ÖZET: Başvuran, vefat eden babasından aldığı ölüm aylığının oranının %25 yerine %50 olarak düzeltilmesini talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın babasının vefat tarihi olan 22/12/1992 itibarıyla yürürlükte olan 2926 sayılı Kanun hükümlerine göre ölüm aylığı bağlandığını belirtmiştir. Bu kanuna göre, başvurana bağlanan aylığın oranı %25 olarak belirlenmiştir. Başvuran, 5510 sayılı Kanun’un 34. maddesine dayanarak %50 oranında aylık talep etmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, ölüm aylığı bağlanmasında belirli koşulların sağlanması gerektiğini vurgulamıştır. Başvuranın, babasının vefat tarihi itibarıyla hak sahibi olduğu ve bu nedenle 2926 sayılı Kanun’un hükümlerinin geçerli olduğu sonucuna varılmıştır. Başvuranın, 1993 yılında ölüm aylığı talep etmediği belirtilmiş olsa da, bu durumun hak kazanımını etkilemediği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın talebi, ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirildiğinde, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun işlemlerinde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. Başvurunun reddine karar verilmiştir ve bu karar, başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğ edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/52655-S.20.57617

BAŞVURU NO : 2020/4269

KARAR TARİHİ : 18/06/2020

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, ölüm aylığı oranının düzeltilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 03/03/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, müteveffa babasının tek hak sahibi olduğunu, bu kapsamda aldığı yetim

aylığının % 25 oranında değil % 50 oranında bağlanması gerektiğini belirterek, babasından dolayı aldığı yetim aylığı oranının düzeltilerek, eksik ödenen aylıkların tarafına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün

başvuru konusuna ilişkin 11/5/2020 tarihli ve sayılı yazısında özetle;

2.1) Sigortalıların hak sahiplerine ne oranda ölüm aylığı bağlanacağı hususunun, 5510 sayılı

Kanun’un 34. maddesinde ve aynı Kanun’un geçici birinci maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla

2926 sayılı Kanun’un 27. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlendiği,

2.2) Diğer taraftan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin geçici dördüncü maddesinin

ikinci fıkrası uyarınca, ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir ve aylık bağlanması ile bu gelir ve aylıkların durum değişikliği hallerinde artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce ölen sigortalılar için mülga

Kanun hükümleri, 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden sonra ölen sigortalılar için ise

Kanun hükümleri uygulanmakta iken 5/12/2017 tarihinde anılan fıkrada yapılan değişiklik ile

Kanun’un yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların Kanun’un geçici birinci maddesi kapsamında yer almayan hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki

Kanun hükümlerinin uygulanmaya başlanıldığı,

2.3) Bu açıklamalar doğrultusunda, 22/12/1992 tarihinden vefat eden

dolayı 16/2/2010 tarihli tahsis talebine istinaden 1/2/2010 (boşanma tarihini takip eden aybaşı) tarihinden itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlanan başvuran hakkında 2926 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu kapsamda mezkûr

Kanun’un 27. maddesi gereğince çocukların aylık oranı % 25 olarak belirlendiğinden başvurana bağlanan ölüm aylığının oranı ile ilgili Kurum işlemlerinde herhangi bir hatanın bulunmadığı,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine

başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5.

maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;

5.1) “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34. maddesinin birinci

fıkrasının (c) bendinde;

“Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının;

…

c) (b) bendinde belirtilen çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine % 50’si, …

oranında aylık bağlanır.”

5.2) “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı geçici

birinci maddesinin ikinci fıkrasında;

“17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.”

6) Mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar

Kanunu’nun, başvuranın babasının vefat ettiği 22/12/1992 tarihinde yürürlükte olan;

6.1) “Ölüm sigortasından aylık bağlama şartları” başlıklı 23. maddesinin birinci

fıkrasında;

“a) Ölüm tarihinde an az üç tam yıl sigorta primi ödemiş olan,

b) Malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken veya yazılı olarak istekte bulunup malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandıktan sonra ölen,

c) Bağlanmış bulunan malullük veya yaşlılık aylıkları kesilmiş iken ölen,

d) En az üç tam yıl sigorta primi ödemiş olanlardan 21 inci maddeye göre toptan ödeme isteğinde bulunmakla beraber toptan ödeme yapılmadan ölen,

Sigortalının hak sahiplerine yazılı istekleri üzerine aylık bağlanır.”

6.2) “Ölüm aylığının başlangıcı” başlıklı 25. maddesinde;

“Ölüm aylığının ödenmesine, sigortalının ölüm tarihini takip eden aybaşından başlanır.

Malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylığın ödenmesine, sigortalının hak kazandığı son 3 aylık dönemin sona erdiği tarihten başlanır.”

6.3) “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlıklı 27. maddesinin birinci

fıkrası ile ikinci fıkrasının (c) bendinde;

“Ölen sigortalının tahsis yapılmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlerde belirtilen oran ve şartlarda aylık bağlanır veya toptan ödeme yapılır.

Ölen sigortalının 24 üncü madde gereğince tespit edilecek aylığının veya 26 ncı madde gereğince yapılacak toptan ödeme tutarının;

…

c) 18 yaşını veya ortaöğrenim yapması halinde 20, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan erkek çocukları ile herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmayan veya buralardan aylık veya gelir almayan yaşları ne olursa olsun evli olmayan kız çocukların her birine %25’i, …

Aylık veya toptan ödeme şeklinde verilir.”

6.4) “Ölüm sigortasından bağlanan aylığın kesilmesi” başlıklı 28. maddesinin ikinci

fıkrasında;

“Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi işlerde çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takibeden dönem başından itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan sebebin son bulması halinde, bu tarihi takibeden aybaşından itibaren herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmamak veya buralardan aylık veya gelir almamak kaydıyla yeniden aylık bağlanır.”

6.5) “Hakkın düşmesi” başlıklı 59. maddesinde;

“Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, ölüm sigortası hakları, hakkı doğuran olay tarihinden başlayarak beş yıl içinde istenmezse düşer.

Ancak, beş yıl geçtikten sonra istekte bulunanların bu Kanunun 27 nci maddesine göre kazandıkları aylık hakları, istek tarihini takip eden ödeme dönemi başından başlanarak verilir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

7) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya

kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8) Başvuran, bir numaralı paragrafta da yer verildiği üzere müteveffa babası üzerinden

aldığı ölüm aylığı oranının % 50 olarak düzeltilmesini talep etmektedir.

9) Türk sosyal güvenlik sisteminde uzun vadeli sigorta kolları arasında yer alan ölüm

sigortasından yapılan yardımların amacı, ölen sigortalının geride kalan hak sahiplerine sosyal güvence sağlanmasıdır. Bu doğrultuda gerek 1/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı

Kanun gerekse bu Kanun’un 106. maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanun ile ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanılması öngörülen ölüm aylığı, bu amaca matuf temel sigorta yardımlarından birisidir.

10) Bununla birlikte, kanun koyucu hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanması için belirli

koşulların gerçekleşmiş olmasını aramaktadır. Nitekim ölüm sigortasından hak sahiplerine aylık tahsislerinde, öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmektedir. Bu durumun tespiti ise hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığının irdelenmesi ile ortaya çıkmaktadır. Böylece kanunun aradığı şartları tümüyle yerine getiren kişi, hak sahipliği sıfatını kazanmaktadır. Anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait şartlar da gerçekleşmişse ölüm aylığı bağlanmaktadır. (Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin; 7/4/2016 tarihli ve E: 2015/13458, K: 2016/5218 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr) Diğer taraftan başta ölüm aylığının tahsisi için gerçekleşmesi gereken şartlar olmak üzere, bağlanılacak aylık oranı konusunda da zaman içerisinde bazı yasal değişiklikler yapılmıştır. Bu durum ise gerek hak sahipliğine ve sigortalıya ilişkin şartların gerekse bağlanılacak ölüm aylığı oranının hangi mevzuat kapsamında ele alınacağı sorununu ortaya çıkarmıştır.

11) Bu noktada değinmek gerekirse, Yargıtay uygulamasında ölüm sigortasından aylık

tahsislerinde, genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması esası benimsenmiştir. Bu kabule göre sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmekte, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise yine hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler

çerçevesinde ele alınmaktadır. (Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin; 10/3/2015 tarihli ve E:

2014/23736, K: 2015/4243 sayılı; 8/3/2016 tarihli ve E: 2015/7782, K: 2016/2656; 5/3/2018 tarihli ve E: 2015/19249, K: 2018/1717 sayılı kararları. Kaynak: www.corpus.com.tr)

12) Diğer taraftan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanması için gerekli olan, sigortalıya

ilişkin şartlar ile hak sahipliğine ilişkin şartlar çoğu durumda farklı tarihlerde gerçekleştiğinden, sigortalının kız çocuklarının ne zaman hak sahibi oldukları konusu özel bir öneme sahiptir. Bu noktada ilgili yasal mevzuatta temel olarak kız çocuklarının ölüm aylığına hak kazanmaları, ölüm olayının gerçekleşmesi ve evli olmama şartlarının birlikte mevcut olmasına bağlı tutulmuştur. Bu yönüyle evli olmayan kız çocukları, sigortalının vefatı ile hak sahipliği sıfatını kazanmaktadır. Dolayısıyla kız çocukları açısından, hem sigortalının ölümü hem de evli olmama olgusunun bir arada gerçekleştiği tarih ölüm aylığına hak kazanıldığı tarih olarak kabul

edilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun; 28/5/2019 tarihli ve E: 2016/1789, K:

2019/612 sayılı; 14/6/2017 tarihli ve E: 2016/2140 K: 2017/1178 sayılı; 26/2/2016 tarihli ve E:

2015/21-831, K: 2016/201 sayılı kararları; Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin 10/3/2016 ve

E: 2015/11000, K: 2016/2809 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr)

13) Bu açıklamalar sonrasında somut olaya gelince 14/1/2010 tarihinde boşanan başvurana,

22/12/1992 tarihinde vefat eden babası dolayı 16/2/2010 tarihli tahsis talebi üzerine hangi kanun hükümlerine göre ölüm aylığı bağlanılacağının temel uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. Bu noktada başvuranın tahsis talebine istinaden, boşanma tarihini takip eden aybaşı olan 1/2/2010 tarihinden itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlandığı görülmektedir. Bu nedenle, uyuşmazlığın sigortalıya ilişkin koşullar ya da hak sahipliğine ilişkin koşullar yönünden olmadığı, bağlanılacak ölüm aylığının oranı konusunda düğümlendiği anlaşılmaktadır. Gerçekten de, Kurum başvurana 2926 sayılı

Kanun’un 27. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi kapsamında % 25 oranında ölüm aylığı bağlamış olmakla birlikte, başvuran 5510 sayılı Kanun’un 34. maddesinin birinci fıkrasının (c)

bendi kapsamında % 50 oranında aylık bağlanmasını talep etmektedir. Şu halde uyuşmazlığın çözümü için başvuranın, babasının vefat ettiği tarih itibarıyla ölüm aylığına hak kazanıp kazanmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Zira 5510 sayılı Kanun’un geçici birinci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 2926 sayılı Kanun’a göre hak kazanılan aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında da 2926 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.

14) Şu aşamada başvuranın babasının vefat ettiği 22/12/1992 tarihinde yürürlükte olan 2926

sayılı Kanun’un 27. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin, kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanması için herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmama veya buralardan aylık veya gelir almama ve evli olmama şartlarını aradığı görülmektedir. Bu noktada

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen belgelerden başvuranın, babasının ölüm tarihi itibarıyla herhangi bir çalışmasının bulunmadığı ve aynı zamanda evli olmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekten de başvuranın sigortalılık tescil ve hizmet kayıtlarının incelenmesinden ilk defa 29/9/2009 tarihinde 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışmaya başladığı, bu tarihten önce herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmasının bulunmadığı görülmektedir. Yine nüfus kayıt bilgilerinden, 25/8/1994 tarihinde evlendiği, 14/1/2010 tarihinde de boşandığı anlaşılmaktadır.

Şu halde sigortalıya ilişkin koşullarda bir ihtilafın bulunmadığı somut olayda, başvuranın babasının ölümü ile 2926 sayılı Kanun’un 27. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendindeki şartlara sahip olduğu, böylece babasından bağlanacak ölüm aylığı bakımından hak sahipliği sıfatını 22/12/1992 tarihinde kazandığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bununla birlikte dosya münderecatından, başvuranın 6/1/1993 tarihli dilekçesi ile ölüm aylığından yararlanmak istemediğini beyan ettiği görülmektedir. Ancak başvuranın hak sahibi olduğu ölüm aylığını talep etmemesinin, anılan tarihte ölüm aylığına hak kazanmadığı anlamına gelmediği değerlendirilmektedir. Nitekim 2926 sayılı Kanun’un 59. maddesinde yer alan ölüm sigortasından sağlanan hakların, hakkı doğuran olay tarihinden başlayarak beş yıllık süre içerisinde istenilmemesi durumunda düşeceği, bu tarihten sonra talepte bulunanlara ise talep tarihini takip eden ödeme dönemi başından itibaren aylıklarının ödeneceği yönündeki hüküm de, yazılı talep şartının hak sahipliğinin kazanılmasına ilişkin olmayıp ödemeye ilişkin olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle somut olayda uygulanması gereken yasal mevzuatın

2926 sayılı Kanun olduğu, böylece başvurana bağlanılacak ölüm aylığı oranının anılan Kanun

kapsamında belirlenmesi yönündeki Kurum işleminin yerinde olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

15) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; babasının ölüm tarihi itibarıyla

hak sahipliği sıfatını haiz olan başvurana, 5510 sayılı Kanun’un geçici birinci maddesi kapsamında yer alan ölüm aylığı oranının 2926 sayılı Kanun hükümlerince belirlenmesine yönelik Kurum işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının

başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle başvuranın talebinin reddine;

Kararın başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi