|
ÖZET: Bu Danıştay kararı, Hacettepe Üniversitesi Müzik ve Bale Ortaokulu’nda bir öğrencinin başarısızlık durumu ve öğretim üyeleri hakkında yapılan idari ve cezai soruşturma talebini incelemektedir. Başvuran, kızının sınıfta bırakılmasının gerekçelerinin yeterince açıklanmadığını ve öğretmenlerin öğrencileri özel kurslara yönlendirdiğini iddia etmiştir. Ancak, yapılan incelemeler sonucunda, öğrencinin notlarının mevzuata uygun olarak değerlendirildiği ve sınıf tekrarının gerekliliği ortaya konmuştur.
Kararda, öğretim üyeleri hakkında idari ve cezai soruşturma talebi reddedilmiş, ancak bağımsız bir komisyonun kurulması, kanaat notlarının yazılı olarak oluşturulması ve velilerle paylaşılması gibi önerilerde bulunulmuştur. Bu öneriler, eğitimde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin sağlanması amacıyla yapılmıştır. Sonuç olarak, eğitimde modern ölçme ve değerlendirme metotlarının araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/63298-S.20.68482
BAŞVURU NO : 2019/14257
KARAR TARİHİ : 30/06/2020
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
BAŞVURUYA KONU İDARE : HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
: Müzik ve Bale Ortaokulu öğretim üyelerinin, öğrencileri
BAŞVURUNUN KONUSU :
özel kurslara yönlendirdikleri, anılan kurslarla ilişkileri olduğu iddiası ile gerekli idari ve cezai soruşturmanın yapılması talebi hk.
BAŞVURU TARİHİ : 20/08/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran Kurumumuza yapmış olduğu tarihli başvuruda, özetle; velisi bulunduğu Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı
Müzik ve Bale Ortaokulu (MBO) Bale Anasanat Dalının 6’ncı sınıfında öğrenim gördüğünü, 2018-2019 eğitim öğretim bahar yarıyılının sonunda yapılan sınavlardan ‘Birlikte uygulama’ dersinden dönem puanı olarak (30), ek sınav puanı olarak (42), ‘Klasik bale ve seçmeli point’ dersinin her iki puan değerlendirmesinden 30’ar puan takdir edilerek başarısız sayıldığını, böylece sınıf tekrarı yapmak durumunda kaldığını, böylece sınıftaki balerin adaylarının yarısından fazlasının sınıf tekrarı yapmak durumunda bırakılmış olduğunu, dönem başından itibaren kızının akademik ve mesleki gelişimine ilişkin sınıf öğretmeni ya da okul tarafından herhangi bir uyarı yapılmadığını, sadece 12/06/2019 tarihinde gerçekleştirilen veli toplantısında kızının sınıfta bırakıldığının bildirildiğini, sebebinin de jimnastik sporu yapması olduğunun söylendiğini, toplantıyı takiben 17/06/2019 tarihinde bütünleme sınavı yapıldığını, çocukların başarılı olup olmadığı belli olmadan kontenjan açıldığını, yetenek analizi ve yoğun bir mesleki değerlendirme sonucunda bale anasanat dalında öğrenim hakkı kazanan kızının diğer öğrencilerle birlikte mesleki derslerin bir kısmında başarısız sayılmasının okula kayıt ve alım kriterlerinin devamının sağlanamadığı yönünde tereddütler oluşturduğunu, nitekim okul öğretmenleri tarafından öğrencilerin okul dışı özel kurslara yönlendirildiklerini, fahiş ders ücretleri talep edildiğini, bu kurslar ile okul öğretmenlerinin ilişkili olduğunu, bu kurslara devam etmeyen çocukların sebepsiz bir şekilde okula devam etmesinin önüne geçildiğini, sınıfta bırakma kavramının okul için adeta bir gelenek haline geldiğini ifade ederek Devletin resmi konservatuvarına bir yıl önce yetenek sınavı ile alınan kızında (yarım dönem gibi) kısa bir sürede nasıl bir eksiklik tespit edildiğini, yapılan sınavda hata olup olmadığını, eğer MBO yeterli eğitimi vermiyor ve çocukların dışarıda paralı kurslara yönlendirilmesi gerekiyorsa, okulun resmi eğitmenlerinin ölçme ve değerlendirmeyi yapacak yetkinlikte olup olmadığını, yönlendirme yapılan kurslarla okulun nasıl bir resmi veya gayri resmi ilişkisi olduğunu sorgulamakta ilgililer hakkında gerekli idari ve cezai soruşturma ve kovuşturmanın yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 03/09/2019 tarih ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben
Ankara Devlet Konservatuarı Müzik ve Bale Ortaokulu Müdürlüğü tarafından gönderilen 02/10/2019 intikal tarih ve – sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Öğrencilerin öğretmenlerinin dönem eğitim müfredatı kapsamında vermiş olduğu egzersizlerden oluşan sınav programını komisyon üyelerine sınavda göstermekle yükümlü olduklarını; 2.2. Ders sorumlusunun, öğrencilerin dönem boyunca göstermiş olduğu çalışmaya ve sınav performansına dayalı kanaat notunu verdiğini, Komisyon üyelerinin ise; sınav esnasında öğrencilerin göstermiş olduğu performansa izlenim/gözlem yöntemi ile not verdiğini, not değerlendirmesinin bu şekilde yapıldığını; sınav komisyonun vermiş olduğu notların toplandığını, toplamın komisyon kişi sayısına bölündüğünü ve aritmetik ortalamasının alındığını, alınan not ortalamalarının e-okul sisteminin belirtilen tarihleri aralığında sisteme girildiğini, veli ve öğrencilerin bu şekilde bilgilendirildiğini; 2.3. Klasik balenin görsel bir sanat dalı olduğunu, sözel ve sayısal bir bilim dalı şeklinde yazılı bir belge tutulamadığını; bir öğrencinin tüm dönem boyunca kol dirseğini tutması, ayağını son noktaya kadar germesi, ayağını yeri sürterek kullanması, kalçasını kare tutması, vücudunun 3 noktasını bir eksende tutması, dizlerini ‘turn-out’ kullanması, hareketlerin karakterlerine göre mimiklerini geliştirmesi, dizlerini x pozisyona getirmesi, ‘a la second’ çizgisinin tam yerine yerleştirmesi ve topuğun çevrilmesi gibi pek çok teknik ve artistik gerekliliğin yerine getirilmesi sürecinin ders sorumlusu tarafından gözlemlenerek gün be gün takip edildiğini, böyle bir takibin yazılı bir çizelgesinin olmasının mümkün olmadığını; 2.4. Öğrencilerin eğitim müfredatı incelendiğinde; fiziksel güçlüklere bağlı sakatlanma ihtimallerinin göz önünde bulundurulması nedeniyle müfredatın tamamlanamadığını, 2018-
2019 eğitim-öğretim dönemi boyunca 6’ncı sınıf öğrencilerinin ders sorumlusu tarafından
tuttuğu yoklama doğrultusunda öğrencilerin eğitim başarısını veya sınıf seviyesini etkileyecek bir devamsızlıklarının olmadığını, düşme ve travmalara dayalı herhangi bir sakatlığın yaşanmadığını; 2.5. 2017-2018 eğitim- öğretim yılında Beytepe Kampüsü’ne taşınılmasının bazı sıkıntılarının yaşandığını, önceliklerinin öğrencilerin güvenliğinin sağlanmasının olduğu, öğrencilerinin sağlıklarının olumsuz etkilenmemesi için Bale Anasanat Dalı’nın eğitim- öğretime iki hafta süreyle geç başlatıldığını, bu süreçte tedbirlerin alındığını; 2.6. Bale salonlarında ve öğrenci soyunma odalarında inşaat temizliğinin detaylı yapılmadığını, yoğun toz ve inşaat maddelerinin bulunduğunu; KIima sisteminin doğru programlanmaması nedeniyle düzgün çalışmadığını (aşırı sıcak ve soğuk üflemesi), soyunma odalarında öğrencilerin sağlıklı kullanabilmesi için gerekli materyallerin bulunmadığını; anılan sebeplerle eğitim – öğretime geç başlandığını; 2.7. İki hafta derslerin yapılamamasının tüm bale öğrencilerinin gelişiminde hiçbir olumsuz etkisi oluşturmadığını, Milli Eğitim denkliğinin olmadığı yıllarda sömestre tatillerinin dört hafta olarak yapıldığını ve buna rağmen ülkemizde pek çok başarılı dansçının yetiştirilmiş olduğunu, iki hafta geç başlamanın olumsuz etkisi olmadığını; dönem sonu sınavlarında komisyonun değerlendirmelerini tüm sınıfların iki hafta geç başlamasını göz önünde bulundurarak yaptıklarını, bu anlamda öğrencilerin mağdur edilmediklerini; 2.8. Yönetmelikler doğrultusunda sınıf tekrarının tüm dersleri kapsadığını, gelişmiş ülkelerde klasik bale dansçılığını destekleyebilmek için fazladan yapılması gereken aletli egzersizlerin bulunduğunu, ülkemizde akademik eğitim veren okullarda ekonomik şartlar sebebiyle bu materyallerin temin edilemediğini, günümüzde gelişimi takip etme algısına açık pek çok velinin çocuklarının gelişebilmesi adına bu konularda eğitim veren özel kurumlarla çocuklarını desteklemeyi tercih ettiklerini, bunun velilerin en doğal hakları olduğunu, zaten belli sayıya sahip olan klasik bale dansçılarının çok az bir bölümünün bu işi ticari olarak yaptıklarını, sayı olarak iki veya üç kişi olduklarını, velilerin birbirlerinden aldıkları öneriler doğrultusunda kendilerini de daha güvende hissedebilmek adına sınıf öğretmenine danıştıklarını, çocukların gelişebilmesi adına öğretim görevlerinin ve öğretmenlerin veliyi desteklemesinin, bir öğrenciyi özel derse yönlendirmesi anlamına gelmediğini, ayrıca 3 ay gibi bale adına oldukça uzun bir yaz tatili döneminde de çocukların kaslarının başa dönüş yapmaması ve zayıflamaması açısından yazın çalışmalarını tavsiye ettiklerini, kimi çocuğun bunu kendisinin çalışarak kimi çocuğun ise tanıdığı profesyonel bale dansçılarından destek alarak formda kalmaya çalıştığını, 2.9. 2017-2018 eğitim-öğretim yılında velilerin sınıf öğretmeni . tarafından sıklıkla çocuklarının gelişimi hakkında bilgilendirildiğini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında sınıf öğretmenleri olan . . tarafından da gerek bireysel gerekse sınıf toplantıları esnasında bilgilendirmelerin yapıldığını, bunun yanı sıra 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Dansçılık
Sanat Dalı Başkanı . Müzik ve Sahne Sanatları Lisesi Müdürü . . Müdür Yardımcısı
. . Rehberlik Öğretmeni . Dr. Öğr. Üyesi S.G., Bale Asd. Öğretim Görevlisi . Bale
Asd. Öğretim Görevlisi . Bale Asd. Öğretim Görevlisi . ile birlikte yaptıkları sınıf toplantısında öğrencilerin durumları ile ilgili bilgi verildiğini, bilgi esnasında; öğrencilerin alt sınırda aldıkları notların durumlarının kritikliğini gösteren bir uyarı notu olduğunun ifade edildiği, 25/12/2018 tarihinde yapılan I. Dönem sınavının ardından . . . bölüme davet edildiği, Komisyon üyeleri eşliğinde yapılan toplantıda veliye öğrencinin durumunun çok kritik olduğunun, bu şekilde devam ederse bale sanatı açısından olumsuz fiziksel gelişimi nedeniyle pek çok tehlikeli sakatlıkların oluşabileceği görüşünün sunulduğu, öğrencinin üstün yararının korunması ilkesi açısından geçerli not verildiği, ne var ki II. Dönem sonunda öğrenci için daha farklı bir yol çizilmesinin önerildiği; 2.10. Her eğitim-öğretim dönemi başında yılsonunda sahnelenecek eserin ve
‘divertissement’ların (bir oyunun perdeleri arasında kısa eğlence), yapılan akademik kurul toplantısı sonucunda kararlaştırıldığı, tüm öğrencilerin her yıl muhakkak eserlerde gelişimleri açısından rol verilerek görevlendirildiği, rol dağılımının, öğrencilerin okul dışında devam ettikleri spor dalları göz önünde bulundurularak değil, sadece teknik becerileri, fiziksel özellikleri ve artistik yetenekleri doğrultusunda verildiğini; 2.11. Dansçılık Sanat Dalı Başkanı . ’nin 1978 yılında girdiği 700’e yakın adayın başvurduğu 20 kişilik kontenjan verilen Bale Anasanat Dalı Klasik Bale Yetenek Giriş
Sınavında 15 kişinin kazandığını, Eğitimin ilk yılında, sınıf tekrarının bulunmadığı eğitim sisteminde 7 öğrenci, sınav sonucunda komisyon kararıyla yeterli bulunmadığı için okulla ilişiklerinin kesildiğini, devam eden yıllarda da elemeler yapılarak 2 kişinin mezun olma hakkına sahip olduğunu, bunlarda birinin . diğerinin ise . olduğu; 2.12. Öğretim görevlilerinden . 1983 eğitim-öğretim yılında girdiği 500’e yakın adayın başvurduğu Bale Anasanat Dalı Klasik Bale Yetenek Giriş Sınavını 30 kişinin kazandığı, devam eden yıllarda da elemelerin yapıldığı, 13 kişinin mezun olma hakkına sahip olduğu; 2.13. Öğretim görevlilerinden . 1986 yılında girdiği 500’e yakın adayın başvurduğu 15 kişilik kontenjan verilen Bale Anasanat Dalı Klasik Bale Yetenek Giriş Sınavını 13 kişini kazandığı, eğitimin ilk yılında, sınıf tekrarının bulunmadığı sistemde 2 öğrencinin, sınav sonucunda komisyon kararıyla yeterli bulunmadığı için okulla ilişiklerinin kesildiği, dDevam eden yıllarda da elemeler in yapıldığı, 5 kişinin mezun olma hakkına sahip olduğu; 2.14. Dünyaca kabul görmüş okullardan olan Vaganova bale okullarından örnek vermek gerekir ise; yaklaşık 1500 aday arasından 60 kişinin kazandığı klasik bale bölümünden en fazla 8-10 kişi mezun olabildiği; 2.15. Yukarda verilen örneklere dayanarak; klasik bale sanatının eğitimi esnasında mesleğin doğasından kaynaklanan sorunların, değişiklik gösteren fiziksel koşulların, ağırlaşan müfredat gereği ve insan doğasının göstermiş olduğu değişikliklerden dolayı eğitim süreci boyunca elemeler olağan olduğu, 2.16. Dünyada uygulanan tüm spor dallarının kendi alanına göre güçlenmesi şart olan kas gruplarının bulunduğu, dolayısıyla hiçbir spor dalının, sporcusunun kendine aykırı kas güçlendiren bir disiplini uygulamasına müsaade etmediği, hatta katı bir şekilde de bu disiplinin uygulandığı, sonuç odur ki; bu disipline uymayan bir sporcunun kendi alanında tam performanslı bir başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı, maden işçilerinden sonra ağır işçi olarak kabul edilmiş ve tüm spor dallarından daha ağır olan klasik bale sanatı da bu kaçınılmaz disiplini uygulamak zorunda olduğu, zaten vücut anatomisine aykırı bir forma sokulan ‘turnout’ denilen, yani bütün kas gruplarını dışarı yöne çevirmek zorunda olunan bir çalışma sisteminde; bir de farklı bir kas grubunun güçlenmesi ve buna ek olarak da genetik fiziksel güçlükler işin içine girdiğinde olayın sakatlanmalar, vücutta deformasyonlar ve başarısızlıklarla sonuçlanmaya başlayacağını, bu anlamda ulusal disiplin uygulama sonucunda eğitmenlerin öğrenci ve velilerini uyarmakla yükümlü olduklarını, uyarıları dâhilinde öğrenci ve velilerin aldıkları kararların kendi sorumlulukları olduğu, asla ve katiyetle bu konuda baskı uygulanmasının söz konusu olmadığını; 2.17. Ülkemizde yıllar içerisinde 700’den 500, 200, 120, 75 ve 50’lere kadar düşen klasik bale başvuru sayısının ne yazık ki seçim kriterlerinde de zorluklar oluşturmaya başladığı ve kaliteyi düşürdüğü, tüm bu olumsuzluklara rağmen okulun hem ülkenin gelecekte sanat kurumunu ayakta tutabilmek, hem de azınlıkta olan çocukların geleceklerini düşünerek onlara sahip çıkabilmek için ellerinden gelen her türlü olumlu çabayı sarf ettiklerini, ne var ki bazı durumlarda çocukların klasik bale eğitimini sonlandırmanın da gerek psikolojik, gerek fiziksel sağlıklarını korumak amaçlı kendilerini zorunlu bıraktığını, 2.18. Kendi alanlarında uzman ve deneyimli eğitimcilerin hiçbir çocuk için; onları üzecek, geleceklerini hasara uğratacak, asla ve asla kasti bir davranışı olmadığı ifadelerine yer verilmiştir.
3. Kurumumuzun 18/02/2020 tarih ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben
Pamukkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi tarafından gönderilen 27/02/2020 tarihli ve E. sayılı yazısı ve eklerinde özetle; “Tüm öğrenme alanlarında objektif ve nesnel ölçme yapmak önemlidir. Beceriyi ölçmedeki hata kaynaklarını azaltabilmek için ölçme aracından, ölçme yapan kişi(ler)den, ölçme yapılan ortamdan ve ölçülen kişiden olmak üzere dört farklı hata kaynağından oluşan hataları minimize etmek gerekir. Ölçme aracı ve ölçme yapan kişiden kaynaklanan hataları minimize etmenin en kestirme yolu ise objektif ve nesnel bir ölçme ve değerlendirme sistemi geliştirmektir.
Cimnastik ve buz pateni gibi spor dallarında ulusal ve uluslararası yarışmalarda, olimpiyatlarda hakem değerlendirmeleri tamamıyla objektif ve nesnel biçimde yapılmakta, bunun standardizasyonunu yapabilmek için de belli aralıklarla hakemler için yazılan kurallar kitabı yenilenmektedir. Ölçmeyi yapan tüm hakemlerin objektif olabilmesi ve en hassas biçimde ölçme yapabilmeleri için her bir beceri için tüm detaylarıyla ölçütler belirlenir. Böylece sporcuların performansları, önceden belirlenmiş detaylı ölçütlere göre hassas biçimde ölçülebilir. …
Fiziksel performans sergilenen alanlarda çıktı bir becerinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi diğer öğrenme alanlarından göreceli olarak daha zor olabilir. Ancak, estetik unsurlar ve müziğin kullanıldığı spor branşlarında olduğu gibi bale ve dansta da sonuç performansı (çıktı davranışı) objektif biçimde ölçmenin tedbirlerini almak, ölçmeyi yapan kişi ya da gruba ait bir sorumluluktur. Yani, yukarıda da bahsettiğim gibi dört ayrı hata kaynağından üçünden; ölçme ortamından, ölçmeyi yapan kişiden ve ölçme aracından kaynaklanan hataları minimize etmek, eğitimcilerin sorumluluğundadır.
Objektif ve nesnel bir ölçme yapabilmek için farklı tedbirler alınabilir. Örneğin daha önce öğretilmiş bir koreografinin sınavda sergilenmesi şeklindeki bir ölçme işleminde en az şu unsurlar göz önüne alınarak bir ölçme planlaması yapılmalıdır: 1) koreografinin içindeki her bir beceri parçasının doğru sergilenmesinin ayrı ayrı rubriklerle puanlanabilmesi 2) mimikler ve estetik, müzikle uyum gibi elementlerin puanlanabilmesi 3) grubun bütününün uyumu ve grup dinamiği unsurlarının puanlanabilmesi. Her üç unsur da rahatlıkla dereceli puanlama anahtarları (niteliksel ya da niceliksel olabilir) aracılığı ile ölçülebilir. Bu araçlar literatürden temin edilemiyorsa, eğitimciler (branş uzmanları) tarafından geliştirilebilmelidir.
Baskın olarak devinişsel alan kazanımlarının edindirildiği tüm alanlarda (bale de bu kapsama giriyor) bilişsel alan bilgisi de ölçülebilir. Balenin uygulanması (devinişsel alan) dışındaki bale ile ilişkili tüm bilişsel alan bilgileri sınanabilir. Bu amaçla geleneksel ölçme araçlarından kağıtkalem testleri ya da alternatif ölçme araçlarından portfolyo, yapılandırılmış grid, tanılayıcı dallanmış ağaç gibi yöntem ve teknikler rahatlıkla kullanılabilir.
Eğitimde iki tip ölçme ve değerlendirmeden bahsedilmektedir; düzey belirleyici ölçme ve biçimlendirici ölçme. Düzey belirleyici ölçme, öğrencinin öğrenme düzeyini belirleyen sınavlar iken biçimlendirici ölçme öğrencinin öğrenme eksikliklerini belirleyen, öğretme-öğrenme sürecinin planlamasını şekillendiren ölçme biçimidir (Wiliam & Thompson, 2008). Bugüne kadar dünyada farklı dersler ve yaş gruplarında yapılan pek çok çalışma, biçimlendirici ölçmenin öğrenci motivasyonunu ve başarısını artırdığını ortaya koymuştur (Örn.; Black &
William, 1998; Cauley & McMillan, 2010). Biçimlendirici ölçme öğrenme sürecinde öğrenciye, öğrenme düzeyiyle ilgili geribildirim verdiği için öğrenme-öğretme süreci sırasında yapılmalı, sürecin sonuna bırakılmamalıdır (Bloom, 1969). Öğrencinin bir eğitim programının (ya da bir dersin) sonunda istenilen noktaya gelip gelmediğini ölçmenin (düzey belirleyici ölçme) dışında süreçte kaydettiği gelişmeyi ve motivasyonunu ölçmek (biçimlendirici) şeklinde yapılabilir.
Öğrencinin süreçteki, yani ders yarıyılı içindeki konuları öğrenme düzeyini belirleyerek, hangi konu, beceri vs öğrenemediğini tespit edebilmek için sıklıkla ölçme işlemi yapılmalıdır. Her ders, dersin belirli bölümlerinde tekrarlanan ölçme sonuçlarına bakarak öğrenci, öğrenme eksiklerini tespit edebilir ve ders sırasında ya da okul dışında bu öğrenme eksiklerini kapatabilecek zaman yaratır. Bunun için eğiticilerin ölçme ve değerlendirmeyi her seferinde kendilerinin yapmaları değil, yetki ve sorumluluğu öğrencilere devretmeleri gerekir. Akran ve öz-değerlendirmeler, proje ve ödevler kullanılarak öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve devinişsel alan öğrenmelerindeki boşluklar yine öğrencilerin kendileri tarafından tespit edilebilir (Chng &
Lund, 2018).
Kanaat notu olarak bilinen ders içi performans değerlendirmede kullanılan en objektif yöntem, Likert tipi gözlem araçları ve/veya rubriklerdir. Öğrencilerin ders içindeki performansları; derste gösterdikleri çaba, derse gerekli kılık kıyafet ile hazır gelme, derse zamanında girme, ders içinde arkadaşlarıyla iş birliği yapma gibi ölçütlere bakılarak objektif biçimde puanlama yapılabilir. Bu tip bir ölçme işlemi her ders için yapılabilirken bir yarıyıl için genel olarak da yapılabilir. Kanaat notunun öğretmenin subjektif yargılarından etkilenmemesi için ölçütlerin önceden belirlenmesi ve bu ölçütlerin öğrencilerle ders/yarıyıl başında paylaşılması gerekmektedir. Böylece öğrenciler o yarıyıl boyunca, kendilerinden beklenen performans bileşenlerini bilirler ve kendi düzeylerini, o ölçütlerle karşılaştırarak tespit edebilirler, kendi düzeyleri istenilen seviyenin altında kaldığı durumlarda da gereken tedbirleri alabilirler.
Öğrencilerin bir dersten bir yarıyıl içinde ne sıklıkla ve hangi ölçütlere göre değerlendirileceklerini bilmeleri iki açıdan öğrenci başarısını artırır. 1) Ölçütler önceden belirlenmiş olduğundan öğretmenlerin, ölçme sonuçlarına sistematik ya da rastgele hata karıştırmalarına engel olur, 2) öğrencilerin ölçütleri önceden belirlenmiş bir sınava hazırlanabilmeleri daha kolay olacağı için başarı motivasyonları yüksek olur. Öğrenci başarısının objektif ve nesnel yollarla artırılması da mezun olan öğrenci sayısını artıracaktır.
Ek-9.1 ve 9.2’de bir performansa yönelik olarak tüm öğretim elemanlarının her öğrenci için birbiriyle çok yakın puanlar verdikleri görülmektedir. Bu denli hassas bir ölçme işlemi ancak her bir beceri parçasına ilişkin performansın, daha önceden belirlenmiş çok detaylı ölçütlere göre puanlanması durumunda geçekleşebilir. Ancak sınavlara ait herhangi bir ölçüt bilgisinin paylaşılmamış olması düşündürücüdür.”
“… Bale sanatı ile benzer olarak; Artistik Cimnastik kadınlarda ve Ritmik Cimnastikte yer serisi müzik eşliğinde sergilenir. Cimnastikçiden çok yönlü koreografi, yaratıcılık, artistik, müzikalite ve mükemmel teknik beklenir. Ana amaç beden hareketleri ve cimnastikçinin müziğin tema ve karakteriyle uyumlu sunumunu birleştirerek eşsiz ve iyi dengelenmiş bir artistik cimnastik kompozisyonunun yaratılması ve sunumudur.
…
Cimnastik, buz pateni gibi branşlar yarışması yapılan, bu yarışmada en iyi performans göstereni belirleyebilecek, değerlendiricinin subjektif değerlendirme yapma eğilimini minimize edecek kurallara sahip spor branşlarıdır. Uygulamada bale ilgili genel düşünce ise “Bale bir sanat dalıdır, sanatta yarışma olmaz” düşüncesidir. Ancak “Bale Sanat Eğitimi”nden söz ettiğimizde objektif izleme, gözlem, ölçme ve değerlendirme yapılması gereklidir. Yüksek not alan bir öğrenci ile düşük not alan bir öğrencinin performansının neye göre değerlendirildiğinin cevabı verilebilmelidir. Yazılı kural söz konusu olduğunda, ideal hareket ya da ideal performansın tanımları yapıldığında, bu idealden sapmalar durumunda öğrenci ne kadar not puanı kaybedebileceğini bilmelidir. Hatalarını minimize etmek için çalışabilmektedir.
Bale sanatında kullanılan bazı hareketler/elementler, cimnastik spor branşı ile ortak ya da benzer özellikler gösterebilmektedir. Örneğin, hoplama/zıplama/sıçrama gruplarındaki dans elemanları, dönüşler, denge duruşları vb.. Öte yandan cimnastik spor branşının Bale sanatı ile artistik sunum, müzikle uyum gibi özellikleri yönünden de benzerlikleri bulunmaktadır. Bu benzerlikler dolayısıyla Cimnastikte kullanılan izleme, gözlem, ölçme ve değerlendirme metotları Bale Sanat Eğitiminde de uyarlanarak kullanılabilir görüşündeyim. Bu uyarlama hem cimnastik hem de bale eğitimi veren uzmanların ortak çalışmasıyla yapılırsa daha iyi sonuç alınabilir.
…
Kanaat notu(nun) … yoruma açık olduğu söylenebilir. Bir parametre, kriter ya da skala bulunmadığı için değerlendirici/öğretmen öğrencisinin performansının yapabilir ya da yapamaz olarak değerlendirildiği görülmektedir. Bu nedenle kişiden kişiye yorumu farklı olabilecektir.
İzlediği performans bir değerlendiricinin duygusuna hitap ederken, bir başka değerlendiriciye hitap etmeyebilir.
Kanaat notunun bileşenleri konusunda örneğin, öğrenci balenin gerektirdiği yeterlilikte sıçramayı yapamıyor olabilir. Tüm motorsal becerilerinde düşme olabilir veya ilerleme yoktur.
Bu durumda öğretmen “ben bu öğrencinin bu özelliklerinin gelişebileceğini düşünmüyorum, kanaatim bu yönde, nesnel olarak da 1 yıl/1 dönem sonunda öğrenciden beklenen sıçrama yüksekliği diyelim ki 20 cm olması gerekir dendi, öğrenci yıl/dönem sonunda bu yüksekliği yakalayamamışsa veya esneklikte bacakların 180º olması beklenirken bu esneklik yakalanamamışsa bu tür değerlendirmelerle öğretmenin bir nesnel kanaat notu oluşabilir.
Bale eğitiminde ölçme ve değerlendirmenin objektif ve nesnel olabilmesi için … Ayak, baş, kol poziyonu vb. nasıl olması gerektiği açıları vb. belirtilerek yazılı olarak tanımlanmalı, Daha sonra açılara göre ya da yapımdaki hatalara ayrı ayrı kesinti puanları konarak puantaj oluşturulabilir, Biyometrik, antropometrik ölçüm sistemlerinden faydalanılabilir, Yukarıdaki örnekte belirtildiği gibi motorik beceri ölçümlemelerindeki kriterler belirlenebilir (esneklik açısı, sıçrama yüksekliğine ulaşabilme vb.) buna göre kanaat notunun hangi parametrelerden oluşacağı belirlenmiş olur. Bu kısa sürede gerçekleşebilecek bir çalışma değildir, uzun süreli ve cimnastikten, modern baleden, klasik baleden uzmanların bir ekip halinde çalışmasını gerektirmektedir.
…
Ölçme ve değerlendirme metotlarının yapıldığı alan olarak öğrencilerin bale eğitimine kabulü için bazı fiziksel kriterler olduğu anlaşılmaktadır. Ancak eğitim süreci içinde fiziksel özelliklerle ilgili gelişimin ne olması gerektiği ile ilgili bir kriter olduğu bilgisine rastlanılmamaktadır. Cevabi yazıda çok sayıda başvuru arasından seçilen belirli sayıdaki öğrencilerden de çeşitli sebeplerden dolayı eğitim süreci içerisinde elemeler yapıldığı da görülmektedir. Bu durum mezun sayısının az olmasına sebep olmaktadır. Ölçme ve değerlendirme metotlarını geliştirmenin bale eğitiminde ilerlemeye etkisi olacağı söylenebilir.
Hareketler, hareketin ideal biçiminin tanımlaması yazılı olarak ve net biçimde yapıldığında, yapılabilecek hataların neler olduğu belirtildiğinde, bu hataların notlandırmadaki etkileri öğrencilere açıklandığında öğrenciler kendilerinden ne istendiğini daha net anlayabilecekler, hatalarını düzeltme yoluna gidebileceklerdir. Bu bale eğitiminde ilerlemeye sebep olur ve itirazları azaltır.
Mezun olan öğrenci sayısına olumlu katkısı olup olmadığı konusu yoruma açıktır. Sanatta estetik kaygı vardır, cimnastik gibi görsel spor branşlarda bu estetik en üst seviyede değildir.
Bu nedenle Bale Sanat Eğitiminin bakış açısına bu estetik kaygı yön verebilmektedir. Bale sanat eğitiminin amacı sayısal (nicelik) olarak daha fazla mezun verebilmek midir? Yoksa nitelik bakımından daha iyi mezun verebilmek midir? Eğitimi veren kurumun bu konudaki bakış açısına, stratejik planlarındaki amaç ve hedeflerine bağlıdır.” denilmiştir.
4. Kurumumuzun 09/03/2020 tarih ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 02/06/2020 tarih ve
E. sayılı yazısı ve eklerinde özetle; “Konu ile ilgili kurumumuz Bale Öğretmeni eski
Solist Dansçı ve eski Bale Başkoreografı görüşüne başvurulmuş ve kendisine verilen CD’nin bale tekniği açısından bir değerlendirme yapmaya uygun olmadığı ve adı geçen öğrencilerin bale eğitimlerine devam etmediklerinden dolayı sınavın tekrarlanmasının bale sanatı özelinde mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.” görüşüne yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler” hükmü, 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmünü amirdir.
7. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun “Yükseköğretim Kurulunun Görevleri” başlıklı 7’nci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci bendinde; “Devlet kalkınma planlarının ilke ve hedefleri doğrultusunda ve yükseköğretim planlaması çerçevesi içinde; (2)
Bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak, Yükseköğretim kurumları içinde bölüm, anabilim ve anasanat dalları ile uygulama ve araştırma merkezi açılması, birleştirilmesi veya kapatılması; konservatuvar, meslek yüksekokulu veya destek, hazırlık okul veya birimleri kurulması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek öneriler üzerine karar vermek,” Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.
8. 14/06/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ‘Güzel sanatlar eğitimi’ başıklı 33’üncü maddesinde; “Güzel sanatlar alanlarında özel istidat ve kabiliyetleri beliren çocukları küçük yaşlardan itibaren yetiştirmek üzere ilköğretim ve orta öğretim seviyesinde ayrı okullar açılabilir veya ayrı yetiştirme tedbirleri alınabilir. Özellikleri dolayısiyle bunların kuruluş, işleyiş ve yetiştirme ile ilgili esasları ayrı bir yönetmelikle
düzenlenir.” denilmekte; ‘Okul açma yetkisi’ başlıklı 58’inci maddesinde; “(Değişik:
16/6/1983 – 2842/16 md.) Türkiye’de ilköğretim okulu, lise veya dengi okullar, Milli Eğitim
Bakanlığının izni olmaksızın açılamaz. Milli Eğitim Bakanlığı veya diğer bir bakanlık tarafından açılmış veya açılacak okullar (…) (1) ile özel okulların derecelerinin tayini, Milli
Eğitim Bakanlığına aittir. (1)…” denilmektedir.
9. 14/09/2011 tarih ve 28054 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 652 sayılı Milli Eğitim
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
‘Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü’ başlıklı 15/B maddesinde
“Öğretmenlere verilecek meslek öncesi, meslek içi ve diğer eğitimlere ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” denilmektedir.
10. 15/01/2015 tarihli ve 29237 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Yükseköğretim Kurumları Devlet Konservatuvarları Müzik ve Bale İlköğretim
Kurumları ile Müzik ve Sahne Sanatları Liseleri Yönetmeliği’nin; 10.1. ‘Başarının değerlendirilmesi’ başlıklı 11’inci maddesinde; “ (1) Zorunlu ve ortak derslerdeki başarının değerlendirilmesinde; a) Müzik ve bale ilköğretim kurumlarında 26/7/2014 tarihli ve 29072 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim
Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği, b) Müzik ve sahne sanatları liselerinde, 7/9/2013 tarihli ve 28758 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim
Bakanlığı Orta Öğretim Kurumları Yönetmeliği hükümleri uygulanır. (2) Müzik ve bale ilköğretim kurumları ile müzik ve sahne sanatları liseleri alan derslerinin değerlendirmesinde; a) Öğrenciler, alan derslerinin her birinden dönem sonlarında komisyon sınavına alınır. Sınav tarihleri dönemlerin son dört haftası içerisinde yapılmak üzere ilgili anasanat dalı ve bölüm başkanının önerisi üzerine müdürlük veya dekanlıkça belirlenir. Dersin öğretim elemanı, her dönem için yapacağı değerlendirmeler sonucunda her öğrenci için bir kanaat puanı verir.
Dönem puanları, dönem sonu komisyon sınav puanı ile kanaat puanının aritmetik ortalamasıdır. b) Müzik ve bale ilköğretim kurumları alan derslerinin yılsonu başarı puanı, her iki dönem puanının aritmetik ortalamasıyla elde edilir. Alan derslerinin yılsonu başarı geçer puanı 50’dir. İkinci dönem sonunda yapılan komisyon sınavında en az 50 puan alamayan öğrenci başarısız sayılır. Başarısız olan öğrenciler haziran ayı içerisinde bir defaya mahsus ek sınava alınır. Ek sınav sonucunda da en az 50 puan alamayan öğrenciye sınıf tekrarı yaptırılır.
Bu ek sınavda alınan puan ikinci dönemde yapılan komisyon sınavının yerine geçer. c) … (3)
Yardımcı alan derslerinin değerlendirilmesinde; a) Müzik ve bale ilköğretim kurumlarında, dönem puanı öğretim elemanının yapacağı sınavın puanı ile kanaat puanının aritmetik ortalamasıdır. Öğrencinin ders yılı sonunda bu derslerden başarılı sayılması için, birinci ve ikinci dönem puanlarının aritmetik ortalamasının en az 50 olması gerekir. Öğrenciler, başarısız oldukları yardımcı alan derslerinden haziran ayı içerisinde bir defaya mahsus ek sınava alınır.
Ek sınav sonucunda birden fazla yardımcı alan dersinden en az 50 puan alamayarak başarısız olan öğrenciye o yıl için sınıf tekrarı yaptırılır. Bir dersten başarısız olan öğrencilerin durumları konservatuvar veya fakülte kurulunca değerlendirilerek, sınıf geçmesine ya da sınıf tekrarına karar verilir. b)….” düzenlemesi yer almaktadır.
10.2. ‘Sorumluluk, sınıf tekrarı ve ilişik kesme’ başlıklı 13’üncü maddesinde; “(1) Müzik ve bale ilköğretim kurumlarında alan derslerinden başarılı olup bir yardımcı alan dersinden başarısız olan öğrencilerin durumu konservatuvar veya fakülte kurulunda değerlendirilerek karara bağlanır. (2) Müzik ve sahne sanatları liselerinde; a) … b)… (3) Alan dersi ile birden fazla yardımcı alan dersinden başarısız olan öğrenciler sınıf tekrarı yaparlar. İkinci kez sınıf tekrarına kalan öğrencilerin ilişikleri kesilir. (4) Bunlardan; a) Müzik ve bale ilköğretim kurumunda olanlar Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları
Yönetmeliği hükümlerine göre, b) ….” hükmü yer almaktadır.
10.3. ‘Kurul ve komisyonlar’ başlıklı 14’üncü maddesinde; “(1) Okuldaki kurul, komisyon ve benzerlerinin oluşturulmasında Bakanlığın ilgili mevzuatı ile 2547 sayılı Kanunda belirtilen hükümler uygulanır. (2) Alan derslerinin dönem sonu, ek sınav, mazeret, sanat dalı değiştirme, nakil-geçiş ve seviye tespit sınavı komisyonları, ilgili anasanat dalı ve bölüm başkanının önerisi ile konservatuvar veya fakülte yönetim kurulunun onayı ile oluşturulur.” hükmü yer almaktadır.
10.4. ‘Öğretmenler’ başlıklı 22’nci maddesinde; (1) Müzik ve bale ilkokullarında sınıf öğretmenliği, ortaokul ve liselerinde branş öğretmenliği, alan dersleri ile yardımcı alan dersleri öğretmenliğinde ise devlet konservatuvarı veya müzik ve sahne sanatları fakültesi öğretim elemanlığı esastır. (2) Okulda sınıf öğretmenleriyle zorunlu veya ortak derslere giren branş öğretmenlerinin atama ve görevlendirilmesinde Bakanlık mevzuatı hükümleri uygulanır.
(3) Zorunlu veya ortak ders öğretmenleri üniversite öğretim elemanları arasından görevlendirilebileceği gibi ilgili üniversite rektörlüğünün talep etmesi hâlinde valilikçe de görevlendirilebilir. (4) Okulda alan, bölüm ve dal derslerinin eğitim-öğretimi ile öğretim elemanı istihdamında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümleri ile 11/10/1983 tarihli ve
2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümleri esas alınarak ilgili alan, bölüm ve dal
eğitimini konservatuvar veya müzik ve sahne sanatları fakültesinde almış ve gerekli nitelikleri taşıyan öğretim elemanları görevlendirilir.” denilmektedir.
11. 26/7/2014 tarihli ve 29072 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı
Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin ‘Nakil’ başlıklı 12’nci maddesinin on birinci fıkrasında; “Üniversiteler bünyesinde güzel sanatlar eğitimi veren ilköğretim kurumları ile imam-hatip ortaokullarında, ortaokul haftalık ders çizelgesi dışındaki zorunlu derslerden sınıf tekrarına kalan öğrencilerin, bu dersler dışındaki diğer zorunlu derslerden başarılı olmaları durumunda velilerinin yazılı başvurusu ile başka bir ilköğretim kurumundaki bir üst sınıfa nakilleri yapılır.” denilmektedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
12. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin
“ Kısmi Tavsiye Kısmi Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Başvuru, Ankara Devlet Konservatuvarı Müzik ve Bale Ortaokulu bale 6. Sınıf öğrencisi
2018 – 2019 eğitim – öğretim yılı dönem sonu mesleki derslerden başarısız
sayıldığı, ancak anılan derslere ilişkin kızının (eğitim) süreci hakkında taraflarına sadece 12/06/2019 tarihli veli toplantısında haber verildiği, kızının sınıfta bırakılmasının sebebinin jimnastik sporu yapıyor olmasının olduğu, 17/06/2019 tarihinde yapılan bütünleme sınavında sonucun çoktan belli olduğu, öğretmenlerin öğrencileri ticari amaçlı dans okullarına yönlendirdiği iddiaları ile ilgililer hakkında idari ve cezai soruşturma yapılması talebi hakkındadır.
14. Dosya kapsamının incelenmesinden; 13.1. 25/12/2018 tarihinde yapılan 2018 – 2019 eğitim – öğretim I. Dönem sonu ‘Klasik Bale’ sınavında ’nın 11 Komisyon üyesi tarafından 50 ve 53 arasında değişen notlar aldığı, ’nın notunun 50 olduğu, düşünceler kısmında herhangi bir notun bulunmadığı, diğer öğrencilerin notlarının sırayla . 53, . (60), . . (60), . (55), . . (53), . .
(52), . . (60), . . (50), . (52), . . (50), . (56) olduğu; 13.2. 31/01/2019 tarih ve E. sayılı yazı ile velilerin 03/02/2019 tarihli veli toplantısı hakkında bilgilendirildiği, veli toplantısında eğitim-öğretim süreci, yeni binanın özellikleri ve güvenlik konusu gibi konuların konuşulduğu ve bunların tutanak altına alındığı, 13.3. 15/02/2019 tarih ve E. sayılı yazı ile Ankara Devlet Konservatuvarı
Müdürlüğü tarafından Müzik ve Bale Ortaokulu ile Müzik ve Sahne Sanatları Lisesi öğrencilerinin velilerine yeni okul binası hakkında bir duyuru yapıldığı, anılan duyuruda “Veli toplantıları olağan görüşme ortamlarıdır. Ancak veli-okul işbirliğinin sağlıklı bir şekilde öğrencilerimizin üstün yararı için işletilebilmesi zaruridir. Bu nedenle herhangi bir sorunu bekletmeden ancak önceden randevu alarak ilgili birimlere aktarmak velilerimizin sorumluluğudur.” denildiği, ‘Görev ve sorumluluklar’ kısmında özellikle öğrencilerin yeni binadaki güvenlik açıkları hakkında uyarıldığı ve bu yöndeki kurallara uyulmasının istenildiği, 13.4. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Yönetim Kurulu’nun 02/05/2019 tarih ve 16 oturum sayılı, 2019/92 sayılı kararında 2018 – 2019 eğitim-öğretim yılı için Müzik ve Bale Ortaokulu “II. Dönem Sonu Sınav Yer ve Tarihleri”, “Müzik ve Sahne Sanatları Lisesi”
II. Dönem Sonu Sınav Yer ve Tarihleri”nin ve bunlara ait önerilen komisyon üyelerinin (asil
ve yedek) oybirliğiyle belirlendiği, üyelerin Bale Anasanat Dalı Başkanı . KoreolojiKoreogdaif Sanat Dalı Başkanı ., ., ., ., . , Bale Dansçılığı Sanat Dalı
Başkanı . , ., ., ., dan oluşması yönünde karar verildiği, 13.5. 2018 – 2019 eğitim – öğretim II. Dönem sonu ‘Klasik Bale’ sınavından notunun 30 olduğu, I. Dönem sonu notlarının sunulduğu belgenin aksine II. Dönem sonu sınavlarının verildiği belgede düşünceler şeklinde bir notun yer almadığı, diğer öğrencilerin notlarının sırayla . (30), . (75), . (73), . (70), . (50), . (30), .
(74), . (57), 50), B. (30), . (60) olduğu; notların duyurulduğu belgenin üzerine “Kanaat notunun ilgili öğrencinin ders öğretmeni tarafından verildiğine” ilişkin not düşüldüğü, 13.6. 17/06/2019 tarihli II.Dönem Ek Ders sınav notu tablosunda notunun 30 olduğu, . ’nın, .’nün, .’nin de notlarının 30 olduğu, belgenin üzerine “Kanaat notunun ilgili öğrencinin ders öğretmeni tarafından verildiğine” ilişkin not düşüldüğü, Komisyon üyesi 12 kişinin de isimlerinin ve imzalarının ilgili belgede yer aldığı, 13.7. Başvuruya konu bale öğrencisi yılsonu ortalamasının 50 geçer notun altında olması nedeniyle ilgili Yönetmeliğin 10’uncu maddesi (bkz. 10 no’lu prg.) uyarınca sınıf tekrarı yapması gerektiği yönünde karar verildiği, 13.8. Başvuran ’nın tarihinde CİMER’e başvuruda bulunduğu, dilekçesinde 2007 doğumlu kızı 2018 – 2019 eğitim öğretim yılında 6. Sınıfa geçtiğini, ilk dönemde tüm derslerinden başarılı olmasına rağmen ikinci dönem meslek derslerinden başarısız sayıldığını, kızıyla birlikte sınıfın yarısından fazlasının sınıfta bırakıldığını, dönem başından beri taraflarına en küçük bilginin verilmediğini, öğrencilerin Tab
Sanat Akademi ve Dünya Dans Merkezi gibi ticari faaliyet gösteren, dersler için fahiş ücret talep eden kurslara yönlendirildikleri, bu kurslara devam etmeyen çocukların sınıfta bırakıldıklarını iddia ederek idari ve cezai soruşturma yapılmasını, uzman bir kurul tarafından başarılı öğrenciler ile karşılaştırma yapılarak yeniden değerlendirme yapılmasını talep ettiği, başvuranın aynı tarihte 1 no’lu paragrafta özetlendiği üzere Kurumumuza başvuruda bulunduğu, her ne kadar başvuran tarafından idari başvuru yolları tamamlanmamış olsa da aynı konu ve benzer talep ile . ve .Ö. isimli iki velinin daha başvuru yapması, bu velilerin idari başvuru yollarını tamamlamış olmaları üzerine Kurumumuzca inceleme ve araştırma aşamasına geçilmiştir.
13.9. Başvuranın CİMER başvurusuna İdarenin iletmiş olduğu 24/09/2019 tarihli ve E.
sayılı yazıda ilgili mevzuat bilgisine yer verilmekle birlikte başarısız sayılmasına ilişkin “ müfredatın ilerlemesiyle sınıf seviyesinin altında kaldığı gözlemlenmiştir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda teknik gelişimi komisyonumuz tarafından yetersiz bulunarak bir üst sınıfın eğitimini sürdürmesi açısından olanaksız bulunacağı öngörülmüştür.” şeklinde bir değerlendirme yapıldığı ve “Kurumumuz, hiçbir ticari faaliyet gösteren kurum ve kurslara öğrenci yönlendirmesi yapmamaktadır. Öğrenci velisi talebi üzerine alanında uzman kurulumuz tarafından girmiş olduğu dönem sonu sınavları ile ek sınavlar tekrar incelenmiş olup ölçme ve değerlendirme süreçlerine ilişkin herhangi bir hata tespit edilmemiş ve yukarıdaki yönetmelik hükümleri doğrultusunda öğrencinin eğitimine okulumuzda devam etmesi durumunda; sınıf tekrarı yapması gerekmektedir” denilerek yanıt verildiği anlaşılmakla bu sırada örgün eğitim veren bir başka okula naklinin yapıldığı görülmektedir.
14. Somut olay itibariyle, uyuşmazlık hakkında Kurumumuza nakil döneminden önceki hafta başvuru yapılması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünün mümkün olup olmadığının anlaşılması amacıyla Komisyon üyeleriyle Kurumumuzda 05/09/2019 tarihinde bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Anılan toplantıda sınıfta bulunan yedi balerin adayından dördünün sınıf tekrarı yapmasının gerekçeleri, anılan derslerden başarısız olan öğrencilerin başarısız olma sebepleri, neden sınıf tekrarı yapmaları gerektiği, dönemsonu sınavların metodolojisinin nasıl olduğu, bale eğitiminde ölçme ve değerlendirmenin nasıl yapıldığı, sınavlarda hangi kriterlere bakıldığı, sınıf tekrarı kararının hangi kriterlere göre verildiği, yedi balerinden dördünün 6. sınıf müfredat gerekliliklerini yerine getirememesinin doğal olup olmadığı gibi pek çok konunun yanı sıra Konservatuvar dışındaki bazı dans okullarına öğrencilerin yönlendirilip yönlendirilmediği sorulmuştur.
15. Anılan toplantı neticesinde; Müzik ve Bale Ortaokulu öğretim üyeleri tarafından bale eğitiminde öğrencinin sürecinin sınıf tekrarına karar vermede çok büyük önem taşıdığı, öğrencinin sürecinin mevzuatta kanaat notu olarak geçtiği, süreçten kastedilenin ise çocuğun anatomik gelişimi, derslerde hazır bulunuşu, müfredatta yer alan bale hareketlerini yapabilmeleri ve ileride yapabilme potansiyellerinin olup olmadığı gibi unsurlarından oluştuğu anlaşılmakla birlikte bu kavramların tamamen öğretim üyesinin deneyimine ve öngörüsüne bırakıldığı, bu uygulamanın klasik bale eğitiminin gelenekselliği düşüncesine dayandırıldığı, öğretim görevlileri arasında bale eğitiminin nesnel ve objektif metotlar ile değerlendirilemeyeceğine ilişkin yerleşmiş bir inancın olduğu gözlemlenmiştir. Dolayısıyla, herhangi bir meslek dersinden yapılan sınavda sözlü ve fiziksel geribildirim ile yönlendirme yapıldığı ancak öğrenciye yazılı ve detaylı bir geri-bildirim yapılmadığı, mesleki derslerin sınavlarının değerlendirme ve ölçülmesinde alt kriterlerin kullanılmadığı anlaşılmıştır. Bunun sebebi ise tek bir bale hareketinin yapılışı sırasında dahi bale öğretmeninin aynı anda çok sayıda farklı kriteri aynı anda değerlendirdiği, bu değerlendirmeyi deneyim yolu ile yaptığı bunun kâğıda dökülmesinin sayfalar süreceği, sınava giren öğrencilerin zaten bütün yılı birlikte geçirdiği, eksikliklerin neler olduğunu bildikleri, tüm yıl boyunca çocuklara sözlü geribildirimde bulundukları ifade edilmiştir. Öte yandan, özelinde balede ‘turn-out’ çalışmanın öneminden bahsedilerek jimnastik sporunun kasların ve eklemlerin bu özelliği tersine çalıştırdığı, özellikle üst gövdenin çok kapalı olduğu, sınıf öğretmeni tarafından iki dönem boyunca üst gövdenin açılmaya çalışıldığı ancak başarılı olunamadığı açıklanmıştır.
16. 1739 sayılı Kanun uyarınca Güzel sanatlar alanlarında özel istidat ve kabiliyetleri beliren çocukların küçük yaşlardan itibaren yetiştirmek üzere ilköğretim ve orta öğretim seviyesinde ayrı okullar açılabileceği veya ayrı yetiştirme tedbirleri alınabileceği, özellikleri dolayısiyle bunların kuruluş, işleyiş ve yetiştirme ile ilgili esasları ayrı bir yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmış, mezkur Kanun hükmü ve 2547 sayılı Kanunun 7’inci maddesi uyarınca
Yükseköğretim Kurumları Devlet Konservatuvarları Müzik ve Bale İlköğretim Kurumları ile
Müzik ve Sahne Sanatları Liseleri Yönetmeliği hazırlanarak yürürlüğe girmiştir. Mezkur
Yönetmeliğin 11’inci maddesinin ikinci fıkrasında Öğrencilerin alan derslerinin her birinden dönem sonlarında komisyon sınavına alınacağı, sınav tarihlerinin dönemlerin son dört haftası içerisinde yapılmak üzere ilgili anasanat dalı ve bölüm başkanının önerisi üzerine müdürlük veya dekanlıkça belirleneceği, dersin öğretim elemanının her dönem için yapacağı değerlendirmeler sonucunda her öğrenci için bir kanaat puanı vereceğinin düzenlendiği ve dönem puanlarının dönem sonu komisyon sınav puanı ile kanaat puanının aritmetik ortalaması alınarak oluşturulacağının kurala bağlandığı görülmektedir. Diğer yandan alan derslerinin yılsonu başarı puanının ise her iki dönem puanının aritmetik ortalamasıyla elde edileceği, alan derslerinin yılsonu başarı geçer puanının 50 olacağı, ikinci dönem sonunda yapılan komisyon sınavında en az 50 puan alamayan öğrencinin başarısız sayılacağı, başarısız olan öğrenciler haziran ayı içerisinde bir defaya mahsus ek sınava alınacağı ve ek sınav sonucunda da en az 50 puan alamayan öğrenciye sınıf tekrarı yaptırılacağı düzenlenmiştir. Diğer yandan mezkûr
Yönetmeliğin ‘Kurul ve Komisyonlar’ başlıklı 14’üncü maddesine bakıldığında (bkz. 9.3. no’lu prg.) Okuldaki kurul, komisyon ve benzerlerinin oluşturulmasında Bakanlığın ilgili mevzuatı ile 2547 sayılı Kanunda belirtilen hükümlerin uygulanacağı ifade edilmektedir. Mezkur
Kanun’un öğretmenler başlıklı hükmüne göre ise alan dersleri ile yardımcı alan dersleri öğretmenliğinde devlet konservatuvarı veya müzik ve sahne sanatları fakültesi öğretim elemanlığının esas olduğu, branş öğretmenlerinin atama ve görevlendirilmesinde Bakanlık mevzuatının uygulanacağı hükümleri yer almaktadır. Dolayısıyla, MBO’nun işleyişinde ve öğrencilerin eğitim ve öğretiminin düzenlenmesinde anılan okulun gerek MEB gerek YÖK mevzuatına bir arada tabi olduğu anlaşılmaktadır.
17. Somut olay, mevcut mevzuat ışığında değerlendirildiğinde ise; mevzuat hükümlerince oluşturulan Komisyon üyelerince yapılan değerlendirmede başvuranın kızı
‘Klasik Bale’ dersinden ilk dönem 50, ikinci dönem 30 puan alması ve bu ikisinin aritmetik ortalamasının 50’nin altında olması nedeniyle ek sınava girdiği, ancak ek sınavda da tam olarak ikinci dönem sonu sınavında almış olduğu puanın aynısını aldığı, bu doğrultuda mezkur
Yönetmeliği uyarınca başarısız sayılarak sınıf tekrarına bırakıldığı, sınıf tekrarının mesleki ve branş dersleri dahil olmak üzere tüm derslere kapsaması nedeniyle başvuranın kızının sınıf tekrarı yerine mezkur Yönetmeliğin 13’üncü maddesi (bknz. 9.2. no’lu prg.) uyarınca nakli yönünde karar verdiği anlaşılmaktadır. Ancak bu karardan önce başvuranın ek sınav sonucuna itiraz ettiği, MBO nezdinde yapılan değerlendirmenin ise yine aynı Komisyon üyeleri tarafından yapıldığı, üyelerce yapılan mesleki ve akademik tartışmanın başvurana verilen yanıtta yer almadığı ancak başvuran tarafından yapılan itirazın bu sefer müfredatın ve sınıfın genel durumun gerisinde kalması nedeniyle reddedildiği, sınıf tekrarı yapması gerektiği yönünde kararın devam ettiği görülmektedir.
18. Mevzuat tek başına değerlendirildiğinde; her ne kadar başvuranın kızı birinci, ikinci dönem not ortalamasının mevzuat uyarınca geçme notunun altında kaldığı, bu anlamda sınıf tekrarı kararının mevzuata tam anlamıyla uygun olduğu görülse de bale eğitiminin kendine özgü gereklilikleri düşünüldüğünde salt Yönetmelik kapsamında bir neticeye ulaşmanın yanıltıcı olacağı görülmektedir. Dolayısıyla uyuşmazlık konusu başvuranın aldığı nottan ziyade bale eğitiminin barındırdığı süreç ve bu sürecin ölçme ve değerlendirilmesinin ilgili İdare tarafından da belirtildiği üzere matematik, fen gibi branşların ölçme ve değerlendirmesinden farklı bir yaklaşımı gerektirmesidir. Ancak, somut olayda bu ölçme ve değerlendirmenin aynı zamanda bir İdari işlem olduğu, idari işlemlerin ise şeffaflık, hesap verilebilirlik, denetlenebilirlik gibi bir takım ilkelere yanıt vermesi gerekeceği açıktır.
19. Burada hareketle Mezkûr Yönetmelik ile bilgi ve belgeler yeniden incelendiğinde; 19.1. Yönetmelikte müzik ve bale öğrencileri için özellikle kanaat notu denilen bir kavrama yer verildiği, kanaat notunun sınıf öğretmeni tarafından verildiği, ancak sınıf öğretmeninin vermiş olduğu kanaat notunun her öğrenci için komisyon sınav notu ile birebir aynı olduğu, düşünceler kısmında ise öğrenciler ile ilgili tek bir kanaatin dahi belirtilmediği, 19.2. Müzik ve Bale Ortaokulunda Dönemsonu sınavı ve eksınavın sınav komisyonunun aynı kişilerden oluştuğu, sınavın bağımsız bir komisyon ve/veya öğretim elemanları tarafından değerlendirilmediği, bu anlamda komisyonun kararlarına itiraz edilebilecek bir merciin bulunmadığı, 19.3. Sınavlar esnasında alınan video kayıtlarının mevzuat anlamında bir zorunluluk olmadığı, sınavların kamera kayıtlarının alınmasının teamül de olmadığı ancak ilgili öğretim görevlilerinin inisiyatifi doğrultusunda alındığı, diğer yandan alınan kayıtların ise gerek bale eğitiminin ölçme ve değerlendirmesinin önemli bir kısmının süreç kavramına dayalı olması ve öğrencilerin sürecinin değerlendirilebileceği nesnel bir yazılı ölçütün ilgili eğitimciler tarafından üretilmemiş olması gerek videoların görüntü ve açı kalitesi nedeniyle bağımsız bir mercii ve /veya öğretim elemanı, bale sanatçısı tarafından değerlendirme yapmaya elverişli olmadığı (bkz. 4 no’lu prg.), 19.4. Sınıfın Öğretim elemanı olarak belirlenen kişi tarafından verilen kanaat notunun ise sadece sayıdan ibaret olduğu, öğrencinin sürecine ilişkin herhangi bir değerlendirmeyi, ayrıntıyı barındırmadığı, öğrencinin sürecine ilişkin herhangi bir kaydın tutulmadığı, sürecin hangi unsurlardan oluştuğunun açık olmadığı, öğrencinin süreci ile bale tekniğinin bir arada değerlendirilmediği, 19.5. Sınav Komisyonu üyelerinin nasıl belirleneceği, sayısının ne olacağı, ölçme ve değerlendirmeyi nasıl yapacakları, sınava itiraz merciinin neresi olacağı, sınav komisyonunun nasıl toplanacağı, kanaat notunun nasıl oluşturulacağına, bunun not değerlendirme formuna nasıl yansıtılacağı, komisyon üyelerinin birbirleri ile iletişim halinde mi bağımsız mı not verme işlemi yapılacağı, birbirlerinden etkilenmenin ve bağımsız not vermenin nasıl sağlanacağı, ortak tartışmanın hangi aşamada yapılacağı gibi usul ve esaslara ilişkin herhangi bir düzenleyici işlemin ilgili İdare nezdinde oluşturulmadığı, bir başka ifadeyle mezkur Yönetmelikte
Komisyonun toplanması ile notların aritmetik ortalamaya göre belirlenmesi ve kanaat notunun bulunması dışında bale eğitiminin ölçme ve değerlendirmesinin ihtiyaçlarına göre oluşturulmuş
Yönerge, Genel ya da Talimat vb. herhangi bir düzenleyici işlemin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
20. Tüm bu unsurlar nedeniyle gerek somut olayda gerek MBO bale öğrencileri ve velileri açısından ölçme ve değerlendirme işleminin şeffaflığından ve hesap verilebilirlik ilkelerini karşılamadığı, mevcut uygulamanın gerek Kurumumuz gerek bağımsız bir mercii tarafından denetimini neredeyse imkânsız kıldığı görülmektedir. Diğer taraftan, bale eğitiminin özel bir eğitim türü olduğu, kendi içinde kuralları ve hiyerarşi barındırdığı düşünülse bale eğitimi ölçme ve değerlendirmesinin yukarıda açıklanan şeffaflığından ve hesap verilebilirik ilkelerinden muaf olduğundan bahsedilemez.
21. Yukarıda 14 ve 15 no’lu paragraflarda açıklanan toplantı kapsamında bale eğitiminde ölçme ve değerlendirmenin yazılı ve nesnel yapılamayacağı, öğretim görevlilerinin nesnel olduğu iddiasının araştırılması amacıyla Kurumumuzca literatür incelemesi yapılmış ancak ülkemiz üniversiteleri nezdinde bale eğitiminde ölçme ve değerlendirmenin çalışılmadığı anlaşılmıştır.
Uluslararası literatürde ise bale eğitiminin ölçmesinden ziyade değerlendirilmesinin iyileştirilmesine yönelik tarihleri 1978 yılına dek giden çalışmalara rastlanmıştır (Kassing G., Mortensen L., ‘Critiquing Student Performance in Ballet’, Dance Research Journal 14/1&2 (1981-82)). Yine 2015 yılında gerçekleştirilen klasik bale sanatçılarının nasıl değerlendirildiği, değerlendirmenin sübjektifliğine ilişkin yapılan bir çalışmada bale sanatçısının “1. Varyasyonu anlama ve dışavurum kabiliyeti, egzersiz parçasını anlama ve iyi ifade etme, 2. Görüntü; kalça eklemlerinin hareketi ve açıklığı, 3. Müzikalite; doğru müzikal ifade, ritim, müzikle uyumlu olma, 4. Teknik: her bir harekette, pozisyonda, rotasyonda, zıplamada ve dengede doğru performansın gösterilmesi, 5. Potansiyel: dansçının devam eden büyümesi ve pratiği ile kendisi için iyi bir isim yapma olasılığı” şeklinde sıralanan beş ana kritere göre değerlendirildiği ifade edilmektedir (Nomura R., Yanagisiwa K., Amsaka K., ‘Artistic Evalualtion in Classical Ballet’, IOSR Journal of Sports and Physical Education (IOSR-JSPE), Volume 2, Issue 3 (May – Jun.
2015), PP 34-43 ). Görüldüğü üzere dünya balesinde de değerlendirmenin hangi ölçütlerle yapıldığının anlaşılması ve sistematize edilmesi yönünde bir eğilim olduğu söylenebilir.
22. Bu anlamda, bale sanatıyla karşılaştırmak mümkün olmasa da bale eğitiminde yer alan ve performans parçasının değerlendirilmesine dayanan artistik jimnastik dalının değerlendirilmesi ile bale gibi devinişsel alan kazandırmayı hedefleyen spor dallarının ölçme değerlendirmesinde örnek teşkil etmesi amacıyla Pamukkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Uluslararası
Artistik Jimnastik Hakemi Dr. ile Doç. Dr. ’ın ölçme ve değerlendirme konularında uzmanlık görüşüne başvurulmuş ve bu bilgilere 3 no’lu paragrafta ayrıntılı şekilde yer verilmiştir. Buna göre, bale eğitiminde balerin adaylarının gelişimlerinin değerlendirilmesinde dışarıdan gözlemlenebilir ve anlaşılabilir, öğrenci ve veliler ile paylaşılabilir yöntemler geliştirilmesinin öğretim üyelerinin bilgi ve altyapısı ile inisiyatif ve sorumluluğunda olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bale eğitimini her ne kadar bir sanat eğitimi de olsa son derece teknik ve görsel bir alan olduğu, aynı zamanda eğitim olduğu ve ölçme ve değerlendirmenin eğitimin ayrılmaz bir parçası olduğu, ölçme ve değerlendirme yolu ile öğrencilerin aynı zamanda gelişmesinin ve kendileri için en iyi ilerleme yolunun anlaşılmasını da içerdiği bu anlamda objektif ve nesnel yöntemlerin kullanılmasında bir engel olmadığı görülmektedir.
23. Bale eğitiminde yapılan dönem sonu sınavlarının öğrencilerinin sadece düzeyini ölçmediği aynı zamanda hayatlarına bir bale sanatçısı olarak devam edip etmeyeceklerine ilişkin karar verilen bir performans parçası olduğu, çocuk için hayatının önemli bir kırılma noktasını oluşturduğu, balerin olarak devam edip etmemenin ve bunun sonuçlarının çocuğun hayatının geri kalanı boyunca nasıl algılanacağına, çocuğun öz-benliği ve hayat başarısına ilişkin algısına yadsınamaz bir etkisi olacağı açıktır. Bu açıdan bakıldığında, MBO öğretim üyeleri tarafından verilen ve her bir üyenin vermiş olduğu aynı not dışında, sınıf tekrarına götüren kararının sanatsal, teknik ve çocuğun üstün yararı ile bale sanatının faydasına alındığına ilişkin yeterli bir düşünce, değerlendirme ve gerekçenin velilere ya da çocuklara sunulmadığı anlaşılmaktadır.
24. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın şikayete konu okulun öğretim üyelerinin özel kurslarla bağlantısı olduğu yönündeki iddiasına ilişkin somut bilgi ve belgenin sunulmadığı ancak İdareden alınan belgeler çerçevesinde de söz konusu iddiayı doğrulayacak yeterli bir tespitin yapılamadığı, bu anlamda bu yöndeki talebin reddi gerektiği, Ankara Konservatuvarı Müzik ve Bale Ortaokulu Bale Bölümü Başkanlığınca somut olaya konu sınavın mevcut mevzuata uygun şekilde gerçekleştirildiği, sınavların kayda alındığı ancak kayıtların bağımsız bir mercii tarafından denetlenebilirliğinin tartışmalı olduğu, başvuranın kızı sınıf tekrarı almasına sebep olan ve 6. Sınıf bale öğrencisinde olması beklenen ancak olmadığı belirtilen özelliklerin kapsamlı bir şekilde raporlandığına ilişkin kayıtların tespit edilemediği, diğer yandan itiraz edilen ek sınavın itiraz merciinin sınavı yapan üyelerden farklı olması gerekirken yine aynı Komisyon üyeleri tarafından değerlendirildiği, ölçme ve değerlendirmeye ilişkin bu anlamda MBO’nun bale bölümü ara sınav ve dönem sonu sınavlarının usul ve esaslarına ilişkin hesap verilebilirlik, şeffaflık ve denetlenebilirliği sağlayacak bir genel düzenleyici işlem yapmasının gerektiği, ayrıca bale eğitiminde modern ölçme ve değerlendirme metotlarının geliştirilmesi amacıyla bir çalışma yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; ‘başvuru yollarının gösterilmesi’, ‘hesap verebilirlik’ ‘şeffaflık’ ilkelerine uymadıkları tespit edildiğinden, bundan sonra İdarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiş olup Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 38’inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 20/02/2020 tarihli ve S. sayılı yazı ile bildirilmiştir.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; Başvuranın Müzik ve Bale Ortaokulu öğretim üyeleri hakkında idari ve cezai soruşturma başlatılması yönündeki talebinin REDDİNE; Ankara Konservatuvarı Müzik ve Bale Ortaokulu Bale Bölümü dönem sonu sınavlarına itirazın yapılabileceği bağımsız bir komisyonun kurulması, kanaat notunun yazılı ve zamana yayılarak oluşturulması, bu belgenin veliler ile de belli aralıklarla paylaşılması amacıyla Bale meslek dersleri sınav usul ve esaslarının hazırlanması ile Bale Bölümü tarafından bale eğitiminde modern ölçme değerlendirme metotlarının araştırılması amacıyla çalışma başlatılması yönünde
HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, HACETTEPE
ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ’NE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi