ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası görevden uzaklaştırılması ve ardından OHAL Komisyonu kararıyla görevine iade edilmesi sürecinde, ödenmeyen maaşlarının yasal faizi talebi incelenmiştir. Başvuran, görevden uzaklaştırma ve ihraç süresince almadığı maaşlarının yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir. İdare, bu talebi reddetmiştir. Ancak, Danıştay, OHAL KHK’ları ile görevden çıkarılanların, iade sonrası tüm haklarının geri verilmesi gerektiğini vurgulamış ve yasal faizin ödenmesinin hukukun gereği olduğunu belirtmiştir.

Kararda, mülkiyet hakkının korunması ve idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin etme yükümlülüğü ön plana çıkmıştır. Başvuranın alacaklarının enflasyon karşısında değer kaybına uğraması, faizin ödenmesini gerektiren bir durum olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmış ve yasal faizin ödenmesi gerektiği tavsiye edilmiştir. Bu durum, idarenin hukuka uygun hareket etmesi ve mülkiyet haklarının korunması açısından önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/11382-S.21.18320

BAŞVURU NO : 2021/3393

KARAR TARİHİ : 06/08/2021

TAVSİYE KARARI

Adres:

YALOVA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Tarafına ödenen maaşlara ilişkin yasal faizin ödenmesi talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 12/02/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda;

1.1) 15 Temmuz Darbe Girişiminin akabinde Yalova Üniversitesi Rektörlüğü tarafından 25/08/2016

tarihinde görevden uzaklaştırıldığını ve yaklaşık iki sene sonra Üniversitesi Yönetim Kurulunun 12/04/2018 tarihli kararı ve buna dayanılarak akabinde Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirlerin

Alınması Hakkında 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edildiğini,

1.2) Cumhurbaşkanlığı OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu Başkanlığına ihraç işleminin iptal edilmesi

ve kamu görevine iade edilmesi için yaptığı başvurunun nolu karar ile kabul edildiğini ve 25/11/2020 tarihinde göreve başladığını,

1.3) Göreve başladıktan bir süre sonra mali ve sosyal haklarının tarafına ödendiğini, ancak tarafına yapılan

ödemede, özlük haklarına ait yasal faiz ödemesi yer almadığını,

1.4) Bu nedenle yasal faizin ödenmesi için Kurumuna talepte bulunduğunu, Kurumun yasal faiz

ödemesinin Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünden alınan yazı doğrultusunda yapılmadığını belirttiğini,

1.5) Sonuç olarak görevden uzaklaştırma ve ihraç işlemi tarihinden göreve iade sonrası geriye dönük

yapılan ödemeye kadar geçen süreler dikkate alındığında sırasıyla yaklaşık dört yıllık ve iki yıllık bir enflasyon neticesinde maaşına ilişkin bir değer kaybı, dolayısıyla hak kaybı oluştuğunu ifade ederek; mülkiyet hakkı bağlamında Yalova Üniversitesi tarafından görevden uzaklaştırma işleminden dolayı maaşının 1/3’üne tekabül eden tutarları için ve ihraç tarihinden itibaren göreve

başlama tarihine kadarki döneme tekabül eden tüm maaş tutarları için yasal faizin hesaplanarak tarafına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Yalova Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığının 06/07/2021 tarihli ve

sayılı yazısı ve eklerinde;

2.1) Başvuranın açıkta geçirdiği ve ihraç edildiği 25/07/2016 ile 12/04/2018 tarihleri arasında maaşının

2/3 oranının ödendiği, göreve iadesi sonrasında ise başvurana görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin 1/3 maaşının ve ihraç olduğu döneme ilişkin maaşlarının anılan dönemdeki katsayılara uygun olarak geriye dönük hesaplanarak 15/12/2020 tarihinde ödendiği,

2.2) Hazine ve Maliye Bakanlığının 14/09/2018 tarihli ve sayılı yazısında geriye dönük ödemelerde

herhangi bir yasal faiz ödeneceğine ilişkin ibare bulunmadığından ve başvuran ile ilgili herhangi bir mahkeme kararı olmadığından ödemelerle ilgili faiz uygulaması yapılamadığı,

2.3) Başvuranın mahkeme yoluyla yapacağı başvurusuna lehinde karar verilmesi durumunda kişinin

talebiyle ilgili gerekli işlemleri yapacağı, ifade edilmiş ve başvuruya ilişkin belgeler gönderilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının

3.1) “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde;

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

3.2) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü

ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.3) “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinde;

“ İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci

maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun

Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun

5.1) “Komisyonun Oluşumu” başlıklı birinci maddesinde;

“Anayasanın 120 nci maddesi kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye

Büyük Millet Meclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli

Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal

İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur.”

5.2) “Kararların uygulanması” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında;

“… İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın görevden

uzaklaştırıldığı ve ihraç olduğu döneme ilişkin olarak, yasal olarak maaş ödenmesi gereken tarihler esas alınmak suretiyle hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiz tutarının da hesaplanarak başvurana ödenmesi konusunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği yönünde hazırlanan öneri

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7) Başvuran, özetle, OHAL Komisyonu kararı üzerine görevine iadesi nedeniyle tarafına ödenen

maaşının faizinin de ödenmesi talebiyle idareye yaptığı başvurusunun reddedildiğinden bahisle, görevden uzaklaştırma işleminden dolayı maaşının 1/3’üne tekabül eden tutarları için ve ihraç tarihinden itibaren göreve başlama tarihine kadarki döneme tekabül eden tüm maaş tutarları için yasal faizin hesaplanarak tarafına ödenmesini talep etmektedir.

8) Bilindiği gibi 15 Temmuz 2016 tarihinde başlatılan hain darbe girişimi nedeniyle kamu kurum ve

kuruluşlarında çeşitli kadrolarda görev yapmakta iken FETO/PDY terör örgütü ile irtibatı/iltisakı bulunduğu gerekçesiyle Kanun Hükmünde Kararnamelerle kamu görevinden çıkarılan/açığa alınan ancak sonrasında yapılan incelemeler neticesinde terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca

Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisak veya bunlarla irtibatı olmadığı tespit edilenler çeşitli kanun hükmünde kararnameler ile yine doğrudan başka bir idari işlem tesis edilmesine gerek olmadan kamu görevine iade edilmişlerdir.

9) Söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamelerin “İade hükümleri” başlıklı maddelerinde; daha önce

çeşitli OHAL kararnameleri ile kamu görevinden çıkarılan ilgililerin kamu görevine iadeleri hususundaki usul belirtilerek; iade olan kamu görevlileri hakkında anılan OHAL kararnamelerinin

tüm hüküm ve sonuçlarının yayım tarihinden itibaren ortadan kalkmış sayılacağı, ilgililerin kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

10) Diğer yandan, 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 685

sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname ile olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur.

11) Ancak 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun

Hükmünde Kararnamede ilgililerin göreve iadesi durumunda kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödenmesine ilişkin hüküm bulunmaması nedeniyle OHAL Komisyonuna yapılan başvurunun kabulü sonucu kamu görevine iade usulü ile anılan Komisyon kurulmadan önce olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile yapılan iade usulü farklılığını gidermek amacıyla 25/7/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına

Dair Kanun ile 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında

Kanun Hükmünde Kararnamenin 10 uncu maddesinde yapılan değişiklik ile ilgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümlerinin, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılacağı bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

12) Buna göre, OHAL KHK’ları ile kamu görevinden çıkarıldıktan sonra başvurusu Komisyonca kabul

edilerek görevine geri dönenler açısından, Komisyon kararıyla birlikte, görevden ihracı sonucunu doğuran KHK hükümleri, tesis edildiği andan itibaren etkisini kaybederek tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılmakta olup; bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenmesi gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, Komisyon kararı sonucu göreve iade edilenler, görevinden hiç ayrılmamış ve görevden ayrı kaldığı sürede asli vazifesini sürdürmüş kabul edilmektedir.

13) Hukuk devletinin gereklerinden biri de idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve

eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde de

İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır.

14) Konuyla ilgili olarak, açığa alınan ve KHK ile ihraç edilip daha sonra KHK ile görevine iade edilen

bir davacının, görevinden ayrı kaldığı süre boyunca alamadığı maaşlarına yasal faiz ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Zonguldak İdare Mahkemesinin 22/11/2018 tarihli ve E:2018/360, K:2018/1013 sayılı kararında, “Ekonomilerde bir değişim vasıtası olan para, çeşitli ticari, sınai, zirai vs. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine, kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılması, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu yaratması yanında, enflasyon etkisinde olan

ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine neden olur. Hukuk sistemlerinde paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının neden olduğu bu zarar, “faiz” adı altında yapılan ek ödemelerle karşılanmaktadır. Faiz, konusu para olan borçlarda alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılmamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığıdır. Bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunması kural olarak gerekmez. Bu veriler ışığında; asıl alacağın varlığına ve doğumuna bağlı feri nitelikteki faiz alacağının, 697 sayılı KHK’da belirtilen mali ve sosyal haklar haklar kapsamında kaldığı açık olduğundan, davacıya görevden uzakta kaldığı süre için ödenen mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” hükmüne varılmış; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu ise, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Yedinci İdari Dava Dairesinin 08/11/2019 tarihli E:2019/506, K:2019/921 sayılı kararıyla, idare mahkemesinin kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, kesin olarak reddedilmiştir.

15) Öte yandan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/03/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906

sayılı kararı ile onadığı Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin 28/09/2010 tarihli, E:2010/1211 ve

K:2010/844 sayılı ısrar kararında; “… ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai vb. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmaksızın, sahibinin bu ekonomik değerinden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125 inci maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı…” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.

16) Danıştay 12. Dairesinin 30/11/1998 tarih ve E:1995/6978, K:1998/2918 sayılı kararı ile onanan

Ankara 2. İdare Mahkemesinin 14/10/1993 tarih ve E:1992/182, K:1993/1398 sayılı kararında; “…

görevine son verilmesine dair işlemin idare mahkemesince iptali, Danıştay’ca da onanması üzerine 30/09/1991 tarihinde göreve iade edilen davacının, görevine son verilmesine dair işlemin hukuka aykırılığının mahkeme kararı ile sabit olması nedeniyle bu işlemden doğan zararınızın idarece tazmin edilmesinin Anayasanın 125 inci maddesi ve bu yolda ki idare hukuku ilkesi gereği olduğu, davacının zararını, alamadığı aylıkları ile sınırlı tutmaya olanak bulunmadığından açıkta kaldığı sürede aylık ve özlük haklarını zamanında alamaması nedeniyle uğradığı zararın yasal faiz ödenerek tazmininin gerektiği …” hükmüne varılmıştır.

17) Anayasa Mahkemesinin, 12/03/2019 tarihli ve 30712 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 07/02/2019

tarihli ve 2015/4812 başvuru numaralı kararında, yukarıda yer verilen Danıştay içtihatlarından bahisle, “…Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranlan dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranlan karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu

/

müdahalenin kamunun yaran ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır” yönünde değerlendirme yapılmıştır.

18) Yine bahsi geçen Anayasa Mahkemesi kararında bahsedildiği üzere, AİHM, mülkiyet hakkı

kapsamında faiz ödenmesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğü ile ilişkilendirmektedir. (Akkuş/Türkiye, Başvuru No : 2021/3393 19263/92, 09/07/1997, s.29). Baş/Türkiye (Başvuru No : 2021/339349548/99, 24/06/2008, s. 58-64) kararında ise, AİHM, başvuranın mağdur sıfatının ortadan kalkabilmesi için mağdurun hakkı kullanamadığı süre göz önüne alınarak telafi yoluna gidilmesi gerektiği, yaklaşık iki yüz aya yayılan dönemdeki dul aylıklarına ilişkin oluşan zararın dikkate alınmadığı, söz konusu dönem için başvurucunun banka hesabına yatırılan paranın ise aynı dönemdeki enflasyon oranları karşısında uğradığı maddi kaybın sonuçlarını gidermeye yetmediği belirtilerek, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

19) Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilen 14/09/2018

tarihli ve 6045 sayılı yazı incelendiğinde, söz konusu yazının esas itibariyle göreve iade edilenlerin mali ve sosyal haklarının hangi kurum tarafından ödenmesi gerektiği konusunda yaşanan tereddüt üzerine verilen bir görüş olduğu, faiz ödenip ödenmeyeceğine ilişkin bir görüş talep edilmediği için yazıda bu konuya değinilmediği görülmektedir.

20) Somut olayımızda, başvuranın görev yapamadığı süreçte alamadığı birikmiş maaşlar idare tarafından

ödenerek bu açıdan başvuranın mağduriyeti giderilmiş olsa da, yukarıda yer verilen mahkeme kararları ve açıklamalar çerçevesinde, işlemin doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan kaldırmak için memurun iptal edilen işlem ile sıkı ilişkisi bulunan bütün maddi haklarının yasal faiziyle birlikte başkaca bir hükme gerek olmaksızın görev yapılmış gibi ödemesi gerektiği; bu minvalde, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesinin hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu olduğu; buna göre, başvuranın alacağına geç kavuştuğu dikkate alındığında, alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğramış olması nedeniyle şahsi olarak külfetle karşılaşan başvurana hak kaybının giderilmesini teminen faiz ödenmesi gerektiği; aksi bir uygulamanın Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yer alan mülkiyet hakkının ihlali anlamına geleceği, idarenin kendi eyleminden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu yönündeki Anayasal hükme aykırı olacağı değerlendirilmektedir.

21) Benzer konuda Kurumumuza yapılan başvurular neticesinde de benzer yönde kararlar verilmiştir.

(Bakınız. 19/12/2019 tarih ve 2019/12302 başvuru numaralı, 03/02/2020 tarihli ve 2019/15085 başvuru numaralı, 20/02/2020 tarihli ve 2019/15076 başvuru numaralı, 24/02/2020 tarihli ve 2019/14808 başvuru numaralı, 20/04/2020 tarihli ve 2020/2292 başvuru numaralı, 30/11/2020 tarihli ve 2020/91948 başvuru numaralı kararlarımız)

22) Sonuç olarak, tüm bu açıklamalar, mevzuat hükümleri ve yargı kararları birlikte

değerlendirildiğinde; idarenin tesis etmiş olduğu idari işlemler nedeniyle kendi iradesi dışında görevinden uzaklaştırılan ve çıkarılan, ancak daha sonra OHAL Komisyonu kararı üzerine görevine iade edilen başvurana, ihraç edildiği sürece ilişkin ödenen mali ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, dolayısıyla başvuranın faiz ödenmesi talebinin reddedilmesine yönelik idarenin işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı, anlaşıldığından, yasal olarak maaş ödenmesi gereken tarihler esas alınmak suretiyle hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiz tutarının da

/

hesaplanarak idarece başvurana ödenmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

23) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; idare tarafından, Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgeler süresi içinde gönderildiğinden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket edildiği; ancak, başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma sür esinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Bursa İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Başvuranın görevden uzaklaştırıldığı ve ihraç olduğu döneme ilişkin olarak, yasal olarak maaş ödenmesi gereken tarihler esas alınmak suretiyle hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiz tutarının da hesaplanarak başvurana ödenmesi yönünde YALOVA ÜNİVERSİTESİ

REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

YALOVA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve gereği için YALOVA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/