ÖZET: Başvuru, İçişleri Bakanlığı’nın Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından verilen bir kararın iptali talebiyle ilgilidir. Başvuran, 1994 yılında güvenlik korucusu olarak görev yaparken bir terör saldırısında yaralandığını ve bu nedenle gazi olarak tanınmayı istemektedir. Başvuru, 8 Mayıs 2024 tarihinde yapılmış olup, İçişleri Bakanlığı’nın 29 Kasım 2023 tarihli kararında, başvuranın zaman aşımı nedeniyle tazminat talebinin reddedildiği belirtilmiştir. Başvuran, bu kararın gözden geçirilmesini ve kendisiyle birlikte diğer korucu arkadaşlarının durumunun yeniden değerlendirilmesini talep etmektedir.

İçişleri Bakanlığı, başvuranın yaralanmasının 442 sayılı Köy Kanunu ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanunu kapsamında değerlendirildiğini belirtmiş, ancak zaman aşımı nedeniyle talebin reddedildiğini ifade etmiştir. Başvuranın, terörle mücadele sırasında yaralanması nedeniyle gazilik unvanı alması gerektiği iddiaları, ilgili mevzuat çerçevesinde incelenmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabulü yönünde bir tavsiye kararı hazırlamış ve İçişleri Bakanlığı’na başvurunun yeniden değerlendirilmesi için öneride bulunmuştur.

Sonuç olarak, başvuranın talebi, İçişleri Bakanlığı tarafından uygun bir şekilde incelenmeli ve gerekli belgelerle birlikte yeniden değerlendirilmelidir. Kamu Denetçiliği Kurumu, bu sürecin hukuka ve hakkaniyete uygun bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/10842-S.24.16557

BAŞVURU NO : 2024/5945

KARAR TARİHİ : 07.10.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın Nakdi Tazminat Komisyonu Kararının iptali istemi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 08.05.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda özetle; 21/06/1994 tarihinde güvenlik korucusu iken

bağlı olduğu Jandarma Karakol Komutanlığınca görevlendirildiğini, tepe bölgesinde güvenlik korucular timleri ve askeri birliklerle keşif gözetleme ve pusu faaliyeti icra ettiği esnada saat

00.15 sıralarında bölücü terör örgütü (BTÖ) mensuplarının silahlı ve roketatarlı saldırısı sonucu çıkan

çatışmada 1 asteğmen, 4 er ve 2 güvenlik korucusunun şehit olduğunu, 4 asker ve 4 güvenlik korucusunun ise yaralandığını ve olayın tesiri nedeniyle Şırnak Askeri Hastanesinde tedaviye götürüldüğünü, hastanede gidenler defterinde sıra numaralı yerde başından ve sol kolundan çatışmadan şarapnel parçalarından dolayı yaralandığının ve yatarak tedavi gördüğünün belirtildiğini belirtmektedir. Başvuran, İçişleri

Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyon Başkanlığının 29/11/2023 tarihli sayılı kararının hakkaniyet gereği incelenip kaldırılmasını, kendisi ile aynı dosyada bulunan korucu arkadaşları ile beraber dosyanın tümden gözden geçirilmesi ile beraber yeniden bir karar verilmesini ve gazi olarak sayılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 06/06/2024 tarih ve S. sayılı bilgi ve belge talebi konulu yazısına istinaden

İçişleri Bakanlığına bağlı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen 12/06/2024 tarih ve E- sayılı cevabi yazı eklerinde özetle;

2.1) İçişleri Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 29/11/2023 tarihli sayılı kararında; Şırnak

Valiliğince tanzim edilerek Bakanlığımıza gönderilen dosyanın tetkiki sonucunda Güvenlik Korucusu başvuranın, vadisi bölgesinde bir grup BTÖ mensubu ile yaşanan silahlı çatışmada yaralandığının anlaşıldığı, adı geçenin 442 sayılı Köy Kanunu’nun 74’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasında geçen “Köy

/

Korucuları ve Güvenlik Korucularının görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, engelli hale gelmeleri veya ölümleri halinde “2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun” hükümleri uygulanır.” Hükmü gereği 2330 sayılı Kanun kapsamında olduğuna, tazminat isteminin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 72 ve 146’ncı maddeleri gereği zaman aşımı nedeniyle reddine, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11’inci maddesi gereği 60 (altmış)

gün içerisinde Komisyona itiraz, 7’inci maddesi gereği aynı süre içerisinde idari yargı mercilerinde yargı yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildiği,

2.2) Nakdi Tazminat Komisyonunun 14/02/2024 tarihli sayılı kararında ise; Şırnak Valiliğince tanzim

edilerek Bakanlığımıza gönderilen dosyanın tetkiki sonucu Güvenlik Korucusu başvuranın, BTÖ mensuplarının geçişini önlemek maksadıyla takviye kuvvet olarak görevlendirildiği köyü Vadi bölgesinde çıkan çatışma sonucu yaralandığı, Bakanlığımız Nakdi Tazminat Komisyonunca 29/11/2023 tarihinde başvuran hakkında / sayılı zaman aşımı nedeniyle ret kararı alındığının anlaşıldığı, adı geçenin itirazı üzerine yapılan incelemede söz konusu kararın ilgili mevzuata uygun olduğuna, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7’nci maddesi gereği 60 (altmış)

gün içerisinde idari yargı mercilerinde yargı yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildiği, dolayısıyla başvuranın gazilik talebi ile ilgili olarak da İçişleri Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından gazi olduğuna karar verilmediği,

2.3) Uludere Kaymakamlığı tarafından tanzim edilen nakdi tazminat talep dosyası ve eki onaylı durum

belgesinin, görev belgesinin, Şırnak Hastane Müşahede Kağıdının, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Hasta

Kabul ve Taburcu Teskeresinin, Olay Yeri Tespit Tutanağının Ek’te gönderildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 1982 Anayasasının,

3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.2) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun “Kararların sonuçları” başlıklı 28’inci maddesi;

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.”,

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin

birinci fıkrasında: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 442 sayılı Köy Kanunu’nun 74’üncü maddesinde; “…Köy Korucuları ve Güvenlik Korucularının

görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, engelli hâle gelmeleri veya ölümleri halinde “2330 sayılı

Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun” hükümleri uygulanır,…”

6) 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun “Yardım” başlıklı 21’inci maddesi birinci fıkrasında,“…

kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, engelli hâle gelen, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır

7) 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un,

7.1) “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak,

kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik

Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.”

7.2) “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu kanun; a) İçgüvenlik ve asayişin korunması veya

kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol güvenliğini sağlamak konularında görevlendirilen: a)

İç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol güvenliğini

sağlamak konularında görevlendirilen:

1. (Değişik: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil

Güvenlik Komutanlığı personelini, 2. Silahlı Kuvvetler mensuplarını, 3. Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarını, 4. Çarşı, mahalle ve kır bekçilerini, 5. (Değişik: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Orman memurları ve personeli ile Gümrük Muhafaza memurlarını, b) Güven ve asayişi ihlal eden eylemlere ve kaçakçılığa ilişkin olayların soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürüten adli ve askeri hakimleri, Cumhuriyet savcı ve yardımcılarıyla askeri savcı ve yardımcılarını; c) (Değişik: 4/7/2012-6353/73 md.) Güven ve asayişi ihlal eden eylemler ile kaçakçılığa ilişkin eylemlerin önlenmesine yönelik görev yapan mülki idare amirlerini; d) Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personeli; e) Güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivilleri; f) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) İç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş şahısları; g) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik olarak yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerini; h) (Ek: 12/7/2013-6495/79 md.) Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik

Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan ve 24/2/2000 tarihli ve 4536 sayılı Denizlerde ve Yurt

Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanunda tanımlanan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenleri;[2] ı) (Ek:23/3/2023-7442/34 md.) Orman yangınlarını söndürme çalışmalarında Orman Genel Müdürlüğü tarafından fiilen görevlendirilen personel ve gönüllüler ile bu kapsamda görev verilen diğer kamu görevlilerini;[3]

/

i) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Yukarıdaki bentlerde sayılanların yaptıkları görevler veya yardımlar sebebiyle saldırıya maruz kalan eş, füru, ana, baba ve kardeşlerini; kapsar.”

7.3) “Nakdi tazminat” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Bu kanun kapsamına girenlerden; a) Ölenlerin

kanuni mirasçılarına, en yüksek Devlet Memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil) 100 katı tutarında, b)

Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malül olanlara 200 katı, diğer engelli hâle gelenlere (a) bendinde belirtilen tutarın

% 25’inden % 75’ine kadar, yaralananlara ise % 20’sini geçmemek üzere engellilik ve yaralanma derecesine göre, Nakdi tazminat ödenir…”

7.4) “Yönetmelik” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Bu Kanuna göre verilecek nakdi tazminatların ödenme

şekli ile 3 ncü maddenin (b) bendi uyarınca ödenecek tazminatların tutarları ve bu kanunla ilgili diğer hususlar Cumhurbaşkanınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir…”

8) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun;

8.1) “C. Zamanaşımı – I. Kural” başlıklı 72’nci maddesinde, “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve

tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar…”

8.2) Aynı Kanunun “A. Süreler – I. On yıllık zamanaşımı” başlıklı 146’ncı maddesinde ise, “Kanunda

aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.”

9) 18/01/1993 tarih ve 21469 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan Nakdi Tazminat ve Aylık

Bağlanması Hakkında Yönetmelik’in;

9.1) “Yaralanma hali” başlıklı 7’nci maddesinde; “Yaralanma halinde, kurumlarınca sevk edildikleri

Devlet hastaneleri, askeri hastane, üniversite hastaneleri veya adli tıp birimleri tarafından verilen sağlık raporlarında belirtilen yaralanmaların en ağır olanı üzerinden (farklı teşhisler olması halinde) 5 inci maddedeki tutarın yaralanmanın; a) Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olması halinde %3’ü, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmaması halinde %5’i oranında, … ödeme yapılır.”,

9.2) “Nakdi tazminat verecek makamlar” başlıklı 12’nci maddesinde; “2 nci maddede sayılanların bu

Yönetmelikte belirtilen durumlarda ölmeleri, yaralanmaları veya engelli hale gelmeleri halinde; a)

Güvenlik ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu görülen ve bu amaca yönelik görev verilen veya güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olan şahıslar ile bunların eş, füru, ana, baba ve kardeşlerinin tazminatları İçişleri Bakanlığınca, … Ödenir.”,

9.3) “Nakdi tazminat komisyonu” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Bu Yönetmelikte belirtilen

tazminatların ödenip ödenmemesi hususu ilgili bakanlık veya kurumca belirlenecek personel, maliye, hukuk ve sağlıkla görevli birim amirleriyle konu ile ilgili diğer yetkililerden oluşan bir komisyon tarafından incelenir. Komisyon kararları ilgili bakanlık veya kurumun en üst amiri veya bunların yetkili kılacağı merci tarafından onaylanır…”,

9.4) “Tazminat tahakkukuna esas belgeler” başlıklı 17’nci maddesinde; “Tazminat tahakkukuna esas

belgeler aşağıda belirtilmiştir: a) Yaralanmalarda; 1- Olayın cereyan tarzını ve yaralanmaya konu teşkil eden durumu açıklayan ayrıntılı olay tutanağı. 2- Yaralanmanın derecesini, araz bırakıp bırakmadığını, kurumlarınca sevk edildikleri Devlet hastaneleri, askeri hastane, üniversite hastaneleri veya adli tıp birimleri tarafından verilen sağlık raporları. 3- Görev emri (görev sözlü verilmiş ise yazı ile tevsik edilecek, yazılı ise emir sureti eklenecektir)…”

9.5) “Tazminat ödenmeyecek haller” başlıklı 19’uncu maddesinde; “Bu Yönetmeliğin nakdi tazminat

ödenmesi, aylık bağlanması, öğretim ve sağlık yardımları ile ilgili hükümleri; ölüm, engelli hale gelme ve

/

yaralanmanın görevli kişinin kendi kastı sonucu meydana geldiğinin idarece saptanması halinde uygulanmaz.”,

10) Köy Korucuları Yönetmeliği’nin Ücretlerin Ödenmesi başlıklı 13’üncü maddesinde; “Köy

korucularına, hizmetin devamı süresince ödenecek ücret, o köy ihtiyar meclisince tespit edilir ve köy bütçesinden karşılanır. Köy korucularının görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, sakatlanmaları veya ölümleri halinde 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.”

Şeklindedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

11) Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları,

ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek başvurunun kabulü yönünde hazırlanan

Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12) Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran; köy korucusu olarak görev yaptığını, Nakdi

Tazminat Komisyon Başkanlığının 29/11/2023 tarihli sayılı kararının hakkaniyet gereği incelenip kaldırılmasını, kendisi ile aynı dosyada bulunan korucu arkadaşları ile beraber dosyanın tümden gözden geçirilmesi ile beraber yeniden bir karar verilmesini ve gazi olarak sayılmasını talep etmektedir.

13) Mevzuat yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık

Bağlanması Hakkında Kanun’un 1’inci maddesinde, barışta güven ve asayişi korumakla görevli olanların; bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesi Kanun’un amaçları arasında sayılmıştır. 442 sayılı

Köy Kanunu’nun 74’üncü maddesinde ise, Köy Korucuları ve Güvenlik Korucularının görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, engelli hâle gelmeleri veya ölümleri halinde 2330 sayılı Nakdi

Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

14) 2330 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılmış olan Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması

Hakkında Yönetmelik hükümleri göz önünde bulundurulduğunda; iç güvenlik ve asayişin korunması ile görevlendirilen kişilerin görevleri sırasında ölüm, engelli hale gelme ve yaralanmaları durumunda nakdi tazminat ödenmesinin öngörüldüğü, bu ödeme için başka bir koşulun anılan düzenlemelerde yer almadığı; Yönetmelik’in 19’uncu maddesinde sadece, tazminat ödenmesini gerektiren durumun görevli kişinin kendi kastı sonucu meydana geldiğinin idarece saptanması halinde tazminat ödenmeyeceğinin belirtildiği, buradan hareketle bahse konu nakdi tazminatın ödenebilmesi için; iç güvenlik ve asayişin korunması konularında görevli olunması, ölüm, engelli hale gelme ve yaralanmanın belirtilen görevlerin yapılışı sırasında ve görev nedeniyle veya görev sona ermiş bulunsa bile bu görevden dolayı meydana gelmiş olması, ölüm, yaralanma veya sakatlanmanın oluşumunda görevli kişinin kendi kastının bulunmaması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

15) İlgili mevzuatta ayrıca, ölüm, engelli hale gelme ve yaralanma durumda ödenecek tazminat oranları

ayrı ayrı belirlenmiş, yanı sıra yaralanma durumunda yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olup olmamasına göre farklı oranlar öngörülmüştür. Bununla birlikte anılan

Yönetmelik’in 17’nci maddesinde tazminat tahakkukuna esas belgeler sayılmış ve yaralanmalarda; ayrıntılı olay tutanağı, sağlık raporu ile görev emrinin ibraz edilmesi gerektiği öngörülmüştür. Dolayısıyla belirtilen belgelerin ibrazıyla birlikte şartların oluştuğunun tespit edilmesi halinde yaralanmanın basit tıbbi

müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olması durumunda bile nakdi tazminat ödemesinin yapılması gerekmektedir.

16) İdareden gelen bilgi ve belgelerden; başvuranın olay tarihinde, BTÖ mensuplarının geçişini önlemek

maksadıyla takviye kuvvet olarak görevlendirildiği görülmektedir. Olay Yeri Tespit Tutanağında; “20-21

Haziran 1994 günü Bölgesinde keşif, Gözetleme ve pusu faaliyeti icra etmekte olan Asker ve G.K.K. timlerine Eşkıya Terör Örgütü mensuplarınca saat 00.15’de ağır silahlar ve Roket atarlarla saldırıda bulunulmuştur. Saldırı anında ateşle karşılık verilmesi ve merkezde bulunan timlerde pusu bölgesi takviye edilmiştir. Teröristlerle yapılan müsademe saat 3.45’e kadar sürmüştür. Saldırıda bulunan teröristeler saat 03.54’de teması keserek Kuzey Irak istikametine kaçmışlardı. İlk saldırı anında açılan ateşler sonucu 1 Atğm., 4 Er, 2 GKK. Şehit olmuştur. Şehitler P.Tb. Merkezine kaldırılarak Uludere

C. Savcılığına haber verilerek gerekli işlemler yapılmıştır. Olay yerinde başka yapılacak bir şey

olmadığından bu tutanak müşterek imza altına alınmıştır.” hususları belirtilmiştir.

17) Başvuruya konu Nakdi Tazminat Komisyonunun 29/11/2023 tarih ve sayılı kararında ise; Şırnak

Valiliğince tanzim edilerek Bakanlığa gönderilen dosyanın tetkiki sonucunda Güvenlik Korucusu başvuranın, vadisi bölgesinde bir grup BTÖ mensubu ile yaşanan silahlı çatışmada yaralandığının anlaşıldığı, tazminat isteminin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 72 ve 146’ncı maddeleri gereği zaman aşımı nedeniyle nakdi tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

18) Zamanaşımı açısından yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “C. Zamanaşımı

– I. Kural” başlıklı 72 nci maddesinde; “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar…” hususu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun “A. Süreler – I. On yıllık zamanaşımı” başlıklı 146 ncı maddesinde ise “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” şeklinde hükme yer verilmiştir.

19) Öncelikle mezkûr Kanun; kapsam, amaç vb. hususları düzenlemediği için yukarıda kayıtlı zamanaşımı

müessesesinin kamu tüzel kişilerinin kamu hukuku kurallarına göre tebeyyün eden işlem, eylem, tutum ve davranışlarından kaynaklanan alacaklar açısından da geçerliliği hususunda bir tereddüt doğurmaktadır.

2330 sayılı Kanun hükümleri uyarınca vaki tazminat talepleri sadedinde idari ve yargısal tatbikatta ise

6098 sayılı Kanunun bu hükmü kamu kurum ve kuruluşlarını da bağlayıcı şekilde yorumlanarak, 10 yıllık

zamanaşımı süresi içerisinde vuku bulmayan tazminat taleplerinin reddi cihetine gidilmektedir.

20) Bu noktada kamu idarelerinin, özel hukuktan kaynaklanan borçları ile kamu hukuku kurallarına göre

ortaya çıkan işlem, eylem, tutum ve davranışları ile kamusal varlığından neşet eden borçları arasında ayrım yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. İdarenin, özel hukukun konusunu oluşturan “sözleşme”, “haksız fiil” ve “sebepsiz zenginleşme” neticesinde ortaya çıkan alacakları açısından, diğer özel hukuk tüzel ve gerçek kişileri gibi aynı hukuka tabi olacağı açıktır. Dolayısı ile kamu idaresinin bu kısım borçlarının ifasında, 6098 sayılı mezkûr Kanunun tanıdığı zamanaşımı kurallarının tatbiki konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Fakat kamu tüzel kişisi sıfatı ile tanınan ayrıcalıklar ile hareket ettiği durumlarda, özellikle de bir hak oluşturucu durumlarda kamu idaresinin, bahse konu zamanaşımı müessesine başvurması, hukuken belirsizlik taşımaktadır. Somut olayda başvuruya konu tazminat talebi, 3713 ve 2330 sayılı Kanunların tayin ve tespit ettiği bir kamusal haktır. İdarenin başvurucu ile yaptığı bir sözleşmeden kaynaklanan alacak-verecek ilişkisi değildir. Devletin, devlet olmaktan kaynaklanan sorumluluğu kapsamında yer alan, terör eylemi neticesinde oluşan maddi alacak ilişkisinin tanıdığı bir kamusal haktır.

Somut kanunlardan kaynaklanan kamusal bir hak ise zamanaşımı de’fine tabi olmayan, her zaman her durumda öne sürülebilecek, devlet olmaktan kaynaklanan ve kamu idaresinin her zaman her durumda tazminle mükellef olduğu bir yükümlülüktür. Kamusal hak, kişiler ile devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen kamu hukuku kurallarından neşet eden haklardır. Somut kanunlardan kaynaklanan bir kamusal

/

hakkın geçerliliği süre ile kaim değildir. Özel hukuk kişilerine tanınan zamanaşımı de’fi öne sürülerek bu kamusal hakkın ifasından kaçınılması, vatandaş odaklı kamu hizmeti anlayışı ile çelişki arz etmektedir.

21) Diğer yandan tüzük, yönetmelik, genelge vb. genel idari düzenleyici işlemler ile diğer tüm idari ve

adli içtihat/uygulama/ilkeler bütünü vs. usullerin, başta Anayasa olmak üzere, kanun metinlerine uygun surette gerçekleştirilmesi gerektiği hukukun en bilinen temel ilkelerindendir. Daha kapsamlı bir ifade ile idari ve yargısal işlem ve kararların, kanun metinlerinin sadece lafzına göre değil; aynı zamanda ruhuna uygun surette tesisi ve yorumlanması, ayrıca temel hak ve özgürlükler alanında tesis edilecek işlemlerin, ancak bir kanun ile gerçekleştirilmesi gerektiği ve bu temel hak ve özgürlüklerin kapsamının idari düzenleyici işlemler ve yargısal kararlar ile kısıtlanamayacağı hususu hukukun en temel ilkelerindendir

22) İdari merciler tarafından tesis edilen işlemlerin öncelikle Anayasa ve kanunlara uygun olması,

kanunun öngörmediği ve tereddüdün bulunduğu bir husus ile karşılaşıldığında ise hak temelli bir yaklaşım ile hareket edilmesi gerekmektedir.

23) Ayrıca kanun metinlerinin yalın, net ve anlaşılır olması bir diğer hassasiyet gösterilmesi gereken bir

konudur. Özellikle temel hak ve özgürlükler alanını tespit eden kanun metinlerinin, amaç, kapsam, istisnalar vd. teknik yönleri ile muntazam olması yanı sıra; uygulanan ve uygulayıcı her kişi açısından aynı anlamı doğuracak açık ve yalın bir surette kaleme alınmış olması, sonuçlarının açık şekilde öngörülebilir olması, bilinir ve ulaşılabilir olması gerekmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından

“kanunun öngörülebilirliği” şeklinde tanımlanan bu husus, “bir kanun uygulanacağı her kişinin bu yasa uyarınca davranışlarını düzenlemesine imkân verecek açıklıkta yazılması halinde öngörülebilir kabul edilmektedir.” şeklinde ifade edilmektedir. [Cengiz vd. / Türkiye. No: 48226/10 ve 14027/11. p.

59]

24) Bu değerlendirme ışığında somut olay özelinde mesele ele alındığında, ilgili kanunlarda tanımlı ve

çerçevesi çizilmiş “hak alanının kapsam ve sınırının”, kanunun öngörmediği süre şartı ile daraltıldığı anlaşılmaktadır.

25) Zira zamanaşımı def’isi, bilindiği gibi borçlunun borç ilişkisini ve alacaklı tarafın alacak hakkını inkâr

etmeksizin, özel bir nedenden dolayı borcun ifasından kaçınmaktır. Bir başka ifade ile borcu ödememeye ilişkin borçlu tarafa tanınan bir haktır. Fakat zamanaşımı def’isi beyanı, hakkı sona erdirmemekte; sadece onun ifasına mazeret teşkil ederek bunu engellenme anlamına gelmektedir.

26) 6098 sayılı Kanunun mezkûr 72’nci maddesi hükmünde düzenlenen zamanaşımı müessesesinin kamu

tüzel kişilerinin kamusal işlem ve eylemleri açısından da tatbiki meselesi bir yana bırakılacak olursa; kamunun olağan nitelikte borçları ile ispatlanmış durumda olan devlet güçlerine karşı yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerinin alacaklarını aynı kapsamda değerlendirmek hakkaniyetli bir yaklaşım olmayacaktır. Somut olayda, tevsik edilen belgelere istinaden, idarenin doğruluğunu teyit ettiği üzere terörle mücadele eden askeri birliklere yardım eden kişinin bu esnada yaralanmasından doğan ve 2330 sayılı Kanundan kaynaklanan bir tazminatın (alacağın), zamanaşımı def’isi yolu ile ödenmesinden kaçınılması adalet ve hakkaniyet ilkeleri ile de çelişmektedir.

27) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı

birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda idarenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda düzenlenen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi gerekçesi ile herhangi bir detaylı inceleme ve araştırma gerçekleştirmeksizin ret etmesinin hukuken gerçeği temsil etmediği, başvurana gazi unvanı verilebilmesi için ise İçişleri

Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu’nun kararını esas aldığı dikkate alındığında İçişleri Bakanlığı tarafından usul hükümlerine uygun bir şekilde kurulacak komisyon aracılığıyla başvuranın sunduğu ve ayrıca idarenin re’sen temin edeceği evraklar ile başvuruya konu talebin yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

/

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

28) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davrandığı görülmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

29) 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, İçişleri Bakanlığı tarafından usul hükümlerine uygun bir şekilde kurulacak komisyon aracılığıyla başvurucunun sunduğu ve ayrıca idarenin re’sen temin edeceği evraklar ile başvuruya konu talebin yeniden değerlendirilmesi hususunda İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Kararın BAŞVURANA ve İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İdare tarafından bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/