onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının vefat eden oğlundan ölüm aylığı bağlanması talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, müteveffanın sigortalı olarak çalıştığını ve davacının asgari ücretin altında bir gelir elde etmediğini belirterek ölüm aylığı bağlanmasına karar vermiştir. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu ise, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu öne sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının gelir durumunu inceleyerek, ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin kararın yerinde olduğunu belirtmiştir. Mahkeme, davacının tapuda kayıtlı taşınmazlarından düzenli bir gelir elde etmediğini ve 5510 sayılı Kanun’un 34. maddesine göre asgari ücretin üzerinde gelir elde etmediğini tespit etmiştir. Bu nedenle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayarak, davacının ölüm aylığı alma hakkının bulunduğunu ve davalı Kurumun itirazlarının yerinde olmadığını belirtmiştir. Bu durum, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca temyiz nedenlerinin yetersiz olduğunu göstermektedir.

10. Hukuk Dairesi         2024/8916 E.  ,  2024/10593 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/313 E., 2024/1361 K.
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/179 E., 2022/264 K.

    Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının oğlu … ‘nun 24.05.2017 tarihinde trafik kazasında hayatını kaybettiğini, müteveffanın 18.09.2009 tarihinden kaza tarihi olan 24.05.2017’ye kadar 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalıştığını, müteveffanın hayatını kaybettiği trafik kazasından sonra, Sosyal Güvenlik Kurumuna 27.02.2022 tarihinde ve daha sonra tekiden 13.04.2022 tarihinde müteveffanın annesi olan davacıya ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunulduğunu, Kurum tarafından talep konusunda olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmediğini, müvekkiline ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanmasına ve süresinde ödenmeyen gelirlerin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını beyanla, davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… davacının oğlu … 24.05.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirmiştir. Hizmet döküm cetveline göre 28.10.2010 tarihinden itibaren sigortalı olup prim gün sayısı da 900 günden fazladır. Davacının geliri asgari ücretin altında olması halinde ölüm aylığı almaya hak kazanmaktadır. Burada hemen denetmen tarafından düzenlenen raporda gelire esas alınan unsurları irdelemek gerekir. Türk Medeni Kanunu’nda aile reisinin erkek olduğu düzenlemesi yer almamaktadır. Diğer bir anlatımla 743 sayılı mülga medeni kanunda yer alan evin infak ve iaşesinin evin reisi koca tarafından karşılanacağı hükmü yeni medeni kanun ile kaldırılmıştır. Davacının talepte bulunduğu tarihte eşi olan … ‘ın geliri nedeniyle gelir sahibi olduğunu kabul etmek örf ve adet hukukunda yer bulabilir. Türk Medeni Kanunu düzenlemeleri kadın ve erkeği evlilik birliği içerisinde eşit konuma getirmiştir. Kurum tarafından yapılan denetimde eşin gelirinin davacının geliri sayılması evlilik birliği içerisinde eşit konumda bulunan kadını erkeğe bağımlı konuma getirmektedir. Süreçte davacının eşinden boşandığı da gözetildiğinde bu bağımlılığın yasal anlamda karşılığının bulunmadığını da göstermektedir. Kısaca söylemek gerekirse davacının tahsis talebinde bulunduğu tarihte kendine ait asgari ücreti aşan gelirinin bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Davacı ölüm aylığı almaya hak kazanmış olup davanın kabulüne” karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını, yasal mevzuta uygun olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında “…dosya kapsamından davacının tapuda adına kayıtlı taşınmazlarından düzenli bir gelir elde etmediği, davacının bunun dışında herhangi bir aylık ve gelirinin de bulunmadığı, 5510 sayılı Kanun’un 34. maddesinde öngörülen net asgari ücretin üzerinde gelir elde etmediğinden ölüm aylığı bağlanmasına yönelik kararın yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf nedenleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava davacıya oğlu …’dan ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci; 5510 sayılı Kanun’un 35/1-a maddeleri.
    3. Değerlendirme
    1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.