|
ÖZET: Başvuru, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu’na, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na yönelik olarak yapılmış ve 11 Nisan 2017 tarihinde sonuçlandırılmıştır. Başvuran, 2006 yılında vefat eden babasından ölüm aylığı talep etmiş, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bu talep reddedilmiştir. Başvuru süreci, ilgili mevzuat çerçevesinde incelenmiş ve başvurunun geçerli olduğu, idari yolların tüketildiği tespit edilmiştir.
Başvuran, babasının ölümünden sonra kendisine emekli maaşı bağlanması için gerekli şartların sağlandığını belirtmiş, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu, 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi uyarınca başvurusunu reddetmiştir. İlgili mevzuat, ölüm aylığına hak kazanma koşullarını belirlerken, başvuranın durumu bu çerçevede değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın durumu, 5434 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda incelenmiş ve başvurunun reddedilmesi yönünde karar verilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun hukuka uygunluğunu değerlendirirken, ilgili mevzuatın gerekliliklerine uygun hareket edilip edilmediğini göz önünde bulundurmuştur. Nihayetinde, başvuranın talebinin reddedilmesi, mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde uygun bulunmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 3084-3084 53878609- 101.07.05-E.
BAŞVURU NO : 2016/4799 2016/ 4799
KARAR TARİHİ : 11/04/2017
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Ölüm aylığı talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 07/11/2016 7.11.2016
I. USUL
A. Başvuru Süreci 1. Şikayet Başvurusu Kurumumuza e-başvuru yolu ile gönderilen ve 07/ 11/ 2016 tarih sayı ile kayıt altına alınan, gerçek kişiler için başvuru formu vasıtasıyla yapılmıştır . Şikayet başvurusunun karara bağlanması için 28/ 3/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve İmza Yetkileri Yönergesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, şikayetin incelenmesine ve araştırılmasına geçilmiş; incelenmesine ve araştırılmasına geçilmiş olup, 2016/ 4794 başvuru sayılı “Ret Karar Önerisi” yle
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
B. Ön İnceleme Süreci 2.Yapılan ön inceleme neticesinde, şikayet konusunun Kurumumuzun görev alanına girdiği, başvuranın menfaat ihlali koşulunu taşıdığı, idari başvuru yollarının tüketildiği, başvurunun süresinde yapıldığı ve diğer ön inceleme konularında da bir eksiklik bulunmadığı, bu nedenle başvurunun incelenmesine ve araştırılmasına engel bir durumun olmadığı tespit edilmiştir .
II. OLAY VE OLGULAR
A. Başvuranın Konu Hakkındaki Açıklamaları ve İddiaları
1 / 83. Şikayet başvurucusu , babası Zabıta Komiser Muavini Emeklisi
10/ 09/ 2006 tarihinde vefat ettiğini, 1993 yılında annesini kaybettiği için babasından kimseye emekli maaşı bağlanamadığını, kendisinin 2010 yılında eşinden ayrıldığını, Adnan Menderes Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmakta olduğunu, babasından kalan emeklilik maaşının tarafına bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumu Emekli Hizmetleri Genel
Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığına 23/ 08/ 2016 tarihinde yaptığı başvurunun 06/ 10/ 2016’da gönderilen yazıyla reddedildiğini belirterek babasından kalan emekli maaşının tarafına bağlanmasını talep etmektedir .
B. İdarenin Başvuru Konusuna İlişkin Açıklamaları 4. Şikayet konusunun çözümüne dayanak teşkil etmek üzere Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığından bilgi ve belge talep edilmiş olup, bahse konu idare, cevabi yazısında; 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi uyarınca Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı, 5.1. Yine 5510 sayılı Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; anılan Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağına hükmedildiği, 5.2. Buna göre 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi ile Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılı
Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre göreve başlayanlar hakkında maddenin belirlediği esaslar çerçevesinde, gerek emekliler ve sigortalılar, gerekse bunlardan hayatını kaybedenlerin hak sahipleri (dul ve yetimleri) hakkında, yürürlükten kaldırılsa dahi 5434 sayılı T .C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği, 5.3. Bu kapsamda maddede bahsi geçen 5434 sayılı Kanunun kız çocuklarına aylık bağlanmasını düzenleyen mülga 75 inci maddesinde düzenlendiğini buna göre “…Evlenme dolayısıyla aylığı kesilmiş olanlardan sonradan boşanan veya dul kalanların da eski aylıkları bağlanarak ödenir .
…
Ölüm tarihinde evli olmaları sebebiyle aylık bağlanmamış kız çocuklarından bilahare boşanan veya dul kalanlara da bu tarihleri takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır . Bu takdirde evvelce 68 inci madde gereğince ölüm tarihinde müstahak dul ve yetimlere bağlanmış olan aylıklarda; bu kere aylık bağlanan çocuk da nazara alınmak suretiyle gerekirse düzeltme yapılır .” hükmüne amir olduğu, 5.4. Anılan Kanunun mülga 99 uncu maddesinde; “Emekli, adi mâlüllük, vazife mâlüllüğü, dul ve yetim aylığı alanlardan; hiçbir şarta bağlı olmaksızın emeklilik hakkı tanınan vazifelere tayin edilenlerin, aylıklarının tamamı, bu vazifelere tayinleri tarihini takip eden ay başından itibaren kesilir . Ancak hayrat hademesinin aylıkları kesilmez ve kendilerine bu hizmetlerinden dolayı son hizmet zammı da yapılmaz .
…
Bu vazifelerden ayrılanların kesilen aylıklarının ayrıldıkları tarihi takip eden ay başından
2 / 8D. Kamu Denetçisi Özlem TUNÇAK’ ın İnceleme ve Araştırma Bulguları
7. Şikâyetin incelenmesi kapsamında; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından şikayet konusuna ilişkin olarak bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili idare Kurumumuzun bahse konu bilgi ve belge isteğine cevap vermişlerdir . Temin edilen bu bilgi ve belgeler ile ilgili mevzuat ve uygulamalar gözetilerek bu karar önerisi düzenlenmiştir .
II. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat 8. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği
Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” hükmü kural altına alınmıştır .
9. 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”, hükmü yer almaktadır .
10. 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında; “ Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır .” hükmü amirdir .
11. 5434 sayılı Kanunun kız çocuklarına aylık bağlanmasını düzenleyen mülga 75 inci maddesi; “Kendisinden aylık bağlanacak olanların ölümü tarihinde evli bulunmayan kız çocuklarına aylık bağlanır .” hükmünü amirdir .
12. 5434 sayılı Kanunun mülga 99 uncu maddesinde ; “Emekli, adi mâlüllük, vazife mâlüllüğü, dul ve yetim aylığı alanlardan; hiçbir şarta bağlı olmaksızın emeklilik hakkı tanınan vazifelere tayin edilenlerin, aylıklarının tamamı, bu vazifelere tayinleri tarihini takip eden ay başından itibaren kesilir . Ancak hayrat hademesinin aylıkları kesilmez ve kendilerine bu hizmetlerinden dolayı son hizmet zammı da yapılmaz .
…
Bu vazifelerden ayrılanların kesilen aylıklarının ayrıldıkları tarihi takip eden ay başından itibaren müstahak olmaları şartıyla ödenmesine başlanır .” hükmüne yer verilmiştir
4 / 8B. Şikayet Konusuna İlişkin Uygulamalar
13. Anayasa Mahkemesinin 17/ 11/ 1994 tarih ve E. 1991/ 13, K . 1992/ 10 Kararı :
“…TC . Emekli Sandığı’nın iştirakçileriyle ilgili olup, farklı sosyal güvenlik kuruluşları olan Sosyal
Sigortalar Kurumu ile Bağ-Kur iştirakçileri için değişik düzenlemeler yapılması bu üç sosyal güvenlik kuruluşu iştirakçilerinin farklı hukuksal durumda bulunmaları karşısında eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz . …” hükmü ile yasanın eşitlik ilkesini ihlal ettiği gerekçesi ile açtığı iptal davası red edilmiştir .
14. Danıştay 10 uncu Dairesi ise 15/ 10/ 1998 tarih ve E.1997/ 777, K .1998/ 4886 sayılı Kararında
“…Aktarılan yasal düzenlemelere göre Emekli Sandığından aylık almakta iken hiçbir şarta bağlı olmaksızın emeklilik hakkı tanınan vazifelere tayin edilenlerin aylıklarının tamamının kesilmesi gerekmektedir . …” demek suretiyle iştirakçi olarak göreve başlayan kız çocuğuna bağlanmış bulunan yetim aylığının kesilmesini yerinde bulmuştur .
D. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Başvuran, 3 numaralı paragrafta yer verilen başvurusunda özetle Emekli Sandığı emeklisi babası
’ dan kendisine yetim aylığı bağlanması talebiyle kurumumuza başvuruda bulunmuştur .
16. Uyuşmazlığın çözümü; hak sahibi olma koşullarının tespiti ve hangi durumlarda bağlanan ölüm aylığının kesildiğinin tespiti ve bu hususlarının hakkaniyete uygunluğunun araştırılması noktasında toplanmaktadır . Bunun için öncelikle başvuranın durumu mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir .
17. Ölüm aylığına hak kazanılmasında hakkı doğuran ilk koşul ölüm olayını meydana gelmesidir . Bu sebeple ölüm aylığı bağlanmasında sigortalının öldüğü tarihte yürürlükte olan mevzuat esas alınmaktadır . Öte yandan Anayasa Mahkemesinin, E .2006/ 111, K.2006/ 112 sayılı ve 15/ 02/ 2006 tarihli Kararında 5510 sayılı Kanunun devlet memurları ve diğer kamu görevlileri ile ilgili yasa maddelerini iptal etmesi sonucu 5510 sayılı Kanunun Geç . 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına
“Bu Kanunda aksine hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır .” hükmü getirilmiştir .
18. Bu düzenlemeden de anlaşılmaktadır ki 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren; 08/ 06/ 1949 tarih ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi iştirakçi statüsü devam edenler ile önceden kamu görevlisi iken çalışmaya ara vermiş ve daha sonra tekrar kamu görevlisi statüsünde 5510 sayılı Kanuna tabi çalışmaya başlamış kamu görevlileri için 5434 sayılı
Kanunun uygulanması esası benimsenmiştir .
19. Bu itibarla başvuruya esas ölüm aylığına hak kazanma şartlarının tespiti bakımından 5434 sayılı
Kanunun kız çocuklarına aylık bağlanmasını düzenleyen mülga 75 inci maddesine inceldiğimizde, kız çocuklarına aylık bağlanabilmesi için iştirakçinin ölümü tarihinde evli olmamalarını yeterli gördüğünü, ayrıca yaş ve öğrenim durumu ile ilgili bir şart aramadığını görüyoruz .
5 / 820. 5434 sayılı Kanunun 99 uncu maddesinde ise hangi hallerde aylığın kesileceği düzenlenmesi ile
iştirakçi durumuna geçenlerin aylıklarının kesileceği hüküm altına almıştır .
21. Ölüm, sosyal güvenlik sitemi içerisinde aileyi koruma birimi olarak esas almasının bir sonucu olarak ölüm olayının gerçekleşmesi ile geçimleri sigortalı tarafından sağlananalar bakımından güvence altına alınan gerçekleşmesi kesin bir risktir .
21.1 Kız çocukları bakımından ölüm aylığından yararlanma şartlarına, toplumu oluşturan her
kesimin hiçbir ayırım gözetmeksizin hayatın çeşitli sosyal risklerine karşı ekonomik güvence altına alarak yarın endişesinden kurtarma amacı gözetilerek ayrıcalıklar tanınmıştır . Gerçekten de ülkemizde kadınların işgücüne katılım oranlarının düşük olması, geride kalan kız çocukları bakımından değerlendirildiğinde, onları ekonomik güvencesizliğe ittiği gibi sosyal güvenlik sisteminin de dışında olması sonucunu doğuracaktır .
22.Sosyal güvenlik sistemleri sosyal koruma ilkesine binaen, sosyal yönden en fazla gereksinimleri olanları koruma, onları güvenceye kavuşturma ve bu kişilerin sosyal güvenlik şemsiyesi atında yaşamlarını sürdürmelerini amaçlanmaktadır .
22.1. Görüldüğü üzere, korunmak istenen menfaat kız çocuklarının sosyal güvenliği olup sosyal güvenlik sistemimiz kendi çalışması olmayan veya evlilik bağının kurulmasıyla kocasından dolayı sosyal güvenlik koruması kapsamına alınmayan kız çocuklarını yaş şartı aramaksızın, hak sahibi olarak değerlendirmiştir .
23. Bu itibarla yasa koyucunun amacı ölüm tarihinden önce geçimleri anne veya babaları tarafından sağlanan kız çocuklarının sosyal güvenliklerinin sağlanması ve devam ettirilmesidir . Kız çocuklarının kişilerin kendi çalışmalarından dolayı iştirakçi olmaları durumunda ise hak sahibi sıfatlarını kaybetmeleri, Anayasa Mahkemesinin 17/ 11/ 1994 tarih ve E . 1991/ 13, K. 1992/ 10 Kararı gereğince de eşitlik ilkesi bakımından aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir .
24. Gerçekten de anılan Karar; kız çocuklarının farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışma olması durumunda yetim aylığının kesilmemesinin eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği iddiasını değerlendirmiş “…TC . Emekli Sandığı’nın iştirakçileriyle ilgili olup, farklı sosyal güvenlik kuruluşları olan Sosyal Sigortalar Kurumu ile Bağ-Kur iştirakçileri için değişik düzenlemeler yapılması bu üç sosyal güvenlik kuruluşu iştirakçilerinin farklı hukuksal durumda bulunmaları karşısında eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz” hükmünü kurmuştur .
25. Danıştay 10 uncu Dairesi ise 15/ 10/ 1998 tarih ve E .1997/ 777, K.1998/ 4886 sayılı Kararında
“…Aktarılan yasal düzenlemelere göre Emekli Sandığından aylık almakta iken hiçbir şarta bağlı olmaksızın emeklilik hakkı tanınan vazifelere tayin edilenlerin aylıklarının tamamının kesilmesi gerekmektedir . …” demek suretiyle iştirakçi olarak göreve başlayan kız çocuğuna bağlanmış bulunan yetim aylığının kesilmesini yerinde bulmuştur .
25.1. 5510 sayılı Kanun ile de açıklanan bu yaklaşım sürdürülerek çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış, evli olmayan evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kız çocuklarına yaşlarına bakılmaksızın ölüm aylığı bağlanacağı hüküm altına alınmıştır . Buna göre başvurana ölüm aylığı bağlanıp bağlanmayacağının tespiti 5510 sayılı
Kanuna göre dahi yapılsa sonuç değişmeyecek idi . Sosyal güvenliğe ilişkin normların inşası ekonomik demografik ve toplumsal tespitlerin yapılması ile sosyal politikanın tezahürü ile gerçekleşmektedir . Kanun koyucunun aynı yaklaşımla kendi çalışması bulunan kız çocuklarının hak
6 / 8sahibi sıfatının kaybetmeleri de bu politikanın sonucudur .
26. Yukarıdaki açıklamalar ve dosya kapsamına göre; uyuşmazlığa konu mevzuat gereğince, başvuran 08/ 01/ 1997 tarihinde öğretmen olarak göreve başladığı halen 5510 sayılı
Kanunun 4/ 1-(c) maddesi kapsamında sigortalı sayılmasını gerekli kılacak şekilde emekli sicil numarası ile Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak çalışması olduğundan, başvuru konu idari işlemin hukuka aykırı olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .
D. İnsan Hakları Yönünden Değerlendirme 27. T .C. Anayasasının “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde ifadesini bulan kanun önünde eşitlik ilkesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13 üncü maddesindeki etkili başvuru hakkının ve 17 inci maddesindeki hakları kötüye kullanma yasağının ihlal edildiğine dair herhangi bir bulgu ve bilgiye rastlanmadığı gibi şikâyete konu olayda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları
Evrensel Beyannamesi ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinde yazılı ve güvence altına alınmış olan başkaca bir insan hakkı ihlalinin tespit edilemediği sonuç ve kanaatine varılmıştır .
E. İyi Yönetişim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 28. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir .
29. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi Yönetim
İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde “Kurumun, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözeteceği düzenlenmiştir . Söz konusu Yönetmelik hükmünde yer alan ilkelerin kaynağını teşkil eden Avrupa
Birliği Temel Haklar Şartının 41 inci maddesinde de iyi yönetim hakkından bahsedilmekte olup, benzer ilkelere Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen ” Avrupa Doğru İdari Davranış
Yasası’nda” da yer verilmiştir .
30. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı , ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir .
7 / 8IV. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT :
A. Dava Açma Süresinin Yeniden Başlaması :
31.14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, 21 inci maddesinin birinci fıkrası 6 / 6 uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi durumunda, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli Ret Kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır .
B. Yargı Yolu:
32. 2709 Sayılı 1982 Anayasası’nın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40’ıncı maddesinin ikinci fıkrasında, “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır .” hükmü yer almakta olup, 6328 sayılı Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesinde idari yargı yolu açıktır .
V. KARAR :
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre; ŞİKÂYETİN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi