ÖZET: Başvuran, İstanbul’da gezi tekneciliği ve turizm alanında faaliyet gösteren bir şirketin yetkilisi olarak, müzik yayını yapılabilecek alanların artırılması talebinde bulunmuştur. Şirket, mevcut izin verilen alanlara ulaşmanın zaman aldığını ve bu durumun işlerini olumsuz etkilediğini belirtmiştir. Ayrıca, eğlence mekanlarının müzik yayını yapmasına izin verilirken, deniz araçlarının belirli bölgelerde müzik yayını yapmasının kısıtlanmasının haksızlık oluşturduğunu ifade etmiştir.

İstanbul Valiliği, müzik yayını yapan deniz araçları için gerekli belgelerin Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği çerçevesinde düzenlendiğini ve müzik yayını yapılabilecek alanların sınırlarının İl Mahalli Çevre Kurulu tarafından belirlendiğini açıklamıştır. Başvurunun reddedilmesinin gerekçesi, ilgili mevzuatın öngördüğü çerçevede, idarenin takdir yetkisini kullanarak karar almasıdır. İdare, başvuranın taleplerine yönelik olarak, mevcut gürültü sorununu çözmek amacıyla gerekli adımları atmıştır.

Sonuç olarak, başvurunun reddine dair karar, hukuka ve hakkaniyete uygun bulunmuş, başvuranın itiraz hakkı olduğu belirtilmiştir. İlgili idare, kararın gerekçelerini zamanında ve uygun bir şekilde sunarak iyi yönetim ilkelerine de riayet etmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/12644-S.24.19106

BAŞVURU NO : 2024/10367

KARAR TARİHİ : 20.11.2024

RET KARARI

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL VALİLİĞİ

BAŞVURUNUN KONUSU : Müzik yayını yapılabilecek alanların çoğaltılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 20.08.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran Şirket Yetkilisi şikayet başvurusunda özetle; Şirketinin gezi tekneciliği ve tur turizmi ile iştigal ettiğini, İstanbul’da boğazın kuzeyinde yer alan teknelerin müzik yayını yapabilmek için, izin verilen bölgeler olan, Beykoz veya Poyraz’dan Adalar çevresinde bulunan alana gitmesinin saatler aldığını, ayrıca teknelerin bir noktaya toplanmasının gemi trafiğine neden olduğunu, eğlence mekanı olan sabit işletmelerin müzik yayını yapmasına izin verilirken, hava şartları (lodos) nedeniyle barınılamayacak, gelen misafirlerin rahatsız olacağı konumlarda ve Marmara Denizi açıklarında müzik yayını yapmalarının işlerini olumsuz etkilediğini belirterek, müzik yayını yapılabilecek alanların çoğaltılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün sayılı cevabi yazı ve ek’inde özetle; “Müzik yayını yapmak isteyen deniz araçları için istenen belgeler, Çevresel Gürültü

Kontrol Yönetmeliği çerçevesinde çıkarılan; “Müzik Yayın İznine İlişkin Usul ve Esasların” 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında; “Müzik yayını yapan deniz araçları için; başvuru dilekçesi, varsa işyeri açma ve çalışma ruhsatı örneği, varsa turizm işletme belgesi, bağlı bulunduğu Liman Başkanlığının uygun görüşü, imza sirküsü veya vekaletname, müzik yayını yapacağı alanın koordinat bilgileri, akustik rapor,

taahhütnamenin ıslak imzalı nüshası ve başvuru ücreti dekontu İl Müdürlüğüne teslim edilir.” belirlenmiştir.

Söz konusu Yönetmeliğin 11 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan; “Müzik yayını yapan deniz araçlarının müzik yayını yapabileceği sahaların sınır koordinatları İl Mahalli Çevre Kurulu kararı ile belirlenir.” Hüküm gereğince, 02.06.2023 tarihinde sayılı “İl Mahalli Çevre Kurulu Toplantısı” gerçekleştirilmiş olup, deniz araçlarının müzik yayını yapabileceği saha belirlenmiştir. Bu doğrultuda; İl

Müdürlüğünce müzik yayın izin başvuruları incelenerek gerekli iş ve işlemler yapılmaktadır. Saha sınır koordinatları belirlenirken Komisyonun ortak kararı gözetilmiş olup tekneler yoğun gürültü oluşturduğu için boğaz güzergahında müzik yayını yapmamaları ve belirlenen sahada müzik yayını yapmaları Komisyonca ortak karara bağlanmıştır.

İl Mahalli Çevre Kurulu kararlarına itiraz yolu; Yüksek Çevre Kurulu ve Mahalli Çevre Kurullarının

Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeğin 24 üncü maddesinde; “Mahalli Çevre Kurulu kararlarına itiraz, Mahalli Çevre Kurulu Sekretaryasına, ilan tarihini izleyen bir ay içerisinde, yazılı olarak ve gerekçesiyle birlikte yapılır. İtirazlar, Mahalli Çevre Kurulunun ilk toplantısında görüşülerek karara bağlanır.” Belirlenmiş olup, şikayete konu Kararla ilgili olarak Yönetmelikte belirtilen yasal süre içerisinde Kurula değerlendirilmek üzere herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. Bunun dışında İl

Mahalli Çevre Kurulu tarafından alınmış olan kararlarla ilgili olarak kararların iptaline yönelik idare mahkemelerinde dava yoluna gidilebilir.” Denilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 1982 Anayasasının,

3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi: “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.2. “Yargı yolu” başlıklı 125’inci maddesi: “…Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez…”

4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2’nci maddesinin ikinci fıkrası: “İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.”

5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

6. 2872 sayılı Çevre Kanununun “Gürültü” başlıklı 14 üncü maddesi: “Kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerle belirlenen standartlar üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulması yasaktır.

Ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve konutlardan kaynaklanan gürültü ve titreşimin yönetmeliklerle belirlenen standartlara indirilmesi için faaliyet sahipleri tarafından gerekli tedbirler alınır.”

7. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin “Görev” başlıklı 97’nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile “Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü” başlıklı 103’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi: “97-c)Faaliyetleri sonucu alıcı ortamlara katı, sıvı ve gaz halde atık bırakarak kirlilik oluşturan veya oluşturması muhtemel her türlü tesis ve faaliyetin, çevresel etkilerini değerlendirmek; alıcı ortamlar ile ilgili ölçüm ve izleme çalışmalarını yapmak; bahse konu tesis ve faaliyetleri izlemek, izin vermek, denetlemek ve gürültünün kontrol edilmesini sağlamak, 103-b) Hava kalitesinin korunması, hava kirliliği, gürültü ve titreşimin azaltılması veya bertaraf edilmesi için hedef ve ilkelerin belirlenmesine ilişkin çalışmaları yapmak; temiz hava eylem planları yapmak ve yaptırmak; konuyla ilgili kurum ve kuruluşlarla koordineli çalışmalar yapmak, ölçüt ve standartları belirlemek,”

8. 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamenin “Sürekli kurul, şûra ve çalışma grupları” başlıklı 27’nci maddesi ile “Düzenleme

yetkisi” başlıklı 33’üncü maddesi: “27-1) Bakanlığın sürekli kurul ve şûraları şunlardır:

a) Yüksek Çevre Kurulu.

b) Mahalli Çevre Kurulları.

c) Çevre ve Şehircilik Şûrası.

27-2) Bakanlık, görev alanına giren konularla ilgili olarak çalışmalarda bulunmak üzere diğer bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve konu ile ilgili uzmanların katılımı ile çalışma grupları oluşturabilir.

27-3) Kurul, şûra ve çalışma gruplarının oluşturulması, çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.

33) Bakanlık; görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idari

düzenlemeler yapabilir.”

9. 30/11/2022 tarihli ve 32029 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çevresel Gürültü Kontrol

Yönetmeliğinin “Müzik yayını yapan işyerleri ve deniz araçları için çevresel gürültü kriterleri” başlıklı 11’inci maddesinin dördüncü fıkrası: “Müzik yayını yapan deniz araçlarının, müzik yayını yapabileceği sahaların sınır koordinatları İl Mahalli Çevre Kurulu Kararı ile belirlenir.”

10. 03/08/2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yüksek Çevre Kurulu ve Mahalli

Çevre Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin “İtiraz” başlıklı 24’üncü maddesi: “Mahalli Çevre Kurulu kararlarına itiraz, Mahalli Çevre Kurulu Sekretaryasına, ilan tarihini izleyen bir ay içerisinde, yazılı olarak ve gerekçesiyle birlikte yapılır. İtirazlar, Mahalli Çevre Kurulunun ilk toplantısında görüşülerek karara bağlanır.”

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

11. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret

Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

/

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12. Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran şirket yetkilisi özetle; şirketin gezi tekneciliği ve tur turizmi ile iştigal ettiği, ancak İl Mahalli Çevre Kurulu Kararı nedeniyle işlerinin olumsuz etkilediğini belirterek, müzik yayını yapılabilecek alanların çoğaltılmasını talep etmektedir.

13. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında; idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, idari mahkemelerin; yerindelik denetimi yapamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyeceği düzenlenmiştir.

14. Bilindiği üzere takdir yetkisi, idarenin belli şart ve durumların meydana gelmesi halinde belli bir kararı alıp almamak veya kanunda öngörülen değişik çözümler arasında bir seçim yapmak konusunda tanınan bir serbestiye ya da belirli bir konuda karar alabilmek için hangi şart ve durumların ortaya çıkması gerektiğini tespit etmek imkânına sahip olması olarak tanımlanmaktadır. İdari işlemler tesis edilirken, İdareler, bağlı yetki veya takdir yetkisi çerçevesinde karar alırlar. Bu doğrultuda, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarının tümünün hukuk kuralları tarafından önceden belirlenerek, idareye belli bir yönde hareket etme hususunda bir tercih tanınmamışsa veya idareye belli bir tasarrufta bulunması kesin olarak emredilmişse bağlı yetkiden, idarenin nerede ve nasıl bir tasarrufta bulunacağının hukuk kuralları ile önceden kesin bir şekilde belirlenmediği durumlarda ise idarenin takdir yetkisinden söz edilmektedir (Halil

Kalabalık, İdare Hukukunda Takdir Yetkisi Kavramı Ve Benzer Kurumlarla Karşılaştırılması, Gazi

Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt 1, Sayı 2, Aralık 1997).

15. Bu çerçevede İdareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması idarenin görevlerinin niteliği gereği zorunludur. Ancak, idareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına da gelmez. Bu doğrultuda idare takdir yetkisini kullanırken yasanın koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, bu yetkiyi kamu yararı için kullanmalı, yasanın öngördüğü amaçtan başka ya da kamu yararı dışında bir amaç için kullanamamalı ve bu yetkiyi gerekçeli olarak kullanmalıdır (Prof. Dr. Şeref Gözübüyük, “Yönetim Hukuku”, Eylül/1991 s.204).

16. Somut olay üzerinde yapılan incelemelerden, 02/06/2023 tarihinde yapılan sayılı İl Mahalli Çevre

Kurulu toplantısında; boğaz yakınlarında müzik yayını yapılmasının yasaklandığı, bu çerçevede çevreyi rahatsız etmeden müzik yayını yapılabilecek bazı alanların belirlendiği, söz konusu yetkinin yukarıda yer verilen mevzuat gereği olduğu, şikayete konu Kararın içtimai hayatın her alanında görev icra eden idarelerin yetkililerinin katıldığı İl Mahalli Çevre Kurulu toplantısında 1 başkan 19 üyenin imzası ile hayata geçirildiği tespit edilmiştir.

17. Başvuru dosyası ve idarenin gönderdiği bilgi ve belgeler incelendiğinde; idarenin, başvuruya konu gürültü sorununun çözümüne yönelik mevzuatın kendisine tanıdığı yetki çerçevesinde hareket ederek, başvuran şirketin talebi çerçevesinde olamasa da, ticari faaliyetin devamına yönelik olarak çözüm yolları geliştirdiği tespit edilmiştir. Bu yönüyle İdarenin takdir yetkisini keyfi ve hukuka aykırı kullandığına dair somut bir bilgi ve belgeye de rastlanılmamıştır.

/

18. Bu kapsamda, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın müzik yayını yapılabilecek yeni alanların belirlenmesine yönelik talebinin İdarece reddedilmesinde herhangi bir hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği tespit edildiğinden, ilgili İdarece; “Makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı belirlenmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20. 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURAN VE İSTANBUL VALİLİĞİNE tebliğine;

TÜRKİYE CUMHURİYETİ KAMU BAŞDENETÇİSİNCE KARAR VERİLDİ.

Sadettin KALKAN

Kamu Başdenetçisi V.