|
ÖZET: Bu karar, OHAL sürecinde kamu görevinden çıkarılan ve sonrasında göreve iade edilen bir başvuranın, görevde bulunmadığı süreye ilişkin ek ödeme performans ücretinin yasal faiziyle ödenmesi talebine ilişkindir. Başvuran, 672 sayılı KHK ile ihraç edilip, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararıyla göreve iade edilmiştir. İlgili mevzuat gereği, iade edilen kamu görevlileri için, çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye ait mali ve sosyal hakların ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Kararda, başvuranın talebinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. İdarenin, başvuranın talebini reddetmesi, Anayasa’nın 125. maddesi gereği idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu ilkesine aykırıdır. Ayrıca, başvuranın alacaklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, aksi takdirde mülkiyet hakkının ihlal edileceği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, başvuranın ek ödeme ücretinin yasal faiziyle ödenmesi tavsiye edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/1445-S.22.2206
BAŞVURU NO : 2021/20773
KARAR TARİHİ : 01/02/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Ek ödemenin yasal faiziyle ödenmesi talebi hk
BAŞVURU TARİHİ : 06/12/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yaptığı başvuruda başvuran, Kurumumuza daha önce yaptığı başvuru sonrasında
OHAL İnceleme Komisyonu Kararıyla iade edilmesi üzerine mahrum kaldığı mali haklarının bir kısmının ödendiğini belirtmektedir. Başvuran, ek ödeme performans ücretinin ödenmediğini, bir fiil çalışmış olarak değerlendirilmesi gerekirken anılan ücretin ödenmemesinin hukuka aykırı olduğunu, konuyla ilgili 15/09/2021 tarihli dilekçesine cevap verilmediğini belirterek döner sermaye ek ödeme ücretinin faiziyle birlikte ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Çanakkale Valiliğinin 30/12/2021 tarihli – sayılı yazısında; 2.1. Yataklı Tedavi Kurumları Ek Ödeme Yönetmeliğinin 5. Maddesinde “Ek ödeme, personele sağlık tesisine fiilen katkı sağladığı sürece verilebilir” ibaresi bulunduğundan, ödemelerden yalnızca Bakanlığın hastanelerde belirlemiş olduğu birimlerde fiilen çalışanlara ödemenin yapılabileceği, 2.2. Ödenen maaş ve sabit ödemenin faiziyle ödenmesine dair mahkeme kararının da olmadığı, açıklamalarına yer verilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü
fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinde; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” “Yargı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’ un “Komisyonun
Oluşumu” başlıklı birinci maddesinde; “Anayasanın 120 nci maddesi kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere
Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur.”, “Kararların uygulanması” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “… İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.”, 6. Yataklı Tedavi Kurumları Ek Ödeme Yönetmeliği’nin “Temel esaslar” başlıklı 5 incin maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; “Ek ödeme, personele sağlık tesisine fiilen katkı sağladığı sürece verilebilir…” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından, İdarenin başvuranın talebine ilişkin işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak başvurunun kabulü yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılıp OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı ile göre iade edilen başvuran ihraç edildiği 01/09/2016-17/07/2021 tarihleri arasına ilişkin ek ödeme performans ücretinin yasal faiziyle ödenmesini talep etmektedir.
9. Bilindiği gibi 15 Temmuz 2016 tarihinde başlatılan hain darbe girişimi nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarında çeşitli kadrolarda görev yapmakta iken FETO/PDY terör örgütü ile irtibatı/iltisakı bulunduğu gerekçesiyle Kanun Hükmünde Kararnamelerle kamu görevinden çıkarılan/açığa alınan ancak sonrasında yapılan incelemeler neticesinde terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisak veya bunlarla irtibatı olmadığı tespit edilenler çeşitli kanun hükmünde kararnameler ile yine doğrudan başka bir idari işlem tesis edilmesine gerek olmadan kamu görevine iade edilmişlerdir.
10. Söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamelerin “İade hükümleri” başlıklı maddelerinde; daha önce çeşitli OHAL kararnameleri ile kamu görevinden çıkarılan ilgililerin kamu görevine iadeleri hususundaki usul belirtilerek; iade olan kamu görevlileri hakkında anılan OHAL kararnamelerinin tüm hüküm ve sonuçlarının yayım tarihinden itibaren ortadan kalkmış sayılacağı, ilgililerin kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
11. Diğer yandan, 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur.
12. Ancak 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamede ilgililerin göreve iadesi durumunda kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödenmesine ilişkin hüküm bulunmaması nedeniyle OHAL Komisyonuna yapılan başvurunun kabulü sonucu kamu görevine iade usulü ile anılan Komisyon kurulmadan önce olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile yapılan iade usulü farklılığını gidermek amacıyla 25/7/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7145 sayılı Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 7075 sayılı
Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 10 uncu maddesinde yapılan değişiklik ile ilgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümlerinin, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılacağı bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
13. Buna göre, OHAL KHK’ları ile kamu görevinden çıkarıldıktan sonra başvurusu Komisyonca kabul edilerek görevine geri dönenler açısından, Komisyon kararıyla birlikte, görevden ihracı sonucunu doğuran
KHK hükümleri, tesis edildiği andan itibaren etkisini kaybederek tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılmakta olup; bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden bütün mali ve sosyal hakları ödenmesi gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, Komisyon kararı sonucu göreve iade edilenler, görevinden hiç ayrılmamış ve görevden ayrı kaldığı sürede asli vazifesini sürdürmüş kabul edilmektedir.
14. Hukuk devletinin gereklerinden biri de idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde de İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır.
Anayasamızın 138 inci maddesinde de idarelerin yargı kararlarını gecikmeksizin uygulamasına yer verilmektedir.
15. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir hukuk devleti olduğu, yargı kararlarını uygulamanın da bunun bir gereği olduğunu dikkate aldığımızda, genel hukuk ilkelerince koruma altına alınmış hakların bireysel mahkeme kararlarında yer almamasından bahisle idarelerce uygulanmamasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı da değerlendirilmektedir.
16. Diğer yandan alınan tedbirler nedeniyle idarî işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanların mağduriyetlerini gidermek amacıyla da ilgililerin kamu görevine dönmesini öngören OHAL
KHK’larıyla düzenleme yapılarak, görevine iade edilmesine karar verilenler açısından çıkarılmaya ilişkin
Kanun Hükmünde Kararname Hükümlerinin tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılacağı, bu kapsamda göreve başlayanlara kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Bu doğrultuda, kamu görevinden çıkarılan ancak OHAL İnceleme Komisyonunun Kararı ile de göreve iade edilen başvuranın, fiilen görevini yerine getiremediği dikkate alındığında, İdarenin hatalı işlemi nedeniyle oluşan külfetin başvurana yükletilemeyeceği açık olup, filen mesleğini yürütme imkânı olmayan başvurana mahrum kaldığı ek ödeme gibi mali ödemelerin yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.
17. Konuyla ilgili olarak, açığa alınan ve KHK ile ihraç edilip daha sonra KHK ile görevine iade edilen bir davacının, görevinden ayrı kaldığı süre boyunca alamadığı maaşlarına yasal faiz ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Zonguldak İdare Mahkemesinin 22/11/2018 tarihli ve E:2018/360, K:2018/1013 sayılı kararında, “Ekonomilerde bir değişim vasıtası olan para, çeşitli ticari, sınai, zirai vs.
faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine, kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılması, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu yaratması yanında, enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine neden olur. Hukuk sistemlerinde paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının neden olduğu bu zarar, “faiz” adı altında yapılan ek ödemelerle karşılanmaktadır. Faiz, konusu para olan borçlarda alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılmamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığıdır. Bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunması kural olarak gerekmez. Bu veriler ışığında; asıl alacağın varlığına ve doğumuna bağlı feri nitelikteki faiz alacağının, 697 sayılı
KHK’da belirtilen mali ve sosyal haklar haklar kapsamında kaldığı açık olduğundan, davacıya görevden uzakta kaldığı süre için ödenen mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” hükmüne varılmış; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu ise, Ankara Bölge İdare
Mahkemesi Yedinci İdari Dava Dairesinin 08/11/2019 tarihli E:2019/506, K:2019/921 sayılı kararıyla, idare mahkemesinin kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, kesin olarak reddedilmiştir.
18. Öte yandan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/03/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararı ile onadığı Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin 28/09/2010 tarihli, E:2010/1211 ve K:2010/844 sayılı ısrar kararında; “… ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai vb.
faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmaksızın, sahibinin bu ekonomik değerinden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125 inci maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı…” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.
19. Danıştay 12. Dairesinin 30/11/1998 tarih ve E:1995/6978, K:1998/2918 sayılı kararı ile onanan Ankara 2. İdare Mahkemesinin 14/10/1993 tarih ve E:1992/182, K:1993/1398 sayılı kararında; “… görevine son verilmesine dair işlemin idare mahkemesince iptali, Danıştay’ca da onanması üzerine 30/09/1991 tarihinde göreve iade edilen davacının, görevine son verilmesine dair işlemin hukuka aykırılığının mahkeme kararı ile sabit olması nedeniyle bu işlemden doğan zararınızın idarece tazmin edilmesinin Anayasanın 125 inci maddesi ve bu yolda ki idare hukuku ilkesi gereği olduğu, davacının zararını, alamadığı aylıkları ile sınırlı tutmaya olanak bulunmadığından açıkta kaldığı sürede aylık ve özlük haklarını zamanında alamaması nedeniyle uğradığı zararın yasal faiz ödenerek tazmininin gerektiği …” hükmüne varılmıştır.
20. Anayasa Mahkemesinin, 12/03/2019 tarihli ve 30712 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 07/02/2019 tarihli ve 2015/4812 başvuru numaralı kararında, yukarıda yer verilen Danıştay içtihatlarından bahisle, “…Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranlan dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranlan karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yaran ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır” yönünde değerlendirme yapılmıştır.
21. Yine bahsi geçen Anayasa Mahkemesi kararında bahsedildiği üzere, AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödenmesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğü ile ilişkilendirmektedir.
(Akkuş/Türkiye, Başvuru No : 2021/20773 19263/92, 09/07/1997, s.29). AİHM’in çeşitli kararlarında, makul olmayan gecikme gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas
Falcão ve diğerleri, B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas itibarıyla kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate almaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz
ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29). Baş/Türkiye (Başvuru No : 2021/2077349548/99, 24/06/2008, s. 58-64) kararında ise, AİHM, başvuranın mağdur sıfatının ortadan kalkabilmesi için mağdurun hakkı kullanamadığı süre göz önüne alınarak telafi yoluna gidilmesi gerektiği, yaklaşık iki yüz aya yayılan dönemdeki dul aylıklarına ilişkin oluşan zararın dikkate alınmadığı, söz konusu dönem için başvurucunun banka hesabına yatırılan paranın ise aynı dönemdeki enflasyon oranları karşısında uğradığı maddi kaybın sonuçlarını gidermeye yetmediği belirtilerek, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29).
22. Başvuru konusu olayda, başvuranın kam görevinde bulunmadığı süreye ilişkin geriye dönük alacaklarının hesaplandığı ve kısa bir zaman içerisinde ödeneceği anlaşılmakla birlikte, yukarıda yer verilen mahkeme kararları ve açıklamalar çerçevesinde, işlemin doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan kaldırmak için başvuranın iptal edilen işlem ile sıkı ilişkisi bulunan bütün maddi haklarının yasal faiziyle birlikte başkaca bir hükme gerek olmaksızın görev yapılmış gibi ödemesi gerektiği değerlendirilmiştir.
23. Bu minvalde, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesinin hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu olduğu; buna göre, başvuranın alacağına geç kavuştuğu dikkate alındığında, alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğramış olması nedeniyle şahsi olarak külfetle karşılaşan başvurana hak kaybının giderilmesini teminen faiz ödenmesi gerektiği belirlenmiştir. Aksi bir uygulamanın ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yer alan mülkiyet hakkının ihlali anlamına geleceği, idarenin kendi eyleminden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu yönündeki Anayasal hükme aykırı olacağı değerlendirilmektedir.
24. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın talebinin İdare tarafından reddedilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvuranın kamu görevinden çıkarıldığı ve göreve iade edildiği tarih arasında açıkta kaldığı sürelere tekabül eden ek ödeme ücretinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi hususunda SAĞLIK BAKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Sağlık Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemlerin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi