|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacı tarafından talep edilen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. Davacı, ödeme emirlerinin iptali için mahkemeye başvurmuş, ancak mahkeme, davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, mahkeme kararının bozulmasına ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir. Yeniden yapılan yargılama sonucunda, mahkeme, davanın kabulüne karar vermiş, ancak bu karar da temyiz edilmiştir.
Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda, mahkeme kararının bozmaya uygun olduğunu ve hukukun somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca, karşı tarafın kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine imkân bulunmadığına dikkat çekmiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş ve mahkeme kararı onanmıştır. Bu süreç, hukuki uyuşmazlıkların çözümünde usul kurallarının önemini ve temyiz sürecinin işleyişini göstermektedir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/5054 E. , 2024/6085 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/154 E., 2024/75 K.
KARAR : Ret
Taraflar arasında görülen davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin iptali talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece görevsizlik kararı verilmiştir.
Kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyizi neticesinde ilk kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş; davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 21. Hukuk Dairesince (kapatılan) Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiş, davalı Kurum vekilinin temyiz istemi uyarınca mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bu defa davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Kurum tarafından düzenlenen 11.06.2016 tarihli 2009/13960 – 13961 – 13962 – 13964 Takip no.lu ödeme emirleri, 24.06.2015 tarihinde müvekkili Tokat Ticaret Borsası Başkanlığına tebliğ edildiğini, ödeme emirlerine konu borcun sebebinin … ve … … isimli şahısların 27.10.2007 – 31.10.2008 tarihlerinde müvekkil Kurumda gerçekleşen çalışmalarına ilişkin SGK prim borçlarının ödenmemesi olarak belirtildiğini belirterek borç miktarlarını ve tüm fer’ilerini kabul etmediklerini ve ödeme emirlerinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; … ve … … isimli şahısların fiilen çalışmadıkları halde, Kurumda 1012523 sicilde kayıtlı … Tarım İnş…. Ltd. Şti.’de sigortalı gösterilmelerinden kaynaklanan prim borcu olduğunu, davacının bu şirketin ortağı olması sebebiyle 6183 sayılı Kanun kapsamında hakkında işlem yapıldığını, bu usulsuz bildirimin önceki başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri tarafından yapıldığını, ödeme emirlerini kabul etmediklerini, kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlunun böyle bir borcunun olmadığını iddia edebilmesi için borcun hukuken hiç doğmaması ya da borç doğduktan sonra tamamen ödenmesi veya başka bir nedenle ortadan kalkmış olmasının gerektiğini, 6183 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinde “itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın ret olunduğu miktar üzerindeki amme alacağı %10 zamla tahsil edilir” hükmünün bulunduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.02.2016 tarih ve 2015/221 Esas, 2016/34 Karar sayılı kararıyla Mahkemenin görevsizliğine, hüküm kesinleştiğinde talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Tokat Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Mahkemenin görevsizliğine karar verildiğinden, yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunun, 6100 sayılı HMK’nın 331/2 nci maddesi uyarınca görevli mahkemece değerlendirilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 24.11.2016 tarihli ve 2016/6485 Esas, 2016/14580 Karar sayılı ilamı ile Mahkemece işin esasının incelenerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, “Kurumun uğradığı zararın kaynağının haksız fiil olduğu kanaatiyle davaya bakmaya İş mahkemelerinin görevi bulunmadığı davaya bakmaya genel mahkemelerin (Asliye) görevli olduğu” şeklindeki gerekçeyle görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 09.05.2017 tarihli ve 2016/508 Esas, 2017/161 Karar sayılı kararıyla; Tokat SGK İl Müdürlüğü tarafından davacı adına düzenlenen 2009/13960, 2009/13961, 2009/13962, 2009/13963 ve 2009/13964 takip numaralı ödeme emirlerinin iptali ile bu ödeme emirlerinden dolayı davacının, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olmakla davaya konu olan ödeme emirlerinin borç dönemlerinde … Tarım İnş. Pet. Ür. Gıda San. Tic. Ltd. Şti.’nin yüzde 97 hisse ile ortağı olduğundan dolayı, davacı borsanın borçlardan sorumlu tutulması gerektiği kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemece verilen davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 05.11.2018 tarihli ve 2017/3661 Esas, 2018/7928 Karar sayılı ilamı ile “..Somut olayda; davadışı asıl borçlu limited şirketten borcun tahsil imkanı araştırması yapılıp yapılmadığı belirlenmeden davacının borçtan sorumlu tutulması isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş; sözkonusu borcun tahsili için davacıya ödeme emri tebliğinden önce dava dışı borçlu şirket hakkında takip yapılıp yapılmadığı ve borcun şirketten tamamen veya kısmen tahsil imkanı bulunup bulunmadığı araştırılarak ve 506 sayılı Kanun’un 80, 5510 sayılı Kanun’un 88, 6183 sayılı Kanun’un 35 ve mükerrer 35 inci maddeleri de göz önüne almak; dava dışı asıl borçlu şirketten tahsil imkanı araştırması yapıldığı ortaya çıkarsa prim borcuna sebep, esastan çalışma olup olmadığını araştırmak ve prim borcuna konu işyerinin mühürlenmesine ilişkin belgeleri getirterek tüm delilleri birlikte değerlendirerek karar vermekten ibarettir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Ç. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 19.02.2020 tarih ve 2018/374 Esas, 2020/153 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile menfi tespit talebi yönünden İcra ve İflas Kanunu’nun 72/6 ncı maddesi uyarınca dava kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğünden davacının ödemek zorunda kaldığı 28.547,00 TL’nin ödeme tarihi olan 05.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
D. Üçüncü Bozma Kararı
1. Davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 04.11.2021 tarih ve 2021/3634 Esas, 2021/13523 Karar sayılı kararında; “…davaya konu ödeme emirleri ayrı ayrı incelendiğinde; 2009/13960, 13961 ve 13962 sayılı ödeme emirleri dava dışı şirkete ait 1012523 sicil numaralı işyerinin 2007 yılı 10. 11. ve 12. ayları ile 2008 yılı 3 ve 8. ayları arasındaki, 2009/13963 ve 13964 sayılı ödeme emirleri ise 1012384 sicil numaralı işyerine ait 2007 yılı 9. 10. 11. ve 12. aylar ile 2008 yılı 3. ve 10. aylar arasındaki dönemlere ilişkin olup, dosya içerisinde mevcut 1012523 sicil numaralı işyerine ait 2007/10. ay ile 2008/11. aylar arasındaki dönem bordrolarına göre, işyerinde ceza dosyasında adı geçen … ile … … dışında …, …, …, … isimli başka çalışanların da bulunduğu, ayrıca … ile … …’in getirtilen hizmet döküm cetvellerine göre bu kişilerin 1012523 sicil numaralı işyerinden yapılan sigortalılık bildirimlerinin iptal edilmemiş olduğu, bu konuda Kurum Denetmenlerince düzenlenmiş denetim raporunun bulunmadığı ve çalışmalarının sahte olduğuna ilişkin usulünce açılmış herhangi bir dava bulunmadığı hususları anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece, dava konusu 2009/13960, 13961, 13962, 13963 ve 13964 ödeme emirlerinde bildirilen 1012523 ve 1012384 sicil numaralı işyeri kayıtları davalı Kurumdan getirtilerek, her iki işyerinin dava dışı şirketin hangi işyerlerine ait oldukları irdelenmeli, buna göre her bir ödeme emrinde yer alan borçların hangi işçilere ve hangi işyerine ait oldukları açıklığa kavuşturulmalı, söz konusu işyerlerinde tespit edilecek bordrolu çalışanların her biri yönünden çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmalı, yine … Tarım İnş. Pet. Ürün. Nak. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. adına Akaryakıt ve LPG faaliyet konulu işyerinin 12.11.2007 tarihinde mühürlendikten sonra ve özellikle işyerinin yeniden açılmasına ilişkin olarak düzenlenen 03.04.2008 tarihli tutanak da dikkate alınarak bu tarihten sonra dava dışı şirkete ait işyerlerinin faaliyet gösterip göstermedikleri hususu daha detaylı araştırılıp açıklığa kavuşturulmak suretiyle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.” gerekçeleriyle Mahkemece verilen karar bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı borsanın ortağı olduğu 1012384 tescil no.lu … Tarım İnşaat Petrol Ürünleri Nakliye Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin prim borçlarından dolayı düzenlenen 2009/13963 -13964 sayılı ödeme emirlerinin … … ve … isimli sigortalıların hizmetleri ile ilgili olmadığı, diğer nizasız hizmetleri olan sigortalılarla alakalı olduğu anlaşıldığından bu hizmetlerle ilgili tahakkuk ettirilen ödeme emirlerinin yerinde olduğu, 1012523 no.lu işyerinin prim borçlarından dolayı düzenlenen 2009/13960-13961-13962 no.lu ödeme emirlerinin ise bu iş yerinin 2007/9. ay ve 2008/3-11 ayları arasındaki prim borçlarına ilişkin olup bu işyerinden … … ve … isimli kişilerin sigortalı göründükleri, ancak bu sigortalıların sigortalılıklarının iptali yönünde Kurumca bir işlem yapılmadığı gibi davacı tarafça bu kişiler hasım gösterilerek bir dava da açılmadığı anlaşıldığından bu yönden tahakkuk ettirilen ödeme emirlerinin de yerinde olduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ödeme emirlerine konu dönemde işyerinin faaliyette bulunmadığını, fiilen çalışmayan kişiler için prim ödemek zorunda bırakıldığını, eski yönetimin Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandıklarını ve ceza aldıklarını, bu dönemde yapılan işlemlerden müvekkili Başkanlığın sorumlu olmayacağını beyanla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.