakkındaki disiplin tahkikatı bir üst komutanlık veya askeri kurum amiri teşkilatında kurulan disiplin kurulunda yapılır. Ancak general ve amiraller hakkındaki tahkikat Genelkurmay Başkanlığı Disiplin Kurulunda yapılır.”,

7.12) “Disiplin kurulunun görev ve yetkileri” başlıklı 36’ncı maddesinde; 1) Disiplin kurulu, bu

Kanunda belirtilmiş diğer görevlerinin yanı sıra; a) Disiplin amirlerince sevk edilmesi hâlinde; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erlerin hizmet yerini terk etmeme cezası gerektiren disiplinsizliklerine ilişkin tahkikatı yapmak veya yaptırmak ve hizmet yerini terk etmeme cezası ile cezalandırmakla, b) Disiplin amirlerince sevk edilmesi hâlinde; erbaş ve erlerin hizmetten men cezası gerektiren disiplinsizliklerine ilişkin tahkikatı yapmak veya yaptırmak ve hizmetten men cezası ile cezalandırmakla, görevli ve yetkilidir.

…

(3) Disiplin kurulu, yapacağı tahkikatın her safhasında istem üzerine veya gerek görmesi durumunda; ilgililerin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kıta, karargâh, kurum veya amirlerden bilgi almaya, belge istemeye, tanık ve bilirkişi dinlemeye, keşif yapmaya, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dâhil olmak üzere, tahkikatı aydınlatacak her türlü idari işlemi yapmaya veya yaptırmaya yetkilidir.”,.

7.13) “Yapılacak tahkikat usulü” başlıklı 37’nci maddesinde; “(1) Disiplin kuruluna sevk edilmesi

gereken disiplinsizliklere ilişkin disiplin soruşturma evrakı, disiplin amiri kanaat raporu da eklenerek yetkili disiplin kurulunun bulunduğu yerdeki disiplin subaylığına, disiplinsizliğin öğrenilmesinden itibaren en geç otuz gün içinde gönderilir.

(2) Disiplin subayı tarafından yapılan inceleme sonunda; a) Adli veya askeri mahkemelerin görevine giren bir suçun işlendiğinin tespit edilmesi hâlinde dosyanın bir suretinin görevli mercie gönderilmesine,

b) Disiplin kurulunun görev alanına girmeyen bir disiplinsizlik tespit edilmesi hâlinde, gerekçesi ile birlikte evrakın ilgili disiplin amirine iade edilmesine, teşkilatında disiplin kurulu kurulan komutan veya askeri kurum amirinin onayıyla karar verilir.

(3) Dosyanın disiplin kurulunda görüşülmesine teşkilatında disiplin kurulu kurulan komutan veya askeri kurum amirinin onayıyla karar verilmesi hâlinde; disiplinsizlik yapan personele, hakkında iddia olunan hususlar, dosyanın disiplin kurulunda görüşülmesinden önce disiplin subayı tarafından hazırlanacak bir yazı ile bildirilir.

(4) Disiplin kurulu, gerekli tebligatların ve hazırlığın yapılmasının ardından teşkilatında kurulduğu komutan veya amirin emri ile toplanır.

(5) Disiplin kuruluna sevk edilen personel; tahkikatın gizliliğini, üçüncü şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğini, gizli ve özel nitelikteki bilgileri korumaya yönelik olanların dışındaki soruşturma evrakının tamamını inceleme, tanık dinletme ve disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak savunma yapma hakkına sahiptir.

(6) Tahkikat ile ilgili disiplin kurulu toplantılarında disiplin subayı ile tutanak kâtibinin bulunması şarttır.

(7) Tahkikat ile ilgili oturumların yönetimi ve disiplininin sağlanması disiplin kurulu başkanına aittir.”,

7.14) “Zamanaşımı” başlıklı 39’uncu maddesinde; “1) Disiplin amirleri tarafından, disiplinsizliğin

kendileri tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay ve her hâlde disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez. Fiil, inceleme ve araştırma yapmayı gerektirmiş ise, bir ay içerisinde inceleme ve araştırmaya başlanmış olmak ve altı ayı geçmemek kaydıyla, inceleme ve araştırma için geçen süre bir aylık süreye dâhil edilmez.

(2) Disiplin kurullarında yapılan tahkikatlarda, fiilin disiplin amiri tarafından öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez….”

7.15) “Savunma hakkı” başlıklı 40’ıncı maddesinde; “(1) Bu Kanunun 13 üncü maddesinin altıncı

fıkrasında düzenlenen istisna haricinde disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez.

(2) (Değişik: 22/1/2015-6586/105 md.) İsnat olunan hususlar ile savunma için verilen süre açıkça ve yazılı olarak ilgiliye bildirilir. Yüksek disiplin kurulunun görevine giren disiplinsizliklerde verilecek savunma süresi üç iş gününden, diğer disiplinsizliklerde ise iki iş gününden az ve her hâlde beş iş gününden fazla olamaz. Savunması istenen kişinin talebi hâlinde ilave savunma süresi verilebilir. Ancak, ilk verilen savunma süresi ile ilave verilen savunma süresinin toplamı beş iş gününü geçemez. Verilen süre içinde savunmasını yapmayan personel savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.”,

7.16) “Disiplin amirleri tarafından verilen cezalara itiraz ve cezanın kesinleşmesi” başlıklı 41’inci

maddesinde; “1) Disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarına karşı, cezanın tebliğ edilmesinden itibaren iki iş günü içinde itiraz edilebilir. İtiraz, bir üst disiplin amirine yazılı olarak yapılır. Süresi içinde itiraz edilmez ise ceza kesinleşir.

…

(3) İtiraz, yetkili üst disiplin amiri tarafından üç iş günü içinde karara bağlanır. İlave inceleme yapılmasının gerekli olduğu durumlarda bu süre bir katına kadar uzatılabilir.

(4) İtiraz haklı görülürse, itirazı inceleyen üst disiplin amiri verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir. İtiraz haklı görülmez ise ret olunur. Karar itiraz edene tebliğ edilerek kesinleşir.”

8) 28/1/1991 tarih ve 20769 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri İzin

Yönetmeliği’nin,

8.1) “Genel Esaslar” üst başlıklı 4’üncü maddesinde; “Türk Silâhlı Kuvvetleri mensuplarının ve Türk

Silâhlı Kuvvetlerinde görevli sivil memurların izin işleri aşağıdaki genel esaslar dahilinde yürütülür.

1) Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup subay, astsubay ve uzman jandarmaların izin işleri bu Yönetmelik

esaslarına göre düzenlenir.

2) Uzman jandarmalar, izin ve sıhhî izin süreleri yönünden 211 Sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri iç Hizmet

Kanunu ile 926 Sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun hükümlerine tâbidirler. Uzman jandarmaların izinlerle ilgili hak ve işlemleri, astsubaylar hakkında uygulanan hükümlere göre yürütülür.

3) Uzman erbaşların izin işlemleri; 3269 Sayılı Uzman erbaş Kanunu, 211 Sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç

Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği ile 1111 Sayılı Askerlik Kanununun 78 inci maddesi esaslarına göre düzenlenir.

…

6) Erbaş ve erlerin izin işlemleri; 1111 Sayılı Askerlik Kanunu, 211 Sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet

Kanunu, Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği ve konuyla ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yürütülür.

7) Subay, astsubay ve uzman jandarmalara verilecek izinler:

A – Yıllık izin (30 gün plânlı 15 gün mazeret).

B – Mazeret izinleri.

C – Yurtdışı izinleri.

D – Sıhhî izinlerdir.

8) Harp okulları, fakülteler, yüksek okullar ile askeri lise ve astsubay sınıf ve hazırlama okullarında

öğrenim yapan öğrencilere verilecek izinler:

A – Günlük izin.

B – Evci İzni.

C – Mazeret izni.

D – Yarı yıl dinlenme izni.

E – Yıllık İzin.

F – Yurtdışı izinleridir.

15) Subay ve astsubay sınıf okullarında, temel eğitimde bulunan subay ve astsubayların izin durumları,

okulların yıllık öğretim programına göre yönergelerde düzenlenir…”

8.2) “İzinlerin kontrolü” başlıklı 13’üncü maddesinde; “…İlgili garnizon komutanları da, Türk Silâhtı

Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 161 inci maddesi uyarınca, izinli olarak garnizonlarına gelen askerî personel hakkında mükemmel bilgiye sahip olmak ve garnizona yeni gelen Silâhlı Kuvvetler personeline lâzım olacak bilgileri içeren garnizon talimatını duyurmak zorundadır…”

9) 12/4/2014 tarih ve 28970 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri İzin

Yönetmeliği’nin “Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler” başlıklı 9’uncu

maddesinde; “(1) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler 6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde sayılan hallerdir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; Başvuranın iddiaları, İdarenin

konu ile açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

11) Başvuran, bir numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verildiği üzere başvurusunda; Başvuran, eşi

hakkında verilen “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma” cezasının geri alınarak iptal edilmesini talep etmektedir.

12) Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin

mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, kamu görevlilerinin özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle disiplin cezalarının sübjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahip olduğu; bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurulların mevzuatla belirlendiği, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkelerinin oluşturulduğu bilinmektedir.

13) Disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce disiplin suçu sayılacak eylemlerin işlenildiğinin öğrenilmesi

hâlinde, bu kişiler hakkında soruşturma emri verilerek, soruşturmacı görevlendirilmesiyle başlatılacak soruşturmada olayın şüpheye yer vermeyecek şekilde somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir.

14) İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke

genel anlamda düzenleme veya işlem yapan idareyi uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konusunda ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları ve idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.

15) Disiplin cezası niteliği gereği öteki idari işlemlerden farklı olduğundan; disiplin cezaları, disiplin

cezasını vermeye yetkili organlar, bu organların oluşumu, çalışma usulü, karar oluşturması, bu kararlara itiraz ve bütün bu sürecin her aşaması için öngörülen süre koşulları ile disiplin cezası işlemi sıkı şekil şartına bağlı olarak uygulanabilmektedir.

16) Millî Savunma Bakanlığından istenilen bilgi ve belgeler doğrultusunda anılan idare tarafından

Kurumumuza gönderilen belgeler incelenmiş, aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır:

16.1) Başvuranın müteveffa eşinin Ağrı/Doğubeyazıt ilinde üsteğmen rütbesiyle görev yaptığı dönemde

06/07/2021 tarihinde P.Çvş. . “Muayene ve Tedavi Hk.” Konulu yazıyı hazırlaması ve imzalanması için emir verdiği, P.Bnb. . ’nin imzasını taklit ederek sahte evrak düzenlediği ve amiri olan P.Bnb.

. ’den izin almadan garnizonu terk ederek Iğdır ve Ağrı illerine gittiği, 14’ncü Hd.Bl. K.lığının 02/07/2021 tarihli yazısının P.Bnb. . ’nin emri ile usulüne uygun olmadan hazırlandığı, söz konusu yazıyı bölüğünde görevli P.Çvş. . amirlik nüfusunu kullanarak imzalattığı ve mühürlettiği, Kıta’a

Anket Formu ve Askeri İşlevsellik Formunun Sağ.Atğm. . ’ye RDM görüşme odası yerine gece saatlerinde ve garajlar bölgesinde imzalatıldığı, sahte evrak belgesi düzenleterek mesai saatleri içerisinde

Doğubeyazıt’a ambulansla gelmesi için emir verdiği ve Sağ.Atğm. . ’yi yanına alarak P.Bnb. . ’ye

bilgi vermeden izinsiz olarak garnizonu terk etmek suretiyle Iğdır ve Ağrı illerinde bulunan hastanelere gittiğinin tespiti ile 5’inci Hd.A.K.lığının 06/07/2021 tarihli yazısı ile Disiplin Soruşturma Heyeti görevlendirildiği ve bu kapsamda 6 personelin bilgisine başvurulduğu, söz konusu personel hakkında

Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Dosyası hazırlanarak, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin

Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 20’inci maddesinin birinci fıkrasının (b ve c) bentleri ve TSK Yüksek

Disiplin Kurulları Yönetmeliği’nin 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (b ve c) bentleri gereğince “Ahlaki

Zayıflık” ve “Hizmete Engel Davranışlarda Bulunmak” disiplinsizlikleri kapsamında değerlendirilerek 15/11/2021 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiği görülmektedir.

16.2) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 03/03/2022 tarihli Kararında dosya

kapsamında tüm deliller incelendiğinde; Başvuranın müteveffa eşinin 06/07/2021 tarihinde P.Çvş. .

“Muayene ve Tedavi Hk.” Konulu yazıyı hazırlaması ve imzalanması için emir verdiği, P.Bnb. . ’nin imzasını taklit ederek sahte evrak düzenlettiği ve kendisinden izin almadan garnizonu terk ederek Iğdır ve

Ağrı illerine gittiği, 14’ncü Hd.Bl. K.lığının 02/07/2021 tarihli ve “Muayene ve Tedavi Hk.” konulu yazısının başvuranın eşi tarafından usulüne uygun olmadan hazırlandığı, söz konusu yazıyı bölüğünde görevli P.Çvş. . amirlik nüfuzunu kullanarak hazırlattığı ve mühürlettiği, Kıt’a Anket Formu ve

Askerlik İşlevsellik Formunun başvuranın eşi tarafından bilgisayar üzerinden eksik ve yanlış bilgiler ile usulüne uygun olmadan hazırlandığı, Kıt’a Anket Formu ve Askerlik İşlevsellik Formunun ilgili bölümlerini Sağ.Atğm. . ’ye RDM görüşme odası yerine gece saatlerinde ve garajlar bölgesinde doldurtarak imzalattığı, sahte sevk belgesi düzenleterek Sağ.Atğm. . ’ye mesai saatleri içerisinde

Doğubeyazıt’a ambulansla gelmesi için emir verdiği, Sağ.Atğm. . ’yi yanına alarak P.Bnb. . ’ye bilgi vermeden izinsiz olarak garnizonu terk etmek suretiyle Iğdır ve Ağrı illerinde bulunan hastanelere gittiği, personelin bahse konu disiplinsizliği görevden uzaklaşmak maksadıyla rapor almak amacıyla işlediği ve işlediği bu fiilleri kendi ikrarı ile kabul ettiği ve bu fiillerin üzerinden taşıdığı şanlı üniformanın vakarı ile bağdaşmadığı, bahse konu suçu işlediğine dair kuvvetli deliller, ifade tutanakları, kendi ikrarı ve devam eden adli süreç doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarının sarsılmasına neden olduğu, bu durumun aynı zamanda her askerde bulunması lazım gelen ahlaki ve manevi vasıtalarının “iyi ahlak sahibi olmak” vasfına da ters düştüğü, personelin sahip olduğu makam, rütbe, görev ve sorumluluklarının gereklerine aykırı olarak sergilediği tutum ve davranışın Türk toplumu ve Türk Silahlı Kuvvetleri nazarında ağır disiplinsizlik teşkil eden bir fiile karşılık geldiği, anlaşılmaktadır.

16.3) Sonuç olarak Personelin dosya kapsamındaki durumunun değerlendirilmesi neticesinde; personelin

söz konusu eylemleri nedeniyle 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 20’nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kurulları

Yönetmeliği’nin 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince “Hizmete Engel Davranışlarda

Bulunmak” disiplinsizliğini işlediği kanaatine varıldığı, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin

Kanunu’nun 11’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 13’üncü maddesi, 20’nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kurulları Yönetmeliği’nin 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası” verilmesi ile 5434 sayılı

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 39/e maddesi veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve

Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 44’üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasına karar verildiği görülmektedir.

17) Başvuruya konu uyuşmazlıkta başvuranın, müteveffa eşine yönelik “silahlı kuvvetlerden ayırma”

cezası sonrasında eşinin aynı gün intihar etmesi dolayısıyla mobbing iddiasına ilişkin olarak öncelikle söz konusu işlem, eylem, tutum ve davranışların psikolojik taciz (mobbing) olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir.

17.1) Millî Savunma Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca yapılan incelemeler ile Yüksek Disiplin Kurulu

savunmasında belirttiği iddiaların değerlendirilmesi neticesinde; H.A’nın P.Bnb. S.E.’nin kendisine

yönelik olarak SUTASAK mezunu bir subay olduğu için kendisini astlarının yanında küçümsediği, hakaret ettiği, yok saydığı, kendisine yönelik olarak “onursuz, gurursuz” dediği şeklinde iddialarda bulunduğu, söz konusu iddialarını yalnızca Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunda savunmasını yaptığı esnada dile getirdiği, daha önce sıralı amirlerine ve kurumuna herhangi bir şikayette bulunmadığı, diğer taraftan P.Bnb. . ’ye yönelik iddialarına tek kanıt olarak ast ve üst rütbeli mesai arkadaşlarının şahitliğini gösterdiği, söz konusu iddialara ilişkin bilgisine başvurulan tüm personelin iddia edilen hakaretlere şahit olmadıklarını yazılı olarak beyan ettiği, dolayısıyla . iddialarına delil olabilecek herhangi bir veriye ulaşılamadığı, P.Bnb. . ’nin . emsallerine göre daha az iş verdiği, verilen işlerin tam yapılmaması sebebiyle kendisine disiplin cezası verildiği, fakat alt limitten ceza verdiğini belirttiği, ayrıca birlikte görev yaptıkları süre içerisinde P.Bnb. . ’nin . yaptığı olumlu işlerden ötürü üç adet takdir belgesi verildiği, bu durumun “kendisini sicille tehdit ettiği” ve “meslekten attıracağını söylediği” gibi iddialara açıkça ters düştüğü, dolayısıyla disiplin cezası vermek istenilen ya da meslekten atılması istenilen bir kişiye üç kez takdir belgesi vermenin tabii olmadığının değerlendirildiği, . Tendürek Dağı’na Atatürk büstü için taş toplamaya gönderdiği, bu görev için yazılı emir istediğinde “subay oldun da mı yazılı emir istiyorsun” iddiası için P.Bnb. . ’nin böyle bir emir vermediği, bahse konu olan süs taşlarının toplanıldığı yerin terör bölgesi olan Tendürek Dağı değil Ortakent bölük merkezinin olduğu, taş toplamaya gidenin görevlendirdiği uzman çavuş rütbesindeki personel olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla kendisinin bizzat katılmadığı bir göreve “gönderildiği” iddiasında bulunmasının gerçekle bağdaşmadığı belirtilmektedir.

17.2) Başvuranın eşinin psikolojik tacizler sonucu psikolojisinin bozulduğu iddiasına ilişkin olarak savcılık

soruşturma dosyasında görüleceği üzere, Yozgat Şehir Hastanesinden alınan Sağlık Kurulu Raporunda başvuranın eşi hakkında “Kişinin anksiyete bozukluğuna yönelik 10 aydır tedavi aldığı, uzun zamandır fluoksetin 60 mg/gün mirtazapin 15 mg/gün tedavi almakta olduğu…” denildiği, başka bir ifadeyle 02/07/2021 tarihinden 10 ay öncesinden yaklaşık 2020 yılının Eylül ayından beri psikolojik tedavi gördüğü, P.Bnb. . ’nin başvuranın eşi ile birlikte çalıştığı dönemin 30/08/2020-02/05/2021 tarihleri arasında olduğu düşünüldüğünde başvuranın eşinin birliğe geldiği andan hemen sonra psikolojisinin bozulmuş olması gerektiği, halbuki başvuranın eşinin iddialarına göre psikolojik tacizler sonucu psikolojisinin bozulduğu, diğer yandan başvuranın eşinin birliğe katılır katılmaz kulak rahatsızlığı nedeniyle 20/08/202019/09/2020 tarihleri arasında 30 günlük bir sağlık raporu aldığı, ilgili tarihlerin iddia edilen psikolojik tedaviye başlama tarihi ile uyumsuz olduğu, ayrıca başvuranın eşinin ne TSK’ya katılışında düzenlenen 16/01/2017 tarihli Çorlu Devlet Hastanesinden alınan TSK Sağlık Kurulu Raporuna göre, ne de “Muayene ve Tedavi Hk.” konulu suç isnad edilen yazıyı P.Bnb. . ’nin yazısını taklit ederek hazırlaması için emir verdiği tarihe kadar ki belgelerinde resmi herhangi bir psikolojik rahatsızlık kaydı olmadığı, dolayısıyla

P.Bnb. . ’nin başvuranın eşine psikolojik şiddet uygulanması sonucu psikolojisinin bozulduğuna yönelik herhangi bir veriye ulaşılamadığı anlaşılmaktadır.

17.3) Bununla birlikte P.Bnb. . ’nin başvuranın eşinin internet siteleri üzerinden kumar oynadığı ve

astlarına yüklü miktarda borçlandığını beyan ettiği, borçlu olduğu uzman çavuşla arasında geçen mesajlaşmanın fotoğrafında başvuranın eşinin borcunu ve ödeme güçlüğünü açıkça beyan ettiği, uzman çavuşa “Kaçacam artık/ Artık o mutlak son geldi./ Yok haber gelmedi de artık daraldım, borçları da ödeyemedim, kafamda güzel oldu artık” gibi söylemlerde bulunduğunun görüldüğü, Savcılık Soruşturma dosyasında 3’üncü Hudut Tabur Komutanlığında asker olduğunu iddia eden ’nin başvuranın eşinin yaklaşık bir buçuk ay önce yanına geldiğini ve kendisine “amca oğlumun kumar borcu var eğer intihar ederse borç silinir mi, çocuklarına borç kalır mı” diye sorular sorduğunu, kendisine amca oğlunun psikoloğa gitmesini önerdiği şeklinde ifade verdiğinin tespit edildiği, Savcılık soruşturma dosyasında bulunan 29/03/2022 tarihli Olay Yeri İnceleme Raporunda müteveffanın naaşının bulunduğu yerde

“Mükremin Göletinin kuzeybatı kıyısında yer zemin ve su içerisinde muhtelif yerlerde bulunan üzerlerinde

Cebte Teb ibaresi bulunan 1 adet banka kartı, 1 adet Müzekart ibareli kart, bir adet Türkiye İş Bankası ibareli banka kartı, bir adet Ziraat ibareli banka kartının usulüne uygun şekilde fotoğraflandığı, daha açık

bir ifadeyle müteveffanın kredi kartlarının olay yerinde etrafa saçılmış halde bulunduğu, 07/04/2022 tarihinde başvuran ile 3’üncü Hd.Tb.Per.Asb.Üçvş. . arasında yapılan banka talep dilekçesi maksatlı telefon görüşmesinin hazır bulunun personelce tutanak altına alındığı, ilgili tutanakta başvuranın eşine ait borçlar sebebiyle “reddi miras davası” açmayı düşündüğü ancak borçlarını araştırma aşamasında olduğu, borçların durumuna göre karar vereceği, reddi miras etmesi durumunda herhangi bir alacağını aldığı takdirde reddi mirasın kabul olmayacağı, bu sebeple banka talep dilekçesini vermeyeceğini beyan ettiği ifade edilmektedir.

17.4) Tüm bu veriler ışığında P.Bnb. . ’nin başvuranın eşine yönelik hakaret ettiği, baskı yaptığı,

yapamayacağı zor görevler verdiği, sicille tehdit ettiği, psikolojisini bozduğu ve nihayet mobbing yaptığına yönelik herhangi bir delile ulaşılamadığı, borçlanan müteveffanın meslekten ihracına binaen borçlarını ödeyemeyeceğini düşünüp bunalıma girdiği, savcılık kayıtlarına göre öldüğünde kanında “ilaç etken maddelerinden Efedrin/Psödoefedrin ve Propranonol” bulunduğundan iddia edilenin haricinde bazı sorunları nedeniyle intihar etmiş olabileceğinin değerlendirildiği görülmektedir.

18) Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik

gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle

Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

19) Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun

bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)]

20) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı

kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. … Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.

/

21) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli E:2013/11788, K:2014/14008 sayılı

kararında; “Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir. Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing olarak kabul edilmesi hatalıdır. Örneğin, nezaket ve saygının yokluğu olan işyeri kabalığı, doğal olarak kişiye bağlı, beğenilmeyen, çirkin görülen, rahatsız edici ve hoş karşılanmayan söz, tutum ve davranışlardan oluşmaktadır. … Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihsel gelişimine bakıldığında; aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.” ifadelerine yer verilmiştir.

22) Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2018 tarihli ve E.2017/7(22)-3017, K.2018/99 sayılı

kararında, bir eylemin psikolojik taciz olarak kabul edilebilmesi için, bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, belli bir süreye yayılması ve bu durumun sistematik bir hâl alması gerektiği, belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, psikolojik tacizin nedenlerinin farklılık gösterdiği, ancak amacının çoğu kez işçinin işyerinden ayrılmasını sağlamak olduğu vurgulanmakta, psikolojik tacizin ispatıyla ilgili olarak ise psikolojik tacize uğradığını iddia eden mağdurun, bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, bununla birlikte psikolojik tacizin genellikle tacizi uygulayan ile tacize maruz kalan arasında gerçekleşen bir olgu olması karşısında olayların tipik akışı, tecrübe kuralları göz önüne alınarak sonuca gidilmesinde yarar bulunduğu, yaklaşık ispat olarak adlandırılan bu yaklaşım tarzının işin doğasına da uygun olduğu belirtilmektedir.

23) Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararında; “Kural

olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucu1arın bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir. Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması durumunda, bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.

24) İdarenin sunduğu belgelerden ve başvuranın detaylı olarak ilettiği dilekçelerden başvuru dosyası

kapsamında öne sürülen iddialar ve olay geçmişi incelenmiş olup; başvuranın eşinin iş ortamında birim amiri ile yaşadığını iddia ettiği sorunları eşinin kendisine yönelik yapılan disiplin soruşturması sürecinde bilgi alma tutanaklarında ve savunma sürecinde öne sürdüğü, daha sonra başvuranın eşine yönelik mobbing iddialarının idarece soruşturulmasına konu edildiği, nihai aşamada idarece gerekli incelemenin yapıldığı, akabinde Teftiş Kurulu Raporuyla mobbing olarak nitelendirilebilecek eylemlere rastlanılmadığı anlaşıldığından başvuranın eşine mobbing yapıldığına dair bir tespit yapılamamıştır. Başvuru dosyası kapsamında mobbingin unsurlarının gerçekleştiğine dair kanaate ulaşılamamıştır.

25) Yukarda yer verilen Mahkeme kararlarında belirtildiği üzere süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla

sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranışın mobbing olarak nitelendirilme imkânı bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuru konusu olaylarla ilgili başvuranın eşinin ilgili birimde çalıştığı süre zarfında yukarıda değinilen münferit birkaç sorun yaşadığı, ancak süreklilik gösteren ve belli aralıklarla sık sık tekrarlanan mobbing olarak nitelendirilebilecek eylemlere rastlanmadığı anlaşıldığından başvurana mobbing yapıldığına dair bir tespit yapılamamıştır.

26) 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 6’ncı maddesinde, idarenin disiplin cezası

uygulamasında takdir hakkı ile ilgili temel ilkelere yer verilmiştir. Buna göre; disiplin cezası vermeye yetkilendirilmiş kişi ve kurulların disiplin cezası uygulanması ile takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanacakları, takdir hakkının mutlaka gerekçeli olacağı, yine bu hakkı kullanırken disiplinsizliğin işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer, askeri hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve personelin daha önceki disiplin durumu gibi hususların göz önüne alınacağı gerekmektedir.

27) İdareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına

da gelmez. Bu doğrultuda idare takdir yetkisini kullanırken yasanın koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, bu yetkiyi kamu yararı için kullanmalı, yasanın öngördüğü amaçtan başka ya da kamu yararı dışında bir amaç için kullanamamalı ve bu yetkiyi gerekçeli olarak kullanmalıdır (Prof. Dr.

Şeref Gözübüyük, “Yönetim Hukuku”, Eylül/1991 s.204).

28) Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurana verilen disiplin cezası işleminde takdir hakkının

kullanılmasında eylemin ağırlığı, işleniş biçimi ve öneminin de etkili olduğu, anılan yetkinin münhasıran

Yüksek Disiplin Kurulu tarafından kullanılması gerektiği hususu da değerlendirildiğinde, 6413 sayılı Türk

Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunun 20’inci maddesinde “Hizmete engel davranışlarda bulunmak:

Devletin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranışlarda veya ağır suç veya disiplinsizlik teşkil eden fiillerde bulunmaktır.” hukuki nitelendirmesi uyarınca başvuranın

“Silahlı Kuvvetlerden Ayırma ” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık görülmemiştir.

29) Yukarıda yapılan açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili

mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan gerekçelerle hakkında verilen “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma” disiplin cezası ile tecziyesine ilişkin işlemin kaldırılması talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

30) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “Kararların gerekçeli olması” ve “Kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

31) 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ

tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

/

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA, MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞINA ve KARA KUVVETLERİ

KOMUTANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi