|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, bir ödeme emrinin iptali davasında hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin bir mahkeme kararının bozulmasını ve ardından yapılan yargılama sürecini ele almaktadır. Davacı vekili, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin iptalini talep etmiştir. Mahkeme, ilk aşamada hukuki yarar yokluğu nedeniyle davayı reddetmiştir. Ancak Yargıtay, davacı adına düzenlenmiş bir ödeme emrinin bulunmadığını, tebligatın borç bildirim yazısından ibaret olduğunu belirterek, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğuna karar vermiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile bazı ödeme emirlerinin iptaline ve davacının belirli borçlardan sorumlu olmadığına hükmedilmiştir. Ancak, diğer borçlar açısından davacının sorumluluğu tespit edilmiştir. Yargıtay, bu süreçte hukukun uygulanmasında bir isabetsizlik olmadığını ve temyiz itirazlarının reddine karar vermiştir. Bu durum, hukuki süreçlerin ve temyiz aşamalarının önemini vurgulamaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/8694 E. , 2024/8911 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul 20. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/256 E., 2023/761 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında görülen ödeme emrinin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi Betül Sönmez tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumca dava dışı … Organizasyon Satış ve Paz. A.Ş.’nin prim borçları nedeniyle davacıya gönderilen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.10.2015 tarih ve 2014/727 E.- 2015/508 K. sayılı kararıyla; dava şartı olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 13.11.2018 tarih ve 2016/1590 E.- 2018/9256 K. sayılı kararı ile …Eldeki davada, davacı adına düzenlenen bir ödeme emrinin bulunmaması karşısında, 6183 sayılı Kanun’un 55 inci maddesi kapsamında davacı adına düzenlenmiş ve anılan Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca tebliğ edilmiş bir ödeme emrinin ya da başlatılmış bir icra takibinin bulunmaması, yapılan bu tebligatın ödeme emri niteliğinde olmayıp borç bildirim yazısından ibaret bulunması karşısında, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu ve menfi tespit davası olarak kabul edilip işin esastan karara bağlanması gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, diğer taraftan davaya konu edilen 2012/28443 E. sayılı ödeme emrinin idari para cezasına konu edildiği anlaşılmakla, 5510 sayılı Kanun’un 102 nci maddesi uyarınca başlamış olan itiraz prosedürünün bulunup bulunmadığı ile varsa buna ilişkin idare mahkemesinde açılmış bir dava olup olmadığı araştırılıp, idari para cezasının kesinleşmesi olgusu bekletici sorun yapılıp inceleme yapılması gerektiği belirtilerek, yanılgılı değerlendirme ile kurulan hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 17.09.2020 tarih ve 2019/84 E.- 2020/202 K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Beşiktaş Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 2011/01,07,09,11,12 ve 2012/01,02,03,04 dönemi prim, gecikme zammı, İdari para cezası, işsizlik sigortası primi borcunun tahsili amacıyla davacıya 2012/43086, 43087, 28443, 20624, 19943 nolu takip dosyalarından gönderilen ödeme emirlerinde yazılı borçlardan davacının sorumlu olduğu kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 26.10.2021 tarih ve 2020/10446 E.- 2021/12864 K. sayılı kararı ile; Mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilmediği, öncelikle menfi tespit istemine ilişkin olarak açılan bu davada, davaya konu edinen ve idari para cezası nedeniyle davacıya tebliğ edildiği anlaşılan ödeme emri bakımından, yasal dayanak olan 5510 sayılı Kanun’un 102 nci maddesi gereğince, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu tüzel kişilik hakkında düzenlenmesi nedeniyle, temsil ve ilzama yetkili kişi sıfatı ile hareket edenlerin şahsen sorumlu tutulamayacağı dikkate alınmalı, buna göre, prim borçlusu tüzel kişilik hakkında tanzim edilen idari para cezasını konu edinen ödeme emri bakımından, davacının şahsen sorumlu olmayacağı gözetilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan, davacı eldeki davasını Kurumca kendisine gönderilen borç bildirim belgelerine dayalı olarak ve menfi tespit istemine yönelik olarak açmış olduğundan, talebe uygun şekilde davacının borçluluk ve borçsuzluk durumlarının tespitine ilişkin bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine dair yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, hüküm bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 16.03.2022 tarih ve 2022/113 E.- 2022/165 K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller, celp ve ibraz olunan bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kabulü ile davacıya tebliğ edilen 2011/01-07-09-11-12 ve 2012/01-02-03-04 dönemlerine ilişkin prim, gecikme zammı, idari para cezası, işsizlik sigorta primi borcunun tahsili amacıyla davacıya gönderilen 2012/43086-43087-28443-20624-19943 nolu takip dosyalarından gönderilen ödeme emirlerinin ayrı ayrı iptallerine, ödeme emrine konu borçlardan davacının sorumlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
E. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 14.11.2022 tarih ve 2022/5874 E.- 2022/14094 K. sayılı kararı ile Mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilmediği belirtilerek, eldeki dosyada, 2011/01-07-09-11-12 ve 2012/01-02-03-04 dönemlerine ilişkin prim, gecikme zammı, idari para cezası, işsizlik sigorta primi borcunun tahsili amacıyla 2012/43086-43087-28443-20624-19943 nolu takip dosyalarından, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin üzerine davacının adı yazılan tebligat zarfı ile davacıya tebliğ edildiği, bu ödeme emirlerinden 2012/28443 takip numaralı olanın 2011/1 dönem idari para cezası borcuna ilişkin olduğu, diğerlerinin ise prim borcuna ilişkin olduğu, davacının ticaret sicil kayıtlarına göre ödeme emrine konu prim dönemlerini kapsayacak şekilde yönetim kurulu üyesi olduğunun anlaşıldığı, bozma ilamı kapsamında, idari para cezası nedeniyle davacıya tebliğ edildiği anlaşılan ödeme emrinin iptaline karar verilmesi doğru ise de, aynı yöndeki Dairemizin 2015/18641 E.- 2016/1188 K. sayılı ilamı da dikkate alınarak ve davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında, ödeme emrine konu dönemler ve bu dönemlerde davacının yönetim kurulu üyesi olduğu gözetilerek, davacının borçtan sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde idari para cezası dışındaki ödeme emirleri açısından da davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 26.09.2023 tarih ve 2023/256 E.- 2023/761 K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller, celp ve ibraz olunan bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kısmen kabulü ile davacıya 2011/01 dönemine ilişkin idari para cezası borcunun tahsili amacıyla 2012/28443 nolu takip dosyalarından gönderilen ödeme emrinin iptaline, bu ödeme emrine konu borçtan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, davacıya 2011/07-09-11-12 ve 2012/01-02-03-04 dönemlerine ilişkin prim, gecikme zammı, idari para cezası, işsizlik sigorta primi borcunun tahsili amacıyla 2012/43086-43087-20624-19943 no.lu takip dosyalarından gönderilen ödeme emirlerinin iptaline ilişkin istemin reddi ile bu ödeme emrine konu borçtan dolayı davacının borçlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; davalı Kurum tarafından … Organizasyon Satış ve Paz. A.Ş. adına icra takibi başlatılarak şirket adına ödeme emri düzenlendiğini, ancak ödeme emrinin gönderildiği zarfa davacının adının yazıldığını, Kurum tarafından davacı adına düzenlenerek tebliğ edilen bir ödeme emri bulunmamasına rağmen Mahkemece davaya konu takip dosyalarından gönderilen ödeme emirlerinde yazılı borçlardan davacının sorumlu olduğu yönünde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının yönetim kurulu üyesi olarak sorumlu tutulması için alacağın şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi gerektiğini, bu hususun araştırılmadığını belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
2.Davalı SGK Başkanlığı vekili; davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabulünün hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 ncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası, 5510 sayılı Kanunun 88 inci ve 102 inci maddeleri, 6183 sayılı Kanun’un 55 inci ve 58 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve davalı SGK Başkanlığı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.