|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının davalı Bakanlık ile alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun tespitine yönelik hukuki yararının bulunup bulunmadığı üzerine yoğunlaşmaktadır. Davacı, Bakanlık hizmet alım ihalesinin muvazaaya dayandığını ve bu nedenle kendisinin Bakanlık personeli olarak kabul edilmesi gerektiğini iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının muvazaa tespitine dayalı talebinde hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Yargıtay, davacının muvazaa tespitine dayalı talebinin hukuki yarar gerekliliği açısından incelenmesi gerektiğine vurgu yaparak, tespit davasının açılabilmesi için davacının hukuki bir menfaatinin bulunması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, davacının tespit davası ile istediği hukuki korumanın başka bir dava türü ile sağlanabileceği durumlarda, tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığına karar vermiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davacının temyiz itirazlarını reddederek, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğuna hükmetmiştir. Bu karar, muvazaa tespit davalarında hukuki yarar şartının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. |
9. Hukuk Dairesi 2024/12866 E. , 2024/14538 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
KONKORDATO KOMİSERİ : Nevcan Karaca
KARAR : Davanın reddi
TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili ile davalı … Hizmetler Bakanlığı vekili
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit davasından verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı … Hizmetler Bakanlığı (Bakanlık) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de; inceleme konusu dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde temyizde duruşmaya tâbi davalar arasında belirtilmediğinden duruşma isteminin reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu işlemin Bakanlık hizmet alım ihalesinin muvazaaya dayandığı ve ihale şartnamesinde belirtilen hususlar dışında da işçi çalıştırılması nedeniyle oluşan muvazaa talebine ilişkin olduğunu, davalarının kanuni dayanaklarından bir tanesinin de 26.05.2008 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi şartının aranması gerektiğini, davacı işçinin 2010 yılından itibaren hemşire olarak çalıştığını, bu çalışma süresi zarfında farklı farklı birimlerde çalıştığını ileri sürerek muvazaanın tespiti ile davacının işe giriş tarihinden itibaren davalı Bakanlık personeli sayılmasına karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; davacının muvazanın tespitini talep ettiğini, davacının İdarenin değil Şirket işçisi olduğunu, davacının sağlık bölümünden mezuniyetinin olmadığını, davacının bakım personeli olduğunu, hemşire olmadığını, davacının tüm iddialarının asılsız olduğunu savunarak haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.01.2022 tarihli ve 2021/150 Esas, 2022/17 Karar sayılı kararı ile; ihale kapsamındaki hizmetin davalı Bakanlığın asıl işi oluşu, çalışacak işçilerin davalı Bakanlığın yetkililerince belirlenmesi, çalışma şartlarının ve çalışma sırasındaki emir ve talimatların davalı Bakanlık görevlilerince verilmesi, alt işverenlerin işyerinde işin fiilî olarak görülmesine ilişkin bir iş organizasyonu ortaya konulmadığı gibi, ihale konusu işin yapılmasına yönelik uzmanlığa da sahip bulunulmadığı, davacının zaman zaman ihale kapsamında bulunmayan tedaviye yönelik işlemleri de yaptığının anlaşıldığı, bu nedenle davalı Bakanlık ile diğer dâhili davalılar arasındaki ilişkinin işin alt işverene verilmesi değil işçi temini niteliğinde olduğu, davacı açısından davalılar arasındaki (dâhili davalı … dışındaki) hizmet alımına ilişkin sözleşmenin muvazaalı olduğu, davacının başlangıçtan itibaren davalı Bakanlık işçisi olarak kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dâhili davalılardan … AŞ yönünden ise davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Bakanlık vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 17.02.2023 tarihli ve 2022/2727 Esas, 2023/277 Karar sayılı kararı ile; dosyadaki yazılara, hükmün Dairece benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle davacı tanıklarının davacının bakım işi yapmayıp özürlülerin ilaçlarını verme, tansiyonlarını ölçme, acil durumda müdahale etme gibi hemşirelerin yaptığı işleri yaptığı ve yine davalı tanığının hemşirelerin yetersizliği sebebi ile ilaç dağıtımı, insülin iğnesi yapımı gibi işleri yaptığı yönündeki beyanları ve davacının isminin bulunduğu ilaç tedavi listeleri ile tüm dosya kapsamından davacının davalı Bakanlık bünyesinde kadrolu hemşireler ile aynı ortamda aynı işleri yaptığı, bu itibarla alt işverenlerin sözleşme ile üstlendiği iş için bağımsız organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip bulunmadığı ve işçi temini niteliğinde ihale yapıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalı Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Bakanlık vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 07.11.2023 tarihli ve 2023/10715 Esas, 2023/16712 Karar sayılı kararı ile; davalı Bakanlık vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek ve temyiz edenin sıfatı göz önünde bulundurularak, davacının muvazaa tespitine dayalı talebinde hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davalı Bakanlık ile alt işveren firmalar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığı gerekçesiyle ile tespit hükmü kurulması hatalı olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının eda davası açabilecekken eldeki muvazaa tespitine dayalı talebinde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalı Bakanlık vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; muvazaanın tespiti davaları ihtisas gerektiren davalar olup ayrı şekilde açılabileceğine dair çok sayıda Yargıtay kararı bulunduğunu, müvekkili aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı Bakanlık vekili; kendilerini vekille temsil eden davalılar yararına tek vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının, davalı Bakanlık ile alt işveren şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun tespitine ilişkin dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığına ve vekâlet ücretine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6100 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesi, 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ile 115 inci maddesi, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.10.2019 tarihli ve 2017/(8)1854 Esas, 2019/1096 Karar sayılı kararında tespit davalarında hukuki yarara ilişkin ilkeler şu şekilde açıklanmıştır:
“…
Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (…, E.: Davada , …, Ankara 2009, s. VII).
Hukuk Genel Kurulunun 24.06.1992 tarihli ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 tarihli ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır.
Öte yandan, bu hukuksal yararın, “hukuki ve meşru”, “doğrudan ve kişisel”, “doğmuş ve güncel” olması gerekir (…, s. 135).
(…) Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada hâlen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (…, H./…, O./ …, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s. 297).
(…)Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkâr ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır (…, R./ …, E./ … …, S.: Medeni Usul Hukuku , Ankara 2017, s.287).
Bu doğrultuda, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden birisi ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur (… / …/ … …, s. 296-297).
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.05.2013 tarihli ve 2013/22-561 E., 2013/733 K. ile 01.02.2012 tarihli ve 2011/10-642 E., 2012/38 K. sayılı kararı sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
…”
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında temyiz edenin sıfatına göre bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı … davalı Bakanlık vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı … Hizmetler Bakanlığı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.