|
ÖZET: Başvuran, 15 Ağustos 1974 tarihinde vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı bağlanması talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) başvurmuş, ancak SGK, eşinin maaşının bağlanabilmesi için 5 yıl sigortalılık ve 900 gün prim ödeme şartı aradığını belirtmiştir. Başvuran, eşinin prim gün sayısını askerlik borçlanması yaparak tamamladığını, ancak borçlanma olmadan da yeterli prim gün sayısına sahip olduğunu ifade ederek SGK’ya yeniden hesaplama talebinde bulunmuş, ancak yanıt alamamıştır. Bu nedenle Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuruda bulunmuştur.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın talebinin, ilgili mevzuat gereği talep şartına bağlı olduğunu belirtmiştir. 5510 sayılı Kanun’un 28. maddesi, ölüm aylığının bağlanabilmesi için belirli prim gün sayısının bulunmasını zorunlu kılmaktadır. Başvuranın eşinin 2016 yılında yaptığı askerlik borçlanması ile gerekli prim gün sayısının tamamlandığı, dolayısıyla ölüm aylığının 1 Nisan 2016 tarihinden itibaren bağlanabileceği ifade edilmiştir. Ancak, ölüm aylığının bağlanabilmesi için başvuranın yazılı talepte bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin hukuka uygun olduğunu belirterek başvurunun reddine karar vermiştir. İdarenin işlemlerinin mevzuata uygun olduğu, başvuranın talebinin ise gerekli şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle kabul edilmediği ifade edilmiştir. Başvuranın, SGK’ya karşı dava açma hakkı olduğu da belirtilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 5152-5152
BAŞVURU NO : 2018/10472
KARAR TARİHİ : 28/02/2019
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Ölüm aylığı bağlanması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 27/08/2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran; 15/08/1974 tarihinde vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı bağlanması talebiyle
Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurduğunu, anılan idarenin eşine maaş bağlanabilmesi için 506 sayılı Kanunun 66 maddesi gereğince 5 yıl sigortalılık ve 900 gün prim ödeme şartının aradığını bildirmesi üzerine müteveffa eşinin 898 gün olan prim ödeme gün sayısını askerlik borçlanması yapmak suretiyle tamamladığını ancak borçlanma olmadan da ölüm aylığı bağlanması için yetecek prim gün sayısı olduğunu belirtmiş prim gün sayısının yeniden hesaplanması için SGK’ ya başvuruda bulunduğunu anılan idarenin başvurusuna cevap vermediğini belirterek eşinin ölüm tarihi itibariyle kendisine ölüm aylığı bağlanması talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 23/02/2018 tarihli ve … sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından
gönderilen 16/03/2018 tarihli ve … sayılı yazıda özetle:
2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 28 inci maddesinde; ölüm aylığının; a) En az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş, b) 47 nci maddede yazılı sebeplerle kazaya uğramış, malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken veya malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz işlemi tamamlanmamış, c) Bağlanmış bulunan malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya başlamaları sebebiyle kesilmiş, durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine, yazılı istekte bulunmaları halinde bağlanacağı hüküm altına alındığı, 2.2. Öte yandan, anılan Kanununun 35 inci maddesinde; ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıkların; a) Sigortalının ölüm tarihini, b) Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi, takip eden ay başından itibaren başlatılacağı belirtildiği, 2.3. Diğer taraftan, anılan Kanunun 41 inci maddesinde; sigortalılık borçlanması ile aylık bağlanmasına hak kazanılması durumunda, ilgililere borcun ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanacağına hükmedildiği, 2.4. Buna göre, … T.C Kimlik Numaralı … ’in 15/08/1974 tarihinde vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığına hak kazanabilmesi için, 02/02/2016 tarihinde 70 gün, 28/03/2016 tarihinde 15 gün askerlik borçlanması yaparak 900 gün şartını yerine getirmiş olduğu, adı geçene bağlanacak olan ölüm aylığı Kanunun 35 inci maddesi gereği hak sahibi niteliğini kazandığı (askerlik borçlanması bedelini ödeyerek) 28/03/2016 tarihini takip eden aybaşı olan 01/04/2016 tarihinden itibaren başlaması gerektiği, 3. Ayrıca, adı geçenin talebinde belirtmiş olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından herhangi bir talep gözetmeden ölüm aylığı bağlanması, anılan Kanunun 32 nci maddesinde belirtilen
“…ölen sigortalının hak sahiplerine, yazılı istekte bulunmaları halinde bağlanacağı…” hükmü gereğince mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun “506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 7 inci maddesinin birinci fıkrası; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.” 7. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun “Ölüm sigortasından aylık bağlama şartları” başlıklı 66 ncı maddesinin son fıkrası; “5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda, Ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanır.” 8. 506 sayılı Kanunun “Zamanaşımı ve hakkın düşmesi” başlıklı 99 ncı maddesinin ilk fıkrası; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları, yazılı istek tarihini takibeden aybaşından itibaren başlar.” hükmüne amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ÖZLEM TUNÇAK’ IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına
Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran, özetle; ölen eşinden dolayı geride kalan eş olarak kendisine ölüm aylığı bağlanma tarihinin yanlış tespit edildiğini, talep şartına bakılmaksızın ölüm tarihinin aylık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek hak sahibi olarak eşinden dolayı hak kazandığı ölüm aylığının geçmişe dönük olarak kendisine bağlamasını talep etmektedir.
11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, özetle; başvurana eşine ait sigortalı dosyası üzerinden ölüm aylığının bağlanmasının diğer tüm ölüm aylıklarında olduğu gibi talep şartına bağlı olduğu, bu bakımdan eşinin ölüm tarihinde ölüm aylığı bağlanması için yeterli prim ödeme gün sayısının bulunmayan müteveffa sigortalının eşi tarafından, askerlik borçlanması yapılması suretiyle yeterli prim ödeme gün sayısı tamamlanmasının akabinde başvuran tarafından gerçekleştirilen talebe istinaden ölüm aylığının bağlandığı, mevzuat gereğince de talep şartı gerçekleşemeden ölüm aylığının bağlanmasının mümkün bulunmadığı ifade edilmiştir.
12. Bu çerçevede uyuşmazlığın çözümü hak sahibi olarak ölüm aylığı almak için talep şartının sosyal güvenlik sistematiği içerisinde incelenmesi noktasında toplanmaktadır.
13. Sosyal güvenlik toplumda yaşayan her kesimi hiçbir ayırım gözetmeksizin hayatın çeşitli sosyal risklerine karşı ekonomik güvence altına alarak yarın endişesinden kurtarmaya, toplumda yoksul ve muhtaç insanlara yardım ederek onlara insan onuruna yaraşır en az yaşam düzeyi sağlayarak, sosyal adaletin ve sosyal devlet ilkesinin gerçekleştirilmesine hizmet etme amacını gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Sosyal haklara ilişkin tüm alanlarda olduğu gibi, sosyal güvenlikte de sosyal sigortacılık aracılığıyla sosyal adalet gerçekleştirilmesi amacına hizmet etmeye ve insana, insan onuruna layık bir yaşam düzeyi sağlamaya yöneliktir. Sosyal güvenlik, sadece insanların geleceğini güvence altına almaya yönelik bir kurallar bütünü olmayıp, her şeyden önce bir sosyal program ya da politikadır. Bu politikada asıl hedef, insanların belirli sosyal risklere karşı ekonomik güvenliklerinin ve sosyal adaletin sağlanması ise de, bunun içinde durmadan değişen kural ve ilkeler, türlü yöntemler ve önlemler yer almaktadır. Bu niteliği itibarıyla sosyal güvenlik bir hukuk dalı olmaktan çok, bir sistem olma özelliği taşımaktadır.
14. Sosyal hukuk devletinin temel kavramlarından biri olan sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak, kişilerin yaşlılık, hastalık, malullük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır. Sosyal hukuk devletinde kişinin korunması, sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanmasıyla olanaklıdır.
15. Belirtmek gerekir ki ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanmasının dayanağı olan ölüm aylığı da sigortalının yarından emin olma düşüncesini, geride kalanlarının güvencesini karşılama fikriyle ortaya koyulmuştur. Ölüm sigortası aileyi esas alan bir sigortadır ve bunun bir sonucu olarak ölüm aylığı, sigortalının ölümü halinde belirli şartların yerine getirilmesi koşu ile sigortalının geride kalan hak sahiplerine yaptığı bir ödemedir. Sigortalının ölümü ile belirli şartları taşıyan hak sahiplerine muhtaç durumuna düşmemeleri için ödeme yapılmaya devam edilir.
16. Ölüm sigortasından yararlanma koşullarının tespitinde öncelikle sigortalı ve hak sahipliği yönünden yararlanma şartları iki değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Hak sahiplerinin ölüm aylığı alabilmeleri için ilk koşul sigortalının ölümüdür, sigortalıya ilişkin diğer hususların tespitinde hangi mevzuattın uygulanacağının tespiti bakımından da ölüm tarihi önem taşımaktadır. Başvuruya konu sigortalı dosyasında ölüm tarihinin 15/08/1974 tarihinde gerçekleştiği görülmektedir. Bu bakımdan diğer koşulların tespiti yönünden o dönemde yürürlükte olan mevzuatta göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
17. Bu bakımdan öncelikle 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 66 ncı maddesi hükümlerine bakmak gerekecektir. Yukarıda yer verilen madde metinde de görüldüğü üzere başvuruya konu dosya bakımından 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az
900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda olma şartı aranmıştır.
Buna göre müteveffa sigortalının dosyasını incelediğimizde, sigortalının 01/01/1963 tarihinde işe başladığı, 30/06/1967 tarihinde işten ayrıldığı, 1963 yılında 360, 1964 yılında 315, 1967 yılında ise 148 gün olmak üzere toplam prim gün ödeme sayısının 823 olduğu anlaşılmaktadır.
18. Ölüm sigortasından yararlanmanın sigortalı tarafından yerine getirilmesi aranan prim gün ödeme sayısının, eksik kalması halinde geride kalan hak sahiplerine yasa koyucu imkan tanıyarak; hizmet borçlanması ve hizmet canlandırması imkanlarını getirmiştir. Başvuruya konu dosya bakımından askerlik borçlanması yoluyla bu imkanın kullanıldığı görülmektedir. Şöyle ki başvuranın dosyasının incelenmesinde ölüm aylığı bağlanması için 506 sayılı
Kanunda aranan 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödeme şartının 2016 yılında yapılan askerlik borçlanması sonucunda mümkün olduğu görülmektedir. Sosyal Güvenik Reformunun gerçekleştiği 01/10/2008 tarihinden sonra 5 yıldan beri sigortalı bulunup 900 gün prim ödeme şartının yerine getirilmesinde, yapılan borçlanmalar dikkate alınmazken, reform öncesi vefat eden sigortalılar bakımından, 900 gün hesabında borçlanılan süreler de dikkate alınacaktır. Buna göre müteveffa sigortalı bakımından, ölüm sigortasından yararlanma şartları askerlik borçlanmasının ödenmesi neticesinde gerçekleşmiş bulunmaktadır.
19. Öte yandan biraz önce bahsettiğimiz üzere, ölüm aylığından yararlanma şartlarının tespitinde ayrıca hak sahipliğine ilişkin koşulların da gerçekleşmesi de aranmaktadır.
Sigortalının ölümü ile dul kalan eşe aylık bağlanması için; ölüm tarihinde sigortalı ile aralarında
Türk Medeni Kanununa göre geçerli bir evlilik ilişkinin varlığı aranmaktadır. Ancak hak sahipliği sıfatının kazanılması bakımından yasa koyucu tarafından ölen sigortalıdan dolayı ölüm aylığı bağlanabilmesi için hak sahiplerinin başvuru şartı da ayrıca aranmaktadır. 506 sayılı Yasanın 99 uncu maddesinde zamanaşımı ve hakkın düşmesi ile ilgili düzenlemeye baktığımızda “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları, yazılı istek tarihini takip eden aybaşından itibaren başlar. İş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından kazanılan diğer haklar ile hastalık ve analık sigortalarından doğan haklar ise, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer. Geçici iş göremezlik ödeneğini veya herhangi bir döneme ilişkin gelir veya aylığını beş yıl içinde almayanların, söz konusu ödenek, gelir veya aylıkları ödenmez.” hükmü ile ölüm halinde hak kazanılan aylığın, hak kazanıldığı tarihte istenmemesi durumunda istenmeyen kısmın zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Nitekim aynı yaklaşım 5510 sayılı Kanunla da benimsenmiş ve anılan Kanunun 32 nci maddesinin son fıkrasında hak sahiplerinin yazılı istekte bulunmaları halinde ölüm aylığının bağlanacağı daha açık şekilde ifade edilmiştir.
20. Bu kapsamda ölüm aylığının bağlanmasının teknik koşullarına ilişkin olan talep şartı; hak sahibi olmak için geride kalanlar için bir yükümlülük yüklemekle birlikte idare bakımından ise şart işlem niteliği taşırken geride kalanlar içinse isteğe bağlı bir işlem niteliğindedir. Şöyle ki sigortalı olmaktan sosyal sigortalarda zorunluluk ilkesi gereği sigortalılığın getirdiği hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği kabul edilmiştir. Zorunlu sigortalılık kişileri kendi aleyhine karar vermesinden de koruyan bir niteliğe sahiptir. Oysa hak sahibi olmaya hukuk devleti ilkesi gereği kimse mecbur edilmemelidir. Hak sahibi olma sonucunda bir kimse yararlandığı başka haklardan mahrum kalabileceği gibi, ileride doğacak diğer haklardan yararlanması hak sahipliği sıfatı nedeniyle mahrum kalması gündeme gelebilecek veyahut tamamen kişisel nedenlerle geride kalan eş, çocuk bu haktan yararlanmaktan imtina edebilecektir.
21. Filhakika gerek 506 sayılı Kanunun 99 uncu maddesinde yer alan hükmünün gerekse
5510 sayılı Kanunda yer alan 32 ve 97 maddelerinin mefhumu muhalifinden talep olmadan
aylık bağlamasının yasak olduğu anlaşılmaktadır. En nihayetinde ölüm aylığı bağlanması işlemi idarenin bir işlemidir. İdari işlemlerin ise kendilerinden önce belirlenmiş bulunan nesnel hukuk kurallarınca belirlenen sebebe dayanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Sosyal
Güvenlik Kurumunu hak sahibi sıfatıyla geride kalanlara ölüm aylığı bağlamaya sevk eden sebepte aylık bağlanması talebidir. Bu bakımdan geride kalan bireyin talebi olmadan ölüm aylığından yararlandırılması, yapılan idari işlemi sebep yönünden dayanaktan yoksun bırakacaktır.
22. Nitekim başvuruya benzer taleplerle yargıya taşınan uyuşmazlıklarda yapılan incelemelerde talep şartının gerekli olup olmadığı irdelenmeden, talebin sosyal güvenlik hukuku bakımından zamanaşımına etkisi üzerinde durulmuş talebin SGK’ ya iletilmemesi nedeniyle ölüm tarihinden itibaren beş yıl geçmesi halinde istenmeyen kısmının zaman aşımına uğrayacağı vurgulandığı görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 27.06.2018 tarih ve E.2015/10-1372, K. 2018/1284 sayılı kararında; 22.1. “Nihayet 506 sayılı Kanun’un 99’uncu maddesinin ilk fıkrasında sürekli iş göremezlik geliri yönünden zamanaşımı hükümleri düzenlenmiştir. İlgili fıkrayla “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları yazılı istek tarihini takibeden aybaşından itibaren başlar.” düzenlemesi getirilmiştir. Böylece sürekli iş göremezlik geliri iş kazasının gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde istenmezse zamanaşımına uğrayacağından iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren bağlanmayacak ancak yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren bağlanabilecektir.” hükmü ile 506 sayılı Kanun kapsamında iş göremezlik gelirinin, madde metinde yer verilen gelir ve aylıkların bağlanması bakımından da hak kazanılan gelir ve aylıkların hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmez ise zamanaşımına uğrayacağı, bu durumda olanların gelir ve aylıklarının yazılı istek tarihini takip eden aybaşından başlayacağını kabul ettiği görülmektedir.
23. Yine Yargıtay, 10. Hukuk Dairesi tarafından verilen, E.: 2007/2491, K.: 2007/20654 ve 06/12/2007 tarih Sayılı Kararda; geride kalan kişinin müteveffa sigortalının ölüm tarihi itibariyle ölüm aylığının başlatılması gerektiği yönündeki talebine ilişkin görülen davada “506 sayılı Yasanın 99/1 maddesi ile; “…ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları, yazılı istek tarihini takibeden aybaşından itibaren başlar.” hükmü getirilmiş olmasına göre, davacı açısından hakkı doğuran olay tarihi olan 29.09.1990 yılından itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi başlamış olacaktır. Hal böyle olunca, yasada belirtilen bu
5 yıllık süre içinde davacının yazılı talepte bulunmaması karşısında, davacıya babası üzerinden
ölüm aylığının, talep tarihini (=21.08.2003) takip eden aybaşı olan 01.09.2003 tarihinden itibaren bağlanması gerekir.” Şeklinde hüküm kurduğu görülmektedir.
24. Sonuç olarak Kurumumuz tarafından yapılan değerlendirme ve incelemeler neticesinde; başvuranın eşinin 1963 yılında 360 gün, 1964 yılında 315 gün, 1967 yılında ise 148 gün olmak üzere toplamda 823 gün prim ödemesinin olduğu, başvuranın; 02/02/2016 tarihinde 70, 28/03/2016 tarihinde ise 15 gün askerlik borçlanma yapmak suretiyle 506 sayılı yasada ölüm aylığına hak kazanmak bakımından aranan 900 gün prim ödeme sayısını yerine getirdiği bu tarih itibariyle ölüm aylığına hak kazandığı, 28/03/2016 tarih ve … sayılı Tahsis Talep ve
Beyan Taahhüt Belgesi ile yaptığı tahsis talebine istinaden takip eden aybaşı olan 01/04/2016 tarihi ile ölüm aylığı bağlandığı; yapılan işlemlerin sosyal güvenlik yasalarına uygun olarak tesis edildiği, anılan gerekçeler neticesinde Sosyal Güvenlik Kurumunun işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle
“karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir
V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İzmir İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VI. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Bu kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi