|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın, Ankara Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı’nın etrafındaki polis barikatının kaldırılması talebi ele alınmıştır. Başvuran, anıtın insan hakları ve özgürlüklerin simgesi olduğunu, barikatın bu simgeyi bir “suç objesi” gibi gösterdiğini ve Anayasa’nın 15. ve 64. maddelerine aykırı olduğunu iddia etmiştir. İdare ise, barikatın güvenlik ve kamu düzenini sağlamak amacıyla konulduğunu savunmuştur.
Kararda, olağanüstü hal döneminde temel hakların sınırlanabileceği belirtilmiş, ancak bu sınırlamaların Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olması gerektiği vurgulanmıştır. Anıtın etrafındaki barikatın kaldırılması yönünde tavsiyede bulunulmuş, bu durumun hem anıtın simgeselliğini pekiştireceği hem de bireylerin toplanma özgürlüğünü ihlal etmeyeceği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, İnsan Hakları Anıtı’nın etrafındaki bariyerlerin kaldırılması önerilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 12934-12934 |sayi|94019529-101.07.04-E.94019529-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2018/573 2018/ 573
KARAR TARİHİ : 18/07/2018 |tarih|
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –
BAŞVURUYA KONU İDARE : 1. İçişleri Bakanlığı 2. Ankara Valiliği
BAŞVURUNUN KONUSU : Yüksel caddesi üzerinde bulunan
“İnsan Hakları Anıtı”nın etrafındaki çelik bariyerlerin kaldırılması istemi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 18/01/2018 18.1.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, Ankara Yüksel Caddesi üzerinde bulunan “İnsan Hakları Anıtı”nın polis ablukası altında olduğunu, anıtı çevreleyecek şekilde barikat kurulduğunu; “İnsan Hakları Anıtı”nın tüm insanların hiçbir ayrım gözetilmeksizin yalnızca insan olmalarından kaynaklanan, eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkının bir simgesi olduğunu, uluslararası sözleşmeler gereğince, düşünce ve kanaat hürriyetinin yine dokunulamaz haklar arasında yer aldığını; “İnsan Hakları Anıtı”nın abluka altına alınmasının, burada vatandaşların arkadaşları ile buluşmalarının, fotoğraf çekmelerinin emniyet güçlerince engellenmesinin “polis devleti” uygulaması olduğunu; insanların evrensel haklarını hatırlamalarının, evrensel haklarına dayalı olarak talepte bulunmalarının engellenemeyeceğini, bu uygulamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olduğunu; öte yandan bu uygulamanın
Anayasanın “Sanatın ve sanatçının korunması” başlıklı 64 üncü maddesine de aykırı olduğunu, Anıtın abluka altına alınarak adeta bir “suç objesi” gibi gösterildiğini; Anayasanın “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15 inci maddesinde “kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz’’ hükmüne yer verilmekle
1 / 14düşünce ve kanaat hürriyetinin savaş, seferberlik, olağanüstü hal ve sıkıyönetimde dahi güvence
altına alındığını; yukarıda sıralanan gerekçelerle 30.10.2017 tarihinde Ankara Yüksel Caddesi üzerinde bulunan “İnsan Hakları Anıtı”nın etrafındaki barikatın kaldırılması talebiyle İçişleri
Bakanlığı’na başvurduğunu, başvurusunun 28.11.2017 tarihinde Anayasaya, uluslararası sözleşmelere, yasalara ve usule aykırı olarak reddedildiğini iddia ve ifade ederek, “İnsan Hakları
Anıtı”nın önündeki ablukanın temel hak ve hürriyetlere, anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı şekilde tutulduğunun tespiti ile ablukanın kaldırılması hususunda idareye tavsiyede bulunulmasını talep etmiştir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Ankara Valiliği Emniyet Müdürlüğü’nün 27/ 03/ 2018 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ile Ankara Valiliği İl Yazı İşleri Müdürlüğü’nün 08/ 05/ 2018 tarihli ve sayılı yazısı ekinde gönderilen Emniyet Müdürlüğü’nün 30/ 04/ 2018 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle, 2.1. 15 Temmuz 2016 tarihindeki hain darbe teşebbüsü sonrasında ilan edilen OHAL kapsamında
Anayasanın 13. ve 15. maddesi, 2935 Sayılı OHAL Kanunun 11. maddesi, 2911 Sayılı Toplantı ve
Gösteri Yürüyüşleri Kanunun 17. maddesi, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu 11/C maddeleri hükümleri gereğince Ankara Valiliğince ilk olarak 17.10.2016 tarih ve 40716 sayılı karar ile can ve mal güvenliğinin sağlanması, kamu düzeni ve esenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, hak ve özgürlüklerin korunması, alınan istihbari bilgiler vb. nedenler ile Ankara ili sınırları içerisinde yol/meydan, cadde, sokak, park gibi umuma açık yerlerde her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşü, açıklama, eylem vb. etkinliklerin Valilik iznine tabi olduğu belirtilerek izin alınmadan yapılacak her türlü etkinliğin yasaklandığı, söz konusu yasaklamanın çeşitli tarih ve sayılı kararlar ile güncellenerek halen devam ettirildiği; 2.2. Ankara Valiliği tarafından alınan bu kararlara rağmen 09.11.2016 tarihinden itibaren Çankaya
İlçesi Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde her gün aralarında Devrimci Memur Hareketi’ne ve çeşitli uç ideolojik görüşlere müzahir şahısların bulunduğu gruplar ile birlikte “OHAL
KAPSAMINDA ÇIKARILAN KHKLAR İLE İHRAÇ OLAN ŞAHISLARA DESTEK VERMEK
AMACIYLA İŞİMİZİ GERİ İSTİYORUZ” adı altında kanuna aykırı eylemler gerçekleştirilmeye başlandığı; 2.3. Uç ideolojik gruplar tarafından vatandaşların da eylemlere destek vermelerini sağlayabilmek ve kendilerini haklı göstererek örgüte elemanlar kazandırmak amacıyla adı altında her gün saat
13.30 ve 18.00’da Yüksel Caddesi İnsan Hakları Heykeli önünde kanuna aykırı eylemlerin
gerçekleştirilmeye devam edildiği; 2.4. Bu eylemlerin 11.03.2017 tarihinden itibaren görüntü ve çevre kirliliği oluşturacak şekilde şahısların yanlarında getirmiş oldukları ve üzerinde yukarıda bahse konu ibare yazılı pankart, döviz, flama ile masa, sandalye, battaniye, şeker, su vb. yaşam malzemeleri ile ( 24) saat esasına göre gündüz/gece olmak üzere, “Süresiz Açlık Grevi” adı altında Yüksel Caddesi ve İnsan Hakları Anıtı işgal edilerek yerleşke haline getirilmek suretiyle kanuna aykırı eyleme dönüştüğü;
2 / 142.5. Tüm vatandaşların ortak kullanımına açık olan Yüksel Caddesi ve İnsan Hakları Heykelinin
masa, sandalye vb. araçlar kullanılmak suretiyle tekrar bazı gruplar tarafından işgal edilerek bir yerleşke haline getirilmesinin önlenmesi amacıyla Yüksel Caddesi üzerinde ve diğer hassas noktalarda Koordinasyon Şube Müdürlüğü bünyesinde planlanan emniyet tedbirleri kapsamında gerekli önlemlerin alındığı, alınan emniyet tedbirlerinin vatandaşların Yüksel Caddesini kullanımını engelleyici, hayatın normal akışını aksatacak nitelikte olmadığı, halkın güvenliğini sağlamak amacıyla alınan emniyet tedbirleri için “Polis Ablukası” tabirinin kullanılmasının uygun olmadığı; 2.6. Bu kanuna aykırı eylem ile ilgili olarak (yazının yazıldığı tarih itibarıyla) 574 kişi hakkında
2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanuna Muhalefet suçundan adli işlem, 401 kişi hakkında
gıyabında olmak üzere, toplam 3060 kişi hakkında ise 5326 Sayılı Kabahatler Kanunun 32.
maddesinden gerekli yaptırım işleminin uygulandığı; 2.7. Yasaklama kararının sona ermesi veya eylemci şahıslar tarafından günde ( 2) defa olacak şekilde gerçekleştirilen kanuna aykırı eylemlerin son bulması ve emniyet tedbiri alınmasında lüzum bulunmadığının anlaşılması halinde söz konusu emniyet tedbirlerinin son bulacağının değerlendirildiği; 2.8. Anayasanın “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15. maddesi
“Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26. maddesi ve “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” başlıklı 34. maddesine atıfla, idarenin vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği vb. konularda anayasada belirtilen hükümler çerçevesinde kararlar aldığı, “Düşünce ve kanaat hürriyetinin” ihlali konusunda anayasaya aykırı olarak idarenin yapmış olduğu herhangi bir uygulama bulunmadığı; 2.9. Yüksel Caddesi üzerinde bulunan Bronz İnsan Hakları Heykelinin heykeltıraş Metin
YURDANUR tarafından 1990 yılında açılarak vatandaşların beğenisine sunulduğu, heykelin belirli bir görüşe müzahir bir zümreye ait olmadığı, toplumun tamamının hak sahibi olduğu kamusal bir simge olduğu, ancak söz konusu heykelin vatandaşların ortak kullanımında bulunmasına rağmen zamanla çeşitli uç ideolojik görüşe müzahir şahıslar tarafından sahiplenilerek kendi görüşleri doğrultusunda hazırlanan afiş, bildiri vb. malzemeler yapıştırılmak suretiyle kendi amaçları doğrultusunda kullanılmaya başlandığı, heykel üzerine asılan ve yapıştırılan malzemeler ile de çoğu zaman görüntü kirliliği oluşturacak şekilde heykelin doğal görüntüsüne zarar verildiği, son olarak ( 24) saat esasına göre gündüz/gece olmak üzere “Süresiz Açlık Grevi” adı altında gerçekleştirilen kanuna aykırı eylemler esnasında ise kamuya ait olan heykel önüne konulan masa sandalye, koltuk vb. yaşam malzemeleri ile yerleşke haline getirilerek işgal edilmek istenildiği, bu kanuna aykırı eylemi gerçekleştirilen şahıslar men edilerek bir daha bu şekilde bir eyleme tevessül edilmemesi için heykelin bariyerler ile koruma altında alındığı, alınan bu koruma tedbirinin Anayasanın “Sanatın ve sanatçının korunması” başlıklı 64. maddesi hükmüne aykırı olmadığı aksine sanat eserini koruyucu yönde bir tedbir olduğu, 2.10. Valilikçe alınan yasaklama kararının hukuk düzenini korumak, kamu düzenini sağlamak adına yapılan bir işlem olduğu, OHAL Kanununun 11 nci maddesine atıfla olağanüstü hal döneminde olunması nedeniyle, bazı temel hakların sınırlandırılabileceği, hatta bazı temel hakların
3 / 14durdurulabileceği,
2.11. Yüksel Caddesi üzerinde alınan emniyet tedbirlerinin kaldırılması yönündeki takdir ve tensip yetkisinin idareye ait olduğu; Açıklamalarına yer verilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının 3.1. “I. Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 12 nci maddesinde, “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir .
Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder .”
3.2. “II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde (Değişik :
3/ 10/ 2001- 4709/ 2 md.), “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir . Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz .” 3.3. “III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması” başlıklı 14 üncü maddesinde (Değişik : 3/ 10/ 2001- 4709/ 3 md.), “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz .
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz…” 3.4. “IV. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15 inci maddesinde, “Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir .
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler (…) dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz .”
4 / 143.5. “VII. Düşünce ve kanaat hürriyeti” başlıklı 25 inci maddesinde,
“Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir .
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz .” 3.6. “VIII . Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26 ncı maddesinde, “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir . Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar . Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir .
Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir… .” 3.7. “IX. Bilim ve sanat hürriyeti” başlıklı 27 inci maddesinde, “Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir .
Yayma hakkı, Anayasanın 1 inci, 2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinin değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz .
Bu madde hükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımının kanunla düzenlenmesine engel değildir .”
3.8. “B. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” başlıklı 34 üncü maddesinde ( Değişik :
3/ 10/ 2001- 4709/ 13 md .), “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir .
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir .
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir .” 3.9. “XII. Sanatın ve sanatçının korunması” başlıklı 64 üncü maddesinde, “Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur . Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır .”
5 / 143.10. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin
üçüncü ve dördüncü fıkralarında , “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler . ”; 3.11. “2. Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilanı” başlıklı 120 nci maddesinde, “Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan
Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir .” 3.12. “3. Olağanüstü hallerle ilgili düzenleme” başlıklı 121 inci maddesinde, “Anayasanın 119 ve 120 nci maddeleri uyarınca olağanüstü hal ilanına karar verilmesi durumunda, bu karar Resmî Gazetede yayımlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur .
Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağırılır . Meclis, olağanüstü hal süresini değiştirebilir, Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere, süreyi uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir .
119 uncu madde uyarınca ilan edilen olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve
çalışma yükümlülükleri ile olağanüstü hallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15 inci maddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği, görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstü yönetim usulleri, Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir .
Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir . Bu kararnameler, Resmî
Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların
Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir .” 4. 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir . ”; 5. 25/ 10/ 1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 5.1. “Amaç : ” başlıklı 1 inci maddesinde, “Bu Kanunun amacı,
6 / 14a) Tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım,
b) Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması, Durumlarında olağanüstü hal ilan edilmesi ve usulleriyle olağanüstü hallerde uygulanacak hükümleri belirlemektir .” 5.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, “Bu Kanun; olağanüstü hal ilanına tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinde ilan edilen olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstü hallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıl durdurulacağına, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağına, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceğine, görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağına ve olağanüstü yönetim usullerine ilişkin hükümleri kapsar .” 5.3. Tedbirler” başlıklı 11 inci maddesinde, “ Bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince olağanüstü hal ilanında; genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak, şiddet olaylarının yaygınlaşmasını önlemek amacıyla 9 uncu maddede öngörülen tedbirlere ek olarak aşağıdaki tedbirler de alınabilir : ”…
b) Belli yerlerde veya belli saatlerde kişilerin dolaşmalarını ve toplanmalarını, araçların seyirlerini yasaklamak, k) Kamu düzeni veya kamu güvenini bozabileceği kanısını uyandıran kişi ve toplulukların bölgeye girişini yasaklamak, bölge dışına çıkarmak veya bölge içerisinde belirli yerlere girmesini veya yerleşmesini yasaklamak, m) Kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklamak, ertelemek, izne bağlamak veya toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yer ve zamanı tayin, tespit ve tahsis etmek, izne bağladığı her türlü toplantıyı izletmek, gözetim altında tutmak veya gerekiyorsa dağıtmak,…” 6. 6/ 10/ 1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 6.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde, “Bu Kanun; toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller ile gerçek ve tüzelkişilerin düzenleyecekleri toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yerini, zamanını, usul ve şartlarını, düzenleme kurulunun görev ve sorumluluklarını, yetkili merciin yasaklama ve erteleme hallerini, güvenlik kuvvetlerinin görev ve yetkileri ile yasakları ve ceza hükümlerini düzenler .” 6.2. “Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı” başlıklı 3 üncü maddesinde, “Herkes, önceden izin almaksızın, bu Kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak
7 / 14kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına
sahiptir… .
6.3. “Toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı” başlıklı 6 ncı maddesinde (Değişik :
2/ 3/ 2014- 6529/ 5 md.), “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri, tüm il ve ilçe sınırları içerisinde aşağıdaki hükümlere uyulmak şartıyla her yerde yapılabilir .
İl ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı, kamu düzenini ve genel asayişi ( 1)
bozmayacak (…) şekilde ve 22 nci maddenin birinci fıkrasında sayılan sınırlamalara uyulması kaydıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcileri ile güzergâhın geçeceği ilçe ve il belediye başkanlarının, en çok üyeye sahip üç sendikanın ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçe temsilcilerinin görüşleri alınarak mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir . İl ve ilçenin büyüklüğü, gelişmişliği ve yerleşim özellikleri ( 1)” dikkate alınarak birden fazla toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı belirlenebilir .
( 1) 27/ 12/ 2017 tarihli ve 30283 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 28/ 9/ 2017 tarihli ve E .:
2014/ 101, K.: 2017/ 142 sayılı Kararı ile, bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “…ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak…” ibaresi iptal edilmiştir .
6.4. “Toplantının ertelenmesi veya bazı hâllerde yasaklanması” başlıklı 17 inci maddesinde (Değişik : 26/ 3/ 2002- 4748/ 6 md.), “Bölge valisi, vali veya kaymakam, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması hâlinde yasaklayabilir .” 6.5. “Yasak yerler” başlıklı 22 nci maddesinde, ( 1)
“(…) ile parklarda, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisine bir kilometre uzaklıktaki alan içinde toplantı yapılamaz ve ( 1)
şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez .
Genel meydanlardaki toplantılarda, halkın ve ulaşım araçlarının gelip geçmesini sağlamak üzere valilik ve kaymakamlıklarca yapılacak düzenlemelere uyulması zorunludur .
( 1) 27/ 12/ 2017 tarihli ve 30283 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 28/ 9/ 2017 tarihli ve E .:
2014/ 101, K.: 2017/ 142 sayılı Kararı ile, bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “Genel yollar …” ibaresi iptal edilmiştir .
7. 10/ 6/ 1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu nun 11 inci maddesi, “A) Vali, il sınırları içinde bulunan genel ve özel bütün kolluk kuvvet ve teşkilatının amiridir . Suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak için gereken tedbirleri alır . Bu maksatla
Devletin genel ve özel kolluk kuvvetlerini istihdam eder, bu teşkilat amir ve memurları vali tarafından verilen emirleri derhal yerine getirmekle yükümlüdür .
C) İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin,
8 / 14kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir .
Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır . Bu hususta alınan ve ilan olunan karar ve tedbirlere uymıyanlar hakkında 66 ncı madde hükmü uygulanır .
Düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, insanın doğuştan getirdiği, devredilemez ve kutsal nitelikteki haklarını yöneticilere ve yönetilenlere hatırlatmak suretiyle haklara saygı gösterilmesini amaçlayan, insanın hak ve özgürlüklerinden en üst düzeyde yararlandığı onurlu bir yaşam sürmesi için küresel düzeyde rehber ilkeler ortaya koyan “İnsan Hakları Evrensel
Bildirgesi”nin somutlaştığı, vücut bulduğu “İnsan Hakları Anıtı”nın toplumun farklı renklerinin, düşünce ve söylemlerin bir araya geldiği bir toplanma ve buluşma noktası olduğunu; Anıtın belirli bir görüş etrafında kamuoyu oluşturmak ve siyasal karar organlarını etkilemek amacıyla, toplumsal eylemlerin merkezi ve bir parçası haline getirilmek istenmesinin çoğulculuk, açık fikirlilik ve hoşgörü temelinde şekillenen demokratik toplumun gereği olduğu; öte yandan heykelin tüm insanlığın ortak değerlerini simgelediği göz önünde bulundurulduğunda, belirli bir görüşe mensup kişilerce sahiplenilmesini engellemek amacıyla etrafının çelik bariyerlerle çevrelenerek heykele erişimin engellenmesinin heykelin belirli bir görüşe mensup kişilerin temsil ettiği değerler ile özdeşleşmesi fikrini pekiştirdiği, bununla birlikte 05/ 06/ 2018 tarihinde eylem noktasına yapılan keşifte, 3 ila 5 kişinin mimarlar odasından harekete geçtiği, aynı anda Konur sokakta konuşlanan polis aracının eylemcileri eylem noktasına varmadan 2- 3 dakika içinde gözaltına aldığı bu hususun günde iki defa olmak üzere devam ettiği ve her defasında eylemin gerçekleşmeden engellendiği tespit edildiğinden, İnsan Hakları Anıtının etrafını çevreleyen çelik bariyerlerin kaldırılarak Anıtın tekrar halk ile buluşmasının sağlanması yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği kanaati ve sonucuna ulaşmıştır .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran özetle, Ankara Yüksel Caddesi üzerinde bulunan İnsan Hakları Anıtının tüm insanların hiçbir ayrım gözetilmeksizin yalnızca insan olmalarından kaynaklanan, eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkının bir simgesi olduğunu, polis tarafından insan hakları anıtının etrafını çevreleyecek şekilde barikat kurulduğunu; anıtın bir “suç objesi” gibi gösterildiğini; bu uygulamanın Anayasanın “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15 inci maddesine ve “Sanatın ve sanatçının korunması” başlıklı 64 üncü maddesine aykırı olduğunu iddia ve ifade ederek, “İnsan
Hakları Anıtı”nın önündeki polis barikatının anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı şekilde tutulduğunun tespiti ile kaldırılması hususunda idareye tavsiyede bulunulmasını talep etmiştir .
10. Bilindiği üzere 15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemiz, TSK’nın içerisindeki bir grup FETÖ mensubu subay tarafından Genel Kurmay Başkanlığı karargâhında başlatılan darbe girişimi ile karşı karşıya kalmış, bu menfur girişim TSK’nın ve Emniyet Teşkilatının içindeki vatansever evlatlar ve yüce milletimiz sayesinde akamete uğratılmıştır . 15 Temmuzda yaşanan bu kalkışma sadece
9 / 14devletimizi, kurumlarını, meşru demokratik otoriteyi, kurulu anayasal demokratik düzeni, milli
güvenliğimizi değil fakat aynı zamanda bireylerin yaşam hakkını hedef almış, hem toplumda hem de devlet idaresi nezdinde büyük bir travmaya sebep olmuştur .
11. 15 Temmuz 2016 günü gerçekleştirilmeye çalışılan darbe teşebbüsünün başarısızlıkla sonuçlandırılmasının ardından Milli Güvenlik Kurulu’nun 20/ 7/ 2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı göz önünde bulundurularak Bakanlar Kurulu’nca 20/ 7/ 2016 tarihinde, Anayasanın 120 nci maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre, ülke genelinde 21/ 7/ 2016 Perşembe günü saat 01.00’dan itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hal ilan edilmesi kararlaştırılmış, akabinde Anayasanın 121 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak bu süre Bakanlar Kurulu’nun istemi üzerine en sonuncusu 18/ 04/ 2018 tarihinde olmak üzere 3’er aylık sürelerle uzatılmıştır .
12. 1982 Anayasası, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması rejimini olağan dönemlerde (md . 13) ve savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü dönemlerde (md . 15), olmak üzere ayrı ayrı düzenleme yoluna gitmiştir . Anayasada olağanüstü hal ilanı sebepleri ise, “Tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ekonomik bunalım halleri” (md .119) ve “Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması halleri” (md . 120), olmak üzere iki grup altında düzenlenmiştir . Bu sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediğini takdir edecek olan makam Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar
Kurulu olup (md . 120), bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına tabidir (md .121) .
13. Anayasanın 121 inci maddesi, yukarıda sayılan hallerde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanabileceğini veya durdurulabileceğini öngörmekte ve bu sınırlama ile durdurmanın ancak
Anayasanın 15 inci maddesindeki ilkeler doğrultusunda yapılabileceğini düzenlemektedir . Bu doğrultuda, sınırlamanın sınırı olarak karşımıza sadece; “milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler” ve “ölçülülük ilkesi” çıkmakta, 15 inci maddenin ikinci fıkrasında sayılan “yaşam hakkı”, “işkence ve kötü muamele yasağı”, “din, vicdan, düşünce ve kanaatleri açıklamaya zorlanamama ve bunlardan dolayı kınanamama”, “suç ve cezaların geriye yürümezliği” ve
“masumiyet karinesi” olarak tek tek sayılan hak ve özgürlüklerden oluşan çekirdek alan ise olağan dönemde izin verilenin ötesinde sınırlamaya tabi olmayan, kullanılmasının durdurulması mümkün olmayan dokunulmaz alanı ifade etmektedir .
14. Anayasa Mahkemesine göre (AYM, E .1990/ 25, K. 1991/ 1, 10/ 1/ 1991 ; E .1991/ 6, K.1991/ 20, 3/ 7/ 1991) “milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler” ile anlatılmak istenen “milletlerarası hukukun genel ilkelerine uygunluk” ve “devletin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülükleri”dir (Bkz . “Örgütlenme ve Toplanma Özgürlüğü”, Anayasa
Mahkemesine Bireysel Başvuru El Kitapları Serisi- 3, ss. 177) . Bu sözleşmelerin başında da kuşkusuz “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ” yer almaktadır .
15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Olağanüstü hallerde yükümlülükleri askıya alma” başlıklı
15 inci maddesi de, Taraf Devletlerin hükümetlerine, istisnai koşullarda, Sözleşme kapsamındaki
belirli hak ve özgürlükleri koruma yükümlülüklerini geçici, kısıtlı ve denetimli bir şekilde askıya
10 / 14alma imkanı sunmaktadır . Sözleşmenin 15 inci maddesinin uygulanması öncelikle, “savaş veya
ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hali” nin varlığı koşuluna bağlanmıştır .
Lawless/İrlanda, 1 Temmuz 1961 tarihli kararında AİHM, Sözleşmenin 15 inci maddesindeki
“ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hali” ifadesini, “tüm nüfusu etkileyen ve Devleti oluşturan toplumun yaşam düzenine karşı bir tehdit teşkil eden istisnai bir kriz veya olağanüstü hal durumu” olarak tanımlamıştır . Bu koşulun karşılanması sonrasında devlet ancak “durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde” ve “uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülükler”e ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilecektir .
Bununla birlikte Sözleşmede öngörülen belirli haklar, yükümlülüklere aykırı tedbir almaya izin vermez, bu bağlamda Sözleşmenin 15/ 2 maddesi, meşru savaş filleri dışında “yaşam hakkına”, “işkence ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya ceza yasağına”, “kölelik ve zorla çalıştırma yasağına” ve “kanunsuz ceza olmaz” kuralına aykırı tedbirlerin alınmasına izin verilmeyeceğini hüküm altına almıştır .
16. Bu doğrultuda olağanüstü halin geçerli olduğu dönemde, gerek anayasada gerekse de uluslararası hukukta düzenlenen çekirdek haklar arasında yer almayan diğer hakların olağan dönemde kişinin hak ve özgürlüklerinin tabi olduğu sınırlama rejimini düzenleyen Anayasanın 13üncü maddesine aykırı olarak sınırlanması mümkün olmakla birlikte, sınırlamanın Anayasanın 15 inci madde hükmüne bir başka anlatımla, “milletlerarası hukukun genel ilkelerine”, “devletin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerine” ve “ölçülülük ilkesine” aykırı olmaması gerekmektedir (Bkz . Örgütlenme ve Toplanma Özgürlüğü, Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru
El Kitapları Serisi- 3, ss. 185) .
17. Olağanüstü hallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağı ve olağanüstü yönetim usullerine ilişkin hükümler ise 25/ 10/ 1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal
Kanunu ile düzenlenmiş olup, Kanunun Tedbirler” başlıklı 11 inci maddesinde, Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince olağanüstü hal ilanında genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak, şiddet olaylarının yaygınlaşmasını önlemek amacıyla 9 uncu maddede öngörülen tedbirlere ek olarak “belli yerlerde veya belli saatlerde kişilerin dolaşmalarının, toplanmalarının; kamu düzeni veya kamu güvenini bozabileceği kanısını uyandıran kişi ve toplulukların bölgeye girişinin, bölge içerisinde belirli yerlere girmesinin veya yerleşmesinin yasaklanabileceği; kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklanabileceği ayrıca bu toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin izne bağlanabileceği, izne bağlanan toplantıların dahi gerektiğinde dağıtılabileceği” hüküm altına alınmıştır . Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller 6/ 10/ 1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ile düzenlenmiş olup, Kanunun 17 nci maddesinde bölge valisi, vali veya kaymakamın millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebileceği veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması hâlinde yasaklayabileceği hüküm altına alınmıştır . 10/ 6/ 1949 tarihli ve 5442 sayılı İl
İdaresi Kanununun 11 inci maddesinde de Valinin suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini
11 / 14korumak için gereken tedbirleri alacağı, il sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi
dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisinin valinin ödev ve görevlerinden olduğu bunları sağlamak için gereken karar ve tedbirleri alacağı hüküm altına alınmıştır .
18. Yukarıdan bu yana yer verilen ilgili ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde, 15 Temmuz 2016 tarihindeki hain darbe teşebbüsü sonrasında ilan edilen OHAL kapsamında Anayasanın, 2935 Sayılı
OHAL Kanununun, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun ve 5442 sayılı İl İdaresi
Kanunu yukarıda yer verilen ilgili maddeleri gereğince alınan istihbari bilgiler de gözetilerek Ankara
Valiliğince can ve mal güvenliğinin sağlanması, kamu düzeni ve esenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla Ankara ili sınırları içerisinde yol/meydan, cadde, sokak, park gibi umuma açık yerlerde her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşü, açıklama, eylem gibi etkinliklerin Valilik iznine bağlanmasının ve izin alınmadan yapılacak her türlü etkinliğin yasaklanmasının mevzuata uygun olduğu, emniyet tedbirlerinin devamının olağanüstü hâlin gereği olduğu, ancak gelişen ve değişen koşullar gözetilerek alınan emniyet tedbirlerinin sürekli olarak gözden geçirilmesi ve güncellenmesi gerektiği değerlendirilmiştir .
19. Anayasa Mahkemesi yukarıda belirtilen özgürlüklere yönelik müdahaleleri öncelikle Anayasanın
13 üncü maddesi bağlamında incelemekte 13 üncü maddeye aykırılık saptaması halinde ise bu defa
müdahalenin 15 inci maddedeki güvencelere uygunluğu yönünden bir değerlendirmede bulunmaktadır (Bkz .p.16) . Kurumumuza yapılan başvuruda somut olarak belirli tarihte gerçekleşen maddi bir olaya atıfla, toplanma özgürlüğünün ihlal edildiği, polis müdahalesinin orantısız olduğu yönünde iddialar şikâyet konusu edilmemiş olup, genel olarak İnsan Hakları Anıtının önünde bireylerin toplanmasının engellenmesinin Anıtın simgesi haline geldiği bireyin temel hak ve özgürlüklerine saygı yükümlülüğü ile bağdaşmadığı ileri sürülmüştür . Bu bağlamda yukarıda özetlendiği üzere, somut bir tarih ve zaman aralığında gerçekleşen maddi bir olaya işaret edilmeksizin yapılan başvuruda, toplanma özgürlüğüne olağan dönemde izin verilenin ötesine geçilerek sınırlama konulmasının, hatta gerektiğinde kullanılmasının durdurulmasının olağanüstü dönemin gereği olduğu değerlendirilmiş olup, bunun ötesinde Anayasanın 15 nci maddesinde yer verilen güvence ölçütleri yönünden inceleme yapılma yoluna gidilmemiştir .
20. Başvuranın şikâyete konu ettiği husus, İnsan Hakları Anıtının çelik barikatlar ile çevrelenerek önünde bireylerin toplanmasının engellenmesinin Anıtın simgesi haline geldiği bireyin temel hak ve özgürlüklerine saygı yükümlülüğü ile özellikle Anayasanın 15 inci maddesinde “kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz’ şeklinde ifade bulan düşünce ve kanaat hürriyetine aykırı olduğu iddiası ve bağlantılı iddialar üzerinde yoğunlaşmaktadır .
21. Anayasanın 25 inci maddesinde herkesin, düşünce ve kanaat hürriyetine sahip olduğu ve her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimsenin, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı ve düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanıp suçlanamayacağı hüküm altına alınmış, devamında 26 ıncı maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanımında başvurulacak araçlar olarak
“söz”, “yazı” “resim” ve “başka yollar” denilmek suretiyle her türlü ifade aracının anayasanın güvencesi altında olduğu belirtilmiş, olağanüstü halde temel hak ve özgürlüklere getirilebilecek
12 / 14sınırlama rejiminin düzenlendiği 15 inci maddede de kişilerin düşünce ve kanaatlerini açıklamama
ve bunlardan dolayı suçlanamama şeklinde negatif nitelikte susma özgürlüğü olarak tanımlanabilecek çekirdek alana devletin müdahalesi Anayasanın 13 üncü maddesi, 25 ve 26 ncı maddesinde sayılan güvence ölçütleri dışında yasaklanmıştır .
22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesinde ise, herkesin ifade özgürlüğü hakkına sahip olduğu, bu hakkın kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsadığı belirtilmiş, ikinci fıkrada ise devletin, ifade özgürlüğünün kullanılmasına müdahalesinin meşru kabul edildiği durumlar sayılmıştır . 10 uncu maddenin koruduğu “ifade”den anlaşılması gereken sadece yazılı ya da sözel kelimeler olmayıp, bir fikir ifade etmeyi ya da bir bilgi sunmayı amaçlayan resimler, görüntüler ve eylemlerin de bu kapsama dahil olduğu, üstelik, 10 uncu maddenin bilgi veya fikrin sadece içeriğini değil fakat aynı zamanda bunların ifade edildikleri biçimi (belgeler, tablolar, filmler vb.) de koruduğu AİHM içtihatlarıyla kabul edilmiştir (AİHS’nin 10. Maddesinin
Uygulanmasına İlişkin Kılavuz, Monica Macovei, ss. 25) .
23. Başvuruya konu İnsan Hakları Anıtının heykeltıraşı Metin Yurdanur Anıtın nasıl ortaya çıktığına ilişkin verdiği bir röportajında, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini okuyan sessiz, sakin, dingin bir figür oluşturduğunu, heykelin boyutlarını insani tutarak insanların heykelin simgelediği değerleri, vermek istediği mesajı içselleştirmesini amaçladığını, heykelin insan hakkına sahip olmak isteyen herkesin sembolü olduğunu belirtmiştir . Şikâyete konu idare de konuya ilişkin yaptığı açıklamasında, heykelin belirli bir görüşe sahip bir kesime ait olmadığını, toplumun tamamına ait kamusal bir simge olduğunu ancak belirli bir görüşe mensup kişilerce heykelin sahiplenilerek eylemlerinin bir parçası haline getirilmeye ve bu şekilde eylemin kitleselleştirmeye ve meşru kılınmaya çalışıldığını, ayrıca 24 saat esasına göre gündüz/gece olmak üzere gerçekleştirilen süresiz açlık grevi sırasında buranın yerleşke haline getirilmesinin heykelin de zarar görmesine yol açabileceğini belirtmiştir .
24. Başvuruya konu şikâyet yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, İdare tarafından işlemin gerekçeleri olarak öne sürülen güvenliği sağlama, anıtın belli bir zümreye ait hale gelmesini önleme, afiş bildiri vb. malzemeler yapıştırılmasını önleyerek anıtı koruma, bölgenin uç ideolojik örgütler tarafından bir yerleşke haline gelmesini önleme, uç ideolojik örgütlerin kendilerini haklı göstererek örgüte eleman kazandırmalarını önleme gibi hususların haklı gerekçeler olduğu değerlendirilmekle birlikte, anıtın bariyerle çevrelenmesinin yukarıda işlemin gerekçeleri olarak yer verilen amaçlara hizmet etmediği, aksine anıtın bariyerle çevrelenmesinin ideolojik uç ideolojik örgütler tarafından anıtın sembolleştirilmesi sonucunu doğuracağı, bölgede yapılan eylemlerin çeşitli müdahale araçları ile farklı şekilde engellenebileceği, nitekim 05/ 06/ 2018 tarihinde eylem noktasına yapılan keşifte, 3 ila 5 kişinin mimarlar odasından harekete geçtiği, aynı anda Konur sokakta konuşlanan polis aracının eylemcileri eylem noktasına varmadan 2- 3 dakika içinde gözaltına aldığı, bu hususun günde iki defa olmak üzere devam ettiği ve her defasında eylemin gerçekleşmeden engellendiği tespit edildiğinden, İnsan Hakları Anıtının etrafını çevreleyen bariyerlerin kaldırılması yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği kanaati ve sonucuna ulaşılmıştır .
13 / 14B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme
25. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin
Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “ dürüstlük”, makul “sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı öte yandan “karara karşı başvuru yollarının gösterilmediği” tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uygun hareket etmesi beklenmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜ İLE, “İnsan Hakları Anıtı”nın etrafındaki bariyerlerin kaldırılması yönünde İÇİŞLERİ
BAKANLIĞI’NA VE ANKARA VALİLİĞİ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar tesis edilecek işlemin
veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, BAŞVURANA, İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA VE ANKARA VALİLİĞİ’NE tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi