|
ÖZET: Başvuranın nakdi ücret desteği talebi, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme sonucunda reddedilmiştir. Reddin gerekçesi, işverenin eksik gün bildirimlerini uygun kodlarla yapmamış olması ve nakdi ücret desteği için herhangi bir başvuru yapılmamasıdır. 2020 yılı Mayıs ayında başvuranın yalnızca “kısa çalışma ödeneği” kodu ile bildirim yapıldığı, diğer aylarda ise “genel hayatı etkileyen olaylar” kodunun kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu durum, başvuranın nakdi ücret desteğinden yararlanmasını engellemiştir.
Nakdi ücret desteği, Covid-19 pandemisi nedeniyle işverenler tarafından ücretsiz izne ayrılan işçilere sağlanan bir destek mekanizmasıdır. Ancak, işverenin gerekli bildirimleri yapmaması durumunda işçinin bu destekten yararlanması mümkün olmamaktadır. Yasal düzenlemeler, işverenin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde işçilerin hak kaybı yaşamalarını önleyici tedbirler alınmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla, başvuranın durumu, sosyal hukuk devleti ilkesinin gereklilikleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’ne, başvuranın ücretsiz izinde olup olmadığının tespit edilerek nakdi ücret desteği talebinin yeniden gözden geçirilmesi önerilmektedir. Ayrıca, işverenler tarafından gerekli bildirimlerin yapılmadığı durumlarda işçilerin hak kaybı yaşamalarını önlemek amacıyla ilgili mevzuatta değişiklik yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. |
edileceğinin, bu kapsamda sigortalıların eksik çalışmaya ilişkin belgelerinin ilgili ay/aylar için düzenleneceğinin ancak Kuruma verilmeyerek işverence saklanacağını,
2.2) Bu kapsamda, başvuranın 2020 yılı Mayıs ayında 18-Kısa Çalışma Ödeneği, 2020 yılı
Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında 10-Genel Hayatı Etkileyen Olaylar kodlarıyla eksik gün bildirimlerinin bulunduğunu, ancak yukarıda belirtilen değişiklik nedeniyle işveren tarafından eksik gün nedenlerine ilişkin belge verilmediği,
2.3) Öte yandan 2020 Mayıs dönemi için başvuran adına 4857 sayılı Kanun’un geçici 10.
maddesi uyarınca yapılmış ücretsiz izin bildiriminin bulunmadığı,
2.4) 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun Geçici 24. Maddesi Kapsamında Yapılacak
Nakdi Ücret Desteği Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar’ın 5. maddesinin bendi gereği işveren tarafından başvuruda bulunulması halinde aylık prim ve hizmet belgesinde / muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde yer alan eksik gün bildirimlerinin düzeltmesinin Kurumca sağlanabileceğini, ancak nakdi ücret desteğinden yararlanılabilmesi için ücretsiz izne ayrılan işçilere ilişkin https://uyg.sgk.gov.tr/lsverenSistemi üzerinden yapılan bildirimlerde yer alan eksik gün bildirimlerine ilişkin düzeltme işlemlerinin ücretsiz iznin uygulandığı ayı takip eden ayın sonuna kadar yapılmasının gerektiği,
2.5) Bu nedenle başvuru olması halinde değişiklik talebine ilişkin geçerli (geriye dönük
düzenlenebilir nitelikte olamayan) belge sunulmaması durumunda değişiklik talebinin denetim konusu edileceğinin, ancak nakdi ücret desteğinden yararlanılabilmesi için ücretsiz izne ayrılan işçilere ilişkin https://uyg.sgk.gov.tr/lsverenSistemi üzerinden yapılan bildirimlerde yer alan eksik gün bildirimlerine ilişkin düzeltme işlemlerinin ücretsiz iznin uygulandığı ayı takip eden ayın sonuna kadar yapılmaması halinde belirlenen sürede düzeltme işlemi yapılmadığı ve destekten yararlanma şartları oluşmadığı için denetime sevk işleminin yapılmayacağı,
2.6) Mezkûr Esaslar’ın 6. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında aylık prim ve hizmet belgesinde
/ muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde yer alan eksik gün bildirimlerinin güncellenmesinin mümkün olduğu, ancak nakdi ücret desteğinden yararlanılabilmesi için ücretsiz izne ayrılan işçilere ilişkin https://uyg.sgk.gov.tr/lsverenSistemi üzerinden yapılan bildirimlerde yer alan eksik gün bildirimlerine ilişkin düzeltme işlemlerinin ücretsiz iznin uygulandığı ayı takip eden ayın sonuna kadar yapılmasının gerektiği,
2.7) Başvuran veya işvereni tarafından eksik gün nedenlerinin değiştirilmesi yönünde herhangi
bir talebin bulunmadığını, başvuran veya işveren tarafından bu yönde bir talep olması halinde ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli işlemlerin tesis edileceğini,
2.8) Bununla birlikte nakdi ücret desteğinden yararlanılmasına ilişkin usul ve esaslar Türkiye
İş Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından belirlendiğinden, başvuranın nakdi ücret desteğine hak kazanıp kazanmadığına Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından karar verilmesi gerektiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
3) Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İşsizlik Sigortası Dairesi Başkanlığının başvuru
konusuna ilişkin sayılı yazısında özetle;
3.1) 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun Geçici 24. Maddesi Kapsamında Yapılacak
Nakdi Ücret Desteği Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar’ın 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; “Nakdi ücret desteğinden yararlanılabilmesi için ücretsiz izne ayrılan işçilere ilişkin aylık bildirimler, https://uyg.sgk.gov.tr/IsverenSistemi internet adresinden ücretsiz iznin verildiği ayı takip eden ayın 3’üne kadar işverenlerce yapılır. Bu şekilde bildirimi yapılan işçiler için ilgili aya ait Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinde/Muhtasar ve Prim Hizmet
Beyannamelerinde eksik gün nedeninin, “28-Pandemi Ücretsiz İzin” olarak seçilmesi gerekmektedir. 5510 sayılı Kanunun Ek-9 uncu maddesi kapsamında ev hizmetlerinde ay içerisinde 10 günden fazla sigortalı çalıştıranlar ise bu durum değişikliğini, ücretsiz iznin verildiği ayın sonuna kadar aynı eksik gün koduyla Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerine/Sosyal
Güvenlik Merkezlerine bildirirler” ifadelerine yer verildiği, bu kapsamda başvuranın işvereni tarafından SGK’ya Mayıs ayından itibaren eksik gün nedeni kodunun “28-Pandemi Ücretsiz
İzin” gerekçesi ile bildirim yapılmadığı, “10-Genel Hayatı Etkileyen Olaylar” gerekçesi seçilmek suretiyle ilgili dönemler için bildirim yapıldığının anlaşıldığı, dolayısıyla başvuranın nakdi ücret desteğinden yararlanabilmesinin mümkün olmadığı,
3.2) Mezkûr Usul ve Esaslar’ın 5.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; “…ücretsiz izin
bilgilerine ilişkin işverenler tarafından yapılan başvuru ve güncelleme işlemleri, ücretsiz iznin uygulandığı ayı takip eden ayın sonuna kadar SGK’ya bildirilir. Ancak bu şekilde uygulamanın yürürlükte olduğu sürenin tamamlanmasından sonra izleyen ay sonuna kadar yapılan ve hak doğurucu nitelikteki başvurular en fazla bir önceki ay için yapılır.” ifadesine yer verildiği, yine
Usul ve Esaslar’ın 10. maddesinin ikinci fıkrasında “SGK, nakdi ücret desteği kapsamında işverenler tarafından yapılan beyana bağlı bilgileri aylık olarak bildirilen ücretsiz iznin yapıldığı ayı takip eden ayın 5’ine kadar İŞKUR’a bildirir. İŞKUR, bu verileri esas alarak nakdi ücret desteklerini her ayın 8’inde ödemeye başlar. Belirlenen günlerin hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerine denk gelmesi halinde takip eden ilk iş günü işlemler gerçekleştirilir. Söz konusu günlerde değişiklik yapmaya Bakan yetkilidir.” ifadelerine yer verildiği, bu kapsamda nakdi ücret desteği başvurularının işveren tarafından SGK’ya yapıldığı, alınan başvuruların gerekli kontroller yapılarak SGK tarafından Kuruma gönderildiği, Kurumca da ödemelerin gerçekleştirildiği, ancak bugüne kadar başvuran adına Kuruma intikal etmiş bir başvurunun bulunmadığından ödeme yapılamadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;
4.1) “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2. maddesinde;
“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
4.2) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddesinde;
“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
4.3) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49. maddesinde;
“Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.
Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”
4.4) “Ücrette adalet sağlanması” başlıklı 55. maddesinde;
“Ücret emeğin karşılığıdır.
Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.
Asgarî ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da gözönünde bulundurulur.”
4.5) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin
üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5.
maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
6) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Prim belgeleri ve
işyeri kayıtları” başlıklı 86. maddesinin birinci, dördüncü ve beşinci fıkralarında;
“Bu Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddesine tabi sigortalılar ile sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılar için işverenlerce Kuruma verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin şekli, içeriği, ekleri, ilgili olduğu dönemi, verilme süresi ve diğer hususlar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
…
Ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmayan ve ücret ödenmeyen sigortalıların eksik gün nedeni ve eksik gün sayısı, işverence ilgili aya ait aylık prim ve hizmet belgesinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesiyle beyan edilir. Sigortalıların otuz günden az çalıştıklarını gösteren eksik gün nedenleri ile bu nedenleri ispatlayan belgelerin şekli, içeriği, ekleri, ilgili olduğu dönemi, saklanması ve diğer hususlar Kurumca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Sigortalıların otuz günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin Kurumca istenilmesine rağmen ibraz edilmemesi veya ibraz edilen bilgi ve belgelerin geçerli sayılmaması halinde otuz günden az bildirilen sürelere ait aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi, yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı primler, bu Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.”
7) 4857 sayılı İş Kanunu’nun;
7.1) “Devletin yetkisi” başlıklı 91. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
“Devlet, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılır.
İşçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin başvuruları üzerine, iş sözleşmesinin devam etmesi kaydıyla birinci fıkra hükmü uyarınca işlem yapılabilir.”
7.2) Geçici 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
“Bu Kanunun kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın her türlü iş veya hizmet sözleşmesi, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay süreyle 25 inci maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde ve diğer kanunların ilgili hükümlerinde yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi, ilgili mevzuatına göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri dışında işveren tarafından feshedilemez.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç aylık süreyi geçmemek üzere işveren işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde kapsamında ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermez.”
8) 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun geçici 24. maddesinde;
“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte iş sözleşmesi bulunmakla birlikte 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi uyarınca işveren tarafından ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçiler ile 15/3/2020 tarihinden sonra 51 inci madde kapsamında iş sözleşmesi feshedilen ve bu Kanunun diğer hükümlerine göre işsizlik ödeneğinden yararlanamayan işçilere, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almamak kaydıyla ve 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinde yer alan fesih yapılamayacak süreyi geçmemek üzere, bu süre içinde ücretsiz izinde bulundukları veya işsiz kaldıkları süre kadar, Fondan günlük 39,24 Türk lirası nakdi ücret desteği verilir. Yapılan ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılamaz.
Birinci fıkra kapsamında ücretsiz izne ayrılarak nakdi ücret desteğinden yararlanan işçinin fiilen çalıştırıldığının tespiti halinde işverene, bu şekilde çalıştırılan her işçi ve çalıştırıldığı her ay için ayrı ayrı olmak üzere fiilin işlendiği tarihteki 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesince belirlenen aylık brüt asgari ücret tutarında çalışma ve iş kurumu il müdürlüklerince idari para cezası uygulanır ve ödenen nakdi ücret desteği ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir.
Bu madde kapsamında nakdi ücret desteğinden yararlananlardan 5510 sayılı Kanuna göre genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamına girmeyenler, aynı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılırlar ve genel sağlık sigortasına ilişkin primleri
Fondan karşılanır.
Bakanlık, nakdi ücret desteğine ilişkin ödeme usul ve esaslarını belirlemeye ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye yetkilidir.”
9) 22/4/2020 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından duyurulan, 4447
Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun Geçici 24 Üncü Maddesi Kapsamında Yapılacak
Nakdi Ücret Desteği Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar’ın;
9.1) “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde;
“Bu Usul ve Esaslar, 4447 sayılı Kanun kapsamında olan sigortalılardan;
a) 17/4/2020 tarihi itibarıyla iş sözleşmesinin bulunduğu işveren tarafından 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun geçici 10 uncu maddesi uyarınca ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçileri,
b) 15/3/2020 tarihinden sonra 4447 sayılı Kanunun 51 inci maddesi kapsamında iş sözleşmesi feshedilen ve aynı Kanunun diğer hükümlerine göre işsizlik ödeneğinden yararlanamayan işçileri,
kapsamaktadır.”
9.2) “Başvuru esasları” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında;
“2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki ücretsiz izne ayrılan işçiler bakımından;
a) Nakdi ücret desteğinden yararlanılabilmesi için ücretsiz izne ayrılan işçilere ilişkin aylık bildirimler, “https://uyg.sgk.gov.tr/IsverenSistemi” internet adresinden ücretsiz iznin verildiği ayı takip eden ayın 3’üne kadar işverenlerce yapılır. Bu şekilde bildirimi yapılan işçiler için ilgili aya ait Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinde/Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamelerinde eksik gün nedeninin, “28-Pandemi Ücretsiz İzin” olarak seçilmesi gerekmektedir. 5510 sayılı
Kanunun Ek-9 uncu maddesi kapsamında ev hizmetlerinde ay içerisinde 10 günden fazla sigortalı çalıştıranlar ise bu durum değişikliğini, ücretsiz iznin verildiği ayın sonuna kadar aynı eksik gün koduyla Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerine/Sosyal Güvenlik Merkezlerine bildirirler.
b) 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamında verilen ücretsiz izin bilgilerine ilişkin işverenler tarafından yapılan başvuru ve güncelleme işlemleri, ücretsiz iznin uygulandığı ayı takip eden ayın sonuna kadar SGK’ya bildirilir. Ancak bu şekilde uygulamanın yürürlükte olduğu sürenin tamamlanmasından sonra izleyen ay sonuna kadar yapılan ve hak doğurucu nitelikteki başvurular en fazla bir önceki ay için yapılır.
c) Kısa çalışma ödeneğine hak kazanamayanlar için Aylık Prim ve Hizmet
Belgelerinde/Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamelerinde bildirilmiş olan “18-Kısa Çalışma
Ödeneği” gerekçesinin ikinci fıkradaki süreler içerisinde “28-Pandemi Ücretsiz İzin” olarak güncellenmesi ve işverenler tarafından birinci fıkrada belirtilen esaslar çerçevesinde ücretsiz izin başvurusunda bulunulması gerekir. Ayrıca 17/4/2020 tarihinden sonra ücretsiz izne ayrılmasına rağmen, Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinde/Muhtasar ve Prim Hizmet
Beyannamelerinde “28-Pandemi Ücretsiz İzin” eksik gün nedeni yerine yanlışlıkla başka bir koddan bildirim yapanların, eksik gün kodunun değiştirilmesi için SGK’nın ilgili il müdürlüğü/sosyal güvenlik merkezine başvurmaları gerekir.
ç) İşveren, Nakdi Ücret Desteğinin uygulama süresi kapsamında, ilgili ayda işçinin ücretsiz izne ayrıldığı gün sayısını, işçinin TC Kimlik Numarasını, işçinin IBAN numarasını ve cep telefonu bilgilerini SGK başvuru ekranı üzerinden bildirir.”
9.3) “Hak kazanma şartları” başlıklı 6. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
“2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki işçiler; a) 17/4/2020 tarihi itibarıyla iş sözleşmesinin bulunduğu işveren tarafından 4857 sayılı
Kanunun geçici 10 uncu maddesi uyarınca ücretsiz izne ayrılmak,
b) Kısa çalışma ödeneğinden yararlanmamak,
c) Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almamak,
ç) SGK’ya 01, 04, 05, 06, 12, 14, 20, 29, 32, 35, 39, 52, 53, 54 veya 55 nolu belge türlerinden bildirilmiş olmak,
koşullarını birlikte taşımaları ve işverenleri tarafından 5 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında gerekli bildirimin yapılması halinde, 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamında ücretsiz izne ayrıldıkları süre kadar nakdi ücret desteğine hak kazanır.
İşverenleri tarafından kısa çalışma başvurusunda bulunulan ve başvurunun kabul edilmesine karşın gerekli prim şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle kısa çalışma ödeneğine hak kazanamayanlar, birinci fıkradaki koşulları taşımaları ve işverenleri tarafından ilgili dönem için eksik gün gerekçelerinin 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamında verilen ücretsiz izin olarak güncellenmesi halinde, ücretsiz izne ayrıldıkları süre kadar nakdi ücret desteğine hak kazanır.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
10) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya
kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11) Bir numaralı paragrafta da ifade edildiği üzere başvuran, nakdi ücret desteğinden
yararlandırılmasını talep etmektedir. Öte yandan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü ise başvuran adına, 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun Geçici 24. Maddesi Kapsamında
Yapılacak Nakdi Ücret Desteği Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar’da belirtildiği şekilde eksik gün bildiriminin yapılmadığı gibi nakdi ücret desteği ödenmesine yönelik bir başvurunun da bulunmadığı gerekçeleriyle nakdi ücret desteği ödenmediğini belirtmektedir. Şu durumda somut uyuşmazlığın çözümü için, nakdi ücret desteğinin hukuki mahiyeti ile ödemeye ilişkin yasal şartların irdelenmesi gerekmektedir.
12) Bilindiği üzere, Covid-19 salgınının sosyal ve ekonomik hayata olumsuz etkilerinin
azaltılması amacıyla 7244 sayılı Kanun ile çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda
Kanun’un 9. maddesi ile istihdamı korumaya yönelik olarak, 4857 sayılı Kanun’a geçici 10.
madde eklenmiştir. Söz konusu maddenin ikinci fıkrası uyarınca işverene, tek taraflı olarak işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilme imkânı getirilmiştir. Öte yandan aynı
Kanun’un 7. maddesi ile 4447 sayılı Kanun’a eklenen geçici 24. madde uyarınca ise, işveren tarafından ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçilere ücretsiz izinde bulundukları süre kadar İşsizlik Sigortası Fon’undan nakdi ücret desteği verilmesi amaçlanmıştır.
13) Görüldüğü üzere yasa koyucu, yaşanmakta olan küresel salgının çalışma hayatındaki
olumsuz etkileri karşısında hem işvereni hem de işçileri korumayı amaçlamıştır. Yasa koyucu bu kapsamda işverene işçiyi tek taraflı olarak ücretsiz izne çıkarabilme imkânı vermekle birlikte, işçiye de ücretsiz izinde olduğu olağanüstü dönemde nakdi ücret desteği ödenmesine olanak tanımıştır. Böylece nakdi ücret desteği, işçinin ücretsiz izin döneminde uğrayacağı gelir kaybının telafi edilmesinde önemli bir çözüm yolu olmuştur. (Seçkin Nazlı, “COVID-19
Salgının Ekonomik ve Sosyal Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanunun İş Hukukuna Yönelik
Hükümlerinin Değerlendirilmesi”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 7, Sayı : 2021/4941-S.21.8030 1, 2020, s. 259, 260. (S. 251 – 271)) Bu anlamda Türk İş Hukuku’na ilk defa 7244 sayılı Kanun giren nakdi ücret desteği, Covid-19 salgınının çalışma hayatında ortaya çıkardığı zorluklar karşısında işçilerin gelir güvencesini sağlamaya yönelik bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. (Yiğit Yusuf, “Bireysel İş Hukuku Açısından Zorlayıcı ve Zorunlu
Sebeplere Bağlı Olarak Ortaya Çıkan Çalışma Koşullarının Yeni Koronavirüs (COVID-19)
Nedeniyle Gerçekleştirilen Son Yasal Değişiklikler Bağlamında Değerlendirilmesi” (2020), 78(2), İstanbul Hukuk Mecmuası, s. 279, 293. (S. 265-297))
14) Bu noktada belirtmek gerekir ki, nakdi ücret desteğinin sebebi olan ve işverence tek taraflı
uygulanan ücretsiz izin uygulaması, ücretsiz iznin işçi ve işverenin anlaşması halinde uygulanabileceğine ilişkin genel kurala 4857 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesi ile getirilmiş yasal istisnadır. (Yiğit Yusuf, “Bireysel İş Hukuku Açısından Zorlayıcı ve Zorunlu Sebeplere
Bağlı Olarak Ortaya Çıkan Çalışma Koşullarının Yeni Koronavirüs (COVID-19) Nedeniyle
Gerçekleştirilen Son Yasal Değişiklikler Bağlamında Değerlendirilmesi” s. 282) Sonuç olarak
7244 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemelerin, Covid-19 salgınının çalışma hayatında ortaya
çıkardığı külfetin sosyal taraflar üzerinde denkleştirilmesiyle salgının olumsuz etkilerinin azaltılması amacında olduğu anlaşılmaktadır. Ezcümle, yaşanan bu salgın süreci iş hukukunun olağan rejim döneminden farklı kuralların getirilmesi ihtiyacını doğurmuş, yasa koyucu da çalışma hayatının ihtiyaçları doğrultusunda 7244 sayılı Kanun’da olduğu gibi işçi ve işverenleri koruyucu geçici düzenlemeler yapmıştır. (Seçkin Nazlı, “COVID-19 Salgının Ekonomik ve
Sosyal Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanunun İş Hukukuna Yönelik Hükümlerinin
Değerlendirilmesi” s. 269)
15) Öte yandan 7244 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeleri, Anayasanın 2. maddesinde
ifadesini bulan sosyal hukuk devleti ilkesinden ve devletin çalışma hayatına ilişkin ödevini düzenleyen 49. maddesinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Zira sözleşmeler hukukuna tabi olan iş sözleşmesinde, işverenin ücret ödeme borcunun kural olarak işçinin iş görme edimini yerine getirdiği takdirde doğacağı bilinen bir gerçektir. Diğer bir deyişle iş sözleşmesinin karşılıklı borç doğurma özelliği, işçinin iş görme edimini yerine getirmediği dönemde kural olarak işverenin de ücret ödeme borcunun olmadığı anlamına gelmektedir. Buna karşılık ücretin genellikle işçinin ve ailesinin tek geçim kaynağı olması, onu alelade bir alacak hakkı olmaktan öte Anayasa düzeyinde güvence altına alınmasına ve böylece sosyal niteliğe sahip olmasına neden olmuştur. (Sarper Süzek, İş Hukuku, Yenilenmiş 10. Baskı, Beta, İstanbul, 2014, s. 357.) Dolayısıyla 4857 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesi kapsamında işverenin ücretsiz izne çıkarması nedeniyle gelir kaybına uğrayan işçiye yapılması amaçlanan nakdi ücret desteği, ücretin bu sosyal niteliğinin bir sonucudur.
16) Bu noktada, sosyal hukuk devleti ilkesi üzerinde de durulması gerekmektedir.
Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan sosyal hukuk devleti, Anayasa Mahkemesinin bir kararında; “Sosyal hukuk devleti, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin, tüm kurumlarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurulmasını gerekli kılar. Hukuk devletinin amaç edindiği kişinin korunması, toplumda sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir.” şeklinde nitelendirmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 26/10/1988 tarihli ve E: 1988/19, K: 1988/33 sayılı kararı. Kaynak: https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/ )
17) Yüksek Mahkeme bir başka kararında ise; “Anayasa’nın 2. maddesinde sözü edilen sosyal
hukuk devleti, insan haklarına saygılı, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi ile toplum arasında denge kuran, çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadi ve mali tedbirler alarak çalışanları koruyan ve insanca yaşamalarını sağlayan, işsizliği önleyen, milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi kuran devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurumlarıyla
Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurulmasını ve işlemesini gerekli kılar. Sosyal hukuk devletinde kişinin korunması, toplumda sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması yoluyla olanaklıdır. Bu bağlamda sosyal hukuk devletinin gerçekleştirilebilmesi için zaman zaman farklı ekonomik ve sosyal politikalar uygulaması gerekebilir. Ancak, bunların sınırı kuşkusuz ki, temel hukuk kuralları ve Anayasa’dır.” değerlendirmelerine yer vermiştir.
(Anayasa Mahkemesinin 16/11/2000 tarihli ve E: 2000/26, K: 2000/48 sayılı kararı. Kaynak:
https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/) Bu değerlendirmeler de göstermektedir ki, çalışanları korumak adına uygulanacak ekonomik ve sosyal politikalar, Anayasa’nın ikinci maddesinde ifadesini bulan sosyal hukuk devleti olmanın gereğidir.
18) Bu açıklamalar sonrasında somut olaya gelince başvuranın Sosyal Güvenlik Kurumu
Hizmet Dökümünden, 2020 yılı Mayıs ila Ekim ayları arasındaki çalışmalarının tam olmadığı,
2020 yılı Mayıs ayında 18 numaralı kod (kısa çalışma ödeneği) üzerinden, diğer aylarda ise 10
numaralı kod (genel hayatı etkileyen olaylar) üzerinden bildirilmiş eksik gün nedenlerinin bulunduğu görülmektedir. Öte yandan işvereni tarafından başvuran adına, nakdi ücret desteği ödenmesi konusunda Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne iletilmiş bir başvurunun bulunmadığı konusunda da uyuşmazlık bulunmamaktadır. Şu halde nakdi ücret desteğinin yükümlüsü Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü olmakla birlikte, işverenin gerekli bildirimleri yapmaması nedeniyle işçinin bu destekten yararlanamaması durumunda kusurun işverene ait olacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
19) Ancak sosyal hukuk devleti ilkesinin yukarıda değinilen anlamı, nakdi ücret desteği
ödenmesine yönelik yasal düzenlemenin, sadece işverene sorumluluk yükleyen ve onu muhatap alan bir düzenleme olarak görülmesine engeldir. Bu nedenle, işçinin nakdi ücret desteğinden yararlanamamasında işverenin kusurunun bulunması, ilgili kurumların bu ilkenin gereklerinin yerine getirilmesine yönelik ödevlerinin göz ardı edilmesine gerekçe olmamalıdır.
20) Nitekim 4447 sayılı Kanun’un geçici 24. maddesinde düzenlenen nakdi ücret desteği,
yukarıda değinilen amacı gerçekleştirmek üzere çıkarılmış geçici nitelikte, özel bir yasal düzenlemedir. Dolayısıyla, adında dahi Covid-19 salgınının ekonomik ve sosyal hayattaki etkilerinin azaltılması amacıyla kabul edildiği özel olarak belirtilen 7244 sayılı Kanun’un getirdiği düzenlemelerin yorumunda da, bu amacın dikkate alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda, nakdi ücret desteği ödenmesine ilişkin yapılacak ikincil nitelikteki mevzuat düzenlemelerinin de bu amaca matuf şekilde hakkın kullanımını açıklayıcı mahiyette yapılması, hakkın kullanımını daraltmayan nitelikte olması gerektiği açıktır. (Seçkin Nazlı, “COVID-19 Salgının Ekonomik ve Sosyal Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanunun İş
Hukukuna Yönelik Hükümlerinin Değerlendirilmesi”, s. 268, 267)
21) Öte yandan 4447 sayılı Kanun’un geçici 24. maddesinde, ücretsiz izne ayrılan işçiye
nakdi ücret desteği ödenebilmesi için başvurunun kim tarafından yapılacağına ve hangi süre içerisinde başvuruda bulunulması gerektiğine ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Bununla birlikte, mezkûr maddenin son fıkrasında Bakanlığın, nakdi ücret desteğine ilişkin ödeme usul ve esaslarını belirlemeye yetkili olduğu düzenlenmiştir. Bu nedenle nakdi ücret desteğine ilişkin başvuru esaslarının, mezkûr Usul ve Esaslar ile düzenlenmesinde ve nakdi ücret desteği ödenebilmesi için, ücretsiz izne ayrılan işçilerin eksik gün nedeninin işveren tarafından 28 numaralı kod üzerinden “Pandemi Ücretsiz İzin” olarak bildirilmesi şartının aranmasında tek başına hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ancak nakdi ücret desteğinin işçinin gelir kaybını telafi edici niteliği göz önüne alındığında, işverenin yasal yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasının işçi aleyhine sonuç doğurmasını engelleyici tedbirlerin alınmasının da sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olduğu değerlendirilmektedir.
22) Nitekim işsizlik ödeneği ödenecek sigortalı işsizlerin hak ve yükümlülüklerini, işverenlerin
işten ayrılma bildirgesiyle ilgili yükümlülüklerini ve Türkiye İş Kurumu il, şube müdürlükleri ve büro şeflikleri tarafından verilecek hizmetlerin, yapılacak işlemlerin uygulama usul ve esaslarını belirlemek amacıyla 30/1/2002 tarihli ve 24656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (3) numaralı 447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun Uygulanmasına İlişkin Tebliğ’in “Türkiye
İş Kurumuna Başvuru” başlıklı 5. maddesinde, “İşverenin İAB düzenlememesi halinde, hak kaybına yol açılmaması için sigortalı işsizin talep dilekçesi ve resmi kimlik belgesi ile yaptığı müracaatı kabul edilir. Talep dilekçesi İAB yerine geçmez. İşverenin İAB düzenlememe nedeni araştırılarak gerektiği hallerde yasal işlemler başlatılır.” düzenlemesine yer verildiği görülmektedir. Söz konusu düzenlemenin uyuşmazlık konusu ile ilgili olmadığı açıktır.
Bununla birlikte, işverenin yasal sorumluluklarını yerine getirmemesinin işçi aleyhine sonuç doğurmasını önleyici tedbirlerin alınmasını göstermesi bakımından önemli bir düzenlemedir.
23) Şu durumda benzer şekilde nakdi ücret desteği uygulamasında da, işçinin nakdi ücret
desteği ödenmesi talebi ile yaptığı başvurusunun sadece işverence gerekli bildirimlerin ve/veya başvurunun yapılmadığı gerekçesiyle reddedilmemesi gerekir. Gerçekten de işverenin, ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırmadığı ve ücret ödemediği işçilerin eksik gün nedenlerini gösteren bilgi ve belgeleri ibraz etmesi yasal sorumluluğu olduğu gibi devletin de, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izleme, denetleme ve teftiş etme yetki ve ödevi bulunmaktadır. Bununla birlikte işverenler tarafından gerekli bildirimlerin yapılmadığı durumlarda, işçiler tarafından yapılan başvuruların esas alınarak doğrudan nakdi ücret desteği ödenmesi mümkün değildir. Çünkü mezkûr geçici 24. maddenin nakdi ücret desteği ödenmesinde aradığı temel şart, işçinin ücretsiz izinde olması halidir. Dolayısıyla işverenleri tarafından gerekli bildirim yapılmayan işçilerin, nakdi ücret desteği ödenmesine yönelik başvurularının kabul veya reddedilmesi, fiilen çalışmayıp ücretsiz izinde olup olmadıkları ön sorununun cevaplandırılmasına bağlıdır. İşte bu durumun tespiti için işverenin bilgisine başvurulmasının, nakdi ücret desteği talep edilen döneme ilişkin işyerinde kısa çalışma uygulamasına gidilip gidilmediğinin ve bu kapsamda işçi hakkında kısa çalışma ödeneği başvurusu yapılıp yapılmadığının sorgulanmasının, aynı işyerinden nakdi ücret desteği alan işçi bulunup bulunmadığı gibi hususların araştırılmasının nakdi ücret desteğine ilişkin yasal düzenlemenin özel amacının gerçeklemesine uygun bir işleyiş olacağı değerlendirilmektedir.
Aksi yönde bir uygulama ise işçilerin, fiilen Covid-19 salgını nedeniyle işvereni tarafından ücretsiz izne ayrıldıkları halde bu dönemde uğrayacakları gelir kaybının telafi edilmesine yönelik yasal düzenlemeden yararlanamamalarına ve hak kaybı yaşamalarına neden olacaktır.
24) Son olarak önemle belirtmek gerekir ki, nakdi ücret desteğine ilişkin yasal düzenlemenin
özel amacı ve ücretin sosyal niteliği dikkate alındığında, Covid-19 salgını nedeniyle işvereni tarafından fiilen ücretsiz izin uygulamasına tabi tutulan ve bu sürede uğradığı gelir kaybını nakdi ücret desteği ödemesi ile telafi edebilecek durumda olan işçinin, sadece işvereninin mezkûr Usul ve Esaslar’da belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle söz konusu ödemeden mahrum bırakılmasının, işçinin korunması ilkesine ve sosyal hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edeceğinden şüphe duyulmamalıdır.
25) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuranın nakdi ücret desteği
ödenmesi talebinin, sadece işveren tarafından eksik gün nedeninin uygun kod ile yapılmaması ve ödemeye ilişkin bir başvurunun bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesine yönelik Kurum işleminde hukuka ve hakkaniyete uygunluk tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
26) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği c, evaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
27) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye
tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Kocaeli İş
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
Başvuranın, nakdi ücret desteği ödenmesini talep ettiği aylara ilişkin olarak ücretsiz izinde olup olmadığının karar gerekçesinde yer verilen hususlar çerçevesinde tespit edilerek, sonuca göre nakdi ücret desteği ödenmesi talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda Türkiye İş
Kurumu Genel Müdürlüğüne tavsiyede bulunulmasına,
Fiilen ücretsiz izne ayrıldıkları halde, işverenleri tarafından bildirim ve/veya başvuru işlemleri yapılmayan işçilerin hak kaybı yaşamalarını önleyici tedbirlerin alınmasına yönelik olarak,
4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun Geçici 24. Maddesi Kapsamında Yapılacak Nakdi
Ücret Desteği Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar’da değişiklik yapılması hususunda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tavsiyede bulunulmasına,
Kararın başvurana, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne, Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığına, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğine,
6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine idare tarafından
tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi