|
ÖZET: Uyuşmazlık, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bir öğretmene, öğrenci ve velilerine karşı daha dikkatli davranması yönünde yazılı bir ikaz yapılması üzerine ortaya çıkmıştır. Öğretmen, bu yazının hukuka aykırı olduğunu ve disiplin cezası niteliği taşımadığını savunarak, idari işlemin kaldırılmasını talep etmiştir. İdare, yazının bilgilendirme amaçlı olduğunu ve özlük dosyasına konulmadığını belirtmiştir. Ancak, Danıştay içtihatları, bu tür yazılı ikazların, disiplin cezası niteliği taşımamakla birlikte, kamu görevlisinin hukuki durumunu etkileyebileceğini ve bu nedenle idari davaya konu olabilecek kesin işlemler arasında sayılabileceğini ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, Danıştay’ın kararları doğrultusunda, öğretmene yapılan yazılı ikazın hukuka aykırı olduğu ve kaldırılması gerektiği tespit edilmiştir. Bu durum, kamu görevlilerinin disiplin süreçlerinde izlenmesi gereken usul ve esasların önemini vurgulamaktadır. İdarenin, yazılı ikaz işleminin hukuka uygunluğunu sağlamak için gerekli adımları atması gerektiği ifade edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/8986-S.22.13807
BAŞVURU NO : 2022/1431
KARAR TARİHİ : 18/07/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Tarafına tebliğ edilen yazılı uyarıya ilişkin idari işlemin kaldırılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 26/01/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran; Ankara ili Keçiören ilçesinde bulunan Şehit Mehmet
Altanlar İlkokulunda sınıf öğretmeni olarak görev yaptığını, okul müdürlüğünce şahsına hitaben gönderilen 14/12/2021 tarihli ve sayılı yazıda; Milli Eğitim Bakanlığı İletişim Merkezine (MEBİM)
22/11/2021 ve 09/12/2021 tarihlerinde sınıf velilerince yapılan başvurularda ve velilerden okul idaresine gelen sözlü başvurularda, öğrencilere psikolojik şiddet uyguladığının, öğrencilere ve ailelerine hakaret ettiğinin ve “Sizleri sınıftan atarım, okuldan gönderirim.” diyerek tehdit ettiğinin söylendiği ifade edilerek
“öğrenci ve velilerine söz ve hareketlerinde daha dikkatli davranması” hususunun tarafına bildirildiğini, söz konusu yazıya istinaden okul müdürlüğüne sunduğu 29/12/2021 tarihli ve kayıt nolu dilekçesinde; İdarenin mezkûr yazısında şahsına yöneltilen tüm suçlamaların asılsız, mesnetsiz, gerçek dışı ve iftira niteliğinde olduğu, hukuki bir geçerliliğinin ve dayanağının bulunmadığı, ileri sürülen hususların esasen iddia niteliğinde olduğu halde bu boyutuyla dahi soyut ve sübjektif özellikte olduğu, zira yapılan suç isnadında yer, zaman, kişi, söz ve davranış gibi somut ve objektif unsurların bulunmadığı, sözlü başvuru üzerine idari işlem tesis edilmesinin 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 3 üncü maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiği, esas itibariyle iddia niteliğinde bulunan hususlarla ilgili olarak yetkili mercilerce hakkında inceleme/soruşturma yapılmadan ve herhangi bir kanıt olmadan iddialar tamamen doğru kabul edilerek söz konusu yazının tarafına gönderilmesinin, yazıda imzası bulunan disiplin amirinin objektif ve tarafsız davranmadığını ve konuya ilişkin mevzuata uygun hareket etmediğini gösterdiğini, Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 19 uncu maddesi hükmü gereğince disiplin amirlerinin disiplin işlerinde kendilerine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve özel kanunlarla verilen yetkileri kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla, memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınan hakları göz önünde tutan hakkaniyet ve eşitliği esas alan bir tutum ve davranış içinde kullanmakla yükümlü olduklarının belirtildiği, konuya ilişkin mevzuata uygun nitelikte
bir soruşturma yapılmadan ve memurun savunması alınmadan, disiplin amiri tarafından bir devlet memuruna doğrudan yazılı olarak uyarı yapılmasının mezkûr hükümlere aykırılık teşkil etmesi sebebiyle, bu tür işlemlerin idare mahkemeleri tarafından iptal edildiğini ve Danıştay’ın bu konuda emsal niteliğinde birçok kararının bulunduğunu, bu kararlarda, mevzuatta kamu görevlilerinin yazılı olarak ikaz edilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme bulunmaması sebebiyle, bu tip işlemlerin esasen disiplin cezası niteliği taşımamakla birlikte özlük dosyasında saklanan söz konusu işlemlerin idarenin kamu görevlisi hakkında takdir yetkisini kullanacağı (taltif/ceza/atama/görevlendirme/terfi gibi) bazı işlemlerde dikkate alınabileceğinden, kişinin hukuki durumunu etkileyebileceğinin kabul edildiğini, gerek İdare Hukukunda gerekse 657 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında; bir devlet memuru hakkında usulüne uygun nitelikte bir disiplin soruşturması yapılmaksızın, görevini yaparken daha dikkatli olması/davranması gerektiği konusunda bir resmi yazıyla kendisine uyarı yapılabilmesine olanak sağlayan bir yasal düzenleme bulunmadığını, İdarenin 14/12/2021 tarihli ve sayılı idari işleminin hukuka aykırılık nedeniyle
“İdari İşlemin Geri Alınması” müessesesine tabi tutulması talebinde bulunduğunu; ancak İdarenin 03/01/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ile söz konusu talebini reddettiğini belirterek Keçiören
Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şehit Mehmet Altanlar İlkokulu Müdürlüğünün 14/12/2021 tarihli ve sayılı yazısı ile bu yazıyla ilgili 03/01/2022 tarihli ve sayılı idari işlemlerinin geri alınmasını veya kaldırılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun bilgi belge isteme yazısına istinaden Ankara Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğünün cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Okul öğretmeni hakkında öğrenci velilerinden CİMER ve MEBİM üzerinden başvurular geldiği, bu başvurularda öğrencilere psikolojik şiddet uyguladığı, öğrenci ve ailelerine hakaret edildiği, öğrencilerine “sizleri okuldan atarım” diyerek tehdit ettiğinin iddia edildiği, öğretmene cezai işlem uygulanmaması ve inceleme soruşturma açılmasına gerek duyulmadan öğretmenin menfaati gözetilerek gelen başvurulara istinaden sözlü olarak ikaz edildiği, ancak başvuruların devam etmesinden dolayı yine soruşturma talebi istenilmeden birinci sicil amiri olan okul müdürü tarafından yazılı olarak ikaz edildiği, konu ile ilgili yazının dosya ekinde yer aldığı, resmi yazıdan da anlaşılacağı üzere bunun bir cezai işlem yazısı değil ilgiliyi bilgilendirme yazısı olduğu, 2.2. İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 39 uncu maddesinde birinci sicil amirinin (Okul Müdürü)
görevlerinin tanımlandığı, bu nedenle eğitim öğretimin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi adına eğitim kurumunda öğrenci, veli ve öğretmen arasındaki huzur ortamının sağlanmasının da bu görev tanımına uyduğu, öğretmene tebliğ edilen resmi yazıda da bu tanımdan hareket edildiği, 2.3. Öğretmene ait hizmet belgesi ve kadro kaydı belgelerinin dosya ekinde gönderildiği, 2.4. Öğretmen hakkında konu ile ilgili Keçiören İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından açılan inceleme soruşturmanın devam ettiği ve sonuçlandırılmadığı, 2.5. Başvuru konusu yazının Danıştay 12. Dairesinin 2007/4720 E., 2010/1065 K. sayılı Kararı kapsamına sokulacak mahiyette bir yazı olmadığı, öğretmenin yüksek menfaati göz önünde bulundurularak bilgi amaçlı yazıldığı, özlük dosyasına konulmadığı ve MEBBİS kayıtlarına da işlenmediği, 2.6. Başvuru konusu yazının öğretmen hakkında cezai müeyyide yazısı olmadığı, velilerden resmi kanallar yolu ile gelen başvuruların gizlilik esasına riayet edilerek hakkındaki başvuruları bilgilendirme amaçlı yazılan resmi yazılar olduğu,
2.7. Öğretmen hakkında başvuru konusu talebe ilişkin olarak başvuru sahibi veliler tarafından yargı organlarında açılmış veya sonuçlanmış bir dava bulunmadığı, 2.8. Keçiören ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından bu aşamada konu hakkında devam eden ve henüz neticelenmemiş soruşturma dosyası bulunduğu, Müdürlük tarafından yapılan uygulamanın okuldaki düzen ve huzur ortamını sağlama amaçlı yapılan bir uygulama olduğu, söz konusu işlemin 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince disiplin cezası niteliği taşımadığının değerlendirildiği, Hususları ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 3.2. “Genel ilkeler” başlıklı 128 inci maddesi; “(…) Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.””, 4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun; 5.1. “Memur bilgi sistemi, özlük dosyası” başlıklı 109 uncu maddesi; “Memurlar, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası esas alınarak kurumlarınca tutulacak personel bilgi sistemine kaydolunurlar. Her memur için bir özlük dosyası tutulur.
Özlük dosyasına, memurun mesleki bilgileri, mal bildirimleri; varsa inceleme, soruşturma, denetim raporları, disiplin cezaları ile ödül ve başarı belgesi verilmesine ilişkin bilgi ve belgeler konulur.
Memurların başarı, yeterlik ve ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye ayrılmalarında veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde, hizmet gerekleri yanında özlük dosyaları göz önünde bulundurulur.
Özlük dosyalarının tutulma esasları ile özlük dosyalarında yer alacak belgelere ilişkin usûl ve esaslar
Devlet Personel Başkanlığınca belirlenir.” 5.2. “Disiplin amiri ve disiplin cezaları” başlıklı 124 üncü maddesi;
“(Değişik birinci fıkra: 29/11/1984 – KHK-243/25 md.) Disiplin amirleri; kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tesbit edilecek amirlerdir.
(Değişik: 12/5/1982 – 2670/30 md.) Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.” 5.3. “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci maddesi; “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller
şunlardır:
A – Uyarma: Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
…
B – Kınama: Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.
…
C – Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından 1/30 – 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.
…
D – Kademe ilerlemesinin durdurulması: Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 – 3 yıl durdurulmasıdır.
…
E – Devlet memurluğundan çıkarma: Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır…” 5.4. “Savunma hakkı” başlıklı 130 uncu maddesi; “Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.
Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmıyan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.” 6. 01/11/1984 tarihli ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’un “Dilekçe hakkı” başlıklı 3 üncü maddesi; “Türk vatandaşları kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet
Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler…”
7. 24/10/1982 tarihli ve 17848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Disiplin Kurulları ve Disiplin
Amirleri Hakkında Yönetmeliğin; 7.1. “Disiplin Amirlerinin yetkileri” başlıklı 18 inci maddesi; “Disiplin Amirleri, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği görevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre, 657 sayılı Kanunda yazılı disiplin cezalarından yetkisi dâhilinde bulunanları vermeye, Özel kanunların disiplin işleriyle ilgili olarak verdiği yetkileri kullanmaya, …
Bir üst disiplin amiri sıfatıyla uyarma ve kınama cezalarına karşı yapılan itirazları gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabule, hafifletmeye veya tamamen kaldırmaya, yetkilidirler.” 7.2. “Disiplin Amirlerinin sorumlukları” başlıklı 19 uncu maddesi; “Disiplin amirleri, disiplin işlerinde kendilerine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve özel kanunlarla verilen yetkileri kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla; memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınan hakları gözönünde tutan, hakkaniyet ve eşitliği esas alan bir tutum ve davranış için de kullanmak ile yükümlüdürler.
Bu genel sorumluluğun dışında disiplin amirleri ayrıca; a) Memurların uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve memurluktan çıkarma cezalarından biriyle cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatarak; gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemek, b) Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı tarihi izleyen 15 gün içinde vermek, c) Uyarma ve kınama cezalarına karşı yapılan itirazları, cezalarla ilişkin karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde inceleyerek sonuçlandırmak, zorundadırlar.” 8. 26/07/2014 tarihli ve 29072 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi
Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Okul müdürünün görev, yetki ve sorumluluğu” başlıklı 39 uncu maddesi; “Okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda diğer çalışanlarla birlikte müdür tarafından yönetilir. Müdür; okulun öğrenci, her türlü eğitim ve öğretim, yönetim, personel, tahakkuk, taşınır mal, yazışma, eğitici ve sosyal etkinlikler, yatılılık, bursluluk, taşımalı eğitim, güvenlik,
beslenme, bakım, koruma, temizlik, düzen, nöbet, halkla ilişkiler ve benzeri görevler ile Bakanlık ve il/ilçe millî eğitim müdürlüklerince verilen görevler ile görev tanımında belirtilen diğer görevlerin yerine getirilmesini sağlar.”
Hükümlerini amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebine ilişkin tavsiye karar önerisi, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; okul müdürlüğünce şahsına hitaben gönderilen 14/12/2021 tarihli ve sayılı yazıda “öğrenci ve velilerine söz ve hareketlerinde daha dikkatli davranması” hususunun tarafına bildirildiğini, yetkili mercilerce hakkında inceleme/soruşturma yapılmadan ve herhangi bir kanıt olmadan iddialar tamamen doğru kabul edilerek söz konusu yazının tarafına gönderilmesinin, yazıda imzası bulunan disiplin amirinin objektif ve tarafsız davranmadığını ve konuya ilişkin mevzuata uygun hareket etmediğini gösterdiğini, mevzuatta kamu görevlilerinin yazılı olarak ikaz edilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme bulunmadığını belirterek tarafına tebliğ edilen 14/12/2021 tarihli ve sayılı yazı ile bu yazıyla ilgili idari işlemlerin geri alınmasını veya kaldırılmasını talep etmektedir.
11. Ankara Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen cevabi yazıda ise özetle; öğretmenin menfaati gözetilerek gelen öğretmen hakkında idareye intikal eden başvurulara istinaden sözlü olarak ikaz edildiği, ancak başvuruların devam etmesinden dolayı yine soruşturma talebi istenilmeden birinci sicil amiri olan okul müdürü tarafından yazılı olarak ikaz edildiği, bunun bir cezai işlem yazısı değil ilgiliyi bilgilendirme yazısı olduğu, yazının başvuranın özlük dosyasına konulmadığı ve MEBBİS kayıtlarına da işlenmediği, Müdürlük tarafından yapılan uygulamanın okuldaki düzen ve huzur ortamını sağlama amaçlı yapılan bir uygulama olduğu, söz konusu işlemin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince disiplin cezası niteliği taşımadığı hususları ifade edilmiştir.
12. Başvuranın iddiaları ve idarenin cevabi yazısı incelendiğinde uyuşmazlığın; idare tarafından başvurana ‘söz ve hareketlerinde daha dikkatli davranması’ yönünde yazılı ikaz yapılması noktasında toplandığı görülmektedir.
13. Somut olayda başvuranın hizmet belgesi incelendiğinde; öğretmen kadro ve unvanında görev yaptığı, 14/11/1997 tarihinde Ankara Haymana Kızılkoyunlu İlköğretim Okulunda aday öğretmen olarak kamu görevine başladığı, 23/12/2014 tarihinden bu yana Ankara Keçiören Şehit Mehmet Altanlar
İlkokulunda öğretmen olarak kamu görevini sürdürdüğü bilgisi edinilmiştir.
14. İlgili idare tarafından Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde; Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden başvuran hakkında 22/11/2021 tarihli ve sayılı, 30/11/2021 tarihli sayılı şikâyet başvuruları yapıldığı, Milli Eğitim
Bakanlığı İletişim Merkezi (MEBİM) üzerinden de 09/12/2021 tarihli ve sayılı şikâyet başvuruları yapıldığı görülmektedir. Başvuranın görev yaptığı Şehit Mehmet Altanlar İlkokulunun 10/12/2021 tarihli ve sayılı yazısında, adı geçen öğretmen hakkında CİMER ve MEBİM üzerinden başvurular yapıldığı, öğretmenin bu konular hakkında sözlü olarak uyarıldığı ancak başvuruların
devam ettiği belirtilerek konunun İlköğretim Maarif Müfettişleri tarafından değerlendirilmesinin daha uygun olacağının değerlendirildiği ifade edilmiştir.
15. Şehit Mehmet Altanlar İlkokulu tarafından başvurana gönderilen 14/12/2021 tarihli ve E– – sayılı yazıda; Milli Eğitim Bakanlığı İletişim Merkezine 22/11/2021 ve 09/12/2021 tarihlerinde velilerce yapılan başvurularda ve velilerden okul idaresine gelen sözlü başvurularda öğrencilere psikolojik şiddet uygulandığı, öğrencilere ve ailelere hakaret edildiği ve tehdit edildiği söylendiğinden öğrenci ve velilere karşı söz ve hareketlerde daha dikkatli davranılmasının belirtildiği görülmektedir.
16. Başvuran tarafından 29/12/2021 tarihinde; şahsına hitaben gönderilen 14/12/2021 tarihli yazının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile ‘idari işlemin geri alınması’ müessesesine tabi tutulması ve söz konusu yazının işlemden kaldırılarak özlük ve sicil dosyasından çıkarılması talebinde bulunulduğu, idare tarafından başvurana gönderilen 03/01/2022 tarihli ve – – sayılı cevabi yazıda ise başvuran hakkında herhangi bir cezai işlem uygulanmadığı, cezai işlem uygulanması için inceleme soruşturma yapılması, yazılı ifadenin ve savunmanın alınması, inceleme ve soruşturma sonucunda ceza verildi ise belirlenen cezanın tebliğ edilmesi gerektiği, bu bağlamda MEBBİS modülü ödül ve ceza sekmesinde konu ile ilgili bir ceza uygulanmadığının görüldüğü, başvurana tebliğ edilen yazının öğrenci velilerince MEBİM ve CİMER üzerinden yapılan başvurulara istinaden daha dikkatli olunması konusunda okul müdürlüğü tarafından yapılan bilgilendirmeden ibaret olduğu belirtilmektedir.
17. Devlet memurlarının işlemiş oldukları fiillere ilişkin idare tarafından verilebilecek cezalar 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu’nda belirtilmiştir. Kanun’un 124 üncü maddesinin ikinci fıkrasında kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin
Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisinin verileceği, 125 inci maddesinde ise disiplin cezalarının; ‘uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma’ olmak üzere tahdidi olarak sayıldığı görülmektedir. 657 sayılı Kanun’da memurun yazılı olarak ikaz edilme şeklinde bir disiplin cezasından veya başkaca bir yaptırımdan bahsedilmemiştir. Bununla birlikte uygulamada kamu kurumlarınca personele disiplin cezası verilmeksizin ilgililerin tutum ve davranışlarında gerekli dikkat ve özeni göstermeleri hususunda yazılı olarak ikaz edildiği görülmektedir.
18. Konuya ilişkin Danıştay 12. Dairesinin E:2007/4720 K:2010/1065 sayılı kararında; “Davanın, davacının görevinde daha dikkatli ve duyarlı olması konusunda yazılı ikaz edilmesine ilişkin kısmına gelince; Davacının tutum ve davranışlarında daha dikkatli ve tutarlı davranması hususunda ikaz edilmesine ilişkin işlem her ne kadar disiplin cezası niteliği taşımasa da, davacının özlük dosyasına konulması karşısında davacı hakkında davalı idarenin takdir yetkisini kullanacağı çeşitli işlemlerde dikkate alınması olasılığı karşısında; davacının hukuki durumuna ciddi etkiler yapabileceği görüldüğünden söz konusu işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olduğu açıktır.”
İfadelerine yer verilerek, yazılı ikaz işleminin disiplin cezası niteliğinde olmasa da idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari nitelikte bir işlem olduğu vurgulanmıştır.
19. Danıştay 12. Dairesinin E:2012/9161 K:2016/1578 sayılı kararında da; “Davacının tutum ve davranışlarında gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği hususunun bildirilmesine ilişkin işlemler; her ne kadar kamu görevlilerinin disiplin cezaları dışında ve disiplin cezası niteliği
taşımayan bir biçimde yazılı olarak ikaz edilmelerine imkan tanıyan bir düzenleme bulunmaması nedeniyle disiplin cezası niteliği taşımasa da, davacının özlük dosyasında bulunan bu işlemin davalı idarenin davacı hakkında takdir yetkisini kullanacağı çeşitli işlemlerde dikkate alınabilecek olması karşısında, davacının hukuki durumunu etkileyebileceği ve bu nedenle de idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemler niteliğinde olduğu açıktır.
Bu durumda uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, davacının tutum ve davranışlarında gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği şeklinde yazılı olarak ikaz edilmesi işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem bulunmadığı gerekçesiyle davanın 27.12.2010 tarihli, 5865 ve 5866 sayılı işlemlere ilişkin kısmının incelenmeksizin reddinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” İfadelerine yer verildiği görülmektedir.
20. Yine Danıştay 12. Dairesi tarafından verilen E:2020/5194 K:2021/991 sayılı kararda ise; “İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 23/06/2016 tarihli ve E:2013/194, K:2016/4153 sayılı bozma kararına uyularak; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinde disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin düzenlendiği, anılan maddenin (A) bendinde, “uyarma” cezasının, “memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.” şeklinde tanımlanarak en alt ceza olarak öngörüldüğü, en alt cezanın uygulanamayacağı hallerde “cezai mahiyette olmamak üzere yazı ile ikaz edilmeye” dair bir düzenlemeye yer verilmediği görüldüğünden, davacı hakkında isnat edilen fiiller nedeniyle “yazı ile ikaz” şeklinde işlem tesis edilmesine hukuken olanak bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.
…
Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
…
Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … temyize konu kararının ONANMASINA, …
oybirliğiyle karar verildi.” hususları ifade edilerek idare mahkemesince verilen ‘memura en alt disiplin cezası uygulanmayacaksa memurun yazılı olarak uyarılması yönündeki idari işlemin iptal edilmesi’ kararının onandığı görülmektedir.
21. Anayasa Mahkemesi tarafından 2015/13108 sayılı başvuru hakkında verilen Kararda; “Danıştay içtihadında ortaya konulduğu üzere mevzuatta kamu görevlilerinin yazılı olarak ikaz edilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme bulunmaması nedeniyle bu tip işlemler esasen bir disiplin cezası niteliği taşımamaktadır. Bununla birlikte Danıştay içtihadında, özlük dosyasında saklanan söz konusu işlemlerin idarenin kamu görevlisi hakkında takdir yetkisini kullanacağı çeşitli işlemlerde (taltif/ceza/atama/görevlendirme/terfi gibi) dikkate alınabileceğinden hukuki durumunu
etkileyebileceğinin kabul edildiği görülmektedir. Anılan içtihattaki yaklaşımın öz itibarıyla, statü hukukuna göre çalışan kamu görevlilerinin çalışma hayatının ve mesleki kariyerinin doğrudan, idare tarafından kamu personel hukuku kapsamında gerçekleştirilen birtakım işlemlerle şekillenmesi olgusuna dayandığı anlaşılmaktadır. Buna göre Danıştayın söz konusu içtihadının idari işlemin icrailik niteliğinden hareketle dava konusu edilebilirliğinin tespitinde kamu yararı ile bireyin menfaatleri arasındaki adil dengeyi gözeten, objektif ve hukuken kabul edilebilir ölçütler içerdiği görülmektedir. Danıştay içtihadında benimsenen bu yaklaşıma göre somut olayda başvurucunun yazılı olarak uyarılması yolunda tesis edilen ve özlük dosyasında saklandığı anlaşılan söz konusu işlemin başvurucu üzerinde birtakım hukuksal sonuçlar doğurma kapasitesinin bulunduğu, bu hâliyle icrailik niteliğinin olduğu açık bir şekilde anlaşılmaktadır.” tespitlerine yer verilmiştir.
22. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurularak Kurumumuzca yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; öğretmen olarak kamu görevini sürdüren başvuran hakkında yapılan şikâyetler gerekçesi ile idare tarafından başvurana söz ve hareketlerinde daha dikkatli davranması hususunun yazılı olarak bildirildiği, idare tarafından bu yazının cezai işlem yazısı değil bilgilendirme yazısı olduğunun belirtildiği, konuyla ilgili yargı içtihatları incelendiğinde personele tutum ve davranışlarında daha dikkatli ve tutarlı davranması hususunda ikaz edilmesine ilişkin işlemlerin cezai işlem niteliği taşımasa da idarenin takdir yetkisini kullanacağı çeşitli işlemlerde dikkate alınması olasılığı karşısında; personelin hukuki durumuna ciddi etkiler yapabileceği görüldüğünden idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir nitelikte bir işlem olduğunun belirtildiği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 124 üncü ve 125 inci maddesinde disiplin cezalarının ve disiplin cezalarını gösterir fiillerin tahdidi olarak sayıldığı, mevzuatta ‘cezai mahiyette olmamak üzere yazı ile ikaz edilmeye’ dair bir düzenlemeye yer verilmediği görüldüğünden başvurana tutum ve davranışlarında daha dikkatli davranılmasının yazılı olarak bildirilmesine yönelik İdarece tesis edilen işlemin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği; ancak idarenin başvurana karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idarenin bundan böyle bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 6328 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvurana tutum ve davranışlarında daha dikkatli davranılmasının yazılı olarak bildirilmesine yönelik
İdarece tesis edilen işlemin kaldırılması hususunda MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, MİLLİ
EĞİTİM BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve gereği için MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi