|
ÖZET: Başvuran, atalarına ait nüfus kayıtlarının verilmesini talep etmiş, ancak Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, arşivlerinde ilgili kayıtlara ulaşılamadığını belirtmiştir. Danıştay, hukuki imkânsızlık ve fiili imkânsızlık kavramlarını değerlendirerek, idarenin işlem yapma yükümlülüğünün hukuka uygun hale getiren bir durum olmadığında hukuki imkânsızlık olduğunu ifade etmiştir. Başvuranın talebinin, fiili güçlük seviyesini aştığı ve mutlak surette imkânsız olduğu sonucuna varılmıştır.
İdarenin arşiv faaliyetlerine güvenilmesi gerektiği, başvuranın talebinin temellendirilmediği ve mahkemelerde yürütülen bir uyuşmazlık hakkında bilgi verilmediği de belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebinin reddi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığına karar verilmiştir. Bu durum, idarenin kusursuz sorumluluğunun söz konusu olamayacağını da ortaya koymaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/6768-S.21.10877
BAŞVURU NO : 2020/99643
KARAR TARİHİ : 28/04/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Nüfus kayıtlarına ilişkin belge talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 04/11/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, CİMER aracılığı ile geçmişe dönük nüfus kayıt örneklerinin çıkarılması talebinde bulunduğunu, Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünün CİMER başvurularına yönelik verdiği cevapların süresinde verilmediğini, yangın gerekçesiyle varakalara ulaşılamama gerekçesinin yerinde olmadığını, istediği belgelerin ilgili kurumlarda bulunduğunu, soy atası Bey’in 1881 ve 1883 tarihleri arasında yapılan sayımda kayıtlı olduğunu, 1904 yılına ilişkin kayıtlara ulaşılamadığı gerekçesini öne süren mevcut personelin gerekli araştırma, özen ve hassasiyeti göstermediğini belirterek istediği bilgilerin 1881 ve 1883 arasında yapılan sayım kayıtlarından çıkarılıp tarafına gönderilmesini talep etmektedir.
2. Başvuran, 25/12/2020 tarihli ilgili idareye muhatap dilekçesinde 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri
Kanununun 62 nci maddesi gereğince, babamın babasının babası olan ’ün babası olan
’ın atik defter kayıtlarına dayanılarak kişinin kimliği ve aile bağlarının mahkemelerde tespit edilmesi amacıyla kayıtların çıkarılmasını ve tarafına verilmesini talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
3. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün Kurumumuza muhatap 06/04/2021 tarihli ve sayılı yazısında, “Arşivimizde Diyarbakır İli, Hazro İlçesi ve daha önce bağlı bulunduğu Silvan İlçesi’ne ait 1299 (1883) yılında tutulan atik nüfus kayıtlarının mevcut olmadığı ilgili şahsın dilekçe ve CİMER başvurularına ilişkin cevabi yazılarımızda belirtilmiştir. İlgi yazınızda bahsi geçen konuya ilişkin şahsın talepleriyle ilgili, ilgiliye verilen cevaplar yazımız ekinde gönderilmiştir.
Başvuru konusu ile ilgili olarak, başvuran ile idaremiz arasında yargı yoluna intikal eden herhangi bir konu mevcut değildir.” ifadelerine yer verilmiştir.
belgelerinin bulunamaması halinde kişinin adı, soyadı, baba adı, ana adı, doğum tarihi veya doğum yerine ilişkin maddi hataların düzeltilmesi ya da eksikliklerin tamamlanması, işlemden kaldırılmış eski aile kütüklerine istinaden yapılır. Bu defterlerden çıkartılan kayıtlara ise “İşbu kayıtlar güncel kayıtların yerine esas alınamaz.” açıklaması yapılır.” hükümleri bulunmaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre başvurunun reddi önerilmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden
11. Başvuran, atalarına ait nüfus kayıtlarının tarafına verilmesini talep etmektedir.
12. İlgili idare, kayıtlara ulaşılamadığını belirtmektedir.
13. Hukuki imkânsızlık, idarenin işlem yapamamasının hukuka uygun sayılmasını gerektiren halleri ifade eder. Başka bir anlatımla, eğer idare işlem yapması gerektiği halde yapamıyorsa ve bu durumu hukuka uygun hale getiren bir hukuk kuralı varsa ortada hukuki imkânsızlık vardır diyebiliriz. Fiili imkânsızlık ise, hukuk kuralları cevaz vermekle birlikte maddi âlemde meydana gelen olaylar nedeniyle idari işlemin tesis edilememesi ya da uygulanamaması biçiminde tanımlanabilir. Örneğin Danıştay, bir uyuşmazlıkta bakanlık tarafından yeterli ödenek sağlanmamış olması nedeniyle belediyenin emniyet müdürlüğü için yapılacak tesislere ilişkin kamulaştırmayı gerçekleştirememesini hukuka uygun bulmuştur. Yukarıda bahsettiğimiz
Danıştay Kararında şu ifade önemlidir: “…Aksi yolda verilecek bir yargı kararı idareyi işlem tesisine zorlayıcı nitelikte olacağından mahkemece verilen kararda isabet bulunmamaktadır…”. Demek ki; idarenin, hukuken mümkün ancak fiilen imkânsız bir işlemi uygulamak zorunda bırakılması da hukuka aykırı olacaktır. (Danıştay Kararlarından Hareketle İdari Yargı Kararlarının İmkânsızlık Nedeniyle
Uygulanamadığı Haller, Hasan Gök, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/97774 ve Fiili veya
Hukuki İmkânsızlığın İdari İşleme Etkisi Üzerine Bir Deneme, Yrd. Doç. Dr. Ahmet YAYLA, https://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2016/05/ahmet_yayla.pdf.)
14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, , başvuranın ilgili idareye yaptığı geçmişe dönük nüfus kayıt örneklerinin çıkarılması talepli başvurularda bulunduğu, başvurularına ilgili idare tarafından cevap verildiği, başvuranın cevabi yazılardan tatmin olmadığı, başvuranın doğrudan veya dolaylı olarak talep ettiği nüfus kayıtları ile sayım bilgilerinin oldukça eski tarihli olduğu, ilgili idare tarafından ilgili idari birimin arşiv devir teslim listesinde Diyarbakır ili Silvan İlçesine ait 1320 (1904) yılı genel nüfus yazımı kayıtları ve 1320 (1904) yılı ve öncesine ait atik kayıtları olmadığından geriye dönük inceleme yapılamadığının belirtildiği, bu noktada ilgili idarenin yürüttüğü arşiv faaliyetlerine güvenilmesi gerektiği, yukarıda özetlenen idari yargı kararlarının uygulanması aşamasında imkânsızlık durumlarının idari işlem tesis edilmesi talepli bu başvuruda da uygulanabileceği, başvuranın talebinin fiili güçlük seviyesini geçtiği ve mutlak surette imkânsız olduğu, imkânsızlık hallerinde ortaya çıkan zararın kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde giderilmesi adil bir çözüm olarak görülmekle birlikte, bu durumda idarenin kusursuz sorumluluğuna gidilmesinin söz konusu olamayacağı, bununla birlikte başvuran tarafından atik defter kayıtlarının istendiği, özünde atik defter kayıtlarının nüfus belgesi olmadığı, başvuranın aile bağlarının mahkemelerde tespit edilmesi amacıyla kayıtların çıkarılmasını ve tarafına verilmesini talep ettiği, ancak bu talebini temellendiremediği, hangi mahkemede nasıl bir uyuşmazlık yürütüldüğü noktasında bilgi verilmediği, kaldı ki olası bir yargılamada mahkemelerce doğrudan ilgili idarelerden bilgi ve belge talep
edebileceğinin açık olduğu hususları ile birlikte yukarıda yer verilen düzenlemeler ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde başvuranın talebinin reddi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden
15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ve şeffaflık ilkelerine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA tebliğ edilmesine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi