onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı işçinin 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi sonrası Olağanüstü Hâl kapsamında iş sözleşmesinin feshedilmesi ve sonrasında göreve iade edilmesi sürecinde yıllık izin haklarının nasıl hesaplanacağına dair bir hukuki uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı, ihraç edildiği süre boyunca yıllık izin hakkının korunması gerektiğini ve bu sürelerin de yıllık izin hesabına dahil edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Davalı ise, bu süre zarfında fiilen çalışılmadığı için yıllık izin hakkının doğmadığını ileri sürmektedir.

Mahkeme, davacının iş sözleşmesinin askıda olduğu süre boyunca yıllık izin hakkının hesaplanmasında bu sürelerin dikkate alınması gerektiğine hükmetmiştir. Ancak, Yargıtay, yıllık izin hakkının fiili çalışma ile kazanıldığını ve ihraç süresinin bu hakkın hesaplanmasında dikkate alınamayacağını belirterek, davacının yıllık izin alacaklarının bulunmadığına karar vermiştir. Bu durum, yıllık izin hakkının anayasal bir dinlenme hakkı olduğu ve çalışılmayan sürelerin bu haktan feragat anlamına geldiği gerekçesiyle açıklanmıştır.

Sonuç olarak, Yargıtay, davacının yıllık izin hakkının hesaplanmasında ihraç süresinin dikkate alınamayacağına ve dolayısıyla davanın reddine karar vermiştir. Bu karar, işçi hakları ve yıllık izin uygulamaları açısından önemli bir içtihat oluşturmaktadır.

9. Hukuk Dairesi         2024/12500 E.  ,  2024/13637 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    KARAR : Davanın reddi

    Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin… Bakanlığına bağlı 54. Bakım Fabrika Müdürlüğünde işçi olarak çalıştığını, … Sendikası ile işveren arasında imzalanmış olan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandığını, 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi sonucu ilan edilen Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında 29.04.2017 tarihli ve 689 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince 15.07.2017 tarihinde iş sözleşmesi feshedilerek kamu görevinden ihraç edildiğini; davacının ihraç işlemine karşı Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun kabul edilmesi üzerine 15.04.2022 tarihinde eski işyerine döndüğünü, 15.07.2017 – 15.04.2022 tarihleri arasında kamu görevinden ihraç edildiği gerekçesiyle beklemesine rağmen çalıştırılmadığını, 7075 sayılı Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un (7075 sayılı Kanun) “Kararların uygulanması” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince 15.07.2017-15.04.2022 tarihleri arasına ilişkin özlük haklarının ödendiğini, işbaşı yaptıktan sonra 06.06.2022 tarihinden itibaren işveren tarafından birikmiş yıllık izinlerinin kullanılması amacıyla 90 günlük yıllık izne çıkarıldığını, davacının bundan 1 ay sonra da işveren tarafından, müvekkilinin KHK ile uzaklaştırıldığı dönemde fiîlen çalışmadığı gerekçesi ile izninin iptal edilerek işbaşı yapması gerektiğinin belirtildiğini, kullandığı 1 aylık izin süresinin 2022 yılında hak ettiği yıllık izin süresinden mahsup edileceğinin şifahen bildirildiğini, bunun üzerine davacı işçinin 18.07.2022 tarihinde yıllık izinden dönerek işbaşı yaptığını, davalı işveren tarafından davacının yıllık izin süresinin iptal işleminin usul, kanun ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının KHK gereğince işten uzaklaştırılıp tekrar işe başlatıldığı tarihe kadar yıllık izin dâhil tüm mali ve sosyal haklarının ödenmesi gerektiğini, davalının yıllık izin süresinin çalıştırılmadığı süre de dikkate alarak hesaplandığını, kullanmadığı yıllık izin sürelerini kullanması için 06.06.2022 tarihinde 90 günlük yıllık izne çıkarıldığını; 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 66 ncı maddesi ve 53 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 26. Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesinin 30 uncu maddesi kapsamında mali ve sosyal haklarının davacıya ödenmesi gerektiğini, 7075 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin birinci fıkrası hükmünün de süre veya çalışma şartı aranmaksızın bu hususu öngördüğünü, aksine uygulamanın 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 50 inci ve 125 inci maddelerine aykırı olacağını belirterek davacı işçinin yıllık ücretli izin süresi hesabında görevden ihraç edildiği 15.07.2017-15.04.2022 tarih aralığının da hesaba katılması gerektiğinin tespiti ile yıllık ücretli izin süresinin bu süreler de gözetilerek hesaplanmasını talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında iddia edilen süre için davacının mali ve sosyal haklarının ödendiğini, yıllık izin hakkının fiîli çalışmaya bağlı anayasal dinlenme hakkı olduğunu, fiîlen çalışmadığı bu süre için yıllık izin hakkının doğmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2023 tarihli kararıyla; davacı işçinin davalı işyerinde çalışmaya başladığı 03.11.1997 tarihinden, iş sözleşmesinin feshedildiği 29.04.2017 tarihine kadar geçen toplam hizmet süresinin 22 yıl 8 ay 3 gün olduğu, davacının 29.04.2017 ile 15.04.2022 tarihleri arasındaki iş sözleşmesinin askıda olduğu sürede yıllık ücretli izin hesabında dikkate alınacak toplam çalışma süresinin 4 yıl 9 ay 28 gün olduğu, eğer iş sözleşmesi feshedilmemiş olsaydı, davacı işçinin 29.04.2017 ile 15.04.2022 tarihleri arasındaki sürede toplamda (4×30=) 120 gün yıllık ücretli izne hak kazanacağı görevine iade edilmesinin akabinde davacı işçinin 06.06.2022 ile 18.07.2022 tarihleri arasında kullanmış olduğu 42 günlük iznin de bu süreden mahsup edilmesi hâlinde geriye (120-42=) 88 gün ücretli izin hakkı bulunduğunun denetime elverişli 13.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, davalı… Bakanlığına bağlı işyerlerinde, toplam 4 yıl 9 ay 28 gün üzerinden yıllık ücretli izin hakkı bulunduğunun ve dava tarihi itibarıyla davalı işverenden hak edip kullanmadığı 88 gün yıllık ücretli izin hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 22.11.2023 tarihli kararıyla; davacı ve göreve iade edilen işçi ve memurlara kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların, belirtilen madde uyarınca ödenmiş olduğu da gözetilerek davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hâkiminin objektif mantıksal, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Dairemizin 06.03.2024 tarihli kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin, davacının görevden ihraç edildiği ve çalışmadığı 15.07.2017-15.04.2022 tarih aralığındaki sürenin yıllık izin süresinin hesabına katılması gerektiğinin tespitine yönelik kısmı yerinde ise de davacının ihraç kararından önceki çalışmasının 22 yılı aştığı ve toplu iş sözleşmesine göre hizmet süresi 15 yılı aşan işçilerin yıllık izin hakkının 30 gün olarak belirlendiği dikkate alındığında; kullanılacak yıllık izin süresinin tespitine bu sürenin bir katkısının bulunmadığı, yıllık izin hakkı anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmeyeceği ve bu haktan vazgeçilemez olduğu, yıllık izin; çalışıldığında hak kazanılan dinlenme hakkı olup çalışılmaksızın geçirilen ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la (7145 sayılı Kanun) değişik 7075 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesine göre mali ve sosyal hakların ödendiği belirtilen süreler, fiîlen çalışma olmaksızın geçirildiğinden, bu süreler için yıllık ücretli izin alacağının bulunduğunun kabul edilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

    B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili; 15.07.2017-15.04.2022 tarihleri arasında kanuna aykırı olarak ihraç edildiği için çalıştırılmayan davacıya 7075 sayılı Kanun’un “Kararların uygulanması” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince 15.07.2017-15.04.2022 tarihleri arasında çalışılmış gibi değerlendirilerek mali ve sosyal hakların ödendiğini, yıllık izin hakkının da en temel sosyal haklardan olduğunu, işverence işe başlatıldıktan sonra yıllık izin verilip tekrar iptal edildiğini davacının çalışılmayan süreye ilişkin 4 yıl daha yıllık izin hakkının bulunduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının davalı Kurumdan ihracı ile Olağanüstü Hâl Komisyonu kararıyla göreve iade edildiği tarihler arasındaki sürenin yıllık ücretli izin alacağının hesabında kıdeminden sayılıp sayılamayacağı ve bu süre için yıllık izin hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

    2. 7145 sayılı Kanun’la değişik 7075 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi.

    3. 4857 sayılı Kanun’un 53, 54, 55 ve 66 ncı maddeleri,

    3. Değerlendirme
    1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VII. KARAR
    Açıklanan sebeple;
    Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    16.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.